TESEVden Milletin Bölünmez Bütünlüğü

Kentel, Ahıska ve Genç 17 şehirde değişik profillerde 97 kişiyle devlet, ulus, Kemalizm, ırk, din, ordu, askerlik, siyasal partiler, AB, ABD, Ortadoğu, futbol, iş, ev, toplumsal cinsiyet, çocuk, beden gibi başlıklarla görüşerek milliyetçiliği sorguluyor.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
02 Temmuz 2007, Pazartesi
Türkiye'de milliyetçilik "yükselen", "alçalan", "dalgalanan" gibi sıfatlarla tartılıp duruyor. Kitapta da söylendiği gibi toplumsal ve siyasal çatışmalardaki temel ve hatta öldürücü bir motife dönüşen milliyetçiliğin yükselişi denen bu süreç daha incelemeci bir yaklaşımı hak ediyor. Dolayısıyla, tek bir tanıma, sıfata veya sonuca sığmıyor.

İşte TESEV'in (Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı) Demokratikleşme Programı'nın Algılar ve Zihniyet Yapıları adlı araştırma dizisinin dördüncü ve son kitabı Milletin Bölünmez Bütünlüğü- Demokratikleşme Sürecinde Parçalayan Milliyetçilik(ler) bunlardan söz ediyor.

Bu araştırma-kitap yukarıdan aşağıya giden ve devletin bir takım araçlarıyla kurduğu milliyetçilik ve bunun yarattığı bütünlük potasının, milyonların gittiği mitinglere, milliyetçilik adına yapılan şiddet eylemlerine karşın aslında ne kadar parçalı ve farklı saiklere sahip olduğunu anlatıyor.

Buradaki farklı kelimesi ise post-modern haller içinde tehlikesiz ve kendi halindelik anlamında kullanılmıyor tabii...

Dink'e ithaf

Araştırma-kitap geçtiğimiz ocak ayında öldürülen Agos gazetesi Genel Yayın yönetmeni Hrant Dink'e ithaf edilmiş ve başında "Hrant yaşıyor olsaydı bu kitabı başka şekilde okumak ve yazmak mümkün olacaktı" deniyor.

Bu bağlamda milliyetçilik adına hareket eden ve buna dayanan şiddetin siyasal, ekonomik, kültürel, sembolik, patriarkal tüm toplumsal elemanları da inceleniyor.

17 şehir ve "denek" denmeyen 97 kişi

Yazım süreciyle beraber iki yıl gibi çok da uzun olmayan bir zamanda şekillenen çalışmada niteliksel sosyal bilim yöntemlerinden derinlemesine görüşme ve grup tartışmaları saha araştırmasında kullanılmış. "Kullanılmış" dedim hata ettim zira kitapta 17 şehirde toplam sayıları 97'yi bulan değişik profillerdeki kişiye sosyal bilimler tabiri olan "denek" denmesine tepki gösterilmesi kitabın ruhuna da yansıyor.

Ve görüşmelerin sorgulayıcı, "deneyici" değil aktif katılımı hedefleyen ve kişilerin kendisini araştırmacı, araştırmacıların da kendini "denek" gibi hissedebilecekleri şekilde gerçekleştiğine dikkat çekiliyor.

Bu bağlamda sorular, devlet, ulus algısı, adapte olunan söylemler (devlet, okul, askerlik, medya vb); Türk (veya Kürt vb.) olmak; Kemalizm, çağdaşlık, ırk, din; Kurumlar; ordu, askerlik, siyasal partiler; Uluslararası ve ulusal ilişkisi; Avrupa Birliği (AB), Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İsrail, Arap ülkeleri; Ötekilik, kardeşlik algılamaları ve kurguları; Ekonomik algılamalar; İş hayatı; alt-üst ilişkileri; Medya izleme; Kültürel kodlar, örf, adet ve geleneklerle bağ; Futbol, taraftarlık; Ev hayatı; ev işleri, eşler arası, ebeveyn-çocuk ilişkileri; Kadın-erkek ilişkileri, toplumsal cinsiyet, cinsellik, eşcinsellik, beden; gibi konular ve alanlar ekseninde şekillenmiş.

Gündelik hayat basit değildir!

Türklüğün, Kürtlüğün, Müslümanlığın ve hatta erkekliğin sıradan ve gündelik olanının arkasına bakılmaya çalışılarak aslında çalışmanın kuramsal çerçevesinde etkili olan Fransız sosyolog Pierre Bourdieu'nün "sıradan olanın arkasına bakmak bilim yapmaktır" minvalli sözlerini hatırlatan bir yol izleniyor.

Bu noktada, gündelik hayat, strateji ve taktikler gibi kavramları genişleten Fransız sosyolog Michel De Certeaux kitabın kuramsal çerçevesinde çokça referans verilen diğer bir düşünür.

Yani bu kitabı okurken sosyolojinin zihin açıcı ufkunun gerekliliğini hatırlamamak ise işten değil.

"Bölünmez bütünlük" parçalıyor ve parçalanıyor

Araştırmada en güçlü analiz "vatan, millet, Sakarya" söyleminden hareket edenlerin bir yandan korudukları devlete alternatif bir güç yaratarak kendi devletlerinin altını oydukları ve kendi milletlerini böldükleri yönünde.

Yani küreselleşme sürecinde sınırları belli ulus-devletin ürettiği milliyetçilik paradoksal şekilde birlik bütünlük yerine toplumsal ve siyasal parçalanmaya yol açıyor.

Araştırma, ayrıca milliyetçilik ve patriyarka ilişkisi de ihmal edilmeyerek eril ve homofobik dilin hakimiyetine dikkat çekiyor.

"Türklüğün Binbir Hali" bölümünde de kendisine Türk ve çoğunlukla Müslüman diyenlerden "Ya tembeliz biz, tembel", "yüce bir ırkız", "birlik olamıyoruz","memleketimizin kıymetini bilmiyoruz" "dünyada birinci olabiliriz" gibi kendini yüceltme ve küçümseme arasında gidip gelen cümleler duyuyoruz.

"Tehlikeli Kürt" söylemi

Kürtlere ilişkin de dikkat çekici cümleler var: "hızlı çoğalıyorlar, haklarını verdik yine de susmuyorlar", "aslında hepsi terörist değil mi?" ve Antalya'da rantı paylaşma savaşlarında etnik cemaatleşme halleri ve Kürtlere yönelik artan düşmanlık ve "insanlar da dilini kullanabilmeli”, "Kürt, Laz olacağız ama ulus olduğumuz bileceğiz".(ZA/BA)

* Milletin Bölünmez Bütünlüğü- Demokratikleşme Sürecinde Parçalayan Milliyetçilik (ler), Ferhat Kentel, Meltem Ahıska ve Fırat Genç, TESEV Yayınları, Haziran 2007

*Kitabın tam metni TESEV web sitesi' nde.Kitabevlerine dağıtılmayan kitap TESEV merkezinden ücretsiz olarak edinilebilir.

BU HABERİ PAYLAŞIN
Bookmark and Share

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN