Başbakan mevzu Kürt sorunu olunca sürekli ağız değiştiriyor. Bugün Diyarbakır’da yapacağı iyi bir konuşma hanesine artı puan kazandırmayacak. Çünkü, hem Erdoğan’ın tarihi hem de AKP dönemindeki icraat bunu doğruluyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bugün Kürt sorununun nabız kenti Diyarbakır'da olacak. Faili meçhullerin, kirli savaşın, acının, yoksulluğun ve her türlü ihmalkarlığın izlerini taşıyan Vedat Aydın'ın şehrinde Başbakan bugün düzenleyeceği mitingde konuşacak. Türkiye'nin merakla beklediği konuşmanın Kürt sorunu ve referandum endeksli olacağı kesin.
Muhalefet, Erdoğan'ın Diyarbakır konuşmasını test olarak değerlendirirken, Başbakan'ın son beş, altı mitingde atıf yaptığı mevzulardan biri Diyarbakır mitingiydi. Bugün gözler Diyarbakır'da.
Diyarbakır'dan önce Ağrı'da dün halka seslenen Erdoğan şöyle konuşuyordu:
"Biz, nabza göre şerbet verenlerden olmadık. Bizim kelamımız rüşveti kelam değildir. Biz, Van'da ne konuşursak Tekirdağ'da da onu konuşuruz, Biz Adıyaman'da ne konuşursak Adana'da da onu konuşuruz. Biz gönül diliyle, samimiyet diliyle, muhabbet diliyle konuşuruz..."
Ne yazık ki Erdoğan doğru söylemiyor. Elimizdeki veriler, Başbakan'ın döneme ve mekâna göre farklı konuştuğunu gösteriyor.
Birkaç örnek verelim:
1997'de ceza aldığı Siirt konuşmasından:
"Ülkede ırk ayrımı yapılıyor..."
2002'de Moskova'da basına açıklama yaparken:
"Eğer düşünmezseniz Kürt sorunu yoktur..."
2005'te Diyarbakır'da:
"Kürt sorunu benim sorunumdur..."
2006'da New York'ta:
"Kürtlerin hak derdi yok!.."
2008 Hakkari konuşmasından:
"Tek bayrak, tek vatan, tek millet anlayışına karşı çıkıyor ve sevmiyorsanız o zaman gideceksiniz..."
Hakkari konuşmasına gelen yoğun tepkiler üzerine sonraki yaptığı partisinin grup toplantısında "Ya sev ya terk et" anlamına gelecek sözler demediğini iddia etse de sözleri aynen bu anlama geliyordu.
"Şehidin bir damla kanı için iktidarımdan olurum" diyen, PKK'nin hapisteki lideri Abdullah Öcalan'la görüşmeyi kendisine hakaret sayan, PKK'nin ramazan eylemsizliğini sürekli kılmak için çaba göstermeyen, muhalefetin önerilerine kulaklarını tıkayan, Barış ve Demokras Partisi'ni (BDP) siyasi bir parti olarak görmeyen Başbakan Erdoğan, bugün, son seçimde Demokatik Toplum Partisi'nin (DTP) yüzde 65 oy aldığı Diyarbakır'da ne mi diyecek?
Erdoğan'ın bireysel tarihi, Adalet ve kalkınma Partisi (AKP) iktidarının icraatı bu tür atraksiyonların Kürtleri oyalama ve kandırma içerikli olduğunu göstermiştir.
Çünkü karşımızda, Diyarbakır'da verdiği sözlerin arkasında Konya'da, Ankara'da, Yalova'da, İstanbul'da durmayan bir Başbakan ve hükümet var...
Dün Hakkari'de gidin dediği Kürtlere, bugün Diyarbakır'da referandumda evet için, "Başımın, gözümün üzerinde yeriniz var" diyebilir, der de...
Ancak, bugün yine başka konuşacak...
Ya da konuştuğuyla kalacak... (FA/TK)

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.
BİZE ULAŞIN