
Last Modified 01-12-2008 18.03
News Tags
Related Bianet News
News
In Focus
Patlamada ağabeyini yitiren Cengiz Korkmaz "Biz suç üstünde yakalayıp teslim ettik ama yine de bırakılmak üzereler. Türkiye’deki adalet nerede? Olayın şokunu hala atlatamadık" dedi.
BİA Haber Merkezi - Semdinli
09-11-2007
Şemdinli'de, Umut Kitabevi'nin bombalanmasının birinci yılında, ilçede yaşayanlar, "derin devlet" soruşturmada bağlantılarının ört bas edilmesinden kaygılı ve tepkili.
Şemdinli bombalamaları sonrasındaki olay yeri incelemesi sırasında açılan ateş sonucu hayatını kaybeden Ali Yılmaz’ın oğlu Mansur Yılmaz, “9 Kasım 2005 tarihi bizim için karanlık bir gündü. Tek isteğimiz bu karanlık olayın aydınlanmasıdır" dedi.
9 Kasım 2005'te Şemdinli'deki Umut Kitabevi bombalanmış, patlamanın gerçekleştiği Özipek Pasajı'nda Mehmet Zahir Korkmaz ölmüştü.
Çevredeki siviller bombacının bindiği öne sürülen aracı çarşıdan çıkmadan yakaladı. Savcının incelemesinde araçta kalaşnikoflar, el bombası, askeri çelik yelek ve üzerinde hedef noktaların olduğu düşünülen harita bulundu. İnceleme
sırasında kalabalığı yaran bir araçtan ateş açıldı. Yaralanan Ali Yılmaz öldü, beş kişi yaralandı.
Bu olayla ilgili Tanju Çavuş adlı uzman çavuşun dosyası ana dosyadan ayrıldı, yargılanıyor.
Mansur Yılmaz "Geçen iki yıl içinde olayların aydınlatılması yönünde bir çabanın harcanmadığını görüyoruz." dedi.
"Benim babamı öldüren Tanju Çavuş 70 gün gibi kısa bir süre hapiste kaldıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı bu durum bizi daha da derinden yaralamıştır. O günlerde de şimdi de tek istediğimiz adaletin yerini bulmasıydı. Şu an yargılamalar sürüyor her şeye rağmen umudumuzu yitirmek istemiyoruz."
İnsan Hakları Derneği (İHD) Şemdinli temsilcisi Kadir Özcaner “9 Kasım patlamasında Şemdinli halkı suçüstü yapmış, derin devleti kuyruğundan yakalamıştır. Ardından çeşitli bedeller ödendi, Sarıkaya örneğinde olduğu gibi. Van Ağır Ceza Mahkemesi'nden çıkan ceza bizi az da olsa tatmin etmişti ancak ardından dava askeriyeye yollandı. Gerçekten hukuk yerini bulacak mı bulmayacak mı endişesi var içimizde” diye konuştu olaydan iki yıl sonra.
Şemdinlili Ahmet Yücel “Cenabı Allah Kur-an’ı Kerim’de bütün insanlar birbirine kardeştir diye buyurmuş buna rağmen kardeş neden kardeşi vuruyor? Yazık değil mi günah değil mi? Analar neden ağlıyor? Bu durumun çaresi yok mu? Bütün şehitlerin annesine bakıyorum içim yanıyor. Barış istiyorum.”dedi.
İlçe sakinlerinden Zikri Yılmaz da “Şemdinli ve sonrasındaki olayla birlikte beş yurttaşımız hayatını kaybetti. Eğer Şemdinli olayı ortaya çıkmasaydı başka illerde daha başka patlamalar da meydana gelecekti." dedi.
"Olaydan sonraki iki yıllık süre içerisinde Şemdinli’de hiçbir patlama olmadı. Yine de tedbirli olmaya çalışıyoruz.”
Patlamada hayatını kaybeden Mehmet Zahir Korkmaz’ın ağabeyi Cengiz Korkmaz, “Türkiye’de Kürtler Teröristtir deniliyor. Biz neden terörist olalım? Şemdinli’de bu olayı yapanlar, kardeşimi öldürenlerdir asıl terörist. Biz suç üstünde yakalayıp teslim ettik ama yine de bırakılmak üzereler. Türkiye’deki adalet nerede? Olayın şokunu hala atlatamadık. Halen etkisindeyiz. Acımız büyük.”dedi.
Şemdinli Belediyesi Meclis üyesi Emin Sarı da “Şemdinli olayı buz dağının görünen kısmıydı" düşüncesinde. "Şemdinli halkı da bunun görülmesini istiyor, intikam değil," derken bir başka üye Necmettin Özeruysal “İnsanlarımızın mağduriyetleri devam ediyor. Enkaz eskisi gibi duruyor" diyerek seçmenlerinini duygu ve gözlemlerini özetledi. (EÇ/NZ)
|
Home Page |
Documents | About Us |
Links
| Çocuk Sitesi | BİAMag |
Kadının Penceresi | News in English
This website is published within the framework of "Journalism for Rights, Rights for Journalists" -dubbed as BİA3 - project implemented by the IPS Communication Foundation with the financial assistance of the Swedish International development Agency (SIDA). International Freedom of Expression eXchange (IFEX) has also contributed to the website's upgrading costs. The contents of this website are the sole responsibility of IPS Communication Foundation and under no circumstances be regarded as reflecting the position of the EU and SIDA and IFEX. |