"İşçi Ölümlerine Göz Yummak Vahşete Ortak Olmak Demek"

DİSK'ten Sarı "İş sağlığı ve güvenliği işverenin sorumluluğu. Çalışma Bakanlığı kararlı biçimde mevzuat oluşturmuyor, denetimden kaçınıyor" dedi.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Sekreteri Perihan Sarı, işverenlerin Tuzla tersanelerindeki işçi ölümlerini "işçilerin cehaletiyle" açıklamalarını "vahşetin ta kendisi" diye yorumluyor.

Çünkü, işçinin güvenliğini sağlamak işverenin sorumluluğu.

bianet'in görüştüğü Sarı, gemi inşa sektörünün asbestle karşılaşmaktan, yanıcı, kesici, delici aletlerle çalışmaya kadar birçok riski, tehlikeyi bir arada barındırdığına dikkat çekiyor.

"Bu kadar risk bir aradayken işçilerin herhangi bir konuda uzman olmaları beklenemez. İş sağlığı ve iş güvenliği, işverenin yükümlülüğüdür. Risklerin niteliklerini belirleyip önlem almak, araç, gereç, donanım ve iş güvenliği eğitimini sağlamak da işverenin yükümlülüğü."

Eğitim olmadan iş güvenliği olmuyor

Sarı, iş güvenliği eğitiminin olmazsa olmazlığına dikkat çekiyor. Eğitim, risklerin hangi durumlarda ortaya çıktığını, hangi durumda nasıl bir önlem almak gerektiğini, aletlerin nasıl kullanılması gerektiğini kapsamalı.

İşverenlerin açıklaması, "cehalet", "ihmalkarlık"

Gemi İnşa Sanayicileri Birliği (GİSBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Bayrak, işçi ölümlerini "Anadolu'dan gelen kır kökenli işçilerin cahil ve dikkatsiz" olduğunu söyleyerek, tersane sahibi milletvekili Durmuşali Torlak " Kazalara, işçilerin ihmali de yol açabiliyor. Havalar sıcak. 'Kaskını, eldivenini giy' dersin, ihmal edebilir" diyerek, bir tersanenin iş güvenlik şefi,"Yaşanan iş kazalarının en büyük sebebi işçilerin cahilliği" diyerek açıklamaya çalıştı.

Tersaneler işverenlerin işçilerin haklarının ihlal edilmesini bir "rekabet avantajı" olarak sunduğu, kayıt dışı çalıştırmayı benimsediği, sendikal hakların kullanımını engellediği bir alan.

Liman, Tersane Gemi Yapım-Onarım İşçileri Sendikası'nın (LİMTER-İŞ) verilerine göre, geçen yıl sekiz, bu yıl altı, toplam 20 ayda 14 tersane işçisi öldü. Ölen tersane işçilerinin sayısı 2005'ten bu yana 13, 2000'den bu yana 31, 1992'den bu yana 70'i aşıyor.

Sarı, kayıt dışı çalıştırmanın yaygın olduğu  sektörü "Ortaçağ koşulları" diyerek tanımlıyor. "Bazen işçilerin ölümlerinden bile haberdar olunamıyor. Deniz dibinden başka nedenle yapılan araştırmalarda, cesetleri bulunuyor."

Sarı: Çalışma Bakanlığı iş güvenliğini düzenlememekte kararlı

2003'te İş Yasası'nın değişmesiyle iş sağlığı ve iş güvenliği alanında büyük boşluklar doğduğunu, bu konuda etkin uygulamayı, denetimi ve yaptırımı düzenleyen mevzuat kalmadığını vurgulayan Sarı, Çalışma Bakanlığı'nın bu süre boyunca "aymazlık içinde olduğunu" ve işverenler istemediği için kararlı biçimde mevzuat oluşturmadığını ve denetimden kaçındığını söylüyor.

"Uluslararası pazarlarda Türkiye'nin rekabet gücünün azalacağını iddia ediyorlar. Karşılaştırılabilir üstünlükler açısından bu konuda bir mevzuat olmaması gerektiğini savunuyorlar."

Sonuç? "Vahşete göz yuman, vahşete ortak oluyor" diyor Sarı.

Ölümleri durdurmak için öncelikle tersanelerdeki çalışmaların denetim altında yeniden düzenlenmesi, Çalışma Bakanlığı'nın öncelikli eylem planı oluşturması gerekiyor Sarı'ya göre. "İşçilerin sosyal güvenliği, sigortaları, sendika üyelikleri, çalışmadan doğan temel haklarının güvence altına alınması gerekiyor." (TK)

   

BİA Haber Merkezi - Ankara

06 September 2007, Thursday


Tolga KORKUT