Göç Hikayeleri Kitaplaştı

Bilgi Üniversitesi’nde Göç-Der tarafından hazırlanan Türkiye’deki zorunlu göç mağdurlarını anlatan “Göç Hikayeleri” adlı kitap tanıtıldı. "Amaç kamuoyu oluşturmak, çözüm yolları aramak ve bu travmaların bellekte tutulmasını sağlamak."

İstanbul - BİA Haber Merkezi
18 Haziran 2008, Çarşamba

Göç Edenler Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği (Göç-Der) ile Bilgi Üniversitesi Göç Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin ortaklaşa düzenledikleri kitap tanıtımı toplantısında, Göç Hikayeleri Sözlü Tarih Proje Ekibi’nin ailelerle bire bir yapılan görüşmeler sonucu ortaya çıkarttıkları ve 11 hikayeden oluşan kitap basına tanıtıldı.

Kitap, 1984 zorunlu göçle başlayan süreçte  Doğu ve Güneydoğu Anadolunun  farklı 13 ilinden İstanbul’a göçmek zorunda kalmış 50 ailenin göç öncesi, göç süreci ve göç sonrası yaşadıkları zorlukları anlatıyor.

Bellek yaratmak

Kitap tanıtımının açılış konuşmasını yapan Göç-Der Başkanı Şefika Gürbüz “Yaşanan çok fazla travma var, biz bunların unutulmasından endişeliyiz. Bu yaşananların yazılı hale gelmesi tarihe tanıklık etmesini sağlayacak. Halkların asimilasyona uğramadan entegrasyonuna karşı değiliz, bir halkı inkar eden, yok sayan asimilasyona karşıyız" dedi.

"1990 sonrası göçle birlikte sadece demografik yapıda değişiklikler olmadı, sosyal, siyasi ve kültürel yaşamda da değişimler gözlendi. Bu çalışmayı yapmamızdaki amaç kamuoyu oluşturmak, çözüm yolları aramak ve bu travmaların bellekte tutulmasını sağlamak. Bu hikayeler belki empati kurmanın bir yolu olacak.”

"Ya koruyucu ol ya terk et"

Göç-Der Yönetim Kurulu Sekreteri ve proje koordinatörü İlhan Bal, 1984 sonrasında Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaşayan Kürtlere “ya koruyucu ol ya da terk et” denerek göç edenlere  tercih hakkı tanınmadığını söyledi.

Bal, zorla göç ettirilen insanların ailesinden birini kaybetmiş, toprağını bırakmış olarak kentlere eksik, kimliksiz ve öfkeli gelerek gecekondulara yerleştiklerini belirtti.

"Toplumdaki bütün kötülüklerin kaynağının göç edenler olduğu" önyargısının gerçeği görmemek olduğunu söyleyen Bal, "bu olguyu bir terör sorunu olarak görmek kolaya kaçmaktır" dedi.

"Medya duyarsız"

Proje Danışmanı Bahar Öcal Düzgören, zorunlu göçün kitlesel bir travma yaratarak 3-4 kuşak sürdüğünü söyledi..Düzgören, medyanın zorunlu göç ile ilgili üzerine düşeni yapmadığını ve gücünü iktidarın bir parçası olmaya adadığına dikkat çekerek Göç-Der’in medyanın yapması gerekeni yaptığını da sözlerine ekledi.(NV/CU/EÜ)

 

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN