
Last Modified 03-12-2008 10.04
News
Şişli Savcılığı, Hrant Dinke dava açmanın gerekçesi yaptığı soykırım sözünden tarihçi Taner Akçama dava açılmasına gerek görmedi. Akçamın avukatı Erdal Doğan karardan buruk bir memnuniyet duyuyor: Keşke Dink öldürülmeden önce bu kararlar alınsaydı.
BİA Haber Merkezi - İstanbul
30-03-2007
Recep Akkuş adlı bir kişinin Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptığı şikayet üzerine tarihçi Taner Akçam hakkında Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma takipsizlikle sonuçlandı.
Tarihçi Akçam'ın avukat Erdal Doğan, kararı düşünce özgürlüğü açısından olumlu karşılamakla birlikte geç alınmış bir karar olarak da nitelendiriyor.
"Keşke bu karar Dink öldürülmeden önce verilseydi"
Kararla ilgili görüşlerini bianet'e açıklayan Av. Doğan, "Keşke savcılarımız bu türden kararları gazeteci Hrant Dink öldürülmeden önce almış olsalardı. Bize acı gelen yan hukukun, Dink'in ölümünden sonra hatırlanmasıdır" dedi.
Haftalık "Agos" gazetesinin 6 Ekim 2006 tarihli sayısında Akçam'ın "Hrant Dink, 301 ve bir suç duyurusu" başlıklı yazısı, değiştirilmesi veya kaldırılması için insan hakları kuruluşlarının mücadele verdiği Ceza Yasası'nın 301. maddesi kapsamında soruşturmaya konu olmuştu.
Gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesinden 11 gün sonra soruşturma ekrakını karara bağlayan Şişli Cumhuriyet Savcısı Muhittin Ayata, "Arada Sırada" isimli köşesinde kaleme aldığı yazıda "1915-1917 döneminde yaşananların soykırım olduğuna inanıyorum" diyen Akçam'a dava açılmayacağına karar verdi.
Savcı: "Soykırım" düşüncesi fikir hürriyetine girer
Takipsizlik kararında, "...şüphelinin tarih profesörü olduğu, yaptığı araştırmalarda 1915-1919 yılları arasında meydana gelen olayların bir soykırım olarak tanımlanabileceğini düşünerek tüm makalelerinde ve bilimsel toplantılarda ifade ettiği..." sözlerine yer verildi.
Karar şu şekilde sonuçlandırılıyor: "..ihbar konusu yazının bir bütün olarak incelendiğinde Türklüğü aşağılama niteliğinde bir sözü bulunmadığı gibi yazıda kullanılan sözlerin fikir hürriyeti çerçevesinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesinde kaldığı anlaşıldığından, ayrıca suç işlemeye tahrik, suçu ve suçluyu övme ve halkı kin ve düşmanlığa tahkir suçunun unsurları oluşmadığından kovuşturmaya yer olmadığına..."
Hrant Dink, Reuters Ajansı'na verdiği röportajda 1915 yılında yaşananları "soykırım" olarak nitelendirdiği için hakkında 301. maddeden ve üç yıl hapis istemiyle dava açılmıştı. Bu dava ölümü nedeniyle geçtiğimiz günlerde kendisi için düşürülmüştü.
Savcılık, "soykırım" demenin düşünce özgürlüğü kapsamında kaldığına ve Türklüğe hakaret olarak yorumlanamayacağına hükmetti.
Suça gerekçe gösterilen yazısında Akçam, "Ben 1915-1917 döneminde yaşananların soykırım olduğuna inanıyorum ve bunu her vesilede dile getiriyorum, bu konuda yazılmış kitaplarım, makalelerim, haftalık yazılarım var. Eğer 1915-1917 arasındaki dönem için soykırım kelimesini kullanmak suçsa ben bu suçu hemen hemen her hafta bir defa işliyorum... Hrant'ın işlediği iddia edilen suçuna en azından ortada olan bu adaletsizliği gidermek açısından da ortak olmak gerekiyor" demişti. (EÖ/TK)
|
Home Page |
Documents | About Us |
Links
| Çocuk Sitesi | BİAMag |
Kadının Penceresi | News in English
This website is published within the framework of "Journalism for Rights, Rights for Journalists" -dubbed as BİA3 - project implemented by the IPS Communication Foundation with the financial assistance of the Swedish International development Agency (SIDA). International Freedom of Expression eXchange (IFEX) has also contributed to the website's upgrading costs. The contents of this website are the sole responsibility of IPS Communication Foundation and under no circumstances be regarded as reflecting the position of the EU and SIDA and IFEX. |