Esnaf, simitçi, patron, tezgahtar, emekli, öğrenci, işçi... Güngören'de konuştuklarımız hallerinden memnun olduklarını söylüyor. "Evim, arabam, işim, kredi kartım, sevgilim var, Allah kaza bela vermesin" diyorlar. Yoksulluğun ortadan kalkabileceğine dair umutları ise neredeyse yok.
17 Ekim Dünya Yoksullukla Mücadele Günü’nde Güngören’de konuştuğumuz insanlar yoksulluk deyince farklı şeyler anlıyorlar. Ancak ticari işletmeciden dilenciye kadar hepsinini ortaklaştığı nokta şu: Yoksullar kendileri değil, başkaları...
Bir kadın giyim mağazasının işletmecisi olan Nilgün Koçak (30) yoksulluğun akılda başladığını düşünüyor.
“Aklı yoksul olanın her şeyi yoksuldur. Aklın yerindeyse çalışırsan bunu aşarsın.”
Koçak evi, arabası, işi ve ailesi olduğu için kendini yoksul olarak görmüyor. Sorunun kaynağının bireyde başladığı görüşünde. “Birey dışarıya yansıttığı için toplumun sorunu oluyor” diyor.
“Yoksulluk mücadele etmeyen insan demek. Ortadan kalkması mümkün değil. İnsanlar duyarsız, her şeyi zenginlerden beklemek de yanlış. Yoksullar da hatalı.”
Esnaf Kazım Tarakçı (45) “bir insanın geçinebildiği halde kendine yoksul diyorsa nankör olduğunu” düşünüyor.
Lise 3. sınıfta okuyan Nagihan Kılıç’ın (17) aklına yoksulluk deyince Deniz Feneri programı geliyor.
“O programdaki insanların halini gördükçe halime şükrediyorum. O hale gelmemek için çok çalışmam gerektiğini biliyorum.”
Murat Tellioğlu (28) bir pide salonunda tezgahtarlık yapıyor. Dört kredi kartının toplam borcu 5 bin YTL. "Evi, arabası, işi olmasaydı kendisini yoksul olarak görebileceğini" söylüyor.
“Hayat zor, maaşlar düşük. Yoksulluk sadece 530 YTL maaş alan birinin sorunu olamaz. Birlik olunsa ortadan kalkar ama o da zor. Çünkü herkes giderek bencilleşiyor.”
“Yoksulluk, zenginlik benim için fark etmez. Hepsi Allah’ın takdiri” diyen Lokman Aytaç (26) simitçi. Yoksul olduğunu düşünmüyor. “İşim, gücüm, huzurum, köyde evim, sevgilim var. 10 yıldır İstanbul’dayım, kredi kartı borcum yok. Daha ne olsun.”
Aytaç’ın yoksulluğun ortadan kalkabilmesiyle ilgili çözüm önerisi ise seferberlik.
Hatice Şerbetçi (47) dilencilik yapıyor. Yoksulluk deyince aklına evindeki 5 çocuğu, işsiz kocası ve yaşadıkları dükkan geliyor.
“Allah daha beterini vermesin” diyor. “Buna da şükür. Bizden beterleri de var. Onlar bizden daha yoksul.”
Fotoğrafını çekmek istiyorum, istemiyor. “Çekme oğlum utanırım.”
Ofise dönmek için bindiğim Haznedar-Eminönü otobüsünde sohbet ettiğimiz Nebahat Güler (59) öğretmen emeklisi. Açlık, tokluk, yokluk, varlık hepsini görmüş. “İyi günlerimiz de oldu, kötüleri de ama hiç yoksul olmadık” diyor.
Güler kimse kimseyi umursamadıkça yoksulluğun ortadan kalmayacağını düşünüyor. Ve ekliyor:
“Allah kaza beladan uzak tutsun, sağlık versin gerisi boş. Dünya malı dünyada kalır.” (BÇ)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN