"Lezbiyenlerin Aşkı Ciddiye Alınmıyor, Pornografik Malzeme Ediliyor"

!f İstanbul'da gösterilen "Beyaz Atlı Prens Sakın Gelme", lezbiyenlere atfedilen "yasak ilişki, sapıklık, ahlaksızlık" gibi kirli bilgileri üreten kanalları eleştiriyor. Yönetmenlerden Atasay ve Deniz anlatıyor: "Penissiz olmaz denilerek lezbiyenlerin mahremi saldırıya açık bırakılıyor."

İstanbul - BİA Haber Merkezi
16 Şubat 2009, Pazartesi
"Benim güzelim duygularım başkalarının ağzına düştüğünde kirleniyordu."

Yıllarca taşrada yaşayan lezbiyen bir kadın cinsel kimliğinden bahsederken yaşadığı rahatsızlığı böyle dile getiriyor.

Bu kirliliği işleyen "Beyaz Atlı Prens Boşuna Gelme" isimli belgesel filmin, !f İstanbul'daki ikinci gösterimiyse yarın yapılıyor.

Lambdaistanbul'lu eşcinsel kadınlarla Aykut Atasay'ın kolektif yapımı olan filmin yönetmenlerinden ikisi, Aykut Atasay ve Zeliha Deniz'le film üzerine konuştuk.

!f İstanbul'un "Mahrem Muhabbetler: Türkiye'den Kısalar" alt bölümünde gösterilen "Beyaz Atlı Prens Boşuna Gelme"nin odağında lezbiyen ve biseksüel kadın olma hali var.

Ancak bu hal bir mağduriyet ve yüceltmeyle örülmüyor.

Deniz süreci anlatıyor:

"Proje iki yıl önce Aykut'un atölye çalışmasından belgesel fikrine dönüştü. Önce Lambdaistanbul'lu aktivist kadınları konu edecekken onların lezbiyen kimliği önünde temsil olamayacağından hareketle belgeselin konusu lezbiyen ve biseksüel kadınların görünürlüğü etrafında gelişti."

Atasay ekliyor:

"Ve aslında bu belgesel 'sokaktaki insan lezbiyenden ne anlıyor?' sorusunun cevabı peşinde koşarken 'neden böyle, yasak, ayıp, ahlaksız olarak kodlayarak anlıyor?' diye de soruyor. Dolayısıyla varolan bilgi kirliğini, o kirliliği üreten bilgi kanallarını eleştiriyor."

"Heteroseksist toplumda devlet organlarının, hukukun, medyanın, dinin, eğitim siteminin homofobi özelinde lezbiyenliğin 'yasak, sapık' olduğunu dikte ediyor" diyen Atasay özetle lezbiyen kimliliğin 'kirli' algısını değil bilgi kanallarının kirliliğini ortaya çıkarmayı amaçlarını söylüyor.

Eşcinsel kadınlar "açılarak" mücadele ediyor 

Atasay lezbiyenlerin de bu bilgi kanallarının ürettiği kirli bilgiden olumsuz etkilendiğini, bir zaman sonra çevrelerini dönüştürmek için aktivitede bulunduklarını ancak bu aktivizmin politik olmaktan öte tıpkı Stonewall'dan sonra gerçekleştiği gibi "açılmak" olduğunu ifade ediyor.

Deniz ve Atasay filmde işlenen temalardan birini aktarıyorlar:

"Kurgusu farklı. Bölümlerden oluşuyor. Lezbiyen bir çiftin evinin gözetlenmesiyle hikaye başlıyor. Dış sesten anladığımız gözetleyenlerin erkek olduğu. İki kadının bir arada kalıp aşk yaşamaları mahremiyetlerinin kapılarının açık olduğu algısına neden oluyor Türkiye'de. Erkek eşcinsellerin mahremi bu kadar savunmasız değil. Kadınların birbirlerine aşkları da pornografik bir malzeme haline geliyor. Hatta lezbiyen denilince iki kadının aşkı değil sevişmesi akla geliyor.'Penissiz olmaz' denilerek de erkek tamamlayıcı görülüyor. Erkekler fütursuzca bu ilişkiye taciz ederek dahil olmak istiyor."
Cahilce sormak gerekirse "lezbiyenler daha az tepki toplamıyor mu?"

Sanki lezbiyenler her an heteroseksüel olabilirmiş gibi... 

"Lezbiyen cinselliği ciddiye alınmıyor. İşyerinde 'lezbiyenim' diyen kadına 'Ooo iyiymiş' deniyor. Fantezi malzemesi. Görmezden gelinmeleri yeterince büyük bir sorun bence" diyen Deniz'in sözlerine Atasay da ekliyor:

"Lezbiyen kimlik sabit değilmiş gibi bir algı da var. Her an bozulabilir ve heterolaştıralabilirmiş gibi."

Deniz ve Atasay anlattıkları bu durumun oluşmasına dayanak gösterdikleri kirli bilgi üreten kanalları da örnekliyor.

Mesela Türk Dil Kurumu (TDK) kaynaklarından "lezbiyen" kelimesi arandığında karşınıza "sevici" kelimesi çıkıyor."Sevici de ne ola ki?" diye aramaya devam ettiğinizde bulduğunu yanıt "ablacı" oluyor.

Diğer yandan İnternet kafelerde "lezbiyen" kelimesiyle arama yapmak yasak.

Deniz ve Atasay'ın aktardığına göre belgesel klasik dili kullanmıyor. Örneğin "lezbiyen birine 'Seni kim lezbiyen yaptı?" diye ironik sorular sorulurken diğer yandan lezbiyen çiftin evinin yansıdığı görüntülerde Lambdaistanbul'un kapatılması için Yerel Mahkemenin gerekçesi yazılı olarak akıyor.

Deniz "Zaten lafımızı doğrudan söylemek isteseydik oturur kitap yazardık. Böyle kafa karıştırmak çok daha iyi" diyor.
Belgeselde lezbiyen hikayelerini konu eden Türk sineması da eleştiriden nasibini alıyor. Düş Gezginleri, Dul Bir Kadın, Böcek vs...

Atasay zaten kurmaca filmde kötü/mağdur/siyahın olması gerektiğini bu filmlerde hayal kırıklığına uğradıkları tüm şeylerin heteroseksüel izleyici için de geçerli olduğunu ancak diğer yandan eleştirilecekse eğer lezbiyenliği ona atfedilen kirlilikten arındıracak alternatif medyanın, bilgi kaynağının o yıllarda olmamasının eleştirilebileceğini ve bu anlamda yaptıkları filmin iyi bir bakış getirdiğini söylüyor.

"Eşcinsellerin sorunları öncelik hiyerarşisinde hep ötelenirdi. Ancak son yıllarda kadın mücadelesinde de lezbiyen kadınlar görünür oldular. Artık lezbiyen kadınlar kendi gündemlerini oluşturmaya başladılar."

Zaten belgesel geçen yıl yapılan Onur Yürüşü'nde eşcinsel kadınların görüntüleriyle son buluyor ve "Artık lezbiyenler olarak biz buradayız" mesajı veriyor. (EZÖ)

* Film yarın (17 Şubat) AFM Fitaş Beyoğlu'nda saat 17:30'da gösteriliyor.

Beyaz Atlı Prens Boşuna Gelme

 

Yönetmen: Aykut Atasay, İzlem Aybastı, Zeliha Deniz

Aykut Atasay (1982, İstanbul) İstanbul’da yaşıyor. Sinema üzerine yüksek lisans yapıyor. Lambdaistanbul gönüllüsü. Önemli filmleri arasında; “Travestiler” (2008, !f İstanbul Türkiye’den Kısalar “İzleyici Ödülü”), “Yürüyoruz” (2006, Akbank Kısa Film Festivali “Mansiyon Ödülü”), “Travesti Terörü” (2005,6. İzmir Uluslararası Kısa Film Yarışması “En İyi Belgesel”)

İzlem Aybastı (1979, Manisa) İstanbul’da yaşıyor. Klinik psikoloji üzerine yüksek lisans yapmakta. Lambdaistanbul gönüllüsü.

Zeliha Deniz (1982, İstanbul) İstanbul’da yaşıyor. Peyzaj mimarı. Lambdaistanbul gönüllüsü.

Senaryo: Serap Akçura, Aykut Atasay, İzlem Aybastı, Yeşim Başaran, Zeliha Deniz, Rüzgar Gözüm Gökçe, Evren Savcı, Ceylan Begüm Yıldız

Oyuncular: Tuna Erdem, Hande Öğüt, Yasemin Öz

Yapımcı: Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği / Lambdaistanbul LGBTT Solidarity Association

Ekip: Kamera & Kurgu: Aykut Atasay, Ses: Zeliha Deniz, Kapak Fotoğrafı: Melisa Önel

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN