Demokrasi Yok Futbol Verelim!

Samsunspor Başkanı Uyanık, Diyarbakır maçında devletten, Fenerbahçe Başkanı Yıldırımdan, Beşiktaş II. Başkanı Aksudan baskı gördüklerini söylüyor. Türkçesi: Kürt sorununu çözemeyenler, futbol kozunu elden çıkarmak da istemiyor.

İstanbul - BİA Haber Merkezi
14 Haziran 2005, Salı
Samsunspor başkanı İsmail Uyanık’ın Diyarbakırspor maçının ardından söyledikleri önemsenmedi pek. Basın bu sözleri şöyle ucundan görüp geçti. Sonradan da ne spor yorumcuların ne de anlı şanlı “medya mütefekkirleri”nin sesi çıktı. Köşe yazarları, benim görebildiğim kadarıyla susmayı tercih etti. Kısacası şu meşhur üç maymun devredeydi. Film bildiğimiz filmdi, ancak başrol oyuncusunun replikleri amiyane tabirle “gargaraya geldi.”

Uyanık, Diyarbakırspor maçıyla ilgili olarak devletten, Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'dan, Beşiktaş 2. Başkanı Murat Aksu'ya kadar birçok yerden baskı gördüklerini iddia ediyordu. Gazetelerde yer alan bu haberin kaynağı kulüp başkanının Samsun'da yayın yapan Kanal S Televizyonu'ndaki Spor 55 Programı’ydı. Bu programa katılan İsmail Uyanık, Diyarbakırspor maçında şike yapıldığı iddialarıyla ilgili olarak yaygın medyanın pek sevdiği tabirle “şok açıklamalar”da bulundu.

Devlet, Yıldırım, Aksu işbirliği

Diyarbakırspor'un ligde kalabilmesi için değişik noktalardan baskı gördüklerini belirten Başkan Uyanık, "Diyarbakırspor maçında biz çok üzüldük. Çünkü Samsunspor'un bazı oyuncularına karşı maç öncesi olaylar yaşandı. Burada da belgeleyemediğimiz için çok fazla konuşmak istemiyorum ama Samsunspor bir dünya baskıya rağmen çıkıp elinden gelenin en iyisini yaptı. Devletinden, Aziz Yıldırım'ından Murat Aksu'suna kadar herkes bu işin ricacısı oldu. Bize baskı ne olacak? Ancak dostların ricasıdır baskı.” diyordu.

Şimdi senaryoyu daha iyi anlamaya çalışalım. Diyarbakırspor bu yıl gösterdiği kötü performans ile Türkiye birinci Süper Ligi’nin son haftalarına sıkıntılı biçimde gelmişti. Sakaryaspor, Diyarbakırspor, Kayserispor ve Ankaragücü ligde kalmak için sıkı bir mücadeleye girmişti. Kazanan ligde kalarak kendi ilinin, hatta bölgesinin “istikrarına” yardımcı olacak ve mali çıkarlarını garanti altına alacaktı.

“Diyarbakır kümede kalsın” baskısı

Türkiye’de futbola yüklenen çeşitli anlamlardan yola çıkarak bir tahlil yapmak, “futbolun sadece futbol olmadığı” gerçeğini kavramak, tribünlerden gırtlağını yırtarcasına bağırarak takımını canı gönülden destekleyenlerin görmediklerini göstermeye çalışmak biraz risklidir. Bu tabloyu açık etmeye çalışanların da ya tez elden sesi kesilir, ya da İsmail Uyanık’ın söylediği gibi görülen baskı “dostların ricası” olarak anlaşılır.

Kendisi de Diyarbakırlı olan Fenerbahçe başkanı telefon ediyor, Uyanık’a herhalde “bu maçı kaybetseniz ne güzel olur” diyor. Ardından yine Diyarbakırlılığı ile bilinen, üstelik İçişleri Bakanının oğlu olan Murat Aksu “rica”da bulunuyor. Birisi memleketin gündemine söyledikleriyle, yaptıklarıyla, takımının aldığı her yenilgiyi tesadüf olarak nitelemesiyle meşhur Aziz Yıldırım, diğeri ise İçişleri Bakanı’nın oğlu. Buradan şu sonuç çıkıyor. Eğer Diyarbakırspor ligden düşerse, orada olabileceklerden hep birlikte zarar görürüz!

Demokrasi yerine futbol

Aslında Murat Aksu’nun kurmaya çalıştığı baskıyı Abdülkadir Aksu’nun da görüşü olarak anlamak yanlış olmaz. Kürt sorununun çözümüne daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük, daha fazla yatırım, daha iyi eğitim ve sağlık hizmeti ile katkıda bulunamayanlar, ellerinde tuttukları sportif kozun ortadan kalkmasını istemiyor. Bu bağlamda bianet’te yazdığım “Şike 12 Eylül’ün mirası” başlıklı yazım aklıma geliyor. Bu ülkede şikenin tarihine elden geldiğince değinmiş, ve TBMM'de “sporda şike ve haksız rekabet” ile ilgili çalışmalar yapmak üzere kurulan Meclis Araştırma Komisyonu'nun Başkan yardımcısı, CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in söylediklerini yazmıştım. Yazının bir bölümünde şikenin geçmişi bir milletvekilinin ağzından şöyle aktarılıyordu:

“Ersin bir röportajda ‘Devlet bile şike yapıyor, PKK'yla mücadele yöntemi olarak şu takım birinci lige çıkmalıdır, şu takım düşmelidir diye şike yapmadı mı?’ diyordu”, sözü buradan 12 Eylül cuntasının icraatlarına getirerek ekliyordu: ‘Kenan Evren de Ankaragücü'nü durup dururken birinci lige çıkardı. Ben başka ne diyeyim, devlette, kulüplerde, her yerde şike var, üstelik tahkim kurulu da kirlenmenin bir parçasıdır.”

Futbol siyasi ve ekonomik ranta dönüştü

Şimdi daha iyi anlaşılıyor. Ülkede sorunların çözümlerini sığ siyasal faaliyetlerin egemenliğine terk edenler, iktidarın nimetlerini bölgesel kalkınma ve siyasal haklar yönünde kullanacağına, kendisine futbol ve benzeri figüranlar buluyor. Kendisi de siyasal baskı altında bulunanlar, atmaları gereken temel adımları atamadıklarından Diyarbakır’ın sorunlarının çözümüne katkıyı Samsunspor’un başkanından istiyor.

Bir futbol takımının yarattığı bölgesel ekonomik rant ise yine İsmail Uyanık’ın ifadelerinde kendisini buluyor. Uyanık, “Samsunspor'un Süper Lig'de mücadele hakkını 15 milyon dolara devretmek konusunu da halka referanduma götüreceğiz, ben bu soruyu şehrime soracağım. Şehir istemiyorsa, bu takıma katkıda bulunmuyorsa, '15 milyon dolara bu takımın 1. Lig yarışma hakkını satalım mı, 2. Lig A Grubu'ndan başlayalım mı?' diye referandum yapacağım.” diyordu.

Velhasıl kelâm, Samsunspor Diyarbakır’a boyun eğdi. Belgeleyemediği için her şeyi açıklayamayan İsmail Uyanık, yine de Murat Aksu ve Aziz Yıldırım’ın ağzından bizim duyamayacaklarımızı faş etti. Samsunspor ligin son haftasında eksik kadrosuyla yenilince kırmızı yeşilli Diyarbakır ekibi ligde kaldı. Sonuçta en azından önümüzdeki sezonun sonuna kadar güneydoğuda “asayiş” berkemal. Aziz Yıldırım’a gelince... O İsmail Uyanık için “olayı saptırmış” demekle yetindi. (BD/EK)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN