90'LARIN HAK MÜCADELELERİ/ ESRA KOÇ
Barış için 1 Milyon İmza Yağdı
Doksanlı yılların karanlığı içinde faili meçhul cinayetler, gözaltında kayıplar olanca hızıyla sürerken ''teröristlere'' yataklık iddiası ile köyler boşaltılıyor, insanlar çoluk çocuk yaşlı genç yurtlarından edilerek Anadolu’nun dört bir tarafına gönderilerek dillerini bile konuşamadıkları yerlerde yaşamaya zorlanıyordu.
Her gün gazetelerden öldürülen asker ve gerilla haberlerini okurken dehşet içinde her evde bu acının bir gün kendi evlerinde de yaşanabileceği endişesi insanların yüreğini daraltıyordu. Ülkede her gün kan dökülüyor, bir savaş yaşanıyor ama savaşa savaş demek suç sayılıyordu.
ÖDP kuruluyor
Bu koşullarda; sosyalist, demokrat, feminist birçok kişi ve örgüt tek çarenin bir araya gelerek güçlü bir legal parti ile ülke çapında politik mücadele yapmak olduğu konusunda anlaşınca 1996 yılında Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) kuruldu.
ÖDP’nin önüne koyduğu en önemli hedef akan kanın durdurulması ve bu savaş haline son verecek bir ortamın oluşabilmesi için girişimde bulunmak oldu.
Kan akmaya devam ederken parlamentoda politika yapmanın, demokrasi, insan hakları mücadelesi vermenin, kadın özgürlüğü ve emekçi hakları için talepler yükselmenin kimseye bir faydası olmayacaktı.
Bağımsız kampanya
Öte yandan akan kanın durması talebinin çok yaygın bir talep olduğu gerçeği varken bu talebin sadece ÖDP çevresi ile sınırlamanın yanlış olacağını düşünerek ÖDP'den bağımsız bir kampanya yapmayı uygun bulduk. Böylece Barış İçin 1 Milyon İmza Girişimi doğdu.
Tüm ülkede bu çağrıya cevap vereceği düşünülen parti, sendika ve kitle örgütlerini dolaşan Girişim bu örgütlerden kampanyanın çalışanı olmalarını talep etti.
Kısa sürede Türkiye’nin dört bir tarafında Barış İçin Bir Milyon İmza Kampanyası’nın destekçileri ve imza toplayan çalışanları oluştu.
En geniş desteği sağlayabilmek için oluşturduğumuz çağrı metninin dilinin herkes tarafından anlaşılır ve kapsayıcı olmasına ve sadece tek bir hedefi olmasına dikkat ettik ve herkesi barış için bir imza vermeye çağırdık.
Karşılığını buluyor
Gerçekten de kampanya kısa sürede toplumdan karşılık buldu ve asker ailelerinden, subay eşlerinden, öğrencilerden, memurlardan, bilim insanlarından, esnaftan, işçilerden, doktorlar ve mühendislerden imzalar yağmaya başladı.
Bu kampanyanın bir çalışanı olarak itiraf etmeliyim ki böyle bir ilgi ve desteğe hazırlıklı değildik. Günler ve geceler boyu bir avuç gönüllü bir yandan gelen imzaları tasnif emek, dosyalamakla uğraşırken bir yandan da gelen telefonlara yanıt vermeye çalıştık.
Bir an önce Meclis'e
Bir milyon imza toplayıp bu imzaları TBMM ne götürmeyi ve parlamenterlerden halkın taleplerini dikkate almalarını hedeflemiştik. Birkaç ay içinde 600 bin imzaya ulaştık.
Bir yandan da ülkede genel seçim havasına girilmeye başlanmıştı. O nedenle barış talebinin bir an önce meclise iletilmesi ve seçimlerde bu talebin yaygın biçimde dile getirilmesinin sağlanması önemliydi.
Sonuçta kampanyayı bu sayıda kestik ve sembolik olarak meclise iletmeye karar verdik.
17 Mayıs 1997 de avukat Eşber Yağmurdereli başkanlığında bir heyetle 600.000 imzayı Meclis’e götürdük. İçişleri Bakanı Uluç Gürkan ve TBMM Başkanı Hikmet Çetin ile ayrı ayrı görüşerek halkın barış talebini dikkate almalarını istedik. (EK/BA)
"Tanıklık" yayında: Özlem duyulan 90’lar, bugünden daha mı iyiydi?
90'lar Türkiyesinde "Yabancı" Gazeteci Olmak
Sinema Yeni Bir "Dil" Keşfediyor
90'lar: Laz Kültür ve Kimlik Hareketinin Doğuşu
İşçi Sınıfının Ayağa Kalktığı Yıllar
Velev ki 90'lara Döndünüz...
1993'ten Kalan Devrim Fotoğrafı
90’lardan Ne Anladım?
Medyanın Görmediği Direniş: Ünaldı
Başka Bir Medya Mümkün Dediler...