Kesim görüntülerine çocukluklarında maruz kalanlar hâlâ bayramı "bileylenen bıçaklar" özdeşleştiriyor. Bayramda ağlayan çocuklara yetişkinlerin tepkisiyse gülmek oluyor.
"Bayram sabahı kalkıp hazırlandım. Bıçakların ve iplerin hazırlandığını gördüm ancak ne olduğunu bilmediğim için merakla izlemeye devam ettim. Dışarıda hayvanın ayaklarının bağlandığını ve yere yatırılmaya çalışıldığını gördüm. Anlatamayacağım bir korku yaşıyordum. Ve korkunun yanında büyük bir sıkıntı..."
Çocuk hakları alanında çalışan bağımsız araştırmacılar, psikolog Doç. Dr. Serdar Değirmencioğlu, Can Gezgör ve Okan Karka da, 2005'te başlattıkları "Kurban ve Çocuk Araştırması" için toplanan öykülerden biri böyle başlıyor. Kaleme alan, anıyı beş yaşındayken İstanbul'da yaşamış.
Anlatmayı sürdürüyor:
"Kalbim hızla atıyordu ama yine de içeri girmiyor, arkamı dönemiyordum. İzlememek elimdeydi ama hem merak, hem de şokla olduğum yerde kaldım ve sonuna kadar izledim. Sonrasında o etten yiyemedim. Kurban eti dendiğinde hep bir mide bulantım oldu."
Çocukluğunda kurban kesimine şahit olanların çoğu ilerleyen yaşlarına rağmen et yemiyor. Bir kısmı et yiyemenin sonucu olan hastalıklarla mücadele ediyor. Bu yüzden araştırmayı yürüten biliminsanları çocukların bu görüntülere maruz bırakılmaması konusunda ısrarcı.
"25 yaşındayım. İzmir’de yaşıyorum.
Tahminen beş yaşımdayken kurban kesme olayına Balıkesir’de tanık olmuştum. Yıllar sonra bile hatırladığım tek şey sanırım hayvanın bağırsakları oldu. Çok uzun bir süre de bahçenin kurban kesilen bölgesine gidememiştim. Hâlâ şehre gittiğimde ve bahçeyi gördüğümde hatırlarım.
Bir iki gün öncesinde otlarla filan beslenen bir hayvanın iki gün sonra kesilip yenmesi gerçekten rahatsız edici oluyor sanırım. Çocuk onu yemek için beslenen bir et yığını olarak algılamıyor çünkü. O yüzdendir ki, keserlerken en çok gözlerine bakar çocuklar kurbanın."
"Bu yaşıma kadar unutamadığım iki anım var.
İlki ben beş yaşındayken bodrumda günlerce besleyip terasımızda kestirdiğimiz ve hamile çıkması üzerine kasap da dahil herkesi mutsuz eden bir koyunla ilgili.
3-4 gün bodrumda onu beslemiştik. Bodrumumuz oldukça karanlık bir yerdi ve babamla koyunumuzun kaldığı yerin değiştirilmesi gerektiğini konuştuğumuzu hatırlıyorum.
Sonunda kasap geldi ve koyunu her gün bisiklete bindiğimiz terasa çıkardı. Kesildiği anı hatırlamıyorum ama mavi/gri cenin hala gözümün önüne geliyor.
2. anım Tekirdağ'da kesilen kurbanlara dair. Oradan da çok net hatırladığım ilk imge bileylenen bıçaklar. Kırmızı oyalı iki mendili ve arka ayaklarıyla çırpınan ‘kurbanlıklarin' gayet de acı çekerek tüm kanlarının akıtılışını unutamıyorum."
"5-6 yıl önce Ankara'da, 7-8 yaşlarında bir kız çocuğu kurban kesimi sırasında çığlık çığlığa ağlıyordu. 'Kesmeyin, öldürmeyin' diye bağırıyordu. Ağlaması ve bağırışları çok şiddetliydi. Yetişkinlerin tepkisiyse çocuğa kızmak ve ona gülmekti. Ne kadar acı bir deneyim." (GG/TK)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN