Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu'nun düzenlediği forumda konuşan TTB'den Fırat ve Topuzoğlu, su kaynaklarının kirlenmesinin getireceği sağlık risklerini vurguladı.
Tarih boyunca nehir veya ırmak kenarlarının yerleşim için
tercih edildiğini söyleyen Türk Tabipler Birliği'nden (TTB) Dr. Murat Fırat,
"Şu an İstanbul'un yerleşimi de, nüfusun artmasıyla birlikte suyun bol
olduğu kuzey kesimlere kayıyor" dedi.
Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu'nun Akatlar Mustafa Kemal Kültür Merkezi'nde düzenlediği forumda yer alan "Su ve Sağlık" panelinde konuşan Fırat, su kaynaklarında yaşanan kirlenmenin getirdiği risklere dikkat çekti.
İstanbul'a su taşıması beklenen Melen ve Ankara için de Kızılırmak projelerini örnek veren Fırat, "Bu ırmaklar yıllar boyunca çok kirletildi. Balıkların bile yaşayamayacağı hale getirildi" diye ekledi.
"Önce ormanlık alanlarda kaçak yapılaşmaya seyirci kalındı. Sonra, bozulan bu tarz orman arazilerinin satışı gündeme getirildi. Sonuç olarak da temiz hava kaynağı olan ormanların dolayısıyla da buradaki su havzaları tehdit altında kaldı."
Forumun diğer konuşmacısı Dr. Ahmet Topuzoğlu da, insani gelişmişlik kriterlerinden biri olan bebek ölümlerinin temiz suya erişimle ters orantılı olduğunu vurguladı.
Sahra altı Afrika'yı örnek veren Topuzoğlu, bebek ölüm oranında ilk sırada yer alan bu bölgede nüfusun yarısından azının temiz suya erişimi olduğunu belirtti.
Salgın hastalıkların suya erişim eksikliğiyle bağlantısına dikkat çeken Topuzoğlu, özellikle ishal hastalıklarının yaygınlaşması ve ölüme yol açmasının su kirliliğiyle ilişkisini vurguladı.
"Türkiye'de 750 bin ton tehlikeli atığın sadece 35-50 bin tonu bertaraf ediliyor. Geri kalanı nerde? Geri kalanını Tuzla'da gördük, ya toprağa ya da yer altı sularının çukurlarına boşaltılıyor."
Topuzoğlu, eski Çevre Bakanı Osman Pepe'nin "evsel ve sanayi atıklarının yüzde 70' inin denize ve doğaya bırakıldığını" söylediğini de hatırlattı.
Dünya Su Forumu'yla eş zamanlı olarak düzenlenen ve su kaynaklarının özelleştirilmesine karşı çıkan emek örgütlerini, meslek örgütlerini ve çevre örgütlerini bir araya getiren forum bugün sona erdi.
22 Mart'ta saat 11.00'da Beşiktaş İskelesi'nde bir basın açıklaması yapılacak.(SY/EÜ)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN