Avukat Erdoğan, "Darbeciler suçu işledi ama sonrasında kurulan her iktidar darbeyle hesaplaşmadığı sürece onun mirasçısı olmuş sayılır. Devletin sonraki kadroları darbecilerin yaptığı pek çok şeye sahip çıktı" dedi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 12 Eylül darbesiyle ilgili yaptığı soruşturmanın ardından iddianame hazırlığında olduğu açıklandı.
12 Eylül mahkemelerinde de avukatlık yapmış olan, 78'liler Girişimi'nden Avukat Aydın Erdoğan, Darbeciler, sadece 'Anayasayı silah gücüyle değiştirmekle' suçlanırlarsa yargılama eksik kalır. İnsanlığa karşı işlenen suçlardan da yargılanmaları gerekiyor" dedi.
12 Eylül 1980 askeri darbesini gerçekleştirenlere yargı yolu, 12 Eylül 2010'daki referandumda, geçici 15'inci maddenin kaldırılmasıyla açılmıştı. Darbe mağdurları, Türkiye genelinde Eski Genelkurmay Başkanı Kenan Evren başta olmak üzere darbe sürecine katılanlar hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.
Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Hüseyin Görüşen, 6 Haziran'da Evren'in kaldığı lojmana giderek ifadesini almıştı. Evren'e de işkence ve ölümlerle ilgili soru sorulmadı. Savcıların "Pişman mısınız" sorusunu da "Pişman değilim. Ülkenin şartları yönetime el koymamızı gerektiriyordu" diye cevapladı.
Milli Güvenlik Kurulu'nun hayatta olan diğer üyesi emekli Orgeneral Tahsin Şahinkaya da 8 Haziran'da Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Fikret Seçen'e ifade verdi. Şahinkaya'ya da Evren'e sorulan soruların aynısı soruldu.
Savcılığın, o dönemde darbeye zemin hazırlayan birçok bürokratı, askeri ve yöneticiyi de mercek altına aldığı ifade edildi. İfade veren ve kimlikleri gizli tutulan kolluk güçlerinin, darbeyi ve sonrasında cezaevinde yapılan işkenceleri "emir komuta zincirine bağladıkları" açıklandı. Ekim ortasında tamamlanacağı belirtilen iddianamede, darbecilere "Anayasayı silah gücü ile ihlal etmek" ve "darbe yapmak" suçlamaları yöneltilecek.
Avukat Erdoğan, sorumluların yargılanmasıyla ilgili hukuki süreci ve nedenlerini şöyle anlattı:
* Darbecilerin işlediği suçlar, "insanlığa karşı işlenen suç" kapsamına girer. İnsanlığa karşı işlenen suçları soruşturma konusunda, devletin taahhütleri var, imzalanan uluslararası sözleşmeler var. 1982 Anayasası'nda yer alan, "darbecilerin yargılanmamasını" düzenleyen maddeler de insanlığa karşı işlenen suçlar söz konusu olduğunda bir anlam ifade etmiyor.
* Darbecilerin de darbecilerin yarattığı ortamda, cezaevlerinde, sorgulama merkezlerinde, işkence yapanların, ölümlerden sorumlu olanların, yukarıdan aşağıya kadar tamamının "insanlığa karşı işlenen suç" kapsamında yargılanması gerekiyor.
* Diyarbakır, Metris, Mamak cezaevlerinde işkenceye katılanların, onlara emir verenlerin, cezaevi komutanlarının, soruşturmalarda işkence yapanlar yargı önüne çıkmalı. Savcılık bu sonuca ulaşır mı bunu bilmiyorum ama demokratik bir ülkede olması gereken budur.
* Sadece Evren ile Şahinkaya'ya yönelik bir dava açılırsa bu eksik olur. Onlardan sonra kuvvet komutanı olanlar, sıkıyönetim komutanları, onların emriyle iş gören alt düzeydeki yetkililer, polis şefleri, emniyet müdürleri, emniyet genel müdürleri, bakanlar var. Bu suçların işlenmesine katkıda bulunan herkes sorumlu.
* Yaşamını yitirenleri geri getirmek mümkün değil. Ancak, gelecek nesillere geç de olsa gereken şeylerin yapılmış olduğunu göstermek gerekiyor. Yeniden bu suçların işlenmemesi için, bizim de yurttaşlar olarak başımız dik dolaşabilmemiz için sorumluların yargılanması gerekiyor.
* Sadece "Anayasayı silah gücüyle değiştirmekle" suçlanırlarsa yargılama eksik kalır. İnsanlığa karşı işlenen suçlardan da yargılanmaları gerekiyor.
* Darbeciler suçu işledi ama aradan geçen 31 yılda onca iktidar onca parlamenter, gazeteci, yazar, aydın geldi geçti. Hepsi bu konuda sorumluluk taşıyor. Devletin sonraki kadroları, darbecilerin yaptığı pek çok şeye sahip çıktı ve sahip çıkmaya da devam ediyor.
* 1983'teki seçimlerden sonra kurulmuş olan her iktidar darbenin mirasıyla hesaplaşmadığı sürece onun mirasçısı olmuş sayılırlar. İktidarlar darbeyi sorumlu tutarak kendilerini kurtarıyorlar. İnsanlığa karşı suçları halen devam ediyor olması, bütün iktidarların bütün parlamentoların ortak sorumluluğudur. (AS)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN