Gazeteci-siyasetçi ilişkisi 1980 sonrası geliştiren, 2000'li yıllarda perçinlenen bir olgu değil miydi? CHP, hangi tarafta oldukları açık gazetecilerden bazılarını parti yönetimine aldı. Gazeteciler gazetecilikten uzaklaşacaklar partili olunca. Objektif olmadıkları önyargısıyla okunacak yazıları. O bedeli ödemeyi göze almış olmalılar. Siyasetin cazibesi, tarafsızlığın monotonluğuna galip gelmiş durumda.
Tarafsızlık çok da makbul bir haslet değil günümüzde.
Irak savaşındaki akredite gazetecilik uygulamasından, 'ya bendensin ya da düşmanımsın' anlayışının yaygınlaşmasından sonra, objektif gazeteciliğin de modası çoktan geçmiş gibi.
Bu nedenle hiç şaşmamak gerekir bazı gazetecilerin Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yönetimine de girmiş olmalarına. Neden olmasın?
Hem zaten bu gazeteci-siyasetçi ilişkisi 1980 sonrası Türkiye'de içiçeliğini geliştiren bir olgu değil miydi? Turgut Özal'ın, Tansu Çiller'in gazetecileri kendilerini hiç gizlemediler ki. Gerektiğinde kuryelik de yaptılar gazetecilik de. O zaman biraz garipsenirdi.
2000 li yıllar gazeteci siyasetçi yakınlığını perçinledi.
Şimdi de CHP bir açılım yapmış oldu. Görünür olan gazetecilerden bazılarını resmen parti yönetimine almış oldu.
Onlar yönetime girmeseler de gazetelerinde ve televizyon programlarında hangi tarafta oldukları açıkca belli olan kişilerdi. Cesur davranmışlar. Diğer kanatta olanlara da örnek teşkil eder, yollarını açarlar.
Bundan sonra gazetecilik yapıp yapmayacakları da o kadar üzerinde konuşulacak bir konu olmamalı. Kendi seçimleri. Türkiye bölünmüş bir toplum olarak yaşamını sürdürüyor pekâlâ.
Bu gazetecilerin CHP yönetimine girmiş olmalarının bu bölünmüşlükle çok ilgili olduğu geliyor akla.
Daha önceki dönemlerde iktidara yakın gazetecilerin yanı sıra iktidarlar diğer gazetecilere de eşit mesafede durmaya iyi kötü özen gösterilirdi.
Bugün özen gösteriliyormuş gibi bile yapılmıyor. Belli gazete ve gazetecilere iktidar tarafından açıktan ayrımcılık yapılıyor. Hal böyle olunca onlar da saflarını daha net belirlemek durumunda kalmış olabilirler.
Kaldı ki bilim dünyasının da bilimsel bir tarafsızlığı koruması gerekmez mi? Hâlbuki onlara karşı pek bir eleştiri duyulmaz. Bir siyasi partide ne kadar çok sayıda bilim insanı varsa o kadar makbul sayılıyor o parti. Davet üstüne davet alıyorlar partilerden. Partili olunca da bilim dünyasından uzaklaşıyorlar tabii ki.
Gazeteciler de gazetecilikten uzaklaşacaklar partili olunca.
Bu denli açık taraf olmaları, bundan sonra yazacaklarının inandırıcılığı konusunda mutlaka tereddüt uyandıracaktır. Objektif olmadıkları önyargısıyla okunur artık yazıları. O bedeli ödemeyi göze almış olmalılar.
Siyasetin cazibesi, tarafsızlığın monotonluğuna galip gelmiş durumda. (SE/BB)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN