Kadınların Doğurganlığını Seçtiği Bir Dünya

Willow Vakfının düzenlediği Üreme Hakları ve Sağlığı Projesi sempozyumuna katılan Dr. Demet Güral, 1960da başlayan nüfus planlanmasının, 70-80li yıllarda aile planlaması, günümüzde ise üreme sağlığı adıyla anıldığını söylüyor.

şanlıurfa - Uçan süpürge
03 Ocak 2006, Salı
Dr. Demet Güral: "Kadınların doğurganlıklarını kendilerinin seçebildiği bir dünya hedefliyoruz. Bedenimiz bize ait" diyor.

Willow Vakfı'nın düzenlediği "Üreme Hakları ve Sağlığı Projesi" Sempozyumunda konuşan Dr. Demet Güral, 1960'da başlayan nüfus planlanmasının, 70-80'li yıllarda aile planlaması, günümüzde ise üreme sağlığı adıyla anıldığını belirtti:

"Kadınların doğurganlıklarını kendilerinin seçebildiği bir dünya hedefliyoruz. Bedenimiz bize ait; herkes kendi bedenini kullanma iradesine sahiptir, özgürdür. Kimse baskı uygulayamaz."

Kadın bedeni üzerinden korunma yöntemi

Sempozyumda, özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde kadın doğurgan olduğu sürece dişi olarak kabul edildiğine vurgu yapıldı.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde kadınların, kendi bedeni üzerinde karar alma hakkına sahip olamadığı ve çocuğun kadının uzantısı olarak görüldüğü belirtildi.

Korunma yöntemlerinin kadın bedeni üzerinden yapıldığına dikkat çekilen sempozyumda, üreme hakları ve cinsel haklar konusunda toplumun bilinçlendirilmesi gerektiği açıklandı.

Arın: Kadının cinsel hakları

İnsan Hakları Kapsamında Üreme Hakları ve Cinsel Haklar üzerine bir sunuş yapan Av. Canan Arın ise Türk Ceza Yasası'nda konu ile ilgili maddeler hakkında bilgi verdi.

Arın, üreme hakları konusunda müracaat eden her kişinin, bilgilenme, ulaşabilme, seçme, güven duyma, mahremiyet, gizlilik, onurun korunması, rahatlık, hizmette süreklilik, görüş bildirme haklarına sahip olduğunu vurguladı.

Daha sonra grupların yaptığı vaka çalışmasıyla bu hakların nasıl kullanıldığı ve nasıl ihlal edildiği konusunda değerlendirmeler yapıldı.

Üreme Sağlığı projesi

Willows Vakfı'nın, 1998 yılından beri sürdürdüğü "Üreme Hakları ve Sağlığı Projesi" kapsamında, Türkiye'de çok fazla sayıda kadına ulaşmak isteniyor.

Bu amaçla düzenlenen sempozyumların üçüncüsü de, 22 Aralık 2005 tarihinde çeşitli illerden gelen aktivist kadınların katılımıyla İstanbul'da yapıldı.

Kadınların üreme haklarından haberdar olmalarını, en doğru ve en güncel bilgilere ulaşabilmelerini sağlamak üzere yürütülen projeyle, bölgelerden seçilen kadınlara eğitimler veriliyor. Ev ziyaretleri ile bilgi aktarımı yapılan kadınlar, sağlık kurumlarına yönlendiriliyor.

Projenin diğer bir amacı ise kadınları meme kanseri, rahim ağzı kanseri gibi konularda bilgilendirerek erken teşhisin önemini anlatmak. (GS/AD)

BU HABERİ PAYLAŞIN
Bookmark and Share

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN