Türkiyenin gerçek istihdamı ve gerçek işsizliği de eksik gösterilmeye devam ediliyor. Resmi olarak geçen yılki yüzde 9.2den yüzde 8.8e inmiş görünen işsizlik oranını hiç de azalmadı, tersine yüzde 20ye yaklaşarak geçen yıla göre bir puan daha arttı.
Son yayınlanan (Mayıs 2006) bültene bakılırsa geçen yıl mayısta yüzde 9.2 olan işsizlik oranı bu yıl yüzde 8.8 olarak hesaplanmış. Türkiye ekonomisinin net 139 bin kişilik istihdam yaratabildiği son bir yıllık dönemde işsizlik oranındaki düşüş, çalışabilir yaştaki nüfusta 866 bin kişilik artış olmasına rağmen çalışmak isteyenlerin sayısının sadece 60 bin kişi artmasından kaynaklanmış. Son bir yılda işgücüne dahil olmayanların sayısı ise 805 bin kişi artmış.
Gerçek hayatta...
Garabet şurada. Türkiye'nin nüfusu küçük de olsa artıyor. Dolayısıyla çalışabilir yaştaki 15-64 yaş grubu da artıyor. Fakat her nasılsa, bu çalışabilir nüfusun içinde "işgücüyüm, iş bulursam çalışırım" diyenlerin sayısı artmıyor.
Daha doğrusu burada TÜİK, bir tanım oyunu ile, bu nüfusun içinden "işgücü" olanları eksik gösteriyor. Öyle olunca da, bütün işsizlik oranları filan da bu çarpık,eksik işgücü tanımından dolayı düşük gösterilmiş oluyor.
TÜİK, 15-64 yaş grubunda olup da iş aramaktan umudunu yitirdiğini bildirenleri, "ama iş olsa çalışırım" diyenleri işgücünden saymıyor. Bir de mevsimlik çalışanları da işgücünden saymıyor. Oysa bu iki kategorinin toplamı az buz değil.
Örneğin bunlar, Mayıs 2006'da 2 milyon 148 bin kişiyi buluyor. Yani açık işsiz sayılan 2 milyon 215 bin kişinin yüzde 98'i kadar. Bir de eksik istihdam edilenler var. Bunlar da iğreti işlerdeler, yani her an işsiz kalabilirler. Bunları da eklediğinizde, resmi olarak 2 milyon 215 bin olarak açıklanan işsiz sayısının gerçekte 5 milyon 341 bine çıktığını, resmi olan yüzde 8.8'lik işsizlik oranının da yüzde 19.9 olduğunu görüyorsunuz.
Böyle olunca, resmi olarak geçen yılki yüzde 9.2'den yüzde 8.8'e inmiş görünen işsizlik oranının hiç de azalmadığını, tersine yüzde 20'ye yaklaşarak geçen yıla göre de 1 puan daha arttığını görüyoruz.
TÜİK'in işsizlik konusundaki bu çarpık sunumu, sadece işgücünde kalmıyor, bu köylü kurnazlığı gelir dağılımı-yoksulluk göstergelerinde de sürüyor. Belki başka alanlarda da. Amaç ise kasıtlı. Türkiye'yi dış dünyaya, AB'ye daha "kucaklanabilir" göstermek. İç kamuoyundan da Türkiye gerçeklerini sayıların bileğini bükerek saklamak.
İşe yarar mı, yarayacak mı, bilmiyoruz ama mızrak çuvala pek sığmıyor işte... (MS/KÖ)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN