Last Modified 05-07-2008 00.41

Baro, Yargı Kerinçsiz Saldırısına Dur Demeli

Avukatlar Cinmen ve Çetin: Kerinçsiz ve diğerleri, savunma hakkını engellemeye çalıştı; mahkemeye, sanıklara, avukatlarına hakaret etti. İçeride, dışarıda adalet sistemini terörize ettiler. Savcılar ve İstanbul Barosu, kendiliğinden harekete geçmeli.

BİA Haber Merkezi

17-05-2006

Önceki gün Agos gazetesinden Hrant Dink, Aydın Engin, Arat Dink ve Serkis Seropyan'ın "yargıyı etkilemek" iddiasıyla yargılandığı duruşmada saldırıya uğrayan avukatlar Ergin Cinmen ve Fethiye Çetin, "Müdahale ve saldırıyla adil yargı etkilendi; savunma hakkı engellendi. Baro ve yargının harekete geçmesi gerek" dedi.

Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde çarşamba günü (16 Mayıs) görülen duruşmada, mahkeme heyeti Kerinçsiz'i ve müdahil olmak isteyen diğer avukatları defalarca uyarmış, bu durumun yanı sıra, duruşmanın düzeninin bozulduğunu, sanıklara ve avukatlarına bozuk para atıldığını mahkeme tutanağına geçirmişti.

"Kerinçsiz Adliye'yi propaganda mekanı olarak kullanıyor"

bianet'in görüştüğü Cinmen, duruşmada aralarında Avukat Kemal Kerinçsiz'in de olduğu, Hrant Dink'in daha önce "marjinal milliyetçiler" diye nitelendirdiği kişilerin yaptıklarını şöyle özetledi:

"Bir avukata yakışmayacak şekilde duruşmayı kilitlediler. Mahkemeye hakaretlerde bulundular. Sanık müdafilerine bozuk para atılmasının yanı sıra, yakışıksız, saldırgan müdahalede bulundular."

Çetin de şunları ekledi:

"Sanık avukatlarına yönelik 'hainler, terbiyesizler' dediler ve benzeri türlü hakaretler ettiler. Duruşmada sanık olarak bulunan, savunma hakkı nedeniyle sözü kesilemeyecek olan Hrant Dink söz istediğinde, Kerinçsiz, 'Yeter sus artık ' dedi. Müdahil olma talepleri kabul edilmeyen başka bir grup, 'Savunma avukatlarını dışarı çıkarın' dedi."

Cinmen, bu yapılanların savunma hakkını ve adil yargılamayı etkilemenin yanı sıra, avukatlıkla ilgili bir mesleki suç olduğunu da söyledi ve ekledi:

"İstanbul Barosu'nun, sırf basında çıkan haberlerden yola çıkarak harekete geçmesi gerek. Mahkemenin de suç duyurusunda bulunması gerekirdi. Çünkü, duruşma salonundan hakimler sorumludur.

"Bu kişiler, sık sık şikayetçi veya şikayet edilen olarak yargıyı meşgul ediyorlar. Amaçları, mahkemeyi savunma aleyhine baskı altında tutmaktı. Bilinçliydi. Bu amaç, Orhan Pamuk davasında da, 5 gazeteciye Bağcılar'da açılan davada da geçerli. Bu kişiler, Adliye'yi propaganda mekanı olarak kullanıyorlar."

Çetin: Savcılar kendiliğinden harekete geçmeli

Çetin, duruşma salonunda yaşananların, ilk anda, şu suçlar kapsamında değerlendirilebileceğini söyledi.

* Savunma hakkını ortadan kaldırma,

* Adil yargıyı etkileme,

* Savunma avukatına hakaret ve fiziksel saldırı.

Çetin, "Davanın kendi savcısı da, bir başka savcı da, suç duyurusunu beklemeden, bu eylemler hakkında soruşturtma başlatabilir" dedi.

"Adalet sistemini terörize ettiler"

Çetin ve Cinmen, hem duruşma salonundaki, hem de bina dışında davayı izlemeye gelenlere yönelik saldırılar için "terör" sözcüğünü kullandı.

Cinmen, "Terör nedir derseniz, işte budur. Dışarıda bu terör resmen görüldü. İzleyicilere saldırdılar. Polis isteseydi, hukuka uygun şekilde bunları dağıtırdı" dedi.

Çetin'se, bina dışında, izleyicilere yönelik fiziksel saldırı için, "Bu tür saldırılar, 'müessir fiil' kapsamındadır ve şikayete bağlı suçlardır. Ama Şişli Adliyesi'nde yaşanan, yalnızca müessir fiil değil. 'Halkın huzur ve sükununu bozmak'tan 'Adliye'ye karşı suçlar'a kadar uzanan bir niteliğe sahip. Savcı, bunlara dayanarak da kendiliğinden harekete geçebilir."

"Etkili hak arama yollarını ortadan kaldırıyorlar"

Çetin, yaşananların sonucunun "etkili hak arama yollarının ortadan kalkması" olduğunu söyledi.

"Yaşananlar sonuçları itibarıyla gerçekten tehlikeli. Adil yargılamayı ortadan kaldırıyor, mahkeme ve adalet sistemini tümüyle terörize ediyorlar. Gözüne yumruk yiyen kişi kolay kolay şikayetçi olamıyor. Baronun bu avukatlar hakkında harekete geçmesi gerek."

Kerinçsiz daha önce Baro'ya şikayet edilmişti

Daha önce, Kerinçsiz'in de aralarında bulunduğu "Hukukçular Birliği" adlı derneğin avukatları, gazeteciler Hasan Cemal, İsmet Berkan, Haluk Şahin, Erol Katırcıoğlu ve Murat Belge'nin yine "yargıyı etkilemek" iddiasıyla yargılandığı davaya müdahil olmak istemiş, ancak Bağcılar 2. Asliye Ceza Mahkemesi, bu talebi reddetmiş, Hukukçular Birliği avukatlarının tepkileriyle karşılaşmıştı.

Mahkeme, savcılık makamının da talebiyle, duruşmada mahkeme ile ilgili yaptıkları değerlendirmeler nedeniyle Hukukçular Birliği avukatları hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunmuş ve İstanbul Baro Başkanlığı'na da şikayet etmişti. (TK/KÖ)

Home Page | Documents | About Us | Links | Çocuk Sitesi | BİAMag | Kadının Penceresi | News in English

This website is published within the framework of "Journalism for Rights, Rights for Journalists" -dubbed as BİA3 - project implemented by the IPS Communication Foundation with the financial assistance of the European Union (EU) and Swedish International development Agency (SIDA). International Freedom of Expression eXchange (IFEX) has also contributed to the website's upgrading costs. The contents of this website are the sole responsibility of IPS Communication Foundation and under no circumstances be regarded as reflecting the position of the EU and SIDA and IFEX.