Tersane çalışanları grev yaptılar çünkü oraya çalışmaya gidiyorlar, ölmeye değil. İşçiler ölümü değil, haklarını istiyorlar. Eğer ölürlerse evlerine ekmek götüremezler. Zamanın birinde biz de ağlamamak için onları destekleyelim.
Tuzla denilen tersane cehennemi işçiler için tabut olmaya devam ederken birilerinin babası hiç uğruna yok oluyor. Birileri yetim kalıyor, mezara gözü yaşlı insanlar bakıyor. Ve bizim babamız yanımızdayken onlar babalarını, eşlerini özlüyorlar.
Nedeni ise birilerinin çok para kazanıp, ceplerini doldurmak istemesi. Bunun için ise taşeron işçiliği de, karın tokluğuna çalışan işçiyi de göze alması. Güvenlik önlemi alınmaması. O kişiler için önemli olan kendi ceplerinin dolması, işçilerinin yaşaması değil.
Daha fazla kardan başka bir şey düşünmeyen patronların sorumsuzluğu daha kaç kişinin canını yakacak? Buna “dur” demek için kaç "baba” kaybetmemiz gerekli. Eğer bu gidişe karşı çıkmazsak belki bir gün ölen babamız, eşiniz ya da oğlunuz olabilir. Onların bir hiç uğruna ölmesi sizi korkutuyorsa, hiç uğruna ölenlerin yanında olun, onları destekleyin.
Tersane çalışanları grev yaptılar çünkü oraya çalışmaya gidiyorlar, ölmeye değil. İşçiler ölümü değil, haklarını istiyorlar. Eğer ölürlerse evlerine ekmek götüremezler. Çocuklarını doyuramazlar ve arkalarında ağlayan gözler bırakırlar. İşte zamanın birinde biz de ağlamamak için onları destekleyelim. Gelecek için, gençler için, daha güzel bir Türkiye için.
Daha güzel bir Türkiye çok mu uzak. Bence değil. Eğer insanlar varolanla yetinmezse, bu dünyadan ümidi kesip sadece diğer dünya için çalışmazsa, eğer bu dünya sadece zenginlere sunulmuş değilse, eşit faydalanmak gerekir. Başkaldırmak gerekir. Düzene değil. Düzendeki yanlışlığa.
Ama korkuyoruz. Çalışmıyoruz, çabalamıyoruz. Duruyoruz. Eğer işçiler öldüyse o tersanelerde emin olun hepimizin suçu var. Çünkü ilk ölümde ya da ilk yaralanmada baş kaldırsaydık belki hiç birini kaybetmezdik. Belki o çıkarcı patronlar ve her şey yolundaymış gibi göstermeye çalışan devlet biraz doğrulurdu.
Susarsak hiçbir yere varamayız. Düşünceler paylaştıkça büyür, konuştukça. İnsanlar haklarını mücadeleyle kazanır. Oturarak değil. Biliyorum belki birileri haklının karşısında ama emin olun bir gün gerçekten haklılar kazanacak. Ama gelecek için biraz çabalayalım. Zor olacak belki ama güzel günler için çalışalım.(DT/EÜ)
* Deniz Türkeş, 14 yaşında.

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN