''MAMAK KADINLARI''NIN KİTABI

"Kaktüsler Susuz da Yaşar"

"Kaktüsler Susuz da Yaşar", 12 Eylül sonrası Mamak Askeri Cezaevi'nde kalan 55 kadın mahkumun her türlü baskıya rağmen kahkahalarla direnişinin hikayesi.

Ankara - İstanbul - BİA Haber Merkezi
10 Eylül 2011, Cumartesi

Dipnot Yayınları'ndan çıkan "Kaktüsler Susuz da Yaşar" 12 Eylül döneminde Ankara Mamak Askeri Cezaevi'nde kalan 55 kadın mahkumun cezaevi anılarını kendi kalemlerinden okuyucuyla buluşturuyor.

12 Eylül darbesinden 30 yıl sonra "Mamaklı Kadınlar Kitap Grubu" olarak bir araya gelen 120 eski mahkum, kitap çalışması sırasında yaşanan bazı sıkıntılar nedeniyle 55 kişiye düşmüş.

Her şeye rağmen bir yazışma gurubu kuran Mamak'ın eski "sakinleri", Mamak Askeri Cezaevi'nde yaşadıkları baskı, zulüm ve işkenceleri, tüm zorluklara rağmen, en olumsuz koşullarda hayata tutunma çabalarını, şarkılarını, türkülerini, üretimlerini, kısaca Mamak'ta tanıklık ettiklerini ve bu tanıklıklar karşısında gösterdikleri direnci, "Kaktüsler Susuz da Yaşar"da bir araya getirmiş.

"Acıdan kahkaha çıkaranların hikayesi"

"Mamak Askeri Ceza ve Tutukevi'ndeyken bir güvercin ürkekliğindeydik ön­celeri... Ürktük, çekindik, korktuk, kaygılandık ve de suskun kaldık. Anla­maya çalıştık. Sonra toparlandık. İnsanlığımızı, kişiliğimizi, devrimci değer­lerimizi savunmak üzere güçlerimizi birleştirdik. Suya atılan taş misali başla­dı bu başkaldırı... Önce küçük bir halka, sonra giderek büyüyen, çoğalan ve tüm suya yayılan halkalar gibi... Orada büyüdük... Orada tanıdık kendimizi ve birbirimizi... İnsanı, insanlığı, dostluğu, dayanışmayı... Sevmenin ger­çekten ne demek olduğunu... Ve de birbirimizi farklılıklarımızla sevmeyi... Sırt sırta, omuz omuza vermeyi... Konuşmadan, sessiz yüreklerin sesiyle ile­tişim kurabilmeyi..." sözleriyle başlayan "Kaktüsler Susuz da Yaşar" 12 Eylül darbesinin ardından, Türkiye'nin her tarafını sarsıcı bir şekilde etkileyen günlerde, Mamak'ta ayakta kalmaya, direnmeye çalışan kadınların, direnirken her acıdan bir kahkaha çıkaran kadınların hikayesi.

"İnsanın En Çirkin ve En Güzel Yüzü"

"Kaktüsler Susuz da Yaşar"da Mamak Askeri Cezaevi'nde yaşadığı anılarını paylaşan Gülşat Aygen, yazısında, sadece "Cunta" dediği için kendileriyle kalan 14 yaşındaki Funda'dan bahsediyor.

Funda'nın yaşına rağmen cezaevinin ağır koşullarında kendisine yaşatılanları ti'ye alan üslubunu "İnsanın En Çirkin ve En Güzel Yüzü" adlı anısında anlatan Gülşat Aygün'ün yazısı şöyle:

"İnsanın en çirkin ve en güzel yüzünü Derin Araştırma Laboratuvarı'nda (DAL) iki yıllık eğitimde ve Ma­mak'ta, daha sonra da Metris'te gördüm. Devletten aldığı maaş karşılığında sabahları evinden belki de eşini ve çocuklarını öpüp çıkan, sonra DAL'a ge­lip bizlere öldüresiye işkence yapanların çirkin yüzlerini... Mamak'ta top­lama kamplarını andıran koğuşların ürkütücülüğüne avaz avaz bağıran asker­lerin seslerinin karıştığı, insana neredeyse gerçekdışı gelen havalandırmada, askerleri üstümüze saldırtan acımasız subayların çirkin yüzlerini; Kafes'te bir hayvan gibi bekletilirken saldıran komandoların acımasız yüzlerini.

Ancak nice yaşamların ya da yaşam sevinçlerinin katledildiği DAL'da Gönül Sevindir'in en insan ve en güzel yüzünü de gördüm; Mamak'ta onun yüreğini daha da yakından tanıdım. Derste "Cunta" dedi diye bizlerle Mamak'a atılan on dört yaşındaki Funda'nın melek yüzünü ve yüreğini, beş ay sonra ilk kez hakim karşısına çıkarıldığında "Kullandığım cunta kelimesinin her harfi için bir ay yattım", dedirten mizah gücünü de orada gördüm. Beni coplayan askerin bir yandan da "Kusura bakma bacım!" deyip aynı anda gözyaşları döken insan yüzlerini de Mamak'ta gördüm. Coptan bilim kurgu ya­ratıktan gibi şişen ellerimi kullanamadığım için, daha önce adını bile bilme­diğim, başka davalardan Mamaklı dostlarımın saçlarımı taramalarını, hatta benimle tuvalete yardıma gelmelerini de Mamak'ta yaşadım.

Mamak'tan Metris'e transfer edilirken, askeri araçtan C Blok'a a son kez baktığımda gözyaşları içindeydim; bu insanlık dışı ortamdan başka bir in­sanlık dışı ortama gideceğim için değil, Gönül, Sezgin, Nezaket ve adlarını anımsamakta güçlük çektiğim, insanlığın en güzel yüzünü gösteren dostla­rımdan ayrıldığım için...

DAL'dan defalarca geçmek zorunda kalmış, 12 Eylül'den hemen sonra cuntanın en vahşi saldırılarına ilk maruz kalan Mamak'ta beş buçuk yıllık hapisliği­nin ilk altı ayını geçirmiş, kimi zaman dost sandığı yüzlere karışmış çirkinlikle­ri de yaşamış biri olarak, öncelikle insanlığın güzel yüzlerini anımsamakta inat edeceğim. Anılarımın ortasında, tarihe insanın en çirkin yüzünü göste­renlerin değil, onurundan taviz vermemiş, en zor koşullarda bile her tür farklılığı aşarak dayanışmayı bilmiş Mamaklı kadınların yüzleri var." (EKN/IC)

* Kaktüsler Susuz da Yaşar/ Kadınlar Mamak Cezaevi'nin Anlatıyor, Kolektif, Dipnot Yayınları, Ankara, Eylül 2011, 422 sayfa

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN