Başka Kadınların Acıları...

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde dayak yemeyen kadınlar, sürekli dayak yediği halde gidecek yerleri olmadığı için dayağa katlandıklarını; sakat olmayanlar sakatları; Türk kadınlar, Ermeni, Rum, Yahudi ya da Kürt kadınları düşünse... Anlamaya çalışsa...

İstanbul - BİA Haber Merkezi
05 Mart 2005, Cumartesi
Bazı kadınlar harıl harıl Dünya Kadınlar Günü'nü kutlamaya hazırlanıyor. Hemen tüm kadın örgütlerinden arkadaşlarımdan biliyorum ki herkes heyecanlı.

Ama en heyecanlı olanlar Lambdalı kadınlar.

"Bu yıl Dünya Kadınlar Günü'nde ilk kez lezbiyen, biseksüel, travesti ve transseksüel kadınlar olarak Lambdaistanbul pankartı altında yürüyeceğiz," diye duyurulara çoktan başladılar.

Buluşma yeri, 5 Mart Cumartesi günü saat 12.30'da Haydarpaşa Numune Hastanesi önü.

Lezbiyen bir Biamag okurundan gelen, yürek paralayıcı bir mektup yüzünden, sadece ve özellikle Lambdalı kadınların buluşma yerlerini belirttim.

"Düşünün!" diyor. "Kendimi bildim bileli bir kadını okşamayı hayal ettim ben. Şimdi beni bir erkekle ömür boyu işkenceye mahkûm ediyorlar." "Düşünün!" diyor tekrar, "Ben yaşayabilir miyim bu durumda?"

Sakat olarak yaşadıklarımın onu anlamamı sağlayacağına inanıyor. Ama yardım istemiyor. Çünkü kendisine kimsenin yardım edebileceğine inanmıyor. Yalnız ya da yanlış olmadığını bilmiyor.

Bazılarımızın 8 Mart heyecanı yaşadığı şu günlerde, bazı kadınlar da sonda derdinde.

"SSK'dan bin bir zahmetle aldığımız kendinden jelli kateter sondalar SSK'nın Sağlık Bakanlığına devri akabinde bir muammaya dönüştü. Hastanenin malzeme servisi eczanelere, eczaneler hastanelere yönlendiriyor. Kimse bir şey bilmiyor. Bu sorunun çözümü hangi mercide? Bunlar kararname veya her nerde bir hüküm mevcutsa okuyup öğrenene kadar biz çişimizi tutacak mıyız? Bu ne aymazlık? Zaten zor olan yaşam koşullarımıza yeni bir zorluk ekleyip sağlığımızla oynamaya ne kadar devam edecekler?" diye soruyor İstanbul'dan Teslime Tablacı.

Sonda, tekerlekli sandalyede yaşayan insanların yaşamları için gerekli, temel ihtiyaçlarından biri.

Bugün Zeytinburnu'na gittim, sokakta bazı kadınlara 8 Mart'ı sordum. "O ne?" dediler. "Dünya Kadınlar Günü," dedim. "Biz kadın değiliz ki kızım, biz köleyiz!" dedi, benimle aynı yaşta olması muhtemel, ama yoksulluğun erken yaşlandırdığı kadınlardan biri.

Bu 8 Mart vesilesiyle başka kadınların acılarına bakmayı deneyelim. Hangi acıları bazı kadınlara kadın olarak yaşadıklarının farkına varmasını engelliyor, merak edelim.

Neden bazı kadınlar için hala 8 Mart bir anlam ifade etmiyor, düşünelim. "Kadın bakışı" lafını "feminist bakışı" diye değiştirelim artık.

Kadın, ama hangi kadın?

Farklılıklarımızı konuşmak kadın hareketini bölüyor kimine göre, yıllardır konuşmamızı istemeyen çoğunluğun dediği olmasına rağmen bir türlü çoğalamadık işte.

Farklılıklarımızla birlikte var olmanın yollarını aramayı denelim. Bu hiç yapılmıyor değil elbette ama yetersiz. En azından benim için. Çünkü hala sakat kadınlar yok kadın hareketi içinde.

Feminist sakatist bir kadın olarak, 29-30 Nisan tarihlerinde Kocaeli'nde gerçekleştirilecek "Engelli Kadınların Sorunları ve Çözümleri Sempozyumu"na biamag okurlarını davet etmek istiyorum.

Sempozyumda bildiri sunanların yol ve konaklama masraflarının karşılanacağını da özellikle belirtmek istiyorum. Çünkü biliyorum ki, parasızlık önemli bir sorun kadınların çoğu için.

Geçtiğimiz Aralık ayında Çanakkale'de yapılan "Engelli kadın kurultayı"nda, sakat olarak yaşanan sorunlardan kadın olarak yaşanan sorunlara geçilememişti. Umarım bu kez geçebiliriz.

Kadınlar Günü nedeniyle, şiddetsiz bir dünya isteğimi bir kez daha yinelemek istiyorum.

Bir şey daha yapmak ve yapılmasını istiyorum 8 Mart günü, sadece 5 dakikalığına da olsa...

Dayak yemeyen kadınlar, sürekli dayak yediği halde gidecek hiçbir yeri olmadığı için, dayağa katlanan bir kadın olduğunu düşünmeyi denese...

Sakat olmayan kadınlar, yaşadığı evleri, sokakları da hatırlayarak tekerlekli sandalyede yaşayan, ya da kör, ya da sağır bir kadın olduğunu düşünse...

Türk kadınları, Ermenilerle ilgili söylediklerinden sonra, Türkiye'nin adını tüm dünyaya duyuran ünlü yazar Orhan Pamuk'un başına neler geldiğini de unutmadan, Ermeni bir kadın olduğunu düşünse... Ya da Rum... Ya da Yahudi...

Köyü yakıldığı için göç ettiği şehirde, dilini bilmediği bakkaldan alışveriş etmeye çalışan bir Kürt kadını olduğunu düşünse...

Düşünebilsek en azından şimdilik, anlamaya çalışsak gelecek daha güzel olmaz mı? (NG/BB)

* Engelli Kadınlar Sempozyumu'na katılım için ayrıntılı bilgi: www.engellikadin.com

BU HABERİ PAYLAŞIN
Bookmark and Share

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN