TESEV'in raporuna göre hukuk uygulayıcılarının çoğu AİHM kararlarını takip etmiyor, kararları medyadan öğreniyor, AİHM'nin Türkiye'ye karşı önyargılı olduğunu düşünüyor.
"Yani benim şahsi görüşüm yani Avrupa, milletlerarası temel ilkeleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararları benim devletimin bağımsızlığını ihlal ediyorsa, incitiyorsa, ben onlara uyulmasından yana değilim."
Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı'nın (TESEV) Ankara Üniversitesi, Hukuk Fakültesi'nden Mithat Sancar ve Eylem Ümit tarafından hazırlanmış "Yargıda Algı ve Zihniyet Kalıpları" raporunda 51 hakim ve savcıya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), AB uyum süreci ve uluslararası standartlarda insan haklarına nasıl baktıkları da soruluyor.
Sancar ve Ümit 'hukuksal reformlar'ın akıbetinin, büyük ölçüde uygulayıcıların tutumuna bağlı olduğunu vurguluyorlar.
"Yargının hukuk normlarını belirleme, normların geçerliliği, sınırları hakkında bağlayıcı karar verme imkanı "derin yasa koyucu" olarak nitelenmesine bile yol açıyor" diyen araştırmacılar bu işlevini kamunun gözlerinden ırak, toplumun anlamakta zorlandığı bir dille ve eleştirilere "koruma duvarları" içinde icra etmesinin, onu bir tür "sessiz iktidar" haline getirdiğini ifade ediyorlar.
Hakim ve savcıların bir kısmı demokratikleşme programını destekliyor, bir kısmıysa şüpheci ve mesafeli yaklaşıyor.
Anayasanın 90. maddesine 2004'te eklenen, "usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır?" düzenlemesi hakkında görüşmecilerin çoğu olumsuz düşünüyor, "egemenliğin sınırlandırılması", "içişlerine müdahale" diyerek tedirgin edici bir gelişme olarak görüyorlar.
Çoğu AİHM kararlarını takip etmiyor. Türkiye hakkında verilen kararları medyadan öğrenenlerin oranı yüzde 65. Bir görüşmeci görev aldığı mahkemeyi kastederek "bizim işimiz yok AİHM ile" diyor. AİHM kararlarından dolayı yargılamanın yenilenmesi imkanı tanıyan düzenlemeyi yüzde 49'u olumsuz buluyor.
"Çok çirkin buluyorum, yani Türkiye'nin bir hukuk sistemi vardır, o kişi yargılanıyor, Yargıtay'a gidiyor, kesinleşiyor, gidiyor başka bir ülkeye yok beğenmedim diyor. Eğer böyle beğenilmeyecek, içimize sinmeyecek bir yargı kuralı ihlali varsa biz değiştirelim, AİHM yeniden yargılama talimatı vermesin."
Türkiye'nin imzaladığı Avrupa sözleşmelerinin haklı ve yerinde olmadığını düşünenlerin sayısı da oldukça fazla (yüzde 63).
Görüşmeciler AB uyum süreci değişikliklerine ilişkin kafa karışıklığı yaşıyor. Yüzde 58'i insan haklarının gelişimi açısından olumlu buluyor, yüzde 24'ü ülke koşullarına uymadığını söylüyor.
"AB uyum yasalarıyla Türkiye'nin önemli kazanımlar elde ettiğini düşünmüyorum" diyenlerin oranı yüzde 63. Yüzde 71'i uygulamada sorun olduğu ancak zamanla aşılabileceği kanısına sahip. (EZÖ)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN