Yargıtay Yasada Olmayan "Aile Meclisi"ni Kadın Katline Bahane Yaptı

Yargıtay üyesi İskender, 1. Ceza Dairesi'nin töre saikiyle cinayette "aile meclisi" aradığını duyurdu. Avukatlar Moroğlu ve Benli "Yasada böyle bir şey yok" diyor. Asıl sorun mahkemelerin bu kararı örnek alma ihtimali.

Ankara-istanbul - BİA Haber Merkezi
29 Ağustos 2008, Cuma

Yargıtay 1. Ceza Dairesi üyesi Salih Zeki İskender, bu dairenin bir kararında, "töre saikiyle işlenen cinayet"te "aile meclisi kararı" bulunmasını öngördüğünü açıkladı ve bu kararı eleştirdi.

"Yasada böyle bir şey yok"

bianet'in görüştüğü Avukat Nazan Moroğlu, Ceza Yasası'nda (TCK) böyle bir ölçütün bulunmadığını, hatta töre saikiyle işlenen cinayetlerde hiçbir koşulun bulunmadığını söyledi.

TCK'nin "Hayata Karşı Suçlar" bölümünde, "töre saiki" yalnızca kasten öldürme suçunun nitelikli hallerinden biri olarak ifade ediliyor. Bunun cezası da ağırlaştırılmış müebbet hapis.

Moroğlu, böyle bir koşul bulunmamasına karşın Yargıtay'ın bu kararla "yorum" yaptığını vurguladı.

Ayrımcılığa Karşı Kadın Derneği'nden (AKDER) Avukat Fatma Benli de Yargıtay'ın yasada olmayan ölçütü kullandığı bu yorumla, "yasa koyucu" gibi davrandığını ve "bu hatalı yorumdan vazgeçilmesi" gerektiğini açıkladı.

Benli kadın katliyle ilgili hükümlülerle yapılan araştırmaları anımsatarak, bu cinayetlerin her zaman aile meclisi kararıyla değil, bazen kişisel kararlarla gerçekleştiğinin bulgulandığını da bildirdi.

Asıl risk: Mahkemeler bu kararı örnek alabilir

Moroğlu, Yargıtay'ın bu kararının olası sonuçlarından birinin, kadın katli davalarında yerel mahkemelerin bu bakışı benimsemeleri olduğuna dikkat çekti. Oysa, Türkiye'nin de imzaladığı Birleşmiş Milletler'in Namus Adına İşlenen Cinayetlerin Önlenmesine Dair Bildirge'nin esas alınması gerektiğini söyledi.

Moroğlu'na göre Adalet Bakanlığı'nın yargıç eğitimlerinde bu bildirgeyi daha net ve daha çok vurgulaması gerekiyor.

TCK Kadın Platformu, yasanın oluşturulduğu süreçte bu bildirgeyi esas alarak, maddenin "töre saikiyle" değil "namus saikiyle" diye yazılmasını savunmuşlardı.

Moroğlu, kadın örgütlerinin, kadın hukukçuların ve baroların bu kararı gündemlerine alması ve bu konuda kamuoyu baskısı oluşturması gerektiğini de ekledi. Barolar Birliği'nin eylüldeki kadın hukuku kurulunun gündeminde bu kararın da olacağını bildirdi. (TK/EZÖ)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN