Madrid Kriterleri Ankarada Geçmiyor

İspanya hükümeti darbe diyen komutanlarını cezalandırdı. Türkiye, darbecilerini yargılamış değil. Prof. Dr. Üskül Hükümet yetkisini kullanmalı, yoksa yaratmalı; Yrd. Doç Dr. Uras, Darbe kültürü nedeniyle, askeri ve siyasi elitin avantajı var dedi.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
18 Ocak 2006, Çarşamba
İspanya hükümeti askeri müdahale ima eden komutanlarını görevden alıp cezalandırdı; Türkiye'deyse, "Silahlı kuvvetler kendini rejimin sahibi olarak görüyor" diyor Prof. Dr Zafer Üskül.

Üskül ve Yrd. Doç. Dr. Ufuk Uras, İspanya hükümetininki gibi bir tavrın neden Türkiye'de oluşmadığını bianet'e anlattı.

İspanya hükümeti, Katalonya bölgesinin geniş çaplı özerklik planını parlamentonun gündemine getirmesine karşı çıkarak "askeri müdahale" diyen Kara Kuvvetleri Komutanı General Jose Mena Aguado'yu görevden aldı.

Ardından, ülkede yayımlanan ABC gazetesi için bir makale yazan NATO'nun Brüksel'deki merkezinde görevli albay Fernando Abalo tutuklandı.

Planın onayı olasılığına dair "uyarı yapma zorunluluğu" hissettiğini söyleyen Mena, "Katalan özerk statüsünün parlamentoda onayı, ciddi sonuçlar yaratır. Askerler olarak anayasayı savunmayı şeref meselesi olarak görürüz. Statü, anayasal sınırları aşarsa, müdahale zorunda kalınır" demişti.

Albay Abalo da, yazısında General Mena'nın, Katalonya'nın özerklik statüsüyle ilgili sözlerinin "arkasında durmadığını söylemiş, bunu "utanç verici'"olarak nitelemişti.

Üskül: Siyasetçiler kendi yetkilerine sahip çıksın

Üskül, "Bir kamu görevlisinin görev alanının dışına çıkarak başkalarının yetkilerine müdahale etmesi suçtur" diyor.

"Anayasa, seçilmiş görevlilerle atanmış görevlilerin görev alanlarını belirler. Atanmışlar seçilmişlere bağlı olarak görevlerini yürütürler. Dünyada birçok ülke müdahale yapan ya da darbe girişiminde bulunan üniformalı kamu görevlileri hakkında yasal işlemler yaptılar."

Ancak, Türkiye'de yazılı olmayan kuralların işlediğini söyleyen Üskül, "Ordu, kendini cumhuriyetin bekçisi sayıyor. 'Cumhuriyetten sapılması' diye tanımladığı her şeye karşı durma görevini kendinde görüyor" diyor.

Üskül, bu durumun değişmesinin, her şeyden önce yasaların, zihniyetin değişmesine ve siyasetçilerin kendi yetkilerine sahip çıkmasına bağlı olduğuna dikkat çekiyor.

bianet'in görüşünü aldığı hukukçular, Türkiye'de, yetkisinin dışına çıkan, darbe tehdidinde bulunan askerlerin ancak Genel Kurmay Başkanlığı'nca görevden alınabileceğini, soruşturmadan, araştırmaya ve karar vermeye kadar, sürecin Genel Kurmay'ın yetkisi dahilinde olduğunu söylüyor.

Hukukçular, "Savunma Bakanlığı, ancak onay verebiliyor" diyorlar.

Üskül, "Hükümetin yetkisinin olması, eğer yoksa da yaratması gerek" diyor.

"Elini bağlayan yasa hükmü varsa, bunu değiştirmeliler; bu çoğunluğa sahipler. Eğer bunu yapmıyorlarsa, halkın verdiği yetkiyi -tam olarak kullanması gerekirken- buna sahip çıkmıyor demektir."

"Siyasetçilerin kendi yetkilerin sahip çıkması gerek. Çok kusurlu olduklarını düşünüyorum. Türkiye'de siyasetçiler bazı sorumlulukları askere ihale etmiştir. Böylece kendini sıyırmaya yönelmiştir."

Üskül, demokrasiyi sivilleştirmek için, mevcut hukuk düzeninde buna aykırı olan bütün kuralların ayıklanması gerektiğini söylüyor.

Bir başka gereklilik de, "zihniyetin değişmesi".

"Sivillerde askere başvurma geleneğinin değişmesi gerek. Bazı siviller, sorunu demokratik yollarla çözmek yerine askerin müdahalesini talep edebiliyorlar."

"Bir ülkede Anayasa'yı zor kullanarak yürürlükten kaldırdığınızda hakkınızda hiçbir işlem yapılamıyorsa, olağan döneme geçildiğinde siyasetçi işlenen suçların takibi için üzerine düşeni yapamıyorsa, bu zihniyeti değiştirmek mümkün olmayacaktır."

Uras: Siyasetçilerin yetkileri var, ama kullandıklarını görmedik

Ufuk Uras da, siyasetçilerin askeri bürokrasi üzerinde yetkilerinin olduğunu, "ama bunu uygulayacak siyasi iradenin olmadığını" söylüyor.

"Darbe yapanların yargılanması söz konusu olmadığı için, Türkiye'de İspanya benzeri bir teamül oluşmadı. Darbe kültürü nedeniyle, askeri ve siyasi elitin avantajı var. Egemen siyaset, halkın nasıl yönetileceği üzerine ihtilaflar çerçevesinde şekilleniyor.

"Örneğin Kemalist tarih yazımında, Türkiye tarihi, askeri bürokrasi çerçevesindeki farklı kanatların mücadelesi olarak algılanabiliyor."

"Anayasanın temel düzenini yıkmaya yönelik hareketlere karşı yaptırımlar siviller için geçerli; askerler için de geçerli olmalı" diyor Uras.

"Askeri bürokrasinin darbe, darbe tehdidi, siyaset üzerine deklarasyon alışkanlıkları süregeliyor. Askeri bürokrasiye siyaset yapma hakkı verilirse, siyaseti üniforma altında değil, siyasi partilerde yaptıklarını görebiliriz. Siyasetin sivilleşmesi Türkiye demokrasisinin önündeki en önemli hedeflerden biri olmalı." (TK)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN