M. SÜTLAŞ'tan

Normal ya da Sezaryen: Doğum Tartışmasında Sorulmayan Sorular

Şimdi bir hastanedeki doğumların neredeyse yarısı sezaryenle yapılıyor. Sağlık Bakanlığı’nın da Dünya Sağlık Örgütü'nün de bu yöndeki öneri ve kararları “sağlığın ticarileşmesi”nin doğurduğu artış yüzünden. Ama bunu onlar yaptı!

İstanbul - BİA Haber Merkezi
03 Ekim 2008, Cuma

Son günlerde “sezaryen” konusunda Sağlık Bakanlığı ve kadın doğumcular iki karşı taraf ve medya önünde tartışıyorlar. Bakanlık artan gider ve maliyetleri nedeniyle sayının azaltılmasını istiyor. Hekimler ise uygulamaya konulması düşünülen ve ödemeyle ilgili konulardan rahatsızlar ve düzenlemelere karşılar.

Yani "kasap et derdinde, koyun can derdinde"den çok, “kasap da, celep de paranın derdinde” türünden bir tartışma bu.
“Koyun” ne yazık ki kendi canının derdinde olamıyor günümüzde!

* * *

Otuz yıl önce tıp fakültesindeyken doğumun normal, fizyolojik bir olay olduğu, hekimin nezaret ettiği, “normal” biçimde gerçekleşemediğinde seçeneklerden birinin de, “sezaryen” olduğu anlatılmıştı.

Bunun “gerek ve yeter” koşulları sıralanmış, bunlar dışındaki nedenlerin “yapay” ve “etik dışı” olduğu söylenmişti. Her tür müdahalede olduğu gibi bunun da riskleri söz konusuydu. Gereksiz uygulanırsa harcanacak kaynağı, zamanı ve emeği  arttıracağı, bunlardan olabildiğince uzak durulması anlatılmıştı.

Diğer yandan o zaman “hasta hakları” falan bilinen konular değildi. “Hastanın gereksinimi” ve “tıbbın gerekleri” belirleyiciydi, seçimleri ve tercihleri ise yalnız “bunun karşılığında ödediği ilave bir şey varsa” dikkate alınırdı. O da çok küçük bir kesim için geçerliydi.

Bir sezaryen 1,5-2 saat sürer, oysa doğum anında hastanın yanında hekimin toplam bulunma süresi 10-15 dakikayı geçmez. Doktorlar o nedenle bu tür durumlar çıkmasını istemez, ölçütleri katı bir şekilde uygularlardı. Asıl olarak gerçekten yapılması gerekenler yapılırdı. Bu noktalarda bugün de büyük oranda bir değişiklik söz konusu değil.

* * *

Şimdi bir hastanedeki doğumların neredeyse yarısı sezaryenle yapılıyor. Sağlık Bakanlığı’nın da Dünya Sağlık Örgütü'nün de bu yöndeki öneri ve kararları “sağlığın ticarileşmesi”nin doğurduğu artış yüzünden. Ama bunu onlar yaptı!

Geçmiş yıllardaki tartışmalarda da aynı durum dikkat çekiyor: Sağlık kurumları ve hekimlerin kazançları için uygulanan “performans” sayılardaki değişimin temel unsuru olmuş. Sağlık Bakanlığı’nın uyarı ve dikkatleri de hep bu ödemelere dönük.

Haber ve tartışmalarda şu soruların yanıtlarının yokluğu da bunu kanıtlıyor:

  • Gebeliklerin ne kadarı bir sağlık kurumu ya da görevlisi tarafından izleniyor; bunların ne kadarı evde, ne kadarı sağlık kurumunda gerçekleşiyor; sağlık kurumlarının ne kadarı özel ya da kamu sağlık kurumu; bu doğumların ne kadarı normal ne kadarı sezaryenle yapılmış; bunların tıbbi nedenleri geçerli ve doğru mu, oranı ne kadar;
  • Doğuranların sağlık güvenceleri var mı; tüm bunların bölge, yerleşim yeri ve zaman içindeki değişimleri; sezaryen olgularının dağılımının oradaki kadın doğum uzmanı sayısıyla ilişkisi var mı; 
  • Yaşanan komplikasyonlar ve tıbbi hataların oranı; tüm bu oranlarda zaman içindeki değişimler, anne ve eşlerinin yeterli bir şekilde bilgilendirilip, bilgilendirilmediği, aydınlatılmış onamlarının olup olmadığı...

Bu soruların yanıtlarının verilmediği her tartışmanın “kasapla celebin çıkar kavgası” olduğu unutulmamalı.

* * *

Son söz:

Sağlık hizmeti bir haktır. Gereksinim olarak ortaya çıktığı  her durumda, ilgili hizmetlere eksiksiz bir şekilde ulaşılmalıdır.

Uygulama ancak tıbbi kural ve ilkeler çerçevesinde gerçekleştirilmeli, başka hiçbir gerekçe, etken, neden bu uygulamaları belirleyip, ortadan kaldırmamalıdır.(MS/EÜ)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN