Pozitif Yaşam Derneği, hak ihlalleri raporunun üçüncüsünü yayınladı ancak konu medyada yer bulamadı. Rapor medyanın yol açtığı ihlalleri de gösteriyor.
Pozitif Yaşam Derneği (PYD) ilkini 2007 yılında yayınladığı "Hak İhlalleri Raporları"nın üçüncüsünü geçen hafta içinde yayınladı ve medya aracılığıyla kamuoyuna sundu. Halen derneğin sitesinden de raporun tümüne ulaşılabiliyor.
Raporun bana ulaştığı tarihten sonra iletişim organlarında söz konusu rapora dair ciddi bir yayınla karşılaşmadım. Başka bir deyişle "1 Aralık Dünya AIDS Günü"nde dile getirilen "HIV'e Pozitif Bak"ılmasıyla ilgili talebe henüz uygulamada yanıt verilmiş değil. Hâla "Pozitif Bak"ılmıyor!
PYD'nin bu üçüncü raporu Ağustos 2008-Aralık 2009 tarihleri arasında PYD Pozitif Yasam Destek Merkezi'ne yapılan başvurularla, gerek ana akım gerek yerel görsel ve yazılı medyada yer alan HIV/AIDS ile ilgili haberlerde rastlanan "ayrımcılık ve hak ihlâlleriyle", yine medyada sergilenen ve kişilerin mağduriyetlerine neden olan örnekleri kapsıyor.
Kuşkusuz raporda dile getirilenler, bu konuda ülkede yaşanan "tüm hak ihlâlleri" değil. Ancak en azından konuları ve ihlâl biçimleri itibariyle çok önemli bilgiler sunuyor. Burada önemli bir nokta da "medyanın neden olduğu ya da bizzat yol açtığı ihlâllerin" burada gösterilmesi.
* * *
Çalışma PYD içinde Eylül 2008'den bu yana süren "Hukuk Poliklinikleri Projesi"yle, yine dernekçe ortaklaşa yürütülen "HIV ile Yasayan Bireyler İçin Destek Hizmetlerinin Yaygınlaştırılması - Anadolu Projesi"nden elde edilen bilgilerden oluşturulmuş.
Sağlıkçılar, hukukçular ve medya başta olmak üzere, özellikle de "kamu otoritesiyle, sorumlu ve yetkililerin" çok iyi okumaları ve önemle üzerinde durmaları gereken bu raporda öne çıkan kimi noktalar şunlar:
* Raporda toplam olarak "85" hak ihlâli ve mağdur yer alıyor. Bunların 72'si doğrudan bildirilen ve 13'ü ise medya aracılığıyla haberdar olunanlardan oluşuyor. Rapora göre HIV ile yasayanların en fazla ihlâle uğradıkları alan ne yazık ki "sağlık" olarak işaret edilmiş. Sağlık kuruluşlarına başvuranların "28"i "sağlık ve hasta hakları ihlâlleri" ile karşılaşmış.
* HIV tanısı aldıktan sonra çalıştıkları işyerlerinde "tehdit ve taciz altında kalan, dışlanan ve hak ihlâllerine uğrayanların" sayısı ise rapor içinde yer alan örneklerin "20" sini oluşturuyor. "Sosyal çevre ve aile içinde dışlanan ve hak ihlâllerine uğradığını" belirten kişilerin sayısı ise "16". "Bilgilerin gizliliği, mahremiyet haklarının korunmaması ve kişiyi deşifre eden, yanlış mesajlar içeren haberler" yoluyla medyanın ihlâline uğrayan HIV ile yasayan sayısı ise toplam 85 örneğin içinde "13" olmuş. "Kamu kurumlarında çalışan ya da hizmet alan ve buralarda hak ihlâllerine maruz kalanların" sayısı ise "8".
* Buna göre raporda yer alan ihlâller arasında da şunlar var: "Özel Hayatın ve Tıbbi Verilerin Gizliliği Hakkının İhlali" (50 olgu); "Tedavi / Sağlık Hakkının Engellenmesi" (28 Olgu); "Ayrımcılık Yasağının İhlali" (20 Olgu); "Çalısma Hakkının Engellenmesi" (19 Olgu); "Tıbbi Özen Gösterilmesinin İhlali", "Mesleki Standartlara Aykırılık", "Tıbbi Gereklere Uygun Teshis, Tedavi ve Bakım Yükümlülüğünün İhlali" (16 Olgu); "Sosyal Güvenlik Hakkının Engellenmesi"(11 Olgu); "Adil Yargılanma ve Etkin İç Hukuk Yoluna Başvuru Hakkının İhlali" (9 Olgu); "Evlenme Hakkının Engellenmesi" (4 Olgu); "Hastanın Rızası ve İzninin Alınmasının İhlali" (2 Olgu); "Onur Kırıcı Muameleye Maruz Kalma"; "Seyahat Hakkının Engellenmesi"; "Mülkiyet Hakkının Engellenmesi"; (1'er Olgu). Tüm raporda yer alan toplam hak ihlâli sayısı ise "162".
Çalışma içinde ortaya konulan HIV ile yasayan kişilerin maruz kaldıkları hak ihlâlleri yalnızca Anayasa, Türk Ceza Kanunu (TCK), Hasta Hakları Yönetmeliği (HHY) ve Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi gibi ulusal mevzuat bakımından değil uluslararası sözleşmelere de aykırı tutum ve davranışlardan kaynaklanıyor.
Rapor bunları da ortaya koymuş: İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi (İHEB), Avrupa İnsan Hakları Sözlesmesi (AİHS), BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözlesmesi (ESKHS), Kadınlara Karsı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözlesmesi (CEDAW) Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması (Biyotıp) Sözleşmesi bunlar arasında yer alıyor.
"Yargıya taşınan ve takibi süren" olgulara karşın ihlâllerin sürüyor olması bir olumsuzluk. Medyada yer alan hak ihlalleri ile ilgili ihlali yapan basın kurumu hakkında Basın Konseyi'ne şikayet edilmesi ise önemli.
Hak arama bilincinin gelişmesi, somut saptamaların ve başvuruların olması önemli gelişmeler. Emeği olanlara teşekkür etmek gerekiyor. Tabii bu teşekkürü "hakları ihlâl etmeyerek" yapmak gerekiyor. (MS/EÜ)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN