Medyanın Değişimi: "İlginç Zamanlarda Yaşayasın"

"Nasıl ki alternatif muhalif medya oluşumları geçmiş ana akım medyaya karşı mücadelede önemli bir yerde duruyorsa, köklü bir dönüşüm geçiren yeni ana akım düzeninde de bu tür yayınların önemi oldukça ağırlık kazanıyor."

İstanbul - BİA Haber Merkezi
03 Eylül 2011, Cumartesi

Amerikalı liberal gazeteci Walter Lippmann için medyanın işlevi bellidir; ahmak kitleleri, kendilerinin bile hayal edemeyeceği bir dünyaya taşıyabilmek. Basının bir propaganda aracı olduğu demokrasilerde, "çoğunluk" da Lipmann'a göre "şaşkın sürüsü" dür.

Medya, onları yönetmeyi, hizaya getirmeyi kolaylaştırmak ve gerektiğinde demokrasi diye adlandırılan görünmez copla kafalarına vurmak için vardır.

İşte böylesine amaçları olan ve sistemin bir uzantısı olarak karşımıza çıkan ana akım medyaya en yakın durduğumuz vakit, şu vakittir. Çinlilerin hangi akla hayale sığdırıp söylediğini bilemediğimiz "İlginç zamanlarda yaşayasın" bedduasının vücut bulmuş halini yaşıyoruz bir anlamda.

Ana akım ve muhalif medyaya karşı yürütülen sansüre karşı düzenlenen eylemlerde, bu durumun fazlasıyla vuku bulduğu anlara rast geliriz. Öyle ki, bir yanınızda Soner Yalçın'ın diğer yanınızda Tuncay Özkan'ın fotoğrafları arasında, bir mücadele alanı yaratmaya çalışırsınız.

Bu steril hal bir gariptir, öncelikle bir garipsersiniz. Diğer yandan da diğer "çoğunluk" tarafından görmezden gelinmiş, eleştirilmiş ve bugüne kadar  tüm iktidarlar tarafından sistematik bir şekilde sansür ve baskıya maruz kalan muhalif medyanın gerçeğinin kabul edilmesi gibi bir durum vardır. Ki böylesine ortak bir mücadele alanı yaratılması da oldukça önemlidir.

İşte böylesine garip zamanlardır, yaşadığımız. Tabii ki de bu eylemler, eski ana akım medyanın içinde olduğu bir değişimin habercisi değil, o kadar da iyimser değiliz elbette.

Misal, söz konusu ırkçılık ya da cinsiyetçilik olduğunda ana akım medya, muktedirle aynı çatı altında, devletinin sesi oluverir bir anda, şaşırtmaz bizi. Yani ikisi, ortak çıkarlar doğrultusunda birbirinden kopamayan, eski kötü gün dostlarıdır artık.

Ancak şu da kabul edilebilir bir gerçektir ki; yaşananlar bir anlamda ana akım medyanın sansür ve baskıyla el değiştirme merasimidir, daha fazlası değil. Bu merasim töreni her ne kadar uzun bir dönemi kapsasa da, baskısını ve somut halini bu dönemlerde daha yoğun hissedebildik.

Tutuklanan gazeteciler, kapatılan gazeteler, iktidarın meydan okumaları derken, içten yavaş yavaş kabuk değiştiren ve kendini göstermeye başlayan "Yeni ana akım medya düzeni" ile karşılaşıverdik.

Bu sefer kendi ideolojisi doğrultusunda sadece kendi iktidarı için çalışan, muhallebinin kabını sadece iktidarı için alan, öncekine oranla daha fazla sallayabilme kapasitesine sahip bir düzenle karşı karşıyayız. Bu sistem kendini homursuzca beslerken, karşıtlarını da hapishanelere göndermekten çekinmiyor elbette.

"Tutuklu Gazete"

Yaşandığı dönemde olağandışılığı, hukuk yardımı ve  iktidar diliyle sıradanlaştırılmaya çalışılan ancak yazılacaksa bir tarih, onun en önemli yerinde duracak  olan bazı olaylar vardır. Gazeteci tutuklamaları da böylesine vakalardan biridir.

Şu anda Türkiye'deki  kaç gazetecinin cezaevinde bulunduğuna dair sayı, bir gün herkesi  içeri tıkayabilecek bir güce (!) sahip olan Terörle Mücadele Yasası  (TMY) nedeniyle net olarak bilinmiyor.

Ancak  Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) verilerine göre, 48 gazeteci cezaevinde, 700'den fazla gazeteci, hapis istemi ile yargılanıyor.

Sansüre Direniş'in 103. yıldönümünde  cezaevinde tutuklu 39  gazeteci tarafından çıkartılan "Tutuklu Gazete" sadece bugünü anlatmıyor elbette, Tutuklu Gazete'yi, bugün yaşananların dile geldiği, bir dönemin utancı olarak saklıyoruz dolaplarımızda.

Kurtarılmış alan; "Alternatif muhalif medya"

Ana akım medyanın böylesine yön değiştirdiği, iktidarın kendisinden olmayanı dışladığı bir dönemde, internet üzerindeki alternatif /muhalif medya oluşumları oldukça önem kazanıyor.

Nasıl ki alternatif muhalif medya oluşumları geçmiş ana akım medyaya karşı mücadelede önemli bir yerde duruyorsa, köklü bir dönüşüm geçiren yeni ana akım düzeninde de bu tür yayınların önemi oldukça ağırlık kazanıyor.

Irkçılıktan, militarizmden, cinsiyetçilikten arındırılmış, kurtarılmış alanlar olarak karşımıza çıkan alternatif muhalif medya, sürekliliği açısından kendi içinde de alternatifler üreterek, egemen dilin kırılmasını ve bir nebzede olsa umutlanmamızı sağlıyor. (CE/EKN)

* Bu yazı http://baskahaber.blogspot.com adresinden alınmıştır.

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN