İnternet Haftası

İnternet Yaşamdır!

Türkiye yol alsa da, internet kullanımında geride. Yasaklar zarar veriyor.

Manisa - BİA Haber Merkezi
14 Nisan 2009, Salı
Bilişim STK Platformu'ndan Mustafa Akgül'ün, İnternet Haftası nedeniyle Manisa Celal Bayar Üniversitesi'nde yaptığı konuşmayı aktarıyoruz.
 
12 Nisan 1993'te Türkiye'de internet genel kullanıma açıldı. Bu o anda bazı üniversiteler ve TÜBİTAK demekti. Zamanla  üniversitelerin çoğu ve X.25 ve uzak mesafe telefonla sınırlı sayıda kurum adına tek hesapla internete bağlanıldı. Türkiye'nin bant genişliği 64K idi. 1995'te Turnet ihalesi ve  İnternet Konferansı, 1996 da Turnet hayata geçti; 1997'de  TTNet kararı, elektronik ticaret koordinasyon kurulu, Kosgeb'in önderliğinde İnternet Kıraathaneleri kurulma kararı alındı, İnternet Kurulu kararı alındı. 
 
10 Ocak 1998'de İnternet Kurulu'nun ilk toplantısında İnternet Günü önerildi, İnternet Haftası olması fikri benimsendi, ama uygulayan ekip bunu İnternet 2 Haftası olarak hayata geçirdi. O yıl Kamunet konferansı da yapıldı; bunu e-devlet çalışmalarına  ivme veren bir çaba olarak görmek gerekir. Bu sene 12. kez yaptığımız  İnternet Haftası, 12 Nisan'ı içeren  iki hafta olarak kutlanıyor. TTNet ancak 2000-2001 de tam çalışmaya başladı. O yıllar Türkiye'de İnternete ivme verildiği yıllardı. 2001'de  e-avrupa'ya katıldık. Bunu  e-türkiye çalışma grupları ve Bilişim Şurası takip etti. Bilişim konusunda  yeniden yapılanma çalışmaları başladı, erken seçimle kesildi. 2003'te Bilgi Toplumu Dairesi ve e-dönüşüm İcra Kurulu ile bir ivme kazandı. 2004'te ADSL kullanıma başladı, 2006'da Bilgi Toplumu Stratejisi kabul edildi. 2007'de icra kurulu yeniden yapılandı. 2008 sonunda e-devlet kapısı, iki yıl gecikmeyle açıldı.

Bugün  geldiğimiz noktada  internet kullanımında  dünya ortalamasını yakalamış durumdayız. Yaklaşık halkımızın yüzde 33'ü internet kullanıyor. İnternete bağlı 2,6 milyon bilgisayar var. 190 bin yurt içinde, 790 bin yurt dışında Türkiye kaynaklı alan adı var. 5,7 milyon ADSL kullanımda, 100 bin civarında kablodan internet kullanan var.  Halkımızın yüzde 65'i hayatında hiç internet kullanmamış, ama daha vahimi yüzde 20'si interneti duymamış bile; hiç bir fikri yok. Kadınlar özelinde yüzde 73 hiç internet kullanmamış; kırsal kesimde ise bu oran yüzde 88'e ulaşmış. Bu gidecek çok yolumuzun olduğunu gösteriyor.

Bilişim ve İnternet fırtınası yaratalım !

İnternet Haftası ülkemizde İnternet Kültürünü yaymaya, halkımızı internetle tanıştırmaya, internetden nasıl yararlanırım,  işimi internete nasıl taşırım, nasıl internet uyumlu hale getiririm, bireysel olarak ne yapabilirim sorularına cevap aramaya yöneltmeye,  tüm ülkeyi internet, bilgi toplumu, e-devlet kavramları üzerine odaklanmaya çalışıyor; tabiri caizse ülkede bir bilişim ve internet fırtınası yaratmayı amaçlıyor. Biz, hafta düzenleyicleri olarak  görevimizi tetikleyici, motive edici, koordine edici olarak görüyoruz; asıl işi üniversiteler, ticaret ve sanayi odaları, STK'ler, valilik ve belediye başkanlıkları, kaymakamlıklar, Türk Telekom teşkilatı, Odalar, öğretmenler, internet cafe sahipleri, bilişim firmaları, internet gönüllülerin yapmasını bekliyoruz.
 
Biz, genelde afiş basarak ve dağıtarak, web'i ayakta tutarak, yer yer konuşmacı gönderek Doğum Günü Etkinliğine destek veriyoruz; biz sadece vesile oluyoruz.

İnternet niye önemli?

İnternet bir ağ  teknolojisi olmanın ötesinde insanlığı yeni bir toplum biçimine taşıyan değişimi temsil etmektedir. İnsanlık  sanayi devriminden daha köklü bir devrimi ve onun getirdiği yeni toplum biçimine yönelişin sancılarını yaşıyor.

İnsanlık olarak, Bilgi Toplumu'na geçişin hazırlıklarını yaşıyoruz. Bilgi ve enformasyonun üretilmesi, işlenmesi, saklanması, taşınması ve sunulmasında olan devrimsel gelişmeler, tüm ekonomik yapıyı, yaşamın her boyutunu, mesleklerin yapısını, çalışma, öğrenme, eğlenme v.b. alışkanlıklarımızı değiştirmeye başlamıştır. Bilginin üretim faktörü olduğu; yani temel refah artıran araç, istihdam yaratan araç olduğu bir dünyaya dolu dizgin gidiyoruz. Bu yeni dünyada, Bilgi toplumunda elimizdeki temel araç eğitim, araştırma ve inovasyondur. Bir başka deyişle Bilgi Toplumun bilgi'si bilimsel ve teknolojik bilgi, know-how, ar-ge, inovasyon ve örtük bilgidir. Bu kapsamda İnternet, Bilgi Toplumun taşıyıcısı ve ön modelidir, bir başka deyişle Bilgi Toplumun yolu İnternetten geçmektedir. Ülkemiz matbaa ve sanayi devrimi kaçırdı; İnternetle tam zamanında tanıştık. Gelin hep birlikte Bilgi Toplumunu kaçırmayalım!

Dünyada İnternet!

Dünyada 1,6 milyar İnternet kullanıcısı; internet bağlı 630 milyon bilgisayar, 225 milyon web, 180 milyon alan adı, 125 milyar  web sayfası, 100 milyon video, ve 60 milyon  insanın kişisel web'i yada bloğu olduğunu düşünüyoruz. Tüm dünya  internet- bilgi toplumu bağlantısı farketti; ülkelerinin Bilgi Toplumuna geçişine yönelik ciddi çabalar içinde. İnsanlık  tarihinde ilk defa bireysel gelişimin önü bu ölçüde açıldı. İnternet sıradan insanlara kendini geliştirme, fikirlerini yayma konusunda her gün yeni olanaklar sunuyor. Kolay, ucuz ve hızlı internet ve bilgi teknolojileri, her bireye kendi matbaa, gazete, radyo ve TV'sini kurma hakkı tanıyor. Wiki, blog, RSS gibi yeni teknolojilerle, insanlık işbirliği ve dayanışma ile wikipedia, linux, gibi  temel ürünler, you tube, twiter, flicker, orkut, facebook, dailymotion,  myspace gibi  paylaşım  ortamlarını geliştiriyor.  Açık Kaynak dünyası, internet üzeriden ayakta duruyor ve açık erişim, açık biyoloji,  açık ders malzemeleri  gibi tüm insanlığa yönelik girişimlerin ortaya çıkmasını sağlıyor.  

Binlerce insanın örgütlenmesi ve işbirliği yapmasını,  soysal ağlar kurmasını ortam sağlıyor. Katılımcı, saydam bir toplum olma, ve demokrasiyi geliştirmek  için yeni  olanaklar sunuyor. Kanımızca,  internet ve temsil ettiği değişim ülkemiz için hayati önemdedir ve en az  GAP ve Avrupa Birliği projeleri kadar ilgi gerektirmektedir.

Türkiye ne durumda?

Bardağın dolu  tarafında dünya ortalamasını yakladığımız ve  belli bir farkındalığın olduğu gerçeği yatmaktadır.  Ülkenin büyük çoğunluğunun, hatta  toplum önderlerinin farkında olmadığı, "Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı" var; dört bakan ve altı  STK'nın katıldığı İcra Kurulu, Bilim ve Teknojiden sorumlu devlet bakanı, başarılı e-devlet projelerimiz  var. KİEM'ler kuruluyor. E-devlet kapısı açıldı. Ar-ge'ye çeşitli destekler var. Okullarımız  büyük ölçüde İnternete bağlı.

Bardağın boş tarafında, internetin adını duymamış yüzde 20, interneti hiç kullanmamış yüzde 65, hala genişbantla bağlayamadığımız  köy okulları var. Uluslararası indekslerde gerileme var: Dünya  Ekonomik Forumu Bilgi Toplumu Hazırlık indeksinde 55'ten 61'e düştük.  Birleşmiş Milletler e-devlet indeksinde 60'dan 76. sıraya düştük.  Siyasal sahiplenme, Bilgi toplumuna geçişi yönetecek yapılarda dağınıklık, kafa karışıklığı ve yapılanma sorunu var. Türkiye'yi  Bilgi Toplumuna taşıyacak DPT Bilgi Toplumu Dairesinde 10'un altında çalışan var ama interneti  yasaklama dairesinde 40'a yakın kişi ve 93 kişilik kadro var. İnsan gücü açığımız var ve öğretim üyesi açığı had sayfada.

Telekom sektörü serbestleşmesinde epey geri kaldık; Avrupa ortalamasının epey gerisindeyiz. İlerleme olmasına rağmen, pazarın adil ve serbest olduğunu söylebilmek zor. Kablo-TV'nin devletleştirilmesi nedeniyle kablo henüz  bir genişbant seçeneği değil. Geniş bant fiyatları OECD ülkeleri arasında en pahalısı. Vergide açık ara dünya birincisiyiz. Serbestleşme ve 3G, Wimax, gibi yeni teknolojilerin Türkiye'ye girişinde hep çok geç kalıyoruz.  Telekom ve İnternette özel sektör pratik olarak kan ağlıyor.  2006'da hayata geçeceği ilan edilen e-devlet kapısı 2008 sonunda açıldı, ama  kullanmak için kayıt olan yüzde 10 civarında. Özel  sektörü ve sivil toplumu içine alan yönetişim yapıları yok. Gelişmeri gözden geçirecek, planları ona göre değiştirecek, halkın  görüşlerini  alacak  yapılanmalar; örneğin yıllık Bilgi Toplumu Sempozyumu yok. Ana amacı  İnternet ve Bilgi Toplumunu araştırmak olan enstitülerimiz  yok.

Yasaklar Türkiye'ye zarar veriyor!

İnternetden korkan, çekinen bir felsefenin ortaya  koyduğu  5651 nolu yasa ve onun getirdiği ortam ülkemizde internet yasaklarını günlük vaka haline getirmiştir. En iyimser  yorumla, pire için yorgan yakan yasaklar; çağı, interneti tanıyamanın, yasakçı bir  bakış açısının refleksidir. Çok aceleye getirilerek,  sivil  toplumun çığlıklarına kulak  tıkayarak çıkarılan  yasa ve yönetmelikler; anayasa  ve temel hukuk normlarına  ters; uygulaması sorunlu, adaletsizliği içinde barındıran uygulamaya dönüşmüştür.

Bu yasaklar suçsuz  komşuların anayasal hak olan iletişim özgürlüğünü engelleme noktasına gelmiştir; bir başka deyişle  korkunç bir adaletsizlik yaratmaktadır. Bir gün bir hakimimizin google'u ve belkide tüm interneti yasaklaması beni şaşırtmayacaktır. Yapılan, bir kitap içindeki  bir paragraf nedeniyle, o paragrafı kaldırmak, değiştirmek, karşı paragraf eklemek için hiç bir çaba harcamadan, istim arkadan gelsin diyerek, tüm kütüphaneyi  yasaklamaktır. Bir başka deyişle, İstanbul'da Kadıköy'de bir iş hanındaki bir dükkan nedeniyle tüm İstanbul'daki dükkanlara yasak getirmek anlamına gelmektedir. 

Bu büyük bir haksızlık ve adaletsizliktir. Teknik olarak, bir kitabı yasaklamak, ya da bir dükkanı kapatmak mümkündür. Bu en fazla 1-2 milyon TL'ya malolur. Yasaklar aslında  ülkemizin İnternetle savaşının sonucudur. Ülkemiz  internetdeki “kirli bilgiyi” temizlemeyi hedeflemektedir. Bu bana Donkişot'u çağrıştırıyor; ülkemiz giderek modern dünyayı karşısına  alacak bir yola  girmiştir. Kazanamayacağımız bir savaşa soyunuyor devletimiz. Youtube'taki yasağın devamında, uluslarası  arası hukuku tesis etme çabamız yatmaktadır. Mahkememiz, verdiği kararın tüm dünyada  geçerli olmasını istiyor. Bu, örneğin, Kaliforniya'daki bir kitabı toplatmak, GüneyAfrika'daki gazeteyi yasaklamak anlamına gelmektedir. Verilen yasak kararları, kolayca etkisiz hale getirilmekte; bir başka deyişle Devekuşu gibi başımızı kuma gömüyor görüntüsü vermektedir. İfade özgürlüğü gözardı eden bu bakış açısı  sonuçta ülkemize zarar vermekte, tabir caizse Türkiye Harakiri  yapmaktadır. Kaldı ki  sivil toplumla birlikte çalışarak, ortak-yönetim yapılarıyla, bu sorunları büyük ölçüde çözmek mümkün.

Ülkemizin bu tür çocukluk hastalıklarını hızla aşarak, ülkemizin kalkınması, dünya ile bütünleşmesi, demokrasimizi geliştirmek için gelin İnterneti kullanalım. Gelin, bireyler, öğrenciler, öğretmenler, kurumlar olarak; gelin kültürel mirasımızı internete taşıyalım: tarihimizi,  kültürel varlıklarımızı, doğal güzelliklerizi, bölgesel yemeklerimizi modern bir şekilde  internete taşıyalım.  Bireysel  meraklarımızı,  şiirlerimizi, denemelerimizi,  foto, resim ve sanat eserlerimizi internete taşıyalım. Mesleki ve kültürel birikimizi wikipedia ve benzeri projelerle aktaralım. Öğrencileri,  bu projelere  ortak edelim.  Gelin, wiki gibi internet tekniklerini derslerde, kurum içi çalışmalarda kullanalım,  internet teknolojileri ile deney  yapmaktan korkmayalım. İnterneti toplumsal katılımı artırmak,  kamu yönetiminde saydamlığı artırmak, demokrasimiz  geliştirmek için yeni teknolojiler kullanmaktan, deney yapmaktan kaçınmayalım. Geniş kitleleri  internetle tanıştırmak için, çevremizdekileri intenretle tanıştırma için çaba harcayalım.
 
El birliği ile ülkemizde İnterneti ağır aksak da olsa büyüteceğimizi olan inacımızı belirtir, tüm halkımızı internete sahip çıkma, interneti büyütme çabamıza  ortak olmaya çağırıyoruz.

Doğum günün kutlu olsun İnternet! İnternet yaşamdır.(MA/EÜ)

BU HABERİ PAYLAŞIN
Bookmark and Share
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
İLGİLİ bianet HABERLERİ
ANAHTAR SÖZCÜKLER
BUGÜN EN ÇOK OKUNANLAR

BAĞIMSIZ İLETİŞİM AĞIBağımsız İletişim Ağı (BİA) IPS İletişim Vakfı'nın çalışmalarının merkezinde yer alıyor. BİA, “bağımsız medya”nın güçlendirilmesi hedefiyle, 1997'den bu yana dört temel etkinlik alanı üzerinde gerçekleştirilen bir sürekli proje. Türkiye’de ve dünyada daha çok internet haber sitemiz bianet.org dolayısıyla yaygın olarak bilinse de, BİA günlük haber üretiminin ötesinde, iletişim sürecinin bütün uğraklarını dönüştürmeyi hedefliyor.

IPS İLETİŞİM VAKFIIPS İletişim Vakfı “İletişim ve kalkınma alanındaki projeleri gerçekleştirmek ve desteklemek” amacıyla 1993'te kuruldu. Vakıf etkinliklerini, yerel ve uluslararası kaynaklardan sağladığı hibe ve bağışlarla gerçekleştirdiği projeler üzerinden sürdürüyor.

BİA KİTAPLIĞIBİA Kitaplığı, Bağımsız İletişim Ağı’nın 2001-2009 arasında sürdürdüğü eğitim çalışmalarının ürünü olan “Habercinin Elkitabı“ dizisinden 5, “Hak Haberciliği” disizinden 4 kitabı; gazeteciler için kılavuzların yanısıra mesleğe adım atmaya hazırlananlara yönelik yayınları da kapsıyor. Kitaplık, Türkçe iletişim yazınında uluslararsı standartlarda üretilmiş, kimileri kendi alanlarında ilk olan öncü telif çalışmalardan oluşuyor.

BİZE ULAŞIN