Barış Gazetecisi ne yapabilir?
Barış Gazeteciliği Kılavuzu
Çatışma yükseldikçe, barış daha zor konuşulur oluyor. Galtung, McGoldrick ve Lynch metinlerinden kısa bir barış gazeteciliği derlemesi...
İstanbul - BİA Haber Merkezi
09 Ekim 2007, Salı
"Barış Gazeteciliği" terimini ilk kullanan
Profesör Johan Galtung "gazeteciliğin içine barış katmanın" yollarını
ararken dört odaktan söz
ediyor: "Barış odaklı, gerçek odaklı, halk odaklı, çözüm odaklı bir
gazetecilik yapmak." Galtung, bir konuşmasında, "ulusal
medya"yla, "ulus-devlet" arasındaki ideolojik bağa da dikkati
çekiyor.
Barış gazeteciliği üzerine çalışan ve gazetecilere eğitim veren Annabel
McGoldrick ve Jake Lynch, barış gazetecisinin şunları yapmasını öneriyor:
- Anlaşmazlığı tek bir hedef için yarışan iki taraftan
oluşuyormuş gibi göstermekten kaçının. Bunun mantıksal çıktısı bir tarafın
kaybetmesi, diğerinin kazanmasıdır. Bunun yerine, barış gazetecisi bu iki
tarafı birçok hedefi olan birden çok küçük gruba ayırır, böylece bir çıktılar
yelpazesi için yaratıcı bir potansiyelin önünü açar.
- "Biz" ve "öteki" arasında kestirme
ayrımları kabul etmekten kaçının. Bunlar diğer tarafın bir "tehdit"
ya da uygar davranışın sınırlarından çok uzak olduğu hissini yaratmak için
kullanılabilir. İkisi de şiddeti haklı çıkarmak için anahtar yollardır. Bunun
yerine "biz"deki "öteki"ni ve "öteki"ndeki
"biz"i arayın. Bir taraf kendini "iyiler" olarak sunuyorsa,
davranışının "kötüler"e atfettiklerinden gerçekten ne kadar farklı
olduğuna dair sorular sorun –kendinden utanmıyor mu?
- Anlaşmazlık yalnızca şiddetin gerçekleştiği yerde ve zamanda
varmış gibi davranmaktan kaçının. Bunun yerine şimdi ve gelecekte başka
yerlerdeki insanlarla olan bağları ve sonuçları araştırın: Şu soruları sorun
- Çıktıda paydaş olan bütün insanlar kimler?
- Şöyle olursa, ne olur?
- İnsanlar küresel bir izleyici topluluğun parçası olarak bu
olayları izlese, ne dersler çıkarır? Tarafların yakın ve uzak gelecekteki
hesaplarına nasıl dahil olurlar?
- Bir şiddet eyleminin, şiddet politikasının değerini yalnızca
görünürdeki etkileriyle ölçmekten kaçının. Bunun yerine görünmeyen etkileri
haberleştirmeye çalışın. Örneğin, travma ve psikolojik hasarın, etkilenenlerde
diğer insanlara, gruplara ya da ülkelere karşı şiddet gösterme olasılığının
artması gibi yarattığı uzun vadeli sonuçları.
- Tarafların kendilerini, liderlerinin bildik açıklamalarını
ya da konumlarını tekrarlayarak ifade etmelerine izin vermekten kaçının. Bunun
yerine, daha derine inin:
- Sahadaki insanlar gündelik yaşamlarında anlaşmazlıktan nasıl
etkileniyorlar?
- Neyin değişmesini istiyorlar?
- Liderlerinin dile getirdiği konum, istedikleri
değişikliklerin gerçekleşmesini sağlayacak tek veya en iyi yol mu?
- Bu, tarafları hedeflerini dile getirmek için güçlendirebilir
ve daha yaratıcı çıktıların olasılığını artırır.
- Tarafları neyin ayırdığına, isteklerine dair söyledikleri
arasındaki farka yoğunlaşmaktan kaçının. Bunun yerine ortak esasları ortaya
çıkarabilecek, haberinizi bazı hedeflerin paylaşılabileceğini ya da en azından
uyumlu olabileceğini gösteren yanıtlarla ilerletecek sorular sorun.
- Yalnızca şiddeti haberleştirip "korkunç olanı"
tarif etmekten kaçının. Diğer her şeyi dışarıda bırakırsanız şiddetin tek
açıklamasının bir önceki şiddet (öç) ve tek çözümün daha fazla şiddet
(baskı/cezalandırma) olduğunu önermiş olursunuz. Bunun yerine şiddetin açıklaması
olarak insanların gündelik yaşamlarında nasıl engellenmiş, hüsrana uğramış ve
yoksun bırakılmış olduğunu gösterin.
- Birini "başlatan olmak"la suçlamaktan kaçının.
Bunun yerine ortak sorun ve konuların bütün tarafların hiç istemediklerini
söyledikleri sonuçlara yol açtığını göstermeye çalışın.
- Yalnızca bir tarafın acılarına, korkularına, dertlerine
münhasıran odaklanmaktan kaçının. Bu tarafları "kötüler" ve
"kurbanlar" olarak böler ve "kötüler"i bastırıp
cezalandırmayı bir çözüm olarak önerir. Bunun yerine haber değeri olduğunca
bütün tarafların acılarına, korkularına ve dertlerine eşit davranın.
- Bize yalnızca bir grup insana ne yapıldığını ve o insanlar
için ne yapılabileceğini söyleyen "zavallı", "mahvolmuş",
"harap olmuş", "savunmasız", "acıklı", "dokunaklı",
"trajedi" gibi "kurbanlaştırıcı" bir dil kullanmaktan
kaçının. Bu insanları güçsüzleştirir ve değişim olanaklarını sınırlar. Bunun
yerine insanlara ne yapıldığına ve insanların ne yapabileceğine dair haber
yapın. Yalnızca ne hissettiklerini sormayın, hayatlarını nasıl sürdürdüklerini
ve ne düşündüklerini de sorun. Herhangi bir çözüm önerebiliyorlar mı?
Mültecilerin soyadları olduğunu unutmayın. Haberde ABD Başkanı Clinton'dan
"Bill" diye söz etmezsiniz.
- İnsanların başına geleni anlatmak için heyecanlandırıcı
sözcükleri muğlak biçimde kullanmayın.
- "Soykırım" kelime anlamı olarak bir halkın toptan
silinmesi –bugünkü BM terminolojisinde yarım milyondan fazla insanı öldürmek
demektir.
- "Trajedi" bir kimsenin hatasının ya da
zayıflığının kendi felaketiyle sonuçlandığı, kökeni eski Yunan olan bir drama
türüdür.
- "Katliam" silahsız ya da savunmasız olduğu bilinen
insanların kasten öldürülmesidir. Emin miyiz? Yoksa bu insanlar bir savaşın
içinde ölmüş olabilirler mi?
- "Sistematik" tecavüz ya da yerinden edilme.
Gerçekten kasten bir örüntü içinde örgütlenmiş bir olay mı, yoksa son derece
tatsız olsa da bir dizi ilgisiz olay mı var?
Bunun yerine her zaman bildiğimiz şeylerle ilgili titiz,
doğru olun. Acıyı aza indirgemeyin, ama en kuvvetli dili, en vahim durumlara
saklayın. Yoksa dili yoksullaştırır, şiddeti yükselten orantısız tepkilerin
haklı çıkarılmasına katkıda bulunmuş olursunuz.
- "Terörist", "aşırılıkçı",
"fanatik" ya da "köktenci" gibi kötücülleştirici
etiketlerden kaçının. Bunlar her zaman "onlar"a, "biz"im tarafımızdan verilen adlardır. Kimse bunları kendini adlandırmak için kullanmaz. Öyleyse bunları kullanmak, bir gazeteci için yan tutmak demektir. Bunlar, o kişinin makul olmadığı, dolayısıyla onunla görüşmenin (müzakere etmenin) anlamsız olduğu anlamına gelir.
- Yalnızca tek bir tarafın insan hakları ihlallerine, cürümlerine ve haksız eylemlerine münhasıran odaklanmayın. Bunun yerine bütün haksızlık yapanları adlandırmaya, bir
anlaşmazlıktaki bütün tarafların iddialarına eşit, ciddi bir şekilde yaklaşmaya
çalışın. Ciddi bir şekilde ele almak dış görünüşteki değeri ele almak demek
değildir, tersine iddiaları destekleyecek kanıtların varolup olmadığını ortaya
çıkarmak, mağdurlara eşit derecede saygı göstermek, haksızlık yapanları eşit
şekilde bulup cezalandırmak şansını yaratmak için eşit şekilde çaba göstermek
demektir.
- Bir görüşü ya da iddiayı kanıtlanmış bir doğruymuş gibi
göstermekten kaçının. (Doğu Timor'daki bir katliamın sorumlusu olduğu söylenen
Eurico Guiterres...) Bunun yerine okurlarınıza veya izleyicilerinize kimin ne
dediğini söyleyin. (Birleşmiş Miletler yetkilisinin Doğu Timor'da katliam
emrini vermekle suçladığı Eurico Guiterres...) Böylece kendinizi ve haberinizi
anlaşmazlıktaki bir tarafın diğerine yönelik iddialarına hizmet etmekten
korumuş olursunuz.
- Liderlerin imzaladığı, askeri zafer veya ateşkesle
sonuçlanan, bir şekilde barış getiren belgeleri kutlamaktan kaçının. Bunun
yerine hâlâ geriye kalan ve insanları ileride başka şiddet eylemlerine
yöneltecek konularla ilgili haber yapın. Toplumdaki kalkınmaya ve yapısal
ihtiyaçlara işaret etmek, bir barış kültürü yaratmak için, anlaşmazlığı
şiddetsiz bir şekilde ele alıp çözecek araçları güçlendirmek için neler
yapıldığını sorun.
- "Bizim" tarafımızdaki liderlerin çözüm teklif
etmesini veya önermesini beklemekten kaçının. Bunun yerine barış girişimlerini
-nereden gelirlerse gelsin- alıp keşfedin. Barış yaklaşımlarını tarafların
gerçekten işaret ettikleri konulara dair bildiklerinizle karşılaştırarak
değerlendirin. Barış yaklaşımlarını mevcut kurulu konumlarla uyuşmuyor diye
görmezden gelmeyin. (TK)
* Bu metni Annabel McGoldrick ve Jake Lynch'in
"Barış Gazeteciliği – Nasıl Yapmalı?" adlı metninden Tolga Korkut derledi ve
Türkçeleştirdi.
* Johan Galtung'un barış gazeteciliğine olan ihtiyacı anlattığı kısa video kaydını izlemek için tıklayın. (İngilizce)