30 August, Saturday, Son güncelleme 00.01

Yargıtay Ataerkil Düzenin Dişlisi Gibi

Yargıtay kadının ev içindeki emeğinin boşanma halinde tazminat için sayılmayacağını söyledi. Ataman Yargıtayın açıklamalarıyla kadın haklarını geri götüren kurumların dişlisi olduğunu gösterdiğini ve ataerkil düzeni temsil ettiğini belirtti.

BİA Haber Merkezi

13 Temmuz 2007, Cuma

İris Kadın Gözlem Grubu Koordinatörü Narınç Ataman Yargıtay'ın dün kadının ev içi emeğinin tazminat alması için yeterli olup olmaması konusunda yaptığı açıklamayla ilgili "çağımızda sergilenebilecek en kurumsal gerilik" yorumunu yaptı.

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi'yse yaptığı basın açıklamasında Yargıtay'a destek verdi.

"Yargıtay geri götürücü mekanizmaların dişlisi oldu"

bianet'e görüş veren Ataman, Yargıtay'ın yasalar ve yasaların uygulanışını yorumlayan yüksek yargı organı olduğunu hatırlattı; kadın haklarıyla ilgili son yorumlarıyla kurumun "geri götürücü mekanizmaların dişlisi olduğunu gösterdiğini" söyledi.

"Zaten bu ülkede kadınlar lehine yapılmaya çalışılan olumlu işler, on yıllara dayanan çabalar, Medeni Kanuna uygulama maddesi konarak 2002 sonrasını kapsayacak şekilde yapılan değişiklikle sulandırılmıştı."

Ataman, Yargıtay'ın açıklamasıyla ataerkil bakış açısının sürmekte, yaşamakta olduğu bir kez daha gözler önüne serilmiştir dedi.

Baro Kadın Hakları Merkezi'yse konu edilen davanın "boşanma ve katkı payı" davası olduğunu ve kadının ev içi emekten pay alabilmesi için "katılma alacağı" talep etmesi gerektiğini söylüyor.

Fakat İstanbul Barosu'na göre kadının yeni bir dava açarak "katılma alacağı" talep etmesi de mümkün.

"Kadına tazminat verilmesi durumu kanunda açıkça düzenlenmiyor"

Ntv'nin haberine göre, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi başkanı Necdet Gürbüztürk yaptığı açıklamada "1 Ocak 2002 tarihinden önceki yasada kadının evlilik süresince edinilen mallarda kişisel malları ya da parasıyla bir katkısı söz konusu değilse, ev işlerindeki emeğinin kadının tazminat alması için yeterli olacağı belirtilmemiştir" dedi.

Yeni Medeni Kanun hazırlanırken bu eksikliğin yasama organı tarafından tartıldığını belirten Yargıtay, yasalarda bir düzenleme yapılmadığı sürece dairenin mevcut yasaları dikkate alacağını söyledi.

Gürbüztürk Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girdiği 1 Ocak 2002 tarihinden sonra edinilmiş malların paylaşımında sorun çıkmadığını belirtti; "Ancak öncesinde kadın edinilen mallara katkı sağlamış olsa da kendisine tazminat verilmesi durumu kanunda açıkça düzenlenmemiştir" şeklinde konuştu.

Gürbüztürk açıklamasına şöyle devam etti: "Medeni Kanunda ve Borçlar Kanununda açıkça düzenlenmediği halde, aile hukukunun özelliği de dikkate alınarak, kadının bu katkısı, güncelleştirilip kendisine verilmektedir." (GG/EÜ)

Ana Sayfa | Yazarlar | Arşiv-Arama | Bilgi-Belge | Çocuk Sitesi | BİAMag | Kadının Penceresi | News in English
Haber Listesi | Galeriler | Linkler | Künye | BİA Kitaplığı | BİA Hakkında

Bu web sitesi IPS İletişim Vakfınca Avrupa Birliği İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı (SIDA) desteğiyle yürütülen, "Haklar İçin Habercilik, Haberciler İçin Özgürlük" -kısa adıyla BİA3 - projesi kapsamında yayınlanmaktadır. Web sitesinin yeniden düzenlenmesi masraflarına Uluslararası İfade Özgürlüğü Değişimi (IFEX) de katkıda bulunmuştur. Bu web sitesinin içeriği yalnızca IPS İletişim Vakfı'nın sorumluluğundadır ve hiçbir biçimde SIDA'nın tutumunu yansıtmamaktadır.