Last Modified 19-11-2008 16.58

Romanlar Günü'nde Sulukule'den Müzik Değil Dozer Sesi Yükseldi

"Sanki bomba atılmış gibi. Bütün eşyalarıyla ev yıkıldı. İçinde gariban bir aile vardı. Çocuklarıyla ağlayarak gittiler. Nereye gittiler bilmiyorum. Tayyip'e ABD'den mektup gelmiş. Ne değişti? Hiçbir şey."

BİA Haber Merkezi - İstanbul

08-04-2008

Bugün 8 Nisan Dünya Romanlar Günü. Dünyanın çeşitli yerlerinde bugün festivallerle, konserlerle kutlanırken Sulukuleli Romanlar dozer, kepçe sesleriyle yıkıma uyandılar.

Mektup neyi değiştirdi? 

Kentsel yenilenme kapsamında yıkımı devam eden, dün 12 bugünse 7 evin yıkıldığı Sulukule'de ev sahiplerinin 'bir şekilde' evlerini satmış olmalarıyla evleri boşaltmaları gereken kiracıların gidecek yerleri yok.

44 yaşındaki Göksel Küçükatasayan dün yıkılan evlerden birini gösteriyor: "Sanki bomba atılmış gibi. İçinde gariban bir aile vardı. Ağlayarak gittiler. Nereye gittiler bilmiyorum"

Küçükatasayan da kiracı ve sıranın onun evine gelmesinin an meselesi olduğunu söylüyor.

Kiracılar Ayşe Kocaeli, eşinin öldüğünü, çevredekilerin yardımıyla geçindiğini söylüyor: "Yazsanız ne değişecek? Hiçbir şey"

Atasayan devam ediyor: "Tayyip'e ABD'den mektup gelmiş. Ne değişti? Hiçbir şey."

Kocaeli ve Atasayan'ın bahsini ettiği ABD Helsinki Komisyonu'ndan Başbakan Tayyip Erdoğan'a gelen mektup.

4 Nisan tarihli mektupta, geçmişi 1054 yılına kadar uzanan bu tarihi bölgenin sakinlerinin, kentin 40 kilometre dışına yerleşmeye zorlandığı belirtiliyor ve Sulukule'nin yıkılmaması isteniyordu.

Bakkal Asım Hallaç'a göre ise özellikle mektuptan sonra belediye vakit kaybetmemek için yıkımları hızlandırdı.
Hallaç kiracıların sokakta kalarak ev sahiplerinin de Taşoluk'ta borçlandırılarak aldıkları TOKİ evlerinin bitmemiş olmasıyla mağdur olduklarını düşünüyor.

Muhtar Muhittin Sokağa yürüyen Ayşe Teyze'nin peşine takılıyor, anlattıklarını dinliyoruz.

"60 sene önce gelin olarak geldim. Kiracıyız. Buradan Fatih Çarşamba'ya taşınacağız. Ama arkadaşlarımı çok özleyeceğim. Mahalle kalmadı. Herkes dağılıyor."

Yıkıntılar, çocuklara hem ruhsal hem fiziksel tehlike 

Yan yana binalardan birinin yıkımı sabahın erken saatlerinde tamamlanmış. Yıkıntılar arasında insanlar demir toplamaya çalışıyor. Amaç demirleri hurdacıya satarak üç beş kuruş da olsa para kazanmak.

Birazdan başka bir evin yıkımına başlanıyor. Yıkıntıların içinde henüz üç saat önce hayat olduğunun belirtileri var. Mesela duvara asılmış bir ceket...

Elektrik telleri, su, doğalgaz boruları açıkta. Yıkıntıdan sivrilen demirler en çok aralarında koşturan çocuklar için tehlikeli. Vildan 6 yaşında. "Bizim oraya girdiler" diyerek dozeri gösteren Vildan'ın dört kardeşi anne ve babasıyla bu geceyi nerede geçireceğine dair en ufak bir fikri yok.

Adana'dan Sulukule'de sokağa uzanan yolculuk 

Bir başka çocuk yaklaşıyor. Elinde keser var, hurda topluyor. Adı Burçin, 11 yaşında.

"Hatay'dan geldik. İki aydır buradayız. Devletin yerlerinde oturuyoruz. Evler yıkıldıkça boş olanlarına taşınıyoruz. Babam boyaya annem merdiven silmeye gidiyor."

16 yaşındaki Yabangül ve 18 yaşındaki bir çocuklu Meral de Adana'dan gelmişler. Kağıt toplayıcılığı yapan aileleriyle göçebe olarak yaşıyorlar. Onlar da boş evlere sığınıyorlar. Onlar için son gün "bugün", artık başlarını sokacak boş bir ev yok yani sokaktalar. (EZÖ)

Home Page | Documents | About Us | Links | Çocuk Sitesi | BİAMag | Kadının Penceresi | News in English

This website is published within the framework of "Journalism for Rights, Rights for Journalists" -dubbed as BİA3 - project implemented by the IPS Communication Foundation with the financial assistance of the Swedish International development Agency (SIDA). International Freedom of Expression eXchange (IFEX) has also contributed to the website's upgrading costs. The contents of this website are the sole responsibility of IPS Communication Foundation and under no circumstances be regarded as reflecting the position of the EU and SIDA and IFEX.