<?xml version='1.0' encoding='utf-8'?><rss version='2.0' xmlns:atom='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' xmlns:content='http://purl.org/rss/1.0/modules/content/'><channel><title>bianet</title><link>https://bianet.org/</link><description>Son Haberler</description><language>tr-TR</language><ttl>300</ttl><lastBuildDate>Wed, 13 May 2026 21:29:32 +0300</lastBuildDate><image><title>bianet</title><url>https://static.bianet.org/logos/bianet-logo.svg</url><link>https://bianet.org/</link></image><atom:link rel='self' type='application/rss+xml' href='https://bianet.org/rss/bianet'/><item><title><![CDATA[Suudi Arabistan hava kuvvetleri Körfez'deki çatışmalar başlamadan Irak'taki İran yanlısı milisleri vurmuş]]></title><link>https://bianet.org/haber/suudi-arabistan-hava-kuvvetleri-korfez-deki-catismalar-baslamadan-irak-taki-iran-yanlisi-milisleri-vurmus-319598</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/suudi-arabistan-hava-kuvvetleri-korfez-deki-catismalar-baslamadan-irak-taki-iran-yanlisi-milisleri-vurmus.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/suudi-arabistan-hava-kuvvetleri-korfez-deki-catismalar-baslamadan-irak-taki-iran-yanlisi-milisleri-vurmus-319598</guid><description><![CDATA[Suudi Arabistan’a bağlı savaş uçaklarının ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sürerken , bugüne kadar gizli kalan Irak'taki Tahran destekli Şii milislerle bağlantılı hedefleri bombaladıkları, Kuveyt'ten de Irak'a misilleme saldırıları yapıldığı ortaya çıktı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Reuters’in konuyla ilgili bilgi sahibi birçok kaynağa doğrulattığı bilgiye göre, 28 Şubat'ta İran'a yönelik ortak İsrail-ABD saldırılarının başlamasından bu yana geniş Ortadoğuyu da içine katarak genişleyen çatışmalar kapsamında gizli kalan Suudi saldırıları, İran'ın küresel ekonomiyi sarsan ve dünyanın petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ihtiyacının beşte birinin aktığı Hürmüz Boğazı'nı kapatmasına yol açtı ve Körfez ülkeleri ile İsrail'e yönelik saldırılarını tetikledi.</p>
<p>Suudi Arabistan ve Kuveyt'ten gelen saldırılarla ilgili Reuters’e bilgi veren kaynaklar arasında Iraklı üç askeri yetkili, bir Batılı yetkili ve konuyla ilgili bilgi sahibi biri ABD'de yaşayan iki kişi var.</p>
<p>Batılı yetkililerden ve konuyla ilgili bilgi sahiplerinden biri, Suudi Hava Kuvvetleri'ne bağlı savaş uçaklarının krallığın kuzeydeki Irak sınırı yakınlarında bulunan İran bağlantılı milis hedeflerine yönelik saldırılar gerçekleştirdiğini söyledi. Batılı yetkili, saldırıların bazılarının 7 Nisan'daki ABD-İran ateşkesi döneminde gerçekleştiğini belirtti.</p>
<p>Kaynaklar, saldırıların Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerine insansız hava aracı ve füze saldırılarının başlatıldığı yerleri hedef aldığını söyledi.</p>
<p>Askeri değerlendirmelere göndermede bulunan Iraklı kaynaklar, Kuveyt topraklarından Irak'a en az iki kez roket saldırısı düzenlendiğini söylediler. Saldırılardan biri Nisan’da güney Irak'taki milis mevzilerini vurmuş, birkaç savaşçı öldürülmüş ve İran destekli milis grubu Kataib Hizbullah'ın iletişim ve insansız hava aracı operasyonları için kullandığı bir tesis imha edilmişti.</p>
<h3>Suudi Arabistan da İran’ı vurdu</h3>
<p>Reuters, Salı günü Suudi Arabistan'ın savaş sırasında krallığa yönelik saldırılara misilleme olarak İran'ı doğrudan hedef almasının Riyad'ın İran topraklarını vurduğu bilinen ilk olay olduğunu bildirmişti. Konuyla ilgili bilgi sahibi üç kişi, BAE'nin de İran'a benzer saldırılar düzenlediğini söylediler.</p>
<p>Ancak kaynakların tamamına göre, Körfez'i hedef alan yüzlerce insansız hava aracı İran’dan değil Irak'tan kalkmıştı.</p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 21:11:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[100’ü aşkın Nobel Ödülü sahibi, İran'ı ağır hasta Nergis Muhammedi’yi serbest bırakmaya çağırdı]]></title><link>https://bianet.org/haber/100u-askin-nobel-odulu-sahibi-iran-i-agir-hasta-nergis-muhammediyi-serbest-birakmaya-cagirdi-319597</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/100u-askin-nobel-odulu-sahibi-iran-i-agir-hasta-nergis-muhammediyi-serbest-birakmaya-cagirdi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/100u-askin-nobel-odulu-sahibi-iran-i-agir-hasta-nergis-muhammediyi-serbest-birakmaya-cagirdi-319597</guid><description><![CDATA[Toplam 44 yıl hapis ve 154 kırbaç cezasına mahkûm insan ve kadın hakları savunucusunun  sağlık durumunun kötüleşmesi dolayısıyla tutulduğu Zencan Cezaevi'nden, Tahran'da bir hastaneye nakledildi. Nobel Ödülü sahipleri Nergis Muhammedi'nin özgürlüğü için harekete geçti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık durumu hızla kötüleşen cezaevindeki insan hakları aktivisti ve Nobel Barış Ödülü sahibi Nergis Muhammedi’nin, hastaneye sevk edilmesi üzerine 112 Nobel Ödülü sahibi İran'dan Muhammedi’nin derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmasını istedi.</p>
<p>İran'da kadın hakları için on yıllar boyunca yürüttüğü mücadele için 2023 Nobel Barış Ödülü'ne layık görülen Muhammedi, 10 Mayıs'ta, sağlık durumunun kritikleşmesi üzerine ambulansla Tahran'daki Pars Hastanesi'ne nakledilmişti.</p>
<p>Muhammedi, tutukluluğu sırasında ciddi kilo kaybı, tansiyon dengesizliği ve ciddi kalp rahatsızlığı belirtileri yaşadı; ayrıca, olası bir kalp krizi sonrasında hücresinde bilinci kapalı halde bulundu. Muhammedi'nin hastaneye naklinin yalnızca geçici bir rahatlama niteliğinde olduğunu ifade eden avukatları, sağlık durumunun nispeten düzelmesinin ardından cezaevine geri gönderilmesinden kaygı duyuyor.</p>
<h3>Nobel Ödülü sahipleri: "Nergis Muhammedi koşulsuz serbest bırakılsın"</h3>
<p>Nobel ödülü sahipleri, yayımladıkları bildiride Muhammedi'nin derhal serbest bırakılmasını ve kendisine yöneltilen tüm suçlamaların kaldırılmasını istediler. Ortak imzalı bildirilerinde, "Uzman hekimler, Nergis Muhammedi’nin hayati tehlike altında olabileceği uyarısında bulunuyor," ifadesine yer veren Nobel sahipleri; Muhammedi'nin, tutukluluğu sırasında aylar boyu uzman hekim müdahalesi gerektiren tıbbi bakımdan yoksun bırakıldığını da dile getirdiler.</p>
<p>Bildiriyi imzalayan 26 Kimya, 12 Ekonomi, 5 Edebiyat, 29 Tıp, 11 Barış ve 29 Fizik Nobel Ödülü sahibi arasında yazarlar Annie Ernaux ve J.M. Coetzee de var.</p>
<h3>Williams: "Nergis asla ölümün eşiğine getirilmemiş olmalıydı"</h3>
<p>Kara mayınlarına karşı mücadelesiyle bilinen 1997 Nobel Barış Ödülü sahibi ABD’li aktivist Jody Williams, Muhammedi’nin “asla ölümün eşiğine getirilmemiş olması gerektiğini” söyledi.</p>
<p>Williams, “Hiç kimse, hiçbir yerde, barışçıl protesto yaptığı veya insan haklarını savunduğu gerekçesiyle hapsedilmemelidir,” dedi.</p>
<p>Yemenli gazeteci ve 2011 Nobel Barış Ödülü sahibi Tevekkül Karman da, Muhammedi’yi “zulme direnen ve özgürlük talep eden kadınların korkusuz sesi” olarak niteledi.</p>
<h3>Karman: "Zulme direnen ve özgürlük isteyen kadınların korkusuz sesi"</h3>
<p>Karman, “Hiçbir hapishane, onur ve adalet mücadelesini susturamaz. Nergis derhal serbest bırakılmalı; dünya da İranlı kadınların yanında durmayı sürdürmelidir,” dedi.</p>
<h3>Oğlu Ali: "Annemin hayatı pamuk ipliğine bağlı”</h3>
<p>Mohammadi’nin Paris’te yaşayan oğlu Ali Rahmani ise “Anne[sinin] cezasının geçici olarak ertelenmesi[nin] kesinlikle yeterli [olmadığını]” söyledi: “Yıllarca süren hapis, tecrit ve sistematik tıbbi ihmalin ardından, annemin hayatı pamuk ipliğine bağlı.”</p>
<p>Ali Rahmani, “Biz sadece onun birkaç günlüğüne hücreden çıkmasını değil, bu yargı zulmüne kalıcı olarak son verilmesini talep ediyoruz,” dedi. “Annemin koşulsuz özgürlüğe ve kendisini ölümün eşiğine sürükleyen o ortama geri dönme korkusu olmaksızın, uzun vadeli ve uzmanlaşmış bir tedaviye ihtiyacı var.”</p>
<p>Muhammedi, İran’ın zorunlu başörtüsü yasalarına ve idam cezasına karşı yürüttüğü kampanyalar da dahil, aktivist kimliği nedeniyle ilk kez tutuklandığı 1998’den bu yana İran makamları tarafından defalarca gözaltına alındı. Muhammedi aldığı çeşitli cezalar sonunda toplam 44 yılı aşkın hapis ve 154 kırbaç cezasına çarptırıldı.</p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 20:28:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Temel Gazetecilik Atölyesi ikinci gün: Gündem toplantısı, dijital araçlar, LGBTİ+ haberciliği]]></title><link>https://bianet.org/haber/temel-gazetecilik-atolyesi-ikinci-gun-gundem-toplantisi-dijital-araclar-lgbti-haberciligi-319577</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/temel-gazetecilik-atolyesi-ikinci-gun-gundem-toplantisi-dijital-araclar-lgbti-haberciligi-1.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/temel-gazetecilik-atolyesi-ikinci-gun-gundem-toplantisi-dijital-araclar-lgbti-haberciligi-319577</guid><description><![CDATA[Atölyenin ikinci günü Vecih Cuzdan, Murat İnceoğlu, Özgür Mehmet Kütküt ve Tuğçe Yılmaz'ın sunumlarıyla tamamlandı. Atölyede öğrenciler, gazeteciler, medya çalışanları ve farklı alanlardan katılımcılar bir araya geldi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>IPS İletişim Vakfı/Atölye BİA’nın 12-15 Mayıs tarihlerinde devam edecek olan Temel Gazetecilik Atölyesi’nin ikinci gününde katılımcılar gündem toplantısının ardından farklı başlıklardaki oturumlara katıldı.  </p>
<p><strong>İkinci günün başlıkları şu şekildeydi:  </strong></p>
<ul>
<li>Gündem toplantısı (Murat İnceoğlu, Vecih Cuzdan)</li>
<li>Gazeteciler için Dijital Araçlar (Özgür Mehmet Kütküt) </li>
<li>Medyada Kadın ve LGBTİ+ Olmak (Tuğçe Yılmaz)</li>
</ul>
<div class="box-13">Atölyeye 14 kişi katıldı. Katılımcıların 11'i İstanbul’dan, 3’ü ise Ankara’dan geldi. Katılımcıların büyük bölümünü öğrenciler oluştururken gazetecilik, medya çalışmaları ve iletişim alanlarında çalışan katılımcılar da atölyede yerini aldı.</div>
<a href='/haber/temel-gazetecilik-atolyesi-ilk-gun-baris-gazeteciligi-haber-dili-kaynak-kullanimi-319553' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/05/13/temel-gazetecilik-atolyesi-ilk-gun-baris-gazeteciligi-haber-dili-kaynak-kullanimi.png' alt='Temel Gazetecilik Atölyesi ilk gün: Barış gazeteciliği, haber dili, kaynak kullanımı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Temel Gazetecilik Atölyesi ilk gün: Barış gazeteciliği, haber dili, kaynak kullanımı</h5>
<div class='date'>12 Mayıs 2026</div>
</div>
</a>

<blockquote class="instagram-media" style="background: #FFF; border: 0; border-radius: 3px; box-shadow: 0 0 1px 0 rgba(0,0,0,0.5),0 1px 10px 0 rgba(0,0,0,0.15); margin: 1px; max-width: 540px; min-width: 326px; padding: 0; width: calc(100% - 2px);" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/p/DYRVChEDfUi/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div style="padding: 16px;">
<div style="display: flex; flex-direction: row; align-items: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 40px; margin-right: 14px; width: 40px;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 100px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 60px;"> </div>
</div>
</div>
<div style="padding: 19% 0;"> </div>
<div style="display: block; height: 50px; margin: 0 auto 12px; width: 50px;"> </div>
<div style="padding-top: 8px;">
<div style="color: #3897f0; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: 550; line-height: 18px;">Bu gönderiyi Instagram'da gör</div>
</div>
<div style="padding: 12.5% 0;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: row; margin-bottom: 14px; align-items: center;">
<div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(0px) translateY(7px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; height: 12.5px; transform: rotate(-45deg) translateX(3px) translateY(1px); width: 12.5px; flex-grow: 0; margin-right: 14px; margin-left: 2px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(9px) translateY(-18px);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: 8px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 20px; width: 20px;"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 2px solid transparent; border-left: 6px solid #f4f4f4; border-bottom: 2px solid transparent; transform: translateX(16px) translateY(-4px) rotate(30deg);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: auto;">
<div style="width: 0px; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-right: 8px solid transparent; transform: translateY(16px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; flex-grow: 0; height: 12px; width: 16px; transform: translateY(-4px);"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-left: 8px solid transparent; transform: translateY(-4px) translateX(8px);"> </div>
</div>
</div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center; margin-bottom: 24px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 224px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 144px;"> </div>
</div>
<p style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; line-height: 17px; margin-bottom: 0; margin-top: 8px; overflow: hidden; padding: 8px 0 7px; text-align: center; text-overflow: ellipsis; white-space: nowrap;"><a style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 17px; text-decoration: none;" href="https://www.instagram.com/p/DYRVChEDfUi/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" target="_blank" rel="noopener">Atölye BİA (@atolyebia)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<h3>Gündem toplantısı yapıldı</h3>
<p>Günün ilk oturumunda atölye katılımcıları, bianet Genel Yayın Yönetmeni Murat İnceoğlu ve bianet Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Vecih Cuzdan ile gündem toplantısı yaptı. </p>
<p>Oturumda katılımcılar önceki gün geliştirdikleri haber önerileri üzerine konuştu, haberlerin çerçevesi birlikte değerlendirildi.  </p>
<p>Toplantıda Karadeniz’deki maden projeleri, dijital medyada işe alım süreçleri, kadın hareketlerinin medyada temsil edilme biçimleri, hayvan hakları, ev işçilerinin emeklilik hakkı ve çocuk hakları gibi farklı başlıklar ele alındı.  </p>
<p>Katılımcılar, haberlerini nasıl daraltabilecekleri, hangi öznelere ve uzmanlara ulaşabilecekleri üzerine tartıştı. </p>
<p>İnceoğlu ve Cuzdan, haber önerilerinin güncel gelişmelerle ilişkilendirilmesi, özne merkezli kurulması ve açık kaynak araştırmalarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. </p>
<p>Oturumda ayrıca haber yazımında anonimlik, kaynak güvenliği ve hukuki riskler de tartışıldı. Özellikle şiddet haberlerinde öznenin korunmasının önemine dikkat çekildi. </p>
<blockquote class="instagram-media" style="background: #FFF; border: 0; border-radius: 3px; box-shadow: 0 0 1px 0 rgba(0,0,0,0.5),0 1px 10px 0 rgba(0,0,0,0.15); margin: 1px; max-width: 540px; min-width: 326px; padding: 0; width: calc(100% - 2px);" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/p/DYRcfgkjW19/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div style="padding: 16px;">
<div style="display: flex; flex-direction: row; align-items: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 40px; margin-right: 14px; width: 40px;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 100px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 60px;"> </div>
</div>
</div>
<div style="padding: 19% 0;"> </div>
<div style="display: block; height: 50px; margin: 0 auto 12px; width: 50px;"> </div>
<div style="padding-top: 8px;">
<div style="color: #3897f0; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: 550; line-height: 18px;">Bu gönderiyi Instagram'da gör</div>
</div>
<div style="padding: 12.5% 0;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: row; margin-bottom: 14px; align-items: center;">
<div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(0px) translateY(7px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; height: 12.5px; transform: rotate(-45deg) translateX(3px) translateY(1px); width: 12.5px; flex-grow: 0; margin-right: 14px; margin-left: 2px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(9px) translateY(-18px);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: 8px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 20px; width: 20px;"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 2px solid transparent; border-left: 6px solid #f4f4f4; border-bottom: 2px solid transparent; transform: translateX(16px) translateY(-4px) rotate(30deg);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: auto;">
<div style="width: 0px; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-right: 8px solid transparent; transform: translateY(16px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; flex-grow: 0; height: 12px; width: 16px; transform: translateY(-4px);"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-left: 8px solid transparent; transform: translateY(-4px) translateX(8px);"> </div>
</div>
</div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center; margin-bottom: 24px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 224px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 144px;"> </div>
</div>
<p style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; line-height: 17px; margin-bottom: 0; margin-top: 8px; overflow: hidden; padding: 8px 0 7px; text-align: center; text-overflow: ellipsis; white-space: nowrap;"><a style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 17px; text-decoration: none;" href="https://www.instagram.com/p/DYRcfgkjW19/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" target="_blank" rel="noopener">Atölye BİA (@atolyebia)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<h3>Dijital araçlar ve sosyal medya algoritmaları</h3>
<p>Günün ikinci oturumu “Gazeteciler İçin Dijital Araçlar” başlığıyla gerçekleştirildi. Oturumu yürüten Özgür Mehmet Kütküt sosyal medya algoritmaları, dijital habercilik trendleri ve üretken yapay zekâ araçlarını anlattı.</p>
<p>Kütküt, sosyal medya platformlarının kronolojik akıştan uzaklaşarak ilgi odaklı bir yapıya dönüştüğünü söyledi. Özellikle video içeriklerin ve hikâye anlatımının daha görünür hale geldiğini vurguladı:</p>
<blockquote>
<p>Enformasyon dediğimiz şey çok akılda kalıcı değil ama hikâyeler akılda kalıyor. İnsanlar istatistikleri değil o verilerin içindeki hayatları, deneyimleri ve karşılaştıkları hikâyeleri hatırlıyor.</p>
</blockquote>
<p>Oturumda Instagram, TikTok, X, LinkedIn ve YouTube gibi platformların farklı çalışma dinamikleri ele alındı. Kütküt, her platformun kendi dili ve hedef kitlesi olduğunu belirtti. Haber içeriklerinin mecraya uygun biçimde üretilmesinin önemine dikkat çekti. </p>
<p>Kütküt ayrıca Reuters Dijital Habercilik Raporu üzerinden Türkiye’de haber tüketim alışkanlıkları, sosyal medya kullanımı ve “haberden kaçış” eğilimi üzerine değerlendirmelerde bulundu. Toplumdaki haber yorgunluğunun dijital içerik üretimini de etkilediğini söyledi. </p>
<div class="box-18">
<p><strong>Reuters Dijital Habercilik Raporu 2025 (Reuters Institute Digital News Report 2025)</strong></p>
<p>Oxford Üniversitesi Reuters Gazetecilik Çalışmaları Enstitüsü tarafından hazırlanan “Reuters Dijital Habercilik Raporu 2025”, 48 ülkede yaklaşık 100 bin kişiyle yapılan araştırmaya dayanıyor. Rapor; haber tüketim alışkanlıkları, sosyal medya platformlarının etkisi, dijital habercilik trendleri, yapay zekâ kullanımı ve haberden kaçış eğilimi gibi başlıkları inceliyor.</p>
<p><a href="https://reutersinstitute.politics.ox.ac.uk/sites/default/files/2025-06/Digital_News-Report_2025.pdf" target="_blank" rel="noopener">Rapora tıklayarak ulaşabilirsiniz.</a></p>
</div>
<div class="box-14">
<p><strong>“Haberden kaçış” nedir?</strong></p>
<p>Haberden kaçış kişilerin yoğun gündem, sürekli kriz, olumsuz haber akışı ya da güvensizlik nedeniyle haber tüketimini bilinçli olarak azaltması veya tamamen bırakması anlamına geliyor. Reuters Dijital Habercilik Raporu 2025’e göre bu eğilim özellikle genç kullanıcılar arasında daha yaygın.</p>
</div>
<blockquote class="instagram-media" style="background: #FFF; border: 0; border-radius: 3px; box-shadow: 0 0 1px 0 rgba(0,0,0,0.5),0 1px 10px 0 rgba(0,0,0,0.15); margin: 1px; max-width: 540px; min-width: 326px; padding: 0; width: calc(100% - 2px);" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/p/DYR6ATEjeVx/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div style="padding: 16px;">
<div style="display: flex; flex-direction: row; align-items: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 40px; margin-right: 14px; width: 40px;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 100px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 60px;"> </div>
</div>
</div>
<div style="padding: 19% 0;"> </div>
<div style="display: block; height: 50px; margin: 0 auto 12px; width: 50px;"> </div>
<div style="padding-top: 8px;">
<div style="color: #3897f0; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: 550; line-height: 18px;">Bu gönderiyi Instagram'da gör</div>
</div>
<div style="padding: 12.5% 0;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: row; margin-bottom: 14px; align-items: center;">
<div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(0px) translateY(7px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; height: 12.5px; transform: rotate(-45deg) translateX(3px) translateY(1px); width: 12.5px; flex-grow: 0; margin-right: 14px; margin-left: 2px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(9px) translateY(-18px);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: 8px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 20px; width: 20px;"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 2px solid transparent; border-left: 6px solid #f4f4f4; border-bottom: 2px solid transparent; transform: translateX(16px) translateY(-4px) rotate(30deg);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: auto;">
<div style="width: 0px; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-right: 8px solid transparent; transform: translateY(16px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; flex-grow: 0; height: 12px; width: 16px; transform: translateY(-4px);"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-left: 8px solid transparent; transform: translateY(-4px) translateX(8px);"> </div>
</div>
</div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center; margin-bottom: 24px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 224px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 144px;"> </div>
</div>
<p style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; line-height: 17px; margin-bottom: 0; margin-top: 8px; overflow: hidden; padding: 8px 0 7px; text-align: center; text-overflow: ellipsis; white-space: nowrap;"><a style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 17px; text-decoration: none;" href="https://www.instagram.com/p/DYR6ATEjeVx/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" target="_blank" rel="noopener">Atölye BİA (@atolyebia)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<h3>Medyada kadın ve LGBTİ+ olmak</h3>
<p>İkinci günün son oturumu “Medyada Kadın ve LGBTİ+ Olmak” başlığıyla gerçekleştirildi. Oturumu bianet LGBTİ+ Haberleri Editörü Tuğçe Yılmaz yürüttü. </p>
<p>Yılmaz, kadın ve LGBTİ+ gazetecilerin medya alanında karşılaştığı ayrımcılıkları, haber üretim süreçlerini ve hak odaklı habercilik deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.</p>
<p>Kadın ve LGBTİ+ gazetecilerin çoğu zaman belirli haber alanlarına yönlendirildiğini belirten Yılmaz, "Politik haberler, spor haberciliği ve sıcak haber takibi gibi alanlarda erkek egemen bakışı hâlâ etkili" dedi. </p>
<p>Oturumda ayrıca feminist düşünür Sara Ahmed’in “feminist kulak” kavramı üzerinden habercilik pratiği tartışıldı. Yılmaz, haber üretirken kesişimsel bir bakış geliştirmeye çalıştığını söyledi: </p>
<blockquote>
<p>Herkes bir şikâyette bulunuyor, herkes bir şey söylüyor. Ama siz feminist bir kulağa sahip olduğunuzda oradaki hakikatin hâlini görebiliyorsunuz.</p>
</blockquote>
<p>Yılmaz, kültür-sanat alanındaki LGBTİ+ sansürü, medya kurumlarının editoryal tercihleri ve bağımsız medyanın yaşadığı sorunlar üzerine de konuştu. İstanbul Film Festivali’nde LGBTİ+ filmlerine yönelik sansür tartışmalarını örnek göstererek habercilikte özneyi güçlendiren bir dil kurmanın önemine dikkat çekti. </p>
<div class="box-11">
<p><strong>Sara Ahmed'e göre "feminist kulak" </strong></p>
<p>Feminist düşünür Sara Ahmed’in ortaya attığı “feminist kulak” kavramı şikâyetleri, deneyimleri ve hak ihlallerini duyabilen, öznenin yaşadığı eşitsizliği fark eden bir dinleme biçimini ifade ediyor. Ahmed, özellikle kadınların ve LGBTİ+’ların anlattıklarının çoğu zaman görünmezleştirildiğine dikkat çekiyor. “Feminist kulak” ise bu anlatıları ciddiye alan ve güç ilişkilerini görünür kılmaya çalışan bir yaklaşım öneriyor. Kavram, Sara Ahmed’in Şikayet! (Sel Yayıncılık, 2025) kitabında tartışılıyor.</p>
</div>
<p>(EG)</p><script async="" src="//www.instagram.com/embed.js"></script>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 17:30:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bülent Şık “Polen Davası”nda yarın hakim karşısına çıkıyor]]></title><link>https://bianet.org/haber/bulent-sik-polen-davasinda-yarin-hakim-karsisina-cikiyor-319593</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/bulent-sik-polen-davasinda-yarin-hakim-karsisina-cikiyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/bulent-sik-polen-davasinda-yarin-hakim-karsisina-cikiyor-319593</guid><description><![CDATA[Pandemi döneminde bitkisel ürünler ve arı ürünlerine ilişkin sağlık riskleri konusunda yaptığı uyarılar nedeniyle BEE’O tarafından dava edilen gıda mühendisi Dr. Bülent Şık’ın “Polen Davası”nda karar duruşması yarın İstanbul Anadolu Adliyesi’nde görülecek. Duruşma öncesi meslek örgütleri ve sağlık hakkı savunucuları basın açıklaması yapacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Pandemi döneminde artan bitkisel ürün ve arı ürünü satışlarına karşı halk sağlığı açısından uyarılarda bulunan gıda mühendisi Dr. Bülent Şık hakkında açılan “Polen Davası” yarın İstanbul Anadolu Adliyesi’nde görülecek.</p>
<p>Kartal’daki İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde saat 10.40’ta görülecek duruşma öncesinde, sağlık hakkı savunucuları ve meslek örgütleri saat 10.00’da adliye önünde basın açıklaması yapacak.</p>
<p>Dava, Şık’ın bianet’te yayımlanan yazıları ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle SBS Bilimsel Bio Çözümler Sanayi ve Ticaret A.Ş. (BEE’O) tarafından açıldı. Davada bianet ve firmanın reklamını yapan Gıda Dedektifi rumuzlu sosyal medya hesabının kullanıcısı Musa Özsoy arasındaki tartışmayı haberleştiren Gerçek Gündem de davalı tarafta.</p>
<p>Şirket, dava dilekçesinde Şık’ın bianet’teki yazı ve paylaşımlarının ticari itibarına zarar verdiğini, marka hakkını ihlal ettiğini, içeriklerin kaldırılmasını ve tazminata hükmedilmesini talep etti. Dava dilekçesinde ayrıca yayınların “karalama” ve “itibarsızlaştırma” niteliğinde olduğu ileri sürüldü.</p>
<p>Şık’ın avukatları Tora Pekin ve Abbas Yalçın ise mahkemeye sundukları cevap dilekçesinde, yazıların halk sağlığı ve özellikle çocuk sağlığını koruma amacıyla kaleme alındığını belirtti. Arı ürünleri ve bitkisel ürünlerin kontrolsüz tüketiminin yaratabileceği risklere bilimsel dayanaklarla dikkat çekildiğini ifade etti.</p>
<h3>“Doğal olması güvenli olduğu anlamına gelmez”</h3>
<p>Şık, pandemi döneminde kaleme aldığı “Bal ve polen çocuklar için sağlık riski oluşturabilir” başlıklı yazıda polen, bitkisel çaylar, kekik suyu ve çeşitli bitkisel preparatların “doğal”, “geleneksel” ya da “destekleyici” ifadeleriyle pazarlanmasının bu ürünlerin otomatik olarak güvenli olduğu anlamına gelmediğini anlatmıştı.</p>
<a href='/yazi/bal-ve-polen-cocuklar-icin-saglik-riski-olusturabilir-250206' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/250/206/original/bş_manset.jpg' alt='Bal ve polen çocuklar için sağlık riski oluşturabilir' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Bal ve polen çocuklar için sağlık riski oluşturabilir</h5>
<div class='date'>14 Eylül 2021</div>
</div>
</a>

<p>Şık’ın göre bu ürünler, pirolizidin alkaloitleri olarak bilinen ve özellikle karaciğer üzerinde toksik etki gösterebilen bileşikler içerebiliyor. Bu maddelerin uzun süreli maruziyet halinde ciddi sağlık sorunlarına ve kansere yol açabileceğini belirten Şık özellikle hamileler, çocuklar, yaşlılar, kronik hastalar ve karaciğer hastaları açısından riskin daha yüksek olduğunu ifade etti.</p>
<p>Bu nedenle, bu ürünler hakkında kontrolsüz tüketim önerilerinde bulunulmasının halk sağlığı açısından sorunlu olduğunu aktardı.</p>
<p>Yazı Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi’nin ve Almanya Federal Risk Değerlendirme Enstitüsü’nün bu konudaki açıklamaları ile konuyla ilgili akademik literatürden çok sayıda örneği barındırıyordu.</p>
<p>Ancak yazıda şirketin ismi geçmiyordu. Dr. Aslı Elif Tanuğur Samancı, Taylan Samancı ve Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu’nun sahipleri olduğu SBS Bilimsel Bio Çözümler Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin markası olan BEE’O bianet’e ihtarname göndererek yazının siteden kaldırılmasını istedi. bianet söz konusu yazıyı kaldırmadı.</p>
<h3>Gıda Dedektifi reklamını yaptı</h3>
<p>Bu yazıdan 8 ay sonra (Mayıs 2022) Bülent Şık, sosyal medyada Gıda Dedektifi hesabına ilişkin bir tweet zinciri yazdı. Ardından da bianet’te “Gıda Dedektifi ve BEE’O firmasına yanıt” başlığı ile bir yazı kaleme aldı.</p>
<p>Söz konusu paylaşımlar ve yazı şirketin reklamını yapan Musa Özsoy ile Şık’ın açıklamalarının tüketicilerde firmanın ürünlerinin zararlı olduğu yönünde algı oluşturduğunu savunan BEE’O firmasına yönelik yanıt niteliğindeydi.</p>
<a href='/yazi/gida-dedektifi-ve-bee-o-firmasina-yanit-262429' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/262/429/original/mutfaktakikimyası1.jpg' alt='Gıda Dedektifi ve BEE’O firmasına yanıt ' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>MUTFAKTAKİ KİMYACI/ BÜLENT ŞIK</h6>
<h5 class='headline'>Gıda Dedektifi ve BEE’O firmasına yanıt </h5>
<div class='date'>26 Mayıs 2022</div>
</div>
</a>

<p>Şirket bu yazıdan sonra Bülent Şık, bianet ve Gerçek Gündem’e dava açtı. Gelinen noktada davada karar duruşması yarın görülecek.</p>
<p>Kartal’daki İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde saat 10.40’ta başlayacak duruşma öncesinde sağlık hakkı savunucuları ve meslek örgütleri adliye önünde basın açıklaması yapacak.</p>
<h3>Çocuklara yönelik polen önerileri tartışma konusu</h3>
<p>Dosyada öne çıkan başlıklardan biri de polen ve arı ürünlerinin bebekler ve küçük çocuklar için önerilip önerilemeyeceği. Şık, mevzuatta 2 yaşın altındaki bebekler için takviye edici gıda üretilemeyeceğini ve piyasaya arz edilemeyeceğini, ayrıca küçük çocuklara yönelik arı poleni, arı sütü, propolis gibi ürünlere onay verilmeyeceğini belirtiyor.</p>
<p>Ancak şirket internet satış sitesinde iki yaşındaki bir çocuk için günde bir tatlı kaşığı polen, 1,5 yaşındaki bir bebek için ise günde 1-2 tatlı kaşığı polen öneriyor.</p>
<p>Şık, açıklamasında yalnızca davacı firmanın değil, birçok firmanın temsilcisinin internet satış portallarında hamilelere ve bir yaşından küçük çocuklara polen tüketimi önerdiğini belgelediklerini ve bu belgeleri mahkemeye sunduklarını söyledi.</p>
<p>Şık “Satışa sunulan ürünlerde sağlık riski söz konusuysa, bunu bilmek tüketicilerin hakkıdır” diyor.</p>
<h3>Şirket: Ürünlerimiz analiz ediliyor</h3>
<p>Davacı şirket ise dava dilekçesinde arı ürünleri alanında Ar-Ge çalışmaları yürüttüğünü, ürünlerinin sağlık kontrolünden geçirildiğini, analiz edildiğini ve ilgili mercilerce onaylandığını savunuyor.</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 17:04:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Özel Soma'da: İntikam da alınacak, hak da yerini bulacak]]></title><link>https://bianet.org/haber/ozel-soma-da-intikam-da-alinacak-hak-da-yerini-bulacak-319594</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/ozel-soma-da-intikam-da-alinacak-hak-da-yerini-bulacak.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ozel-soma-da-intikam-da-alinacak-hak-da-yerini-bulacak-319594</guid><description><![CDATA[Soma Mezarlığı’nda gerçekleştirilen anma ziyaretinde madenci aileleriyle bir araya gelen Özel, yaşamını yitiren işçiler için dua etti, mezarlara karanfil bıraktı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te meydana gelen ve 301 madencinin yaşamını yitirdiği Türkiye tarihinin en büyük iş cinayetlerinden biri olan Soma maden faciasının 12’nci yıl dönümünde anma programına katıldı.</p>
<p>Özel, faciada hayatını kaybeden madencileri mezarları başında anarken, hem sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda hem de anma törenindeki konuşmasında iktidara ve yargı süreçlerine sert eleştiriler yöneltti.</p>
<p>Soma Mezarlığı’nda gerçekleştirilen anma ziyaretinde madenci aileleriyle bir araya gelen Özel, yaşamını yitiren işçiler için dua etti, mezarlara karanfil bıraktı.</p>
<p>Anma ziyaretinin ardından sosyal medya hesabından paylaşım yapan Özel, Soma faciasının yalnızca bir yas değil aynı zamanda adalet arayışının simgesi olduğunu söyledi.</p>
<p>Özel'in paylaşımı şöyle:</p>
<p>“12 yıl sonra yine Soma’dayız… 301 madencimizi mezarları başında, aynı acıyla, aynı vicdan yüküyle andık. Soma’nın ateşi 12 yıldır hepimizin yüreğinde yanıyor. Bugün bizim için sadece bir yas günü değil; unutmamanın, unutturmamanın ve adalet için dimdik durmanın günüdür. 301 maden emekçimizi saygı, rahmet ve mücadele sözüyle anıyorum.”</p>
<h3>“AK Parti’nin kara düzenini ilk Somalılar tanıdı”</h3>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/05/chp-13052026-041.jpg" alt=""></p>
<p>Mezarlık ziyaretinin ardından düzenlenen anma programında konuşan CHP lideri, Soma faciasının ardından yaşanan yargı süreçlerini ve çalışma koşullarını sert sözlerle eleştirdi. Türkiye’deki iş güvenliği sisteminin ve denetim mekanizmasının siyasi iktidarın oluşturduğu düzen nedeniyle işlemediğini savunan Özel, facianın göz göre göre geldiğini söyledi.</p>
<p>Özel, denetimlerin önceden haber verildiğini, müfettişlerin göstermelik raporlar hazırladığını ileri sürerek şunları söyledi:</p>
<p>“AK Parti’nin kara düzenini ilk Somalılar tanıdı. Patronlar daha çok kazansın diye yapılacak denetimlerin önceden haber verildiğini, içeride kullanılmaması gereken ekipmanların saklandığını, gelen müfettişlerin ağırlanıp göstermelik raporlar tuttuklarını Somalılar biliyordu. Sermaye, sendika ve siyasetin oluşturduğu o düzen 301 canımızı aramızdan aldı.”</p>
<p>Özel, Soma’nın yıllar içinde siyasi olarak da değiştiğini ifade ederek, geçmişte facia sonrası tepki gören Soma halkının bugün farklı bir noktaya geldiğini belirtti.</p>
<h3>“Soma Davası yeniden görülecek”</h3>
<p>Konuşmasının önemli bölümünü Soma davasına ayıran Özel, CHP’nin iktidara gelmesi halinde Soma davasının yeniden görüleceğini söyledi. Yargı süreçlerinde siyasi müdahale olduğunu öne süren Özel, özellikle “olası kast” kararının değiştirilmesine tepki gösterdi.</p>
<p>Yargıtay sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, “Bu bir kaza” yaklaşımının kabul edilemez olduğunu belirterek şöyle konuştu:</p>
<p>“301 madencimizin ölümüne neden olanlara adeta birkaç günlük ceza verilerek hayatlarına devam etmeleri söylendi. Bu düzen kendini korumak için faaliyetlerini sürdürüyor. Ama biz hangi dava yeniden görülecekse, en başta Soma davası olmak üzere bütün haksızlıkların hesabını soracağız.”</p>
<h3>“İlk seçimde bu düzeni değiştireceğiz”</h3>
<p>Özel, konuşmasında sık sık “kara düzen” ifadesini kullanarak mevcut siyasi iktidarı hedef aldı. CHP’nin bugün Türkiye’nin birinci partisi olduğunu söyleyen Özel, ilk seçimlerde iktidarı değiştireceklerini savundu.</p>
<p>Soma’da yerel yönetimlerin CHP’ye geçtiğini hatırlatan Özel, bunun toplumsal değişimin göstergesi olduğunu ifade etti.</p>
<p>“Nasıl Soma’nın kaderini değiştirdiysek Türkiye’nin kaderini de değiştireceğiz” diyen Özel, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Bu rejim değişecek. İşçinin, emeklinin, çiftçinin, memurun mağdur olmadığı bir düzen kurulacak. Yürüdüğümüz yol sadece CHP’nin iktidar yolu değildir. Bu yol Türkiye’deki bütün emekçilerin, mağdurların, gözyaşı döken anaların iktidar yoludur.”</p>
<h3>Tutuklu avukatlara ve aktivistlere destek</h3>
<p>Konuşmasında Soma davasında görev alan bazı avukatların tutuklu bulunmasına da değinen Özel, özellikle davada uzun yıllar görev alan avukatların cezaevinde olmasını eleştirdi.</p>
<p>Soma ailelerinin yanında mücadele eden isimlerden biri olan avukat Sercan Okur’un bugün Soma Belediye Başkanı olduğunu hatırlatan Özel, bunun kendisi için teselli olduğunu söyledi.</p>
<p>Özel, “İçeride yatan arkadaşlarımız 12 metrekarelik hücrelerde dimdik duruyorlar. Tehditlerle, baskılarla, kumpaslarla karşı karşıyayız ama mücadeleden vazgeçmeyeceğiz” dedi.</p>
<p>Konuşmasının son bölümünde iş cinayetlerine dikkat çeken Özel, Türkiye’de iş güvenliği önlemlerinin yetersizliği nedeniyle benzer faciaların yaşandığını söyledi.</p>
<p>Madencilerin hâlâ ağır koşullarda çalıştığını belirten Özel, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Bir daha hiçbir madenci 150 yıl öncenin şartlarında çalışmasın diye mücadele ediyoruz. Türkiye ucuz ölümler ülkesi olmasın diye mücadele ediyoruz. Birileri daha fazla kazansın diye insanlar ölmesin istiyoruz.”</p>
<p>Konuşmasının sonunda birlik ve dayanışma mesajı veren Özel, Soma’daki mücadelenin süreceğini vurguladı.</p>
<p>“Biz kazanacağız, emek kazanacak, halk kazanacak” diyen Özel, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bir zamanlar verdiğimiz sözlerin bir kısmını yerine getirdik. Geri kalanını da yerine getireceğiz. Halkın iktidarı kurulacak. AK Parti’nin kara düzeni tarihe karışacak. Çok güzel günler gelecek. İntikam da alınacak, hak da yerini bulacak.”</p>
<a href='/yazi/soma-madencileriyle-dayanisma-299493' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2024/09/11/soma-madencileriyle-dayanisma.jpg' alt='Soma madencileriyle dayanışma' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>TEK OLMANIN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI - II</h6>
<h5 class='headline'>Soma madencileriyle dayanışma</h5>
<div class='date'>11 Eylül 2024</div>
</div>
</a>
<a href='/galeri/soma-madeninde-is-cinayeti-285110' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/images/000/061/421/original/4.jpg' alt='Soma Madeninde İş Cinayeti' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>SOMA</h6>
<h5 class='headline'>Soma Madeninde İş Cinayeti</h5>
<div class='date'>14 Mayıs 2014</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/soma-madeninde-is-cinayetinin-ilk-11-saati-155634' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/155/634/original/aa_m.jpg' alt='Soma Madeninde İş Cinayetinin İlk 11 Saati' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Soma Madeninde İş Cinayetinin İlk 11 Saati</h5>
<div class='date'>13 Mayıs 2014</div>
</div>
</a>

<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 16:59:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[NÛÇE TV yayına başlıyor]]></title><link>https://bianet.org/haber/nuce-tv-yayina-basliyor-319592</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/nuce-tv-yayina-basliyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/nuce-tv-yayina-basliyor-319592</guid><description><![CDATA[“Yeni bir ekran, yeni bir yolculuk… Ulusal bir televizyon olarak Kürtçe Dil Bayramı’nda yayınımıza başlıyoruz.”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kürtçe haber kanalı olan NÛÇE TV, 15 Mayıs Kürtçe Dil Bayramı’nda yayın hayatına başlıyor.</p>
<p>NÛÇE TV, bir süredir test yayınları yapıyordu. Kanal, dijital medya hesaplarından yaptığı duyuruda 15 Mayıs Kürtçe Dil Bayramı’nda resmen yayına başlayacağını açıkladı. NÛÇE TV şu mesajı paylaştı:</p>
<p>“Yeni bir ekran, yeni bir yolculuk… Ulusal bir televizyon olarak Kürtçe Dil Bayramı’nda yayınımıza başlıyoruz.”</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">📌Bi ekraneke NÛ, rêwîtiyeke NÛ weke televîzyoneke netewî di roja zimanê Kurdî de em ê dest bi weşana xwe bikin. <a href="https://t.co/B5ht4Q3WE9" target="_blank" rel="nofollow">pic.twitter.com/B5ht4Q3WE9</a></p>
— Nûçe Tv (@nucenutv) <a href="https://twitter.com/nucenutv/status/2054479158890094693?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow">May 13, 2026</a></blockquote>
<h3><strong>Televizyon nasıl izlenebilir?</strong></h3>
<p>NÛÇE TV, HD kalitesinde Hotbird ve Nilesat uyduları üzerinden yayın yapacak. Knalın resmi websitesi ve dijital platformlarında da canlı yayın ile özel haberler paylaşılacak.</p>
<a href='/yazi/15-mayis-kurtcenin-yasama-hakkina-adanmis-bir-gun-307508' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2025/05/16/15-mayis-kurtcenin-yasama-hakkina-adanmis-bir-gun.jpg' alt='15 Mayıs: Kürtçenin yaşama hakkına adanmış bir gün' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>15 Mayıs: Kürtçenin yaşama hakkına adanmış bir gün</h5>
<div class='date'>17 Mayıs 2025</div>
</div>
</a>

<p>(EMK)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 16:22:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[TÜİK: Ortalama hane küçüldü, yalnız yaşayanların oranı arttı]]></title><link>https://bianet.org/haber/tuik-ortalama-hane-kuculdu-yalniz-yasayanlarin-orani-artti-319591</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/tuik-ortalama-hane-kuculdu-yalniz-yasayanlarin-orani-artti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/tuik-ortalama-hane-kuculdu-yalniz-yasayanlarin-orani-artti-319591</guid><description><![CDATA[2025 yılında nüfusun yüzde 28,8’i sızdıran çatı, nemli duvar veya çürümüş pencere gibi konut sorunları yaşadığını belirtti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de aile yapısına ilişkin dikkat çeken veriler açıklandı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) “İstatistiklerle Aile, 2025” bültenine göre, ortalama hanehalkı büyüklüğü son 17 yılda önemli ölçüde azalarak 3,08 kişiye düştü. Tek kişilik haneler ve tek ebeveynli ailelerde artış yaşanırken, geniş ailelerin oranı geriledi.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı tarafından 2025’in “Aile Yılı” ilan edilmesinin ardından, 2026-2035 dönemi de “Aile ve Nüfus On Yılı” olarak belirlendi. Ayrıca her yıl mayıs ayının son haftasının “Milli Aile Haftası” olarak kutlanmasına karar verildi.</p>
<h3><strong>Haneler küçülüyor</strong></h3>
<p>Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) verilerine göre, Türkiye’de 2008 yılında ortalama 4 kişi olan hanehalkı büyüklüğü, 2025’te 3,08 kişiye geriledi.</p>
<p>Ortalama hanehalkı büyüklüğünün en yüksek olduğu il 4,84 kişiyle Şırnak olurken, en düşük olduğu il 2,49 kişiyle Dersim oldu.</p>
<h3><strong>Tek kişilik yaşam yaygınlaşıyor</strong></h3>
<p>2014 yılında yüzde 13,9 olan tek kişilik hanelerin oranı, 2025’te yüzde 20,5’e yükseldi. Tek başına yaşayanların en yoğun olduğu il yüzde 32,7 ile Gümüşhane olurken, Batman yüzde 11,5 ile son sırada yer aldı.</p>
<p>Tek çekirdek ailelerin oranı da düşüş gösterdi. 2014’te yüzde 67,4 olan oran, 2025’te yüzde 62,7’ye indi. Geniş ailelerin oranı ise yüzde 16,7’den yüzde 13,5’e geriledi.</p>
<h3><strong>Tek ebeveynli ailelerde artış</strong></h3>
<p>Tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan hanelerin oranı son yıllarda belirgin şekilde arttı. 2014’te yüzde 7,6 olan oran, 2025’te yüzde 11,3’e çıktı. Bu hanelerin yüzde 8,5’ini anne ve çocuklardan oluşan aileler oluşturdu.</p>
<p>Tek ebeveynli ailelerin en yoğun olduğu il yüzde 13,8 ile Bingöl oldu.</p>
<h3><strong>Her 4 haneden birinde yaşlı var</strong></h3>
<p>2025 verilerine göre Türkiye’deki hanelerin yüzde 26,1’inde en az bir yaşlı birey bulunuyor. Tek kişilik hanelerin yüzde 33,2’sini ise yalnız yaşayan yaşlılar oluşturdu.</p>
<p>Yalnız yaşayan yaşlıların büyük çoğunluğunu kadınlar oluştururken, oran yüzde 73,5 olarak kaydedildi.</p>
<p>25-29 yaş grubunda hiç evlenmemiş bireylerin yüzde 70’inin anne ve/veya babasıyla yaşadığı görüldü. TÜİK verilerine göre bu oran içinde erkeklerin payı yüzde 42,6, kadınların payı ise yüzde 27,4 oldu.</p>
<h3><strong>Akraba evliliği düşüyor</strong></h3>
<p>Türkiye’de akraba evliliği oranı düşüş eğilimini sürdürüyor. 2010 yılında yüzde 5,9 olan oran, 2025’te yüzde 3’e geriledi.</p>
<p>Ancak bazı illerde oranlar yüksek seviyelerde kaldı. Şanlıurfa yüzde 16,9 ile ilk sırada yer alırken, Mardin ve Siirt onu takip etti.</p>
<p>Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre bireylerin yüzde 69’u kendilerini en çok ailelerinin mutlu ettiğini belirtti. Çocuklar yüzde 15,6 ile ikinci sırada yer aldı.</p>
<h3><strong>Boşanmalar ve çocuklar</strong></h3>
<p>2025 yılında kesinleşen boşanma davaları sonucunda 193 bin 793 çift boşandı. Bu süreçten 191 bin 371 çocuk etkilendi. Çocukların velayetinin yüzde 74,6’sı anneye verildi.</p>
<p><strong>Yoksulluk geniş ailelerde daha yüksek</strong></p>
<p>Gelir ve yaşam koşulları araştırmasına göre, geniş ailelerin yüzde 27,1’i yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Türkiye genelindeki yoksulluk oranı ise yüzde 20,6 olarak açıklandı.</p>
<p><strong>Konut sorunları sürüyor</strong></p>
<p>2025 yılında nüfusun yüzde 28,8’i sızdıran çatı, nemli duvar veya çürümüş pencere gibi konut sorunları yaşadığını belirtti. Isınma problemi yaşayanların oranı yüzde 27,9 olurken, çevre kirliliğinden şikâyet edenlerin oranı yüzde 22,1 oldu.</p>
<a href='/haber/erkek-siddeti-mart-2026-318425' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/07/erkek-siddeti-mart-2026.jpg' alt='Erkek şiddeti Mart 2026' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Erkek şiddeti Mart 2026</h5>
<div class='date'>7 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 16:12:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Gazeteci İsmail Arı hakkında 6 yıla kadar hapis istemi]]></title><link>https://bianet.org/haber/gazeteci-ismail-ari-hakkinda-6-yila-kadar-hapis-istemi-319589</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/gazeteci-ismail-ari-hakkinda-6-yila-kadar-hapis-istemi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/gazeteci-ismail-ari-hakkinda-6-yila-kadar-hapis-istemi-319589</guid><description><![CDATA[Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, tutuklu gazeteci İsmail Arı hakkında “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “gizliliğin ihlali” suçlamalarıyla iddianame hazırladı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu, BirGün muhabiri İsmail Arı hakkında iddianame hazırladı.</p>
<p>Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianamede, Arı’nın Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesinde düzenlenen “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve 285/1 maddesinde düzenlenen “gizliliğin ihlali” suçlarından cezalandırılması istendi.</p>
<p>Haberleri ve TV konuşması suçlama konusu yapıldı</p>
<p>Savcılık, iddianamede Arı’nın BirGün TV’de Zafer Arapgirli’nin sunduğu “Medya Terapi” programındaki sözlerini ve X hesabından yaptığı üç paylaşımı suçlama konusu yaptı.</p>
<p>Arı’nın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aile üyelerinin TÜGVA, TÜRGEV ve İlim Yayma Cemiyeti yönetiminde yer aldığına, kamu kaynaklarının bu vakıflara aktarıldığına ve vergi muafiyetlerine ilişkin sözleri “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasına dayanak yapıldı.</p>
<p>Savcılık ayrıca Arı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mezun olduğu Fatih'teki imam hatip lisesi inşaatına ilişkin paylaşımını; hâkim ve savcı mülakatlarıyla ilgili paylaşımını; “Yunus Emre Vakfı” soruşturmasına dair 630 milyon TL’lik yolsuzluk iddialarını içeren paylaşımını da iddianamede sıraladı.</p>
<a href='/haber/gazeteciler-yaziyor-devlet-tutukluyor-yargiliyor-318203' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/31/gazeteciler-yaziyor-devlet-tutukluyor-yargiliyor.jpg' alt='Gazeteciler yazıyor, devlet tutukluyor/yargılıyor' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Gazeteciler yazıyor, devlet tutukluyor/yargılıyor</h5>
<div class='date'>31 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<h3>DMM açıklaması delil gösterildi</h3>
<p>Savcılık, Arı’nın imam hatip lisesindeki inşaata ilişkin haberine dair Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin açıklaması deliller arasında gösterdi.</p>
<p>DMM’nin haber için “açıkça dezenformasyon içerikli” açıklaması yaptığını belirterek Arı’nın buna rağmen “yanıltıcı bilgiyi internet ortamında alenen yaydığını” öne sürdü.</p>
<a href='/haber/dezenformasyon-duzenlemesi-ifade-ozgurlugunun-onune-dosenmis-tehlikeli-bir-mayin-286559' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2023/10/18/dezenformasyon-duzenlemesi-ifade-ozgurlugunun-onune-dosenmis-tehlikeli-bir-mayin.jpg' alt='"Dezenformasyon düzenlemesi ifade özgürlüğünün önüne döşenmiş tehlikeli bir mayın”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>"Dezenformasyon düzenlemesi ifade özgürlüğünün önüne döşenmiş tehlikeli bir mayın”</h5>
<div class='date'>18 Ekim 2023</div>
</div>
</a>

<h3>Yunus Emre Vakfı haberi için “gizliliğin ihlali” suçlaması</h3>
<p>İddianamede Arı’nın “Yunus Emre Vakfı” soruşturmasına ilişkin paylaşımı için ise “gizliliğin ihlali” suçlaması yöneltildi.</p>
<p>Savcılık, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliği’nin 23 Aralık 2024 tarihli kararıyla dosyada kısıtlama kararı verildiğini belirtti. Arı’nın paylaşımının “soruşturmanın amacını tehlikeye düşürecek şekilde gizliliği ihlal ettiğini” iddia etti.</p>
<p>Savcılık Arı’nın halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçlamasından 1 yıldan 3 yıla kadar, gizliliğin ihlali suçlamasından da yine 1 yıldan 3 yıla kadar cezalandırılmasını istedi.</p>
<p>İddianamenin altında Savcı Adem Can'ın imzası bulunuyor.</p>
<a href='/yazi/dezenformasyon-kime-gore-neye-gore-269149' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/269/149/original/Dezenformasyon_Kime_göre_neye_göre.jpg' alt='Dezenformasyon: Kime göre neye göre?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>SANSÜR YASASI </h6>
<h5 class='headline'>Dezenformasyon: Kime göre neye göre?</h5>
<div class='date'>29 Ekim 2022</div>
</div>
</a>

<div class="box-13">
<h3>İsmail Arı’nın suçlama konusu haberleri</h3>
<p>Arı, İstanbul İmam Hatip Lisesi’yle (yeni adıyla İstanbul Recep Tayyip Erdoğan Anadolu İmam Hatip Lisesi) ilgili haberde, hazineye ait alana yurt inşaatı başlandığını yazmıştı.</p>
<p>Haberde, inşaatına izin verilen alanda “Korunması gerekli kültür varlığı” olarak tescilli yapılar yer aldığını “Bu alandaki tescilli yapıların başka alanlara taşınmasına karar verildiği ve ardından inşaata başlandığı öğrenildi. Kayıtlara göre, inşaata başlanan alanda korunması gereken kültür varlığı olarak kayıtlara geçen iki metruk ahşap ev bulunuyordu.” sözleriyle anlatmıştı.</p>
<p>BirGün TV’de Erdoğan’ın ailesinin TÜGVA, TÜRGEV ve İlim Yayma Cemiyeti yönetiminde yer aldığına dair de şunları söylemişti:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Erdoğan ailesi 20 civarında vakfın yöneticisi. Bu 20 vakfın çok büyük bir kısmında, tabi bu net rakam önemli değil, Bilal Erdoğan da, Emine Erdoğan da, Sümeyye Erdoğan da birçok vakfın yönetiminde.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>TÜGVA, Yeni Türkiye Eğitim Vakfı, Okçular Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti, İnsan ve İrfan Vakfı, Fuat Sezgin Vakfı, Şefkat Vakfı, TÜRGEV… Bunun dışında ne var? İbni Haldun Üniversitesi'nin mütevelli heyetinde, Darülaceze'nin ayrıca…</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>En önemli şey, kamu kaynaklarını bu vakıflara seferber edilebiliyor. Nasıl ediliyor? Deniyor ki, ‘Bu vakıflar kamu yararına faaliyet göstermektedir.’ Bu statü verilmişti. Bu yüzden ‘Bu vakıflara, belediyelerin, kamu kurumlarının, valiliklerin bina tahsis etmesi, örneğin otobüs tahsis etmesi, başka ekonomik, maddi katkılarda bulunması normal, bir suç değildir. Çünkü bu vakıf kamu yararına çalışmaktadır ve kanunlar da buna el vermektedir’ diyorlar. Biz geçen yıllarda şunu gördük. Özellikle bu vakıfların yurt binaları, TÜGVA'nın, TÜRGEV'in, İlim Yayma Cemiyeti Vakfı'nın yurt binalarının çok büyük bir kısmının aslında kamu binaları olduğu, belediyelere ait olduğu veya belediyelerin şahıslardan kiralayıp bu vakıfları tahsis ettiğini gördük. Bu çok önemli bir kaynak. Aslında yani burada bir milyonlarca, milyarlarca liranın döndüğünü söyleyebiliriz.”</em></p>
<p>Arı, ayrıca Yunus Emre Vakfı/Yunus Emre Enstitüsündeki “naylon/sahte fatura” ve usulsüz ödemelerle vakfın zarara uğratıldığı” iddialarını haberleştirmişti. Yaklaşık 400 milyon TL’lik usulsüzlükten bahsedilen dosyada 23 şüpheli hakkında iki ayrı iddianame düzenlenmişti.</p>
</div>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 15:20:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Hrant Dink Vakfı’ndan Ermeni arşivlerinin korunması çağrısı]]></title><link>https://bianet.org/haber/hrant-dink-vakfindan-ermeni-arsivlerinin-korunmasi-cagrisi-319587</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/hrant-dink-vakfindan-ermeni-arsivlerinin-korunmasi-cagrisi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/hrant-dink-vakfindan-ermeni-arsivlerinin-korunmasi-cagrisi-319587</guid><description><![CDATA[Vakıf, İstanbul’daki Ermeni vakıfları ve okullarına ait arşivlerin belgelenmesi ve dijitalleştirilmesi için yürüttüğü çalışmalara destek çağrısı yaptı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Hrant Dink Vakfı (HDV), İstanbul’daki Ermeni vakıflarına ve okullarına ait arşivlerin korunması, belgelenmesi ve dijital ortama aktarılması amacıyla kapsamlı bir çalışma yürüttüğünü açıkladı.</p>
<p>Vakıf, Ermeni okullarına ve mezunlarına da çağrıda bulunarak, okul fotoğrafları, diploma ve karne gibi belgeler ile etkinlik materyallerinin kendileriyle paylaşılabileceğini belirtti. </p>
<div class="box-13">
<p>Çalışmaya katkı sunmak için:</p>
<ul>
<li>Ermeni okulu mezunuysanız, okul fotoğraflarınızı ve belgelerinizi <a href="https://us.list-manage.com/zpNnZkzJDa_?e=f980e23c67&amp;c2id=b38ce3c1777c60cec7a2e918ebd9f1db" target="_blank" rel="noopener">paylaşabilirsiniz</a>,</li>
<li>Arşiv malzemelerinin kataloglanmasına ya da Türkçe-Ermenice çevirisine <a href="https://us.list-manage.com/p2uBBiXHByc?e=f980e23c67&amp;c2id=b38ce3c1777c60cec7a2e918ebd9f1db" target="_blank" rel="noopener">gönüllü destek verebilirsiniz</a>,</li>
<li>Çalışmalara <a href="https://us.list-manage.com/zhxSp3mkDLl?e=f980e23c67&amp;c2id=b38ce3c1777c60cec7a2e918ebd9f1db" target="_blank" rel="noopener">bağış yaparak</a> katkıda bulunabilirsiniz,</li>
<li>Çalışmaları çevrenizle paylaşarak daha fazla kişiye ulaşmasına destek olabilirsiniz.</li>
</ul>
</div>
<h3><img src="https://static.bianet.org/2026/05/unnamed-6.png" alt=""></h3>
<div class="box-1">
<h3>Projenin kapsamı</h3>
<p>2022 yılında başlatılan proje kapsamında; yönetim kurulu yazışmaları, okul ve kilise kayıtları, defterler ve fotoğraflar gibi çok sayıda arşiv malzemesi tasnif edilerek dijitalleştiriliyor. Fiziksel belgeler ise uygun koşullarda saklanarak uzun vadeli korunmaları sağlanıyor.</p>
<p>Dijitalleştirilen materyaller kataloglanarak çevrimiçi arşiv sistemine yüklenirken, farklı koleksiyonlar arasında kurulan bağlantılar sayesinde bir hafıza alanı oluşturuluyor.</p>
<p>Vakfın çalışmaları kapsamında, kişisel arşivlerden gelen fotoğraf ve belgeler de açık çağrılar yoluyla sürece dahil edilerek koleksiyon sürekli genişletiliyor. Bugüne kadar mezunların katkılarıyla 100’den fazla fotoğraf ve belge arşive kazandırıldı. (TY)</p>
</div>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 14:55:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Avrupa Özgürlük ve Barış Forumu’ndan “Barış Gazeteciliği” buluşması]]></title><link>https://bianet.org/haber/avrupa-ozgurluk-ve-baris-forumundan-baris-gazeteciligi-bulusmasi-319586</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/avrupa-ozgurluk-ve-baris-forumundan-baris-gazeteciligi-bulusmasi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/avrupa-ozgurluk-ve-baris-forumundan-baris-gazeteciligi-bulusmasi-319586</guid><description><![CDATA[Moderatörlüğünü Ertuğrul Mavioğlu’nun üstleneceği etkinliğe İletişim Akademisyeni Sevda Alankuş, Gazeteciler Evrim Kepenek, Diren Yurtsever ve İrfan Aktan konuşmacı olarak katılacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Özgürlük ve Barış Forumu (EFFP), “Barış için Buluşmalar” serisinin üçüncü oturumunda bu kez barış gazeteciliğini tartışmaya açıyor. “Barış Gazeteciliği: Etik, Temsil ve Toplumsal Barış” başlıklı çevrimiçi buluşma, 23 Mayıs Cumartesi günü saat 17.00 CET / 18.00 TSİ’de gerçekleştirilecek.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/05/baris-gazeteciligi.jpeg" alt=""></p>
<p>EFFP organizasyon ekibi tarafından yapılan açıklamada, barışın yalnızca talep edilen bir hedef değil, birlikte kurulabilecek bir yaşam hakkı olduğu vurgulandı. Açıklamada, buluşmalar serisinin üçüncü oturumunda barış gazeteciliğinin etik, temsil ve toplumsal sorumluluk boyutlarının ele alınacağı belirtildi.</p>
<p>Moderatörlüğünü Ertuğrul Mavioğlu’nun üstleneceği etkinliğe İletişim Akademisyeni Sevda Alankuş, Gazeteciler Evrim Kepenek, Diren Yurtsever ve İrfan Aktan konuşmacı olarak katılacak.</p>
<p>Buluşmada, basın ve medyanın savaş ve şiddeti yeniden üreten diline karşı, barışın nasıl bir haber dili ve toplumsal sorumluluk olarak kurulabileceği tartışılacak. Organizasyon ekibi, etkinlik kapsamında “barışın yalnızca bir hedef değil, aynı zamanda bir gazetecilik pratiği olarak nasıl mümkün kılınabileceğinin” birlikte sorgulanacağını ifade etti.</p>
<p>Katılımcılar, konuşmacılara yöneltmek istedikleri soruları etkinlik öncesinde barisforumu@gmail.com adresine iletebilecek. Toplantıya katılım için kayıt yapılması gerekiyor.</p>
<p>Kayıt linki:</p>
<p><a href="https://us06web.zoom.us/meeting/register/o7mIGr4VQgmga6c_OCw1ww?utm_source=chatgpt.com" target="_blank" rel="noopener">Zoom kayıt formu</a></p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 14:04:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[DEM Parti ve CHP’den “ara seçim” görüşmesi: "Anayasa 78 açık"]]></title><link>https://bianet.org/haber/dem-parti-ve-chpden-ara-secim-gorusmesi-anayasa-78-acik-319585</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/dem-parti-ve-chp-gorustu-yasal-calismalara-dair-muzakere-edelim.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/dem-parti-ve-chpden-ara-secim-gorusmesi-anayasa-78-acik-319585</guid><description><![CDATA[CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, CHP grubu olarak Meclis'te grubu bulunan muhalefet partilerinin tümünü ziyaret edeceklerinin bilgisini paylaştı. İlk ziyareti DEM Parti’ye yaptıklarını söyledi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Ekonomi Komisyonu Eş Sözcüsü Saruhan Oluç ve Dersim Milletvekili Ayten Kordu ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcıları Gökçe Gökçen, Gül Çiftçi ve CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’dan oluşan heyeti Meclis’te görüşmesi sona erdi. </p>
<p>MA'daki habere göre, görüşme sonrasında CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, CHP grubu olarak Meclis'te grubu bulunan muhalefet partilerinin tümünü ziyaret edeceklerinin bilgisini paylaştı. İlk ziyareti DEM Parti’ye yaptıklarını söyledi.</p>
<h3><strong>“Türkiye’nin yönetilmeme sorunu var”</strong></h3>
<p>Ziyaretlerinde “ara seçim” de ele aldıklarını söyleyen Günaydın, şöyle devam etti:</p>
<p>“Biliyorsunuz Türkiye'de çok ciddi iktisadi sorunlar var. Türkiye'nin yönetilme sorunları var ve yapılan araştırmalar toplumun üçte ikisinin bir erken seçim isteğini gösteriyor. Erken seçim talebini karşılamayan AKP'nin Anayasanın 78'inci maddesini hatırlatmakta fayda var. Çünkü ara seçim bir tercih değil bir zorunluluk. Anayasa 78 diyor ki; en son seçimlerin üzerinden 30 ay geçtikten sonra bir sonraki seçime de bir yıl varsa bu dönem içerisinde bir ara seçim yapılır. Eğer mecliste boşalmalar varsa. Peki Meclis’te boşalmalar var mı? Evet var. Bizim Kırıkkale, Afyon, Adıyaman ve Kastamonu milletvekillerimiz istifa etmek suretiyle seçimlere girdiler ve belediye başkanı seçildiler. Demek ki bu dört koltukta bir boşalma var.”</p>
<p>Günaydın, yaşamını yitiren ve başka sebeplerle milletvekilliğinden ayrılanlara da işaret etti ve ara seçime ihtiyaç olduğunu vurguladı. </p>
<h3><strong>“Kurullarımızla görüşeceğiz”</strong></h3>
<p>DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli ise ara seçim konusunda istişarede bulunduklarını söyledi, şöyle devam etti: </p>
<p>"Her şeyden önce Can Atalay'ın bir an önce Anayasa Mahkemesi kararına uygun olarak cezaevinden Meclis’ e dönmesini bekliyoruz. Diğer taraftan tabii ara seçim konusunda gerçekten önemli bir görüşme gerçekleştirdik. Anayasa 78 ortada. Biz bu konuyu bir an önce kurullarımıza ileteceğiz, kurullarımızla tartışacağız ve bu görüşmenin sonuçlarını sizlerle de bu vesileyle paylaşacağız.”</p>
<h3>“Yasa teklifini birlikte hazırlayalım”</h3>
<p>Gazetecilerin Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile ilgili sorusuna da yanıt veren Temelli, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un sürece dair de inisiyatif alması gerektiğini vurguladı.  </p>
<p>Meclis'in süreç konusunda etkin çalışmasının önemine işaret eden Temelli, şöyle dedi:</p>
<p>“Bizim yasa teklifimizi sunmamız o kadar zor bir şey değil ama bizim özellikle demokrasi, müzakere zemininin zenginleşmesi, buranın hareket etmesi önceliğimiz. Dolayısıyla bir yasa teklifini birlikte hazırlamak gibi önceliklerimiz var. Bütün partilere çağrımız bu yönde. Komisyonun zaten oluşması önemli bir müzakere zeminiydi. Bu müzakere zemini yeniden canlandırmak, hele ki bu kadar önemli bir yasanın konuşulduğu bir yerde canlandırmak çok çok önemli olacaktır diye düşünüyoruz.”</p>
<div class="box-13">
<h3>Anayasa 78. Madde hakkında</h3>
<p>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 78. maddesi, “ara seçim” düzenlemesini içerir. Maddeye göre:</p>
<ul>
<li>Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde boşalan milletvekillikleri varsa,</li>
<li>Genel seçimlerin üzerinden 30 ay geçmişse,</li>
<li>Ve bir sonraki genel seçime 1 yıldan fazla süre varsa,</li>
</ul>
<p>TBMM ara seçime gidebilir. Ancak boşalan sandalye sayısı Meclis üye tam sayısının yüzde 5’ine ulaşırsa ara seçim zorunlu hale gelir.</p>
<p>Ayrıca maddede, savaş nedeniyle yeni seçim yapılmasının mümkün görülmediği durumlarda seçimlerin bir yıl ertelenebileceği de düzenlenir.</p>
</div>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 13:53:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[‘Pelikancı medya’ eleştirisine 20 bin TL’lik tazminat]]></title><link>https://bianet.org/haber/pelikanci-medya-elestirisine-20-bin-tllik-tazminat-319584</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/pelikanci-medya-elestirisine-20-bin-tllik-tazminat.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/pelikanci-medya-elestirisine-20-bin-tllik-tazminat-319584</guid><description><![CDATA[Serhat Albayrak’ın “ticari itibarının zedelendiği” iddiasıyla açtığı davada mahkeme, Evrensel yazarı ve akademisyen Ceren Sözeri’nin toplam 20 bin TL tazminat ödemesine karar verdi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Turkuvaz Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Serhat Albayrak'ın Evrensel gazetesi yazarı ve akademisyen Ceren Sözeri'nin “AKP’ye kim oy kaybettirdi” başlıklı yazına açtığı davada karar çıktı.</p>
<p>İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, Albayrak’ın “ticari itibarının zedelendiği” iddiasıyla açtığı davada Sözeri’yi 20 bin TL tazminata mahkum etti.</p>
<p>2019’da açılan ve 2020’den beri süren davada bugüne kadar 14 celse görüldü. Bugünkü duruşmada Ceren Sözeri ve Evrensel avukatı Devrim Avcı ile Serhat Albayrak’ın avukatı İrem Poyraz salonda hazır bulundu.</p>
<p>Poyraz, söz konusu yayının kişilik haklarını ihlal ettiğini ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini savunarak davanın kabulünü istedi.</p>
<p>Ceren Sözeri de Galatasaray Üniversitesi’nde akademisyen olduğunu ve yıllardır ifade özgürlüğü dersleri verdiğini belirterek “Dava konusu yayında davacıların kişilik haklarına saldırı teşkil edebilecek herhangi bir ifade bulunmamaktadır. Dava konusu yayın tümüyle ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken hususlar içermektedir. Davacıların ticari itibarına zarar verilmesi durumu da söz konusu değildir.” dedi. Davanın reddini istedi.</p>
<p>Ardından söz alan avukat Devrim Avcı, Sözeri’nin 19 Mart seçiminin medyada ele alış şeklini değerlendirdiğini kaydetti. “Davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edecek ifade ya da söz yok” dedi.</p>
<p>Serhat Albayrak’ın avukatının ifadelerine yönelik bir kez daha söz alan Sözeri  “Yalan haberle ilgili kullanmış olduğum ifade yerel seçim sonuçlarıyla ilgili aynı haberlerin sabah yayın gurubu tarafından geri çekilmesiyle doğrulanmıştır.” diye konuştu.</p>
<p>‘Pelikancı’ ifadesinin de başka yayın ve yayın organlarında kullanıldığını belirterek ifadenin daha önce herhangi bir suç, soruşturma ve kovuşturmaya konu olmadığını söyledi.</p>
<p>Beyanların ardından kararını açıklayan mahkeme davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine hükmetti.</p>
<p>Ceren Sözeri’nin yazının yayın tarihi olan 2019’dan bu güne faiz işletilmek üzere Serhat Albayrak için 10 bin, Turkuvaz Medya Grubu için de 10 bin TL olmak üzere toplamda 20 bin TL tazminat ödemesine karar verdi.</p>
<p>Mahkeme, davacı tarafın talep ettiği yayın istemini ise “Güncelliğini yitirmesi ve olay tarihinden itibaren geçen süre nedeniyle hukuki yarar kalmadığı” gerekçesiyle kabul etmedi.</p>
<p>Mahkeme kararına karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvurusu yapılabilecek.</p>
<div class="box-1">
<div class="box-13">
<h3>Yalan haberi kanıtlarıyla yazmıştı</h3>
<p>Sözeri, 31 Mart 2019 seçimlerinden sonra kaleme aldığı yazıda AKP'ye yakın medyanın yaptığı manipülatif haberlerin AKP'ye yaradan çok zarara verdiğini söyleyen bir köşe yazısı kaleme almıştı.</p>
<p>Yazının içinde de bu medya grubu tarafından yalan haber üretildiği belirten ve kanıtlayan kısa bir bölüm vardı. Sözeri o bölümde şöyle yazmıştı:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“AKP’li olduğu bilinen yorumcuların pek çoğu Ankara ve İstanbul’daki hezimetin faturasını AA’ya daha o gece kesti yanına kampanya dönemi boyunca yalan haber üretmekten, nefret söylemini körüklemekten hiç geri durmayan iktidar medyasını, özellikle de Pelikancı bilinen Sabah-ATV Grubunu da ekledi. Grubun başında bilindiği üzere Erdoğan’ın damadı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın kardeşi, aynı zamanda SETA Vakfı Başkanı Serhat Albayrak var. Grubun belediyeden ve devletten aldığı çok büyük ihaleler var.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Sabah-ATV Grubu seçim gecesi İstanbul’da oylar Binali Yıldırım aleyhine dönünce pervasız bir yalan haber üretimine girişti. Sabah Yazarı Hilal Kaplan hiçbir kaynak belirtmeden “YSK, İstanbul’da oyların tamamını yeniden sayacak” diye bir tweet attı ardından özür dilemek zorunda kaldı. Sonrasında 30 sandık görevlisinin gözaltına alındığı haberi İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından yalanlandı, Sabah gazetesi haberi geri çekti.”</em></p>
</div>
<div class="box-12">
<h2>Serhat Albayrak hakkında</h2>
<p>Yeni Şafak eski yazarı Sadık Albayrak'ın oğlu, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın damadı aynı zamanda eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın ağabeyi.</p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bitirdi. Bankacılık ve finans alanında doktora yaptı. Vestel'de yöneticilik, Çalık Holding'de Genel Müdürlük ve Star Medya Yayıncılık'ta İcra Kurulu Başkanlığı görevlerinde bulundu. Turkuvaz Medya Grubu'nun Yönetim Kurulu Başkan Vekili. Ayrıca yine iktidara yakın SETA Vakfı'nda başkanlık yaptı.</p>
<p>Daha önce de 8 Kasım 2017 tarihli Evrensel gazetesinde yayınlanan "Paradise Papers kayıtlarından Albayrak ve ağabeyi de çıktı" ve 9 Kasım 2017 tarihli "Paradise Papers: Kendilerine cennet halka cehennem" başlıklı haberler nedeniyle Evrensel'in Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Çağrı Sarı ve gazeteci Pelin Ünker'e, Berat Albayrak ve Serhat Çalık'la birlikte 'hakaret ve iftira' iddiasıyla dava açan kişiler arasındaydı.</p>
</div>
</div>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 13:37:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bir Boğaziçi belgeseli ve bir sansür hikâyesi: Öğrenci İşi Bu]]></title><link>https://bianet.org/haber/bir-bogazici-belgeseli-ve-bir-sansur-hikayesi-ogrenci-isi-bu-319580</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/bir-bogazici-belgeseli-ve-bir-sansur-hikayesi-ogrenci-isi-bu.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/bir-bogazici-belgeseli-ve-bir-sansur-hikayesi-ogrenci-isi-bu-319580</guid><description><![CDATA[Belgeseli çekim sürecimiz ve sonrasında yaşananlar bize tekrardan gösterdi ki, iktidarın ve kayyum siyasetinin baskıları sonu olan bir süreç değil. Tüm bu baskılara karşı tabii ki direniş ve dayanışma yollarımızın da sonu yok.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Nisan 2025’te bir medya kuruluşu, Boğaziçi Üniversitesi’nin son kayyımı Naci İnci ve öncülü Melih Bulu yönetimindeki beş yılda nasıl değiştiğine dair kısa bir içerik yayınladı.<a href="#_ftn1" target="_blank" rel="noopener" name="_ftnref1">[1]</a> Beş yıllık direnişimizi ve bütün bileşenleriyle beş yıldır üniversitemizin yaşadığı maddi manevi çöküşü on dört dakikaya sığdırma girişiminde bulunan bu cüretkar iş, bizlerin gözünde yalnızca iki şeye yaradı: İlki, kayyım Naci İnci’nin alenen yalan söyleyerek yönetimi süresince “güvenlik” önlemlerine (kameralar ve güvenlik personeli sayısı başlıca iki unsur) harcadığı absürt bütçeleri ve öğrencileri karşısında büründüğü aşırı kontrolcü ve gözetleyici tutumunu kamuoyu karşısında meşrulaştırmasına (nitekim okuldaki gerçek atmosferi azıcık tanıyan herkes de bunun yalan olduğunu biliyordu). İkincisi, Boğaziçi’nin beş yıllık direnişinin kayyım ve onu atayan yönetim ile okul bileşenleri arasında “Üniversite nasıl yönetilir?” konusundaki basit bir fikir ayrılığından kaynaklı olduğu yanılgısına.</p>
<p>Kafalarındaki dogma kalıplar üzerinden, kılık kıyafetleri üzerinden belli fikirlerde olacaklarını varsaydıkları birkaç öğrenci, kayyımı açıkça protesto eden bir hocamız ve kayyımın kendisiyle yapılan bu röportajlar kolajı elbette Boğaziçi’nde beş yıldır verilen mücadeleye dair hiçbir şey barındırmamakla beraber, kayyım siyasetinin ülkenin kurumlarına ve bu kurumların paydaşlarına verdiği zararı hafife alıyor. “Herkesin fikri kendine” şiarıyla zannımızca tarafsız gazetecilik yaparak üniversite konseptinin temel öncüllerine tamamen ters bu yönetim biçimini “üniversiteye başka bir perspektiften bakmak” olarak basitleştiriyor.</p>
<a href='/dosya/bogazici-konusuyor-316200' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi-dizisi/2026/01/30/bogazici-konusuyor.png' alt='Boğaziçi Konuşuyor' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Boğaziçi Konuşuyor</h5>
<div class='date'>30 Ocak 2026</div>
</div>
</a>

<p><strong><em>Öğrenci İşi Bu</em></strong><a href="#_ftn2" target="_blank" rel="noopener" name="_ftnref2">[2]</a> belgeselinin fikri bu içeriğin yayınlanmasıyla eşzamanlı doğdu. <strong>Bizler bu kısa belgeselle beraber okulumuzun beş yıllık direnişi süresince yaşananları derleyip toplayan bir arşiv çalışmasının gerekli olduğu kanısına vardık ve bunu, Türkiye’de yıllardır her alanda sürdürülen kayyım siyasetinin yaşattığı kurumsal çöküşü ve bileşenlerin yaşadığı bireysel yabancılaşmayı Boğaziçi Üniversitesi üzerinden anlatmayı bir fırsat olarak gördük.</strong> Bunu yaparken de yıllardır her ay okuluyla alakalı bambaşka bir şoka uyanan (talan edilen sosyal alanlar, önce kullanıma kapatılan ve sonra yıkılan kütüphane, yurtlarda yaşanan ve öğrencilerin canını tehlikeye atan yapısal sorunlar, kampüsün orta yerine açılmaya çalışılan zincir kahveci, kampüste yaşayan köpek ve kedilerin canına kıyılarak yerinden edilen barınak…) ve bir yandan okumaya çalışırken diğer yandan okulunun tarihi alanlarını ve kültürünü savunmaya çalışan öğrencilere (–ki bizler de öğrenciyiz), her an kayyım yönetimin baskısını ensesinde hissederek yıllardır benimsediği kurumuna faydalı olmaya çalışan idari personele, yapılan haksızlıklara ve iş bilmezliklere ses çıkardığı için sayısız dava ve okuldan uzaklaştırmalarla mücadele eden mezun/akademisyenlere söz verdik. Kısacası <strong>direnişi ve Boğaziçi’nin son beş yılını okulun bahçesinde yalnız başına gezmeye bile cüret edemeyen kayyımdan değil, bizatihi bu beş yılı yaşamış ve bu beş yıl boyunca bir şekilde mücadeleyi sürdürmüş insanlardan dinleyelim dedik. </strong></p>
<p>Belgesel çekim sürecimiz, 19 Mart sonrasında yükselen öğrenci direnişinden ve belgeselde söz verdiğimiz mücadele öznelerinin gündelik hayatlarında süreklilik kazanan baskı ortamından bağımsız ilerlemedi. Farklı insanlarla gerçekleştirdiğimiz röportajlar boyunca, hepimizin uzun zamandır çeşitli biçimlerde deneyimlediği baskı ve korku rejiminin yansımalarıyla yeniden karşılaştık. Bunların başında polis ve özel güvenlik birimlerinin sürekli gözetimi geliyordu. Kampüs içerisinde yaptığımız çekimlerde, kimi anları belgeselde de kayıtlı olan, özel güvenlik görevlileri tarafından sık sık durdurulduk ve ısrarlı sorulara maruz bırakıldık. Kampüs dışındaki röportajlarda ise zaman zaman sivil polisler tarafından çevrelendik. Yaptığımızdan bağımsız olarak, kimi zaman çekim yaptığımız kişilere ve bize aşina olmaları, kimi zaman ise kameranın açıldığı her alanı doğrudan denetim altında tutma arzusu nedeniyle sürekli gözetim altında olduğumuzu hissettik.</p>
<p>Bunun yanı sıra, <strong>kayyım yönetiminin kampüs yaşamı üzerindeki kontrolünü genişletmek ve direnişçi öğrencileri kampüs mekanından uzaklaştırmak amacıyla uyguladığı “kampüse giriş yasağı” pratiği de çekim sürecimizi doğrudan etkiledi.</strong> Röportajları mümkün olduğunca kampüs içerisinde, mücadelemizin geçtiği alanlarda gerçekleştirmek istesek de, okula girişleri yasaklanan bileşenlerle kampüs kapısının önünde çekim yapmak zorunda kaldık. Bazı durumlarda ise röportajlarımızı hiç gerçekleştiremedik. Belgeselde doğrudan öznelere yer verme tercihimiz nedeniyle, dönemin gündemini belirleyen davalar, devam eden eylemler, gözaltılar ve tutukluluk süreçleri çekim takvimimizi de doğrudan şekillendirdi.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/05/ogrenci-isi-bu-kolektifi-afisler.jpeg" alt=""></p>
<p>Çekim süreci boyunca karşılaştığımız en temel sorulardan biri, bu anlatıyı nerede sonlandıracağımızdı. Belgeseli net bir başlangıç ve bitiş çizgisine oturtmaktan özellikle kaçındık; çünkü <strong>bizim için direniş ve hafıza doğrusal bir zamansallık içinde tarif edilebilecek kavramlar değildi. Kronolojik, kapanmış ve tamamlanmış bir anlatı kurmak istemedik. </strong>Bu nedenle yaşadıklarımızın hangi noktaya kadar belgeselin parçası olacağı sürekli açık kalan bir soruydu. <strong>Örneğin içerik büyük ölçüde tamamlanmış ve kurgu sürecine girilmişken hocamız Volkan Çıdam’ın tüm koşulları yerine getirmesine rağmen sözleşmesi yenilenmedi; aynı dönemde ilk kez yüksek lisans iptali pratiğiyle karşılaştık.</strong> Belgeselin son halini verdiğimiz sırada ise Aptullah Kuran Kütüphanesi’nin yıkım süreci başladı ve tamamlandı. Tüm bunlar bize çok açık bir gerçekliği yeniden gösterdi: <strong>Ne direnişimiz ne de maruz kaldığımız baskılar, belirli bir açılış ve kapanış çerçevesi içinde anlatılabilecek şeylerdi.</strong> Belgeseli çekmeye başladığımız anda da, görüntüleri tamamladığımızda da, kurgu bittiğinde de ve aradan aylar geçtikten sonra bile hikayeyi kesin biçimde “bitirebileceğimiz” bir eşik yoktu. Bu nedenle bizim için asıl mesele, direniş hafızasını kapanmış bir anlatıya dönüştürmek yerine aramızda yaşamaya, aktarılmaya ve dolaşmaya devam edecek canlı bir form olarak koruyabilmekti.</p>
<p><strong>Belgeseli olabildiğince fazla insana ulaştırmak için belgeseli 6 bölüme bölüp ilk bölümünü 12 Ocak’ta, “Kayyumlar ve Yorgunlar” adıyla tam 19.00’da yayınladık. İlk bölümümüzün yayınlanmasıyla YouTube hesabımız spam yerken, yorumlarda ve farklı platformlarda hedef gösterildi.</strong> Bir buçuk saat sonrasında ise birkaç kişiden gelen mesajlarla belgeselin kaldırıldığını ve hesaba da ulaşamadığımızı fark ettik. Kısa bir süre içinde hızla yayılan bölümün bazı okul gruplarında tartışmalara yol açması bile bu karşıtlığı birinci elden gösteriyor gibiydi. Belgeselimizin yayıldığı okul gruplarında <em>Öğrenci İşi Bu</em>’ya karşılık olarak hemen önceki gün yayınlanan <strong>Tvnet belgeseli</strong> paylaşıldı ve “farklı perspektiflere de bakmak daha sağlıklı düşünce yapısına gebedir” ile başlayan sözlerle bu iki belgesel yarıştırıldı. 24 saatini bile tamamlayamadan bizim kolektif deneyimlerimizin, direnişimizin, “perspektifimizin” örtbas edilmeye çalışılması, bu güç hiyerarşisinde deneyimlerin ve sözlerin ne ile yayıldığını ifade ediyor gibi.</p>
<p>Bir süre ulaşamadığımız hesabımızı bir şekilde kurtarabildik ve üzerine bir dayanışma çağrısı çıktık. Sonraki günün sabahında ise sabah 10.00 civarında hesabın yeniden kapatılmasıyla karşılaştık. Bu sefer ise kanalı kurtaramadığımız, mail hesabımıza da bir süre giremez bir haldeydik. Belgeselin ilk bölümü yayınladığımız bu gece her birimiz uykularımızdan uyanıp hala yayında olup olmadığını kontrol ettik. <strong>Bir saldırıyla karşılaşabileceğimiz ihtimalini her zaman aklımızda tutuyorduk ama ilk bir buçuk saatte bununla yüzleşmek hepimizi şaşırttı. Baskının, her geçen gün daraldıkça daralan korku atmosferinin, düşüncelerden ve özgürlükten ne kadar korktuğunu kanıtlıyor gibi.</strong></p>
<p><strong><img src="https://static.bianet.org/2026/05/ogrenci-isi-bu-kolektifi-youtube.jpg" alt=""></strong></p>
<p>O sırada Tvnet’in telif haklarından kaynaklı hocamız Can Candan’dan gelen şikayet ile ilerleyen sürelerde kaldırılan sözde belgeseli buzlu görüntülerle tekrardan yayınlanmaya devam ederken, <em>Öğrenci İşi Bu</em> ve benzer görüşe sahip diğer belgesellerin, yayınlara ve iktidara karşı herhangi bir “perspektif”in paylaşılmasına izin verilmemesi bir susturulma, örselenme politikası olduğunu şüphesiz bir şekilde gösteriyor. Bununla beraber mekânsal hafızayı silmeye çalışarak hem alanlarımızı hem de belleğimizi sağ çıkartmak istemeyenlere karşı bu direnişin özneleri olarak kendimizi ifade etme çabamız devam ediyor. <strong>Büyük medya kuruluşlarının çarpıtılmış anlatılarına ve sansüre karşı gerçekleri yayabilmek için belgeselimizi internet ortamına henüz tekrardan koyamasak da gösterimler düzenleyerek bileşenlerle ve merak eden tüm yurttaşlarla bir araya gelmeye devam ediyoruz.</strong></p>
<p>Belgeseli çekim sürecimiz ve sonrasında yaşananlar bize tekrardan gösterdi ki, iktidarın ve kayyum siyasetinin baskıları sonu olan bir süreç değil. <strong>Tüm bu baskılara karşı tabii ki direniş ve dayanışma yollarımızın da sonu yok.</strong> Belgeseli çekerken ana motivasyonlarımızdan biri, bileşenlerin ağzından yaşanılanları dinlemek ve üniversitenin maruz kaldığı yıkımı gözler önüne sermekti. <strong>Sansürlenmemiz ve hedef gösterilmemiz de benzer bir saldırı ve yıkım mekanizması olduğu için buna karşı da büyük bir dayanışma ile karşılaştık. Biz öğrenciler olarak beş yıl boyunca karşı karşıya kaldığımız polis ve ÖGB şiddeti, iktidarın hedef göstermeleri, burs kesintileri, yurttan çıkarılma gibi tehdit ve baskılara rağmen direnişimizi nasıl devam ettirdiysek bu belgeseli yaymaya da aynı şekilde devam edeceğiz.</strong></p>
<p>Belgesel sinema sadece bir sanat formu değil, direnişin bizzat kendisidir. Belgeselde röportaj yaptığımız üniversitemizin sinema hocalarından biri olan <strong>Şahan Yatarkalkmaz’ın dediği gibi “Sinemanın rahatsız etmeyeceği iktidar yoktur”.</strong> <strong>Çiğdem Mater’in tutukluluk halinden tutun Boğaziçi Üniversitesi Sinema Kulübü’nün maruz kaldığı baskılara, kurgusunu yaptığı belgesel nedeniyle yargılanan Erhan Örs’ten iklim mücadelesine dair belgeselleriyle tanıdığımız gazeteci Hakan Tosun’un faili meçhul bir şekilde katledilmesine kadar tüm yaşananlar iktidarın sinemadan ve özgür basından ne denli korktuğunu gözler önüne seriyor.</strong> Biz de <em>Öğrenci İşi Bu</em> belgesel olarak bu sansür politikalarından nasibimizi aldık. Ancak belgesel sinemayı direnmenin bir formu olarak gören tüm sinemacılar gibi mücadele etmeye devam ediyoruz. Belgeselimizi internette yayınlayabilene kadar direnişe ve öğrenci hareketliliğine dair tartışmalarla hafızamızı tazeleyebilmek ve kolektif hafızayı güçlendirebilmek için kolektif gösterimlerde bir araya gelmeyi hedefliyoruz<strong>. Sinema, kapalı kapıların ardında ya da herkesin odasında tek başına deneyimlediği bir eğlence aracı olmaktan öte kamusal alanda kolektif bir atmosferin içinde düşünceyi ve eylemi yeniden üreten bir araçtır.</strong> Biz de bu aracı olma özelliğini göz önünde bulundurarak direnmeye devam ediyoruz. <strong>Kolektif gösterim düzenlemek ve belgeseli izleyip üstüne tartışmak isterseniz Instagram hesabımızdan bizimle iletişime geçebilirsiniz.</strong></p>
<p>Belgesel ekibi olarak kolektif bir şekilde yazdığımız bu metni Boğaziçi Direnişi’nde öğrenciler olarak her gün nöbetimizde okuduğumuz basın açıklamasının kalıplaşmış cümlesiyle bitirmek isteriz: <em>Boğaziçi Direnişi'ne emek veren ve dayanışmayı yüreğinde hisseden herkese selam olsun!</em></p>
<p><strong>Dipnotlar:</strong></p>
<p><a href="#_ftnref1" target="_blank" rel="noopener" name="_ftn1">[1]</a> <a href="https://www.youtube.com/watch?v=g0DagvK_6bA" target="_blank" rel="nofollow noopener">Boğaziçi Üniversitesi protestoları beşinci yılında: Okul nasıl değişti?</a>, BBC Türkçe, 7 Nisan 2025.</p>
<p><a href="#_ftnref2" target="_blank" rel="noopener" name="_ftn2">[2]</a> öğrenci işi bu - bir boğaziçi belgeseli’nin Instagram hesabı: <a href="https://www.instagram.com/ogrenciisibelgesel/" target="_blank" rel="noopener">https://www.instagram.com/ogrenciisibelgesel/</a></p>
<p>(ÖİBK/VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 13:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ankara'da “Kürtçeye statü, anadilde eğitim” yürüyüşü]]></title><link>https://bianet.org/haber/ankara-da-kurtceye-statu-anadilde-egitim-yuruyusu-319579</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/ankara-da-kurtceye-statu-anadilde-egitim-yuruyusu.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ankara-da-kurtceye-statu-anadilde-egitim-yuruyusu-319579</guid><description><![CDATA[Kürt Dil Bayramı dolayısıyla düzenlenecek etkinliklerde Koma Anatolia, Anatolia Çocuk Korosu ve ANKA-DER Çocuk Grubu sahne alacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Demokratik Kurumlar Platformu, Kürt Dil Bayramı kapsamında Ankara’da yürüyüş düzenleyecek. Platform, “Kürtçeye statü, anadilde eğitim” talebiyle Eğitim Bakanlığı’na yürüyecek.</p>
<p>Yürüyüş, Cuma günü saat 17.00’de Çankaya’da bulunan ANKA Dil Kültür Sanat Derneği’nin (ANKA-DER) önünden başlayacak. Katılımcılar buradan Eğitim Bakanlığı önüne yürüyecek.</p>
<a href='/haber/anadilinde-egitim-kolektif-bir-hak-316957' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/02/22/anadilinde-egitim-kolektif-bir-hak.png' alt='"Anadilinde eğitim kolektif bir hak"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>"Anadilinde eğitim kolektif bir hak"</h5>
<div class='date'>22 Şubat 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Çocuklar sahne alacak</h3>
<p>Kürt Dil Bayramı programı kapsamında Kızılay’daki Nergis Sahnesi’nde de etkinlik düzenlenecek. Programda Koma Anatolia ve Anatolia Çocuk Korosu sahne alacak.</p>
<p>ANKA-DER Çocuk Grubu ise etkinlik kapsamında bir tiyatro oyunu sergileyecek.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/05/adsiz-tasarim-60.png" alt=""></p>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 12:36:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ercüment Akdeniz: Kardeşim Boro biraz da yeniden kardeşlik ihtimali]]></title><link>https://bianet.org/haber/ercument-akdeniz-kardesim-boro-biraz-da-yeniden-kardeslik-ihtimali-319578</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/ercument-akdeniz-kardesim-boro-biraz-da-yeniden-kardeslik-ihtimali.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ercument-akdeniz-kardesim-boro-biraz-da-yeniden-kardeslik-ihtimali-319578</guid><description><![CDATA[Akdeniz, kitabın önemli bir bölümünü Silivri Cezaevi’nde yazdı. Cezaevi koşullarının anlatının tonunu doğrudan etkilediğini anlatıyor:“Mülteciler ya acımanın ya nefretin öznesi oluyor”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Uzun yıllardır göç, mültecilik, emek ve sınıf çalışmaları üzerine yazan gazeteci-yazar Ercüment Akdeniz, yeni kitabı "Kardeşim Boro" ile bu kez Türkiye’nin iç göç hafızasına odaklanıyor.</p>
<p>Varto’dan İskenderun’a, oradan İstanbul’a uzanan hikâye bir yanı ile kardeşlik anlatısı diğer yanı ile de Türkiye’nin son 60 yılına yayılan yoksulluk, yerinden edilme, emek sömürüsü ve aidiyet arayışının da panoraması. </p>
<div class="box-12">Akdeniz, göç meselesini ve yeni kitabını konuşmak üzere Entarnasyonel Dayanışma'nın çağrısı ile 21 Mayıs'ta Osmanbey'de Nostalji Cafe'de okurları ile bir araya gelecek. </div>
<p>Akdeniz’le “Kardeşim Boro”yu, göçün toplumsal hafızadaki yerini, mültecilik deneyimlerini ve bugün büyüyen göçmen düşmanlığını konuştuk.</p>
<h3><strong>“Bu kitap 29 yıllık bir serüven”</strong></h3>
<p>“Kardeşim Boro”nun kişisel bir hikâyeden toplumsal bir hafızaya dönüşmesini anlatan Akdeniz, kitabın aslında çok uzun yılların birikimi olduğunu söylüyor:</p>
<p>“Bu kitap son kâğıda dökülmeden önce 29 yıllık bir serüvene sahip. Kafamda yazdığım; usumda sürekli yazıp yırttığım, yeniden tasarladığım bir kitap oldu. Diğer yandan son 14 yıldır zaten göç haberleri ve göç kitapları yazıyordum. Kişi ve toplum hafızası üzerinden farklı mecralarda akan çalışmalarım bu kitapta buluştu ve ‘Kardeşim Boro’ olarak yayınlanmış oldu.”</p>
<p>Kitabı yazarken yalnızca bir bireyin hikâyesini değil, göçün evrensel gerçekliğini anlatmaya çalıştığını vurgulayan Akdeniz, şöyle diyor:</p>
<p>“Kitabın kahramanını evrensel göç gerçekliği ile birlikte anlatmak istedim. Böylece Kardeşim Boro, ‘kanatlarını göçte bırakanlar’ hikâyesi haline geldi.”</p>
<h3><strong>“Hangimizin tarihinde bir göç hikâyesi yok ki?”</strong></h3>
<p>Yıllardır Türkiye’ye gelen göçmenler ve mülteciler üzerine çalışan Akdeniz, bu kez Anadolu’dan büyük kentlere yönelen iç göçü merkeze alıyor. Ona göre iç göç ile bugünkü mültecilik deneyimleri arasında güçlü benzerlikler bulunuyor:</p>
<p>“Sınır aşan göçlerin elbette kendine özgü yanları var. Fakat yerinden edilme hikâyelerinde iç ve dış göçler birçok bakımdan ortak özellikler taşıyor.”</p>
<p>Akdeniz, kitabın temel meselelerinden birinin Türkiye toplumunun kendi göç geçmişiyle yüzleşmesi olduğunu belirtiyor:</p>
<p>“Bu kitapta vermek istediğim mesaj şuydu: Hangimizin tarihinde bir göç hikâyesi yok ki? Kürtlerin, Alevilerin, Çerkeslerin, Ermenilerin, Süryanilerin, Avşar Türklerinin, Romanların ve en genel anlamda yoksulların göçü her birimizin tarih anlatısında saklı değil mi?”</p>
<p>Bu yüzleşmenin aynı zamanda bugünün mültecilerine bakışı değiştirebileceğini ifade eden Akdeniz şöyle devam ediyor:</p>
<p>“Kardeşim Boro, her bir okuru kendi göç tarihiyle yüzleşmeye doğru yolculuğa davet ediyor. Bu yolculuk aynı zamanda Türkiye’ye ülke dışından gelen mültecileri daha iyi anlamak, onlarla empati kurmak bakımından da yararlı olsa gerek.”</p>
<h3><strong>“Varto 60 yıl sonra yeniden göçe zorlanıyor”</strong></h3>
<p>Kitap boyunca hissedilen en güçlü duygulardan biri “yerinden edilme.” Akdeniz’e göre Türkiye’de göçü tek bir nedenle açıklamak mümkün değil:</p>
<p>“Varto özelinde depremler göçün ana nedenlerinden biri oldu. Şimdi de Varto’ya Amerikan şirketi tarafından JES projesi dayatılıyor. Yani insanlar 60 yıl sonra bir daha göçe zorlanıyor.”</p>
<p>Yoksulluktan siyasi baskılara kadar çok sayıda etkenin iç göçü büyüttüğünü vurgulayan Akdeniz, şunları söylüyor:</p>
<p>“Elbette yoksulluk, tarım politikaları, darbeler, siyasi baskılar, çatışmalı süreçler de iç göçü büyüttü. Çok katmanlı sorunların sebep olduğu çok kollu göç rotaları oluştu. Varto, İskenderun, İstanbul rotası da bunlardan biriydi.”</p>
<h3><strong>Cezaevinde yazılan bir hafıza kitabı</strong></h3>
<p>Akdeniz, kitabın önemli bir bölümünü Silivri Cezaevi’nde kalırken yazdı. Cezaevi koşullarının anlatının tonunu doğrudan etkilediğini anlatıyor:</p>
<p>“Silivri’deyken kitabın taslaklarını kâğıda dökmeye başladım. Harita metot defterlerine tükenmez kalemle çalıştım.”</p>
<p>O süreçte İlke TV için “Silivri’nin Kuşları” başlıklı bir yazı dizisi de kaleme aldığını belirten Akdeniz, kitabın kurgusunun zamanla cezaevindeki hayatla iç içe geçtiğini söylüyor:</p>
<p>“Kitabı akış halinde yazmaya başladığımda Silivri’nin kuşları ve mahpuslarıyla Boro’nun zamanına yolculuk kurguda iç içe geçti. Zaman ve mekân geçişleri duygu yoğunluğunu ve estetiği güçlendirdi, disipline etti.”</p>
<p>Akdeniz, aynı dönemde gazeteci Furkan Karabay’ın da cezaevinde kitap yazdığını hatırlatarak şu ifadeleri kullanıyor:</p>
<p>“Silivri’de aynı dönemde Furkan Karabay da ‘Bizim Burada Ne İşimiz Var’ kitabını yazdı. Böylece biri adliler diğer siyasiler koğuşunda yazılmış iki kardeş kitap yayınlanmış oldu.”</p>
<h3><strong>“Göçmen emeği patronları zengin ediyor”</strong></h3>
<p>“Kardeşim Boro” yalnızca göçü değil, emeğin görünmeyen yüzünü de anlatıyor. Demir-çelik işçilerinden konfeksiyon atölyelerine uzanan hikâyelerde sınıfsal eşitsizlikler dikkat çekiyor.</p>
<p>Bugünün Türkiye’sinde göçmen emeği ile yoksul yerli emek arasındaki ilişkiyi değerlendiren Akdeniz, mülteci emeğinin sermaye tarafından nasıl kullanıldığını şu sözlerle anlatıyor:</p>
<p>“Mülteci işçiler ucuz ve güvencesiz iş gücü olarak patronları zengin ediyor. Bu yedek iş gücü aynı zamanda yerli işçileri baskılamak, onlarla rekabeti kışkırtmak için kullanılıyor.”</p>
<p>Ancak bu rekabetin yeni olmadığını, geçmişte iç göçle kentlere gelen yoksulların da benzer süreçlerden geçtiğini belirtiyor:</p>
<p>“Kardeşim Boro’da görüleceği gibi; iç göç yoksullarının büyük kentlerde proleterleşmesi benzer bir rekabeti kentli/yerli göç toplumu arasında da gündeme getiriyor.”</p>
<p>Akdeniz’e göre çözüm, işçi sınıfının ortak hak mücadelesinde birleşmesinden geçiyor:</p>
<p>“Bu nedenle işçi sınıfının yerli/göçmen ayrımını bir tarafa bırakarak hak mücadelesinde birleşmesi gerekiyor.”</p>
<h3><strong>“Mülteciler ya acımanın ya nefretin öznesi oluyor”</strong></h3>
<p>Çocuk işçiliği, kent gettoları ve güvencesiz çalışma koşullarının bugün hem Türkiyeli yoksulların hem de mültecilerin ortak gerçeği haline geldiğini söyleyen Akdeniz, toplumun bu görünmeyen emeği ancak büyük facialar yaşandığında fark ettiğini belirtiyor.</p>
<p>Medyanın yaklaşımına dair de eleştiriler yönelten Akdeniz, şunları söylüyor:</p>
<p>“Göçmenleri/mültecileri özne değil nesne olarak gören, alt kültür olarak kalıplandıran reflekslerden vazgeçilmeli. Aksi takdirde mülteciler ya ‘acımanın’ ya da ‘nefretin’ öznesi haline gelebiliyor.”</p>
<p>Hakikatin ancak emeğin ortak sömürüsünü görünür kılarak anlaşılabileceğini ifade eden Akdeniz, gazetecilere de önemli görevler düştüğünü belirtiyor:</p>
<p>“Emeğin, emekçinin görünen ve görünmeyen sömürüsü birlikte ele alınırsa hakikat daha net ortaya çıkar. Burada elbette biz gazetecilere çok iş düşüyor.”</p>
<p>Göç haberciliğinin daha yaygın hale gelmesi gerektiğini söyleyen Akdeniz, özellikle genç gazetecilerin teşvik edilmesi gerektiğini vurguluyor:</p>
<p>“Göç haberlerinde ve göç haberciliğinde daha çok meslektaşa ihtiyaç var. Bu konuda uzmanlaşmak isteyen genç meslektaşları teşvik etmek gerek.”</p>
<p>Ancak ona göre göç haberciliği yalnızca belirli bir uzmanlık alanı olarak görülmemeli:</p>
<p>“Her meslektaş, ‘Bu ay ya da bu yıl kaç göç haberi yaptım, kaç kez yazılarımda bu soruna eğildim’ diye sorabilse katkımız çok daha büyük olabilir.”</p>
<p><strong>“Kaybolan kuşaklar hem dayanışmayı hem kırılmayı miras aldı”</strong></p>
<p>Akdeniz’e göre göç eden ailelerin çocukları yalnızca yoksulluğu değil, parçalanmış aidiyetleri de miras aldı:</p>
<p>“Aslında hepsini. Kökten kopma, çözülme, aidiyet arayışı ve bir çıkış yolu bulmak; bunları da ekleyebilirim.”</p>
<h3><strong>“Göç artık geçici bir kriz değil”</strong></h3>
<p>Kitapta sürgünlük ve siyasi mültecilik deneyimleri de önemli bir yer tutuyor. Dünyadaki göç hareketlerine bakıldığında artık yeni bir döneme girildiğini söyleyen Akdeniz, şu değerlendirmeyi yapıyor:</p>
<p>“Küresel bir çatışma doğru giderken belki de bugüne kadar var olan göçlerin çok daha büyükleriyle karşılaşacağız.”</p>
<p>Göçün önümüzdeki yıllarda daha da merkezi bir mesele olacağını ifade eden Akdeniz, şöyle devam ediyor:</p>
<p>“Dolayısıyla göç konusu yüzyılın gerisinde kalan, önemi azalan bir konu değil. Tersine önemi daha da artan bir konu olacak. Otoriterleşme ve savaş ihtimali politik göçleri de beraberinde getiriyor.”</p>
<h3><strong>“Göçmen düşmanlığı işçi sınıfını zehirliyor”</strong></h3>
<p>Akdeniz’i en çok endişelendiren başlıklardan biri ise yükselen göçmen karşıtlığı ve ırkçılık. Dünyada aşırı sağın büyüdüğüne dikkat çeken Akdeniz, Türkiye’nin de bundan bağımsız olmadığını söylüyor:</p>
<p>“Aşırı sağın besin kaynağı göçmen düşmanlığı ve ırkçılık. Aşırı sağ ve yeni nesil ırkçılık ABD, Avrupa, Hindistan ve Latin ülkelerinde büyüyen bir tehlike. Bu politik rüzgârın Türkiye’yi etkilememesi mümkün değil.”</p>
<p>Bazı siyasi akımların göçmen düşmanlığını bilinçli biçimde körüklediğini belirten Akdeniz, bunun hem mültecilere hem de emek mücadelesine zarar verdiğini ifade ediyor:</p>
<p>“Bazı siyasi parti ve akımlar şovenizmi göçmen düşmanlığı üzerinden bilinçli bir politika olarak köpürtüyor. Göçmen düşmanlığı hem işçi sınıfını zehirliyor hem de linç kültürü olarak mültecileri eziyor.”</p>
<h3><strong>“En çok yeniden kardeşlik ihtimali”</strong></h3>
<p>Akdeniz, “Kardeşim Boro”yu bitiren bir okurun hangi duyguyla kitaptan ayrılmasını istediği sorusuna ise şu yanıtı veriyor:</p>
<p>“Galiba en çok; yeniden kardeşlik ihtimali.”</p>
<p>Söyleşinin sonunda ise tüm okurlara şu sözlerle sesleniyor:</p>
<p>“Röportaj için çok teşekkür ederim. Bütün kitapseverlere ve bianet okurlarına sevgi ve selamlarımı iletiyorum.”</p>
<div class="box-12">
<h3>Kitap künyesi</h3>
<p><strong>Kitap Adı:</strong> Kanatlarını Göçte Bırakanlar: Kardeşim Boro</p>
<p><strong>Yazar: </strong>Ercüment Akdeniz</p>
<p><strong>Yayınevi:</strong> <a href="https://www.tekinyayinevi.com.tr/urun/kardesim-boro-kanatlarini-gocte-birakanlar" target="_blank" rel="noopener">Tekin Yayınevi</a></p>
<p><strong>Sayfa Sayısı:</strong> 208</p>
<p><strong>Tür: </strong>Tanıklık / Anlatı</p>
<p><strong>Satış Noktaları: </strong><a href="https://www.yaykoop.com/kardesim-boro" target="_blank" rel="noopener">yaykoop.com</a>, dijital satış platformları ve kitabevleri</p>
</div>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 12:20:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Türkiye-Ermenistan normalleşmesinde yeni adım: Ticaret hazırlıkları tamamlandı]]></title><link>https://bianet.org/haber/turkiye-ermenistan-normallesmesinde-yeni-adim-ticaret-hazirliklari-tamamlandi-319576</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/turkiye-ermenistan-arasindaki-dogrudan-ticaret-hazirliklari-tamamlandi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/turkiye-ermenistan-normallesmesinde-yeni-adim-ticaret-hazirliklari-tamamlandi-319576</guid><description><![CDATA[Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, ortak sınırın açılmasına ilişkin teknik çalışmaların ise sürdüğünü bildirdi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, sosyal medya platformu X üzerinden Türkiye-Ermenistan Normalleşme Süreci’ne ilişkin açıklama yaptı.</p>
<p>Keçeli, süreç kapsamında doğrudan ticarete yönelik bürokratik hazırlıkların 11 Mayıs itibarıyla tamamlandığını duyurdu.</p>
<p>Açıklamada, ortak sınırın açılmasına yönelik teknik çalışmaların ise sürdüğü ifade edildi.</p>
<p>Yeni düzenlemeyle, Türkiye’den üçüncü ülke üzerinden Ermenistan’a giden veya tersi yönde taşınan mallarda nihai varış noktasının <strong>“Ermenistan/Türkiye” </strong>olarak yazılabilmesinin mümkün hâle geldiği kaydedildi.</p>
<a href='/haber/ermenistanla-ani-koprusunun-restorasyonuna-yonelik-mutabakat-zapti-imzalandi-319299' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/05/04/ermenistanla-ani-koprusunun-restorasyonuna-iliskin-mutabakat-zapti-imzalandi.jpg' alt='Ermenistan’la Ani Köprüsü’nün restorasyonuna yönelik mutabakat zaptı imzalandı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Ermenistan’la Ani Köprüsü’nün restorasyonuna yönelik mutabakat zaptı imzalandı</h5>
<div class='date'>4 Mayıs 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Tarihi fırsat”</h3>
<p>Keçeli’nin açıklamasının tamamı şöyle:</p>
<blockquote>
<p><strong>Ülkemiz ile Ermenistan Arasında Doğrudan Ticaretin Başlatılması Hakkında</strong>:</p>
<p>Ermenistan ile 2022 yılından bu yana devam eden normalleşme sürecimiz çerçevesinde atılan güven artırıcı adımlar kapsamında, ülkemiz ile Ermenistan arasında doğrudan ticaretin başlatılmasına ilişkin bürokratik hazırlıklar 11 Mayıs 2026 itibarıyla tamamlanmıştır.</p>
<p>İki ülke arasındaki ortak sınırın açılmasına yönelik gerekli teknik ve bürokratik çalışmalar ise halen devam etmektedir. </p>
<p>Hayata geçirilen yeni düzenleme sayesinde Türkiye’den üçüncü bir ülkeye, oradan da Ermenistan’a giden veya aynı güzergahı kullanarak gelen malların nihai varış veya çıkış noktasının “Ermenistan/Türkiye” şeklinde yazılabilmesi mümkün hale gelmiştir.</p>
<p>Güney Kafkasya’da kalıcı barış ve refahın güçlendirilmesi yönünde yakalanan tarihi fırsatın ışığında Türkiye, bölgede iktisadi münasebetlerin geliştirilmesine ve iş birliğinin tüm bölge ülkeleri ile halklarının yararına daha da ilerletilmesine katkı sunmaya devam edecektir.</p>
</blockquote>
<div class="box-1">
<h3>Badalyan: Önemli bir adım</h3>
<p><strong>Ermenistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ani Badalyan</strong> da, Ermenistan ile Türkiye’nin 2022'den bu yana devam eden normalleşme süreci çerçevesinde atılan güven artırıcı adımlar kapsamında, iki ülke arasında doğrudan ticaretin başlatılmasına yönelik bürokratik hazırlıkların tamamlanmasının memnuniyetle karşılandığını bildirdi.</p>
<p>Badalyan, X hesabından yaptığı açıklamada şöyle <a href="https://x.com/ArmSpoxMFA/status/2054468103338180614?s=20" target="_blank" rel="nofollow noopener">dedi</a>:</p>
<p><em>“Türkiye’nin Ermenistan ile ikili ticarete yönelik kısıtlamaları kaldırma kararını memnuniyetle karşılıyoruz. Bu adım, Ermenistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin normalleşme sürecinin bir başka olumlu sonucudur. Söz konusu karar, iki ülkenin iş dünyaları arasındaki ticaretin ve temasların genişletilmesi, ekonomik bağlantıların güçlendirilmesi ve bölgede barış ile refahın desteklenmesi açısından önem taşımaktadır.</em></p>
<p><em>Bu gelişmenin, iki ülke arasında tam teşekküllü ve normal ilişkilerin kurulması yönünde önemli bir adım olduğunu vurguluyoruz. Sürecin, Türkiye-Ermenistan sınırının açılması ve diplomatik ilişkilerin tesis edilmesiyle doğal bir şekilde devam etmesini temenni ediyoruz.”</em></p>
</div>
<p>(TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 11:55:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ'a tahliye yok]]></title><link>https://bianet.org/haber/ekrem-imamoglu-necati-ozkan-ve-merdan-yanardag-a-tahliye-yok-319575</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/ekrem-imamoglu-necati-ozkan-ve-merdan-yanardag-i-tahliye-edin.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ekrem-imamoglu-necati-ozkan-ve-merdan-yanardag-a-tahliye-yok-319575</guid><description><![CDATA[“Casusluk” suçlamasıyla yargılanan Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün üçüncü duruşmasında savcı tutukluluğun devamını istedi; sanıklar ve avukatlar iddianamenin siyasi olduğunu savundu. Mahkeme tahliye taleplerini reddederken, bir sonraki duruşmayı 6 Temmuz’a bıraktı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’un görevden alınan Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu'nun danışmanı ve kampanya direktörü Necati Özkan, el koyulan TELE1'in Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ ile Hüseyin Gün’ün “casusluk (TCK 328)” suçlamasıyla yargılandığı davada üçüncü duruşma başladı.</p>
<p>Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde oluşturulan İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada mahkeme başkanı açılışı “Öncelikle Cumhuriyet Savcısından görüşünü, ara mütalaasını alacağız. Daha sonra hazır olan sanıklara söz vereceğim.” diyerek yaptı.</p>
<div class="box-13"><a href='/haber/merdan-yanardag-yabanci-ulke-yok-orgut-yok-ne-casuslugu-319533' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/05/12/merdan-yanardag-yabanci-ulke-yok-orgut-yok-ne-casuslugu.jpg' alt='Merdan Yanardağ: Yabancı ülke yok, örgüt yok, ne casusluğu?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>SİYASAL CASUSLUK DAVASI</h6>
<h5 class='headline'>Merdan Yanardağ: Yabancı ülke yok, örgüt yok, ne casusluğu?</h5>
<div class='date'>12 Mayıs 2026</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/ekrem-imamoglu-suc-yok-delil-yok-buna-ragmen-masumiyetini-ispat-et-deniyor-319500' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/05/11/huseyin-gunden-ilk-savunma-ben-casus-degilim.jpg' alt='Ekrem İmamoğlu: Suç yok, delil yok, buna rağmen ‘masumiyetini ispat et’ deniyor' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>SİYASİ CASUSLUK DAVASI</h6>
<h5 class='headline'>Ekrem İmamoğlu: Suç yok, delil yok, buna rağmen ‘masumiyetini ispat et’ deniyor</h5>
<div class='date'>11 Mayıs 2026</div>
</div>
</a>
</div>
<p>Mütalaasını sunan savcı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’ndan İBB’ye ait IP adresleri, sunucu sağlayıcıları, ibb.gov.tr uzantılı sistemlere erişim sağlayan kullanıcı IP kayıtları, erişim tarih ve saatleri ile log kayıtlarının istenmesini talep etti.</p>
<p>Ayrıca MİT Başkanlığı ve TEM Şube Müdürlüğü’nden, iddianamede yer alan e-posta adreslerinin gerçek olup olmadığının, e-postalarda adı geçen kişilerin suç tarihinde İBB’de çalışıp çalışmadığının ve ilgili hesaplar üzerinden İBB sistemlerine bağlantı sağlanıp sağlanmadığının araştırılmasını istedi.</p>
<p>Log kayıtları üzerinden “yetkisiz erişim, veri sızıntısı veya hesap ele geçirilmesi” bulgularının incelenmesi de talep etti. Savcı, sanıklar ve müdafilerinin taleplerinin “dosyaya yenilik katmayacağı” gerekçesiyle reddini istedi.</p>
<p>“Delil toplama işlemlerinin henüz tamamlanmadığını” ve “adli kontrolün bu aşamada yeterli olmayacağını” savunarak mahkemeden İmamoğlu, Özkan, Yanardağ ve Gün’ün tutukluluk halinin devama karar vermesini talep etti.</p>
<h3>İmamoğlu: Bu iddianame hukuk cinayetidir</h3>
<p>Savcılık mütalaasının ardından Ekrem İmamoğlu söz aldı. “İddia makamının yine ipe un sereceğini tahmin ediyordum” dedi. Savcılığın siyasi bir iktidara bağlı ofis gibi çalıştığını söyledi. Devamında şunları ekledi:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Bu dava siyasidir. İktidarını korumak isteyen zihniyet ve yargıdaki aparatlarıyla hazırlanmış bir kurgudur, kötü bir kurgudur. Gerçekten absürt, saçma gibi terminolojik neyi sıralayabilirim, ardına ne ifade edebilirim bilemiyorum.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Ne bir delil ne de bir beyan söz konusu olmayan bir yerde, delillerin ortada olduğunu ifade eden bir iddia makamının gerçek dışı bir süreç uyguladığı da bir realite. Aslında bu işin aylar öncesinden nasıl tasarlandığını, nasıl planlandığını, kapalı kapılar ardında nasıl konuşulduğunu gördük, dinledik.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Dolayısıyla ben hiç şaşırmadığımı ifade etmek istiyorum. Ama yine derin bir üzüntüyle, Yüce Türk yargısının bu şekilde aşağılanmasına katkı sunan çalışmaları sürdürmelerini de esefle kınıyorum.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Tekrar ediyorum Sayın Başkan; bu iddianame gerçekten ama gerçekten bir hukuk cinayetidir. Bu iddianameyi hazırlayanlar kötü niyetlidir. Talimat doğrultusunda her şeyi ama her şeyi, aklınıza gelebilecek her şeyi, her türlü işkenceyi -tırnak içinde can bile söz konusu olsa- her şeyi yapabilecek kişilerdir ve uygulamalara hazır ve nazır kimliklerdir. Onlar için talimat, menfaat ve elde edecekleri terfi yeterlidir. Zaten bir kısmı için yeterli olmuştur şu anda geldikleri makam itibarıyla; ama bakan, ama bakan yardımcısı, ama genel müdür, ama başka şeyler. Bu mudur yani dünya? Yani yaşadığımız Türkiye, dünya ya da milletimiz ya da inancımız bu mudur yani? Bu mu bize öğretildi?</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Onun için mi memleket, 103 yaşında bir Cumhuriyet var ya da bizler onun için mi büyüdük, yetiştik; sizler o koltuktasınız, bizler buradayız? Bunun için mi yani?”</em></p>
<p>İmamoğlu konuşmasını “<em>Tutuklamanın devamı talebine ilişkin bir mütalaaya karşı diyeceğimi soruyorsanız; cevabım çok yalındır: Sayın Necati Özkan ve Sayın Merdan Yanardağ'ı tahliye ediniz. Benim bu tutuklamaya karşı görüşüm ve talebim budur. Türk yargısının şerefli, namuslu fertleri olarak, bu yüz karası durumdan bu milleti bir an önce kurtarın.” </em>diyerek bitirdi.</p>
<h3>Yanardağ: Bu iddianame çöp</h3>
<p>İmamoğlu’nun ardından söz alan Merdan Yanardağ da savcılık mütalaasını reddetti:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Osmanlı’da 1878'de Yıldız Sarayı'nın bahçesinde kurulan bir çadır mahkemesi vardır. Çöküşün mahkemesidir. Mithat Paşa ve Osmanlı Türk modernleşmecilerinin ve aydınlarının yargılandığı mahkeme. Orada yargılandığı zaman mahkeme soruyor iddianame hakkında ne düşünüyorsunuz diyor. İki yeri doğru diyor; bir başındaki besmele, yani ‘Bismillahirrahmanirrahim’ ile başlıyor iddianame, bir de altındaki tarih ve imza, gerisi yalan.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Bu iddianamenin de gerisi yalan, çöp. Bir siyasi iddianameyle karşı karşıyayız. O nedenle ben dünkü savunmamı bir savunma olarak değil, deyim yerindeyse bir karşı iddianame esprisi içinde yaptım. İdeolojik önyargılara dayalı bir iddianameyle karşı karşıyayız ve Amerikancı bir iktidar emperyalizmin iş birlikçileri bu ülkenin yurtseverlerini, solcularını, cumhuriyetçilerini casuslukla suçlamaya kalkıyor. Peki ortaya bir kanıt koydular mı? Hayır. Temel vatandaşlık haklarını suç olarak niteleyen, yani seçme seçilme hakkı, seçimlere katılma hakkı, bir adayı destekleme hakkını hatta seçimleri kazanmayı suç ilan etmeye çalışarak fiilen bu mahkeme kararları üzerinden oluşturulacak bir içtihatla bir dikta hukuku inşa etmeye çalışıyorlar.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Bu iddianame gerçek anlamda bir siyasi savunmayı bile hak edecek bir donanıma, niteliğe, içeriğe sahip değil.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Dili bir kere bozuk, Türkçesi bozuk. Sahte belgeler var. Ya bir ülkenin Cumhuriyet Savcılığı sahte belge koyabilir mi? Verilmemiş ifadeleri verilmiş gibi gösterebilir mi? Çarpıtabilir mi? Mesela benim Hüseyin Gün'le bir mesajımın, bir WhatsApp mesajımın yarısını alıp yarısını almaması olabilir mi? Hüseyin Gün diyor ki mesajında: ya bu CHP videolar hazırlamalı, sosyal medya mesajları paylaşmalı vesaire vesaire. Baş tarafını kesmişler sanki bana talimat vermiş gibi oluyor. Ayıp ya. Ayıp. Adında cumhuriyet kavramının olduğu tek müessesedir Cumhuriyet Savcılığı.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Böyle bir tarihsel dönemde inanıyorum ki —dün de söyledim— bir paralel yapılanma var. Ağır ceza savcıları ve sulh ceza hakimlikleri üzerinden giden, ciddi bu konuda kuşkum var. Ama ben adliyenin çok önemli bir bölümünün; Cumhuriyetin değerlerine, hukukun üstünlüğü ilkesine, evrensel hukuk normlarına uygun hareket ettiğini düşünüyorum. Buna inanmak istiyorum. Mahkeme kararınız bunun böyle olup olmadığını açıkça ortaya koyacaktır. Toplumsal barışa katkıda bulunmanızı talep ediyorum. Mütalaayı olduğu gibi reddediyorum. Teşekkür ediyorum."</em></p>
<h3>Özkan: Delil yok, savcının yorumu var</h3>
<p>Necati Özkan ise ailesiyle açık görüşte olduğu için savcılık mütalaasını dinleyemediğini, ancak içeriğini İmamoğlu’ndan öğrendiğini belirterek sözlerine başladı. Şunları söyledi:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Ortaya konan çabanın bir casusluk davası meselesini çözmekle ilgili bir çaba olmadığını, tam tersine bu tutuklulukları uzatmakla ilgili bir çaba olduğunu görüyoruz.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Burada bir siyasi dava görülüyor ve biz bu siyasi davada olmayan bir suçtan dolayı, yapmadığımız bir eylemden dolayı kendimizi savunmakla meşgul ediliyoruz. Dün de söylemiştim; olmayan bir koyundan çift post çıkarma çabası bu.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Herhangi bir delil yok; Sayın Savcı'nın yorumları var, o kadar. Ve o yorumların hiçbirisi hiçbir tanığın ifadesine, hiçbir sanığın ifadesine, hiçbir delile, hiçbir gizli tanığın ifadesine falan da dayanmıyor. Tümüyle mücerret yorumlar.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Adalet yoksa hiçbirimizin uyacağı ve onaylayacağı bir irade de söz konusu olamaz. Adaletin olmadığı bir iradeye hiç kimsenin boyun eğme ihtimali de kalmaz. Adaleti olmayan bir iradeye karşı durmak da bir vatandaşlık ve insanlık görevi olur.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Dolayısıyla biz sizden, Sayın Mahkememizden sadece adalet istiyoruz, başka bir şey istemiyoruz. Adaletin gecikmesinin kimse adına bir faydasının olmadığını da söylemek istiyorum. Bir</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Anglosakson deyişi vardır: "Bir masum içeride kalacağına 99 suçlu dışarıda gezsin evladır" derler. Tek bir masuma zulmetmenin bütün bir toplumu çürütmekle eş anlama geldiğini söylerler.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Ben masumum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine hiçbir bilgi, belge toplamadım; hiç kimseye vermedim. Bununla ilgili hiçbir delil yok, hiçbir beyan yok bütün bu davanın ve dosyanın içeriğinde. Lütfen bu zulme son verin. Beni, Ekrem Bey'i ve Merdan Bey'i lütfen bir an önce tahliye edin ve hızla beraat ettirin.”</em></p>
<h3>Avukat Selahattin Ceylan: Hüseyin Gün hakkında casusluk suçunun unsurları yok</h3>
<p>Özkan’ın ardından müdafii avukatlar savcılık mütalaasına karşı beyanda bulundu.</p>
<p>Hüseyin Gün’ün avukatı Selahattin Ceylan ise müvekkilinin kamuoyunda “casus”, “itirafçı”, “İngiliz ajanı”, “CIA ajanı” ve “MOSSAD ajanı” gibi ifadelerle karalandığını söyledi. Ceylan, Gün’ün gerçekte Türkiye Cumhuriyeti adına, dönemin Başbakanlık Müsteşarı Fuat Oktay’ın verdiği yetkiyle yurt dışında FETÖ’ye karşı yürütülen mücadelede görev aldığını söyledi.</p>
<p>Ceylan, davanın Hüseyin Gün’e yönelik “esassız iftiralar” üzerine kurulduğunu belirterek, müvekkilinin diğer sanıklarla casusluk suçuna yönelik herhangi bir iştirakinin bulunmadığını söyledi.</p>
<p>Gün’ün Ekrem İmamoğlu’nu İBB Başkanı seçildikten sonra bir nezaket ziyareti sırasında tanıdığını, Necati Özkan’la da kısa süreli bir açık kaynak sosyal medya analizi çalışması nedeniyle temas kurduğunu aktaran Ceylan, Merdan Yanardağ’a yönelik herhangi bir yönlendirme ya da seçim sonuçlarını etkileme girişimi olmadığını savundu.</p>
<p>Ceylan, TCK 328 kapsamında casusluk suçunun oluşması için hem maddi unsurun hem de özel kastın bulunması gerektiğini belirtti. Dosyada bu unsurların olmadığını savunan Ceylan, “Casusluk suçunu oluşturabilecek maddi ve manevi unsurların hiçbirinin olmadığı açıkça görülmektedir” dedi.</p>
<p>Ceylan, Hüseyin Gün’ün dijital şifrelerini kendi isteğiyle teslim ettiğini, delil karartma ihtimalinin bulunmadığını, sabıkasız olduğunu ve kaçma şüphesinin olmadığını belirterek tahliyesini istedi.</p>
<h3>Avukat Hasan Fehmi Demir: Yargılama adliyede yapılmalı</h3>
<p>Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Hasan Fehmi Demir, öncelikle duruşmanın yapıldığı mekâna itiraz etti. Demir, yargılamanın cezaevi yerleşkesindeki salonda yapılmasını “duruşmanın aleniyeti ilkesine” ve “adil yargılanma hakkına” aykırı gördüklerini söyledi.</p>
<p>Demir, “Burası bir adliye değil, bir yargılama mekânı olamaz” diyerek bir sonraki celsenin İstanbul Adliyesi’nde yapılmasını talep etti.</p>
<p>Demir, savcının duruşmada istediği teknik araştırmaların iddianame hazırlanmadan önce yapılması gerektiğini belirtti. MİT’e yazı yazılarak devlet sırrı olup olmadığının sorulması, BTK’dan da görüşme ve erişim kayıtlarının istenmesi gerektiğini söyleyen Demir, “Sayın Cumhuriyet Savcısının bu celse talep ettiği hususların iddianame hazırlanmadan yapılması gerekirdi” dedi.</p>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Hüseyin Gün’le yaptığı görüşmenin SEGBİS kaydı olup olmadığının araştırılmasını da istedi. Demir, varsa bu görüşmenin çözümünün dosyaya getirtilmesini talep etti.</p>
<p>Ayrıca soruşturma sürecinde aceleci davranıldığını savunarak, “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ile savunma makamı olarak ciddi bir problemimiz var. Bu problem basit bir maddenin gereğinin yerine getirilip getirilmemesiyle sınırlı değil; haysiyet problemidir” ifadelerini kullandı.</p>
<h3>Avukat Fikret İlkiz: Savcılığın istediği işlemler 11 ay önce yapılmalıydı</h3>
<p>Ekrem İmamoğlu’nun avukatlarından Fikret İlkiz de savcılık mütalaasına tepki gösterdi. İlkiz, davada sanıkların kendilerini değil, diğer sanıkları savunmak zorunda bırakıldığını söyledi. “Bizim karşımıza kendi ciddiyeti olmayan ama bu nedenle çok ciddiye alınması gerekli olan bir yargı örneğini getirip koydular” dedi.</p>
<p>İlkiz, savcılığın duruşmada talep ettiği BTK ve diğer kurumlardan kayıt istenmesi işlemlerinin soruşturma aşamasında yapılması gerektiğini belirtti. İddianamenin 4 Şubat 2026’da düzenlendiğini hatırlatan İlkiz, “Niçin o günden bugüne kadar geçen 11 ay boyunca bunları istemediniz ve getirtmediniz?” diye sordu.</p>
<p>Savcılığın “delillerin henüz toplanmadığı” gerekçesiyle tutukluluğun devamını istemesini eleştiren İlkiz, “Kendi kabahatinizi, kendi hukuksuzluğunuzu bizim üzerimize yığmaya hiç kimsenin haddi yok” dedi.</p>
<p>İlkiz, tutukluluğun devamı için makul şüphenin sürüp sürmediğinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, özgürlüğün kısıtlanmasının ölçüsüz hale geldiğini anlattı.</p>
<p>Savunmasının sonunda “Habeas Corpus” ilkesine atıf yapan İlkiz, bunun hukuksuzluğa “dur” demek anlamına geldiğini söyledi. “Tutuklama, kişi hak ve özgürlüğüne zorla getirilen bir sınırlandırmadır. Ancak insan temel hak ve özgürlüklerinin sınırlandırılmasının bir sınırı vardır. Bu sınır insan onurudur ve insan yaşamının korunmasıdır” ifadelerini kullandı.</p>
<h3>Tahliye taleplerine ret</h3>
<p>Avukatların beyanlarının ardından mahkeme duruşmaya ara verdi. Daha sonra da ara kararını açıkladı. Mahkeme, Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün'ün tahliye taleplerini reddederek tutukluluk hallerinin devamına hükmetti.</p>
<p>Bir sonraki duruşma 6 Temmuz'da. Mahkeme ayrıca 11 Haziran'da tutukluluk incelemesi yapacak.</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 11:37:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İstismar edilen köpek davasında faile alt sınırdan ceza]]></title><link>https://bianet.org/haber/istismar-edilen-kopek-davasinda-faile-alt-sinirdan-ceza-319572</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/istismar-edilen-kopek-lucy-davasinda-faile-alt-sinirdan-ceza.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/istismar-edilen-kopek-davasinda-faile-alt-sinirdan-ceza-319572</guid><description><![CDATA[Mahkeme, deliller doğrultusunda hayvana yönelik cinsel saldırının gerçekleştiği kanaatine varmasına rağmen, sanığın üst sınırdan cezalandırılması yönündeki talebi kabul etmedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Pendik’te Cihat Koçhan’ın 21 Haziran 2025’te köpek Lucy’yi yaşadığı evin bahçesinden kaçırarak cinsel saldırıda bulunmasına ilişkin davanın üçüncü duruşmasında dün (12 Mayıs) karar çıktı.</p>
<p>Duruşmada dinlenen tanıklardan biri, sabah saat 05.00 sularında balkonda bulunduğu sırada Koçhan’ın konutunun önündeki bahçede Lucy’ye cinsel saldırıda bulunduğunu net biçimde gördüğünü ve olayı kayıt altına aldığını söyledi.</p>
<p>Mahkeme de deliller doğrultusunda cinsel saldırının gerçekleştiği kanaatine vardı.</p>
<h3>“Karar, adaleti tesis etmekten uzak”</h3>
<p>Avukatlar, sanığın en üst sınırdan cezalandırılmasını talep etse de mahkeme, Koçhan’a 1 yıl 3 ay hapis cezası ile 600 gün adli para cezası verilmesine hükmetti.</p>
<p><em>Hayvan odaklı hak haberciliği yapan Patidio</em>’nun aktardığına <a href="https://www.instagram.com/p/DYPI41QjB4O/?img_index=1" target="_blank" rel="nofollow noopener">göre</a>, adli para cezasının karşılığı 60 bin TL olarak belirlendi.</p>
<p>İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi’nden avukat Sena Şengün, kararın adaleti tesis etmekten uzak olduğunu ifade etti. (TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 11:05:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Haritanın ucunda ertelenmiş bir kent: Hakkari]]></title><link>https://bianet.org/haber/haritanin-ucunda-ertelenmis-bir-kent-hakkari-319570</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/haritanin-ucunda-ertelenmis-bir-kent-hakkari.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/haritanin-ucunda-ertelenmis-bir-kent-hakkari-319570</guid><description><![CDATA[Hakkari’de yurttaşlar ve kent temsilcileri, kapanan yolların, toplanmayan çöplerin, kirlenen suyun ve işlemeyen sınır kapılarının münferit krizler olmadığını söylüyor. Onlara göre kent, yıllardır süren siyasal, ekonomik ve idari baskıların sonucu olarak yönetilemiyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Hakkari’de son haftalarda peş peşe yaşanan krizler, kentte uzun süredir biriken yapısal sorunları yeniden gündeme taşıdı. Çığ nedeniyle kapanan yollar, günlerce ulaşılamayan köyler, haftalarca toplanmayan çöpler, kirlenen içme suyu, kapalı havalimanı ve işlevsiz sınır kapıları kentte gündelik yaşamı doğrudan etkiliyor.</p>
<p>Kentte yaşayan yurttaşlar ve meslek örgütü temsilcilerine göre bu tablo "olağanüstü" bir durumdan çok, yıllardır ertelenen bir yönetim anlayışının sonucu.</p>
<p>Kayyım yönetimindeki Hakkari Belediyesi’nin çöpleri günlerce toplamaması üzerine Özgürlük İçin Hukukçular Derneği suç duyurusunda bulundu. Öte yandan 3 Haziran 2024 tarihinde görevden alınarak yerine kayyım atanan Hakkari Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış hakkında verilen 19 yıl 6 aylık hapis cezası yeniden onandı.</p>
<p>Kentteki birçok yurttaş ve meslek örgütü temsilcisi, yaşananları yalnızca altyapı sorunu olarak değil, uzun yıllara yayılan siyasal baskıların ve hizmet yoksunluğunun sonucu olarak değerlendiriyor.</p>
<a href='/haber/hakkari-colemerg-belediye-es-baskani-akisa-19-yil-6-ay-hapis-cezasi-319186' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/30/hakkari-colemerg-belediye-esbaskani-akisa-19-yil-6-ay-hapis-cezasi.jpeg' alt='Hakkâri/Colemêrg Belediye Eş Başkanı Akış’a 19 yıl 6 ay hapis cezası' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Hakkâri/Colemêrg Belediye Eş Başkanı Akış’a 19 yıl 6 ay hapis cezası</h5>
<div class='date'>30 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"Bir il merkezinde çöplerin toplanmaması kabul edilemez"</h3>
<p>Hakkari Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Muharrem Tekin’e göre kentte yaşanan ulaşım ve altyapı krizleri yeni değil: "Bir il merkezinde çöplerin toplanmaması, katı atık tesisinin çökmesiyle açıklanamaz. Başka bir yerde geçici depolanabilir, sonra taşınabilirdi.”</p>
<p>Tekin’e göre sorun yalnızca teknik kapasite eksikliği değil. Kayyım yönetimi, kent sakinlerinin hesap sorabileceği demokratik mekanizmaları da ortadan kaldırıyor:</p>
<blockquote>
<p>Eğer seçilmiş bir belediye başkanı olsaydı halk bunun hesabını sorabilirdi. Kayyım yönetimindeki belediye çöpleri toplamaktan bile aciz durumda.</p>
</blockquote>
<a href='/haber/van-hakkari-bitlis-ve-musta-kar-nedeniyle-423-yerlesim-yerine-ulasim-saglanamadi-315003' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/12/27/van-hakkari-bitlis-ve-musta-kar-nedeniyle-423-yerlesim-yerine-ulasim-saglanamiyor.jpg' alt='Van, Hakkâri, Bitlis ve Muş’ta kar nedeniyle 423 yerleşim yerine ulaşım sağlanamadı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Van, Hakkâri, Bitlis ve Muş’ta kar nedeniyle 423 yerleşim yerine ulaşım sağlanamadı</h5>
<div class='date'>27 Aralık 2025</div>
</div>
</a>

<p>İnsan Hakları Derneği Hakkari Şubesi Eş Başkanı Sibel Çapraz da kentte yaşananların bütünlüklü bir hizmet yoksunluğu olarak ele alınması gerektiğini belirtiyor. Çapraz’a göre Hakkari merkezden sınır köylerine kadar uzanan geniş bir alanda insanların yaşam alanları giderek daralıyor:</p>
<p>"Ciddi anlamda bir hizmet ambargosu var. Sınır bölgelerinden güvenlik politikalarına, sağlıktan eğitime kadar her şey iç içe geçmiş sorunlar yumağı. Herkes kendi kaderine terk edilmiş durumda."</p>
<h3>"Hakkari yüz yıldır ertelenmiş bir şehir"</h3>
<p>Yüksekova Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı İrfan Sarı ise Hakkari’deki tabloyu “yönetilememe hali” olarak tanımlıyor. Sarı’ya göre kent, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana merkezi politikalar tarafından ertelenmiş durumda:</p>
<p>"Cumhuriyetle birlikte başlayan ertelenmiş bir şehir gerçeği var. Hakkari yüz yıldır erteleniyor. Burada haritanın ucunda bırakılmış bir kent gerçeği var."</p>
<p>Sarı, kentteki sorunların önemli bir bölümünün güvenlik eksenli devlet politikalarıyla bağlantılı olduğunu düşünüyor:</p>
<p>"Bir valinin hem belediye başkanı hem vali olması yönetimin fıtratına bile uygun değil. Bu şehir aksıyor, gecikiyor, gelişemiyor."</p>
<p>Son haftalarda yaşanan yol krizinin de öngörülebilir olduğunu belirten Sarı, heyelan riski taşıyan güzergahlara ilişkin uyarıların yıllardır dikkate alınmadığını söylüyor. Sarı’ya göre 20 gündür yolların tam açılamaması ve geçici panel köprülerle çözüm aranması, kentin krizlere nasıl hazırlıksız bırakıldığını gösteriyor.</p>
<figure class="image align-center"><img src="https://static.bianet.org/2026/05/adsiz-tasarim-58.png" alt="">
<figcaption>Fotoğraf: İrfan Sarı</figcaption>
</figure>
<a href='/haber/uc-sinir-kapisina-sahip-hakkari-neden-sinir-ticaretinden-yararlanamiyor-314849' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/12/23/uc-sinir-kapisina-sahip-hakkari-neden-sinir-ticaretinden-yararlanamiyor.png' alt='Üç sınır kapısına sahip Hakkari neden sınır ticaretinden yararlanamıyor?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Üç sınır kapısına sahip Hakkari neden sınır ticaretinden yararlanamıyor?</h5>
<div class='date'>23 Aralık 2025</div>
</div>
</a>

<h3>Çöp, su ve sağlık: "Bu doğrudan yaşam hakkı sorunu"</h3>
<p>Kentte günlerce toplanmayan çöpler ve depolama alanlarındaki sorunlar yalnızca çevre kirliliği yaratmıyor; halk sağlığı açısından da ciddi risk oluşturuyor.</p>
<p>Sarı’ya göre katı atık ve kanalizasyon altyapısının yetersizliği, tatlı su kaynaklarını da tehdit ediyor. Sarı, sağlık altyapısındaki eksikliklerin de yaşamsal sonuçlara yol açtığını belirterek Yüksekova’da anjiyo ünitesinin bulunmamasını örnek veriyor:</p>
<p>"Kalp krizi geçiren biri 70-80 kilometre uzağa gönderiliyor. Bu doğrudan yaşam hakkı sorunu."</p>
<a href='/yazi/marquez-gel-de-hakkari-yi-gor-319096' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2026/04/27/marquez-gel-de-hakkari-yi-gor.jpg' alt='Marquez, gel de Hakkâri&#39;yi gör' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Marquez, gel de Hakkâri'yi gör</h5>
<div class='date'>27 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Üç sınır kapısı var, ama ekonomi çöküyor</h3>
<p>Hakkari, İran ve Irak'a açılan<strong> </strong>üç sınır kapısına sahip olmasına rağmen Türkiye’nin yoksul kentlerinden biri olmayı sürdürüyor.</p>
<p>Tekin’e göre sınır kapılarının altyapısız ve işlevsiz bırakılması, ticaretin önündeki engellerin bilinçli biçimde sürdürüldüğünü gösteriyor. İrfan Sarı ise işsizliğin özellikle gençler üzerindeki etkisine dikkat çekiyor:</p>
<p>“İstanbul gibi büyük metropollerde Hakkari’nin gençliği çalışıyor. Kuryelik yapıyorlar, sigortasız çalışıyorlar. Neredeyse her ay bir gencimizin ölüm haberi geliyor."</p>
<p>Çapraz da üç sınır kapısına rağmen Hakkarililerin ticaret hakkından yararlanamadığını söylüyor. Çapraz’a göre sosyal medyada dolaşıma giren “günlerce süren düğünler” ve “çok takılı törenler” gibi görüntüler ise kentteki derin yoksulluğu görünmez kılıyor:</p>
<blockquote>
<p>Bizim düğünlerimiz bin yıllık bir gelenek, bir kültür. Takılar da eski bir gelenektir. Bunu abartan aileler olabilir ama bunu bütün halka mal etmek doğru değil. Burada fakirliğin, ekonomik düşüşün en dibini yaşayan kesimleri de görüyoruz.</p>
</blockquote>
<a href='/haber/iradeye-saygi-yuruyusu-hakkari-de-sona-erdi-kayyimi-geri-cekin-297279' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2024/07/08/iradeye-saygi-yuruyusu-hakkari-de-sona-erdi-kayyimi-geri-cekin.jpg' alt='&#39;İradeye Saygı Yürüyüşü&#39; Hakkari&#39;de sona erdi: Kayyımı geri çekin' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>'İradeye Saygı Yürüyüşü' Hakkari'de sona erdi: Kayyımı geri çekin</h5>
<div class='date'>8 Temmuz 2024</div>
</div>
</a>

<h3>Kadınların ve gençlerin yaşam alanları daralıyor</h3>
<p>İHD’ye yapılan başvurularda kadınların gündelik yaşamının temel hizmetlerden yoksunlukla kuşatıldığını gördüklerini belirten Sibel Çapraz, özellikle sınır hattında kadınların, gençlerin ve çocukların kamusal alana erişiminin sınırlı olduğunu ifade ediyor:</p>
<p>"Defalarca sınır bölgelerine gittik. Oradaki insanların, kadınların yaşam alanlarının ne kadar kısıtlandığını, ne kadar dar bir yere sığdırıldığını kendi gözlerimizle görüyoruz. Gençler için hiçbir sosyal alan yok. Eğitim sistemi çocukları robotlaştırıyor; önüne konulan konuları ezberle, sınava git. Çocukların kendilerini geliştireceği, farklı alanlara yöneleceği imkanlar yok."</p>
<h3>Kayyım, dava ve "cezalandırılan irade"</h3>
<p>Kentteki yönetim tartışmaları, belediyeye kayyım atanması ve yargı süreçleriyle daha da derinleşmiş durumda.</p>
<p>31 Mart seçimlerinde Hakkari Belediye Eş Başkanı seçilen Mehmet Sıddık Akış, görevden alınarak yerine kayyım atanmasının ardından tutuklandı. Akış hakkında verilen 19 yıl 6 aylık hapis cezası yeniden onandı. Van Bölge Adliye Mahkemesi daha önce savunma hakkının kısıtlandığı ve siyasi parti faaliyetlerinin "örgüt çalışması" sayıldığı gerekçesiyle kararı bozmuştu. Ancak yerel mahkeme yeniden aynı cezayı verdi.</p>
<p>Çapraz’a göre Hakkari’de sorunların çözümü için halkın talepleri esas alınmalı. Kentte sivil toplum örgütlerinin oluşturduğu platformların taleplerini defalarca dile getirdiğini belirten Çapraz, bu taleplerin kayyım yönetimi tarafından karşılık bulmadığını söylüyor.</p>
<figure class="image align-center"><img src="https://static.bianet.org/2026/05/adsiz-tasarim-59.png" alt="">
<figcaption>Fotoğraf: MA</figcaption>
</figure>
<a href='/haber/ya-esenyurt-van-olacak-ya-da-istanbul-hakkari-301350' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2024/11/02/ya-esenyurt-van-olacak-ya-da-istanbul-hakkari.jpg' alt='"Ya Esenyurt Van olacak ya da İstanbul Hakkari..."' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>"Ya Esenyurt Van olacak ya da İstanbul Hakkari..."</h5>
<div class='date'>2 Kasım 2024</div>
</div>
</a>

<h3>"90’larda nasılsak bugün de öyleyiz"</h3>
<p>“Barış ve Demokratik Toplum Süreci” tartışmalarının Hakkari’de gündelik yaşama yansıyıp yansımadığı sorulduğunda Muharrem Tekin’in yanıtı kısa oluyor:</p>
<blockquote>
<p>Biz bu süreci çok önemsiyoruz ama Hakkari’de sokağa yansıyan hiçbir değişiklik yok. 90’lı yıllarda nasılsak bugün de aynıyız.</p>
</blockquote>
<div class="box-1">
<h3>Talepler neler?</h3>
<ul>
<li>Hakkari’de ulaşım altyapısı heyelan riski gözetilerek kalıcı yol, köprü, viyadük ve tünel projeleriyle yenilenmeli.</li>
<li>Kentteki çöp ve atık krizi acilen çözülmeli, vahşi depolama sonlandırılarak su ve toprak kirliliği önlenmeli.</li>
<li>İçme suyu, kanalizasyon ve atık su altyapısı denetlenmeli; tüm ilçelerde arıtma tesisleri kurulmalı.</li>
<li>Kardiyoloji, anjiyo ve acil müdahale birimleri ilçelerde erişilebilir hale getirilmeli.</li>
<li>Sınır kapıları kentin ekonomisine katkı sunacak şekilde işlevli hale getirilmeli.</li>
<li>Gençlerin ve emekçilerin göç etmek zorunda kalmaması için yerel istihdam alanları yaratılmalı.</li>
<li>Tarım, hayvancılık ve arıcılık özel destek programlarıyla güçlendirilmeli.</li>
<li>Kadınlar, çocuklar ve gençler için sosyal, kültürel, eğitim ve spor alanları açılmalı.</li>
<li>Kentin sorunlarına ilişkin karar süreçlerine meslek örgütleri, sivil toplum ve mahalle sakinleri dahil edilmeli.</li>
<li>Hakkari’ye güvenlikçi politikalarla değil, eşit yurttaşlık ve sosyal devlet anlayışıyla yaklaşılmalı.</li>
</ul>
</div>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 10:46:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Cari açık 10 milyar dolara dayandı]]></title><link>https://bianet.org/haber/cari-acik-10-milyar-dolara-dayandi-319569</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/cari-acik-10-milyar-dolara-dayandi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/cari-acik-10-milyar-dolara-dayandi-319569</guid><description><![CDATA[Cari işlemler hesabı martta 9 milyar 672 milyon dolar açık verdi. Ocak 2023'ten bu yana en yüksek seviye çıktı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Merkez Bankası’nın mart ayına ilişkin ödemeler dengesi verilerine göre cari işlemler hesabı 9 milyar 672 milyon dolar açık verdi. Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabındaki açık da 3 milyar 886 milyon dolar oldu.</p>
<p>Bu dönemde, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 9 milyar 515 milyon dolar olarak gerçekleşti. Yıllıklandırılmış verilere göre, mart ayında cari açık yaklaşık 39,7 milyar dolar olurken, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret dengesinde 77,8 milyar dolarlık açık oluştu.</p>
<p>Aynı dönemde hizmetler dengesi 63,1 milyar dolar fazla verdi. Birincil ve ikincil gelir dengesi sırasıyla 23,8 milyar dolar ve 1,1 milyar dolar açık verdi.</p>
<p>Söz konusu dönemde hizmetler dengesi kaynaklı net girişler bu ay 2 milyar 592 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu kalem altında taşımacılık hizmetleri ve seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler sırasıyla 1 milyar 627 milyon dolar ve 2 milyar 246 milyon dolar oldu.</p>
<div class="box-12">
<p>Cari açık, bir ülkenin dış dünyayla yaptığı mal, hizmet ve gelir alışverişinde giderlerinin gelirlerinden fazla olması anlamına geliyor. Başka bir ifadeyle ülke, ilgili dönemde dışarıdan elde ettiğinden daha fazla döviz harcamış oluyor.</p>
<p>Bu farkın kapatılması gerekir. Ülke bunu dış borçlanmayla, yabancı yatırımlarla, kısa vadeli sermaye girişleriyle ya da Merkez Bankası rezervlerini kullanarak finanse eder. Cari açık büyüdüğünde ülkenin döviz ihtiyacı artar. Döviz bulunmakta zorlanılırsa kur üzerinde baskı oluşur. </p>
<p>Kur artışı da ithal ürünlerin, akaryakıtın, enerjinin ve üretimde kullanılan ara malların fiyatını artırır. Bu da gündelik hayata enflasyon, alım gücünün düşmesi ve hayat pahalılığı olarak yansır.</p>
</div>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 10:35:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kapitülasyon Yasa Teklifi TBMM’de]]></title><link>https://bianet.org/yazi/kapitulasyon-yasa-teklifi-tbmmde-319567</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/yazi/2026/05/13/kapitulasyon-yasa-teklifi-tbmmde.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/yazi/kapitulasyon-yasa-teklifi-tbmmde-319567</guid><description><![CDATA[Bu yasa teklifi AKP ve MHP oylarıyla kabul edildiğinde, AKP Hükümeti, cumhuriyet tarihinin ilk kapitülasyon yasasını 2026 yılında çıkarmış olacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kapitülasyon, Türkçe sözlüklerde “bir ülkede yurttaşların zararına olarak yabancılara verilen ayrıcalık hakları” olarak tanımlanıyor. Kökeninde Latince caput (baş) sözcüğü olup, geniş anlamıyla baş eğmek, teslim anlaşması yapmak anlamlarını taşıdığı kabul ediliyor. Yakın tarihe kadar kapitülasyon, bir devletin başka devletlere bir anlaşmaya bağlı olarak tanıdığı ekonomik ve sosyal ayrıcalıklar anlamında kullanılıyordu. Buna karşın 80’li yıllardan itibaren neoliberal kapitalist ekonomik politikalar döneminde devletlerin karşılıklı ilişkilerinin yerini büyük oranda ulusötesi şirketler aldı. Söz konusu ayrıcalıklar da devletler tarafından şirketlere yönelik olarak uygulanmaya başlandı. Konunun Türkiye’deki en sıcak örneği geçtiğimiz hafta bir yasa teklifiyle gündeme geldi. Ayrıcalık ister devletlere ister ulusötesi şirketlere verilsin her iki durumda da kapitülasyonun Türkçe sözlüklerdeki karşılığı geçerliliğini koruyor: “Yurttaşların zararına olarak yabancılara verilen ayrıcalık hakları”.</p>
<p>Yasa teklifi TBMM gündemine gelmeden önce Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan 24 Nisan 2025 tarihinde “Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı”ndaki konuşmasında: “… yatırım ortamını güçlendirmek suretiyle uluslararası doğrudan yatırımları destekleyecek hukuki, idari, mali ve kurumsal adımları atıyoruz. Türkiye’yi küresel bir cazibe merkezi haline getirmekte kararlayız…” açıklamasını yaptı. Üç gün sonra, 27 Nisan’da da, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) genel merkezindeki “12. Yargı Paketi” çalışmalarıyla ilgili bilgi paylaşımında: “… yabancı sermayenin haklarını daha da güvence altına almak için titizlikle çalışıyoruz…” diye konuştu.</p>
<p>Bu açıklamaların ardından, AKP Grup Başkanlığı tarafından 5 Mayıs 2026 tarihinde TBMM Başkanlığı’na toplam 15 maddeden oluşan “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Yasa Teklifi” sunuldu. Yasa teklifi Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan jet hızıyla geçirilerek, Genel Kurul’da görüşülmeye başlandı bile. Hükümet, içinde bulunduğu ekonomik koşullar nedeniyle bu konuyu o kadar önemsiyor ki teklifte herhangi bir değişiklik yapılmadan en kısa sürede yasalaşabilmesi için AKP TBMM grubu özel çaba harcıyor.</p>
<h3>Kapitülasyonlar</h3>
<p>Teklifte uluslararası sermayeye önemli imtiyazlar yer alıyor. Buna göre; yurt dışı gelir vergisi istisnasından yararlanan kişilerin, bu istisna süresi içinde miras yoluyla edindikleri mal intikalleri için veraset vergisi oranı yüzde bir olarak sabitlenecek (Madde 2). Türkiye’ye yeni yerleşen ve son üç yılda Türkiye’de vergi mükellefi olmayan gerçek kişilerin yurt dışından elde ettikleri kazanç ve iratlar 20 yıl boyunca gelir vergisinden muaf tutulacak (Madde 4). En az üç ülkede faaliyet gösteren ve gelirinin yüzde 80’ini yurt dışındaki ilişkili şirketlerden elde eden “nitelikli hizmet merkezi” statüsündeki şirketlerde çalışan personelin ücretlerinin brüt asgari ücretin üç katını aşmayan kısmı (İstanbul Finans Merkezi’ndeki merkezler için beş katı) gelir vergisinden muaf tutulacak (Madde 5). Finansal hizmet ihracatı kazançlarına uygulanan yüzde 100 oranındaki kurumlar vergisi indiriminin süresi 2031’den 2047 yılına kadar uzatılacak. İstanbul Finans Merkezi katılımcısı finansal kuruluşların finansal faaliyet harçlarından muafiyet süresi de 5 yıldan 20 yıla çıkarılacak (Madde 13).</p>
<h3>Ne “barışı” kara para aklama</h3>
<p>Yasa teklifi doğrudan ulusötesi şirketlere tanınan imtiyazların yanında, Türkiye vatandaşı “iş insanları” için yurt dışındaki ve yurt içindeki kayıt dışı her türden sermaye aracının Türkiye’ye getirilmesi ve/veya beyanının yapılmasına yönelik imtiyazlar içeriyor. Uyuşturucu, bahis, kumar, kaçakçılık, seks ticareti vb. her türlü kara işlerden kazanılmış kara para herhangi bir adli, idari soruşturmaya uğramadan devlet nezdinde “varlık barışı” adıyla aklanacak. Bunlardan herhangi bir vergi de alınmayacak. Bu yasa teklifi, 2008 yılında 5811, 2023’de 6486, 2016’da 6736, 2018 yılında 7143, 2019’da 7186, 2020’de 7256 ve 2022 yılında da 7417 sayılı “torba” yasalarla AKP hükümetleri döneminde yapılan düzenlemelerle patronlara vergi affı ve kara para aklama konusunda <strong>benzer içerikte olan sekizinci yasal düzenleme</strong> olacak. Bununla birlikte, öncekilerden farklı olarak kapitülasyon hükümlerini de barındırıyor. Bu yasa teklifi AKP ve MHP oylarıyla kabul edildiğinde, <strong>AKP Hükümeti, cumhuriyet tarihinin ilk kapitülasyon yasasını 2026 yılında çıkarmış olacak</strong>.</p>
<p>Teklifte, kara paranın aklanmasının yanı sıra, şirketlere yönelik imtiyazlar da söz konusu. Teklifin sekizinci maddesinde yer alan düzenlemeye göre, ürettikleri malları doğrudan ihraç eden imalatçı kurumların bu ihracattan elde ettiği gelire uygulanacak kurumlar vergisi yüzde 9 olacak. Oysa geçerli olan uygulamaya göre yüzde 25 oranında kurumlar vergisi ödemeleri gerekiyor. Söz konusu 11 puanlık düşüş, esas olarak kurumlar vergisinde yüzde 64’lük bir azaltma anlamına geliyor.</p>
<h3>Bütçe ve kurumlar vergisi</h3>
<p>Cumhurbaşkanlığı tarafından Ekim 2025 tarihinde TBMM Başkanlığı’na sunulan “2026 Yılı merkezi Bütçe Kanunu Teklifi” yasalaşarak 1 Ocak 2026 tarihinde uygulamaya girdi. Buna göre bütçe gelirlerinin 2026 yılı için yüzde 87,2’si, 2027 yılı için yüzde 87,7’si ve 2028 yılı için ise yüzde 88’i vergilerle sağlanacak. Vergi gelirlerinin 2026 yılında yüzde 11,1’nin, 2027 yılında yüzde 11,6’sının, 2028 yılında da yüzde 12,3’ünün kurumlar vergisiyle karşılanması bekleniyor.</p>
<p>Bilindiği gibi, kurumlar işletmelerin-patronların açıkladıkları net kârı üzerinden alınan verginin adıdır. İşletmenin ücretler, hammadde, enerji, teknoloji vb. doğrudan üretime dayalı giderlerine ek olarak ücretli ve maaşlılara tanınmayan bir hak olarak patronların ve ailelerinin barınma, eğitim, sağlık, ulaşım vb. kişisel giderlerini de ödeyecekleri vergiden düşülebilmektedir. Tüm bunlar düşüldükten sonra geriye kalan, kâr olarak tanımlanmakta ve kurumlar vergisi de bunun üzerinden alınmaktadır. Türkiye’de devlet, kurumlar vergisi olarak patronlardan kâr-sermaye birikimlerinin 1999 yılında yüzde 46’sını alabilmeyi talep ederken, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) önerisine uygun olarak, AKP hükümetleri döneminde söz konusu hedefte, büyük gerilemeler yasal olarak düzenlenmiştir. Kurumlar vergisi, birinci AKP Hükümeti döneminde, 2003 yılında yüzde 30’a ve 2006 yılında ise yüzde 20’ye düşürülmüştür. Daha sonra yaşanan mali sorunları hafifletebilmek amacıyla 2020 yılında yüzde 22’ye, 2026 yılı için de yüzde 25’e çıkarılmıştır.</p>
<h3>15-16 Haziran’a hazırlanalım</h3>
<p>Ancak, ürettikleri malları ihraç edenler teklif yasalaştıktan sonra, net kârının yalnızca yüzde 9’u kadar kurumlar vergisi ödemekle yükümlü olacak. Peki genel bütçe için planlanan ve yasalaşan durumdan yaklaşık yüzde 64 oranındaki bu azalma kararının yaratacağı bütçe geliri açığı kime nasıl yansıyacak? Bu durumun, yukarıda sözü edilen bütün başlıkları da içerecek bir biçimde vakit geçirilmeden sistemli olarak kamuoyunun gündemine taşınması gerekiyor. Teklif TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlandığından bu kadar kısa sürede kamuoyu baskısı ile AKP, MHP ittifakı karşısında yasalaşmasını engellemek mümkün görünmüyor. Ancak, 1 Mayıs 2026’daki meydanlarda yaşadığımız olumsuzluklarımızdan ders çıkarılarak 15-16 Haziran 1970’in yıl dönümüne kadar kamuoyunun gündemine taşınıp tüm ülkenin, tüm yurttaşların gündemi haline getirilebilirse, örgütlü bir “toplumsal itiraz” yükseltilebilir (mi?). Toplumsal muhalefet hemen herkesi bir şekilde doğrudan ve/veya dolaylı olarak olumsuz etkileyecek olan bu yasanın geri çekilmesi yönünde ortaklaşacağı, dayanışacağı bir eylemlilik sürecini ciddiyetle önüne neden koy(a)masın?</p>
<p>(OH/TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 09:40:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Yüksekdağ, Demirtaş ve Mızraklı'dan Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu’na mesaj]]></title><link>https://bianet.org/haber/yuksekdag-demirtas-ve-mizrakli-dan-toplumsal-baris-ve-ozgurluk-forumuna-mesaj-319566</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/yuksekdag-demirtas-ve-mizrakli-dan-toplumsal-baris-ve-ozgurluk-forumuna-mesaj.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/yuksekdag-demirtas-ve-mizrakli-dan-toplumsal-baris-ve-ozgurluk-forumuna-mesaj-319566</guid><description><![CDATA[Öcalan’ın çağrısıyla başlayan “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”nin güçlenmesi açısından da forumun önemli bir katkı sunacağını ifade eden Yüksekdağ, geçmiş mücadele deneyimlerinin yeni dönemde yol gösterici olacağını söyledi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>HDP eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile eski Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı, cezaevinden Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu’na mesaj gönderdi. Yüksekdağ, Demirtaş ve Mızraklı, forumun barış arayışına katkı sunacağına dikkat çekti.</p>
<p>Forumda emeği geçenlere teşekkür eden Figen Yüksekdağ, Türkiye, Kürdistan ve Ortadoğu’da yaşanan krizlerin halklara daha büyük sorumluluk yüklediğini belirtti.</p>
<p>MA'nın haberine göre, savaş, sömürü, kadın düşmanlığı, doğa tahribatı ve halklar arasındaki düşmanlık politikalarına karşı demokratik örgütlülüğün çözüm üretebileceğini vurgulayan Yüksekdağ, “Herkes için, hep birlikte toplumsal barış ve özgürlük” hedefinin yalnızca bir slogan değil, aynı zamanda yeni bir toplumsal yön arayışı olduğunu kaydetti.</p>
<p>Yüksekdağ, Türkiye’den Rojava’ya, Filistin’den İran’a kadar halkların ve kadınların özgürlük mücadelesinde ortaklaşmasının dönemin kaderini belirleyeceğini dile getirdi. Barış ve özgürlük fikrinin mahalleden okula, fabrikadan tarlaya kadar yaşamın her alanında büyüyebileceğini belirten Yüksekdağ, bunun yeni bir toplumsal sözleşmenin önünü açabileceğini söyledi.</p>
<p>Forumun barışın toplumsallaşması açısından önemli bir rol üstleneceğini belirten Yüksekdağ, yerelden büyüyen bir demokratik bilinç ve örgütlenmenin kalıcı dönüşüm yaratacağını vurguladı.</p>
<p>Ayrıca Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla başlayan “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”nin güçlenmesi açısından da forumun önemli bir katkı sunacağını ifade eden Yüksekdağ, geçmiş mücadele deneyimlerinin yeni dönemde yol gösterici olacağını kaydetti.</p>
<p>Selahattin Demirtaş ve Selçuk Mızraklı da ortak mesajlarında forumun başarılı geçmesi temennisinde bulundu. İkili, Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasal ve toplumsal krizden çıkış için yürütülecek tartışmaların onurlu barış arayışına katkı sağlayacağını belirtti. Demirtaş ve Mızraklı, özgür ve demokratik yarınlarda bir araya gelme dileğini paylaştı.</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 09:13:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne yeni operasyon]]></title><link>https://bianet.org/haber/antalya-buyuksehir-belediyesi-ne-yeni-operasyon-319565</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/antalya-buyuksehir-belediyesi-ne-yeni-operasyon-cok-sayida-gozalti-var.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/antalya-buyuksehir-belediyesi-ne-yeni-operasyon-319565</guid><description><![CDATA[En az 25 kişi gözaltına alındı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik 'yolsuzluk' ve 'rüşvet' iddialarıyla düzenlenen operasyon kapsamında Antalya, Ankara ve Adana'da 25 kişi gözaltına alındı. </p>
<p>Hakkında gözaltı kararı çıkarılan 14 kişi Antalya Büyükşehir Belediyesi, 1'i Keçiören Belediyesinde görevli memur, 1'i de şirket sahibi. </p>
<p><strong>Ne olmuştu?</strong></p>
<p>İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesince, 30 Nisan'da Antalya merkezli İstanbul, Ankara, İzmir, Muğla, Denizli ve Edirne'de düzenlenen eş zamanlı operasyonda 27 kişi yakalanmış, operasyonun devamında 2 zanlı daha gözaltına alınmıştı.</p>
<p>Bu kişilerden 12'si emniyetten serbest kalırken, 11'i savcılık sorgusunun ardından salıverilmişti. Sulh ceza hakimliğine çıkarılan zanlılardan 14'ü tutuklanmış, 2'si ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.</p>
<p>Ameliyat olduğu için ilk başta gözaltı kararı uygulanamayan belediyenin genel sekreteri Cansel Çevikol Tuncer ise hastaneden taburcu edildikten sonra gözaltına alınmış ve çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanmıştı.</p>
<p>Haklarında gözaltı kararı verilen 3 şüphelinin arandığı bildirilmişti.</p>
<p>Soruşturma kapsamında, mülkiye başmüfettişi tarafından hazırlanan rapor, bilirkişi incelemeleri ve emniyet birimlerince yapılan teknik ve fiziki araştırmalar sonucunda, ANSET tarafından gerçekleştirilen ihalelerde usulsüzlükler tespit edildiği belirtilmişti.</p>
<p>Soruşturmada, kamu ihalelerine müdahale edildiği, haksız menfaat temin edildiği ve elde edilen suç gelirlerinin çeşitli yöntemlerle aklandığı yönünde kuvvetli suç şüphesine ulaşıldığı, 113 milyon 426 bin 440 lira tutarında kamu zararına neden olunduğunun belirlendiği ifade edilmişti.</p>
<a href='/haber/muhittin-bocek-etkin-pismanliktan-yararlanmak-icin-basvurdu-319517' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/05/11/muhittin-bocek-etkin-pismanliktan-yararlanmak-icin-basvurdu.jpg' alt='Muhittin Böcek etkin pişmanlıktan yararlanmak için başvurdu' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>AĞBABA SUÇLAMALARI REDDETTİ</h6>
<h5 class='headline'>Muhittin Böcek etkin pişmanlıktan yararlanmak için başvurdu</h5>
<div class='date'>11 Mayıs 2026</div>
</div>
</a>

<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 09:09:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Özel'den Diyarbakır'daki Barış Forumu'na mesaj: İktidara gelelim ertelemeciliğine girmeyeceğiz]]></title><link>https://bianet.org/haber/ozel-den-diyarbakir-daki-baris-forumu-na-mesaj-iktidara-gelelim-ertelemeciligine-girmeyecegiz-319564</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/ozel-den-diyarbakir-daki-baris-forumu-mesaj-kurtun-turk-e-turk-un-kurt-e-ihtiyaci-var-iktidara-gelelim-ertelemeciligine-girmeyecegiz.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ozel-den-diyarbakir-daki-baris-forumu-na-mesaj-iktidara-gelelim-ertelemeciligine-girmeyecegiz-319564</guid><description><![CDATA[Özel, "Daha iyi bir geleceği mümkün kılmak için, birbirimizin yarasını kendi yaramız bilmeye ihtiyacımız var. Bunun için elimizi taşın altına koymaktan geri durmayacağız" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Diyarbakır’da düzenlenen Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu’na gönderdiği mesajda dikkat çeken detaylar yer aldı. </p>
<p>Kalıcı barış için inisiyatif alma konusunda ısrarlı olacağını belirten Özel, 'ortak kader' vurgusu yaptı. “Kendi çevresinden başka Türkiye’de kimseye nefes aldırmayan bu iktidarı değiştirmeye kararlıyız. Bunun için Kürdün Türk'e, Türk'ün Kürt'e ihtiyacı var" dedi. </p>
<p>Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanları Ayşe Serra Bucak ve Doğan Hatun’un ev sahipliğinde gerçekleştirilen ve 16 Mayıs’a kadar sürecek olan Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu, bugün yoğun bir katılımla başladı.</p>
<p>Foruma, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Mardin Büyükşehir Belediyesi'nin yerine kayyım atanan Eş Başkanı Ahmet Türk, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nden (IKBY) Erbil Valisi Ümid Hoşnav ile Duhok Valisi Dr. Ali Tatar ve çok sayıda akademisyenin katıldı.</p>
<h3>"Birbirimizin yarasını kendi yaramız bilerek ayağa kalkacağız"</h3>
<p>Özel, Türkiye’nin herkes için zor ve karanlık bir dönemden geçtiğini, hukukun örselendiği ve milyonların yoksulluk ile güvencesizlik içine itildiği bir sürecin yaşandığını belirtti. Toplumların böyle tarihi dönemeçlerde ya ayrışacağını ya da birbirinin yarasını saracağını belirtti şöyle dedi:</p>
<p>"Bu tarihsel dönemeçte, bizim tercihimiz ikinci yoldur. Çünkü biz, ülkemizde yaşayan her kimliğin, her görüşün kaderinin birbirine bağlı olduğunu, birimiz bile eşit hissetmediğinde bir yanımızın eksik kalacağını çok iyi biliyoruz."</p>
<h3>"İktidarın süreci siyasi hesaplarına kurban etmemesi için hassasız"</h3>
<p>Mesajında, son bir yıldır bölgede silahların susmasının ve gençlerin toprağa düşmemesinin kıymetine değinen Özel, bu fiili durumu kalıcı bir barışa dönüştürmek istediklerini vurguladı:</p>
<p>"Bu konuda yetki sahibi olan siyasi iktidarı sorumluluk almaya zorluyor, sürecin ülkemiz için önemini de tüm milletimize anlatmaya gayret gösteriyoruz. Siyasi iktidarın bu tarihi önemdeki süreci, daha önce yaptığı gibi, bir kez daha siyasi hesaplarına kurban etmemesi için hassasiyetimizi koruyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi ülkemizde barışın, demokrasinin ve adaletin taşıyıcı kolonlarından biridir. Mevcut iktidarın bütün baskılarına, şantajlarına ve tehditlerine rağmen partimiz çözüm için sorumluluk almıştır ve almaya da devam edecektir."</p>
<h3> "Tarihin doğru tarafındayız"</h3>
<p>Partisine yönelik siyasi saldırıları "demokratik direnişle" göğüslediklerini belirten Özel, Kürt meselesinin çözümünde sıklıkla eleştirilen 'bekle-gör' siyasetini reddettiklerini belirtti:</p>
<p>"Kendi hakkımızı savunurken de başkasının gadre uğramasına göz yummayacağız. 'Önce üzerimizdeki baskı bitsin, sonra Kürt meselesini düşünürüz' diye bir kolaycılığa, 'hele iktidara gelelim, her şeyi çözeriz' ertelemeciliğine girmeden tarihin doğru tarafında durmaya, kalıcı barış için sorumluluk almaya devam edeceğiz."</p>
<h3>"Bu iktidara karşı Kürd'ün Türk'e, Türk'ün Kürd'e ihtiyacı var"</h3>
<p>Kürt meselesinin derinleşmesinin ve ülkedeki çoklu krizlerin baş sorumlusu olarak "baskıcı ve otoriter" iktidarı işaret eden Özel son olarak şöyle seslendi:</p>
<p>"Biz, kendi çevresinden başka Türkiye’de kimseye nefes aldırmayan bu iktidarı değiştirmeye kararlıyız. Bunun için Kürd'ün Türk'e, Türk'ün Kürd'e ihtiyacı var. Daha iyi bir geleceği mümkün kılmak için, birbirimizin yarasını kendi yaramız bilmeye ihtiyacımız var. Bunun için elimizi taşın altına koymaktan geri durmayacağız. Çünkü bu ülkenin bütün çocukları, gençleri, kadınları, Kürdü, Türkü, tüm yurttaşları, korkmadan yaşayacağı, umutla büyüyeceği bir Türkiye’yi hak ediyor."</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 08:52:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İsrail saldırıları: Gazze’de can kaybı 72 Bin 742’ye yükseldi]]></title><link>https://bianet.org/haber/israil-saldirilari-gazzede-can-kaybi-72-bin-742ye-yukseldi-319563</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/israil-saldirilari-gazzede-can-kaybi-72-bin-742ye-yukseldi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/israil-saldirilari-gazzede-can-kaybi-72-bin-742ye-yukseldi-319563</guid><description><![CDATA[Ateşkese rağmen devam eden saldırılarda şimdiye kadar 850’den fazla kişi yaşamını yitirirken, 2 bin 400’ü aşkın kişi yaralandı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında can kaybı artmaya devam ediyor. Gazze Sağlık Bakanlığı’nın paylaştığı son verilere göre, Ekim 2023’ten bu yana hayatını kaybedenlerin sayısı 72 bin 742’ye, yaralı sayısı ise 172 bin 565’e yükseldi.</p>
<p>İsrail ordusu, ateşkese rağmen Gazze’ye yönelik saldırılarını sürdürüyor. Son 24 saatte Gazze’deki hastanelere 2 kişinin cenazesi ve 10 yaralı ulaştırıldı.</p>
<p>Gazze’de 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesten bu yana İsrail saldırılarında 856 kişi yaşamını yitirdi, 2 bin 463 kişi yaralandı. Ekipler ayrıca enkaz altından 770 kişinin cansız bedenini çıkardı. Yetkililer, Gazze genelinde hâlâ binlerce kişinin enkaz altında bulunduğunu belirtiyor.</p>
<p>İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nı da hedef aldı. Hastane kaynaklarının aktardığına göre İsrail’e ait insansız hava aracı, kamptaki bir evin girişine iki füze fırlattı. Saldırıda Abdurrahman Şeafi hayatını kaybetti, yaralanan bir kişi Avde Hastanesi’nde tedavi altına alındı.</p>
<p>Ateşkese rağmen devam eden saldırılarda şimdiye kadar 850’den fazla kişi yaşamını yitirirken, 2 bin 400’ü aşkın kişi yaralandı.</p>
<p>İsrail askerleri işgal altındaki Doğu Kudüs’ün kuzeyinde yer alan er-Ram beldesinde de ateş açtı. Filistin resmi ajansı WAFA’nın haberine göre askerler, Ayrım Duvarı yakınında bir Filistinliyi gerçek mermiyle vurdu. Filistin Kızılayı ekipleri, hayatını kaybeden kişinin cenazesini bölgeden aldı.</p>
<p>AA'nın haberine göre, İsrail askerlerinin, Filistinlileri Ayrım Duvarı’nı geçmeye çalıştığı gerekçesiyle hedef aldığı belirtildi. İsrail, Ekim 2023’ten bu yana Filistinli işçilerin İsrail’deki işlerine dönmesine izin vermiyor. Bu nedenle birçok Filistinli, tüm risklere rağmen Ayrım Duvarı’nı aşmaya çalışıyor. Son dönemde bu girişimler sırasında yaşanan saldırılarda dikkat çekici artış görülüyor.</p>
<a href='/haber/bruksel-insan-haklari-savunucularina-kulak-tikadi-ab-israil-anlasmasini-askiya-almadi-319519' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/05/12/bruksel-insan-haklari-savunucularina-kulak-tikadi-ab-israil-anlasmasini-askiya-almadi.jpeg' alt='Brüksel, insan hakları savunucularına kulak tıkadı; AB-İsrail anlaşmasını askıya almadı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>AB BAZI YERLEŞİMCİLERE YAPTIRIMLA YETİNDİ</h6>
<h5 class='headline'>Brüksel, insan hakları savunucularına kulak tıkadı; AB-İsrail anlaşmasını askıya almadı</h5>
<div class='date'>12 Mayıs 2026</div>
</div>
</a>

<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 08:42:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[AB'den sınır dışı edilen göçmenler arasında Türkiye yurttaşları ilk sıraya geçti]]></title><link>https://bianet.org/haber/ab-den-sinir-disi-edilen-gocmenler-arasinda-turkiye-yurttaslari-ilk-siraya-gecti-319561</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/ab-den-sinir-disi-edilen-gocmenler-arasinda-turkiye-yurttaslari-ilk-siraya-gecti.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ab-den-sinir-disi-edilen-gocmenler-arasinda-turkiye-yurttaslari-ilk-siraya-gecti-319561</guid><description><![CDATA[Erdoğan iktidarının AB'deki muhafazakâr "dostları"nın artan siyasi etkinliği, Türkiye’yi göç yönetimi açısından “işbirliği yapılan güvenli ortak ülke” olarak kabulün önündeki çekinceleri etkisizleştiriyor. Bazı AB hükümetleri ülkelerindeki sığınmacıları Türkiye'ye geri göndermekten artık hicap duymuyor]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Birliği merkezi istatistik kurumu Eurostat'ın yayımladığı son verilere göre, sertleşen dış sınır rejimi bağlamında Türkiye yurttaşları Avrupa Birliği ülkelerinden sınır dışı edilerek üçüncü ülkelere geri gönderilenler arasında 13 bin 405 kişiyle birinci sıraya çıktı. </p>
<p>12 Mayıs’ta yayımlanan Eurostat verilerine göre 2025 boyunca Avrupa Birliği dış sınırlarında toplam 132 bin 600 kişi Schengen bölgesine girişte geri çevrildi. Bu sayı, 2024'e oranla yüzde 7,1 artış anlamına geliyor.</p>
<div class="box-1">
<p>Yurttaşlık sahipliğine göre dış sınırdan geri çevrilenlerin sayıları şöyle: </p>
<ul>
<li>Ukrayna yurttaşları 26 bin 975 kişiyle ilk sırada yer aldı.<br><br></li>
<li>Arnavutluk yurttaşları 12 bin 430,<br><br></li>
<li>Moldova yurttaşları  11 bin 660,<br><br></li>
<li>Kolombiya yurttaşları 6 bin 565, <br><br></li>
<li>Türkiye yurttaşları ise 5 bin 635 kişiyle en çok geri çevrilen beşinci grup oldu.</li>
</ul>
</div>
<h3>Türkiyeliler AB ülkelerinden sınır dışı edilenler arasında birinci</h3>
<p>Raporun yayımlanmasının ardından sosyal medyadaki “Türkiyeliler en fazla geri çevrilen grup oldu” yorumlarını Eurostat verileri doğrulamıyor. Ancak Türkiye yurttaşları, Eurostat’a göre 2025'te Avrupa Birliği ülkelerinden sınır dışı edilerek üçüncü ülkelere geri gönderilenler arasında 13 bin 405 kişiyle ilk sıradaydı. Bu sayıların ve tanımların anlamı şu: </p>
<ul>
<li>
<div class="box-12">
<ul>
<li>Uluslararası terimle “refused entry” olarak tanımlanan kategori, sınır kapılarında veya havalimanlarında AB’ye girişine izin verilmeyen kişileri kapsıyor.<br><br></li>
<li>Gene uluslararası terimle “returned” olarak tanımlanan kategori ise sınırı daha önce geçerek AB içine girmiş olan ve idari kararla ülkeden çıkartılan kişileri kapsıyor.</li>
</ul>
</div>
</li>
</ul>
<p>Türkiye yurttaşları sınır kapılarında geri çevrilmede değil, ama AB’den fiilen sınır dışı edilmede ilk sıradalar.</p>
<h3>Uzmanlara göre gerçek tablo “resmî veri"den daha kalabalık </h3>
<p>İnsan hakları kuruluşları Eurostat verilerinin Avrupa’daki gerçek geri itme pratiğinin yalnızca kayıt altına alınabilen bölümünü yansıttığını ileri sürüyorlar. Aralarında Macaristan Helsinki Komitesi’nin de bulunduğu hak örgütlerince yayımlanan “Beaten Back at Europe’s Borders” (Avrupa Sınırlarından Zorla Geri çevrilenler) başlıklı raporuna göre 2025 boyunca Avrupa sınırlarında en az 80 bin 865 gayriresmî geri itme (“pushback”) vakası belirlenmişti. </p>
<p>Raporda özellikle yüksek risk alanı olarak tasnif edilen geçiş rotaları arasında, Yunanistan-Türkiye hattı, Balkan geçiş rotaları, Polonya-Belarus sınırı ve Hırvatistan sınır bölgeleri var.</p>
<p>İnsan hakları örgütlerine göre bu geri itme uygulamaları kapsamında göçmenler en çok iltica başvurusu hakkının engellenmesi, toplu geri gönderme, kötü muamele, fiziksel şiddet, ve telefon ve kimliklere el konulmasıyla karşı karşıya kalıyor. </p>
<h3>Dijital sınır rejimi sıkılaşıyor</h3>
<p>Göç uzmanları, son Eurostat istatistiklerindeki artışın bir nedeninin de AB’nin yeni dijital sınır kontrol sistemlerinden kaynaklandığını düşünüyor. </p>
<p>2025 sonundan başlayarak kademeli biçimde yürürlüğe giren Avrupa Birliği Giriş/Çıkış Sistemi (EES), biyometrik veri toplama, yüz tanıma sistemleri, giriş-çıkış sürelerinin otomatik izlenmesi ve vize ihlallerinin dijital tespiti türünden uygulamalar sayesinde Schengen alanındaki kontrolleri sertleştirdi.</p>
<p>Göç ve sınır politikaları üzerine çalışan bazı araştırmacılar, bunun özellikle kısa süreli Schengen vizesiyle giriş yapanlar, iltica başvurusu reddedilenler ve çalışma veya kalış süresi ihlali yapanlar üzerindeki baskıyı artırdığını gözlemliyor.</p>
<h3>“Güvenli ülke” tartışması yeniden gündemde</h3>
<p>Eurostat verileri aynı zamanda Avrupa-Türkiye ilişkileri kapsamında “güvenli ülke” tartışmalarını da yeniden gündeme getirdi.</p>
<p>Son yıllarda bazı AB hükümetleri Türkiye’yi göç yönetimi açısından “işbirliği yapılan güvenli ortak ülke” olarak tanımlasa da insan hakları örgütleri Türkiye'deki siyasi baskılar, ifade özgürlüğü ihlalleri, Kürt siyasetçilere dönük davalar, gazeteci tutuklamaları ve geri gönderme merkezlerinin olumsuz koşulları nedeniyle bu yaklaşımı eleştiriyor.</p>
<p>Özellikle Almanya, Hollanda ve Fransa’da aşırı sağ partilerin yükselişiyle birlikte göç istatistiklerinin bir siyasal enstrüman olarak daha yoğun kullanılacağı düşüncesi yaygın olarak paylaşılıyor. Avrupa’daki seçim kampanyalarının merkezine “geri gönderme”, “sınır güvenliği” ve “düzensiz göç” başlıklarının yerleşmesi, Eurostat'ın göç verilerinin önümüzdeki dönemde daha sertleşecek siyasi tartışmalarda bir silaha dönüşmesinin kaçınılmazlaşacağına işaret olarak kabul ediliyor. </p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 02:11:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Trump Çin yolculuğuna başlarken İran'ı "yok etmek"ten söz etti]]></title><link>https://bianet.org/haber/trump-cin-yolculuguna-baslarken-iran-i-yok-etmek-ten-soz-etti-319560</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/trump-cin-e-giderken-iran-i-yok-etmek-ten-soz-etti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/trump-cin-yolculuguna-baslarken-iran-i-yok-etmek-ten-soz-etti-319560</guid><description><![CDATA[Çin yolculuğuna başlayan Donald Trump Beyaz Saray'dan ayrılırken İran'la ilgili sürecin kontrolünün kendilerinde olduğunu söyledi. Trump, "Ya İran'la ya bir anlaşma yapacağız ya da yok edilecekler. Her durumda biz kazanacağız, barışçıl ya da başka bir şekilde," dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Trump, Çin'e gitmek üzere Beyaz Saray'dan ayrılırken gazetecilerin sorularını yanıtladı.</p>
<h3>"Çin'den yardım istemiyoruz"</h3>
<p>Trump, İran savaşı konusunda Çin Devlet Başkanı Şi'den yardım istemeyeceklerini söyledi. Bu konuda sorulan bir soruya yanıt olarak ABD Başkanı “İran konusunda herhangi bir yardıma ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorum. Onlar doğru olanı yapacaklar ya da işi biz tamamlayacağız” dedi. </p>
<p>Trump, Şi’nin İranla savaş bağlamında “nispeten iyi davrandığını” söyledi. “Bunun hakkında uzun bir konuşma yapacağız. Ablukaya bakın, sorun yok. Onlar o bölgeden petrollerinin çoğunu alıyorlar. Bizim hiçbir sorunumuz olmadı" dedi. Şi'nin arkadaşı olduğunu iddia etti. </p>
<p>Trump, Şi’nin de "yıl sonuna doğru" ABD'ye geleceğini söyledi. "Bu heyecan verici olacak. Keşke balo salonunu bitirmiş olsaydık” dedi.</p>
<p>İran'ın son teklifini reddetmesini İran'ın nükleer silaha sahip olmasına bağlayan ABD Başkanı "Bu çılgınların nükleer bir silaha sahip olmalarına izin vermek istiyorsan, o zaman aptal bir insansın. Onların nükleer bir silaha sahip olmasını isteyen herkes aptal bir insandır” dedi.</p>
<p>Trump İran'la ilgili iddiaları kapsamında "Onların ordusu yok oldu" dedikten sonra "ordusu olmayan" İran'ı "yok etmek"ten söz açtı. "Ya anlaşmaya varacaklar ya da yok edilecekler" dedi. "Barışçıl ya da başka bir şekilde, her durumda [kendilerinin] kazanacağını" ileri sürdü. </p>
<p>Trump gene "Bugüne kadar sekiz savaş sonlandırdı[ğını]" iddia etti. "İster inanın, ister inanmayın. Eninde sonunda Rusya ile Ukrayna arasında bir anlaşma sağlanacağını düşünüyorum” dedi. </p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 13 May 2026 00:57:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[11 Mayıs haftasında 43 gazeteci ve hak savunucusu mahkeme önünde]]></title><link>https://bianet.org/haber/11-mayis-haftasinda-43-gazeteci-ve-hak-savunucusu-mahkeme-onunde-319559</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/12/11-mayis-haftasinda-43-gazeteci-ve-hak-savunucusu-mahkeme-onunde.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/11-mayis-haftasinda-43-gazeteci-ve-hak-savunucusu-mahkeme-onunde-319559</guid><description><![CDATA[MLSA'nın Gazetecilik ve İfade Özgürlüğü Davaları Takvimi'ne göre çarşamba ve haftanın sonraki günlerinde Zeynep Durgut, Derya Ren, Mahmut Altıntaş, Ceren Sözeri, Mehmet Kılıç, Rüstem Batum, Ferhat Tunç, Züleyha Müldür, Ezgi Gürbüz, Simay Ada Kart,  Furkan Karabay ve Barış Terkoğlu ve Reyhan Hacıoğlu'nun davaları görülecek.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteciler, yazarlar, avukatlar, sanatçılar ve hak savunucuları çeşitli suçlamalarla hâkim karşısına çıkmaya devam ediyor. MLSA'nın Gazetecilik ve İfade Özgürlüğü Davaları Takvimi'ne göre 11 Mayıs haftasında çok sayıda gazeteci ve ifade özgürlüğü savunucusunun “örgüt üyeliği”, “hakaret”, “iftira”, “casusluk”, “örgüt propagandası” ve “genel ahlaka aykırılık” gibi suçlamalarla yargılandığı davalar görülüyor. Takvime göre önümüzdeki günlerde görülecek davalar şöyle:</p>
<h3><strong>13 Mayıs 2026 Çarşamba</strong></h3>
<p>10:00 - Barış Anneleri’nin 15 Ekim 2024’te Şırnak Silopi’de düzenlediği “Savaşa hayır barış hemen şimdi” eyleminde gözaltına alınan, aralarında Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Zeynep Durgut, JINNEWS muhabiri Derya Ren ve Ajansa Welat muhabiri Mahmut Altıntaş’ın da bulunduğu 25 kişi hakkında “görevi yaptırmamak için direnme” ile “kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine silahsız katılarak ihtara rağmen dağılmama” suçlamalarıyla açılan davanın ilk duruşması Silopi Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülecek.</p>
<p>10:15 - Akademisyen ve yazar Ceren Sözeri ile Evrensel gazetesi hakkında, Turkuvaz Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Albayrak’ın açtığı 200 bin TL’lik tazminat davasının 14. duruşması İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülecek.</p>
<p>10:50 - ABC gazetesinin internet sitesinde 12 Temmuz 2017 tarihinde yayımlanan bir röportajı nedeniyle eski Alman milletvekili Mehmet Kılıç hakkında, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla açılan dava Ankara 36. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Kılıç’ın savunmanlığını MLSA üstleniyor.</p>
<p>11:18 - Savunmanlığını MLSA’nın üstlendiği gazeteci Rüstem Batum hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla açılan davanın duruşması İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.</p>
<h3><strong>14 Mayıs 2026 Perşembe</strong></h3>
<p>09:40 – Sanatçı Ferhat Tunç hakkında “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” suçlamalarıyla açılan davanın duruşması Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.</p>
<p>11.50 - ETHA muhabiri Züleyha Müldür, Ezgi Gürbüz ve Simay Ada Kart hakkında “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” suçlamalarıyla açılan davanın 4. duruşması İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Dosyada gizli tanık beyanları ve kurum üyelikleri delil olarak yer alıyor. Önceki duruşmada mahkeme heyetinin sanıklardan birine “sen” diye hitap etmesi dikkat çekmişti.</p>
<p>09:30 - Gazeteci Furkan Karabay hakkında, Bilal Erdoğan’ın şikâyeti üzerine “hakaret” ve “iftira” suçlamalarıyla açılan davanın duruşması İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.</p>
<p>14.15 - Gazeteci Barış Terkoğlu hakkında “iftira” suçlamasıyla açılan davanın duruşması İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Dava, 10 Şubat 2025 tarihli “Kartalkaya dosyasından gelen koku” başlıklı köşe yazısı nedeniyle açılmıştı.</p>
<p>14.30 - Gazeteci Barış Terkoğlu hakkında eski İstanbul BAM Başsavcısı Hadi Salihoğlu’nun şikâyeti üzerine “kamu görevlisine hakaret” suçlamasıyla açılan davanın 10. Duruşması İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Mahkeme, Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nde görülen bağlantılı dosyanın sonucunun beklenmesine karar vermişti.</p>
<p>– Gazeteci Reyhan Hacıoğlu hakkında “örgüt üyeliği” suçlamasıyla açılan davanın duruşması Van 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek</p>
<h3><strong>Görülen davalar</strong></h3>
<p>11 Mayıs 2026 Pazartesi</p>
<p>10:00 – "Siyasal casusluk” suçlamasıyla 26 Ekim 2025’ten beri tutuklu bulunan Tele 1’in kurucusu ve genel yayın yönetmeni Merdan Yanardağ’ın İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı davanın ilk duruşması, 11 Mayıs’ta Marmara Açık Cezaevi Yerleşkesi Duruşma Salonu'nda görüldü. </p>
<p>10:00 – Kapatılan Taraf gazetesinin eski yöneticileri Ahmet Altan, Yasemin Çongar, Yıldıray Oğur ve muhabir Mehmet Baransu hakkında, “devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etme amacı dışında kullanma, hileyle alma” ve “devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken belgeleri açıklama ve temin etme” suçlamalarıyla yeniden görülen davanın 8. duruşması İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. </p>
<p>12 Mayıs 2026 Salı</p>
<p>14:10 – Savunmanlığını MLSA’nın üstlendiği Bakur Belgeseli görüntü yönetmeni Koray Kesik hakkında “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla açılan davanın ikinci duruşması Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. </p>
<p>09:40 – 17 Mayıs Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Defne Güzel hakkında, derneğin yayımladığı bir kitap ve sergi kataloğu gerekçe gösterilerek “Genel ahlaka aykırılık” iddiasıyla Dernekler Kanunu’na muhalefet suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması Ankara 74. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. İddianamede Güzel hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile seçme-seçilme hakkından yoksun bırakılması talep ediliyor.</p>
<p>10:00 – Avukat Necat Çiçek hakkında “örgüt üyeliği” suçlamasıyla açılan davanın 9. duruşması Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. </p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 12 May 2026 22:50:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bakur’un görüntü yönetmeni Koray Kesik’e hapis cezası]]></title><link>https://bianet.org/haber/bakurun-goruntu-yonetmeni-koray-kesike-hapis-cezasi-319558</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/12/bakurun-goruntu-yonetmeni-koray-kesike-hapis-cezasi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/bakurun-goruntu-yonetmeni-koray-kesike-hapis-cezasi-319558</guid><description><![CDATA[Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Bakur belgeselinin görüntü yönetmeni Koray Kesik’e “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla 2 yıl 1 ay hapis cezası verdi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Bakur belgeselinin görüntü yönetmeni Koray Kesik hakkında “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla açılan davanın ikinci duruşması Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.</p>
<p>Savunmanlığını Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin (MLSA) üstlendiği Kesik, duruşmada MLSA Hukuk Birimi’nden avukat Emine Özhasar ile birlikte hazır bulundu.</p>
<p>Savcı, esas hakkındaki mütalaasında Kesik’in cezalandırılmasını talep etti. Bakur belgeselinin çekimlerini, belgeselde yapılan röportajları, Kesik’in evinde bulunan “Bakur Notları” kitabını ve sosyal medya paylaşımlarını “örgüt propagandası yapmak” suçlamasına delil olarak gösterdi.</p>
<p>Avukat Emine Özhasar, mütalaaya karşı yaptığı savunmada Kesik’in serbest ve bağımsız bir görüntü yönetmeni olduğunu söyledi.</p>
<p>Özhasar, “Müvekkilim bu belgeselde tarihe tanıklık etmek için ekipte yer aldı. Bakur belgeseli çözüm sürecinde çekildi. Tecrübeli bir görüntü yönetmeni olması nedeniyle bu teklif kendisine geldi ve teknik ekipte yer aldı” dedi.</p>
<p>Kesik’in evinde bulunan “Bakur Belgeseli Notları” kitabının müvekkiline ait olmadığını belirten Özhasar, “Bulundurulması dahi kanunlara göre suç değildir” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Özhasar, savunmasının sonunda Kesik’in beraatini talep etti.</p>
<p>Mahkeme, karar için verdiği aranın ardından Koray Kesik’e “örgüt propagandası yapmak” suçlamasından 2 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Mahkeme, indirime giderek cezayı 2 yıl 1 aya düşürdü.</p>
<div class="box-13">
<h3>Bakur hakkında</h3>
<p>Gazeteci Ertuğrul Mavioğlu ile yönetmen Çayan Demirel’in yönettiği, yapımcılığını Ayşe Çetinbaş’ın üstlendiği 92 dakikalık <em>Bir Gerilla Belgeseli: Bakur/Kuzey</em>, 21 Mart 2013 Diyarbakır Newroz’unda PKK lideri Abdullah Öcalan’ın PKK’ye geri çekilme çağrısıyla başlıyor. Çekimleri çözüm sürecinde yapılan belgesel, PKK kamplarındaki gündelik yaşamı, gerillaların dağlarla kurduğu ilişkiyi ve geri çekilme sürecine dair anlatıları konu alıyor.</p>
<p>Belgesel, 2015’te 34. İstanbul Film Festivali’nde yarışma dışı kategoride gösterilecekti. Ancak İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “kayıt tescil belgesi” uyarısını gerekçe göstererek gösterimi dört saat kala iptal etti. Yapımcı şirket Surela Film Yapım, iptali “açık sansür” olarak nitelendirdi.</p>
<p>Belgeselin yönetmenleri Mavioğlu ve Demirel hakkında, filmin Batman’daki gösteriminden yaklaşık iki yıl sonra “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla dava açıldı. Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 2019’da iki yönetmene 4 yıl 6’şar ay hapis cezası verdi; istinaf mahkemesi 2022’de kararı bozdu. Yeniden yargılamada mahkeme, 14 Aralık 2023’te Mavioğlu ve Demirel’e ayrı ayrı 1 yıl 13 ay hapis cezası verdi.</p>
<p>Görüntü yönetmeni Koray Kesik de 2024’te İzmir’de gözaltına alındı. Kesik’e emniyet sorgusunda <em>Bakur</em> belgeseli ve “Bakur Notları” kitabıyla ilgili sorular yöneltildi; Kesik, çıkarıldığı hakimlikçe yurtdışına çıkış yasağıyla serbest bırakıldı.</p>
</div>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 12 May 2026 18:02:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İtalyan Lisesi’nde grev 100. gününde: Öğretmenler TİS bekliyor]]></title><link>https://bianet.org/haber/italyan-lisesinde-grev-100-gununde-ogretmenler-tis-bekliyor-319557</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/12/italyan-lisesinde-grev-100-gununde-ogretmenler-tis-bekliyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/italyan-lisesinde-grev-100-gununde-ogretmenler-tis-bekliyor-319557</guid><description><![CDATA[Eylemde konuşan öğretmen Sabri Ergül “Öğrencilerimizi çok özledik ama haksızlığa boyun eğseydik yüzlerine nasıl bakardık?” dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Özel İtalyan Lisesi’nde çalışan ve Tez-Koop-İş Sendikası’nda örgütlü 14 Türkiyeli öğretmenin grevi 100. gününe girdi.</p>
<p>Öğretmenler, grevin 100. gününde İstanbul İtalya Başkonsolosluğu önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, okul yönetiminin grev sürecinde Milli Eğitim Bakanlığı’ndan “geçici öğretmen” görevlendirilmesini istediği, ancak bu görevlendirmelerin mahkeme kararlarıyla durdurulduğu belirtildi.</p>
<p>Tez-Koop-İş Sendikası İstanbul 5 No’lu Şube Başkanı Selahattin Karakurt, öğretmenlerin 100 gündür Tomtom Kaptan Sokak’taki grev çadırında “ayrımcılığa, mobbinge ve emeğin sömürülmesine karşı” mücadele ettiğini söyledi.</p>
<p>Karakurt, mahkeme kararlarının grev hakkının korunması bakımından önemli olduğunu belirterek, “Grevdeki öğretmenlerimizin yerine yapılan geçici görevlendirmeler mahkeme kararlarıyla durdurulmuştur. Bu karar, emeğin kutsallığını, grev hakkının dokunulmazlığını ve Türk hukukunun egemenliğini tescil etmiştir” diye konuştu.</p>
<a href='/haber/mebin-grev-kiriciligi-yargidan-dondu-319302' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/05/04/mebin-grev-kiriciligi-yargidan-dondu.jpg' alt='MEB’in grev kırıcılığı yargıdan döndü' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>MEB’in grev kırıcılığı yargıdan döndü</h5>
<div class='date'>4 Mayıs 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Masada verilen sözün imzaya dönüşmesini istiyoruz”</h3>
<p>Karakurt, 26 Mart’ta İtalya’dan gelen heyetle yapılan görüşmede sözlü anlaşmaya varıldığını, ancak okul yönetiminin daha sonra hukuki bağlayıcılığı olmayan bir metin imzalatmak istediğini söyledi.</p>
<p>“Biz ‘niyet’ değil, toplu iş sözleşmesi istiyoruz” diyen Karakurt, şöyle konuştu:</p>
<p>“Çocuklarımıza adaletin ve bilimin ışığında eğitim veren öğretmenlerimizin onuru, hakları ucu açık niyet mektuplarına veya birilerinin lütfuna emanet edilemez. Biz, masada verdiğiniz sözün hukuki bir belgeye dönüşmesini istiyoruz.”</p>
<p>Karakurt, mücadelenin yalnızca 14 öğretmenin hak mücadelesi olmadığını, Türkiye’de Türk hukukunun tanınması için verilen bir mücadele olduğunu söyledi. “İmza atılana kadar grev sona ermeyecek. Hukuk teslim edilene kadar biz buradayız” dedi.</p>
<h3>“Öğrencilerimizi çok özledik”</h3>
<p>Özel İtalyan Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni Sabri Ergül de konuşmasında öğrencilerine duydukları özlemi anlattı.</p>
<p>“Biz öğrencilerimizi çok özledik” diyen Ergül, öğretmenlerin yalnızca ders anlatmadığını, aynı zamanda öğrencilere adaleti, insan onurunu ve hak aramayı da aktardığını söyledi:</p>
<p>“Eğer bugün bu ayrımcılığa, bu haksızlığa boyun eğseydik, yarın sınıfa girdiğimizde öğrencilerimizin yüzüne nasıl bakabilirdik?”</p>
<p>Ergül, 26 Mart’taki görüşmeden “anlaştık” denilerek kalkıldığını, öğretmenlerin sınıflarına dönme umudu taşıdığını, ancak ertesi gün kendilerine hukuki karşılığı olmayan bir “niyet mektubu” sunulduğunu söyledi.</p>
<p>“Haklarımızı, birilerinin iyi niyetine veya vaatlerine emanet edemeyiz” diyen Ergül, öğretmenlerin toplu iş sözleşmesinin imzalanmasını beklediğini belirtti.</p>
<h3>“Bu çadır 100 gündür bizim dersliğimiz oldu”</h3>
<p>Ergül, grev çadırının 100 gündür öğretmenler için bir dersliğe dönüştüğünü belirterek, “Burada sabrı, dayanışmayı ve bir arada durmanın gücünü öğrendik” dedi.</p>
<p>İtalyan yetkililere seslenen Ergül, “Bizimle kurduğunuz o köprüyü hukuki bir zeminle sağlamlaştırın. Gelin, bu belirsizliğe son verelim ve bizler artık ait olduğumuz yere, öğrencilerimizin yanına, sınıflarımıza geri dönelim” diye konuştu.</p>
<h3>"Emekçinin hakkını savunduğu için tutuklanan sendikacılar var"</h3>
<p>Eylemde DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu da söz aldı.</p>
<p>Grevdeki öğretmenleri selamlayan Konukçu “Arkadaşlar, yağmurda, soğukta, karda başladı ve mevsim geçti. Bu sıcakta hala devam ediyorlar. İnsan bazen düşünüyor ya bu inat nedir diye.  Toplu sözleşme hakkı olan emekçilerin sendikalı olan emekçilerinin hakkını vermemekte bu kadar inat edilmesinin bir sebebi olmalı.” Dedi.</p>
<p>Sonrasında da “Bu inat kesinlikle güvencesiz, emeğin ucuza satıldığı, emeğin güvencesizleştirildiği bir ülke yaratmanın inadıdır. Bu ülkede emekçinin hakkını savunduğu için tutuklanan sendikacılar var. Onlardan biri Mehmet Türkmen… Bugün davası var. Sendikacıların tutuklanması tesadüf değil. Güvencesiz bir ortam yaratmak için sendikacılar tutuklanıyor. Emek ucuzlatılsın diye böylesine inat ediliyor. Böylesi bir dönemde direnişler, herhangi direnişler değildir. Bakın Doruk Madencilik işçilerine. Hakları için direndiler. Açlık grevi yaptılar günlerce Ankara'nın göbeğinde ve ancak o şekilde kazanabildiler.” diye konuştu.</p>
<p>Konukçu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a “Emekçinin hakkını korumak onların görevlerinden biridir.” çağrısı yaparak sözlerini bitirdi.</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 12 May 2026 17:47:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[BirGün’den Sarya Toprak’ı ve babasını hedef gösteren Zekeriya Say hakkında suç duyurusu]]></title><link>https://bianet.org/haber/birgunden-sarya-topraki-ve-babasini-hedef-gosteren-zekeriya-say-hakkinda-suc-duyurusu-319554</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/12/birgunden-sarya-topraki-ve-babasini-hedef-gosteren-zekeriya-say-hakkinda-suc-duyurusu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/birgunden-sarya-topraki-ve-babasini-hedef-gosteren-zekeriya-say-hakkinda-suc-duyurusu-319554</guid><description><![CDATA[BirGün, muhabiri Sarya Toprak’ın Yeni Akit yazarı Zekeriya Say tarafından sistematik biçimde hedef gösterilmesine suç duyurusuyla karşılık verdi. Gazeteciler ve basın meslek örgütleri Toprak için İstanbul Adliyesi önündeki açıklama yaptı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>BirGün gazetesi, muhabiri Sarya Toprak’ın haberleri nedeniyle hedef gösterildiğini ve babası Hasan Toprak’ın görevden uzaklaştırıldığını belirterek suç duyurusunda bulundu.</p>
<p>İstanbul Çağlayan Adliyesi önünde yapılan açıklamaya gazeteciler, basın meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.</p>
<p>Açıklamada, Toprak’ın Gülistan Doku dosyasına ilişkin haberleri nedeniyle hedef alındığı, bunun yalnızca bir gazeteciye değil, halkın haber alma hakkına, kadınların yaşam hakkı mücadelesine ve adalet arayışına yönelik bir saldırı olduğu ifade edildi.</p>
<a href='/haber/yeni-akit-hedef-gosterdi-gazetecinin-babasi-aciga-alindi-319290' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/05/04/yeni-akit-hedef-gosterdi-gazetecinin-babasi-aciga-alindi.jpg' alt='Yeni Akit hedef gösterdi, gazetecinin babası açığa alındı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Yeni Akit hedef gösterdi, gazetecinin babası açığa alındı</h5>
<div class='date'>4 Mayıs 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Cezasızlık şemsiyesine dikkat çekiyoruz”</h3>
<p>Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) adına konuşan Banu Tuna, Sarya Toprak ve babası Hasan Toprak’la dayanışma içinde olduklarını söyledi.</p>
<p>Tuna, Yeni Akit ve benzeri yayın organlarının uzun süredir kişi ve kurumları hedef gösterdiğini belirterek, “Bu yayınları yapan gazete müsveddelerinin üzerinde gerili olan cezasızlık şemsiyesine dikkat çekmek istiyorum” dedi ve şunları ekledi.</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Her gün sayfalarından ve ekranlarından insanları, kurumları, kimlikleri hedef gösteriyor; nefret suçu işliyor. İnsanların kimliklerini, varoluşlarını hedef göstererek kendi kitlelerini harekete geçirmeye çalışıyorlar.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Eleştirel basının tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallanan kurumlar; RTÜK gibi, Basın İlan Kurumu gibi eleştirel ve bağımsız basını boğmaya çalışan yapılar, söz konusu açık saçık biçimde sayfalardan ve ekranlardan işlenen bu suçlara karşı sessiz kalıyor. Yeni Akit hakkında daha önce de defalarca yapılmış suç duyuruları var. Fakat bir cezasızlık koruması altındalar. Yine de ve elbette biz görevimizi yapmaya devam edeceğiz. Bu saldırılar oldukça suç duyurularında bulunmayı sürdüreceğiz."</em></p>
<h3>"Hedef göstererek susturmaya çalışıyorlar"</h3>
<p>Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden (TGC) Uğur Güç ise basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskıların yalnızca gazetecileri değil, halkın haber alma hakkını da hedef aldığını söyledi.</p>
<p>Güç “<em>Gazeteciler yaptıkları haberler nedeniyle hedef gösterme, yargı baskısı ve aileleriyle tehdit edilerek susturulmaya çalışılmaktadır. Gazeteci Sarya Toprak da Gülistan Doku cinayetiyle ilgili yaptığı haberler nedeniyle hedef alındı, dijital lince maruz kaldı. Sarya Toprak'ı hedef gösterenler, Gülistan Doku cinayetini işleyenlerle suç ortaklığı yapmaktadır. 'Cinayete yardım ve yataklık' TCK 39'a göre suçtur, gazetecilik suç değildir"</em> diye konuştu.</p>
<p>DİSK Basın-İş’ten Alparslan Aydın da saldırıların yalnızca BirGün’e ya da basın meslek örgütlerine değil, tüm topluma yöneldiğini ifade etti.</p>
<h3>"18 Nisan’dan beri sistematik olarak hedef alınıyorum"</h3>
<p>BirGün muhabiri Sarya Toprak ise Yeni Akit yazarı Zekeriya Say’ın 18 Nisan’dan bu yana kendisini ve ailesini hedef aldığını söyledi.</p>
<p>Toprak, babasının KESK üyesi olmasının kriminalize edildiğini, çalıştığı kurumun ve yaptığı haberlerin hedef gösterildiğini belirtti. “Burada topyekûn bir saldırı var” dedi.</p>
<h3>"Ailesini hedef alması acizlik"</h3>
<p>BirGün’ün basın açıklamasını ise muhabir Melisa Ay okudu.</p>
<p>Açıklamada, Sarya Toprak’ın kişilik haklarının hedef alındığı, sosyal medyada linç kampanyasına maruz bırakıldığı ve ailesinin de baskı altına alındığı belirtildi.</p>
<p>Toprak’ın babası Hasan Toprak’ın 30 yıllık kamu emekçisi olduğu hatırlatılan açıklamada, görevden uzaklaştırma kararının geri çekilmesi istendi.</p>
<p>BirGün açıklamasında şu ifadeler yer aldı:</p>
<p>“Gazetecilik suç değildir. Bir gazeteciyi haberleri üzerinden susturamayanların, ailesini hedef alarak gözdağı vermeye çalışması acizliktir. Sarya Toprak’ın ailesiyle birlikte hedef alınmasını asla kabul etmiyoruz.”</p>
<p>Açıklama, “Sarya Toprak yalnız değildir. Gazetecilik üzerindeki baskılara son verilsin. Kamu emekçisi Hasan Toprak göreve iade edilsin” çağrısıyla sona erdi.</p>
<p>Daha sonra Yeni Akit yazarı Zekeriya Say hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 12 May 2026 16:26:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Temel Gazetecilik Atölyesi ilk gün: Barış gazeteciliği, haber dili, kaynak kullanımı]]></title><link>https://bianet.org/haber/temel-gazetecilik-atolyesi-ilk-gun-baris-gazeteciligi-haber-dili-kaynak-kullanimi-319553</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/13/temel-gazetecilik-atolyesi-ilk-gun-baris-gazeteciligi-haber-dili-kaynak-kullanimi.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/temel-gazetecilik-atolyesi-ilk-gun-baris-gazeteciligi-haber-dili-kaynak-kullanimi-319553</guid><description><![CDATA[Atölyenin ilk günü Vecih Cuzdan, Sinem Aydınlı, Nazan Haydari Pakkan, Tolga Korkut ve Murat İnceoğlu’nun sunumlarıyla tamamlandı. Atölyede öğrenciler, gazeteciler, medya çalışanları ve farklı alanlardan katılımcılar bir araya geldi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>IPS İletişim Vakfı/Atölye BİA’nın 12-15 Mayıs tarihlerinde devam edecek olan Temel Gazetecilik Atölyesi bugün başladı. Atölye BİA ofisinde gerçekleştirilen atölyenin ilk gününde katılımcılar tanışmanın ardından farklı başlıklardaki oturumlara katıldı.  </p>
<p><strong>İlk günün başlıkları şu şekildeydi:  </strong></p>
<ul>
<li>
<p>Editoryal Haritalama (Vecih Cuzdan, Sinem Aydınlı) </p>
</li>
</ul>
<ul>
<li>
<p>Türkiye Okumaları (Nazan Haydari Pakkan) </p>
</li>
</ul>
<ul>
<li>
<p>Hak Odaklı Barış Gazeteciliği (Sinem Aydınlı) </p>
</li>
</ul>
<ul>
<li>
<p>Haber nedir? Haber yazımı ve Kaynak Kullanımı (Tolga Korkut) </p>
</li>
</ul>
<ul>
<li>
<p>Haber Önerilerinin Hazırlanması (Vecih Cuzdan, Murat İnceoğlu) </p>
</li>
</ul>
<div class="box-13">Atölyeye 14 kişi katıldı. Katılımcıların 11'i İstanbul’dan, 3’ü ise Ankara’dan geldi. Katılımcıların büyük bölümünü öğrenciler oluştururken; gazetecilik, medya çalışmaları ve iletişim alanlarında çalışan katılımcılar da atölyede yerini aldı. </div>
<blockquote class="instagram-media" style="background: #FFF; border: 0; border-radius: 3px; box-shadow: 0 0 1px 0 rgba(0,0,0,0.5),0 1px 10px 0 rgba(0,0,0,0.15); margin: 1px; max-width: 540px; min-width: 326px; padding: 0; width: calc(100% - 2px);" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/p/DYOt_RfDeMM/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div style="padding: 16px;">
<div style="display: flex; flex-direction: row; align-items: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 40px; margin-right: 14px; width: 40px;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 100px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 60px;"> </div>
</div>
</div>
<div style="padding: 19% 0;"> </div>
<div style="display: block; height: 50px; margin: 0 auto 12px; width: 50px;"> </div>
<div style="padding-top: 8px;">
<div style="color: #3897f0; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: 550; line-height: 18px;">Bu gönderiyi Instagram'da gör</div>
</div>
<div style="padding: 12.5% 0;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: row; margin-bottom: 14px; align-items: center;">
<div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(0px) translateY(7px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; height: 12.5px; transform: rotate(-45deg) translateX(3px) translateY(1px); width: 12.5px; flex-grow: 0; margin-right: 14px; margin-left: 2px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(9px) translateY(-18px);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: 8px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 20px; width: 20px;"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 2px solid transparent; border-left: 6px solid #f4f4f4; border-bottom: 2px solid transparent; transform: translateX(16px) translateY(-4px) rotate(30deg);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: auto;">
<div style="width: 0px; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-right: 8px solid transparent; transform: translateY(16px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; flex-grow: 0; height: 12px; width: 16px; transform: translateY(-4px);"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-left: 8px solid transparent; transform: translateY(-4px) translateX(8px);"> </div>
</div>
</div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center; margin-bottom: 24px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 224px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 144px;"> </div>
</div>
<p style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; line-height: 17px; margin-bottom: 0; margin-top: 8px; overflow: hidden; padding: 8px 0 7px; text-align: center; text-overflow: ellipsis; white-space: nowrap;"><a style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 17px; text-decoration: none;" href="https://www.instagram.com/p/DYOt_RfDeMM/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" target="_blank" rel="noopener">Atölye BİA (@atolyebia)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<h3>Spotlight üzerinden hak odaklı habercilik tartışması </h3>
<p>Günün “Editoryal Haritalama” başlıklı ilk oturumunda Atölye BİA Araştırma Koordinatörü Sinem Aydınlı ile bianet Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Vecih Cuzdan, katılımcılarla birlikte hak odaklı haberciliğin temel ilkelerini tartıştı.</p>
<p>Oturum, Spotlight (2015) filmi üzerinden gazeteciliğin kamu yararı, fikri takip ve yapısal şiddeti görünür kılma rolü üzerine yürütüldü. </p>
<p>Tartışmada, haberin yaşanan bir olayı aktarmanın ötesine geçtiği konuşuldu. Şiddeti, eşitsizlikleri ve bunların arkasındaki yapıları görünür kılmanın gazeteciliğin sorumluluklarından biri olduğu vurgulandı. Katılımcılar Gülistan Doku’dan kampüs içi cinsel şiddete, çalışma yaşamındaki hak ihlallerinden hayvan haklarına kadar farklı konulardaki deneyim ve haber fikirlerini paylaştı. </p>
<p>Aydınlı, hak odaklı haberciliğin failin işaret edilmesiyle sınırlı olmadığını söyledi. Şiddeti ve hak ihlallerini ortaya çıkaran yapısal koşulların görünür kılınmasının önemine dikkat çekti: </p>
<blockquote>
<p>Hak odaklılık hem ihlali ortaya koymak, faili işaret etmek, hem de o eşitsiz ilişkinin nasıl ortaya çıktığını ve arka plandaki durumu görünür kılmak demek.</p>
</blockquote>
<p>Cuzdan ise hak odaklı barış gazeteciliğinin ihlalleri görünür kılmanın yanında, hak mücadelelerini ve kazanımları da öne çıkarmayı hedeflediğini belirtti: </p>
<blockquote>
<p>Hak odaklı barış gazeteciliği sadece hak ihlalini görünür kılmaz. Hak kazanımlarını da emsal oluşturacağı için daha fazla görünür kılmaya çalışıyoruz.</p>
</blockquote>
<p>Oturum boyunca katılımcılar, medyada kullanılan dilin ayrımcılığı nasıl yeniden ürettiğini tartıştı. Irkçı, cinsiyetçi ve nefret söylemi içeren haberlerin etkileri konuşuldu. Ayrıca editoryal bağımsızlık, yerel medyanın yaşadığı sorunlar ve alternatif medyanın karşılaştığı baskılar da ele alındı.</p>
<div class="box-16">
<p><strong>Spotlight (2015) - Tom McCarthy </strong></p>
<p>Spotlight, Boston Globe gazetesinin “Spotlight” isimli araştırmacı gazetecilik ekibinin Katolik Kilisesi’ndeki çocuk istismarı vakalarını ortaya çıkarma sürecini anlatıyor. Yönetmenliğini Tom McCarthy’nin yaptığı film, gazeteciliğin kamu yararı, fikri takip ve kurumsal yapıları görünür kılma rolüne odaklanıyor. Film, 2016’da En İyi Film dahil iki Academy Awards ödülü kazandı.</p>
</div>
<blockquote class="instagram-media" style="background: #FFF; border: 0; border-radius: 3px; box-shadow: 0 0 1px 0 rgba(0,0,0,0.5),0 1px 10px 0 rgba(0,0,0,0.15); margin: 1px; max-width: 540px; min-width: 326px; padding: 0; width: calc(100% - 2px);" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/reel/DYO407SNPCU/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div style="padding: 16px;">
<div style="display: flex; flex-direction: row; align-items: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 40px; margin-right: 14px; width: 40px;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 100px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 60px;"> </div>
</div>
</div>
<div style="padding: 19% 0;"> </div>
<div style="display: block; height: 50px; margin: 0 auto 12px; width: 50px;"> </div>
<div style="padding-top: 8px;">
<div style="color: #3897f0; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: 550; line-height: 18px;">Bu gönderiyi Instagram'da gör</div>
</div>
<div style="padding: 12.5% 0;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: row; margin-bottom: 14px; align-items: center;">
<div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(0px) translateY(7px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; height: 12.5px; transform: rotate(-45deg) translateX(3px) translateY(1px); width: 12.5px; flex-grow: 0; margin-right: 14px; margin-left: 2px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(9px) translateY(-18px);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: 8px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 20px; width: 20px;"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 2px solid transparent; border-left: 6px solid #f4f4f4; border-bottom: 2px solid transparent; transform: translateX(16px) translateY(-4px) rotate(30deg);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: auto;">
<div style="width: 0px; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-right: 8px solid transparent; transform: translateY(16px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; flex-grow: 0; height: 12px; width: 16px; transform: translateY(-4px);"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-left: 8px solid transparent; transform: translateY(-4px) translateX(8px);"> </div>
</div>
</div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center; margin-bottom: 24px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 224px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 144px;"> </div>
</div>
<p style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; line-height: 17px; margin-bottom: 0; margin-top: 8px; overflow: hidden; padding: 8px 0 7px; text-align: center; text-overflow: ellipsis; white-space: nowrap;"><a style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 17px; text-decoration: none;" href="https://www.instagram.com/reel/DYO407SNPCU/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" target="_blank" rel="noopener">Atölye BİA (@atolyebia)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<h3>Sansür, medya dili ve alternatif medya</h3>
<p>Günün ikinci oturumu “Türkiye Okumaları” başlığıyla gerçekleştirildi. Oturumu yürüten Prof. Dr. Nazan Haydari Pakkan, Türkiye’de gazetecilik tarihini sansür, medya dili ve alternatif medya örnekleri üzerinden ele aldı. </p>
<p>Oturumun başında katılımcılar, TRT radyolarında çalışan kadın yayıncıların deneyimlerini anlatan Biz Radyoyu Çok Sevdik belgeselinden bir bölüm izledi.  </p>
<p>Belgeselin ardından yapılan tartışmada katılımcılar; sansür, otosansür, medya dili ve editoryal baskılar üzerine konuştu. TRT’nin geçmişte halkın sorunlarını görünür kılan bir alan olarak da işlediği vurgulandı. </p>
<p>Haydari Pakkan, 1960’lardan bugüne Türkiye medyasındaki dönüşümü anlattı. Özgür Gündem, JINNEWS/Şûjin ve Medyascope gibi örnekler üzerinden alternatif medya deneyimlerine değindi.</p>
<p>Soru-cevap bölümünde ise habercilikte dilin rolü, kadın odaklı habercilik, algoritma sansürü ve Kürt medyası tartışıldı. Haydari Pakkan, habercilikte kullanılan dilin yeniden düşünülmesi gerektiğini söyledi: </p>
<blockquote>
<p>Şablonlar değişmek, dönüşmek üzere var. Onları bilelim ama uygularken de tekrar düşünmek gerekiyor. Her habere aynı formülle yaklaşmak mümkün değil. Özellikle şiddet ve hak ihlali içeren haberlerde kullanılan dilin neyi yeniden ürettiğini sorgulamak gerekiyor.</p>
</blockquote>
<div class="box-16">
<p><strong>Biz Radyoyu Çok Sevdik (2024) - Nazan Haydari Pakkan, Özden Cankaya, Cem Hakverdi</strong></p>
<p>Biz Radyoyu Çok Sevdik, yönetmenliğini Nazan Haydari Pakkan, Özden Cankaya ve Cem Hakverdi’nin yaptığı bir sözlü tarih belgeseli. Belgesel; TRT radyolarında çalışan kadın yayıncıların deneyimlerini merkeze alıyor. 1960’lardan itibaren spiker, programcı ve yayıncı olarak çalışan kadınların meslek deneyimleri, sansürle karşılaşma biçimleri ve radyoculuk pratiği anlatılıyor. Çalışma, Türkiye’de yayıncılık tarihine kadınların tanıklıkları üzerinden bakmayı amaçlıyor. </p>
</div>
<blockquote class="instagram-media" style="background: #FFF; border: 0; border-radius: 3px; box-shadow: 0 0 1px 0 rgba(0,0,0,0.5),0 1px 10px 0 rgba(0,0,0,0.15); margin: 1px; max-width: 540px; min-width: 326px; padding: 0; width: calc(100% - 2px);" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/reel/DYPF_gbNpRw/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div style="padding: 16px;">
<div style="display: flex; flex-direction: row; align-items: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 40px; margin-right: 14px; width: 40px;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 100px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 60px;"> </div>
</div>
</div>
<div style="padding: 19% 0;"> </div>
<div style="display: block; height: 50px; margin: 0 auto 12px; width: 50px;"> </div>
<div style="padding-top: 8px;">
<div style="color: #3897f0; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: 550; line-height: 18px;">Bu gönderiyi Instagram'da gör</div>
</div>
<div style="padding: 12.5% 0;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: row; margin-bottom: 14px; align-items: center;">
<div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(0px) translateY(7px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; height: 12.5px; transform: rotate(-45deg) translateX(3px) translateY(1px); width: 12.5px; flex-grow: 0; margin-right: 14px; margin-left: 2px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(9px) translateY(-18px);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: 8px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 20px; width: 20px;"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 2px solid transparent; border-left: 6px solid #f4f4f4; border-bottom: 2px solid transparent; transform: translateX(16px) translateY(-4px) rotate(30deg);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: auto;">
<div style="width: 0px; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-right: 8px solid transparent; transform: translateY(16px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; flex-grow: 0; height: 12px; width: 16px; transform: translateY(-4px);"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-left: 8px solid transparent; transform: translateY(-4px) translateX(8px);"> </div>
</div>
</div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center; margin-bottom: 24px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 224px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 144px;"> </div>
</div>
<p style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; line-height: 17px; margin-bottom: 0; margin-top: 8px; overflow: hidden; padding: 8px 0 7px; text-align: center; text-overflow: ellipsis; white-space: nowrap;"><a style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 17px; text-decoration: none;" href="https://www.instagram.com/reel/DYPF_gbNpRw/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" target="_blank" rel="noopener">Atölye BİA (@atolyebia)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<h3>“Kurduğumuz dil çözüme ışık tutabilir”</h3>
<p>Günün üçüncü oturumu “Hak Odaklı Barış Gazeteciliği” başlığıyla gerçekleştirildi. Oturumu yürüten Atölye BİA Araştırma Koordinatörü Sinem Aydınlı, barış odaklı gazeteciliğin etik ve politik bir sorumluluk taşıdığını anlattı.  </p>
<p>Aydınlı, gazeteciliğin “normal” kabul edilen kalıpları sorgulaması gerektiğini vurguladı. Haber üretiminde kimin merkeze alındığı, kimin “öteki” olarak konumlandırıldığı ve bilginin nasıl kurulduğu üzerine konuştu. Türkiye’de egemen ideolojinin medya dilini nasıl şekillendirdiğini tartıştı. </p>
<p>Oturumda Roboski Katliamı örneği üzerinden ana akım medyanın resmi açıklamalara bağlı haberciliği ele alındı. Aydınlı, hak odaklı habercilikte olayın öznesine, tanıklara ve hak örgütlerine de söz verilmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Katılımcılar da çalışma yaşamındaki hak ihlallerinden ırkçılığa, hayvanların yaşam hakkından çocuk haklarına kadar kendi deneyimlerini paylaştı. </p>
<p>Aydınlı, habercilikte kullanılan dilin önemine dikkat çekti. Şiddet haberlerinde edilgen dil yerine faili görünür kılan bir dil kurulması gerektiğini söyledi:</p>
<blockquote>
<p>Şiddet dilde başlıyor, o zaman dilde de çözülebilir. Kurduğumuz dil çözümü tek başına yaratmasa da ışık tutabilir.</p>
</blockquote>
<blockquote class="instagram-media" style="background: #FFF; border: 0; border-radius: 3px; box-shadow: 0 0 1px 0 rgba(0,0,0,0.5),0 1px 10px 0 rgba(0,0,0,0.15); margin: 1px; max-width: 540px; min-width: 326px; padding: 0; width: calc(100% - 2px);" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/p/DYPMAtljZXr/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div style="padding: 16px;">
<div style="display: flex; flex-direction: row; align-items: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 40px; margin-right: 14px; width: 40px;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 100px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 60px;"> </div>
</div>
</div>
<div style="padding: 19% 0;"> </div>
<div style="display: block; height: 50px; margin: 0 auto 12px; width: 50px;"> </div>
<div style="padding-top: 8px;">
<div style="color: #3897f0; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: 550; line-height: 18px;">Bu gönderiyi Instagram'da gör</div>
</div>
<div style="padding: 12.5% 0;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: row; margin-bottom: 14px; align-items: center;">
<div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(0px) translateY(7px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; height: 12.5px; transform: rotate(-45deg) translateX(3px) translateY(1px); width: 12.5px; flex-grow: 0; margin-right: 14px; margin-left: 2px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(9px) translateY(-18px);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: 8px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 20px; width: 20px;"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 2px solid transparent; border-left: 6px solid #f4f4f4; border-bottom: 2px solid transparent; transform: translateX(16px) translateY(-4px) rotate(30deg);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: auto;">
<div style="width: 0px; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-right: 8px solid transparent; transform: translateY(16px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; flex-grow: 0; height: 12px; width: 16px; transform: translateY(-4px);"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-left: 8px solid transparent; transform: translateY(-4px) translateX(8px);"> </div>
</div>
</div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center; margin-bottom: 24px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 224px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 144px;"> </div>
</div>
<p style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; line-height: 17px; margin-bottom: 0; margin-top: 8px; overflow: hidden; padding: 8px 0 7px; text-align: center; text-overflow: ellipsis; white-space: nowrap;"><a style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 17px; text-decoration: none;" href="https://www.instagram.com/p/DYPMAtljZXr/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" target="_blank" rel="noopener">Atölye BİA (@atolyebia)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<h3>Haberde dil, bağlam ve kaynak kullanımı </h3>
<p>Günün dördüncü oturumu “Haber nedir? Haber yazımı ve kaynak kullanımı” başlığıyla gerçekleştirildi. Oturumu yürüten Tolga Korkut, katılımcılarla birlikte bianet Pratik Editör Kılavuzu üzerinden haber yazım süreçlerini konuştu. </p>
<p>Korkut kılavuzda yer alan doğruluk kontrolü, kaynak kullanımı, doğrulama yöntemleri, haberde bağlam kurma ve hak odaklı habercilik gibi başlıklara değindi. Özellikle haber yazımında hızdan önce doğruluğun önemini vurguladı:</p>
<blockquote>
<p>Haberi zamanında vermek önemlidir ama doğruluktan vazgeçmemek gerekir. Yanlış bilgi vermektense geç vermek daha iyidir.</p>
</blockquote>
<p>Oturumda ayrıca afet ve şiddet haberlerinde kullanılan dil, haberde doğrulama süreçleri ve birinci kaynaklara ulaşmanın önemi konuşuldu. Korkut, şiddetin sansasyonel biçimde aktarılmasının bir süre sonra “şiddet pornografisine” dönüşebileceğini söyledi. </p>
<blockquote class="instagram-media" style="background: #FFF; border: 0; border-radius: 3px; box-shadow: 0 0 1px 0 rgba(0,0,0,0.5),0 1px 10px 0 rgba(0,0,0,0.15); margin: 1px; max-width: 540px; min-width: 326px; padding: 0; width: calc(100% - 2px);" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/p/DYPaHUKjQa2/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div style="padding: 16px;">
<div style="display: flex; flex-direction: row; align-items: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 40px; margin-right: 14px; width: 40px;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 100px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 60px;"> </div>
</div>
</div>
<div style="padding: 19% 0;"> </div>
<div style="display: block; height: 50px; margin: 0 auto 12px; width: 50px;"> </div>
<div style="padding-top: 8px;">
<div style="color: #3897f0; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: 550; line-height: 18px;">Bu gönderiyi Instagram'da gör</div>
</div>
<div style="padding: 12.5% 0;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: row; margin-bottom: 14px; align-items: center;">
<div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(0px) translateY(7px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; height: 12.5px; transform: rotate(-45deg) translateX(3px) translateY(1px); width: 12.5px; flex-grow: 0; margin-right: 14px; margin-left: 2px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(9px) translateY(-18px);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: 8px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 20px; width: 20px;"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 2px solid transparent; border-left: 6px solid #f4f4f4; border-bottom: 2px solid transparent; transform: translateX(16px) translateY(-4px) rotate(30deg);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: auto;">
<div style="width: 0px; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-right: 8px solid transparent; transform: translateY(16px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; flex-grow: 0; height: 12px; width: 16px; transform: translateY(-4px);"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-left: 8px solid transparent; transform: translateY(-4px) translateX(8px);"> </div>
</div>
</div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center; margin-bottom: 24px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 224px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 144px;"> </div>
</div>
<p style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; line-height: 17px; margin-bottom: 0; margin-top: 8px; overflow: hidden; padding: 8px 0 7px; text-align: center; text-overflow: ellipsis; white-space: nowrap;"><a style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 17px; text-decoration: none;" href="https://www.instagram.com/p/DYPaHUKjQa2/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" target="_blank" rel="noopener">Atölye BİA (@atolyebia)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<h3>Haber önerileri değerlendirildi</h3>
<p>Günün son oturumu “Haber Önerilerinin Hazırlanması” başlığıyla gerçekleştirildi. Oturumu bianet Genel Yayın Yönetmeni Murat İnceoğlu ve bianet Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Vecih Cuzdan yürüttü. Oturumda katılımcılar hazırladıkları haber önerilerini sundu. Öneriler birlikte değerlendirildi.  </p>
<p>İnceoğlu ve Cuzdan, katılımcıların haber önerilerini nasıl daraltabilecekleri, haberde özneyi nasıl kurabilecekleri ve hangi kaynaklara ulaşabilecekleri üzerine konuştu. </p>
<p> Oturum boyunca haber önerilerinin güncel gelişmelerle ilişkilendirilmesi, yapısal sorunları görünür kılması ve hak odaklı bir çerçeveyle kurulması gerektiği vurgulandı. Katılımcılarla birlikte haberlerin nasıl derinleştirilebileceği, hangi soruların takip edilebileceği ve araştırma süreçlerinin nasıl geliştirilebileceği tartışıldı. (EG)</p><script async="" src="//www.instagram.com/embed.js"></script>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 12 May 2026 16:19:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Süryani Vakfı’ndan Çok Güzel Hareketler Bunlar’a tepki: Mizah birleştirici olmalı]]></title><link>https://bianet.org/haber/suryani-vakfindan-cok-guzel-hareketler-bunlara-tepki-mizah-birlestirici-olmali-319552</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/12/suryani-vakfindan-cok-guzel-hareketler-bunlara-tepki-mizah-birlestirici-olmali.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/suryani-vakfindan-cok-guzel-hareketler-bunlara-tepki-mizah-birlestirici-olmali-319552</guid><description><![CDATA[“Yılmaz Erdoğan’ın yönetiminde sahneye konan bu ayrıştırıcı ve ötekileştirici oyunu şiddetle kınıyoruz.”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Süryani Kadim Vakfı, “Çok Güzel Hareketler Bunlar” programının dün (11 Mayıs) yayınlanan “Papaz olduk” skecini, Hıristiyanlıkla alay eden ve “kutsal değerleri küçümseyen” ifadeler içerdiği gerekçesiyle eleştirdi ve kınadı.</p>
<p>Vakıf Başkanı Kenan Gürdal, yaptığı açıklamada, mizahın ayrıştırıcı değil birleştirici olması gerektiğini ve benzer içeriklerin toplumsal barışa zarar verdiğini söyledi.</p>
<h3>“Hıristiyan inancını hedef alan aşağılayıcı ifadeler”</h3>
<p><em>Agos Gazetesi</em>’nde yer alan habere göre, herkesi daha saygılı ve kapsayıcı bir dil kullanmaya davet eden Gürdal’ın açıklaması şöyle:</p>
<blockquote>
<p>Dün akşam Yılmaz Erdoğan tarafından yönetilen ve bir televizyonda sergilenen ‘Çok Güzel Hareketler Bunlar’ adlı programdaki skeçte Hıristiyan inancını hedef alarak aşağılayıcı ifadeleri mizaha çeviren oyunu derin bir üzüntüyle izlemiş bulunduk. Yüzyıllardır farklı inançların bir arada, saygı ve hoşgörü içerisinde yaşadığı bu topraklarda; herhangi bir dini değerin mizah adı altında küçümsenmesi, toplumsal barışa zarar veren son derece talihsiz bir yaklaşımdır. İnançlar, bireylerin en kutsal alanlarından biridir ve her koşulda saygıyı hak etmektedir.</p>
<p>Sanat ve mizah; ayrıştıran ötekileştiren değil, birleştiren bir dil kullanmalıdır. Bu sorumluluğun göz ardı edilmesi kabul edilemez. Skeçte kullanılan ifadeleri açıkça kınıyor; başta sanatçılar olmak üzere, kamuoyuna hitap eden herkesi daha dikkatli, daha duyarlı ve kapsayıcı bir dil kullanmaya davet ediyoruz. Toplumumuzun ortak değerlerini koruma sorumluluğumuz gereği, her türlü inanç ve kimliğe yönelik saygısızlığın karşısında durmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz.</p>
<p>İnançlar, toplumların en hassas ve korunması gereken değerleri arasında yer almaktadır. Farklı din ve kültürlerin bir arada yaşadığı ülkemizde; hoşgörü, karşılıklı saygı ve birlikte yaşama kültürü her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır. Sanatın ve mizahın birleştirici olması beklenirken, herhangi bir inancı hedef alan, küçümseyen veya rencide eden yaklaşımlar asla kabul edilemez. Bu tür mizahi söylemler toplumsal barışa zarar vermekte ve insanları ötekileştirip ayrıştırmaktadır.</p>
<p>Toplumsal birlik ve beraberliğimizi güçlendiren ortak değerlerin korunması adına, her türlü ayrımcı ve incitici yaklaşımın karşısında durmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla bildirir, Yılmaz Erdoğan’ın yönetiminde sahneye konan bu ayrıştırıcı ve ötekileştirici oyunu tekraren şiddetle kınıyoruz.</p>
</blockquote>
<div class="box-13">
<h3>“Tabii bunlar iyi bilir Bizans’ın oyunlarını”</h3>
<p>Skeçte kullanılan, ayrımcı ifadelerden bazıları şöyle:</p>
<p>“Abraham’ın babası papaz. Ben şimdi nasıl papazla dünür olayım?</p>
<p>Gelirken ne getirsinler? – Kelime-i şehadet getirsinler</p>
<p>Papaz eriği pahalı oluyor, gelirken bir yarım kilo…</p>
<p>Kapı çalarken: “Bizim için çanlar çalıyor”</p>
<p>Kapı açılırken: “Aç bakalım, başlasın haçlı seferleri”</p>
<p>“Senin elinden zehir olsa içerim” - “Tabii bunlar iyi bilir Bizans’ın oyunlarını”</p>
<p>“Ne de olsa papaz her gün pilav yemez”</p>
<p>“Papaz kaçtı”</p>
<p>“Papaz, kız, vale”</p>
</div>
<p>(TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 12 May 2026 16:14:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İmamoğlu:  Kendini yargıç zanneden Adalet Bakanı’na haddini bildirmek zorundasınız]]></title><link>https://bianet.org/haber/imamoglu-kendini-yargic-zanneden-adalet-bakanina-haddini-bildirmek-zorundasiniz-319551</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/12/imamoglu-kendini-yargic-zanneden-adalet-bakanina-haddini-bildirmek-zorundasiniz.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/imamoglu-kendini-yargic-zanneden-adalet-bakanina-haddini-bildirmek-zorundasiniz-319551</guid><description><![CDATA[“Casusluk” iddiasıyla tutuklu yargılandığı ayrı dosyada dün savunma yapan Ekrem İmamoğlu, İBB davasının bugünkü celsesine de katıldı. Salona girdiği sırada izleyicilerin İmamoğlu’nu ayakta alkışladığı görüldü.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 77’si tutuklu 414 sanıklı İBB davasının 36. celsesi İstanbul’da görülmeye devam ediyor.</p>
<p>İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki duruşma salonunda yapılan yargılamaya, görevlerinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan ve kayınbiraderi Cevat Kaya’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda tutuklu sanık katıldı.</p>
<p>BirGün'den Kayhan Ayhan'ın haberine göre, duruşmada ayrıca tutuksuz sanıklar, avukatlar, CHP milletvekilleri ve sanık yakınları da izleyici olarak yer aldı.</p>
<p>“Casusluk” iddiasıyla tutuklu yargılandığı ayrı dosyada dün savunma yapan Ekrem İmamoğlu, İBB davasının bugünkü celsesine de katıldı. Salona girdiği sırada izleyicilerin İmamoğlu’nu ayakta alkışladığı görüldü.</p>
<p>Duruşmada ilk olarak Murat Gülibrahimoğlu’nun şirketinde güvenlik müdürü olarak görev yapan Yener Torunler dinlendi.</p>
<p>Torunler ifadesinde CHP’ye ilişkin iddialara tepki göstererek şunları söyledi:</p>
<p>“Bu kişilerin çoğunun CHP ile ilgisi yok. Hatta CHP’li olmanın gerekleri vardır. Burada bazı insanlar CHP’li olmadıklarını özellikle söylüyorlar çünkü daha fazla ceza alacaklarından korkuyorlar. Bu bile demokratik siyasete zarar verir. Benim için CHP’li olmak bir övünçtür.”</p>
<p>Torunler, davanın siyasi bir operasyon olduğunu savunarak, “Bu süreç hayatım boyunca şahsıma yapılmış en hileli operasyonlardan biridir” dedi.</p>
<h3><strong>“Boğazımdan haram geçmedi”</strong></h3>
<p>Torunler, şirket hesaplarına ilişkin suçlamaları da reddetti:</p>
<p>“Benim mallarım bellidir. Bugüne kadar boğazımdan haram para geçmedi.”</p>
<p>MASAK raporuna dayandırılan para çekme iddialarına ilişkin ise bunun işin parçası olduğunu belirtti:</p>
<p>“Para çekme işlemleri görev tanımımın içindedir. Finans biriminden gelen bilgiler doğrultusunda yapılır. 41 milyon lira çekildiği iddiası yıllara yayılan işlemlerdir.”</p>
<h3><strong>“İBB borsası” iddiaları yeniden gündemde</strong></h3>
<p>Duruşmada “İBB Borsası” iddialarına ilişkin ifadeler de gündeme geldi.</p>
<p>Torunler, avukat Mehmet Yıldırım’ın kendisini yönlendirdiğini öne sürerek şöyle konuştu:</p>
<p>“Cem Çelik’in telefonunda savcıyla mesajlar gördüm. Mehmet Yıldırım bana ‘para verdiğini söylemezsen çıkamazsın’ dedi. Savcıyla görüştüğünü söyledi. İfade değiştirirsem serbest kalacağımı anlattı.”</p>
<p>Torunler ayrıca çocuklarına ilişkin olarak, “Çocuklarımın beni iftiracı olarak değil doğruyu söyleyen biri olarak bilmesini istiyorum” dedi.</p>
<h3>İmamoğlu: <strong>Bu mahkeme etki altında</strong></h3>
<p>Ekrem İmamoğlu savunmasında Adalet Bakanlığı’nı hedef aldı:</p>
<p>“İmamoğlu, ise konuşmasında şunları söyledi:</p>
<p>"Sayın Bakan’ın bu mahkemeyi etki altında tuttuğunu düşünüyorum. İmamoğlu suç örgütü dedi, rüşvet ve suç ağı oluşturdular dedi. Televizyonda söyledi ya. Ben bu “rüşvet havuzu”, “<a href="https://www.birgun.net/etiket/yolsuzluk-148" target="_blank" rel="noopener">yolsuzluk</a> havuzu”, “asrın yolsuzluğu” gibi hususları aynen kendisine iade ediyorum. Şahsıma söyledi, ismimi kullandı Sayın Başkan. Siz bu mahkemeyi yönetiyorsunuz ve sizi etki altında tutmaya çalışan bir Adalet Bakanı’yla karşı karşıyasınız. Kendini yargıç zanneden Adalet Bakanı’na haddini bildirmek zorundasınız. Türkiye’nin beka sorunu hâline gelen bu Bakan hakkında Sayın Cumhurbaşkanı’nı ve Sayın Devlet Bahçeli’yi de buradan uyarıyorum."</p>
<p>İmamoğlu, tanığa yönelttiği sorularda market kartlarına ilişkin iddiaları gündeme getirdi.</p>
<p>İmamoğlu: “Bu kartlar nerede kullanıldı?”<br>Yener Torunler: “Kamu kurumlarına, belediyelere ve AK Parti teşkilatına da verildi.”</p>
<p>İmamoğlu’nun “CHP’ye verdiniz mi?” sorusuna tanık, “Keşke verseydik ama vermedik” yanıtını verdi.</p>
<h3><strong>Yemek kartları</strong></h3>
<p>Ekrem İmamoğlu, Murat Gülibrahimoğlu'nun çalışanı Yener Torunler'e sorular yöneltti.</p>
<p><strong>İmamoğlu:</strong> Vergi inceleme raporunda 44 milyon liraya yakın market kartı alışverişi görüyorum. Savcı suç isnadına dönüştürüyor. Birçok arkadaşım savunma yapmak zorunda kaldı. Bu kartlar nerede kullandı?</p>
<p><strong>Yener Torunler:</strong> Kamu kurumlarına, belediyeye ve AKP teşkilatına da verirdik.</p>
<p><strong>İmamoğlu:</strong> AK Parti derken kurum olarak söyleyebilir misiniz?</p>
<p><strong>Torunler:</strong> Valiliğe verirdik. Valilik fakirlere dağıttı diye biliyorum. AK Parti il teşkilatına da verirdik.</p>
<p><strong>İmamoğlu:</strong> CHP'ye verdiniz mi?</p>
<p><strong>Torunler:</strong> Gönlümden geçmiyor değildi. Keşke de verseydik. Ama vermedik.</p>
<p>Öte yandan dün görülen duruşmada, tutuklu sanık İBB Genel Sekreter Yardımcısı Arif Gürkan Alpay'ın savunması alındı. Alpay'ın avukatının da savunmasını bitirmesiyle duruşmada toplam 46 sanığın savunmasını tamamlanmış oldu.</p>
<div class="box-13">
<h3><strong>33 kişi tahliye edilmişti </strong></h3>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen soruşturma tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı.</p>
<p>İddianamenin kabul edilmesinin ardından ilk duruşma 9 Mart Pazartesi günü görüldü.</p>
<p>Mahkeme heyeti geçtiğimiz celselerde, sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş. çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli, İBB'de veri uzmanı İsmet Korkmaz, İBB'de yazılım koordinatörü Emrah Yüksel, İBB'de bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz , reklamcı Yusuf Utku Şahin, İmamoğlu'nun koruması Çağlar Türkmen, iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, reklamcı Esma Bayrak, Fatih Keleş'in yeğeni Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Müdürü Fatih Özçelik, Beyoğlu dosyasından tutuklu İnan Güney'in eniştesi İsmail Akkaya, İş İnsanı Harun Cengiz Beğenmez ve İş insanı Mehmet Kaya'nın tahliyesine karar verildi.</p>
</div>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 12 May 2026 16:11:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Özgür Özel’den sert ekonomi ve yargı eleştirisi: “Kara düzen” vurgusu]]></title><link>https://bianet.org/haber/ozgur-ozelden-sert-ekonomi-ve-yargi-elestirisi-kara-duzen-vurgusu-319550</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/12/ozgur-ozelden-sert-ekonomi-ve-yargi-elestirisi-kara-duzen-vurgusu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ozgur-ozelden-sert-ekonomi-ve-yargi-elestirisi-kara-duzen-vurgusu-319550</guid><description><![CDATA[Özel, “İftiralarla belediye başkanlarımızı hedef alıyorlar. Delil üretilemiyor ama insanlar aylarca içeride tutuluyor. Sonra bu iddiaların tamamı çökmeye başlıyor" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada hem ekonomi politikalarını hem de son dönemdeki yargı süreçlerini eleştirdi.</p>
<p>Özel, özellikle yüksek enflasyon, vergi sistemi, belediyelere yönelik soruşturmalar ve siyasi baskılar üzerinden iktidara yüklendi.</p>
<h2>“Rize’de Erdoğan’ın dolduramadığı meydanı halk doldurdu”</h2>
<p>Özel, Rize’de gerçekleştirdikleri mitinge atıf yaparak konuşmasına başladı ve şöyle dedi:</p>
<p>“Cumartesi günü Rize tarihinin en büyük mitinglerinden birini gerçekleştirdik. Adalet ve demokrasi için 108’inci eylemde Rize’deydik. Partimize yönelik saldırılara en güçlü cevabı, Recep Tayyip Erdoğan’ın memleketi Rize’de yıllardır o ölçekte doldurulamayan meydanı dolduran yurttaşlarımız verdi. Rizelilere teşekkür ediyorum. Karadeniz’in yiğit insanlarına selam gönderiyorum.”</p>
<p>Özel, mitinglerin Türkiye’nin farklı şehirlerinde sürdüğünü belirterek, “Her hafta sonu milletin kalelerinde demokrasi büyüten, sandığa ve seçme hakkına sahip çıkan bir irade var. Biz sahada oldukça halk konuşuyor, halk konuştukça biz o sesi Türkiye’ye duyuruyoruz” dedi.</p>
<h2>“Enflasyon hedefleri kağıt üzerinde kaldı”</h2>
<p>Özel konuşmasının önemli bölümünü ekonomi eleştirilerine ayırdı. Enflasyon verilerine dikkat çekerek şunları söyledi:</p>
<p>“Yıllık enflasyon yüzde 32,4’e yükseldi. Dört ay önce yüzde 30’un altındaydı ve yıl sonunda yüzde 16’ya düşeceği söylenmişti. Ama dört ayda gelinen nokta ortada. Sadece son dört ayda enflasyon yüzde 14,6 oldu.”</p>
<p>Özel, bu tablonun vatandaşın yaşamına doğrudan yansıdığını belirterek şöyle devam etti:</p>
<p>“Açlık sınırının 35 bin lira, yoksulluk sınırının 113 bin lira olduğu bir ülkede, insanlar 28 bin lirayla geçinmeye çalışıyor. Emekli 20 bin lirayla yaşam mücadelesi veriyor. Bu enflasyon daha maaşlar cebe girmeden eriyor.”</p>
<h2>“Herkesin evladı kendinden daha fakir”</h2>
<p>Özel, ekonomik düzenin toplumsal etkilerine dikkat çektiği bölümde daha çarpıcı ifadeler kullandı:</p>
<p>“Artık bu ülkede anne babadan miras yoksa bir gencin ev alması da araba alması da hayal. Ama en acısı şu: İlk kez herkesin evladı kendinden daha fakir. Daha karanlık bir gelecekle karşı karşıya.”</p>
<p>Bu durumun gençleri ülkeden uzaklaştırdığını söyleyen Özel, “Bu karanlığı yırtıp atmak için iktidara talibiz” dedi.</p>
<h2>AKP’ye ekonomi ve vergi sistemi eleştirisi</h2>
<p>Özel, vergi sistemini hedef alarak “akpden.com” örneğini anlattı ve şöyle konuştu:</p>
<p>“65 bin liraya gelen bir telefon, vergilerle 133 bin liraya çıkıyor. Verginin toplamı ürünün kendisini geçiyor. Bu adaletsizliktir.”</p>
<p>Aynı şekilde otomobil üzerinden de örnek veren Özel, “1 milyon 200 bin liralık araç Türkiye’de 2 milyon 750 bin liraya çıkıyor. Aradaki fark tamamen vergi yükü” dedi.</p>
<h2>“Vergi değil, kara düzen”</h2>
<p>Özel, Türkiye’de vergi sisteminin adaletsiz olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:</p>
<p>“İşçiden, memurdan, mühendisten üç maaş vergi kesiliyor ama yurt dışından para getirenlere vergi affı getiriliyor. Bu düzen adil değil, bu düzen kara düzendir.”</p>
<h2>Belediye soruşturmaları ve yargı eleştirisi</h2>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/05/belge.jpg" alt="">
<figcaption><strong><em>*Özel’in, İBB davası sanığı Murat Gülibrahimoğlu’nun şirketinden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na tahsis edilen 4 lüks araçla ilgili açıkladığı belge.</em></strong></figcaption>
</figure>
<p>Özel şöyle dedi:</p>
<p>“Bugün bu kıymetli Murat Gülibrahimoğlu, Kuzey İstanbul Modern İnşaat, Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin sahibi. Cezaevine sokulamadığı, canıyla, malıyla, evladıyla tehdit edilemediği ve yurt dışında olduğu için itirafçı yapılamamış. Ama kendisinin şirketindeki birisini alıp, itirafçı yapmaya çalışmışlar. Ama bakın bugün ne çıktı ortaya? Ekrem İmamoğlu, Sayın Toruner’e soruyor. O şirkette çalışan bir muhasebeciye. Şirketin dökümleri çıkmış. Güya oradan bize atılacakken, Ekrem Başkan yakalamış ve soruyor. ‘Vergi inceleme raporunuzda 44 milyon liraya yakın market kartı alışverişi görüyorum’ diyor. Var ya BİM, işte ŞOK, o - bu, A101; üç harfliler. ‘Savcı bizim arkadaşlarımızı market kartı dağıtıyoruz diye ağır suçluyor. Tutuklu tutuyor. Birçok arkadaşım savunma yapmak zorunda kalıyor. Siz bu 44 milyon liralık market kartlarını nerede kullandınız?’ Çünkü bizi suçluyorlar ya ‘Rüşvet olarak aldınız’ diye. Yener Toruner: ‘Kamu kurumlarına, AK Partili belediyelere, AK Parti teşkilatına verdik.’ Soru: ‘AK Parti teşkilatı derken, tam kurum söyleyebilir misiniz?’ Cevap: ‘AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’na teslim ettik.’ Soru: ‘CHP’ye verdiniz mi?’ Ekrem Başkan soruyor. Cevap:... Kendi Cumhuriyet Halk Partili herhalde. ‘Gönlümden geçmedi değil ama keşke verseydik, hepsini AK Parti’ye verdik.’ Bitti sanmayın. Ayrıca elimde bir şey var. Ne zaman gitmişti Akın Gürlek? Ekim 2024’te. Kasım 2024’te Kuzey İstanbul Modern İnşaat Sanayi, yani bu firma dört araç tahsis etmiş. Kime? 34 MIU 211, 212, 230 ve 209 plakalı araçlar. Skoda SuperB. Nereye? İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na. Soruyorlar; ‘Bu araçları kime verdiniz?’ ‘Akın Gürlek’e verdik.’ Hani denir ya. Yahu savcılıklar alır, belediyeden alsa alır da. 19 Mart operasyonunda yakalama çıkardığı, hafriyat işinden Ekrem Başkan’ı iftira attırmayı planladığı firmadan, ‘Dört araç getir bakayım’ diyor. Getiriyor. ‘Araçların ikisini İstanbul’da kullanıyordu Akın Bey, ikisini Ankara’da’ diyor. Ha derler ki ‘Nereden bileceğiz?’ Denemesi bedava. İçişleri Bakanı’nın bir talimatıyla yapılır. Bu plakalı araçlar, plaka tanımadan, EDS’den nerede? Ama benim elimde kolayı var. Bu plakalı araçların Ankara’da yediği cezalar var Akın Bey’i taşırken. Ceza tutanağı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı diye verilmiş, Ankara’ya zırt pırt gelindiğinde binilmiş. Akın Bey içindeyken ceza yenilmiş. Bunu da İçişleri Bakanımıza emanet ediyorum.” </p>
<p>“Yanlış anlamayın, Bu firma Ekrem Başkan’a iftira atacaktı. Ondan arabalar alınmış, kartlar alınmış, AK Parti’ye verilmiş. Ayrıca bu firmada kişi ifade verirken, böyle kayıyor ya MASAK raporu ya da vergi inceleme raporu ya da banka ekstresi. Savcı gösteriyor. Orada bir yere daha geliyorlar böyle, tık. 41 milyon 666 bin lira. ‘Bunu da söyleyeyim’. ‘Onu geç, onu biliyoruz’ diyor savcı. Neyi geçmişler? 41 milyon 666 bin lira nedir? Üstüne KDV konunca 50 milyon lira olan bir tutardır. KDV tarhiyatından dolayı o düşülür. KDV alacağı var ya firmanın, ödediği paradan düşülüyor. 50 milyon lira. Kime ödemiş? Orada yazıyor. ‘Geç onu’ diyor savcı, ‘Biliyoruz.’ Neyi biliyor biliyor musunuz? Kalyon Ajans’a ödendiğini biliyor. Ne zaman? 16 ve 23 Mart; seçimlere iki hafta ve bir hafta kala. Murat Gülibrahimoğlu’ndan, bu firmadan Kalyon Ajans’a. Kim Kalyon Ajans? Murat Kurum’un İstanbul’daki büyükşehir kampanyasını yapan ajansı. Şimdi bizim bir belediye başkanımıza, aday gösterilmeden önce ilçeye verilmiş bir sesli aracı bir ay kullandı diye, bunu aday olduğu, memur olmadığı günden rüşvete sokup; arkadaşımızı sekiz - dokuz aydır iddianamesiz içeride tutuyorlar. Koca bir seçim kampanyası, 50 milyon lira Murat Kurum lehine Kalyon Ajans’a yatıyor. Bir tweet attı ‘İftiradır.’ ‘Biz ‘İftiradır dediğinizde, kanıtını çakacaksınız alnımıza’ diyoruz, gösteremiyorsun. Oysa mahkeme kayıtlarında var Kalyon Ajans’a ödenen para. İşte o yüzden ben Murat Kurum’a soruyorum ya, Akın Gürlek’in 16 tane tapusu var. Aha da burada ID numaralar var. Dördü aktif, üstünde dördü, 12’sini elden çıkarmış, aktifini açıp gösteriyor. Oysaki Murat Kurum bu ID’leri girince hangi tarihler arasında Akın Gürlek’te olduğu belli. Ama susuyor ya söyleyemiyor ya. Çünkü kampanyaya paranın nereden yattığını Akın Bey biliyor. Ekrana gelince ‘Geç onu, biz biliyoruz’ diyor. AK Parti olunca dokunmuyorlar. Eğer ilçeye verilmiş bir sesli araçtan rüşvet çıkaranlar, buradan tarihin en büyük rüşvetini, en büyük zimmetini örtbas etmeye çalışıyorlarsa; daha çok çok iki yıl edersiniz. İki yıl sonra bu millet çatır çatır soracak bunların hesabını. Çatır çatır."</p>
<p>Konuşmasında belediyelere yönelik soruşturmalara da değinen Özel, İstanbul ve Antalya üzerinden örnekler verdi. Yargı süreçlerinin siyasi baskıya dönüştüğünü savunan Özel, şunları söyledi:</p>
<p>“İftiralarla belediye başkanlarımızı hedef alıyorlar. Delil üretilemiyor ama insanlar aylarca içeride tutuluyor. Sonra bu iddiaların tamamı çökmeye başlıyor.”</p>
<p>Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu üzerinden yürütülen süreçlere de değinerek, “Ortada olmayan paralar, olmayan kasalar anlatıldı ama hiçbir şey bulunamadı” dedi.</p>
<h2>“AK Parti’ye çalışan yapı iddiaları”</h2>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/05/chp2.jpg" alt=""></p>
<p>Özel, bazı soruşturma dosyalarında yer alan iddiaları aktarırken sert ifadeler kullandı:</p>
<p>“Bazı şirketlerin hem AK Parti teşkilatlarına hem de bazı kampanya süreçlerine para aktardığı iddiaları belgelerde yer alıyor. Bunların üzeri örtülüyor.”</p>
<h2>Muhittin Böcek ve Antalya dosyası</h2>
<p>Özel, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek üzerinden yürüyen süreçlere de geniş yer verdi.</p>
<p>“Baskı altında ifade vermeye zorlanan insanlar var. Aileleri üzerinden tehdit edilen, mal varlığına el konulan süreçler var” diyen Özel, dosyalardaki çelişkilere dikkat çekti.</p>
<p>Özel, Böcek’in süreciyle ilgili olarak da şunu söyledi:</p>
<p>“Ortaya atılan iddiaların hiçbirinin somut karşılığı yok. İnsanlar zorlanarak ifade değiştirmeye yönlendiriliyor. Bu bir yargı süreci değil, siyasi baskı sürecidir.”</p>
<h2> “AK Parti’nin garanti düzeni”</h2>
<p>Özel, kamu özel iş birlikleri üzerinden verilen garantileri eleştirerek:</p>
<p>“Köprüye geçiş garantisi, hastaneye hasta garantisi, havaalanına uçuş garantisi veriliyor ama çiftçiye üretim garantisi yok” dedi.</p>
<p>Konuşmasının sonunda Özel, CHP’nin siyasi hedefini şu sözlerle ifade etti:</p>
<p>“Türkiye’de iktidar değişimi umudu büyüyor. Sandıktan çıkan irade büyüyor. Biz bu ülkeyi yeniden demokrasiyle, adaletle ve refahla buluşturacağız.”</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 12 May 2026 15:53:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Mabel Matiz’den dinleyicilerine 15. yıl mektubu: Birlikte yazdık bu hikâyeyi]]></title><link>https://bianet.org/haber/mabel-matizden-dinleyicilerine-15-yil-mektubu-birlikte-yazdik-bu-hikayeyi-319549</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/12/mabel-matizden-dinleyicilerine-15-yil-mektubu-birlikte-yazdik-bu-hikayeyi.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/mabel-matizden-dinleyicilerine-15-yil-mektubu-birlikte-yazdik-bu-hikayeyi-319549</guid><description><![CDATA[Mektubunda ayrıca yeni projelere de değinen Mabel Matiz, 15’inci yıl kapsamında iki ayrı proje üzerinde çalıştığını açıkladı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Sanatçı Mabel Matiz, müzik kariyerinin 15’inci yılı dolayısıyla 11 Mayıs’ta dinleyicilerine hitaben özel bir mektup yayımladı. Sanatçı, aynı tarihin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını belirterek, 15 yıl önce yine 11 Mayıs’ta kendi adını taşıyan ilk albümünü yayımladığını hatırlattı.</p>
<p>Mabel Matiz, mektubunda o günkü heyecanını ve müziğe ilk adım attığı dönemi anlatırken, “kendi adımı taşıyan ilk albümümü yayımladığım gün, çok genç ve çok hevesliydim” dedi. Sanatçı, o yıllarda müziğe yaklaşımını ise “tutkularımın peşinden bodoslama gittim, gidiş o gidiş” sözleriyle aktardı.</p>
<p>15 yıllık süreci bir yolculuk olarak tanımlayan Mabel Matiz, bu zaman diliminde üretim, sahne deneyimi ve dinleyicileriyle kurduğu bağın kendisi için belirleyici olduğunu söyledi.</p>
<h3>İki ayrı proje</h3>
<p>Sanatçı, “Yaşım Çocuk”, “Gök Nerede”, “Maya”, “Fatih” ve “Aklıselim” gibi şarkı ve albümlerin kariyerinde önemli dönüm noktaları olduğunu belirterek, her bir çalışmanın farklı bir dönemini temsil ettiğini söyledi. Dinleyicileriyle birlikte geçen yılların kendisi için “ortak bir hikâye” niteliğinde olduğunu vurguladı.</p>
<p>Mabel Matiz’in mektubunun dikkat çeken bir diğer yönü ise yayımlanma biçimi oldu. Sanatçı, 11 Mayıs tarihinde kaleme aldığı bu özel metni hem kurucusu olduğu Pose Records üzerinden hem de kendi sosyal medya hesabından eş zamanlı olarak paylaştı. Bu detay, 15 yıllık kariyer yolculuğunun bağımsız üretim süreciyle olan bağını da öne çıkardı.</p>
<p>Mektubunda ayrıca yeni projelere de değinen Mabel Matiz, 15’inci yıl kapsamında iki ayrı proje üzerinde çalıştığını açıkladı. “Mutfağımızdan yeni sesler, dumanlar yükseliyor” ifadeleriyle bu projelere işaret eden sanatçı, üretim sürecinin devam ettiğini ve yeni çalışmaların yolda olduğunu belirtti.</p>
<p>Dinleyicilerine teşekkür eden Mabel Matiz, yıllar boyunca oluşan bağın kendisi için büyük bir anlam taşıdığını vurguladı ve “Birlikte geçirdiğimiz bu 15 yılın her saniyesi için size kalpten teşekkür ederim” sözleriyle mektubunu tamamladı.</p>
<p>Sanatçı, geçen hafta "perperişan" şarkısından dolayı hakkında açılan "müstehçenlik" davasında beraat etti.</p>
<p><iframe title="YouTube video player" src="https://www.youtube.com/embed/bYTHXdpaLw4?si=P0YinbX3wzAOSmsk" width="560" height="315" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="allowfullscreen" loading="lazy"></iframe></p>
<div class="box-18">
<h2>Mabel ile geçen 15 yıl </h2>
<p>15 yıl önce bugün kendi adımı taşıyan ilk albümümü yayınladım. Çok toy ve gençtim, çok da hevesli. Kendini göstermekten delicesine ürken, ama göğsündeki ağırlıkla geride kalmaktan da her an ölesiye korkan bir garip hal. Şairler, ozanlar, deliler kahramanımdı. Gökyüzüne benden önce söylenmiş tüm sözler pusulam. Yolun beni nereye götüreceğini hiç bilmiyordum ama kaderime de güveniyordum galiba. Erken yaşlarda insanda daha dolaysız bi’ deli cesareti oluyor.</p>
<p>Az bilmek belki çok işe yarıyor. Özenle edindiğim altın bileziğime aldırmadım. Tutkularımın peşinden bodoslama gittim. Gidiş o gidiş… Ne ara 15 yıl oldu? Hiçbir fikrim yok. :) Çalışmakla, üretmekle, kendimi kazmakla, denemekle geçti. Sizlerle yan yana geçti bunca zaman. Bunu biliyorum. Ne günler, ne güzellikler yaşadık uzun uzun birlikte. Zorlukları da bazen içinde. Güneşi de paylaştık, fırtınayı da gördük. Bütün bunlar olurken yalnızca ve yalnızca kendim olmak, olduğum gibi görülmek ve bundan ödün vermemek derdindeydim. Paravansız, filtresiz bir poster yapmak. Bazen o posteri yırtabilmek. Ve yenisini yapmak. Elbet kolay değildi. Yaşım Çocuk, Gök Nerede, Maya, Fatih, Aklıselim… Bir sürü tekli şarkı, ortak çalışma, başka başka seslerde can bulan satırlar, melodiler…</p>
<p>Her biri hayatımın bir başka dönüm noktası oldu; her biri kutlu bir nişan gibi göğsümde… Sanırım bütün Türkiye’yi ve Avrupa’nın bir bölümünü defalarca bu şarkılarla gezdim. Günü geldi alçak tavanlı ufacık rock barlarda kaygısız, avaz avaz bir neşeyle kafa salladık. (Hayal Kahvesi konserlerinde, gece sonlarında, Huysuz Virjin için hayal edip yazdığım rock-kantoyu, söyleyişlerimizi hatırlayanlar burada mı?) Günü geldi kocaman açıkhava sahnelerinde, festivallerde binlerce kişi tek yürek halde ağlayıp güldük, halay bile çektik! Bir gün bir klip çekiminde kendimi otel odaları arasında gezinip yakın arkadaşlarımla “Çoluk Çocuk”taki “Chelsea Hotel” yıllarını canlandırırken buldum.</p>
<p>Bir başkasında rüyalarımı takip edip Nemrut’un karlı zirvelerine çıktım, kendi ruhumun ilacını kovaladım. Bir gün pop art oldum, bir diğer gün elimde kilimimle dünyada sığınacak bir yer aradım. Bir gün dans pistindeydim, bir gün tarihi bir İstanbul köşkünde; başka bir gün ise Anadolu’nun bozkırlarında nefes nefese koşuyordum... Hepsi çok güzeldi. Her seferinde çok eğlendim. Sırada yazacak yeni sayfalar, yeni anılar var… Sırada yapacaklarım için çocuk heyecanım yine baş köşede. 2019’da kurarak kendime en büyük iyiliği yaptığım bağımsız plak şirketim Pose Records’ta yoğun bir trafik, neşeli bir telaş var bugünlerde. Arkadaşlığımızın 15. yılına özel iki ayrı proje üzerinde çalışıyorum.</p>
<p>Mutfağımızdan yeni sesler, dumanlar yükseliyor. Bunları sizle buluşturmak için sabırsızlanıyorum. Birlikte geçirdiğimiz bu 15 yılın her saniyesi için size kalpten teşekkür ederim. Tırnaklarımla kazıdığım, sözcüklerimle ördüğüm hikayeme ortak oldunuz. Safiyane bir dostluk, bir gönül birliği oldu aramızda.</p>
<p>Kendimi özgürce, içimden geldiği gibi ifade ederken, hep bir şekilde orada, yanımda olduğunuzu bilmek, beni duyduğunuzu, şarkılarımı her seferinde istekle hayatınıza aldığınızı, sarıp sarmaladığınızı bilmek bana güç veriyor. Bu bağ bize iyi geliyor. Biliyorum. Nice ortak güzel anılara, yıllara, yıl dönümlerine!</p>
<p>Mektubumu yeni yazdığım bir şarkımdan bir dörtlükle sonlandırıyor ve gözlerinizden öpüyorum. :) Yakında tekrar görüşmek üzere, Mabel.</p>
<p>“Değdi mi sor bunca şeye<br>Bir su yaşamak, içtim kana kana<br>Bu dünyaya bir daha gelsem<br>Yine kendim olmayı seçerdim”</p>
</div>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 12 May 2026 15:15:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Heybeliada Ruhban Okulu için eylül ayında açılış hazırlığı]]></title><link>https://bianet.org/haber/heybeliada-ruhban-okulu-icin-eylul-ayinda-acilis-hazirligi-319548</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/12/heybeliada-ruhban-okulu-icin-eylul-ayinda-acilis-hazirligi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/heybeliada-ruhban-okulu-icin-eylul-ayinda-acilis-hazirligi-319548</guid><description><![CDATA[Fener Rum Patriği Bartholomeos: “Önümüzdeki aylarda okul kompleksindeki yenileme çalışmaları tamamlanacak. Eylül ayında da açılışı kutlayacağız.”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’daki Rum toplumunun en önemli eğitim kurumlarından biri olan ve bugüne dek 12 patrik mezun eden Heybeliada (Halki) Ruhban Okulu’nun açılışına ilişkin yeni bir gelişme yaşandı.</p>
<p><em>Hürriyet Gazetesi</em>’nin aktardığına göre Fener Rum Patriği Bartholomeos, iki gün önce (10 Mayıs) resmî ziyaret kapsamında bulunduğu Atina’da, yıllardır tartışma konusu olan okulun eylül ayında “görkemli bir açılışla” yeniden faaliyete geçeceğini söyledi.</p>
<p>Açılış için artık geri sayımın başladığını belirten Bartholomeos, “<em>Önümüzdeki aylarda okul kompleksindeki kapsamlı yenileme çalışmaları tamamlanacak. Eylül ayında da açılışı kutlayacağız</em>,” dedi.</p>
<p>Ruhban Okulu meselesi, Bartholomeos ile Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis görüşmesinde de gündeme geldi.</p>
<p>Miçotakis, “<em>Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılmasıyla ilgili bize ulaştırdığınız olumlu haberler son derece önemli. Bunun uzun zamandır arzuladığınız tarihî bir karar olduğunu biliyorum</em>,” dedi.</p>
<a href='/haber/heybeliada-ruhban-okulu-icin-butik-universite-formulu-313189' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/11/04/heybeliada-ruhban-okulu-icin-ozel-statulu-universite-formulu.jpg' alt='Heybeliada Ruhban Okulu için ‘butik üniversite’ formülü' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Heybeliada Ruhban Okulu için ‘butik üniversite’ formülü</h5>
<div class='date'>4 Kasım 2025</div>
</div>
</a>

<div class="box-13">
<h3>Okul, hangi statüyle açılabilir?</h3>
<p>54 yıldır kapalı olan okul için Patrikhane’nin talebi, okulun eski statüsüyle yani Millî Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bağlı özel okul statüsüyle yeniden açılmasıydı. </p>
<p>Ancak Türkiye ve Yunanistan basınında, devlet üniversitelerine bağlı bir enstitü, vakıf üniversitesi çatısı altında bir ilahiyat fakültesi ya da meslek yüksekokulu gibi formüllerin konuşulduğuna ilişkin haberler yer aldı.</p>
<p>“Özel statülü bir üniversite modeli”nin değerlendirildiği okulun geleceği için artık masada Yükseköğretim Kurulu (YÖK) da bulunuyor. Son aşamada, okulun yeniden açılması için “butik üniversite” formülünün de gündemde olduğu belirtiliyor.</p>
</div>
<div class="box-1">
<h3>Okul hakkında</h3>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/05/adsiz-tasarim-2026-05-12t145542-075.jpg" alt=""></p>
<p>Heybeliada Ruhban Okulu’nun bulunduğu arazi, 9. yüzyıldan bu yana Aya Triada Manastırı’na ait. </p>
<p>Manastır idarecileri 1772’de dönemin padişahından okul yaptırmak için izin aldı; ancak 1821’de çıkan yangın nedeniyle okul ancak 1844’te açılabildi. 1894’teki büyük İstanbul depreminde tamamen yıkılan bina, Sultan II. Abdülhamid’in izniyle yeniden inşa edilerek 1896’da faaliyete geçti. 2 bin 360 metrekarelik alana yapılan yeni yapı, inşaat masraflarını üstlenen Pavlos Stefanovic’in adının Yunanca baş harfi olan “Pi” sembolü biçiminde tasarlandı.</p>
<p>Osmanlı arşivlerinde kurum “Papaz Mektebi”, “Rum Milletine Mahsus İlm-i Kelam Mektebi”, “Ruhban Mektebi” ve “Büyük İsa Kiliseleri Teoloji Okulu” gibi adlarla anıldı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın 1951 tarihli yönetmeliğinde ise “Heybeliada Rum Rahipler Okulu” ifadesi kullanıldı. Lozan Antlaşması’yla yabancı okulların Türkiye eğitim sistemine uygun biçimde faaliyet göstermesi karara bağlandı. 1971’de Anayasa Mahkemesi kararıyla okul kapatıldı; ardından manastır bünyesinde sadece “Heybeliada Özel Rum Erkek Lisesi” eğitim vermeye devam etti.</p>
<p>1991’de Patrik Bartholomeos’un göreve gelmesiyle okulun yeniden açılması yönündeki girişimler başladı. Kuruluşundan bu yana yaklaşık bin mezun veren Ruhban Okulu, 35 yıldır yeniden faaliyete geçmesi tartışılan bir kurum olarak gündemde yer alıyor.</p>
<p>Gelişmeler ışığında Bartholomeos, 15 Eylül 2025’te Trump ile bir görüşme gerçekleştirdi. </p>
<p>Bu görüşmenin ardından Erdoğan da 25 Eylül’de Trump’la yaptığı görüşmede “Heybeliada’daki Ruhban Okulu ile ilgili üzerimize ne düşerse yapmaya hazırız,” dedi. Trump ise Erdoğan’a “Çok iyi. Yardıma ihtiyaçları vardı, ben de bu konuyu gündeme getireceğimi söyledim,” yanıtını verdi.</p>
</div>
<p>(TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 12 May 2026 15:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Karasu: AKP’nin yaklaşımı süreci muğlaklaştırıyor, artık somut adım atılmalı]]></title><link>https://bianet.org/haber/karasu-akpnin-yaklasimi-sureci-muglaklastiriyor-artik-somut-adim-atilmali-319546</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/12/karasu-akpnin-yaklasimi-sureci-muglaklastiriyor-artik-somut-adim-atilmali.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/karasu-akpnin-yaklasimi-sureci-muglaklastiriyor-artik-somut-adim-atilmali-319546</guid><description><![CDATA[Mustafa Karasu, özellikle AKP’li yetkililerin son dönemde yaptığı açıklamaların süreci netleştirmek yerine daha belirsiz hale getirdiğini, artık söylem değil somut adım dönemine girildiğini söyledi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Medya Haber TV’de yayınlanan özel programda konuşan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”, Abdullah Öcalan’ın statüsü, AKP ve MHP’nin süreçteki yaklaşımı, CHP’ye yönelik operasyonlar ve Kürt sorununun çözümüne ilişkin kapsamlı değerlendirmeler yaptı.</p>
<p>Karasu, özellikle AKP’li yetkililerin son dönemde yaptığı açıklamaların süreci netleştirmek yerine daha belirsiz hale getirdiğini, artık söylem değil somut adım dönemine girildiğini söyledi.</p>
<h3>"Dünya süreci takip ediyor"</h3>
<p>Karasu, 5 Mayıs’ta gerçekleştirilen toplantının neden önemli görüldüğüne ilişkin değerlendirmesinde, kamuoyunda hareketin yaklaşımına dair yoğun tartışmalar yaşandığını belirtti.</p>
<p>Sürecin yalnızca devletin tutumuyla değil, kendi yaklaşımlarıyla da şekillendiğini ifade eden Karasu, “Herkes bizim nasıl yaklaştığımızı merak ediyor. Özellikle son dönemde çok fazla spekülasyon yapıldı. Hatta öyle bir noktaya gelindi ki, Önderlikle hareket arasında farklılık varmış gibi bir algı oluşturulmaya çalışıldı. Biz de hem kendi yaklaşımımızı net biçimde ortaya koymak hem de 12. Kongre sonrası alınan kararların pratiğe nasıl yansıyacağını anlatmak için bu toplantıyı gerekli gördük” dedi.</p>
<p>Abdullah Öcalan’ın yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın yalnızca Kürt sorununu değil, Türkiye’nin demokratikleşmesini hedefleyen tarihsel bir çağrı olduğunu söyleyen Karasu, kamuoyunda ciddi beklenti oluştuğunu ifade etti. “Kürt halkı da Türkiye’deki demokrasi güçleri de sürecin nereye gideceğini merak ediyor. Dünya da süreci takip ediyor. Ancak devlet cephesinden gelen açıklamalar süreci netleştirmek yerine daha fazla tartışma yaratıyor” diye konuştu.</p>
<p>AKP’li yetkililerin açıklamalarını sert sözlerle eleştiren Karasu, son dönemde yapılan değerlendirmelerin süreci “muğlaklaştırdığını” savundu. “Biz bu süreci geliştirirken, Önder Apo bu süreci ilerletmeye çalışırken, AKP’li yetkililerin açıklamaları gerçekleri örten bir noktaya geldi. Bir yandan süreçten söz ediliyor ama diğer yandan sorumluluk sürekli başka yerlere atılıyor. ‘Biz çok şey yaptık ama hâlâ bizden beklenti var’ yaklaşımı ortaya konuluyor. Oysa toplumun beklentisi devletin ne yapacağıdır” ifadelerini kullandı.</p>
<h3>"Öcalan farklı kesimlerle görüşebilmeli"</h3>
<p>Kamuoyunda son dönemde “Süreç bitiyor mu?”, “Tıkanma mı yaşanıyor?” tartışmalarının yoğunlaştığını ifade eden Karasu, bunun temel nedeninin devletin somut adım atmaması olduğunu savundu. “Kürt halkı da Türkiye’deki demokrasi güçleri de bizim yaklaşımımızın ne olduğunu merak ediyor. Türk devletinin yaklaşımı karşısında bizim ne düşündüğümüz soruluyor. Bu nedenle açıklama yapmayı gerekli gördük” dedi.</p>
<p>Karasu’nun açıklamalarında en dikkat çeken başlıklardan biri Abdullah Öcalan’ın statüsü ve “muhataplık” konusu oldu. Türkiye'nin yüz yıldır Kürtleri ve Kürt siyasi temsilini tanımadığını savunan Karasu, çözüm için bu anlayışın değişmesi gerektiğini söyledi. “Türk devleti yüz yıldır Kürt’ü inkâr ediyor. Kürt’ün siyasi temsilcilerini tanımıyor. Eğer gerçekten bir çözüm olacaksa, Kürt’ün siyasi temsilcisinin kabul edilmesi gerekir. Kürt sorunu çözülecekse, bu sorunun siyasi muhatabı kimse onunla görüşülmesi gerekir” dedi.</p>
<p>Abdullah Öcalan’ın resmi muhatap olarak tanınmamasının çözüm konusunda samimiyet eksikliği anlamına geldiğini belirten Karasu, “Önder Apo’nun statüsü belirlenmeden çözüm olmaz. Eğer hâlâ resmi muhatap olarak kabul edilmiyorsa, bu Kürt siyasi iradesinin tanınmadığı anlamına gelir. Bu da devletin eski anlayışı sürdürdüğünü gösterir” dedi. </p>
<p>AKP’nin gerçekten demokratikleşme ve çözüm hedefliyorsa Abdullah Öcalan’ın çalışma koşullarını değiştirmesi gerektiğini savunan Karasu, “Hem sorunu çözeceğiz deniliyor hem de Önder Apo’nun resmi muhataplığı kabul edilmiyor. Bu büyük bir çelişkidir. Çözüm olacaksa Önder Apo’nun farklı kesimlerle görüşebilmesi gerekir. Ama tam tersine uzun süredir görüşmeler bile düzenli yapılmıyor” dedi.</p>
<h3>"Devlet Bahçeli'nin sözleri olumlu"</h3>
<p>İmralı’daki görüşme trafiğine ilişkin de konuşan Karasu, 27 Mart’tan bu yana Abdullah Öcalan ile yeni bir görüşme yapılmadığını söyledi. Sürecin ciddiyetine uygun davranılmadığını savunan Karasu, “Şu nedenle, bu nedenle görüşme yaptırılmıyor deniliyor. Böyle ciddi bir süreçte bu yaklaşım kabul edilemez. Bugün görüşür, yarın görüştürmez anlayışıyla süreç ilerlemez. Eğer gerçekten ciddi bir süreç varsa, heyetlerin görüşmesinin engellenmesi doğru değildir” diye konuştu.</p>
<p>Karasu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin son dönemde yaptığı açıklamaları da değerlendirdi. Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’ın statüsüne ilişkin sözlerini olumlu bulduklarını belirten Karasu, bu söylemlerin pratiğe dönüşmesi gerektiğini ifade etti. “Devlet Bahçeli’nin söyledikleri anlamlı olabilir ama bunların iktidar politikası haline gelmesi gerekir. Eğer Bahçeli bir şey söylüyorsa Erdoğan’ın da bunu sahiplenmesi gerekir. Yoksa toplumda ‘Sadece konuşuluyor ama hiçbir şey yapılmıyor’ düşüncesi oluşur” dedi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da süreçle ilgili olumlu mesajlar verdiğini ancak bunun yeterli olmadığını savunan Karasu, “Bir buçuk yıldan fazla oldu. Sürekli süreç sahipleniliyor deniliyor ama ortada ciddi bir değişiklik yok. Özellikle muhataplık konusunda somut bir ilerleme görülmüyor. Muhataba yaklaşım değişmiyorsa, verilen mesajların da anlamı kalmaz” ifadelerini kullandı.</p>
<h3>"CHP'nin desteğini almak önemli"</h3>
<p>Karasu, CHP’ye yönelik operasyonları da sert sözlerle eleştirdi. Türkiye’de geçmişte de sert siyasi dönemler yaşandığını ancak bugünkü tabloyu farklı gördüğünü söyleyen Karasu, “60’ları da biliyoruz, 70’leri de biliyoruz, 12 Eylül dönemini de biliyoruz. Ama bu düzeyde bir yaklaşım görmedik” dedi.</p>
<p>Muhalefete yönelik baskının toplumsal desteği zayıflattığını savunan Karasu, “Barış ve Demokratik Toplum çağrısının toplumda daha geniş destek bulabilmesi için demokratik bir ortam gerekir. CHP gibi Cumhuriyet’in kurucu partisinin desteğinin alınması önemlidir” diye konuştu.</p>
<p>AKP’nin geçmişte muhalefeti sık sık “PKK ile ilişkilendirerek” baskı altına almaya çalıştığını öne süren Karasu, bugün de benzer bir yaklaşımın farklı yöntemlerle sürdüğünü savundu. “Eskiden herkesi PKK ile ilişkilendirerek bastırmaya çalışıyorlardı. CHP’yi, muhalefeti, DEM Parti’yi aynı fotoğrafın içine koyup toplumu etkilemeye çalışıyorlardı. Şimdi bunu eskisi kadar yapamıyorlar ama baskı farklı biçimlerde devam ediyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Karasu, seçim dönemlerinde muhalefeti hedef alan montaj görüntülerin ve videoların kullanıldığını da öne sürdü. “Bir seçim döneminde sahte videolarla CHP’yi hareketimizle yan yana göstermeye çalıştılar. Bugün ‘yapay zekâ’, ‘montaj’ deniliyor ama o dönem bunlar propaganda aracı olarak kullanıldı” dedi.</p>
<p>Muhalefete yönelik baskının sürmesi halinde demokratikleşme tartışmalarının inandırıcılığını kaybedeceğini savunan Karasu, “Eğer gerçekten destek isteniyorsa, o zaman desteğin oluşacağı demokratik zeminin yaratılması gerekir” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Karasu, iktidarın “silah bırakmanın tespit ve teyidi” yönündeki açıklamalarına da tepki gösterdi. Bu söylemlerin süreci ilerletmek yerine kamuoyunu oyalamaya yönelik olduğunu savunan Karasu, “Sanki Türkiye’ye silahlı girmişiz gibi konuşuyorlar. Biz şu anda dağdayız. Elbette silahlıyız. Kendimizi koruyacağız. Ama demokratik siyaset zemini oluşturulursa insanlar zaten siyaset yapar” dedi.</p>
<p>“Silah bırakmanın tespit edilmesi” tartışmalarını “demagoji” olarak nitelendiren Karasu, “Asıl mesele demokratik siyasetin önünü açacak yasal düzenlemelerin yapılmasıdır. Demokratik ortam oluşursa insanlar silahla değil siyasetle mücadele eder” diye konuştu.</p>
<p>İmralı görüşme notlarının zaman zaman kamuoyuna sızdırılması konusuna da değinen Karasu, notların eksik ya da bağlamından koparılarak servis edildiğini savundu. “Önderliğin değerlendirmelerinin bir bölümü kamuoyuna yansıtılıyor, diğer bölümü gizleniyor. Bu da doğal olarak farklı tartışmalara yol açıyor” dedi.</p>
<p>Bu durumun önüne geçmenin yolunun Abdullah Öcalan’ın kamuoyuyla doğrudan iletişim kurabilmesi olduğunu savunan Karasu, “Gazeteciler gidip soru sorabilmeli. Önder Apo basınla, siyasetçilerle, aydınlarla doğrudan görüşebilmeli. Bu olmadığı sürece bilgi kirliliği devam eder” dedi.</p>
<p>Karasu, Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu “demokratik entegrasyon” yaklaşımının da yanlış anlatıldığını söyledi. Demokratik entegrasyonun Kürtlerin taleplerinden vazgeçmesi anlamına gelmediğini belirten Karasu, “Kürt halkının diliyle, kültürüyle, kimliğiyle varlığını sürdürmesi anayasal güvence altına alınmalıdır. Demokratik entegrasyon dediğimiz budur” dedi.</p>
<h3>"Somut adım yok"</h3>
<p>AKP’nin bu konuda somut adım atmamasının sürece dair tartışmaları büyüttüğünü savunan Karasu, “Bir buçuk yıldan fazla oldu ama hâlâ somut gelişme görülmüyor. Bu da sürece yönelik güvensizliği artırıyor” diye konuştu.</p>
<p>Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşanan gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Karasu, özellikle “Arap Cumhuriyeti” vurgusu ve Kürtçeye yönelik uygulamaların bölgede yeni krizler yaratacağını savundu. “Orada sadece Araplar yaşamıyor. Kürtler, Türkmenler, Dürziler var. Kürtçeyi yok sayan bir anlayış çözüm getirmez” dedi.</p>
<p>Kürtçenin eğitim dili olarak kullanılmasına yönelik tartışmalara da değinen Karasu, “15 yıldır çocuklar kendi ana dillerinde eğitim görüyor. Şimdi bunu yok saymak mümkün değildir. Bu yaklaşım çözüm değil, yeni çatışmalar üretir” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Van Müftülüğü’ne atfedilen “hutbeler Türkçe olacak” yönündeki açıklamaları da değerlendiren Karasu, bunun “Kürt dili karşıtlığı” olduğunu söyledi. “Kürt sorununun çözümünün konuşulduğu bir dönemde böyle bir yaklaşım utanç vericidir. Bu dini değil, siyasi bir yaklaşımdır” dedi.</p>
<h3>"Gülistan Doku sadece kayıp meselesi değil"</h3>
<p>Karasu, hutbelerin yalnızca Türkçe okunmasının dayatılmasını eleştirerek, “Bölgedeki insanların önemli bir kısmı Türkçe bilmiyor. Buna rağmen ‘hutbeler Türkçe olacak’ demek açık bir dayatmadır” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Programın son bölümünde Gülistan Doku dosyasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Karasu, olayın yalnızca bireysel bir vaka olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Gülistan Doku dosyasının devletin Kürtlere yaklaşımının bir sonucu olduğunu savunan Karasu, “Bu mesele yalnızca bir kayıp dosyası değildir. Kürt kadınlarına ve Kürt toplumuna yönelik yaklaşımın yansımasıdır” dedi.</p>
<p>Kürt kadınlarının ve gençlerinin zaman zaman “aşağılayıcı” bir bakış açısıyla hedef alındığını öne süren Karasu, “Kürt kadınlarını istismar edilecek insanlar gibi gören bir anlayış var. Bu yaklaşımın toplum tarafından kabul edilmemesi gerekir” dedi. </p>
<p>Toplumun bu tür olaylara karşı daha güçlü tepki göstermesi gerektiğini savunan Karasu, “Kürt halkının buna sessiz kalmaması gerekir. Kadınlar, gençler ve toplum örgütlü şekilde bu anlayışa karşı durmalıdır” dedi.</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 12 May 2026 14:33:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Mehmet Türkmen 58 gün sonra hakim karşısında: Savcı ceza istedi, mahkeme beraat verdi]]></title><link>https://bianet.org/haber/mehmet-turkmen-58-gun-sonra-hakim-karsisinda-savci-ceza-istedi-mahkeme-beraat-verdi-319544</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/12/mehmet-turkmen-58-gun-sonra-hakim-karsisinda.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/mehmet-turkmen-58-gun-sonra-hakim-karsisinda-savci-ceza-istedi-mahkeme-beraat-verdi-319544</guid><description><![CDATA[BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in duruşması öncesi işçiler, sendika temsilcileri, siyasetçiler ve yakınları Gaziantep Adliyesi önünde bir araya geldi. Türkmen’in annesi “Oğlum işçinin, garibanın hakkını savunduğu için mi içeride?” diye sordu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Antep’te, Sırma Halı fabrikasında ücretlerini alamadıkları için eyleme çıkan işçilere destek verdiği için tutuklanan ve 58 gündür hapis tutulan BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen bugün hakim karşısına çıktı.</p>
<p>Duruşma öncesinde BİRTEK-SEN üyeleri, işçiler ile Türkmen’in yakınları Gaziantep Adliyesi önünde eylem yaptı.</p>
<p>Eyleme Türkiye’nin farklı illerinden ve Avrupa’nın farklı ülkelerinden işçi ve sendika temsilcileri ile siyasetçiler de destek verdi.</p>
<p>Evrensel'in aktardığına göre burada bir konuşma yapan BİRTEK-SEN Genel Sekreteri Mikail Kılıçalp, Mehmet Türkmen’in tutukluluğunun ve ona açılan davanın hukuki değil siyasi olduğunu söyledi.</p>
<p>“Mehmet Türkmen'in suçu maaşlarını alamayan işçilerle yan yana durmak, iş cinayetlerinin hesabını sormaktır.” diyen Kılıçalp, “Mehmet, 'Yasalar zenginler için geçerli değil' dediği için tutuklandı. Biz de soruyoruz: İşçinin tazminatına çöken, işten atan, emeğini gasp eden kaç patron bu kapıdan içeri girdi? Yanıltıcı olan bizim sözlerimiz değil, bu adaletsiz düzenin kendisidir" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Sırma Halı’nın AKP’ye yakın isimlerden Hanifi Şireci’ye ait olduğunu hatırlatarak “Sermaye sahipleri ve siyasal iktidarın ortak olduğu bu şebeke, bir düğmeye basarak sendikacıyı, gazeteciyi, siyasetçiyi tutukluyor. İş cinayetlerinin üstünü örtüyorlar. Her yıl 2000 işçinin canını alan bu düzenin dişlileri zarar görmesin diye Mehmet Türkmen susturulmak isteniyor. Ama bu mücadele her geçen gün daha da güçlenecek.” dedi.</p>
<h3>Bülent Duran: Hukuk, yaşamı ve hakları koruduğu sürece vardır</h3>
<p>Daha sonra söz alan Gaziantep Baro Başkanı Bülent Duran, “Bu tutuklama kararı şahsi değil, açlığa mahkum edilen, örgütlenmek isteyen tüm insanların iradesine vurulmuş bir kelepçedir.” diye konuştu. Hukukun yaşamı ve hakları koruduğu sürece var olduğunu söyledi.</p>
<p>Türkmen’in annesi Ayşe Türkmen de “Oğlum işçinin, garibanın hakkını savunduğu için mi içerde?” diye sordu. “Ben oğlumu almaya geldim, onu bırakmazlarsa Ankara’ya kadar giderim” dedi.</p>
<p>10 yıl önce Özmen İplik’te geçirdiği iş kazasında elini kaybeden Mustafa Alkurt da “Altmış yedi gün hastanede yattım. 14 operasyon geçirdim. Bu süre boyunca beni hiç kimse aramadı, ziyaret etmedi, destek olmadı. Bir tek Mehmet Türkmen yanıma geldi, beni haberlere çıkardı, beni Meclis’e gönderdi. Mehmet, bizim gibi işçilerin sesi oldu. Buradan Adalet Bakanı Akın Gürlek’e de sesleniyorum. ‘Vatandaşın bir talebi varsa çözeceğim’ demişti. Adalet talebimizi görün, hakkımızı verin” ifadelerini kullandı.</p>
<h3>Duruşma 30 kişilik salonda</h3>
<p>Açıklamanın ardından kitle duruşmayı izlemen için adliyeye girdi. Ancak duruşma salonunun 30 kişilik olması kitlenin duruşmayı takip etmesini engelledi. Avukatlardan dışarıda kalanlar oldu.</p>
<p>Mehmet Türkmen duruşma salonuna getirilirken, salondakiler tarafından alkışlarla karşılandı. </p>
<p>Türkmen, savunmasına uğradığı hukuki karmaşayı anlatarak başladı. Önce 'halkı kin ve nefrete sevk etmek' suçundan gözaltına alındığını, karakolda ise bu suçlamanın aniden 'halkı yanıltıcı bilgiyi yayma' suçuna dönüştürüldüğünü belirtti. Savcının bile hangi suçtan emin olmadığını söyleyerek, bu belirsizliğin aslında bir susturma yöntemi olduğunu vurguladı.</p>
<p>Soruşturmanın re'sen açıldığı söylense de Türkmen, bu sürecin asıl kaynağını fabrika içinden aldığı bilgilerle bildiğini söyledi:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Adım gibi biliyorum ki bu soruşturma Şireci patronunun şikayeti üzerine açıldı. Son 6 yılda 30 kez gözaltına alındım ve hepsi bir patronun telefonuyla oldu. Bir sendika genel başkanını gözaltına almak neden bu kadar kolay?”</em></p>
<h3>"İyilik olsun diye değil, soruşturma kapansın diye ev aldı"</h3>
<p>Türkmen, savunmasının devamında Şireci Tekstil’de kolu kopan işçiye dair konuştu. Patronun işçiye ev alarak şikayetini geri çektirdiğini, bunun bir hayırseverlik değil, adaletten kaçma yöntemi olduğunu söyledi:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Ahmet Şireci, işçilerin tazminatına çökmekle ünlüdür. O işçiye iyilik olsun diye değil, soruşturma kapansın diye ev aldı. İşçi şikayetçi olmadı diye delillerin karartıldığı, kan lekelerinin temizlendiği bir dosyada patron aklandı; ama ben o kopan kolun hesabını sorduğum için suçlu oldum.”</em></p>
<p>İSİG Meclisi’nin raporuna atıfta bulunan Türkmen, Gaziantep’te son 13 yılda en az 555 işçinin öldüğünü hatırlattı: </p>
<p>“Bu 555 ismin hepsi var. Bir tek patron hapis yatmadı, bir tek patron gözaltına alınmadı. Tekstil iş kolu en az riskli olanlardan biri olmasına rağmen neden her gün birinin eli, kolu kopuyor? Çünkü patronların kâr hırsı, işçinin canından kıymetli.”</p>
<h3>“Adalet güvenini daha fazla sarsmayın”</h3>
<p>Türkmen, savunmasını bitirirken “İki aydır sendikal görevimden ve ailemden uzağım. Patronlara ‘İstediğiniz kadar sömürün, konuşanı biz içeri atarız’ mesajı veriyorsunuz. Bu haksızlık bir an önce son bulmalı; zaten can çekişen adalet güveni daha fazla sarsılmamalıdır” dedi.</p>
<p>Avukatların beyanlarının ardından savcılık makamı esas hakkındaki mütalaasını sundu. Savcılık, 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçundan Mehmet Türkmen hakkında hapis cezası verilmesini talep etti. Kararını açıklayan mahkeme ise Türkmen’in beraatına hükmetti.</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 12 May 2026 14:16:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[17 Mayıs Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Defne Güzel, beraat etti]]></title><link>https://bianet.org/haber/17-mayis-dernegi-yonetim-kurulu-baskani-defne-guzel-beraat-etti-319543</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/12/17-mayis-dernegi-yonetim-kurulu-baskani-defne-guzel-ilk-durusmada-beraat-etti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/17-mayis-dernegi-yonetim-kurulu-baskani-defne-guzel-beraat-etti-319543</guid><description><![CDATA[Mahkeme heyeti, “genel ahlâka aykırılık” gerekçesiyle yargılanan Güzel’e “İnterseks nedir?” diye sordu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>17 Mayıs Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Defne Güzel’in “genel ahlâka aykırılık” gerekçesiyle yargılandığı davanın ilk duruşması bugün Ankara 74. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. </p>
<p>Duruşmayı AB Türkiye Delegasyonu, DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, Ankara, İstanbul, Diyarbakır ve İzmir barolarının LGBTİ+ hakları komisyon ve merkezleri, İngiltere, Fransa, Almanya, Hollanda, İrlanda, Norveç büyükelçilikleri, EŞİK Platformu, Af Örgütü, STGM, İnsan Hakları Gündemi Derneği, İnsan Hakları Okulu, CRD, Eğitim-Sen İstanbul 6 No'lu Şube Toplumsal Cinsiyet ve Akademik Özgürlük Komisyonu, Kaos GL, GALADER, ÜniKuir, CŞMD, Ankara Pride, İstanbul Pride, Muamma LGBTİ+, Özgür Renkler, DSİP, Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi, Hormon Hakkım Kolektifi, Kapsama Alanı, İnter Dayanışma, DEM Parti Ankara İl Örgütü, 20 Kasım Derneği, Hayvan Yaşam Özgürlük, ESHİD, TİHV, Murat Çekiç Derneği, Pembe Hayat ve Aramızda Derneği takip etti.</p>
<p>Duruşmayı izlemek için mahkeme salonuna sınırlı sayıda izleyici alındı.</p>
<a href='/haber/17-mayis-dernegi-baskani-defne-guzele-3-yila-kadar-hapis-istemiyle-dava-316384' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/02/05/17-mayis-dernegi-baskani-defne-guzele-3-yila-kadar-hapis-istemiyle-dava.jpg' alt='17 Mayıs Derneği Başkanı Defne Güzel’e 3 yıla kadar hapis istemiyle dava' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>17 Mayıs Derneği Başkanı Defne Güzel’e 3 yıla kadar hapis istemiyle dava</h5>
<div class='date'>5 Şubat 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Ortada bir suç yok”</h3>
<p><em>Kaos GL</em>’nin haberine göre, Güzel, savunmasında “<em>Derneğimiz cinsel yönelim, cinsiyet kimliği temelli ayrımcılıkla mücadele eder. Tüzüğümüzde amacımız budur. Bu yönde insan hakları faaliyetleri, kültür sanat çalışmaları yaparız. 2024 yılında İçişleri Bakanlığı’ndan rutin denetime geldiler. Denetimin ardından bir rapor hazırlandı. Bu raporda ‘Benim interseks hikâyem’ adlı çeviri bir yayına yer verildi,</em>” dedi.</p>
<p>Mahkeme heyeti, Güzel’e “İnterseks nedir?” diye sordu. </p>
<p>Güzel, “<em>İnterseks, kromozomal çeşitlilikle dünyaya gelen insanları ifade eder. Biz bu raporun çevirisini yayımladık. Amacımız eğitseldir. Zaten savcılıkça tayin edilen bilirkişi de broşürü uygun buldu. Ortada bir suç yoktur, soyut gerekçelerle yargılanıyorum. Beraatimi istiyorum</em>,” diye yanıt verdi.</p>
<h3>“Ortada gereksiz bir iddianame var”</h3>
<p>Esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, Güzel’in isnat edilen suçu işleme kastıyla hareket etmediği ve yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle beraatini talep etti.</p>
<p>Güzel’in avukatı Oya Aydın, esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasında “<em>Bu davanın en başında açılması hatadır ve ortada gereksiz bir iddianame vardır. LGBTİ+’ların haklarını savunan dernekleri denetlerken hiçbir hata bulunmaması üzerine internet sitesi üzerinden sanat ve edebi içerikli görsel suça konu edilmiştir. Mütalaaya katılıyoruz ve müvekkilimizin beraatini istiyoruz</em>,” ifadelerini kullandı.</p>
<div class="box-1">
<h3>Defne Güzel’in savunmasının tamamı</h3>
<p>Güzel’in savunmasının tamamı şöyle:</p>
<p><em>“3 yılı aşkındır 17 Mayıs Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve yaklaşık 6 yıldır Kaos GL Derneği bünyesinde çalışan bir hak savunucusuyum. Meslek hayatım boyunca LGBTİ+’ların maruz kaldığı hak ihlallerini raporladım ve izledim. Burada sadece bir sanık olarak değil; hem bir hak savunucusu hem de bu alandaki ihlallerden doğrudan etkilenen bir trans kadın olarak bulunuyorum. Davaya konu olan uluslararası yayın, sergi kataloğu ve sanatçı videosu, derneğimizin tüzüğünde açıkça belirtilen faaliyet alanı ve kuruluş amacı ile birebir örtüşmektedir. Söz konusu içerikler: Akademik ve Bilimseldir: İnterseks haklarına dair uluslararası literatürü yansıtmaktadır. Sanatsal ve İfade Özgürlüğü Kapsamındadır: Bir sanatçının varoluşsal sürecini ve toplumsal izlenimlerini aktarmaktadır.</em></p>
<p><em>Gerçekleştirdiğimiz her çalışma gibi bu çalışmalar da hem bilgim dahilindedir hem içerisinde yer almaktan mutluluk duyduğum çalışmalardır. Dosyada yer alan ve savcılık makamı tarafından görevlendirilen bilirkişi heyeti, bu içeriklerin dernek faaliyetleriyle ilişkili olduğunu ve suç unsuru taşımadığını açıkça teyit etmiştir. Bir fiilin suç teşkil edebilmesi için somut bir zararın veya tehlikenin varlığı gerekir. İddianamede bu içeriklerin toplumun veya bireylerin gelişimini olumsuz etkilediğine dair hiçbir somut, bilimsel veya hukuki veri yoktur. Soyut varsayımlarla burada yargılanıyorum.</em></p>
<p><em>Bu dava, şahsım nezdinde aslında anayasal güvence altındaki örgütlenme özgürlüğü ve hak temelli sivil toplum çalışmalarının kendisini hedef almaktadır. Derneğimizin rutin denetimler sonrası bu denli temel faaliyetler üzerinden suçlanması, ifade özgürlüğünün demokratik bir toplumdaki işleviyle bağdaşmamaktadır. Üzerime atılı suçu kabul etmiyorum. Zaten ortada bir suç değil, bir sivil toplum kuruluşu faaliyeti vardır. Hukuki dayanaktan yoksun bu iddialar karşısında beraatime karar verilmesini talep ediyorum.”</em></p>
</div>
<p>(TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 12 May 2026 14:15:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Türkiye operasının önde gelen isimlerinden Alis Manukyan toprağa verildi]]></title><link>https://bianet.org/haber/turkiye-operasinin-onde-gelen-isimlerinden-alis-manukyan-topraga-verildi-319541</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/12/turkiye-operasinin-onde-gelen-isimlerinden-alis-manukyan-topraga-verildi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/turkiye-operasinin-onde-gelen-isimlerinden-alis-manukyan-topraga-verildi-319541</guid><description><![CDATA[93 yaşında hayatını kaybeden sanatçı, AKM Yeşilçam Sinema Salonu’nda düzenlenen anma töreninde Türkiye ve yurt dışında bıraktığı eserleri ve yetiştirdiği seslerle anıldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin önemli opera sanatçılarından, Ermeni toplumunun yetiştirdiği isimlerden Alis Manukyan, dün (11 Mayıs) Feriköy Surp Vartanants Ermeni Kilisesi’nde düzenlenen cenaze töreniyle son yolculuğuna uğurlandı.</p>
<p>Sanatçı için aynı gün, AKM Yeşilçam Sinema Salonu’nda da bir anma töreni düzenlendi.</p>
<div class="box-13"><em>Beyoğlu Atlas Sineması’nda, 18 Şubat 2026’da Türkiye Ermeni Patrikhanesi tarafından “Onur Gecesi” düzenlenen sanatçı, 6 Mayıs’ta 93 yaşında hayatını kaybetmişti.</em></div>
<p>Onur gecesinin kapanış konuşmasını yapan <strong>Türkiye Ermenileri’nin 85’inci Patriği Sahak Maşalyan</strong>, Manukyan’ın mütevazı kişiliğine atıfla, bugüne dek Manukyan hakkında pek haber okumadıklarını, onun sessiz sedasız bir şekilde köşesine çekildiğini belirterek şöyle demişti:</p>
<p><em>“Sevgili Alis, hayattaki yaptığın en güzel şey kendini keşfetmen olmuş. Çünkü bir insanın hayatında iki büyük önemli gün vardır. Birisi doğduğu gün, ötekisi niçin doğduğunu anladığı gündür. Sen erken yaşlarda müzik için doğduğunu anlamışsın. Ailen de desteklemiş ve Tanrı vergisi yeteneğini geliştirmişsin. Yetenek tek başına işe yaramaz. Çalışmak, ter, gözyaşı, yorgunluk gerekir. Hepsinden geçmişsin. Kendin için, ailen için, halkın için, Türkiye için çok güzel bir kariyer edinmişsin. Bu gece ispatlandı ki Alis Manukyan o kadar da kolay unutulacak birisi değil. Senin hayatın ve etkilerin buradaki sanatçı dostlarda kendini gösteriyor.”</em></p>
<blockquote class="instagram-media" style="background: #FFF; border: 0; border-radius: 3px; box-shadow: 0 0 1px 0 rgba(0,0,0,0.5),0 1px 10px 0 rgba(0,0,0,0.15); margin: 1px; max-width: 540px; min-width: 326px; padding: 0; width: calc(100% - 2px);" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/reel/DU6g22KCNwr/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div style="padding: 16px;">
<div style="display: flex; flex-direction: row; align-items: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 40px; margin-right: 14px; width: 40px;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 100px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 60px;"> </div>
</div>
</div>
<div style="padding: 19% 0;"> </div>
<div style="display: block; height: 50px; margin: 0 auto 12px; width: 50px;"> </div>
<div style="padding-top: 8px;">
<div style="color: #3897f0; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: 550; line-height: 18px;">Bu gönderiyi Instagram'da gör</div>
</div>
<div style="padding: 12.5% 0;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: row; margin-bottom: 14px; align-items: center;">
<div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(0px) translateY(7px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; height: 12.5px; transform: rotate(-45deg) translateX(3px) translateY(1px); width: 12.5px; flex-grow: 0; margin-right: 14px; margin-left: 2px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(9px) translateY(-18px);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: 8px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 20px; width: 20px;"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 2px solid transparent; border-left: 6px solid #f4f4f4; border-bottom: 2px solid transparent; transform: translateX(16px) translateY(-4px) rotate(30deg);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: auto;">
<div style="width: 0px; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-right: 8px solid transparent; transform: translateY(16px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; flex-grow: 0; height: 12px; width: 16px; transform: translateY(-4px);"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-left: 8px solid transparent; transform: translateY(-4px) translateX(8px);"> </div>
</div>
</div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center; margin-bottom: 24px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 224px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 144px;"> </div>
</div>
<p style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; line-height: 17px; margin-bottom: 0; margin-top: 8px; overflow: hidden; padding: 8px 0 7px; text-align: center; text-overflow: ellipsis; white-space: nowrap;"><a style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 17px; text-decoration: none;" href="https://www.instagram.com/reel/DU6g22KCNwr/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" target="_blank" rel="noopener">TET Ajanda (@tet_ajanda)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<h3>“Güle güle gidin Digin Alis”</h3>
<p><strong>Opera sanatçısı Kevork Tavityan</strong>, sanatçının ardından yazdığı mesajda şöyle dedi:</p>
<blockquote>
<p>Alis Manukyan,</p>
<p>Siz benim hayatımı kökten değiştiren insanlardan birisiniz. Seyrettiğim ilk şan resitali, seyrettiğim ilk opera (Rigoletto, Gilda) sizin sesinizden ve o büyüleyici, harika duruşunuzdandı. Sizi sahnede görüp, sesinizi duyup etkilenmemek hayran olmamak mümkün değildi. Henüz bir lise öğrencisiydim. Sizi dinlediğim o ilk gece şöyle düşünmüştüm, bu bir meleğin sesi olmalı, ben de böyle sahneye çıkmak, aklımdakileri, ruhumdakini insanlarla paylaşmak istiyorum. Üstünden yaklaşık 45 yıl geçmiş olmasına rağmen kostümünüzün, mücevherlerinizin pırıltısı, güzelliği aklıma geldikçe o günün heyecanını hep hissederim. </p>
<p>Yıllar sonra sizinle aynı sahneye çıkma onuruna erdim. Kendimi sizinle aynı sahnede bulmak, sizinle aynı sahnede şarkı söylemek benim için  büyük bir hayat tecrübesi ve büyük bir ayrıcalıktı. Her zamanki nazik ve kucaklayıcı tavrınızla beni bir meslektaşınız olarak kabul ettiniz ve onurlandırdınız. Ben de hâlâ sizin çırağınız olarak önünüzde saygı ve sevgi ile eğiliyorum. Çok yaşa Diva. Güle güle gidin Digin Alis. Hep anılarımızda yer alacaksınız.</p>
</blockquote>
<div class="box-1">
<h3>Alis Manukyan hakkında</h3>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/05/adsiz-tasarim-2026-05-12t132516-204.jpg" alt="">
<figcaption><em>Sanatçının albüm kapaklarından biri.</em></figcaption>
</figure>
<p>Opera sanatçısı.</p>
<p>11 Haziran 1933’te İstanbul’da doğan sanatçı (Kolaratur Soprano), kuyumcu Artin Usta’nın kızıydı. İstanbul Konservatuarı’na kabul edildi ve ilk öğretmeni, “Bayan Ren Gelenbevi” oldu.</p>
<p>Konservatuvarı yüksek derece ile bitirdikten sonra (1959), özel bir bursla gittiği Amerika’da Miami (Ohio) Üniversitesi Yüksek Opera Bölümü’nden mezun oldu (1959/60). Miami Üniversitesince düzenlenen ses yarışmasına katılarak birinci oldu. Dora Lyon ve Otto Fröhlich gibi şan hocalarıyla çalıştı, aynı yıl Orta Amerika Şan Konkuru’nda birinci oldu.</p>
<p>Türkiye’ye dönüp İstanbul Devlet Operası’na solist olarak katıldı (1960). “Rigoletto”, “Lucia di Lamermoor (Lucia)”, “Sevil Berberi”, “Carmen” (Prasquita), “La Bohème” (Musetta), “Don Pasquale” (Norina), “Elixir damore”, “Figaro’nun Düğünü”, “Don Juan”, “Maskeli Balo”, “Romeo Jülyet”, “Anuş”, “Hoffman’ın Masalları”,“Olympia” operalarında başrolleri oynadı.</p>
<p>Romanya’ya gidip Bükreş’te George Eonescu Müzik Festivali'ne katılarak finale kaldı (1962). Bulgaristan’da “Yarasturey” adlı Bulgar eseriyle üçüncü oldu (1967). Aynı yıl Burgaz şehrinde “Rigoletto” operasında “Gilda”yı oynadı.</p>
<iframe style="border-radius: 12px;" src="https://open.spotify.com/embed/track/45BcbNRLz1YvroIM7NienU?utm_source=generator" width="100%" height="152" frameborder="0" allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" allowfullscreen="allowfullscreen" loading="lazy" data-testid="embed-iframe"></iframe>
<p>1969’da iki kez Romanya’ya davetli olarak gitti. Bükreş, Cluj, Yaş ve Tamişvar (Timisuara) Devlet Operalarında “Rigoletto” ve “Lucia” operalarında oynadı. İkinci kez Bulgaristan Devlet Operası tarafından Türkiye Dışişleri Bakanlığı kanalıyla “Rigoletto” operasını Sofya, Filibe ve Varna şehirlerinde oynamak üzere davet edildi (1971). Bu turne sonunda Bulgaristan Devlet Operası tarafindan Temmuz 1972'de yapılacak olan Varna Uluslararası Müzik Festivali’ne de çağrıldı. “Rigoletto" operasında Bulgaristan’ın ünlü sanatçılarından bas-bariton Nikola Snoçevski, Petko Marino, Nikolai Stoilov ve Reni Penkovalarla birlikte çaldı. 1973’te tekrar Bulgaristan’a davet edilerek bu kez Burgaz ve Rusçuk’ta “Rigoletto”da oynadı, ayrıca 1974’te Burgaz, Varna ve Plevne’de “Sevil Berberi” ve “Don Pasquale” operalarında başrolleri oynadı.</p>
<p>Yurt içinde ve yurt dışında (Avrupa ve Amerika’nın çeşitli ülkelerinde) sayısız şan resitalleri veren sanatçı, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ve İzmir Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde konserler verdi. 1960 yılından sonra İstanbul Devlet Operası sürekli solistlerinden oldu. Devlet Operası’nda şan hocası Belkıs Aran’la çalıştı.</p>
<p>Lied’lerle de başarılı bir sanatçı olan Manukyan, özellikle Schubert, Debussy, Ravel, Strauss ve Mozart’ın eserlerinde bilgisini ve ses kalitesini ortaya koydu.</p>
<p>6 Mayıs 2026’da vefat etti. </p>
</div>
<p><strong><em>Kaynak: Agos Gazetesi, Adalar Müzesi Adalar Veri Tabanı, Luys TV, Kevork Tavityan’ın Instagram hesabı.</em></strong></p>
<p>(TY)</p><script async="" src="//www.instagram.com/embed.js"></script>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 12 May 2026 13:45:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Hatimoğulları'ndan süreç mesajı: Olmazları sonraya bırakalım, olurları öne alalım]]></title><link>https://bianet.org/haber/hatimogullari-ndan-surec-mesaji-olmazlari-sonraya-birakalim-olurlari-one-alalim-319542</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/12/hatimogullari-ndan-surec-mesaji-olmazlari-sonraya-birakalim-olurlari-one-alalim.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/hatimogullari-ndan-surec-mesaji-olmazlari-sonraya-birakalim-olurlari-one-alalim-319542</guid><description><![CDATA[DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde yaşanan durağanlığın aşılması gerektiğini belirterek, siyasi aktörler ve sivil toplum arasında köprü kuracak bir mekanizma çağrısı yaptı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin haftalık Meclis grup toplantısında güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Konuşmasına 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’nı kutlayarak başlayan Tülay Hatimoğulları’nın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:</p>
<a href='/haber/dargecit-in-cocuklari-davut-seyhan-ve-nedim-313052' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/10/30/dargecit-in-cocuklari-davut-seyhan-ve-nedim.png' alt='Dargeçit&#39;in çocukları: Davut, Seyhan ve Nedim' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Dargeçit'in çocukları: Davut, Seyhan ve Nedim</h5>
<div class='date'>30 Ekim 2025</div>
</div>
</a>

<h3>Dargeçit JİTEM Davası</h3>
<p>"Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne geçmeden önce, bu sürece gölge düşüren bir yargı kararından bahsetmek istiyorum.</p>
<p>Dargeçit JİTEM Davası’nda Yargıtay 1. Ceza Dairesi, "zamanaşımı" süresinin dolduğu gerekçesiyle davayı düşürdü. Adalet Bakanı daha yeni açıkladı; "Faili meçhullerle ilgili bakanlık bünyesinde birim kurduk" dedi. </p>
<p>Biz bu kararı olumlu karşılamıştık. Ancak bu kararın verilmesi, yapılan işlerin bir imaj çalışması olduğunu gösteriyor. Eğer gerçekten faili meçhullerle yüzleşmek istiyorsanız bilin ki insanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımı olamaz."</p>
<a href='/haber/ocalan-benim-statum-ayni-zamanda-kurtlerin-statusu-317364' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/04/ocalan-benim-statum-ayni-zamanda-kurtlerin-statusu.webp' alt='Öcalan: Benim statüm aynı zamanda Kürtlerin statüsü' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Öcalan: Benim statüm aynı zamanda Kürtlerin statüsü</h5>
<div class='date'>4 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"Süreç bir müddettir durağan"</h3>
<p>"Barış anneleri geçen hafta siyasi partileri ziyaret etti. Meclis’e ve siyasi partilere bırakılan tülbentler bir çağrıdır. Kürt geleneğinde kadınların kavga alanına attığı tülbent, sulha davettir.</p>
<p>O tülbentler bugün Meclis’te barış yasasının çıkarılması talebidir. O tülbentlerin gösterdiği yol, barışın kapılarının açılmasını sağlar. Annelerin bizlere teslim ettiği beyaz tülbentleri barışın vesikası yapacağımızın sözünü veriyoruz. Süreç bir müddettir durağan. Bu yavaşlama halinden çıkılmalı. İvmenin artması için çaba içindeyiz, somut öneriler ortaya koyuyoruz.</p>
<p>Geçen hafta bazı mekanizmaların kurulması için biz de bazı siyasi partiler de açıklamalar yaptık. İsim tartışılabilir, içerik tartışılabilir. Ama tartışılamayacak bir gerçek var: Siyaset kurumu, taraflar, aktörler ve sivil toplum arasında köprü kuracak, mekik dokuyacak bir mekanizmaya ihtiyaç var."</p>
<a href='/haber/temelli-den-surec-cagrisi-duzenlemeler-bayramdan-once-meclise-gelmeli-319118' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/27/sezai-temelli-den-surec-cagrisi-duzenlemeler-bayramdan-once-meclise-gelmeli.png' alt='Temelli&#39;den ‘süreç’ çağrısı: Düzenlemeler bayramdan önce Meclis’e gelmeli' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Temelli'den ‘süreç’ çağrısı: Düzenlemeler bayramdan önce Meclis’e gelmeli</h5>
<div class='date'>27 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"Barış takvimini çıkaralım"</h3>
<p>"Hem bugünkü tıkanıklığı giderecek hem de ileride çıkabilecek sorunları yönetecek bir yapıya ihtiyaç var. Önemli bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum: Kurulacak bu mekanizma, sürecin siyasi muhataplığını da üstlenebilir.</p>
<p>Bu mekanizmaya dair tartışma, Komisyon Raporu’nun yasalaşma sürecini asla geciktirmemeli. Bu iki mesele eş güdüm içinde, birbirini tamamlayarak ilerlemeli. Biri diğerinin bekletilme gerekçesi yapılmamalı.</p>
<p>Sayın Kurtulmuş’a önerimiz şudur: Tüm programlarınızı bir kenara bırakın. Meclis’in başında durun. Raporun yasalaşması için itici güç olun. Meclis’te istişare edelim. Olmazları sonraya bırakalım, olurları öne alalım. Buradan ilerleyelim, tıkanıklığı aşalım."</p>
<a href='/haber/dem-parti-den-cevdet-yilmaza-yanit-baris-konusunda-piril-piril-bir-netlige-sahibiz-318612' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/11/hatimogullarindan-cevdet-yilmaza-yanit-baris-konusunda-piril-piril-bir-netlige-sahibiz.png' alt='DEM Parti&#39;den Cevdet Yılmaz’a yanıt: Barış konusunda pırıl pırıl bir netliğe sahibiz' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>DEM Parti'den Cevdet Yılmaz’a yanıt: Barış konusunda pırıl pırıl bir netliğe sahibiz</h5>
<div class='date'>11 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"Hakkari’de seçilen her belediye eş başkanımız cezaevi gördü"</h3>
<p>"Geçen hafta Van Cezaevi’nde Hakkari Belediyemizin mevcut eş başkanı Mehmet Sıddık Akış’ı ve önceki dönem eş başkanı Cihan Karaman’ı ziyaret ettik. 2014’ten bu yana Hakkari’de seçilen her belediye eş başkanımız cezaevi gördü. Her seçimden sonra halkın iradesi kelepçelendi, mazbatanın yerine kayyım konuldu."</p>
<p>"Kürt meselesi, sandığa giden Kürdün iradesinin cezaevine atılmasıyla sembolleşti. Hukuk bunun neresinde? Bu zulümdür, bu seçilmişe müdahaledir. Tüm tutuklu seçilmişler derhal serbest bırakılmalı, kayyım zulmü artık bitmeli. Halkın iradesine ve sandığa saygı gösterilmeli. Bütün seçilmişler görevlerine iade edilmelidir."</p>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 12 May 2026 13:13:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bolu Belediyesi ve bağlı şirketlere jandarma operasyonu]]></title><link>https://bianet.org/haber/bolu-belediyesi-ve-bagli-sirketlere-jandarma-operasyonu-319540</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/12/bolu-belediyesi-ve-bagli-sirketlere-jandarma-operasyonu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/bolu-belediyesi-ve-bagli-sirketlere-jandarma-operasyonu-319540</guid><description><![CDATA[Bolu İl Jandarma Komutanlığı ekiplerinin gerçekleştirdiği çalışma çerçevesinde Mali Hizmetler Müdürlüğü, Satın Alma Birimi ve Bol-Tur A.Ş.’de incelemeler yapıldığı bildirildi. Arama faaliyetlerinin gün boyunca devam ettiği öğrenildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Bolu Belediyesi ile belediyeye bağlı Bol-Tur A.Ş.’ye sabah saatlerinde jandarma ekipleri tarafından operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında belediye binasında ve şirket merkezinde geniş çaplı arama başlatıldı.</p>
<p>Bolu İl Jandarma Komutanlığı ekiplerinin gerçekleştirdiği çalışma çerçevesinde Mali Hizmetler Müdürlüğü, Satın Alma Birimi ve Bol-Tur A.Ş.’de incelemeler yapıldığı bildirildi. Arama faaliyetlerinin gün boyunca devam ettiği öğrenildi.</p>
<h3>BOLSEV A.Ş.’ye geçici kayyım atandı</h3>
<p>Operasyonla eş zamanlı olarak, Bolu Belediyesi’ne bağlı şirketlerden BOLSEV A.Ş.'a da kayyım atandı. Şirketin faaliyetlerinin kesintiye uğramaması amacıyla, yönetim kurulunun talebi üzerine mahkeme kararıyla geçici kayyım heyeti görevlendirildi.</p>
<p>Karar doğrultusunda, BOLSEV A.Ş.’nin yönetimi geçici olarak bir avukat ve bir muhasebeciden oluşan heyete bırakıldı. Kayyım heyetinde Avukat Zuhal Demirci ve Muhasebeci Nursel Bozkan Koç’un yer aldığı belirtildi.</p>
<h3>Süreç nasıl gelişti?</h3>
<p>Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın 2 Mart 2026 tarihinde İçişleri Bakanlığı kararıyla görevden uzaklaştırılmasının ardından, BOLSEV Vakfı’na bağlı ticari faaliyetleri yürüten BOLSEV A.Ş.’nin işleyişinde aksamalar yaşandığı ifade edildi.</p>
<p>Bu süreçte şirket yönetimi, faaliyetlerin sürdürülebilmesi ve ticari işlemlerin sekteye uğramaması için mahkemeye başvurdu. Mahkeme ise başvuruyu kabul ederek şirkete geçici kayyım atanmasına hükmetti.</p>
<p>Kayyım heyetinin geçtiğimiz Cuma günü (8 Mayıs 2026) şirket merkezine gelerek görevine başladığı aktarıldı.</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 12 May 2026 13:01:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Nakba hafızasını oyuna dönüştürmek: 'Dreams on a Pillow' için yeni destek çağrısı]]></title><link>https://bianet.org/yazi/nakba-hafizasini-oyuna-donusturmek-dreams-on-a-pillow-icin-yeni-destek-cagrisi-319539</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/yazi/2026/05/12/nakba-hafizasini-oyuna-donusturmek-dreams-on-a-pillow-icin-yeni-destek-cagrisi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/yazi/nakba-hafizasini-oyuna-donusturmek-dreams-on-a-pillow-icin-yeni-destek-cagrisi-319539</guid><description><![CDATA[Toplanacak destekler, Filistin tarihini yansıtacak sanat tasarımına, oyun mekaniklerine ve hikâye kurgusuna harcanacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Geçen yıl, Filistin hafızasını dijital bir anlatı alanında yeniden kurmaya çalışan bilgisayar oyunu projesi “Dreams on a Pillow”dan (Yastık Üzerindeki Düşler) <a href="https://bianet.org/yazi/bir-bilgisayar-oyunu-ile-nakba-hafizasini-geri-cagirmak-303385" target="_blank" rel="nofollow noopener">söz etmiştik</a>. Filistinli oyun geliştiricisi Rasheed Abueideh’in başlattığı proje, Nakba’yı yalnızca tarihsel bir olay olarak değil, kuşaklar boyunca taşınan bir hafıza, kayıp ve yerinden edilme deneyimi olarak oyunculara aktarmayı hedefliyordu.</p>
<p>Bugün bu proje yeni bir eşiğe gelmiş durumda. İlk kitle fonlaması kampanyasında gösterilen uluslararası dayanışma sayesinde “Dreams on a Pillow”, vaat edilen hedeflere zamanında ve bütçe sınırları içinde ulaşarak ön üretim sürecini başarıyla tamamladı. 12 kişilik bir çekirdek ekip kurularak oyunun teknik ve sanatsal altyapısı inşa edildi. Şimdi ise oyunun tam üretime geçip tamamlanabilmesi için ikinci bir destek kampanyası başlatıldı.</p>
<a href='/yazi/bir-bilgisayar-oyunu-ile-nakba-hafizasini-geri-cagirmak-303385' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2025/01/06/bir-bilgisayar-oyunu-ile-nakba-hafizasini-geri-cagirmak.jpg' alt='Bir bilgisayar oyunu ile Nakba hafızasını geri çağırmak' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>DREAMS ON A PILLOW</h6>
<h5 class='headline'>Bir bilgisayar oyunu ile Nakba hafızasını geri çağırmak</h5>
<div class='date'>7 Ocak 2025</div>
</div>
</a>

<h3>Tantura’dan Lübnan’a: Yaşayan bir hafıza</h3>
<p>Oyunun güncel tanıtımında hikâye Khadra adlı genç bir kadın üzerinden kuruluyor. Khadra, 1948 Nakba’sı sırasında bir katliamdan kaçarken bebeği sandığı bir yastığı yanına alıyor. Filistin’den Lübnan’a uzanan bu yolculukta gerçeklik, hatıralar, düşler ve kâbuslar birbirine karışıyor. Ekip, bu üç farklı katmanı (Gerçeklik, Düşler ve Kâbuslar) oyunun görsel diline de yansıtmayı başarmış durumda. Khadra’nın gençlik yıllarına kadar evi olan ve oyunun neredeyse yarısına ev sahipliği yapan Batı Filistin’deki balıkçı kasabası Tantura, tarihsel verilere ve belgelere dayanılarak özenle modellenmiş.</p>
<p>Khadra’nın yolculuğu, oyuncuyu Siyonist çalışma ve hapishane kamplarından, düşmüş şehirlere ve Lübnan’a uzanan bir coğrafyada, tarihin en büyük kitlesel mülksüzleştirme pratiklerinden biriyle yüzleştiriyor. Böylece Khadra’nın kucağındaki yastık, yalnızca bir nesne olmaktan çıkıp kaybedilen evin, yarıda kalan hayatın ve hâlâ taşınan Filistin düşlerinin simgesine dönüşüyor.</p>
<p>Oyun, Nakba’yı ansiklopedik bir tarih anlatısına sıkıştırmak yerine, oyuncuyu yerinden edilmenin ruhsal ve bedensel deneyimiyle de karşı karşıya bırakıyor. Khadra’nın geçmişe, çocukluk hatıralarına ve yıkılan gündelik hayata dönüşleri, Filistin’in yalnızca felaketle değil, o felaketin yok etmeye çalıştığı yaşamla da hatırlanması gerektiğini gösteriyor.</p>
<p><iframe title="YouTube video player" src="https://www.youtube.com/embed/bKwd48ErOPk?si=BkokRhuFbTKBPTpE" width="560" height="315" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="allowfullscreen" loading="lazy"></iframe></p>
<h3>Oyun endüstrisinin sessizliği ve “insan eliyle” üretim ısrarı</h3>
<p>İkinci destek çağrısı, Filistinli bir anlatının oyun endüstrisinde kendine yer açabilmesi için yürütülen mücadelenin doğrudan bir devamı. Dünyanın Filistin’de yaşananlara tanıklık etmesine ve küresel desteğin artmasına rağmen, ana akım oyun endüstrisi Filistinli bir oyunla yan yana gelmekten özenle kaçınıyor. Başarılı geçen ilk fonlama aşamasına ve ortaya konan somut işe rağmen yayıncılar ve yatırımcılar projeyi ısrarla görmezden geliyor, reddedilme gerekçesini bile yazılı olarak sunmaktan kaçınıyorlar.</p>
<p>Rasheed Abueideh daha önce “Liyla and the Shadows of War” ile Gazze’de savaş altında hayatta kalmaya çalışan bir ailenin hikâyesini anlatmış, bu oyun yayımlanma sürecinde “fazla politik” bulunarak engellerle karşılaşmıştı. “Dreams on a Pillow” da benzer bir kurumsal sansür duvarına çarpıyor. Bu nedenle kitle fonlaması, oyunun hayatta kalması için bir seçenek değil, tek yol.</p>
<p>Geliştirici ekibin bu süreçte sergilediği bir diğer önemli politik duruş ise üretken yapay zekâ araçlarını reddetmeleri. Ekip, insana dair bir tarihin ancak insan sesiyle ve emeğiyle anlatılabileceğine inanıyor. İnternetteki Nakba içeriklerinin yapay zekâ veri setlerinde nasıl sansürlendiği, sterilize edildiği ve Siyonist işgal gerçeğini anlatan içeriklerin nasıl filtrelendiği düşünüldüğünde, “Dreams on a Pillow”un “insan eliyle” üretilmekteki bu ısrarı, dijital sömürgeciliğe karşı da bir direniş pratiği olma özelliği taşıyor.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/05/dreams-on-a-pillow-3.png" alt=""></p>
<h3>Dayanışmayı büyütmek</h3>
<p>Artan maliyetler nedeniyle, oyunun 18 aylık geliştirme sürecini tamamlayıp 2027 (veya en geç 2028) yılında yayımlanabilmesi için 400 bin dolarlık yeni bir hedef var. Toplanacak destekler, Filistin tarihini yansıtacak sanat tasarımına, oyun mekaniklerine ve hikâye kurgusuna harcanacak.</p>
<p>Bu dayanışmayı büyütmenin birden fazla yolu var. Kampanyaya maddi destekte bulunmak ve bu çağrıyı daha geniş kesimlere duyurmak en doğrudan yöntemler. Bunun yanı sıra, “Dreams on a Pillow”un <a href="https://store.steampowered.com/app/4438850/Dreams_on_a_Pillow/" target="_blank" rel="noopener">Steam sayfası</a> da açılmış durumda. Oyun henüz yayımlanmadı ancak Steam üzerinden istek listesine eklemek de algoritmik görünürlüğü artırmak ve sansürü aşmak için kritik bir destek biçimi.</p>
<p>Nakba, Filistinlilerin bugünkü yaşamını, hafızasını ve direnişini şekillendiren süreklileşmiş bir yerinden edilme deneyimi. Bu yüzden “Dreams on a Pillow”a destek vermek, yalnızca bağımsız bir oyunun tamamlanmasına katkı sunmak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda Filistinlilerin kendi hikâyelerini kendi araçlarıyla, her türlü kurumsal ve algoritmik sansüre rağmen anlatma hakkına sahip çıkmak anlamına geliyor.</p>
<p>İlk eşik aşıldı; şimdi bu hikâyenin tamamlanabilmesi ve dünyaya ulaşabilmesi için ikinci dayanışma eşiği var.</p>
<p>Oyunun LaunchGood’da yayımlanan destek sayfasına ulaşmak ve katkı sunmak için tıklayınız:<a href="https://www.launchgood.com/v4/campaign/dreams_on_a_pillow__a_videogame_experience_about_the_1948_nakba_based_on_a_true_story" target="_blank" rel="noopener"> </a><a href="https://www.launchgood.com/v4/campaign/dreams_on_a_pillow__a_videogame_experience_about_the_1948_nakba_based_on_a_true_story" target="_blank" rel="noopener">Dreams on a Pillow - LaunchGood</a></p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/05/422904-body-422904-body-image2.png" alt=""></p>
<p>(DS/VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 12 May 2026 12:45:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Engelliler Haftası’nda bağımsız yaşamak üzerine]]></title><link>https://bianet.org/yazi/engelliler-haftasinda-bagimsiz-yasamak-uzerine-319537</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/yazi/2026/05/12/engelliler-haftasinda-bagimsiz-yasamak-uzerine.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/yazi/engelliler-haftasinda-bagimsiz-yasamak-uzerine-319537</guid><description><![CDATA[Engelliler Haftası, bağımsız yaşam hakkını yalnızca bireysel bir tercih olarak değil; kentlerin, evlerin, sokakların ve mekânların sağlamcı akıldan arındırılması gereken toplumsal bir sorumluluk olarak yeniden düşünmeye çağırıyor. Erişilebilir olmayan yaşam alanları, engellileri yalnızca dışarıda bırakmıyor; bağımsız yaşama hakkını da fiilen ortadan kaldırıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İnsanın bir evde yaşama hikayesi, yeni taş devrine (neo-litike) kadar gidebilir hatta insanın söz konusu tarım devrimi ile kendisini tamamen evcilleştirdiği de iddia edilebilir.</p>
<p>Öncesinde doğada çeşitli şekillerde yaşayıp var olabilen insan, gelinen aşamada sadece bir gece ev veya benzeri bir yerde kalamazsa varoluşsal bir bunalım riski almış oluyor. Bunu deprem sonralarında çaresizce “çürük” binalarımıza dönme halimizden biliyoruz.</p>
<p>Evde yaşam formu; dönüşümlerine rağmen binlerce yıl tek katlı, merdivensiz ve geniş aile formatlarında devam etti. Kısmen doğal yaşam alanları ve kırsallıkla iç içeydi. </p>
<p>Sanayi devrimine kadar egemen olan kırsal yaşam formu içerisinde çok katlı evler ve yapılar çok istisnai oldu. Kale, katedral ve saray gibi yapılar dışında halkın büyük çoğunluğu “ikinci katı olmayan” evlerde ve “çekirdeği aşan ölçeklerle” birlikte yaşıyordu. Doğayla aramıza duvar olan evlerin kat sayısı hayal gücümüzün ötesinde bir hızla arttı. Kapitalizmin, endüstrileşmenin aile/ev formu olan çekirdek/apartman dairesi formu son 200 yıl içerisinde temel form halini aldı ve 2000'lerden sonra toplu konut ve siteleşme ile çekirdek aile dışındaki birlikte yaşam formları istisnai hale geldi. Şimdilerde her tarım arazisinin yanı başında TOKİ’ler yükseliyor ve toplumun çok önemli bir kesimi buralardan bir daire kapma yarışına girişiyor!<br><br>Kapitalizmin getirdiği bireycilik veya kolektiflikten kaçışın sonu ve “bağımsız yaşamın, yalnız yaşamak olarak kodlanması, özgürlük ile yalnızlığın birbiri ile karıştırılması” bu formları tartışmasız hale getirdi. Gelinen aşamada apartman dışında yaşamak “lüks”, çekirdek aileyi aşan birlikte yaşamak ise  imkansız gibi görülmektedir. Tüm işsizlik ve yoksulluk oranlarına rağmen insanlar ayrı ayrı yaşamayı daha çok tercih ediyor.</p>
<p>Toplumun çok önemli bir bölümü kırsaldan adeta kaçar gibi göç ederken, kapitalizm makineleri olarak ulusal ve uluslararası şirketler kırsalı vahşi bir şekilde işgal ediyor. Bu yaşam formunda insanların büyük bir kesimi çaresiz bir şekilde çok katlı betonarme evlerin bir bölümünde yaşamaya katlanmak zorunda bırakılıyorlar. Ancak yaşlılar, engelliler, çocuklar ve evcil hayvanlar için “büyük bir kapatılmaya” alan açan bu yaşam formu, acaba kimler için bağımsız yaşama alanı oluyor?</p>
<p>Mimar, mühendis ve müteahhit kelimelerinin etimolojik açıdan bakıldığında dahi eril olmaları tesadüf değildir. Egemen mühendislik/müteahhitlik aklı; eril, cinsiyetçi, türcü ve sağlamcı olduğundan, inşa edilen yaşam alanları için metrekare hesapları ile hareket etmekte, rant önceliği dışında çok az toplumsal hassasiyeti esas almaktadır. Son yıllarda bu alanlarda kadın katılımı kısmen artmışsa da maalesef “eril, sağlamcı, cinsiyetçi ve türcü zihniyet” kendini güçlü bir şekilde yeniden üretmekte/inşa etmektedir.</p>
<p>1999 İstanbul-Kocaeli depremlerini milat kabul etsek dahi içinde yaşadığımız ülkedeki bina stoğunun önemli bir bölümü son çeyrek yüzyılda yapılmıştır diyebiliriz. 2023 Şubat depremleri milyonlarca insanın bu korkunç tablo ile bir kere daha yüzleşmesi gerektiğini hatırlatmasına rağmen yapılan yapılara, binalara ve sosyal yaşam mekanlarına bakınca karşımıza engelliliği, yaşlılığı ve birlikte ortakça yaşamı yok sayan “sağlamcı” bir zihniyetin “çürüklüğü” dışında bir şey çıkmıyor.</p>
<p>Bugün Türkiye’nin herhangi bir kentinde engellinin sorunsuz bir şekilde gidebileceği tek bir restoran yoktur. Daha evden çıkarken asansör ve rampanın uygun olması, kaldırımda sorunsuz ilerleyebilmesi, sokakta ve toplu taşımada sağlamcıların mikro şiddet formları ve söylemlerine maruz kalmaması, toplu(m) taşıma araçlarında sesli-görsel-fiziki erişilebilirlik koşullarının yerine getirilmiş olması, gittiği mekanların/yaşam alanlarının rampa/geçit/asansör/WC/park yerlerinin sağlamcılıktan arındırılmış olması gerekiyor.</p>
<h3>Herkesin bağımsız yaşam hakkı için zihinsel dönüşüm gerekli</h3>
<p>Milyonlarca lira harcanarak dizayn edilen on binlerce restoranın WC’lerine tekerlekli sandalye kullanıcısı olan bir bireyin (bazen yaşlı, bazen engelli, bazen hasta) gelebilme olasılığını düşünemeyen bir akılla karşı karşıyayız. Burada söz konusu olan “sağlamcı düşüncesizlik” aslında “Bu saatte orada ne işi var” sorusunu soran cinsiyetçilik ile yakınlık içindedir. Tekerlekli sandalye, koltuk değneği, beyaz baston kullanıcısı bir bireyin bir mekana gelebileceğini düşünememek, o kişiler açısından ne kadar onur kırıcı bir durum olduğunu ve dışarıya çıkmasını yasaklamakla eş değer olduğunu kavrayamamak sadece kendini merkeze alan kapitalist bireyin/bireyciliğin normalliğidir. Ona görse norm(al) o’dur. Onun dışındaki bedenler, cinsiyetler, türler, renkler, yönelimler ve her türlü yaşam tarzları norm dışıdır, (a)normaldir. Daha korkunç olanı ise “gel seni taşıyalım” diyen zararlı ve onur kırıcı yardımseverliktir.</p>
<p>Peki bebekleri, çocukları, hastaları, yaşlıları ve engellileri yok sayarak mekanları inşa edenlerin cümlemize günde beş vakit sunduğu “Bağımsız Yaşamak Reklamlarının” hedef kitlesi hangi toplum kesimleridir? Başta engelliler olmak üzere bu toplum kesimlerinin bağımsız yaşama ve bağımlı olmadan yaşama hakkı nasıl korunabilir? Sanıldığı kadar maliyetli veya zor bir konu mudur yoksa sağlamcılık nedeniyle ön-görülmeyen planlamaların/tekrarların sonuçları mıdır yaşadıklarımız!</p>
<p>Bir mekanı veya yaşam alanını erişilebilir yapmanın ilk şartı orada yaşayan ve çalışan kişileri sağlamcılıktan arındırma ve engelli hakları bilinci kazandırmaktır. Bu koşul olmadan engellilerle karşı karşıya gelen sağlamcı bireyler bilerek veya bilmeyerek üstenci ve rahatsız edici bir tutum sergilemektedir.</p>
<p>Engellilerin bir mekana/restorana/sinemaya/tiyatroya sorun yaşamadan ve sağlamcı ayrımcılığa maruz kalmadan  gidebilmesi veya evrensel erişilebilirlik koşulları için bir mekanın bütüncül bir erişilebilirlik anlayışına sahip olması gerekir. Mekan girişi güvenli olmalı, rampalı ya da zemine sıfır giriş olmalıdır. Birçok yerde rampalar usulen veya yük taşıma amacıyla yapıldığı için uygun eğimde değil, kaymaz yüzeyli değil ve korkuluklu değildir. Mekan/asansör/araç kapılarının tekerlekli sandalye veya koltuk değneği kullanıcılarının geçişine uygun genişlikte ve sensörlü/duyarlı olması gerekmektedir.</p>
<p>Bebek arabası ile gelmiş bir ebeveyn, tekerlekli sandalyesi ile gelmiş bir yaşlı, beyaz bastonuyla gelmiş bir kör veya koltuk değneği ile gelen ortopedik engelli bir birey için koridor geçişleri, masa aralıkları uygun şekilde ayarlanmış olmalıdır.</p>
<p>Mekanlarda WC tasarımı evrensel kullanıma uygun olmalıdır. Sadece alafranga klozet konulması bir WC’yi erişilebilir hale getirmez. WC’lerde tutunma barları, geniş dönüş alanı ve acil çağrı sistemi bulunmalıdır. Işığın ve su akışının sensörlü olması hem hijyen ve tasarruf açısından hem de erişilebilirlik açısından faydalı olmaktadır.  Erişilebilir WC’lerin kapıları dışa açılmalı veya sürgülü olmalıdır. Ya tüm WC’ler erişilebilir hale getirilmelidir ya da bu konuda farklı görüşler olsa da bence engelli WC’leri de kadın-erkek diye ayırılmalıdır. WC’lerde el yıkama lavaboları ve aynalar uygun yükseklikte olmalıdır.</p>
<p>Görme engelliler için personelin özgün yönlendirme eğitimi alması gerekebilir.  Yine hissedilebilir yüzeyler ve yönlendirme çizgilerinin varlığı, menülerin büyük puntolu, Braille veya dijital sesli versiyonları olması görme engellilerin bağımsız hareket imkanlarını arttırır. Parlak ve süslü mekanlar çoğu zaman erişilebilirliği anlamsız bir şekilde zorlaştırmaktadır. Mekanlarda kaymaz ve kolay temizlenebilir zeminler tercih edilmelidir. İşitme engelliler için personel temel işaret dili bilgisine sahip olabilir. Zaten toplamda 5-10 cümle ile kurulan diyalog için çok büyük programlar ve maliyetler gerekmemektedir. “Hoş geldiniz, ne sipariş edersiniz, e-menümüz şudur, afiyet olsun, teşekkürler ve yine bekleriz” gibi cümleleri genel kültür düzeyinde herkes kurabilmelidir.</p>
<p>Yine görsel çağrı sistemlerini/menüleri/QR ekranları/web sipariş ekranları/siteleri kurmak söz konusu bilişim çağında sadece planlama ve ön-görü meselesidir. Mekanlardaki ışık-müzik-ses ve aydınlatma seviyesinin iletişimi zorlaştırmaması birçok engel grubu ve daha kapsamlı toplum kesimleri için gereklidir. Otistikler için daha sakin ve tercih edebilecekleri yerler düzenlenebilir. “Aile yerimiz mevcuttur” ibaresini koymak yerine “Mekanımız her toplum kesimi için erişilebilirdir” diyebileceğimiz bir gelecek inşası hepimizi bekliyor. Evlerden çıkabilmek, sokaklara, mekanlara ve doğaya yeniden ulaşabilmek, içinde hapis edildiğimiz yaşam formlarına, büyük kapatılmaya ve tecride karşı direnmek için herkesin bağımsız yaşam hakkı için bir adım öne çıkmak, zihinsel dönüşümü başlatmak ve (oto)/sağlamcılıkla mücadele etmek zorundayız.</p>
<p>(SO/HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 12 May 2026 12:32:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[12 Mayıs Hemşireler Günü kutlu olsun]]></title><link>https://bianet.org/haber/12-mayis-hemsireler-gunu-kutlu-olsun-319535</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/12/12-mayis-hemsireler-gunu-kutlu-olsun.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/12-mayis-hemsireler-gunu-kutlu-olsun-319535</guid><description><![CDATA[SES Antalya Şubesi, hemşirelerin sağlık sisteminin merkezinde olmasına rağmen karar mekanizmalarından dışlandığını, ekonomik ve mesleki haklarının gerilediğini belirtti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Antalya Şubesi, 12 Mayıs Hemşireler Günü dolayısıyla bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, hemşirelerin sağlık sisteminin temel taşı olduğu vurgulanarak, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve mesleki haklarının güçlendirilmesi çağrısında bulunuldu.</p>
<p>SES Antalya Şubesi tarafından yapılan açıklamada, 12 Mayıs’ın yalnızca bir kutlama günü olmadığı, aynı zamanda hemşirelerin yaşadığı sorunların görünür kılınması için bir mücadele günü olduğu ifade edildi.</p>
<p>Hemşireliğin yaşamın en kritik anlarında insanlara dokunan bir meslek olduğu belirtilen açıklamada, “Bir insanın en savunmasız anında yanında duran, yaşamla ölüm arasındaki ince çizgide bilimsel bilgi ve etik sorumlulukla çalışan sağlık emekçileriyiz” denildi.</p>
<h3><strong>“Sağlık sistemi hemşireler üzerinden ayakta duruyor”</strong></h3>
<p>Açıklamada Türkiye’de hemşirelerin ağır çalışma koşullarına dikkat çekilerek, personel yetersizliği nedeniyle bir hemşireye çok sayıda hastanın düştüğü, uzun nöbetler ve yoğun iş yükü nedeniyle tükenmişliğin arttığı ifade edildi.</p>
<p>SES Antalya Şubesi, hemşirelerin sağlık sisteminin merkezinde olmasına rağmen karar mekanizmalarından dışlandığını, ekonomik ve mesleki haklarının gerilediğini belirtti. Açıklamada ayrıca hemşirelerin sağlıkta şiddetin en fazla etkilenen meslek gruplarından biri haline geldiği de vurgulandı.</p>
<h3><strong>“Hemşireleri güçlendirin, hayatları kurtarın” çağrısı</strong></h3>
<p>Uluslararası Hemşireler Konseyi (ICN) tarafından bu yıl belirlenen “Hemşireleri güçlendirin, hayatları kurtarın” temasına da değinilen açıklamada, güçlü hemşireler olmadan güçlü bir sağlık sistemi kurulamayacağı ifade edildi.</p>
<p>SES Antalya Şubesi, mevcut sağlık politikalarının hemşirelerin emeğini görünmez kıldığını belirterek, performans ve maliyet odaklı yönetim anlayışının kabul edilmediğini açıkladı.</p>
<h3><strong>Acil talepler sıralandı</strong></h3>
<p>Basın açıklamasında hemşirelerin talepleri şu şekilde sıralandı:</p>
<ul>
<li>Hemşire başına düşen hasta sayısını azaltacak yeterli ve güvenceli istihdam sağlanması</li>
<li>İnsanca yaşamaya yetecek ve emekliliğe yansıyan ücret düzenlemesi</li>
<li>İnsani nöbet koşulları ve adil nöbet ücret sistemi</li>
<li>Sağlıkta şiddete karşı etkili ve caydırıcı önlemler</li>
<li>Hemşirelerin sağlık politikalarında karar süreçlerine dahil edilmesi</li>
<li>Hemşirelik Kanunu ve yönetmeliklerinin etkin uygulanması ve mesleki gelişimin desteklenmesi</li>
</ul>
<h3><strong>“Hemşirelerin tükenmesi sağlık sisteminin çökmesidir”</strong></h3>
<p>Açıklamanın sonunda hemşirelerin çalışma koşullarının iyileştirilmemesinin tüm sağlık sistemini olumsuz etkileyeceği vurgulandı. SES Antalya Şubesi, örgütlü mücadelenin devam edeceğini belirterek, “Örgütlü hemşireler kazanacak, sağlık emekçilerinin mücadelesi kazanacak” dedi. </p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 12 May 2026 12:16:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA["Emekliyi hiç kimse insan yerine koymuyor"]]></title><link>https://bianet.org/haber/emekliyi-hic-kimse-insan-yerine-koymuyor-319536</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/12/emekliyi-hic-kimse-insan-yerine-koymuyor.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/emekliyi-hic-kimse-insan-yerine-koymuyor-319536</guid><description><![CDATA[Forum Enstitüsü’nün araştırmasına göre emekliler, düşük aylıklar, kira, sağlık giderleri ve borç nedeniyle geçim mücadelesi veriyor. Rapor, emekli yoksulluğunu sosyal güvenlik ve onurlu yaşam hakkı meselesi olarak ele alıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Forum Enstitüsü’nün “Türkiye’de Emekli Yoksulluğu Araştırması”, emekliliğin birçok kişi için güvence ve dinlenme dönemi olmaktan çıktığını düşük aylık, kira, sağlık giderleri ve borçlulukla iç içe geçen bir hak kaybına dönüştüğünü ortaya koyuyor.</p>
<p>Araştırmaya göre emekli olup çalışmaya devam eden ya da iş arayanların yüzde 89,4’ü bunu geçim zorunluluğu nedeniyle yapıyor. Katılımcıların yaklaşık yüzde 89’u çalışmadan temel ihtiyaçlarını karşılayamayacağını, yüzde 75,8’i ise emekli aylığı anlamlı biçimde artsa çalışmayı bırakacağını söylüyor.</p>
<p>Raporun oluşturduğu gelir ve kırılganlık temelli endekse göre katılımcıların yüzde 83,5’i ortanın altında bir ekonomik konumda. Çalışan emeklilerin yalnızca yüzde 38’i SGK’lı. Yüzde 62’si ise sigortasız çalışıyor. Bu veri, emeklilik sonrası çalışmanın çoğu zaman güvenceli bir tercih değil, kayıt dışı ve kırılgan bir zorunluluk olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<a href='/haber/emeklilerin-ikramiyesine-bu-bayram-da-zam-yok-319170' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/29/emeklilerin-ikramiyesine-bu-bayram-da-zam-yok.jpg' alt='Emeklilerin ikramiyesine bu bayram da zam yok' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Emeklilerin ikramiyesine bu bayram da zam yok</h5>
<div class='date'>29 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Kira, sağlık ve borç yoksulluğu derinleştiriyor</h3>
<p>Araştırmaya katılanların yüzde 30,5’i kiracı. Kadın emeklilerde kiracılık oranı yüzde 41,9’a çıkıyor. Bekar ve boşanmış emeklilerde ise bu oran yüzde 55’in üzerine yükseliyor. Rapora göre kira, birçok emekli için aylığı daha baştan yetersiz hale getiren temel giderlerden biri.</p>
<p>Sağlık hizmetlerine erişimde zorlandığını söyleyenlerin oranı yüzde 56. Katılımcıların yüzde 21’i ayda 3 bin TL ve üzeri cepten sağlık harcaması yaptığını belirtiyor. Randevu bulamama, ulaşım maliyetleri, ilaç ve tedavi giderleri emekli yoksulluğunu büyütüyor.</p>
<p>Borçluluk da yaygın. Katılımcıların yüzde 66,3’ünün borcu var. Borcu olanların neredeyse tamamı kredi kartı borcu taşıyor. Acil bir durumda bir ay içinde 20 bin TL bulamayacağını söyleyenlerin oranı ise yüzde 47.</p>
<a href='/haber/en-dusuk-emekli-ayligi-onurlu-yaslanma-hakkini-guvence-altina-alacak-bir-duzeye-yukseltilmeli-315646' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/01/15/en-dusuk-emekli-ayligi-yoksullasmadan-onurlu-yaslanma-hakkini-guvence-altina-alacak-bir-duzeye-yukseltilmeli.jpg' alt='“En düşük emekli aylığı, onurlu yaşlanma hakkını güvence altına alacak bir düzeye yükseltilmeli”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>65+ YAŞLI HAKLARI DERNEĞİ’NDEN TBMM'YE</h6>
<h5 class='headline'>“En düşük emekli aylığı, onurlu yaşlanma hakkını güvence altına alacak bir düzeye yükseltilmeli”</h5>
<div class='date'>15 Ocak 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Yoksulluk sosyal hayattan da koparıyor</h3>
<p>Rapor, emekli yoksulluğunun yalnızca gelir eksikliği olmadığını, sosyal hayattan çekilme, değersizleştirilme ve gelecek kaygısıyla birlikte yaşandığını gösteriyor. Görüşmelerde bir emeklinin “Emekliyi hiç kimse insan yerine koymuyor” sözleri, emeklilerin yaşadığı sorunun aynı zamanda onurlu yaşam ve eşit yurttaşlık hakkı meselesi olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Katılımcıların yüzde 76’sı maddi nedenlerle sosyal etkinliklere katılamadığını, yüzde 74’ü ise gelecek konusunda kaygılı olduğunu söylüyor.</p>
<p>Kadın emekliler açısından tablo daha da kırılgan. Bakım emeği nedeniyle çalışma hayatında kesinti yaşadığını söyleyenlerin oranı kadınlarda yüzde 32’ye çıkıyor. Bu durum, emeklilikte daha düşük gelir ve daha yüksek yoksulluk riski anlamına geliyor.</p>
<a href='/haber/calismak-icin-yasli-emeklilik-icin-gencler-40-tan-sonra-issiz-kalirsaniz-ac-kalirsiniz-308630' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/06/20/calismak-icin-yasli-emeklilik-icin-gencler-40-tan-sonra-issiz-kalirsaniz-ac-kalirsiniz.jpg' alt='Çalışmak için &#39;yaşlı&#39;, emeklilik için &#39;gençler&#39;: "40&#39;tan sonra işsiz kalırsanız, aç kalırsınız"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Çalışmak için 'yaşlı', emeklilik için 'gençler': "40'tan sonra işsiz kalırsanız, aç kalırsınız"</h5>
<div class='date'>20 Haziran 2025</div>
</div>
</a>

<h3>Yardım değil, hak meselesi</h3>
<p>Katılımcıların yüzde 78’i devletin emeklilere yeterli yaşam güvencesi sağlamadığını düşünüyor. Yüzde 68’i ise yerel yönetimlerin yaşlılara desteğini yetersiz buluyor.</p>
<p>Rapor, emekli yoksulluğuna karşı yalnızca aylık artışının yeterli olmadığını; barınma, sağlık, bakım, sosyal katılım ve dijital erişimi kapsayan bütüncül politikalar gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>Araştırmanın temel mesajı açık: Emekli yoksulluğu, yardım politikalarıyla yönetilecek geçici bir sorun değil; sosyal güvenlik, barınma, sağlık ve onurlu yaşam hakkını ilgilendiren yapısal bir hak meselesi.</p>
<p>Raporun tamamına <a href="https://www.forumenstitusu.org/uploads/admin-content/emekli-yoksullugu-arastirmasi.pdf" target="_blank" rel="nofollow noopener">buradan</a> erişebilirsiniz.</p>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 12 May 2026 12:04:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Karadeniz’in 30 yıllık çöp düğümü: Ceza var, çözüm yok]]></title><link>https://bianet.org/haber/karadenizin-30-yillik-cop-dugumu-ceza-var-cozum-yok-319534</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/12/karadenizin-30-yillik-cop-dugumu-ceza-var-cozum-yok.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/karadenizin-30-yillik-cop-dugumu-ceza-var-cozum-yok-319534</guid><description><![CDATA[Karadeniz’de katı atık sorunu, uzun yıllardır fark edilmeyen bir çevre felaketi olarak büyüyor. Saha verileri ve yerel yöneticilerin anlatımları, sorunun tekil değil, bölgesel olduğunu gösteriyor: Doğu Karadeniz hattında çok sayıda ilçe, uzun yıllardır atıklarını ‘vahşi depolama’ yöntemiyle bertaraf etmeye çalışıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Karadeniz’de katı atık sorunu, yalnızca çevresel değil, aynı zamanda kurumsal bir tıkanmanın sonucu olarak sürüyor.</p>
<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Fındıklı Belediyesi’ne 22 Nisan 2026’da ‘açık alana çöp dökme’ gerekçesiyle 2 milyon 346 bin TL idari para cezası kesmesi, bu yapısal sorunu tartışmaya açtı.</p>
<p>Ancak tablo, sorunun yalnızca Fındıklı’ya özgü olmadığını ortaya koyuyor. Ardeşen, Arhavi, Borçka, Hopa, Kemalpaşa, Çamlıhemşin ve Pazar başta olmak üzere Doğu Karadeniz hattında birçok ilçe, uzun yıllardır çöplerini açık alanlarda biriktirmek zorunda kalıyor. Literatürde ‘vahşi depolama’ diye tanımlanan bu yöntem, atıkların çevresel önlem alınmadan, kontrolsüz biçimde doğaya bırakılması anlamına geliyor.</p>
<h3>Bölgesel çözüm arayışı: TRABİKAP</h3>
<p>İlk aşamada Trabzon’un katı atıkları 2007-2008 arasında Sürmene’de bulunan bir depolama sahasında bertaraf ediliyordu. Ancak kapasite ve çevresel etkiler nedeniyle bu alan zamanla devre dışı bırakıldı.</p>
<p>Trabzon ve Rize illerine ait katı atıkların bertarafı için 2014 yılında Trabzon ve Rize İlleri Yerel Yönetimleri Katı Atık Tesisleri Yapma ve İşletme Birliği (TRABİKAP) kuruldu. Belediyelerin ortak olduğu bu yapı, dağınık çöp dökümünü merkezileştirmeyi ve düzenli depolama sistemine geçişi hedefledi. Bu çerçevede sistem, ilerleyen süreçte kademeli olarak Araklı’da kurulan entegre tesise kaydırıldı.</p>
<p>Kurulan sistem, klasik anlamda bir yakma ve enerji üretim tesisi değil. Atıklar ağırlıklı olarak toplanıyor, ayrıştırılıyor ve düzenli depolama yöntemiyle bertaraf ediliyor. İşletme modeli ise belediye birliği ile özel firmaların iç içe geçtiği karma bir yapıya dayanıyor.</p>
<p>TRABİKAP bugün, 29 üyeli bir belediye birliği olarak faaliyet yürütüyor. Ancak bu yapı, Doğu Karadeniz’in doğusunda kalan birçok ilçeyi kapsamıyor.</p>
<p><strong>Haber için ulaştığımız TRABİKAP</strong>, üç kez aramamıza rağmen sorularımıza yanıt vermedi. Doğrudan “Sizi yetkili kişi arayacak” dendi; ancak herhangi bir geri dönüş yapılmadı.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/05/adsiz-tasarim-2026-05-12t104519-160.jpg" alt="">
<figcaption><em>Fındıklı’da, içi boş bir geri dönüşüm kutusu, (Fotoğraf: Fındıklı Belediyesi).</em></figcaption>
</figure>
<h3>Çervatoğlu: Belediye bütçesiyle olmaz, kamusal yatırım olmalı</h3>
<p>2019’dan bu yana <strong>Fındıklı Belediye Başkanlığı görevini yürüten CHP’li Ercüment Şahin Çervatoğlu</strong>, sorunun partiler üstü olduğu görüşünde.</p>
<p>“<em>Bizden önceki AK Parti yönetimi de, daha önceki ANAP ve SHP dönemlerinde de çöpler vahşi depolanıyordu</em>” diyen Çervatoğlu, yakma ve enerjiye dönüştürme tesislerinin maliyetinin minimum 25 milyon eurodan başladığını belirterek, bu parayı belediye bütçesinden karşılamalarının mümkün olmadığını söyledi.</p>
<p>Belediyenin, kompost tesisi kurmak için yer talebi ise hükümet tarafından karşılanmamış. Mevcut atık yönetimi uygulamalarının zorunluluk sonucu oluştuğuna dikkat çeken Çervatoğlu, yaptıkları çalışmaları şöyle özetledi:</p>
<p><em>“2019’da göreve başladığımızda vahşi depolamayı ne kadar azaltabiliriz diye düşündük ve komiteler kurduk. Hızlı bir şekilde evlerde toplanan, bin metrekarelik kapalı alanda atık toplama ambalaj tesisi kurduk. Evlerden geri dönüşümü mümkün olan çöpleri kâğıt, karton, metal ve plastikleri ayrı toplamaya başladık. Sonraki aşamada ilçede kafesler kurduk. Bütün pet şişeleri oraya toplamaya çalıştık. 2019’da kompost yapabilmek için yer istedik, vermediler. Bu alanın da yerleşim yerlerinden uzak olması lazım. Bunun için kamu arazisine ihtiyacımız var. Hatta bu yakın zamanda yeniden yer istedim. Ceza kestikleri gün, veremeyiz diye yanıt geldi. Vatandaş, ‘Benim yer çukurda kaldı, kazıyıp doldur, kullan’ diyor. Bu yasal değil ama başka çözümümüz yok. Bunu masumlaştırmak için söylemiyorum, eksiğimizi de söylüyorum. Kompost değil ama daha masum. Vahşi depolama gibi bir yere de yığmıyoruz mesela. Bir devlet yaptırımı olmazsa Karadeniz’e yazık.”</em></p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/05/ercumentsahincervatoglu1.jpeg" alt="">
<figcaption><em>Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu (Fotoğraf: Fındıklı Belediyesi).</em></figcaption>
</figure>
<h3>“13 ton çöpü iki kamyonla nereye götüreyim?”</h3>
<p>Günlük 13 ton çöp çıktığını belirten Fındıklı Belediye Başkanı Şahin Çervatoğlu, sistem işlemediği için çözüm arayışında dolambaçlı bürokratik yollara başvurduklarını anlattı:</p>
<p><em>“Çevre Şehircilik Bakanlığı’ndan araba istedik, yıllardır bir araba dahi vermediler. Sonra kulağı tersten tutmaya çalıştık. Rize Özel İl İdaresi, belediyeyle protokol yaptı. Çöpümüzü Rize’ye satıyoruz, Rize de TRABİKAP’a satıyor. Tonuna 3 bin lira civarında para veriyoruz. Aktarım istasyonu mesai saatleri içinde çalışıyor, hafta sonu ile bayramlarda çalışmıyor. Veya ‘yerimiz doldu, çöp getirmeyin’ diyor. İki kamyonla, günde çıkan 13 ton çöpü ben nereye götüreceğim? Fındıklı Belediyesi, bu devletin bir parçasıysa, siyaseten nerede olduğu önemli değil, bu bizim, devletin utancı. O devletin parçası da benim. Ne yapacağız, çöp mü toplamayacağız?”</em></p>
<div class="box-15">
<h3>Cihan: 20 yıldır dağ başlarına, yol kenarlarına çöp atılıyor</h3>
<p>31 Mart 2024 yerel seçimlerinde <strong>CHP’den seçilen Hopa Belediye Başkanı Utku Cihan</strong> da sorunun yeni olmadığına dikkat çekti.</p>
<p>Yaklaşık 20 yıldır ‘vahşi depolama’ sorununun devam ettiğini vurgulayan Cihan, “<em>Vahşi depolama yöntemiyle yol kenarlarına, boş alanlara, dağ başlarına çöp bırakılıyor. Bizim depolama alanımız ne yazık ki denizin, yolun kenarında ama iç bölgelerdeki ilçelerde de bu sorun var. Örneğin Artvin Belediyesi de çöpünü dağ başında bir yere götürüp yakıyor</em>” dedi.</p>
<p>Hopa Belediyesi’nin TRABİKAP’a katılma girişimleri ise şu ana kadar sonuçsuz kalmış. Çöpü TRABİKAP’e göndermenin lojistik açısından çok mantıklı olduğunu belirten Cihan, başkan seçildikten bir ay sonra kuruma başvuruda bulunmuş: “‘<em>Çöpümüzü size göndermek istiyoruz’ dedik. ‘Çöp gönderebilmeniz için birliğe üye olmanız gerek’ dediler. Biz de birliğe yazdık. Birlik de bize geri cevap yazdı, ‘Şu anda genişleme vizyonumuz yok’ diye.  Ama maalesef bizi kabul etmedikleri için çöpümüzü aynı alana koymak zorundayız</em>.”</p>
<h3>“Yer arayışımız var”</h3>
<p>Artvin ile çevresindeki ilçe belediyelerinin katı atık sorununu birlikte çözmesini amaçlayan bir yerel yönetim birliği var. Ancak Hopa Belediye Başkanı Cihan, söz konusu birliğin çeşitli sebeplerle soruna çözüm üretemediğini söylüyor: “<em>2007’de Çoruh Havzası Kalkınma Birliği (ÇOKAB) kuruldu. Avrupa Birliği projesine başvuru yapmış. Finansman sağlanmış. O zamanlar Oltu Belediye Başkanı, birliğin de başkanı ve daha çok AK Partili belediyeler birliğin içindeydi. Maalesef geri dönüşüm tesisi yapmada ilerleyememiş, bir çözüm üretememiş. Şu anda Artvin Belediye Başkanı ÇOKAB’ın başkanı. ÇOKAB üzerinden Artvin Çoruh Üniversitesi’yle bir protokol gerçekleştirdik. Önce yöntemi belirlemeye çalıştık, yani bir yakma tesisi mi uygundur, yoksa bir geri dönüşüm, kompost tesisi mi uygundur diye. Sızdırma olmayacak, çevreye zarar vermeyecek, rüzgâr olmayacak, yerleşim yerine yakın olmayacak bir yer arayışımız var. Sonrasında da yatırım arayışına çıkacağız. Bu süreci hızlandırmaya çalışıyoruz</em>.”</p>
<p>Belediye Başkanı Cihan, yer tahsisi için ilgili kurumlara toplam 19 yazı da yazdıklarını ancak bir sonuç alamadıklarını ifade etti.</p>
<p>Köylerdeki çöpü toplamakla İl Özel Dairesi<em>’</em>nin yükümlü olduğunu belirten Cihan “<em>Topluyorlar, peki nereye götürüyorlar çöpü? Bizim çöplüğe getiriyorlar. Bana ceza kesmesi için İl Özel Dairesi’ne kesmesi gerekiyor. Bu tesislerde en önemli kriter yaşam alanlarına uzak olması. Ancak belediye sınırları içinde yaşam alanına uzak olma ihtimali yok. Belediye sınırları dışında da belediyenin yetkisi yok. Kimin yetkisi var? Bu işin içerisine devlet girmediği zaman zaten bunun çözülmesi mümkün değil. Ben şimdiye kadar, 19 tane yer tahsisi yazdım. Bana bir metrekare yer vermediler, kimseye vermediler. Geri dönüşüm tesisi olabilmesi için yaklaşık 100-150 ton civarında bir atığın işleniyor olması gerekiyor. Bizim Hopa’nın tamamında günlük 25 ton anca atığımız var. O yüzden zaten Arhavi, Borçka, Kemalpaşa ve diğer ilçeleri işin içine katmak ve bu yüzden birlikte olmak gerekiyor</em>” dedi.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/05/utku-cihan-5-1024x685.jpg" alt="">
<figcaption><em>Hopa Belediye Başkanı Utku Cihan, (Fotoğraf: Hopa Belediyesi).</em></figcaption>
</figure>
</div>
<h3>Ataselim: 20 yıl kaybedildi</h3>
<p>2024’teki seçimde <strong>AKP Belediye Başkan Adayı olarak kazanan Arhavi Belediye Başkanı Turgay Ataselim </strong>ise Doğu Karadeniz’de katı atık sorununun bugüne kadar çözülememesinde yerel yönetimlerin payı olduğunu öne sürdü.</p>
<p>Geçmişte kurulan birliklerin işlevsiz kaldığını ifade eden Ataselim, sorunun ertelendiği görüşünde:</p>
<p><em>“Düzenli depolama da vahşi depolamanın bir cinsi. Çöp ayrıştırma sistemi muhakkak olmak zorunda. Ben üç dönem belediye meclis üyesiydim. Şimdi belediye başkanıyım. Belediye başkanları zamanında akıllı bir çalışma yapmış olsaydı, örneğin bir kooperatif kurulsaydı bu problem çözülmüş olurdu. Mesela İtfaiye Kaçkar İtfaiye Mezbahane ve Katı Atık Birliği’nin üyesiydim, ayrıldım. Ayrılma sebebim 15 senedir çöp arıtma sistemi kuracağız deyip, bir adım atmamaları. Şimdi ÇOKAB’ın üyesiyim. Hiç kimse sorumluluk alıp, ‘Bu işi çözelim’ demedi. Kimse kusura bakmasın, suç belediye başkanlarınındır. Su, kanalizasyon ihtiyacımız nasılsa çöp ayrıştırma sistemine de ihtiyacımız var. Bunu yapmadığımız takdirde Karadeniz’i mahvedeceğiz.”</em></p>
<p>Arhavi’de çöp depolama ve aynı zamanda enerji üretimi sağlayacak bir tesis kurmak için çalışma yürüttüklerini aktaran Ataselim, bölgesel bir çözüm olmadan sorunun aşılamayacağını ifade etti.</p>
<h3>Atagün: Trabzon'a göndermek de çözüm değil</h3>
<p><strong>2024’te CHP’den seçilen Ardeşen Belediye Başkanı Enver Atagün</strong>, atıkların en yakın düzenli depolama alanı olan Trabzon’daki aktarma istasyonlarına gönderilirken de ciddi aksaklıklar yaşandığını söyledi.</p>
<p>Ardeşen’deki çöpü, aktarma yeri olan Trabzon Yomra’ya taşıdıklarını belirten Atagün “<em>Oradaki depolama alanı dolmuş. Diğer taraftan hem nakliye bedeli hem bertaraf bedeli hiç makul değil. Zaman zaman tesis müsait olmuyor, zaman zaman aktarma istasyonunda personelden ya da başka sebeplerden dolayı çöp alınamıyor. Bunun sonucu olarak da çöpü daha önce çöp alanı olan alanın üzerinde dökmek zorunda kalıyoruz</em>” dedi.</p>
<p>Sorunun çözümü noktasında finansman ve planlama eksikliği olduğunu vurgulayan Atagün, büyük ölçekli bir ayrıştırma ve depolama tesisi kurmanın belediyelerin tek başına altından kalkabileceği bir proje olmadığını ifade etti.</p>
<p>Atagün, tesisin tek bir noktada kurulmasının da yeni sorunlar yaratabileceğine dikkat çekerek, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p><em>“Bir yerde yapılması da sorunlar doğurur. Diyelim Ardeşen’de böyle bir tesis kuruldu; Hopa, Borçka ve Rize’ye kadar uzanan hattın çöpü burada depolanacak. Bu da hem trafik hem de koku gibi nedenlerle yerel tepki doğurur. İnsanlar ‘Başka ilçenin çöpünü neden biz depoluyoruz?’ diye sorar. O yüzden ilçe bazında çözümler gerekiyor gibi düşünüyorum. Bugün nakliye ve akaryakıt maliyetleri çok yüksek. Çöpün evlerden ayrıştırılarak toplanması, en azından bu şekil azaltılması ve geri dönüşümde kullanılacakların değerlendirilmesi önemli. Ama toplum olarak da bu seviyede değiliz. İki yıldır belediye başkanıyım ama öyle bir girişimde bulunmadım.”</em></p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/05/gnnfhi7xkaagh8n.jpg" alt="">
<figcaption><em>Ardeşen Belediye Başkanı Enver Atagün, (Fotoğraf: Atagün’ün X hesabı).</em></figcaption>
</figure>
<h3>Orhan: Çoruh kenarında depolama yapıyoruz, başka yer yok</h3>
<p>2024’te <strong>CHP’den seçilen Artvin Borçka Belediye Başkanı Ercan Orhan</strong> ise tabloyu şöyle özetledi:</p>
<p><em>“Çöpümüzü, Borçka’nın dışında, Çoruh kenarında vahşi depolamayla bertaraf ediyoruz. Başka çare yok. 41 köyün çöpü oraya geliyor. Biz onu toprakla dolduruyoruz. Erzurum, Trabzon’la konuştuk ama olumlu yanıt alamadık. Bertaraf yerinin karşısında yerleşim var. Onlar rahatsız oluyorlar. Bölgeye sahip çıkılmamış. Siyasiler de sahip çıkmamış. Belediyeler bir araya gelememiş, gelse de tam olarak çözüm üretememiş.”</em></p>
<p>Doğu Karadeniz’de katı atık yönetimi, yerel yönetimlerin kapasitesini aşan, bölgesel koordinasyon gerektiren bir sorun olarak 30 yılı aşkın süredir varlığını sürdürüyor. Ancak sistemin bütünlüklü biçimde işlemediği görülüyor. Mevcut haliyle belediyeler, atıkları büyük ölçüde kendi imkanlarıyla, parçalı ve geçici yöntemlerle bertaraf etmeye çalışıyor. Atıklar ortadan kaldırılmıyor; yalnızca yer değiştiriyor. Bu nedenle sorun, yıllardır fark edilmeyen ve hatta kanıksanan bir çevresel mesele olarak yerinde duruyor.</p>
<p>Yerel yöneticilerin farklı siyasi pozisyonlardan yaptıkları değerlendirmeler, ortak bir noktada kesişiyor: Merkezi idarenin doğrudan dahil olmadığı bir modelde, Karadeniz’de çöp sorununun kalıcı biçimde çözülmesi mümkün görünmüyor.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/05/karadeniz2.jpg" alt="">
<figcaption><em>Fındıklı çöp toplama alanı, (Fotoğraf: Fındıklı Belediyesi).</em></figcaption>
</figure>
<div class="box-6"><strong><em>Bu haber, Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın (TGS) Avrupa Birliği finansmanıyla yürüttüğü ‘Medya Özgürlüğüne Destek - Güçlü Dayanışma, Özgür Medya Projesi’ kapsamındaki ‘Telif Destek Programı’ desteğiyle üretilmiştir.</em></strong></div>
<p>(FG/TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 12 May 2026 11:40:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Merdan Yanardağ: Yabancı ülke yok, örgüt yok, ne casusluğu?]]></title><link>https://bianet.org/haber/merdan-yanardag-yabanci-ulke-yok-orgut-yok-ne-casuslugu-319533</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/12/merdan-yanardag-yabanci-ulke-yok-orgut-yok-ne-casuslugu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/merdan-yanardag-yabanci-ulke-yok-orgut-yok-ne-casuslugu-319533</guid><description><![CDATA[Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve  Hüseyin Gün ile yargılanan Merdan Yanardağ, savunmasında "Bu iddianame iktidara karşı siyaset yapmayı suç sayıyor. Amaç kanala el koymak ve bizi susturmak" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’un görevden alınan Belediye Başkanı <a href="https://bianet.org/etiket/ekrem-imamoglu-62240" target="_blank" rel="noopener">Ekrem İmamoğlu</a>, İmamoğlu'nun danışmanı ve kampanya direktörü <a href="https://bianet.org/etiket/necati-ozkan-124454" target="_blank" rel="noopener">Necati Özkan</a>, el koyulan TELE1'in Genel Yayın Yönetmeni <a href="https://bianet.org/etiket/merdan-yanardag-9265" target="_blank" rel="noopener">Merdan Yanardağ</a> ile <a href="https://bianet.org/etiket/huseyin-gun-124453" target="_blank" rel="noopener">Hüseyin Gün</a>’ün “casusluk (TCK 328)” suçlamasıyla yargılandığı davada ikinci duruşma başladı.</p>
<p>Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde oluşturulan İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün görülen duruşmada <a href="https://bianet.org/etiket/ekrem-imamoglu-62240" target="_blank" rel="noopener">Ekrem İmamoğlu</a> ve Hüseyin Gün iddianameye karşı savunma yapmıştı. Bugünse Merdan Yanardağ ve Necati Özkan dinlendi.</p>
<a href='/haber/ekrem-imamoglu-suc-yok-delil-yok-buna-ragmen-masumiyetini-ispat-et-deniyor-319500' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/05/11/huseyin-gunden-ilk-savunma-ben-casus-degilim.jpg' alt='Ekrem İmamoğlu: Suç yok, delil yok, buna rağmen ‘masumiyetini ispat et’ deniyor' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>SİYASİ CASUSLUK DAVASI</h6>
<h5 class='headline'>Ekrem İmamoğlu: Suç yok, delil yok, buna rağmen ‘masumiyetini ispat et’ deniyor</h5>
<div class='date'>11 Mayıs 2026</div>
</div>
</a>

<p>İlk olarak mahkeme sözü Merdan Yanardağ’a verdi. Yanardağ savunmasına, davanın “siyasal nitelikte” olduğunu söyleyerek başladı. İddianamenin “demokratik hak ve özgürlükleri, seçimlere katılmayı, seçim kazanmayı, televizyon yayını yapmayı ve siyasal eleştiride bulunmayı suç saymaya çalıştığını” savunan Yanardağ, suçlamaları reddetti.</p>
<h3>"Gizli bilgi nerede, hangi devlet sırrı?"</h3>
<p>Yanardağ, Türk Ceza Kanunu’nun 328. maddesine işaret ederek “siyasal casusluk” suçunun oluşması için “niteliği gereği gizli kalması gereken bilgi ve belgelerin” casusluk maksadıyla temin edilmesi gerektiğini söyledi. Dosyada böyle bir bilgi ya da belgenin bulunmadığını savunan Yanardağ, “Hangi gizli belge ve bilgi alışverişi olmuş? Hangi gizli belge ele geçirilmiş? Hangisi devlet sırrı niteliğinde?” diye sordu.</p>
<p>Savunmasında iddianamenin akademik tez ve makalelerden hareketle “casusluk kuramı” oluşturduğunu öne süren Yanardağ, kanun gerekçesinde “yabancı bir devlet yararına” unsuruna yer verildiğini belirtti. Yanardağ, “Yabancı bir örgüt yoksa, yabancı bir devlet lehine yapılmamışsa, casusluk suçundan söz edilemez” dedi.</p>
<p>Yanardağ, operasyonun iki temel amacı olduğunu belirtti. Bunlardan ilkinin TELE1’e el koymak ve kanal çalışanlarını susturmak olduğunu söyleyen Yanardağ, TELE1’i “gazetecilerin kurduğu, yönettiği ve çalıştığı bağımsız bir medya kuruluşu” olarak tanımladı. Yanardağ, kanalın uzun süredir reklam ambargosu, mali incelemeler ve RTÜK cezalarıyla karşı karşıya kaldığını anlattı.</p>
<p>TELE1’in izleyici desteğiyle ayakta kaldığını söyleyen Yanardağ, kanala destek çağrılarının açık biçimde yapıldığını, banka hesaplarının ve sponsorluk bilgilerinin kamuya duyurulduğunu söyledi. Bu kapsamda iddianamede adı geçen Seher Alaçam’ın da kanala destek veren izleyicilerden biri olduğunu ifade eden Yanardağ, Hüseyin Gün’ü ise Alaçam’ın yanında ve “oğlu olarak” tanıdığını belirtti. Telefonunda Gün’ün “Hüseyin Alaçam / Seher Alaçam” diye kayıtlı olduğunu söyleyen Yanardağ, bunun örgütsel bir ilişki değil, kim olduğunu hatırlamak için yapılan bir kayıt olduğunu ifade etti.</p>
<p>Yanardağ, “İzleyiciden soru alınır, talimat alınmaz” diyerek Hüseyin Gün’den ya da başka herhangi bir kişiden yayın talimatı aldığı iddiasını reddetti. “Hele benim gibi 40 yıldır bu meslekte olan, belli bir duruşu ve dünya görüşü olan birine kimsenin talimat verme haddi yoktur” diyen Yanardağ, kendisini yalnızca gazetecilik ilkeleri, etik değerler ve dünya görüşünün bağladığını söyledi.</p>
<p>Savunmasında davanın ikinci amacının 2019 ve 2024 seçimlerini “lekelemek” olduğunu söyleyen Yanardağ, iddianamede TELE1 yayınları üzerinden seçimlerin manipüle edildiği iddiasının yer aldığını belirtti. Bu iddiayı “deli saçması” olarak nitelendiren Yanardağ, “Bir canlı yayında ve bir televizyon kanalı aracılığıyla casusluk yapıldığını görmedim” dedi.</p>
<p>Yanardağ ayrıca iddianamede yer verilen “mozaik istihbarat” yaklaşımını da eleştirdi. Açık kaynaklardan bilgi derlemenin casusluk sayılmasının gazeteciler, akademisyenler ve araştırmacılar açısından tehlikeli bir içtihat yaratacağını ifade eden Yanardağ, “Bu mantıkla Türkiye’de araştırma yapan bütün akademisyenleri, gazetecileri ve yazarları casus olarak suçlayabilirsiniz” dedi.</p>
<h3>"Seçimlerde bir adayı desteklemek ne zamandan beri suç?"</h3>
<p>Yanardağ, savunmasının sonunda seçimlerde bir adayı desteklemenin suç sayılamayacağını vurguladı. İddianamenin “iktidara karşı siyaset yapmayı yasaklamaya çalıştığını” savunan Yanardağ, “Siyaset ancak iktidar tarafından yapılırsa serbesttir, iktidara karşı yapılırsa yasaktır demeye çalışıyorlar” dedi. Sözlerini şöyle bitirdi:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Burada Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayı suç sayıyor bu iddianame. Seçimlerde bir adayı desteklemek ne zamandan beri suç? Ekrem İmamoğlu'na destek vermiş olmak ya da Ahmet ya da Leyla neyse bu aday, kim ise eğer, hangi siyasal partideyse, hangi felsefi görüşe sahipse bunlardan birini desteklemek nasıl bir casusluk faaliyeti olabiliyor? Bir de Türkiye geneline yayılmış. E Türkiye'de de iktidar oluyorsun bu siyasetin mantığı. İddianame siyaset yapmayı yasaklamaya çalışıyor. Peki kime karşı siyaset yapmayı yasaklamaya çalışıyor? İktidara karşı.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Siyaset ancak iktidar tarafından yapılırsa serbesttir, iktidara karşı yapılırsa yasaktır demeye çalışıyor. Bu nedenle bir içtihat oluşturarak fiilen bir dikta hukuku yaratmaya çalışıyor bu davalar üzerinden. Mahkemeleri de kötüye kullanarak eğer buralardan bir hüküm ve ceza çıkartırlarsa bunlar bir içtihat oluşturacak ve bu iktidara karşı muhalefet etmek yani demokratik bir hakkı kullanmak, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan gelen bir hukuku kullanmak bu iddianameye göre suç. Niye suç? Bu belli değil.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Ben inanıyorum ki Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde hala yargıçların ve savcıların büyük bir bölümü cumhuriyetin değerlerine ve hukukun, hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı. Ama diğer yandan görüyorum ki saraya bağlı ya da iktidara bağlı paralel bir yapılanma var. İddianame bunun örneğidir.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Merak ediyorum. Ben militan bir yargıda iktidara bağlı bir yargıda mı yargılanıyorum yoksa hukukun ilkesine, üstünlüğü ilkesine bağlı bir mahkemede mi yargılanıyorum?</em></p>
<h3>Necati Özkan: Bu dava hakikat dışı</h3>
<p>Verilen aranın ardından Necati Özkan savunma yaptı. Sözlerine “Bu dava eften püften gerekçelerle kotarılmış, hakikat dışı bir dava” diyerek başlayan Özkan, hem casusluk hem de İBB ana davası kapsamında tutuklu olduğunu belirterek herhangi bir suç işlemediğini söyledi.</p>
<p>Özkan, davanın kendisiyle değil Ekrem İmamoğlu’nun “oyun dışına atılması” amacıyla açıldığını savundu. İddianameyi “post-truth/hakikat ötesi” olarak nitelendiren Özkan, suçlamaların somut delile dayanmadığını ifade etti.</p>
<p>Davanın başladığı gün Kandıra Cezaevi’nde olduğunu anlatan Özkan, televizyon haberlerinde önce TELE1 ve Merdan Yanardağ’a ilişkin soruşturmayı, ardından kendi adının dosyada geçtiğini gördüğünü söyledi. Hüseyin Gün ismini ilk anda hatırlamadığını belirten Özkan, avukatının kendisine Ekrem İmamoğlu, Hüseyin Gün ve Seher Alaçam’ın yer aldığı fotoğrafı göstermesiyle olayı hatırladığını anlattı.</p>
<p>Özkan, Hüseyin Gün ile ilişkisinin sınırlı olduğunu, seçimden önce yalnızca 11 Haziran 2019’da yarım saatlik bir görüşme yaptıklarını söyledi. Bu görüşmenin, 23 Haziran seçimine 12 gün kala gerçekleştiğini hatırlatan Özkan, “Hüseyin Gün ağzıyla kuş tutsa, 10 takvim gününde seçmenin fikrini değiştirebilecek bir teknolojiye sahip olamaz. Dünyada böyle bir şey yok” dedi.</p>
<p>2019 kampanyasının “dijital manipülasyonla” değil, sahada yürütülen kapı kapı çalışma ve pozitif kampanya diliyle kazanıldığını söyleyen Özkan, kampanya stratejisinin “negatif kampanya yapmamak” olduğunu vurguladı. Ekrem İmamoğlu’nun kampanya boyunca rakiplerine yönelik negatif bir dil kullanmadığını anlatarak, “Bizim yaptığımız şey Ekrem Bey’in gerçek kişiliğini göstermekten ibaretti” dedi.</p>
<p>Hüseyin Gün’ün kendilerine sosyal medya analizi ve teknoloji alanında destek önerdiğini anlatan Özkan, bu önerilerin kampanya açısından işe yarar görülmediğini ifade etti. Gün’ün kendi teknolojisini “Ferrari”, mevcut çalışmaları ise “Murat 124” diye nitelendirdiğini aktaran Özkan, gelen çalışmanın Türkiye siyaseti ve seçmen davranışını anlamaktan uzak olduğunu ekledi.</p>
<p>Seçimden sonra Gün ile bir kez daha görüştüğünü anlatan Özkan, bu görüşmede İBB hizmetlerinin iyileştirilmesine ilişkin bir sunum yapıldığını, ancak sunumun da yeterli bulunmadığını aktardı. Özkan, söz konusu hizmet için “3,5-4,5 milyon dolar” gibi bir rakam telaffuz edildiğini belirterek, bunun Türkiye’deki sektör gerçeklerinden uzak olduğunu belirtti.</p>
<p>Dark Web iddiasına da yanıt veren Özkan, İBB verilerinin kendi talimatıyla karanlık ağa yüklendiği iddiasını reddetti. Dijital veri alanında bir görevi olmadığını, kampanyada bu işle ilgilenmediğini ve seçimden sonra İBB ile ticari ya da kurumsal bir ilişkisinin bulunmadığını söyledi. “Ben dijitali bilmem, veriyi bilmem. Kampanyada bununla ilgili bir görevim de yok. Ekrem Bey seçimi kazandıktan sonra İBB ile bir ilişkim de yok” dedi.</p>
<p>Dosyadaki bilirkişi raporlarına işaret eden Özkan, iddia edildiği gibi büyük bir veri seti bulunmadığını, mükerrerler ayıklandığında 17 İBB uzantılı e-postadan söz edildiğini söyledi. Bu e-postaların da büyük kısmının gerçek ya da güncel İBB çalışanlarına ait olmadığını savunan Özkan, söz konusu verilerin 2005, 2008, 2014, 2016 ve 2017 tarihlerinde Dark Web’e yüklendiğinin ortaya çıktığını belirtti.</p>
<p>Savunmasında kendi geçmişine de değinen Özkan, askeri lisede okuduğunu, Kara Harp Okulu’ndan mezun olduğunu ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görev yaptığını anlattı. 1983’te darbe dönemi uygulamalarıyla ordudan uzaklaştırıldığını, daha sonra iade-i itibar haklarını aldığını ve kıdemli albay emeklisi olduğunu söyledi. Kendisinin “vatan haini” ya da “casus” gibi gösterilmesinin hayatını altüst ettiğini ifade etti.</p>
<p>Özkan, 42 yıldır iletişim alanında çalıştığını, Türkiye’de çok sayıda kamu kurumu ve özel marka için kampanyalar yürüttüğünü, AKPi hükümetleri döneminde de çeşitli bakanlık ve kurumlara hizmet verdiğini anlattı. 2014’ten itibaren CHP ile çalışmaya başladığını ve Ekrem İmamoğlu ile ilişkisinin de bu tarihte başladığını söyledi.</p>
<p>Savunmasının bir bölümünde dünyadan örnekler veren Özkan, muhalif siyasetçilerin “terör”, “yolsuzluk” ve “casusluk” suçlamalarıyla hedef alınmasının otoriter rejimlerde sık görülen bir yöntem olduğunu söyledi. Nelson Mandela, Benigno Aquino, Kim Dae-jung, Enver İbrahim, Aleksey Navalni ve Mihail Saakaşvili gibi isimleri anan Özkan, casusluk suçlamalarının siyasi rakipleri etkisizleştirmek için kullanıldığını ileri sürdü.</p>
<p>Özkan savunmasının sonunda, davanın hukuki değil siyasi nitelikte olduğunu savunarak mahkemeden hukuka uygun karar vermesini istedi. “Bu mahkemede hukuk mu çalışacak, guguk mu çalışacak? Bunu bütün millet görmek istiyor” diyen Özkan, suçlamaların somut delillerle desteklenmediğini belirtti.</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 12 May 2026 11:20:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi kronolojisi]]></title><link>https://bianet.org/haber/turkiyenin-istanbul-sozlesmesi-kronolojisi-319532</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/05/12/turkiyenin-istanbul-sozlesmesi-kronolojisi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/turkiyenin-istanbul-sozlesmesi-kronolojisi-319532</guid><description><![CDATA[Türkiye, İstanbul Sözleşmesi'ni imzalayan ve sonrasında geri çekilen tek ülke.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Sözleşmesi, 2011 yılında İstanbul’da imzaya açılmasıyla birlikte Türkiye’nin hem hazırlık sürecinde aktif rol aldığı hem de ilk imzacılarından biri olduğu önemli bir uluslararası metin olarak gündeme geldi.</p>
<a href='/yazi/istanbul-sozlesmesi-ni-neden-savunuyoruz-241474' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/241/474/original/evrimgundem1020.jpg' alt='İstanbul Sözleşmesi’ni neden savunuyoruz?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>KADINLARIN GÜNDEMİ / EVRİM KEPENEK</h6>
<h5 class='headline'>İstanbul Sözleşmesi’ni neden savunuyoruz?</h5>
<div class='date'>27 Mart 2021</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/istanbul-sozlesmesi-nin-tum-maddeleri-229375' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/229/375/original/ak1020.jpg' alt='İstanbul Sözleşmesi&#39;nin tüm maddeleri...' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR</h6>
<h5 class='headline'>İstanbul Sözleşmesi'nin tüm maddeleri...</h5>
<div class='date'>20 Ağustos 2020</div>
</div>
</a>

<p>Kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddetle mücadelede bağlayıcı standartlar getiren bu sözleşme, yıllar içinde Türkiye’de hem hukukî düzenlemeler hem de toplumsal tartışmalar açısından belirleyici bir başlık haline geldi. Türkiye’nin sözleşmeyle ilişkisini kronolojik olarak özetleyen süreç şöyle:</p>
<p><strong>11 Mayıs 2011 – İmza ve açılış süreci</strong></p>
<p>İstanbul Sözleşmesi, İstanbul’da imzaya açıldı. Türkiye, sözleşmeyi ilk imzalayan ülkeler arasında yer aldı. Avrupa Konseyi dönem başkanlığını yürüttüğü bu süreçte Türkiye, sözleşmenin hazırlanmasında “öncü rol” üstlendiğini duyurdu. Sözleşme, kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddetle mücadelede uluslararası standartları belirleyen ilk bağlayıcı metin olarak kabul edildi.</p>
<p><strong>24 Kasım 2011 – TBMM onayı</strong></p>
<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan oylamada 6251 sayılı kanun kabul edildi. 247 milletvekilinden 246’sı “kabul” oyu verirken yalnızca 1 milletvekili çekimser kaldı. Böylece Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’ni parlamentodan geçirerek onaylayan ilk ülke oldu. Bu adım, dönemin siyasi açıklamalarında “uluslararası saygınlığa katkı” ve “kadına yönelik şiddetle mücadelede güçlü irade” olarak tanımlandı.</p>
<p><strong>2012–2015 – Uyum politikaları ve eylem planı</strong></p>
<p>Sözleşme sonrası dönemde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı” hazırladı. Plan, sözleşme ilkeleri doğrultusunda şiddetin önlenmesi, mağdurların korunması ve kurumlar arası koordinasyon hedeflerini içerdi. Bu yıllarda sözleşme, Türkiye’nin kadın politikalarında referans metin olarak kullanıldı.</p>
<p><strong>2015 – Uyum yasası vurgusu</strong></p>
<p>Dönemin siyasi açıklamalarında Türkiye’nin sözleşmeye “çekincesiz taraf olduğu” ve bunun karşılığında 6284 sayılı Kanun ile iç hukukta önemli bir düzenleme yapıldığı ifade edildi. Türkiye, sözleşmenin yükümlülüklerini büyük ölçüde iç hukuk düzenine aktaran ülkeler arasında gösterildi.</p>
<p><strong>2017 – GREVIO raporu ve eleştiriler</strong></p>
<p>Avrupa Konseyi’nin izleme organı GREVIO, Türkiye’ye ilişkin ilk değerlendirme raporunu yayımladı. Raporda yasal düzenlemelerde ilerleme olduğu belirtilirken, uygulamada ciddi sorunlara dikkat çekildi. Cezasızlık, mağdurların korunmasındaki eksiklikler, yargı süreçlerinde toplumsal cinsiyet temelli önyargılar ve şiddet vakalarının düşük bildirim oranları öne çıkan başlıklar oldu.</p>
<p><strong>2018–2020 – Toplumsal tartışmalar ve artan şiddet vakaları</strong></p>
<p>Türkiye’de kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet kamuoyunda geniş yer buldu. Emine Bulut ve Pınar Gültekin gibi vakalar sonrası İstanbul Sözleşmesi yoğun şekilde tartışıldı. “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” sloganıyla kampanyalar düzenlendi, kadın örgütleri sözleşmenin etkin uygulanmasını talep etti. Bu dönemde sözleşme, siyasi ve toplumsal tartışmaların merkezine yerleşti.</p>
<p><strong>Temmuz 2020 – Sözleşmenin geleceği tartışması</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sözleşmeye ilişkin “Halk istiyorsa kaldırılır” açıklamasını yaptı. Aynı süreçte bazı çevrelerde sözleşmenin “aile yapısını bozduğu” ve “toplumsal değerlerle uyumsuz olduğu” yönünde tartışmalar gündeme geldi. Tartışmalar kısa sürede siyasi gündemin ana başlıklarından biri haline geldi.</p>
<p><strong>20 Mart 2021 – Çekilme kararı</strong></p>
<p>Türkiye, Cumhurbaşkanı kararıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiğini açıkladı. Karar Resmî Gazete’de yayımlandı. Bu adım, hem ülke içinde hem de uluslararası alanda büyük tartışma yarattı.</p>
<p><strong>22 Mart 2021 – Avrupa Konseyi bildirimi</strong></p>
<p>Türkiye’nin çekilme bildirimi Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne iletildi. Sürecin resmî prosedürü başlatıldı.</p>
<p><strong>1 Temmuz 2021 – Çekilmenin yürürlüğe girmesi</strong></p>
<p>Türkiye’nin sözleşmeden çekilmesi bu tarihte resmen yürürlüğe girdi. Böylece Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkan ilk imzacı ülkelerden biri oldu.</p>
<p><strong>29–31 Mart 2021</strong></p>
<p>CHP, İYİ Parti, Eğitim Sen ve çeşitli kadın örgütleri ayrı ayrı davalar açtı. Başvuruların çoğu Danıştay 10. Dairesi’nde toplandı.</p>
<p><strong>29 Haziran 2021</strong></p>
<p>Danıştay 10. Dairesi, Cumhurbaşkanı kararının yürütmesinin durdurulması taleplerini oy çokluğuyla reddetti. Mahkeme çoğunluğu, Cumhurbaşkanı’nın uluslararası sözleşmelerden çekilme yetkisi bulunduğu görüşünü benimsedi.</p>
<p><strong>18 Kasım 2021</strong></p>
<p>Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK), yürütmeyi durdurma taleplerinin reddine yapılan itirazları da oy çokluğuyla reddetti. Böylece yürütmenin durdurulmaması yönündeki karar kesinleşmiş oldu.</p>
<p><strong>21 Aralık 2021</strong></p>
<p>Kadının İnsan Hakları – Yeni Çözümler Derneği’nin açtığı davada da yürütmenin durdurulması talebi reddedildi.</p>
<p><strong>6 Ocak 2022</strong></p>
<p>Danıştay savcısı (tetkik hâkimi/savcı görüşü), Cumhurbaşkanı’nın temel haklara ilişkin uluslararası sözleşmelerden tek taraflı çekilme yetkisi bulunmadığı yönünde mütalaa verdi. Bu görüş, kamuoyunda dikkat çekti çünkü çekilme işleminin hukuka aykırı olduğu savunuldu.</p>
<p><strong>19 Temmuz 2022</strong></p>
<p>Danıştay 10. Dairesi, esasa ilişkin kararını verdi ve İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeye ilişkin Cumhurbaşkanı kararının iptali istemini reddetti. Böylece ilk derece Danıştay kararıyla çekilme işlemi hukuka uygun kabul edilmiş oldu.</p>
<div class="box-18">
<h2>Hangi ülkeler imzaladı, hangileri uyguluyor?</h2>
<p>İstanbul Sözleşmes'ni bugüne kadar Avrupa Konseyi’ne üye 45 ülke ve Avrupa Birliği imzaladı. Bu ülkelerin büyük bölümü sözleşmeyi onayladı. </p>
<ul>
<li><strong>İ</strong>mzalayıp onaylayan ülkeler: Türkiye (2021’e kadar), Fransa, İtalya, İspanya, Almanya, Finlandiya gibi birçok Avrupa Konseyi ülkesi</li>
<li>İmzalamayıp taraf olmayan ülkeler: Rusya ve Azerbaycan</li>
<li>İmzalayıp onaylamayan ya da tartışmalı süreçte olan ülkeler: Ermenistan, Bulgaristan, Çekya, Macaristan, Slovakya, Ukrayna gibi bazı ülkeler</li>
<li>Çekilme süreci başlatan örnekler: Polonya (2020’de çekilme süreci tartışmaları)</li>
</ul>
</div>
<p>Ülkeler açısından son güncel bilgilere <a href="https://www.coe.int/en/web/conventions/full-list?module=signatures-by-treaty&amp;treatynum=210" target="_blank" rel="nofollow noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<a href='/yazi/istanbul-sozlesmesi-neden-onemli-287399' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2023/11/03/istanbul-sozlesmesi-neden-onemli.jpg' alt='İstanbul Sözleşmesi neden önemli?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İstanbul Sözleşmesi neden önemli?</h5>
<div class='date'>4 Kasım 2023</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/kadinlar-istanbul-sozlesmesi-onurumuzdur-vazgecmiyoruz-263005' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/263/005/original/acıklam1.jpg' alt='Kadınlar: İstanbul Sözleşmesi onurumuzdur, vazgeçmiyoruz' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>EVRİM KEPENEK ANKARA'DAN BİLDİRİYOR</h6>
<h5 class='headline'>Kadınlar: İstanbul Sözleşmesi onurumuzdur, vazgeçmiyoruz</h5>
<div class='date'>7 Haziran 2022</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/danistay-a-gore-istanbul-sozlesmesi-nden-cekilmek-hukuka-uygun-272297' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/272/297/original/KADIN_-_Kopya.jpg' alt='Danıştay&#39;a göre İstanbul Sözleşmesi&#39;nden çekilmek “hukuka uygun” ' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Danıştay'a göre İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmek “hukuka uygun” </h5>
<div class='date'>3 Ocak 2023</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/tusiad-baskani-istanbul-sozlesmesi-nin-onemini-kavramaliyiz-269658' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/269/658/original/sabancıcenter.jpg' alt='TÜSİAD Başkanı: İstanbul Sözleşmesi&#39;nin önemini kavramalıyız' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>'İŞ DÜNYASI EV İÇİ ŞİDDETE KARŞI' 10. YILINDA</h6>
<h5 class='headline'>TÜSİAD Başkanı: İstanbul Sözleşmesi'nin önemini kavramalıyız</h5>
<div class='date'>8 Kasım 2022</div>
</div>
</a>

<p>bianet'in İstanbul Sözleşmesi haberlerini <a href="https://bianet.org/etiket/istanbul-sozlesmesi-35060" target="_blank" rel="nofollow noopener">buradan</a> okuyabilirsiniz.</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 12 May 2026 11:08:00 +0300</pubDate></item></channel></rss>