<?xml version='1.0' encoding='utf-8'?><rss version='2.0' xmlns:atom='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' xmlns:content='http://purl.org/rss/1.0/modules/content/'><channel><title>bianet</title><link>https://bianet.org/</link><description>Son Haberler</description><language>tr-TR</language><ttl>300</ttl><lastBuildDate>Thu, 08 Oct 2026 02:00:42 +0300</lastBuildDate><image><title>bianet</title><url>https://static.bianet.org/logos/bianet-logo.svg</url><link>https://bianet.org/</link></image><atom:link rel='self' type='application/rss+xml' href='https://bianet.org/rss/bianet'/><item><title><![CDATA[AKP, Fatma Betül Sayan Kaya’ya kapıyı gösterdi]]></title><link>https://bianet.org/haber/akp-fatma-betul-sayan-kayaya-kapiyi-gosterdi-324210</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/08/akp-fatma-betul-sayan-kayaya-kapiyi-gosterdi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/akp-fatma-betul-sayan-kayaya-kapiyi-gosterdi-324210</guid><description><![CDATA[Eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya'nın AKP'yle üyelik bağının kalmadığı açıklandı. AKP Genel Sekreteri İnan, Erdoğan’ın talimatı ve parti kurullarının işlemleri sonucunda Kaya’nın partiyle ilişkisinin sona erdiğini açıkladı. Kaya’nın ihraç mı edildiği, yoksa istifasının mı istendiği açıklanmadı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>AKP, fon soruşturmasında adı gündeme geldikten sonra Genel Başkan Yardımcılığı görevinden ayrılan eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’yı partiden uzaklaştırdığını açıkladı. </p>
<p>AKP Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, Kaya’nın artık parti üyesi ve mensubu olmadığını açıkladı. İnan, kararın parti yönetiminin iradesiyle alındığını da açıkça ortaya koydu:</p>
<p>“AK Parti olarak Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda, yetkili kurullarımızın tespiti doğrultusunda zaten gereken işlemleri yaptık. Bugün Fatma Betül Hanım partimizin üyesi değildir, partimizin mensubu da değildir.”</p>
<p>İnan’ın açıklaması, Kaya’nın eşi İlyas Kaya ile birlikte aynı gün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda “şüpheli” sıfatıyla ifade vermesinden birkaç saat sonra geldi.</p>
<h3>İhraç mı, zorunlu istifa mı?</h3>
<p>AKP yönetimi, Kaya’nın parti üyeliğinin hangi usulle sona erdiğini açıklamadı.</p>
<p>İnan’ın “Cumhurbaşkanımızın talimatları” ve “gereken işlemleri yaptık” sözleri, ayrılığın Kaya’nın kendi tercihiyle gerçekleşmediğini gösteriyor. Ancak Kaya hakkında disiplin kurulu tarafından kesin çıkarma kararı verilip verilmediği ya da kendisinden üyelikten istifa etmesinin istenip istenmediği de kamuoyuna açıklanmadı. </p>
<p>AKP’ye yakın Star gazetesi dahil çok sayıda yayın, gelişmeyi “Kaya AKP’den ihraç edildi” diye duyurdu. Star da haberini İnan’ın aynı açıklamasına dayandırdı; ayrıca bir disiplin kurulu kararına göndermede bulunmadı. </p>
<p>Kaya’nın AKP üyeliğinin parti yönetiminin müdahalesinden sonra sona erdiği yönetim açısından netleşmiş görünse de, bunun AKP tüzüğünün ve disiplin yönetmeliğinin hangi hükmünün ihlali nedeniyle gerçekleştirildiği açık değil. </p>
<h3>11 gün önce yalnızca görevlerinden ayrılmıştı</h3>
<p>Kaya 26 Eylül’de AKP’de yürüttüğü görevlerden “affını” istemişti.</p>
<p>Kaya açıklamasında, hakkındaki iddiaların araştırılması sırasında bulunduğu makamın tartışmaya konu edilmemesi gerektiğini söylemiş ve “yürütmekte olduğum tüm görevlerimden affımı Sayın Genel Başkanımızdan istedim” demişti. AA ve TRT de gelişmeyi “partideki tüm görevlerinden affını istedi” şeklinde duyurmuştu.</p>
<p>Böylece Kaya, 26 Eylül’de AKP yönetimindeki görevlerini bırakmasına rağmen parti üyesi olarak kalmıştı.</p>
<p>AKP Genel Sekreteri’nin 7 Ekim’deki açıklaması bu statünün de sona erdiği anlamına geliyor.</p>
<h3>Önce TMSF’ye ödeme, ardından savcılık</h3>
<p>Partinin Kaya’ya kapıyı göstermesine giden süreç son üç günde hızlandı.</p>
<p>Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya’nın dondurulan hesaplarındaki yatırımlarının anapara dışındaki bölümünü, 5 Ekim’de Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) “isteğe bağlı iade hesabına” gönderdikleri açıklandı.</p>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, SPK’nın “gönüllü ödeme” yöntemi kapsamında Kaya çiftinin yaptığı başvuru üzerine transferin gerçekleştirilmesine izin verdi. Kamuoyuna açıklanan bilgilerde ne kadar para iade edildiği belirtilmedi.</p>
<p>İki gün sonra Kaya ve eşi İstanbul Adliyesi’ne çağrıldı.</p>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen sermaye piyasası soruşturması kapsamında Betül Kayan Saya ve eşi savcıya “şüpheli” sıfatıyla ifade verdi. Yaklaşık bir saat süren işlemlerin ardından Kaya çifti adliyeden ayrıldı.</p>
<p>Reuters da Adalet Bakanlığı kaynaklarına dayanarak Kaya ile eşinin soruşturmada şüpheli olarak yer aldığını ve Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) haklarında Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında suç duyurusunda bulunmasının beklendiğini bildirdi.</p>
<h3>AKP’nin siyasi mesafesi büyüdü</h3>
<p>AKP Genel Sekreteri, Kaya’nın artık parti mensubu olmadığını duyurduktan sonra soruşturmayla ilgili siyasi değerlendirme yapmaktan da kaçındı:</p>
<blockquote>
<p>“Geri kalan konu hukuki bir konudur, ona da yargı karar verir.”</p>
</blockquote>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 08 Oct 2026 00:41:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İzmir AKP’li Tugay’a karşı ayakta]]></title><link>https://bianet.org/haber/izmir-akpli-tugaya-karsi-ayakta-324209</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/08/izmir-akpli-tugaya-karsi-ayakta.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/izmir-akpli-tugaya-karsi-ayakta-324209</guid><description><![CDATA[CHP'li İzBB Başkanı Cemil Tugay AKP’ye geçer geçmez, kentin sokaklarına dökülen protestolara karşı polis zor kullandı; belediye yönetiminden istifalar ve meslek örgütlerinden sert açıklamalar geldi. İzmir halkı, vekâletinin mücadele ettiği bir programın hizmetine sokulmasına öfkeli.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın Ankara'da Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın taktığı rozetle AKP’ye katılması, kentte gün boyu süren ve gece polisle arbedelere kadar uzanan protestolara yol açtı.</p>
<p>2024 yerel seçimlerinde CHP adayı olarak yüzde 49’a yakın oyla seçilen Tugay’ın AKP’ye geçmesiyle iktidar partisi kuruluşundan bu yana sandıkta kazanamadığı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı makamına ilk kez bir üyesini oturtmuş oldu. Ancak başkanın doğrudan yetkisine dayalı iş ve işlevler dışında belediye yönetimi İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’ndeki Yeni Parti çoğunluğunda. 184 üyeli mecliste YENİ Parti 91 sandalyeyle en büyük grup; Tugay’ın katılımıyla AKP’nin üye sayısı 39’a çıktı.</p>
<p>Tugay'ın AKP'ye transferiyle İzmir’de ortaya çıkan tablo, Başkan ve Belediye Meclisi arasında daimi bir uyuşmazlıkla yarılmış bir ikili yönetim ortaya çıkardı. Tugay "merkezi hükümetle daha uyumlu çalışma" iddiasıyla AKP'ye geçmişti. Sonuçta, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Belediye Meclisi arasında bir uçurum oluştu. </p>
<h3>Belediye önünde polis barikatı</h3>
<p>Tugay’ın AKP’ye katılmasının ardından YENİ Parti’nin çağrısıyla bir araya gelen yüzlerce İzmirli, akşam saatlerinde Büyükşehir Belediyesi’ne yürümek istedi. Göstericilerin önü polis barikatları ve TOMA’larla kesilince gerginlik yaşandı. Protestocular “Cemil Tugay istifa” ve “İzmir uyuma, iradene sahip çık” sloganları attı. Bazı göstericiler Tugay’ın fotoğrafının bulunduğu ve üzerinde “siyasi mefta” yazan sembolik bir tabut taşıdı.</p>
<p>YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, protestoda Tugay’a seslendi: </p>
<blockquote>
<p>“Bugün İzmir, Cemil Tugay’ı azlettiğini göstermiştir.”</p>
</blockquote>
<p>Güç, belediye başkanlığı makamının sahibinin Tugay değil, İzmir halkı olduğunu savundu.</p>
<p>Kentte Tugay’ın parti değiştirmesine karşı gösteriler, kararın açıklanması öncesinde başlamıştı. Emek ve demokrasi örgütleri ve çeşitli meslek kuruluşlarının katıldığı eylemlerde “Seçmenin oyu siyasi pazarlık konusu olamaz” mesajı öne çıkmıştı.</p>
<h3>TİP: "Halkın umuduna pusu kurdu"</h3>
<p>Türkiye İşçi Partisi (TİP) İzmir örgütü de Tugay’ın AKP’ye katılmasını seçmen iradesinin yok sayılması olarak değerlendirdi.</p>
<blockquote>
<p>“Halkın oylarıyla muhalif diye seçilip rotasını Saraya kıran Cemil Tugay, sadece bir tercih yapmamış, oyunu aldığı halkın umuduna bir pusu kurmuştur.”</p>
</blockquote>
<p>Açıklamada, Tugay’ın uygulama iddiasıyla seçildiği siyasi programdan ayrılmasının kişisel bir tercih olarak görülemeyeceği, belediye başkanlığı yetkisinin seçmen tarafından belirli bir siyasi programa verildiği savunuldu.</p>
<h3>Baro ve Tabip Odası: "Halkın iradesi yok sayılamaz"</h3>
<p>İzmir Barosu ve İzmir Tabip Odası da Tugay’ın iktidar partisine geçmesine karşı çıktı.</p>
<p>İzmir Tabip Odası, parti değişikliğini “halkın iradesini hiçe saymak” olarak nitelendirdi. İzmir Barosu ise hukuken belediye başkanlığının otomatik olarak sona ermediğini ancak temsil ilişkisi bakımından meşruiyet sorunu doğduğunu savundu.</p>
<p>Baronun açıklamasında, “[Tugay'ın] elinde tuttuğu idari yetkinin meşruiyeti sona ermiştir.” denildi ve Tugay görevinden çekilmeye çağrıldı.</p>
<h3>Soyer:" İzmir’in hikâyesi böyle bitmez"</h3>
<p>Tugay’a en dikkat çekici tepkilerden biri, halen İzmir 1 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan kendisinden önceki İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı  Tunç Soyer’den geldi. </p>
<p>Soyer cezaevinden yayımladığı, “İzmir’in hikâyesi böyle bitmez, dayan güzel İzmir” sözleriyle başlayan mesajında, belediye başkanlığını yalnız hizmet üretme değil, krizler karşısında geri çekilmeme görevi olarak tanımladı:</p>
<blockquote>
<p>“Her şey geçiyor ama geriye haysiyetli olup olmadığınız miras kalıyor.” </p>
</blockquote>
<p>Soyer,  Tugay’ın merkezi hükümetle uyum, daha fazla kaynak ve daha fazla hizmet gerekçelerine doğrudan karşı çıktı:</p>
<blockquote>
<p>“Hiçbir bahane, hiçbir gerekçe İzmirlinin iradesini yok saymanın sebebi olamaz. Yetki, kaynak, daha çok hizmet iddiaları da asla meşruiyet getirmez.”</p>
</blockquote>
<p>Eski başkan, İzmir’in cumhuriyetçi ve tarihsel kimliğine gönderme yaptığı açıklamasını: “İzmir Duruşu işte bu kararlı iradeyle teslim olmamaktır. Başın öne eğilmesin güzel İzmir.” sözleriyle tamamladı.</p>
<h2>Şehir Tiyatroları'nda toplu istifa</h2>
<p>Tugay’ın AKP’ye geçişinin belediye içindeki en görünür sonucu İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarında yaşandı: Şehir Tiyatrosu Danışma Kurulu’nun dokuz üyesi — aralarında Zeynep Altıok Akatlı, Orhan Alkaya ve Tamer Levent’in de bulunduğu sanatçılar ve tiyatro insanları — görevlerinden topluca ayrıldı.</p>
<p>Ortak açıklamada Tugay’ın kararının “İzmirlilerin ve seyircinin iradesini yok saydığı” belirtilerek Şehir Tiyatrosunun bağımsız yapısının korunması istendi.</p>
<p>Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Levent Üzümcü de görevinden istifa etti. Üzümcü'nün açıklaması şöyleydi: </p>
<blockquote>
<p>“Gördüğüm lüzûm üzerine, İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliği görevimden istifa ediyorum.”</p>
</blockquote>
<h2>Belediye yönetiminde de kopuşlar</h2>
<p>Kültür kurumlarındaki istifalara belediye yönetiminden gelen ayrılıklar eşlik etti.</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanvekili ve Meclis Birinci Başkanvekili Zafer Levent Yıldır, her iki görevinden de istifa etti. Belediye meclisi üyeliğini ise sürdürüyor.</p>
<p>Bu istifa, Tugay’ın belediye başkanlığı makamını korumasına rağmen belediye meclisindeki eski siyasi dayanağının çözülmeye başladığını gösterdi.</p>
<h2>İşçi cephesinde eski gerilim yeniden gündemde</h2>
<p>Tugay’ın parti değiştirmesi, belediye işçileriyle geçmişte yaşadığı sert toplu sözleşme ve grev krizini de yeniden gündeme taşıdı.</p>
<p>Tugay yönetimi 2025’te yaklaşık 23 bin belediye işçisinin grevi sırasında sendikalarla ağır bir çatışma yaşamıştı. Tugay’ın AKP’ye geçişine tepki gösteren EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sevda Karaca bu geçmişe gönderme yaparak: “İşçiye sırtını dönen, halkın iradesine de sırtını döner.” dedi.</p>
<p>Karaca, belediye işçilerinin grevi sırasında izlenen tutumla bugünkü parti değişikliği arasında siyasi bir süreklilik olduğunu savundu.</p>
<p>Tugay ise AKP’ye geçeceği iddialarının yoğunlaştığı günlerde belediye çalışanlarının geleceğine ilişkin bir soruya, işini yapan hiçbir çalışanın işten çıkarılmayacağını söyleyerek yanıt vermişti.</p>
<h2>Tugay: İzmir’i yeniden inşa edeceğiz</h2>
<p>Tugay, Ankara’daki AKP toplantısında kararını merkezi hükümetle işbirliği ve İzmir’e hizmet gerekçesiyle savundu.</p>
<a href='/haber/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-cemil-tugay-akp-ye-gecti-324193' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/07/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-cemil-tugay-akp-ye-gecti-ak-parti-kimsesizlerin-kimsesidir-size-refik-olmaya-gel.jpg' alt='İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay AKP&#39;ye geçti' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay AKP'ye geçti</h5>
<div class='date'>7 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>Erdoğan’ın “AK Parti kimsesizlerin kimsesidir” sözünü tekrarlayan Tugay:</p>
<p>“AK Parti ailesinin kıymetli desteğiyle İzmir’i ayağa kaldırmak, sorunlarını çözmek ve şehrimizi adeta yeniden inşa etmek üzere yola çıkıyoruz.”</p>
<p>dedi. Tugay, merkezi hükümet ile yerel yönetimin uyum içinde çalışmasıyla İzmir’de daha fazla hizmet üretilebileceğini savundu.</p>
<p>Ancak aynı Tugay'ın, Ağustos 2025’te AKP’ye geçme ihtimalini soran gazeteciye verdiği: “Milyonda bir bile bir olasılık yok." yanıtı ve CHP’den seçilmiş bir belediye başkanının parti değiştirmesini “ayıp” bulduğuna ilişkin sözleri gün boyu sosyla medyada yaygın olarak paylaşıldı.</p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 07 Oct 2026 23:37:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Eski Almanya Dış İstihbarat Örgütü Başkanı "casusluk"tan tutuklandı]]></title><link>https://bianet.org/haber/eski-almanya-dis-istihbarat-orgutu-baskani-casusluk-tan-tutuklandi-324208</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/07/eski-almanya-istibarat-orgutu-baskani-casusluk-tan-tutuklandi.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/eski-almanya-dis-istihbarat-orgutu-baskani-casusluk-tan-tutuklandi-324208</guid><description><![CDATA[BND eski başkanı August Hanning, üzerine atılı casusluk, devlet sırlarını elde etme ve vatana ihanete teşebbüs suçlamalarıyla tutuklandı. 80 yaşındaki Hanning bir gün önce gözaltına alınmıştı. Hanning'in 12 yılda 2 bine yakın gizli belgeyi dışarı çıkardığı iddia edildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Almanya’nın dış istihbarat teşkilatı Federal İstihbarat Servisi’nin (Bundesnachrichtendienst-BND) eski Başkanı August Hanning, casusluk ve vatana ihanet soruşturması kapsamında tutuklandı.</p>
<p>Federal Başsavcılığın açıklamasına göre 6 Ekim’de gözaltına alınan Hanning, 7 Ekim’de Federal Yüksek Mahkeme’de soruşturma hâkiminin önüne çıkarıldı. Hâkim tutuklama emrini yürürlüğe koyarak Hanning’in soruşturma süresince cezaevinde tutulmasına karar verdi. </p>
<p>Federal Başsavcılık Hanning’i yabancı istihbarat adına ajanlık faaliyeti, vatana ihanet niteliğinde casusluk, devlet sırlarını elde etme ve vatana ihanete teşebbüs şüphesiyle soruşturuyor. Eski büro şefi Manfred D. de aynı dosyada yardım suçlamalarıyla tutuklu bulunuyor.</p>
<h2>12 yıl boyunca yabancılara belge aktarımı</h2>
<p>Soruşturma kapsamında, Hanning’in 2005’te BND Başkanlığından ve 2009’da emekli olarak memuriyetten ayrılmasından sonra da teşkilat içindeki gizli bilgilere erişimini sürdürdüğü iddia edildi. </p>
<p>Savcılığa göre Hanning’in eski çalışma arkadaşı Manfred D., 2010’dan 2022’ye kadar Hanning’e yaklaşık 2 bin BND belgesi aktardı. Manfred D., Hanning’in BND’deki büro şefiydi; daha sonra teşkilata dönerek Hanning’den sonraki BND başkanlarının da büro şefliğini yaptı ve çok hassas istihbarata erişimini korudu. Hanning’in bu bilgiler karşılığında Manfred D.'ye ödeme yaptığı ve belgeleri özel danışmanlık faaliyetlerinde değerlendirdiği öne sürülüyor.</p>
<p>Belgeler arasında, BND’nin Başbakanlık için hazırladığı haftalık istihbarat değerlendirmelerinde kullanılan materyallerin; İran’ın nükleer programına ve Rus ordusuna ilişkin raporların ve müttefik servislerden gelen gizli bilgilerin de yer aldığı bildiriliyor. Bu nedenle olası zararın yalnızca Almanya'nın devlet sırlarıyla sınırlı kalmayıp, BND’nin uluslararası ortaklarıyla güven ilişkisine de uzanabileceği değerlendiriliyor.</p>
<h2>Yabancı servis hangisi?</h2>
<p>Federal Başsavcılık, Hanning’in, elde ettiği bilgilerden en az bir kez bir yabancı istihbarat servisi mensubu için analiz hazırlamakta yararlandığını belirtiyor. Ancak hazırlanan analizin muhatabına ulaşıp ulaşmadığı henüz tespit edilmemiş.</p>
<p>Savcılık ilgili yabancı servisi açıklamadı. Alman basını Azerbaycan bağlantısı üzerinde durdu; ancak bu bağlantı resmî olarak doğrulanmış değil. Azerbaycan da iddiayı reddetti.</p>
<p>Mevcut soruşturma bilgilerine göre dosyada Rusya adına casusluk yapıldığına ilişkin bir bulgu yok. Bazı belgelerin Rus ordusuyla ilgili olması, bilgilerin Rusya’ya aktarıldığı anlamına gelmiyor.</p>
<h2>Casusluk soruşturması başka bir dosyadan çıktı</h2>
<p>Hanning hakkındaki casusluk dosyası, başka bir soruşturma sırasında ele geçen belgelerden ortaya çıktı. </p>
<p>Hamburg’da yürütülen Christina Block çocuk kaçırma soruşturması kapsamında Hanning’in ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda, artık onda bulunmaması gereken güncel BND belgelerinin bulunduğu bir harici bellek ele geçirildi. Bunun üzerine dosya Federal Başsavcılığa gönderildi ve BND ile Federal Kriminal Dairesi'nin de katıldığı ayrı bir gizli soruşturma başlatıldı.</p>
<h3>Almanya istihbarat tarihinin en üst düzey casusluk vakası</h3>
<p>Federal Almanya’nın istihbarat tarihinde daha önce de ağır casusluk ve sızma vakaları görüldü. <br><br>1961’de BND içinde üst düzey görevlere kadar yükselen Heinz Felfe’nin Sovyet KGB’sine çalıştığı ortaya çıktı. 1974’te ise Doğu Almanya istihbaratı Stasi adına çalışan Günter Guillaume’un Başbakan Willy Brandt’ın yakın çalışma çevresine kadar sızdığı anlaşıldı. Guillaume’un 24 Nisan 1974’te tutuklanmasının ardından Brandt 6 Mayıs’ta başbakanlıktan istifa etti. Vaka, yalnızca bir casusluk soruşturması olmakla kalmadı, Federal Almanya'da hükümetin doruklarını sarsan bir siyasi krize dönüştü.</p>
<p>1985’te Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı’nda Doğu Almanya'nın casusluk faaliyetlerine karşı mücadeleden sorumlu üst düzey yönetici Hansjoachim Tiedge Doğu Almanya'ya kaçmış, Doğu Almanya'da düzenin çökmesinden kısa süre önce BND görevlisi Carsten L., Rusya’ya gizli bilgi aktarmakla suçlanmıştı.</p>
<p>Hanning dosyası bu örneklerden baş şüphelinin geçmiş konumuyla ayrılıyor. August Hanning sıradan bir memur, birim yöneticisi ya da şansölye çevresine sızmış bir ajan değil; 1998-2005 arasında BND’nin yönetiminin tamamını elinde bulunduran eski başkanı.Bu nedenle suçlamalar doğrulanırsa vaka, Almanya istihbarat tarihinde ayrı bir yere oturacak.</p>
<p>Hanning dosyasının siyasi sonuç bakımından Guillaume vakasına eşdeğer ölçekte bir hükümet krizine dönüşüp dönüşmeyeceği soruşturmanın Merz hükümetinin denetim sorumluluğuna ve geçmişteki kurum içi güvenlik açıklarına ne ölçüde uzanacağına bağlı.</p>
<h3>Merz hükümetinin istihbarat reformuna çarptı</h3>
<p>Hanning’in tutuklanması Berlin’de yalnızca eski bir istihbaratçının ceza dosyası olarak tartışılmıyor.</p>
<p>Olay, Friedrich Merz hükümetinin BND ve diğer istihbarat servislerinin yetkilerini genişletmeyi amaçlayan kapsamlı reform paketini Meclis’ten geçirmeye hazırlandığı sırada patladı. Bundestag İçişleri Komisyonu, 12 Ekim’de istihbarat hukuku reformuyla ilgili kamuya açık toplantısında uzmanları dinleyecek. </p>
<p>Hükümetin reform gerekçesi bugüne kadar büyük ölçüde Rusya kaynaklı hibrit tehditler, sabotaj ve casusluk faaliyetleri karşısında Alman servislerinin daha güçlü hale getirilmesine dayanıyordu. Hanning dosyası buna yeni bir soru ekledi: Yetkilleri artırılacak servislerin iç güvenliği nasıl sağlanacak?</p>
<h3>Partiler arasında denetim tartışması</h3>
<p> SPD Federal Meclis Grubu başkan yardımcısı Sonja Eichwede Hanning vakasını “ağır ve sarsıcı” olarak niteledi ve eski üst düzey istihbarat yöneticilerinin görevden ayrıldıktan sonra özel danışmanlık, lobi ve yabancı aktörlerle çalışma imkânlarının daha uzun süre sınırlandırılmasını istedi: Vekil, eski üst düzey istihbarat çalışanları için fiilen yaşam boyu kısıtlama uygulanmasını ve Parlamento ve Bağımsız Denetim Konseyi'nin yetkilerinin güçlendirilmesini savundu.</p>
<p>Yeşiller Meclis Grup Başkanı Britta Haßelmann Hanning’in tutuklanmasının Berlin’de bomba etkisi yarattığını söyledi; suçlamaların Almanya’nın güvenlik çıkarlarını doğrudan ilgilendirdiğini belirterek hem savcılık hem de parlamenter organlar düzeyinde “acımasız bir aydınlatma” istedi.</p>
<p>Sol Parti ise dosyayı hükümetin istihbarat reformuna yönelik temel bir eleştirisini dillendirmek açısından ele aldı. Partinin iç politika sözcüsü Clara Bünger, istihbarat servislerinin kendilerinin bir “güvenlik riski” haline gelebildiğini belirtti; mevcut reformun durdurulmasını ve denetim mekanizmalarının yeniden kurulmasını istedi.</p>
<p>CDU/CSU ise vakayı reformun gerekliliğinin kanıtı olarak görüyor; gruptan yapılan açıklamalarda kurumların zayıflatılması değil, iç güvenlik ve güven mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.</p>
<div class="box-1">
<h3>August Hanning kimdir?</h3>
<p>1946 doğumlu Alman hukukçu ve eski üst düzey istihbarat yöneticisi Hanning, federal kamu hizmetine İçişleri Bakanlığı'nda başladı. Soğuk Savaş’ın son yıllarında Batı Almanya’nın Doğu Berlin’deki Daimi Temsilciliğinde görev yaptı.</p>
<p>1990’larda Federal Başbakanlıkta istihbarat koordinasyonunda çalıştı ve 1996’da federal istihbarat servislerinin koordinasyonundan sorumlu üst düzey yetkili oldu.</p>
<p>1998’de BND Başkanlığına getirildi ve 2005’e kadar görev yaptı. Görev dönemi, 11 Eylül saldırıları, Afganistan ve Irak savaşları ile Almanya-ABD istihbarat işbirliğinin yoğunlaştığı yıllara denk geldi.</p>
<p>2005’te Angela Merkel’in ilk hükümetinde Federal İçişleri Bakanlığı müsteşarı oldu. 2009’da kamu görevinden ayrıldıktan sonra hukuk, güvenlik danışmanlığı ve özel sektör faaliyetlerine yöneldi.</p>
<p>Hanning, 2015’te Bundestag’ın NSA Araştırma Komisyonu’nda tanık olarak dinlenmiş ve ABD Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) ile işbirliğinin BND açısından vazgeçilmez olduğunu savunmuştu.</p>
</div>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 07 Oct 2026 22:20:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[AYM önünde “sansüre hayır” çağrısı: “İfade özgürlüğü yoksa geriye hiçbir şey kalmaz”]]></title><link>https://bianet.org/haber/aym-onunde-sansure-hayir-cagrisi-ifade-ozgurlugu-yoksa-geriye-hicbir-sey-kalmaz-324207</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/07/aym-onunde-sansure-hayir-cagrisi-ifade-ozgurlugu-yoksa-geriye-hicbir-sey-kalmaz.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/aym-onunde-sansure-hayir-cagrisi-ifade-ozgurlugu-yoksa-geriye-hicbir-sey-kalmaz-324207</guid><description><![CDATA[Hesapları erişime engellenen gazetecilerden akademisyenlere, meslek örgütlerinden hak savunucularına çok sayıda kişi AYM önünde buluştu. Erişim engeli düzenlemesinin yürürlüğünün durdurulmasını ve iptal edilmesini istedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>YENİ Parti’nin çağrısıyla sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engellerine ilişkin Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde eylem yapıldı.</p>
<p>Yüzlerce yurttaşın katıldığı eylemde “Sansüre hayır” ve “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları atıldı.</p>
<p>YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer'in sunumunu yaptığı eylemde konuşan YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, “Düzene itirazım var dediği için, muhalif olduğu için engellenmeye, susturulmaya çalışılan binlerce, on binlerce yürek burada” dedi.</p>
<p>Konvansiyonel medyaya uzun süredir “yandaşlaştırma operasyonu” yapıldığını, bu süreçte de sosyal medyanın giderek etkinlik kazandığını söyleyen Günaydın, temmuz ayında yapılan düzenlemeyle erişim engelleri ve içerik çıkartılması konusunda Bilgi Teknolojileri Kurumu’nun yetkisinin Siber Güvenlik Kurumu’na aktarıldığını ifade etti.</p>
<a href='/haber/bianetin-x-hesabina-ikinci-sansur-324191' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/07/bianetin-x-hesabina-ikinci-sansur.jpg' alt='bianet’in X hesabına ikinci sansür' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>bianet’in X hesabına ikinci sansür</h5>
<div class='date'>7 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“İfade özgürlüğü yoksa geriye hiçbir şey kalmaz"</h3>
<p>Siber Güvenlik Kurumu Başkanı'nın bir sitenin engellenmesi veya bir içeriğin çıkartılması kararını tek başına verebildiğini belirten Günaydın, bu kararın muhataplarına tebliğ edilmesinden itibaren 4 saat içerisinde gereğinin yapılmak zorunda olduğunu söyledi.</p>
<p>Günaydın,<em> “Mahkeme teminatı var işte. Neymiş o? 24 saat içerisinde sulh ceza hakimliğine gidecek, 48 saat içerisinde de sulh ceza hakimlikleri karar verecek. Bunun gerçek bir tarafsız, bağımsız mahkeme teminatı olmadığını hepimiz biliyoruz”</em> dedi.</p>
<p><em>“Binlerce, on binlerce hesap engellendi”</em> diyen Günaydın, düzenlemeyi Anayasa Mahkemesi’ne taşıdıklarını belirterek, <em>“Biz buradan Anayasa Mahkemesi'ne sesleniyoruz. Öncelikle burayı, bu konuyu ele al, yürürlüğünün durdurulmasına karar ver ve gecikmeksizin de iptal et. Çünkü basın özgürlüğü yoksa, ifade özgürlüğü yoksa geriye hiçbir şey kalmaz. Türkiye’yi sansürle susturamazsınız”</em> diye konuştu.</p>
<h3>Hesapları engellenenler konuştu</h3>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/10/aym-onunde-sansur-protestosu.jpg" alt=""></p>
<p>İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD) adına konuşan hukukçu Kerem Altıparmak, “<em>AYM’de erişim engellemelerine ilişkin bine yakın başvurumuz var. Herkes Engelliweb’ten dolayı İfade Özgürlüğü Derneği’ni biliyor, çünkü erişim engellemelerini ve içerik çıkarmalarını raporluyoruz”</em> dedi.</p>
<p>Altıparmak, çok sayıda gazeteciyi ve vatandaşı erişim engelleri nedeniyle savunduklarını, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde de başvurularının bulunduğunu belirtti.</p>
<p>Gazeteciler Cemiyeti’nden, aynı zamanda hesabı da engellenen Özlem Akarsu Çelik, kamu yararına iş yaptıkları için seslerinin kısıldığını söyledi. Çelik, “<em>Biz meslek örgütleri olarak sansüre hiçbir zaman boyun eğmedik, eğmeyeceğiz”</em> dedi.</p>
<p>Çelik, gazetecilerin hesaplarının kişisel hesap olarak düşünülmemesi gerektiğini belirterek, <em>“Biz toplumun hafızasıyız aynı zamanda. Hem bizim sesimizi duyurmamızı engelliyorlar hem de yan yana gelmemizi engelliyorlar. O yüzden burada bir arada olmamız çok kıymetli”</em> ifadelerini kullandı.</p>
<p>Türkiye Gazeteciler Sendikası ((TGS) Ankara Şube Başkanı Sinan Tartanoğlu da sosyal medya hesaplarının engellenmesiyle “bir bilginin gizlenmesi ve insanların sorgulama yeteneklerinin köreltilmesi"nin amaçlandığını söyledi. Gazetecilerin haber yaparken ve sosyal medya paylaşımı gerçekleştirirken insanlara zarar vermek istemediğini belirten Tartanoğlu, <em>“Halkın çıkarına neler olduğunu sorguluyoruz. Sadece haber paylaşmak istiyoruz ve bu haberlerle insanların bir yerlere soru işareti koymasını sağlamaya çalışıyoruz”</em> diye konuştu.</p>
<p>KAOS GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar web sitelerinin üç kez, sosyal medya hesaplarının ise çok sayıda kez engellendiğini belirterek, “LGBT propagandası yapıyorsunuz” gerekçesiyle erişim engeli getirildiğini söyledi.</p>
<p>Tar, <em>“Şunu en başta söyleyeyim, hiç kimseyi LGBTİ+ yapmaya çalışmıyoruz, zaten bu mümkün değil. Zaten biz doğduğumuz gibi, olduğumuz gibi insan onuruna yaraşır bir hayat için mücadele ediyoruz”</em> dedi. Derneklerinin yönetim kurulu üyelerinin Sincan Cezaevi’nde tutulduğunu da belirten Tar, LGBTİ+’ların haklarının savunulmaması halinde benzer sorunların toplumun tamamını etkileyebileceğini ifade etti.</p>
<p>Tar, KAOS GL’nin neden engellendiğini anlatırken, gazetecilik faaliyetlerine de değindi. Tar, <em>“Hande Buse Şeker diye bir trans kadın vardı, benim de arkadaşımdı. Onun ölüm haberini yapmak zorunda kaldım. Bir polis memuru tarafından öldürüldü, ardından tecavüz etti, sonra tekrar kurşunladı. Biz bunu yazdığımız için engellendik”</em> dedi.</p>
<p><em>“Biz öldürülmemek istiyoruz”</em> diyen Tar, LGBTİ+’ların simgesi olan gökkuşağı bayrağını açarak <em>“Kimseye bu renklerden zarar gelmez”</em> ifadelerini kullandı. Tar, insan hakları mücadelesi verenlerin LGBTİ+’ların öldürülmemesi için mücadele ettiğini belirterek, toplumun farklı kesimlerinin bu mücadeleye ortak olması çağrısında bulundu.</p>
<p>Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nden (DFG) Selman Güleryüz de Mezopotamya Ajansı’nın Ankara temsilcisi olduğunu ve 44 defa engellendiğini belirterek, erişim engellerinin toplumun haber alma hakkına yönelik temel bir engel olduğunu söyledi.</p>
<h3>Prof. Dr. Barış Övün: Neden engellendiğimi bilmiyorum</h3>
<p>Hesabı engellenen Prof. Dr. Barış Övgün<em>, “Ben de binlerce mağdurdan biriyim. Ama neden engellendiğimi bilmiyorum. Mahkeme kararına ulaşamadım. Eğer bir ülkede çiçekler açsın istiyorsanız bu yaptığınız yapay zeka videolarıyla olmaz. Bu düşünce ve ifade özgürlüğünü, kamudaki herkesin, gazetecinin akademisyenin siyasetçinin konuşabildiği bir ortamı yaratmak ile olur. Maalesef o ortamdan çok uzağız. Maalesef bu ortam gitgide artacak. Buna karşı burada olan herkese destek veren herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum”</em> dedi.</p>
<p>Hesabı engellenen psikolog Kıvılcım Kuran, bireyin ve toplumun ruh sağlığı ile iyi olma hali üzerine yazdığını söyledi. Kuran, <em>“İnsanların kendini güvende hissetmesini, iyi hissetmesini istiyorum, toplumun da kendini iyi hissetmesini istiyorum ama görüyorum ki insanlar kendini iyi hissetmiyor. Ben de iyi hissetmiyorum, ben de kendimi güvende hissetmiyorum” dedi. Eyleme katılacağı için yakınlarının kendisi adına endişelendiğini anlatan Kuran, “Yakınlarım benim için endişelendi, ‘Oraya gitme, başına iş açarsın, seninle uğraşırlar’ dediler. Yakınlarımın haksız çıkması için, bugün bunun değişmesi için buradayım”</em> diye konuştu.</p>
<p>Kuran, hesabının “müstehcenlik” gerekçesiyle engellendiğini belirterek, <em>“LGBTİ+’ların da aileleri var diye yazdım sadece”</em> dedi.</p>
<p>Kartalkaya’da yaşamını yitirenlere ilişkin yaptığı paylaşımlara da değinen Kuran, Kıvanç ve Burcu Güngör ile 14 ve 5 yaşındaki çocuklarının hayatını kaybettiğini belirterek, Soma’dan Kartalkaya’ya kadar yaşanan acılar, denetlenmeyen oteller ve cezasızlık hakkında yazdığını söyledi. Fon krizine ilişkin de yazdığını belirten Kuran, <em>“Bu fon krizi bir toplumsal çöküştür dedim. Siyasiler, bürokratlar ifadeye dahi çağrılmıyor. Ben güvende hissetmiyorum kendimi dedim. Bir vatandaş olarak benim başıma ne geleceğinden emin değilim dedim”</em> ifadelerini kullandı.</p>
<p>Hesabının bu nedenlerle engellendiğini düşündüğünü belirten Kuran, <em>“Konuşamıyorsunuz, anlatamıyorsunuz, duyulmuyorsunuz. Sanki devlet bize diyor ki makbul vatandaş değilsen sus. Bu böyle olmaz. Bu toplumsal sağlık için iyi değil”</em> dedi. Kuran, mevzuatın yürütmesinin durdurulmasını istedi.</p>
<h3>Nezahat Demiray: Demokrasi için çok ağır bir hasar</h3>
<p>Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) adına konuşan Nezahat Demiray, kadın örgütleri, gazeteciler, hak savunucuları ve Türkiye’deki büyük haber platformlarından birinin sayfasının kapatılmasına dikkat çekti.</p>
<p>Demiray, <em>“Bu sadece bir sosyal medya hesabının kapatılması değil çünkü bir sesimizle bütün kadınlar için yükseltiyoruz”</em> dedi. Nafaka hakkı elinden alınan kadınlardan, yaşam hakları elinden alınan kadınlara, mezarlarda öldürülen çocuk işçilere ve Kaz Dağları’nda çevreyi, suyu savunan hak savunucularına kadar farklı kesimlerin sesinin kesilmesine karşı çıktıklarını söyledi. Bütün bunların “demokratik bir gerilemeye” işaret ettiğini belirten Demiray, <em>“Erişim engeli sansür demektir. Bu yapısal bir ihlal demektir ve demokrasi için çok ağır bir hasardır”</em> dedi.</p>
<h3>Edip Candansayar: LGBTİ+ bireylerin hasta insanlar olmadıklarını söylüyoruz</h3>
<p>Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Başkanı Selçuk Candansayar, TPD’nin binlerce psikiyatristin üye olduğu bir dernek olduğunu belirterek konuşmasına başladı. Candansayar, insanların cinselliklerinin onların hakları, özel hayatlarının ve kimliklerinin bir parçası ve onuru olduğunu söyledi.</p>
<p>“Bizi de ‘müstehcenlik’ nedeniyle erişime engellediler” diyen Candansayar, şöyle konuştu:</p>
<p><em>“İnsanların cinselliklerinin onların hakları olduğunu, onların özel hayatlarının olduğunu, onların kimliklerinin bir parçası ve onuru olduğunu söylüyoruz. Bizi de ‘müstehcenlik’ nedeniyle erişime engellediler. Düşünün ruh sağlığı ya da cinselliğin kendisinin müstehcen bulunduğu bir toplumda yaşamak isteyip istemediğimiz sorusunu kendimize sormamız gerek. Bizi müstehcen bulmalarının en önemli nedenleri müstehcenlikten bahsetmemiz ve LGBTİ+ bireylerin hasta insanlar olmadıklarını, herkes gibi insan olduklarını söylüyoruz. Burada bir kez daha yineleyelim; insanların cinsel kimliği tedaviyle, baskıyla, özendirmeyle, Netflix’te film seyretmekle değişmez, değiştirilemez.Türkiye'de çok geniş kesimler ayrımcılığa uğruyorlar nefret suçuna maruz kalıyorlar damgalanıyorlar ve giderek onların ruh sağlığı hizmeti almaları da engellenmeye çalıştırılıyor. Biz bugün bu yüzden buradayız."</em></p>
<h3>Ali Karakoç: Her haber kamusal bir faaliyettir</h3>
<p>Türk Tabipleri Birliği (TTB) Genel Sekreteri Ali Karakoç, evrensel insan haklarını savunduklarını belirterek, <em>"Basın emekçilerinin bireyleri bilgilendirmek için yaptığı her haberin kamusal bir faaliyet olduğunu düşünüyoruz. Toplum yararı olduğunu düşünüyoruz” dedi. Türk Tabipleri Birliği’nin yıllardır bu alanda mücadelesini sürdürdüğünü belirten Karakoç, “Kamu yararına, toplum yararına olan kamusal her faaliyetin yanında olacağımızı bundan sonra da yanında olacağımızı bildirmek istiyoruz”</em> ifadelerini kullandı.</p>
<p>KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, <em>“Sorgulama şansımız ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Çünkü sözün örgütlenmesi toplumun örgütlenmesi anlamına gelecek” dedi. Koçak, insanların ekonomik durumlarının ve çalışma koşullarının da görünür olmasının engellenmeye çalışıldığını belirterek, “Bu gerçekleri görmemiz engellenmeye çalışılıyor</em>” dedi.</p>
<p>Bilgisayar Mühendisleri Odası Başkanı Hülya Küçükaras da, Wikipedia’nın yıllarca yasaklandığını ve deprem sırasında bant daraltıldığını hatırlattı.</p>
<p>Küçükaras, <em>“Biz bu ülkenin yönetiminden, Wikipedia’yı yıllarca yasaklamış olan, bir deprem anında bant daraltmış olan bu yönetimin yargısından hiçbir şey beklemiyoruz”</em> dedi. <em>“Biliyoruz ki bu sansür, bu karartma artarak sürecek”</em> ifadelerini kullanan Küçükaras, şöyle devam etti:</p>
<p><em>“Bu bir Cumhuriyet konusudur yaşadığımız. Çünkü cumhuriyetin özü halk egemenliğidir. Halk egemenliği de halkın düşüncesini özgürce ifade edebilmesinden, örgütlenebilmesinden, bilgiye erişebilmesinden geçer. Dolayısıyla bu mücadeleyi bir Cumhuriyet ve halk mücadelesi ve halk egemenliği mücadelesi olarak görmenin de gerekli olduğu kanısındayız.”</em></p>
<h3>Çakırözer, Ali İsmail Korkmaz Vakfı’nın mesajını okudu</h3>
<p>Utku Çakırözer, Ali İsmail Korkmaz Vakfı’nın hesabının da erişiminin engellendiğini belirterek, vakıftan Gürkan Korkmaz’ın mesajını okudu. Korkmaz’ın mesajı şöyle:</p>
<p><em>“Sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerinin kriminalize edilmesinin ve hak savunucularının baskı altına alınmasını kabul etmiyoruz. Sivil toplumun dijital mecralardaki görünümünün engellenmesi yalnızca kurumların iletişim kanallarını sınırlamamakta aynı zamanda ifade özgürlüğünü ve toplumun bilgiye erişim hakkını da doğrulan engellemektedir. ALİKEV olarak gençler başta olmak üzere herkes için özgür ve eşit yaşam alanlarını desteklemeye devam edeceğiz. LGBTİ+’ların ifade ve örgütlenme özgürlüğünün güvence altına alındığı, sivil toplum örgütlerinin haklarının güvence altına alındığı toplum, herkesin hakkıdır.</em></p>
<p>Sol Parti Sözcüsü İlknur Başer, iktidarın bütün baskıları kamu yararını gözeterek yaptığını ifade ettiğini söyledi. Başer, <em>“Asıl kamu zararı olan, halkın kararına politikalar üreten bir iktidar, bir rejim kamu yararı adı altında istediği her şeyi yapabiliyor” dedi. Başer, arazilere ve halkın malına mülküne el konulduğunu, haber kanallarına engel getirildiğini söyledi ve “Asıl sizlerin ortadan kaldırılması gerekir” </em>dedi.</p>
<p>DEVA Partisi Adana Milletvekili Sadullah Kısacık, son yıllarda özellikle artan bir sansür dalgasıyla karşı karşıya olduklarını söyledi. Kısacık, <em>“Sanmayın ki sadece gazeteciler susturuluyor, Meclis’te susturulmaya çalışılıyor” </em>dedi. Dün Meclis’in kapatılarak milletvekillerinin araştırma önergesiyle ilgili konuşmasının engellendiğini belirten Kısacık, <em>“Artık iş daha da büyüyüp Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekillerinin sesi dahi kıstırılmaya çalışılıyor”</em> diye konuştu. Kısacık, <em>“Hep birlikte mücadele edip bir kere özgürlüğünü almalıyız, bunun başka bir yolu yok”</em> dedi.</p>
<h3>Necmettin Çalışkan: Çok sayıda Filistin gönüllüsü hesap var</h3>
<p>Saadet Partisi Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, farklı görüşlerden, fikirlerden ve kültürlerden insanların olabileceğini belirterek, “Bu ülke hepimizin” dedi. Çalışkan, erişim engeli getirilen hesaplar arasında çok sayıda Filistin gönüllüsü hesabın da bulunduğunu söyledi. “Körfez’deki gelişmeler ile ilgili yanıltıcı bilgi veren hesap” gerekçesiyle bazı hesapların kapatıldığını belirten Çalışkan, yönetimin muhalifler arasında ayrım gözetmediğini kaydetti.</p>
<p>DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, iktidarın en temel özelliğinin “tekçi” olmak olduğunu belirterek, “<em>Her alanı tekleştirdiği gibi artık ülkeyi de tek bir sistem mahkum etmek istiyor”</em> dedi. Kuvvetler ayrılığının yok sayıldığı yerde her türlü hak ihlalinin ve şiddetin ortaya çıktığını söyleyen Temelli, bu durumda hakikatlere karşı muhalefetin önünün kesilmek istendiğini ifade etti.</p>
<p>Temelli, <em>“Bugün geldiğimiz noktada, çağda en güçlü muhalefet tabii ki medya. Bunun sesini kısmaya uğraşıyorlar. Bunun sesini kısarlarsa toplumsal muhalefetin de sesini kısacağını zannediyorlar”</em> dedi. Temelli, AYM’nin iktidarın her dediğini tasdikleyen bir konuma geldiğini savunarak, <em>“İfade özgürlüğüne de basın özgürlüğüne de tüm özgürlüğümüze de hep beraber sahip çıkacağız”</em> dedi.</p>
<h3>Murat Emir: AYM’ye iki görev düşüyor</h3>
<p>YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, AYM’nin önünde iki beklentileri olduğunu belirterek, daha önce Bilgi Teknolojileri Kurumu’na verilmiş olan erişim engelleme yetkisinin AYM’ye götürüldüğünü ve AYM’nin ilgili maddeyi iptal ettiğini söyledi. <em>“Bir organın kendi başına erişimi engelleme yetkisi, haberleşme ve ifade özgürlüğünün özüne dokunmaktır”</em> dedi.</p>
<p>Yeni bir kanunla yetkinin Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Siber Güvenlik Başkanlığı’na verildiğini belirten Emir, “<em>Cumhurbaşkanının atadığı, başka istediğimiz sesini istediği anda kesecek noktayı istedi. Biz bunu kabul etmiyoruz, kabul etmeyeceğiz”</em> ifadelerini kullandı.</p>
<p>AYM’nin önündeki dilekçenin sıradan bir dilekçe olmadığını belirten Emir, bunun Türkiye’de kamu düzeni, anayasal düzen, siyasal rejim ve ifade hürriyetinin olup olmayacağıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi ve <em>“Bu nedenle bu kararı bir anda vermeliler. Aylar sonra vereceklerse geçmiş olsun”</em> dedi.</p>
<p>Anayasa’ya aykırı kanunların çıkarılmasının ardından AYM’ye başvurulduğunu ve kararın gecikmesi halinde aradaki sürede yeni düzenlemeler yapılabileceğini savunan Emir, AYM’ye karar verme çağrısında bulundu.</p>
<p>Konuşmaların ardından AYM’nin önüne kurulan temsili bir “utanç duvarı”na hesabı engellenen kullanıcıların, gazetecilerin ve akademisyenlerin kullanıcı adları yazıldı.</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 07 Oct 2026 17:55:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İş cinayetlerinde 2013’ten beri ilk kez beş ay üst üste 200’ün üzerinde ölüm]]></title><link>https://bianet.org/haber/is-cinayetlerinde-2013ten-beri-ilk-kez-bes-ay-ust-uste-200un-uzerinde-olum-324203</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/07/eylulde-226-is-cinayeti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/is-cinayetlerinde-2013ten-beri-ilk-kez-bes-ay-ust-uste-200un-uzerinde-olum-324203</guid><description><![CDATA[İSİG Meclisi’ne göre Eylül ayında yaşamını yitiren 226 işçinin 8’i çocuktu. Yılın başından bu yana hayatını kaybeden çocuk işçi sayısı 66’ya ulaştı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, Eylül 2026’ya ilişkin iş cinayetleri raporunu açıkladı.</p>
<p>Rapora göre Eylül ayında en az 226 işçi çalışırken hayatını kaybetti. Böylece 2026’nın ilk dokuz ayında iş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin sayısı en az 1736 oldu.</p>
<p>Ocak’ta 155, Şubat’ta 129, Mart’ta 151, Nisan’da 190, Mayıs’ta 214, Haziran’da 228, Temmuz’da 216 ve Ağustos’ta 227 işçi öldü.</p>
<p>2013’ten bu yana veri tutan İSİG Meclisi’nin raporlarda ilk kez beş ay üst üste aylık işçi ölümleri 200’ün üzerinde kaydedildi.</p>
<p>Ölümlerin 79’u sanayide, 54’ü inşaatta, 48’i hizmet sektöründe ve 45’i tarımda yaşandı. İşçilerin 21’i kadın, 14’ü göçmendi. Suriye, Azerbaycan, Türkmenistan, Bulgaristan, Irak, Rusya ve Ukrayna’dan gelmişlerdi.</p>
<p>Ayrıca Eylül ayında hayatını kaybeden işçilerin en az 7’si sendika üyesiydi. 219 işçi ise sendikasızdı. Ölen işçilerin yüzde 97’sini sendikasız çalışanlar oluşturdu.</p>
<h3>Dokuz ayda en az 66 çocuk işçi öldü</h3>
<p>Rapora göre bu ayda çalışırken ölen 226 kişinin 8’i çocuktu. Çocuklardan beşi 14 yaşında veya daha küçüktü; üçü ise 15-17 yaş grubundaydı.</p>
<p>Ölümlerin üçü tarım, diğerleri gıda, tekstil, metal, inşaat ve konaklama işkollarında meydana geldi.</p>
<p>2026’nın ilk dokuz ayında en az 66 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti.</p>
<p>İSİG Meclisi, Mesleki Eğitim Merkezleri’nin (MESEM) son iki yılda çocuk işçiliğinin en görünür alanlarından biri haline geldiğini belirtti. Çocukların işyerlerinde çalışmasının MESEM modeliyle yaygınlaştırıldığı savunularak, sorunun yalnızca denetim ve iş güvenliği eksiklikleriyle sınırlı olmadığını ifade etti.</p>
<p>“Çocuk emeğinin düşük maliyetli hatta bedava, güvencesiz ve denetimsiz biçimde üretime dahil edilmesinin kurumsal ve yasal aracı yaratıldı. Bu noktada, MESEM’lerle ilgili tartışılması gereken şey yalnızca MESEM’lerde denetimin veya iş güvenliği önlemlerinin yetersizliği değil, çocuk emeğini işgücü piyasasının olağan ve kabul edilebilir bir unsuru haline getiren bu modelin kendisidir.” dedi.</p>
<p>İSİG Meclisi, MESEM dışındaki çocuk işçiliğinin özellikle tarım, küçük işletmeler, sanayi siteleri ve mevsimlik işlerde kayıt dışı biçimde sürdüğüne de dikkat çekti.</p>
<p>Ayrıca bu ayda ölenlerin 11'i de 65 yaş ve üstündeydi.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/10/yas.jpg" alt=""></p>
<h3>En fazla ölüm inşaatta</h3>
<p>Eylül ayında en fazla iş cinayeti inşaat ve yol işkolunda meydana geldi. Bu işkolunda 50 işçi hayatını kaybetti.</p>
<p>Tarım ve orman işkolunda 45, taşımacılıkta 28, belediye ve genel işlerde 16, gemi, tersane, deniz ve liman işkolunda 15 işçi öldü.</p>
<p>Bunları 10 ölümle ticaret, büro, eğitim ve sinema; 9 ölümle konaklama ve eğlence, 7 ölümle de madencilik izledi.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/10/eylul2-iskollari.jpg" alt=""></p>
<h3>İlk sırada trafik ve servis kazaları var</h3>
<p>İş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımında trafik ve servis kazaları ilk sırada yer aldı. Eylül ayında 49 işçi trafik veya servis kazalarında yaşamını yitirdi.</p>
<p>Yüksekten düşme sonucu 41, ezilme ve göçük nedeniyle 40, kalp krizi veya beyin kanaması sonucu 30 işçi öldü.</p>
<p>Elektrik çarpması 15, zehirlenme ve boğulma 14, şiddet 13 işçinin ölümüne neden oldu</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/10/nedenler.jpg" alt=""></p>
<h3>En fazla ölüm İstanbul’da</h3>
<p>Eylül ayında Türkiye’nin 62 kentinde ve yurtdışında altı ülkede iş cinayeti kaydedildi.</p>
<p>En fazla ölüm 39 işçiyle İstanbul’da meydana geldi. İstanbul’u 9 ölümle Antep, 8’er ölümle Ankara ve Urfa, 7’şer ölümle Düzce ve Manisa, 6’şar ölümle Samsun ve Trabzon izledi.</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 07 Oct 2026 15:41:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA["İzmir daha önce de işgal edildi" diye yazan Berna Laçin’e soruşturma]]></title><link>https://bianet.org/haber/izmir-daha-once-de-isgal-edildi-diye-yazan-berna-lacine-sorusturma-324199</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/07/izmir-daha-once-de-isgal-edildi-diye-yazan-berna-lacine-sorusturma.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/izmir-daha-once-de-isgal-edildi-diye-yazan-berna-lacine-sorusturma-324199</guid><description><![CDATA[Laçin, Cemil Tugay’ın AKP’ye geçişinin ardından sosyal medya hesabından "İzmir daha önce de işgal edildi, korkma!" paylaşımını yapmıştı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, oyuncu Berna Laçin hakkında "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçundan soruşturma başlattı.</p>
<p>Anadolu Ajansı, soruşturmanın Laçin'in sosyal medya hesabındaki "İzmir daha önce de işgal edildi, korkma." paylaşımı nedeniyle olduğunu geçti.</p>
<p>Laçin, Cemil Tugay’ın AKP’ye geçişinin ardından sosyal medya hesabından söz konusu ifadeyi yazıp paylaşmıştı.</p>
<a href='/haber/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-cemil-tugay-akp-ye-gecti-324193' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/07/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-cemil-tugay-akp-ye-gecti-ak-parti-kimsesizlerin-kimsesidir-size-refik-olmaya-gel.jpg' alt='İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay AKP&#39;ye geçti' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay AKP'ye geçti</h5>
<div class='date'>7 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 07 Oct 2026 13:57:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde sanatçılardan toplu istifa]]></title><link>https://bianet.org/haber/izmir-buyuksehir-belediyesi-nde-sanatcilardan-toplu-istifa-324198</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/07/izmir-buyuksehir-belediyesi-nde-istifa-dalgasi-meydanlar-ablukaya-alindi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/izmir-buyuksehir-belediyesi-nde-sanatcilardan-toplu-istifa-324198</guid><description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde Cemil Tugay'ın AKP grup toplantısına katılmasının ardından çok sayıda kişi istifa etti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Danışma Kurulu üyeleri Tugay'a tepki göstererek görevinden istifa etti.</p>
<a href='/haber/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-cemil-tugay-akp-ye-gecti-324193' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/07/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-cemil-tugay-akp-ye-gecti-ak-parti-kimsesizlerin-kimsesidir-size-refik-olmaya-gel.jpg' alt='İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay AKP&#39;ye geçti' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay AKP'ye geçti</h5>
<div class='date'>7 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>İstifa edenlerin imzasının taşındığı ortak metinde şunlara yer verildi:</p>
<p>"İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Danışma Kurulu üyeleri olarak, bu kentin sosyokültürel iradesine ve tiyatromuz ile seyircimiz arasında kurulan güven bağına saygı duyuyoruz. izmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın izmirlilerin ve seyircimizin iradesini yok sayan kararını kabul etmiyor ve izmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Danışma Kurulu üyeliğimizden istifa ediyoruz. Şehir Tiyatrosunun bağımsız yapısının korunarak sanat hayatına devam etmesini engelleyecek her türlü girişimin karşısında olacağımızı bildiririz."</p>
<div class="box-1">
<p>Söz konusu açıklamada imzası bulunan isimler şöyle:</p>
<p>Abdülkadir Çevik</p>
<p>Efdal Sevinçli</p>
<p>Hakan Dündar</p>
<p>Hülya Savaş</p>
<p>Müjdat Albak</p>
<p>Orhan Alkaya</p>
<p>Semih Çelenk</p>
<p>Tamer Levent</p>
<p>Zeynep Altıok Akatlı</p>
</div>
<h3>Meydanlar polis bariyerleriyle kapatıldı</h3>
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın, AKP'ye geçecek olması nedeniyle, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarından yapılan buluşma çağrıları üzerine, kent merkezindeki Cumhuriyet ve Konak Atatürk meydanlarında polis önlem aldı. Meydanların çevresi bariyerlerle kapatıldı, bölgede güvenlik önlemleri artırıldı.</p>
<p>(FY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 07 Oct 2026 13:35:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Fatma Betül Sayan Kaya için soruşturma izni]]></title><link>https://bianet.org/haber/fatma-betul-sayan-kaya-icin-sorusturma-izni-324197</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/07/fatma-betul-sayan-kaya-icin-sorusturma-izni.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/fatma-betul-sayan-kaya-icin-sorusturma-izni-324197</guid><description><![CDATA[Eski bakan ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya, Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında bugün ifade verecek.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), eski AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya hakkında, “6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet” suçlamasıyla soruşturma yürütülmesine izin verdi.</p>
<p>Sözcü’den Mustafa Balcı’nın haberine göre, SPK soruşturma iznini İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine aldı.</p>
<p>Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın bugün İstanbul Adliyesi’ne giderek soruşturma kapsamında ifade vermesi bekleniyor.</p>
<a href='/haber/ahmet-sik-sayan-ailesi-163-milyon-tlyi-nereden-buldu-hacca-yagizin-jetiyle-mi-gitti-323823' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/27/ahmet-sik-sayan-ailesi-163-milyon-tlyi-nereden-buldu-hacca-yagizin-jetiyle-mi-gitti.jpg' alt='Ahmet Şık: Sayan ailesi 163 milyon TL’yi nereden buldu, hacca Yağız’ın jetiyle mi gitti?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Ahmet Şık: Sayan ailesi 163 milyon TL’yi nereden buldu, hacca Yağız’ın jetiyle mi gitti?</h5>
<div class='date'>27 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<h3>11 günlük eylemsizlik</h3>
<p>Kaya çiftine ilişkin iddiaları Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre 26 Eylül’de gündeme getirdi. Emre, Kaya’nın nisan ayında Özata Denizcilik hisselerine yaklaşık 63,3 milyon lira yatırdığını ve eylülde 1 milyar 344 milyon lira çektiğini; eşi İlyas Kaya’nın ise yaklaşık 99,7 milyon liralık yatırımı karşılığında 826 milyon lira çektiğini açıkladı.</p>
<p>Kaya çifti toplam 163 milyon lira karşılığında yaklaşık 2 milyar 170 milyon lira kazandı. Paranın çekim işlemi de sermaye piyasalarında yaşanan fon krizinin başlamasından kısa süre önce gerçekleşti. İki isim krizden etkilenmedi.</p>
<p>İddiaların ardından Fatma Betül Sayan Kaya, AKP’deki görevlerinden “affını” istedi ve talep Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabul edildi.</p>
<p>Bu süreçte Kaya ve eşi hakkında mal varlıklarına tedbir konulmadı, gözaltı işlemi olmadı.</p>
<p>SPK, 1 Ekim’de fon ve borsa işlemlerinden elde edilen kazançların gönüllü olarak iade edilebilmesi için TMSF bünyesinde hesaplar açıldığını duyurdu. Kaya çifti de bu yöntem kapsamında başvuruda bulundu. Başsavcılığın izin vermesinin ardından çiftin yatırımlarının ana para dışındaki bölümünü TMSF’nin isteğe bağlı iade hesabına aktardığı bildirildi.</p>
<p>Kaya çiftinin TMSF hesabına aktardığı tutar 1 milyar 860 milyon lira oldu.</p>
<p>Kaya ve eşi hakkında soruşturma izni, söz konusu işlemlere ilişkin iddiaların kamuoyuna yansımasından 11 gün sonra verildi.</p>
<p>Forn soruşturmasında şu ana kadar adli işlem yapılan şüpheli sayısı 217'ye ulaştı, tutuklananların sayısı 85, adli kontrol hükümleri uygulananların sayısı ise 98 oldu.</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 07 Oct 2026 13:33:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Gazeteci Hakan Tosun’un ölümüne ilişkin davada karar çıktı: Sanıklara müebbet hapis cezası verildi]]></title><link>https://bianet.org/haber/gazeteci-hakan-tosunun-olumune-iliskin-davada-karar-cikti-saniklara-muebbet-hapis-cezasi-verildi-324196</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/07/gazeteci-hakan-tosunun-olumune-iliskin-davada-karar-saniklara-muebbet-hapis-cezasi-verildi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/gazeteci-hakan-tosunun-olumune-iliskin-davada-karar-cikti-saniklara-muebbet-hapis-cezasi-verildi-324196</guid><description><![CDATA[İstanbul Esenyurt’ta 10 Ekim 2025 gecesi sokak ortasında darp edilerek öldürülen gazeteci ve belgeselci Hakan Tosun’un ölümüne ilişkin davanın dördüncü duruşması görüldü. Sanıklar Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin’e kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezası verildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Esenyurt’ta 10 Ekim 2025 gecesi sokak ortasında darp edilerek hayatını kaybeden gazeteci ve belgeselci <a href="https://bianet.org/etiket/hakan-tosun-36950" target="_blank" rel="noopener">Hakan Tosun</a>’un ölümüne ilişkin davanın dördüncü duruşması bugün görüldü. Mahkeme Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin'e kasten öldürmeden müebbet hapis cezası verdi. </p>
<a href='/haber/hakan-tosun-cinayeti-sanik-avukatlari-gelmedi-mahkeme-karar-aciklamadi-323676' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/22/hakan-tosun-cinayeti-sanik-avukatlari-gelmedi-mahkeme-karar-aciklamadi.jpg' alt='Hakan Tosun cinayeti: Sanık avukatları gelmedi, mahkeme karar açıklamadı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Hakan Tosun cinayeti: Sanık avukatları gelmedi, mahkeme karar açıklamadı</h5>
<div class='date'>22 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<p>Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada Tosun’un ailesi ve avukatları Hakan Bozyurt ile Cemal Yücel hazır bulundu. Sanıklar Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin tutuldukları cezaevlerinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katıldı.</p>
<p>Duruşmayı takip etmek isteyen basın mensupları ve yurttaşlar ana salona alınmadı. Ek salondaki ekranlar üzerinden davayı takip etti. Salonda yer bulamayan çok sayıda izleyici de duruşmayı adliye önünden takip etti.</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">🔻Öldürülen Gazeteci Hakan Tosun'un davası görüldü. 🗣️ Hakan Tosun'un ablası Öznur Tosun: "Bakırköy adliyesi ile Büyükçekmece adliyesi arasında ne fark var? Adliyeler arasında adalet farkı mı var? Ailelerin emniyetle işbirliğini biliyoruz, nasıl delil kararttığını biliyoruz. Üçüncü kişi hakkında da işlem yapılmasını talep ediyoruz. Büyükçekmece Adliyesi’nde bu üçüncü kişi hakkında neden işlem yapılmıyor?" 🗣️ Avukat Cemal Gürsel: "Bu kişilerin arkasında kimler var henüz açığa çıkmadı umarım onlar da açığa çıkar. Hakan Tosun davası bir can güvenliği davasıdır. Her gün sokaklarda çeteler bu ülkenin kaderi gibi yayılmaktadır." 📹 @cansuacarr</p>
— bianet (@bianetorg_) <a href="https://x.com/bianetorg_/status/2107777272807649493?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">October 7, 2026</a></blockquote>
<h3>"Üçüncü kişi neden dışarıda?"</h3>
<a href='/haber/hakan-tosun-davasinda-cevap-bekleyen-soru-kamera-goruntulerine-ragmen-yusuf-ozakdag-neden-sanik-degil-321338' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/07/09/hakan-tosunun-dostlari-soruyor-ucuncu-katil-neden-tutuklanmiyor.jpg' alt='Hakan Tosun davasında cevap bekleyen soru: Kamera görüntülerine rağmen Yusuf Özakdağ neden sanık değil?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>HABER / İZLENİM</h6>
<h5 class='headline'>Hakan Tosun davasında cevap bekleyen soru: Kamera görüntülerine rağmen Yusuf Özakdağ neden sanık değil?</h5>
<div class='date'>9 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<p>Duruşmada söz alan Hakan Tosun’un avukatı Cemal Yücel, “Taleplerimizi tekrar ediyoruz. Kasıtlı öldürmeden cezalandırılmalarını talep ederiz” dedi.</p>
<p>Tosun ailesinin avukatlarından Hakan Bozyurt ise olayda organize bir eylem olduğuna dikkat çekerek motosikletli üçüncü kişinin Yusuf Özakdağ’ın sanık olarak yargılanması gerektiğini belirtti.</p>
<p>Bugün saat 10.30’da başlayan duruşmada Hakan Tosun’un annesi Fatma Tosun, “Üçüncü kişi neden dışarıda?” diye sordu.</p>
<p>Hakan Tosun’un avukatı Cemal Gürsel taleplerini yineleyerek “Kasıtlı öldürmeden cezalandırılmalarını talep ediyoruz” dedi.</p>
<a href='/haber/hakan-tosun-davasinda-2-sanigin-tutukluluk-hali-devam-edecek-319356' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/05/06/hakan-burada-kamerasi-kayitta.jpg' alt='Hakan Tosun davasında 2 sanığın tutukluluk hali devam edecek' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Hakan Tosun davasında 2 sanığın tutukluluk hali devam edecek</h5>
<div class='date'>6 Mayıs 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Avukat görüntülere işaret etti: "Hakan hiç ayağa kalkmıyor"</h3>
<p>Tosun’un avukatı Hakan Bozyurt daha önceki tüm celselerde mahkeme heyetine sundukları görüntülere işaret etti: </p>
<p>“Duruşmanın en başından beri esas olayımız olan Esenyurt’taki öldürme olayının nasıl olduğuna dair görüntüleri net şekilde gösterdik. Hakan bir yerde oturuyor ve olay süresince herhangi bir teması yok. Defalarca izledim. Hakan hiç ayağa kalkmıyor, elini bile kaldırmıyor. Sanığın Hakan’ın kafa bölgesine şiddetli bir biçimde tekme attığı görülüyor. Ayrıca saçından tutularak darp edildiği görülüyor.”</p>
<p>Bozyurt, “Hakan’ın darp edilmediğini” söyleyen tanıkların iddialarının kamera görüntülerinde tam aksinin görüldüğünü belirterek tanıkların beyanlarının gerçeği yansıtmadığının altını çizdi.</p>
<a href='/haber/gazeteci-hakan-tosun-cinayeti-kamera-goruntulerini-suphelinin-ailesine-veren-dukkan-sahibi-gozaltina-alindi-312566' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/10/15/gazeteci-hakan-tosun-cinayeti-kamera-kayitlarini-veren-esnaf-gozaltinda.jpg' alt='Gazeteci Hakan Tosun Cinayeti: Kamera görüntülerini şüphelinin ailesine veren dükkân sahibi gözaltına alındı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Gazeteci Hakan Tosun Cinayeti: Kamera görüntülerini şüphelinin ailesine veren dükkân sahibi gözaltına alındı</h5>
<div class='date'>15 Ekim 2025</div>
</div>
</a>

<h3>"Tanık beyanlarıyla kamera görüntülerinin çeliştiğini görüyoruz"</h3>
<p>Tosun ailesinin davanın başından beri yargılanmasını istedikleri, kameralarda motorsikletiyle görülen Yusuf Özakdağ’a işaret eden avukat Bozyurt, şunları aktardı:</p>
<p>“Adnan Şahin arabasından çıkıp Hakan’ı darp ediyor. Şahin ve Murat arabayla gidiyorlar. O sırada Yusuf Özakdağ, Hakan’ın motoruna binerek izliyor. İzlediğini kamera görüntüleri gösteriyor. Aracı durduruyor. Şahin de daha sonra gelip darp ediyor. Savunmamızda bunları defalarca gösterdik. Metrobüs görüntülerinin olayla bir bağı olmadığını söyledik. Savcı da bu olayla o olayın arasında herhangi bir bağı olmadığını söyledi. Görüntülerde de yok. Bu sürecin nasıl işlediğini de biliyoruz. Bu dosyada delil karartmadan başka soruşturma yürütüldüğünü emniyet açıklamasından öğrendik. Kamera görüntüleri alınmış. Eğer bugün bu kanıtlar olsaydı hakikati daha iyi ifade etmiş olurduk. Tanık beyanlarıyla kamera görüntülerinin çeliştiğini görüyoruz. Buna rağmen gerçeğe aykırı beyanlar var. Adli tıp raporundaki ifadeler, Hakan’ın darp edilmesiyle uyumlu olarak ölümü gerçekleşti. Hakan hiçbir şekilde tepki vermemiş. Defalarca ölümüne sebebiyet verilecek kadar darp edildi.”</p>
<a href='/haber/hakan-tosun-un-organlari-bagislandi-313409' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/11/10/hakan-tosun-un-organlari-bagislandi.png' alt='Hakan Tosun&#39;un organları bağışlandı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Hakan Tosun'un organları bağışlandı</h5>
<div class='date'>10 Kasım 2025</div>
</div>
</a>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">🔻Öldürülen Gazeteci Hakan Tosun'un davası görüldü. 🗣️Artvin'de öldürülen doğa savunucusu Reşit Kibar'ın kardeşi Şükrü Kibar: "Artvin'de bize destek olanlarla bugün burada destek olanların hiçbir farkı yoktur çünkü adalet arayışımız da birbirimizin arkasında güç oluşumuz aynıdır. Bizim dosyamızda HTS kayıtlarını hiçe sayanlarla bu dosyada motoru kullananı yargılamayanlar da aynı. Bu çürümüş sistem devrilene kadar mücadele vereceğiz." 📹 @cansuacarr</p>
— bianet (@bianetorg_) <a href="https://x.com/bianetorg_/status/2107771457568706848?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">October 7, 2026</a></blockquote>
<h3>Sanıklar tahliye talep etti</h3>
<p>Sanık avukatlarının hepsi iki sanık için de tahrikten indirim talep ettiler. Hakan Tosun'un olaylar sırasında kendilerine hakaret ettiğini iddia ederek olayda tahrik olduğunu iddia ettiler. </p>
<p>Sanık Abdurrahman Murat, “Eski beyanımız geçerli. keşke böyle bir olay yaşanmasaydı. O caddede esnaflık yaparım. Beni defalarca tahrik etti. Gördüğümde üstü başı dağınık, gözü başı şişmişti. Kafatası kırığının başka bir olaydan kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Beraatimi talep ediyorum” dedi.</p>
<p>Diğer sanık Adnan Şahin, “Ne husumetim, ne de tanışıklığım vardı. Tartışma başlamasına rağmen amacım Abdurrahman'ı uzaklaştırmaktı” dedi.</p>
<p>Şahin, olay yerine yeniden gitmesinin tesadüf olduğunu dile getirdi. Tosun’u yalnızca dürttüğünü söyleyen Şahin, Tosun’un kendisine hakaret ettiğini, ayrıca olayda diğer sanık Abdurrahman Murat ile birlikte hareket etmediğini iddia etti.</p>
<p>Şahin, kendisi aleyhinde olduğunu belirttiği tanık beyanının ise Abdurrahman Murat’ın yakını olduğunu belirterek bu beyanları “Suçu bana yıkmaya çalışmış” diye yalanladı. </p>
<p>Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin eski ifadelerini tekrarlayarak tahliyelerini talep etti. Sanık avukatları müvekkillerinin beraatlerini talep etti.</p>
<p>Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin'e kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezası verdi.</p>
<div class="box-1">
<h3>Ne olmuştu?</h3>
<p>Hakan Tosun, İstanbul’daki kentsel dönüşüm mağduriyetlerini, kent suçlarını, deprem sonrası Hatay’da yaşanan hak ihlallerini, Akbelen ve İliç gibi ekokırım ve mülksüzleştirme sahalarındaki yurttaş mücadelesini, Adalar’daki atlar için verilen direnişi ve hayvan hakları ihlallerini haberleştiren bağımsız bir gazeteciydi.</p>
<p>10 Ekim 2025 gecesi Esenyurt’ta sokak ortasında evine gitmek üzere yürürken uğradığı saldırı sonucu kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.</p>
<p>Saldırı sonrası ailesi, haber alamadığı Hakan Tosun’a saatlerce ulaşamadı. 27 saat sonra sabaha doğru alınan haberle Tosun’un baygın halde bulunarak Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi’ne kaldırıldığı öğrenildi. Tosun yoğun bakımda üç gün boyunca verdiği yaşam mücadelesinin ardından hayatını kaybetti.</p>
<p>Polis soruşturmada 18 yaşındaki Abdurrahman Murat ve 24 yaşındaki Adnan Şahin’i gözaltına aldı. Akabinde Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin, 12 Ekim 2025 tarihinde “kasten yaralama” suçlamasıyla tutuklandı.</p>
</div>
<p>(CA/FY)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 07 Oct 2026 13:05:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay AKP'ye geçti]]></title><link>https://bianet.org/haber/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-cemil-tugay-akp-ye-gecti-324193</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/07/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-cemil-tugay-akp-ye-gecti-ak-parti-kimsesizlerin-kimsesidir-size-refik-olmaya-gel.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/izmir-buyuksehir-belediye-baskani-cemil-tugay-akp-ye-gecti-324193</guid><description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın rozet takmasıyla AKP’ye geçti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın rozet takmasıyla resmen AKP’ye geçti.</p>
<p>Erdoğan buradaki konuşmasına, "İzmir bugün bir başka güzel" diye başladı.</p>
<a href='/haber/izmit-belediye-baskani-fatma-kaplan-hurriyet-ve-19-kisi-tutuklandi-321822' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/07/23/izmit-belediye-baskani-fatma-kaplan-hurriyet-ve-19-kisi-tutuklandi.jpg' alt='İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet ve 19 kişi tutuklandı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet ve 19 kişi tutuklandı</h5>
<div class='date'>23 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<p>Erdoğan şunları söyledi:</p>
<p>"AK Parti ailesi yeni katılımlarla daha da büyümeye devam ediyor. Parti derebeylerinin baskısından bıkanlar, en güvenli adres olarak AK Partiyi görüyor. Seçmenlerine hizmet ekmek isteyenler çareyi burada arıyor. Bunun dışındaki her söz spekülasyondur, iftiradır. Düne kadar beraber yol yürüdükleri insanlara iftira atmak, hakaret etmek apaçık bir ahlaksızlıktır. AK Parti Türkiye'de belediyeciliğin kitabını yazmış bir partidir. Belediyecilik fedakarlık makamıdır. Biz belediyeciliği kendi cebini, eşinin dostunun akrabalarının cebini doldurmak için değil, bilakis milletin kesesini doldurmak için, güzel şehirler inşa etmek için yapıyoruz. Bugün aramıza katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'a AK Parti ailesine hoş geldin, safalar getirdin diyorum. Ege'nin incisi İzmir'e hizmet mücadelesinde tüm imkanlarımızla kendisine destek olacağımızı vurgulamak istiyorum."</p>
<a href='/haber/eyupsultan-belediye-baskani-tutuklandi-324136' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/06/eyupsultan-belediye-baskani-tutuklandi.png' alt='Eyüpsultan Belediye Başkanı tutuklandı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Eyüpsultan Belediye Başkanı tutuklandı</h5>
<div class='date'>6 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"Mazlumların hakkını korumak için siyaset yapıyoruz"</h3>
<p>Tugay yaptığı açıklamada, şunları söyledi:</p>
<p>“Çok değerli Ak Parti ailesi, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. İzmir’de büyüdüm, doktor oldum, 30 yıl hekimlik mesleğiyle hizmet ettim. Bir süredir de siyaset yaparak hizmet ediyorum. Tüm vatandaşlarımız benim ailem oldu. İzmir’imizin insanları vatanseverdir, milletine manevi değerlerine çok düşkün insanlardır. Böyle bir şehre hizmet etmek şereftir. Siyaseti neden yapıyoruz? Neden yaptığımızı bir büyük lider şöyle tarif etti: Biz kimin hakkını savunmak için siyaset yapıyoruz? Biz gariplerin, hakkı yenmiş mazlumların hakkını korumak için siyaset yapıyoruz.</p>
<a href='/haber/mersinde-3-belediye-baskani-tutuklandi-324140' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/06/mersinde-3-belediye-baskani-tutuklandi.webp' alt='Mersin’de 3 belediye başkanı tutuklandı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Mersin’de 3 belediye başkanı tutuklandı</h5>
<div class='date'>6 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"İnanarak katıldım"</h3>
<p>AK Parti kimsesizlerin kimsesidir. Bu sözler büyük liderimiz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın sözleridir. Her İzmirli bilir ki cumhuriyete sahip çıkan siyasetçi kimsesizlerin kimsesi olmak için çalışandır. Ben huzurlarınızdayım bugün. Ben inanarak ve güvenerek katıldığım bu çatı altında sayın cumhurbaşkanlığımızın liderliğinde büyük ve güçlü Türkiye ile bu yola baş koymuşların yoluna refik olmak üzere aranıza geldim. İnşallah Cumhurbaşkanımızın liderliği ve AK Parti ailesinin kıymetli desteğiyle İzmir’in sorunlarını çözmek ve yeniden inşa etmek üzere yola çıkıyoruz.”</p>
<a href='/haber/uskudar-belediye-baskani-sinem-dedetas-ve-3-kisi-tutuklandi-2-kisi-adli-kontrolle-serbest-birakildi-322129' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/07/31/ddedetas.jpg' alt='Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş ve 3 kişi tutuklandı, 2 kişi adli kontrolle serbest bırakıldı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş ve 3 kişi tutuklandı, 2 kişi adli kontrolle serbest bırakıldı</h5>
<div class='date'>31 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<p>(FY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 07 Oct 2026 12:49:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[bianet’in X hesabına ikinci sansür]]></title><link>https://bianet.org/haber/bianetin-x-hesabina-ikinci-sansur-324191</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/07/bianetin-x-hesabina-ikinci-sansur.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/bianetin-x-hesabina-ikinci-sansur-324191</guid><description><![CDATA[Bakırköy 7. Sulh Ceza Hakimliği, 30 Eylül’de bianet’in 402 bin takipçili X hesabını erişime engelleme kararı verdi. Karar 7 gündür bianet’e tebliğ edilmedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Bakırköy 7. Sulh Ceza Hakimliği, bianet’in 402 bin takipçili X hesabı hakkında erişim engeli ve içeriklerin yayından çıkarılması kararı verdi.</p>
<p>bianet’le birlikte çok sayıda gazetecinin de hesaplarına sansür getirdi.</p>
<p>Sosyal medya hesabının karartılmasına hükmedilenler arasında İrfan Değirmenci, Şirin Payzın, Burak Acerakis, Erdal Sağlam, Dinçer Gökçe, Sarya Toprak, Esra Tokat ve Furkan Karabay gibi isimler var.</p>
<p>Kararın gerekçesi “milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması” olarak gösterildi. Hesapların bir kısmı kararın ardından X tarafından Türkiye’den görünmez kılındı.</p>
<p>Ancak karar 30 Eylül 2026 tarihli. Aradan geçen 7 günde bianet’te herhangi bir bildirim yapılmadı. Bu nedenle henüz hangi haber ve paylaşımlar nedeniyle bianet'e sansür uygulandığı bilinmiyor</p>
<p>Kararı İfade Özgürlüğü Derneği’nin sansür kararlarını izleyip belgeleyen EngelliWeb projesi duyurdu.</p>
<a href='/haber/basin-orgutlerinden-x-e-turkiye-nin-sansurune-ortak-olmama-cagrisi-324151' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/06/basin-orgutlerinden-x-e-turkiye-nin-sansurune-ortak-olamama-cagrisi.jpg' alt='Basın örgütlerinden X&#39;e "Türkiye&#39;nin sansürüne ortak olmama" çağrısı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Basın örgütlerinden X'e "Türkiye'nin sansürüne ortak olmama" çağrısı</h5>
<div class='date'>6 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<h3>bianet’in hesabı daha önce de engellenmişti</h3>
<p>Karar, bazı hesaplar hakkında kısa süre içinde verilen ikinci erişim engeli oldu.</p>
<p>İrfan Değirmenci ve Şirin Payzın’ın aynı X hesapları 16 Eylül 2026’da da erişime engellenmişti.</p>
<p>bianet’in aynı hesabı hakkında ise Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması sonrası başlayan Saraçhane protestoları sırasında (Mart 2025) erişim engeli kararı verilmişti.</p>
<p><em><a href="https://x.com/bianetorg_" target="_blank" rel="nofollow noopener">bianet'in X hesabına buradan ulaşabilirsiniz.</a></em></p>
<a href='/haber/bianetin-x-hesabina-sansur-305801' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/03/24/bianetin-x-hesabina-erisim-engeli.jpg' alt='bianet’in X hesabına sansür' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>bianet’in X hesabına sansür</h5>
<div class='date'>24 Mart 2025</div>
</div>
</a>

<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 07 Oct 2026 12:31:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Çeşme Belediyesi’ne operasyon]]></title><link>https://bianet.org/haber/cesme-belediyesine-operasyon-324190</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/07/cesme-belediyesine-operasyon.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/cesme-belediyesine-operasyon-324190</guid><description><![CDATA[Yürütülen soruşturma kapsamında İzmir Çeşme Belediyesi'ne yönelik operasyon düzenlendi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>'İhalelerde ve alımlarda usulsüzlük' iddialarıyla yürütülen soruşturma kapsamında İzmir Çeşme Belediyesi'ne yönelik operasyon gerçekleşti.</p>
<a href='/haber/esenyurt-belediyesine-operasyon-17-kisi-gozaltina-alindi-324177' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/07/esenyurt-belediyesine-operasyon-17-kisi-gozaltina-alindi.jpg' alt='Esenyurt Belediyesine operasyon: 17 kişi gözaltına alındı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Esenyurt Belediyesine operasyon: 17 kişi gözaltına alındı</h5>
<div class='date'>7 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>Operasyonda, Belediye Başkan Yardımcısı Emre Can Durmaz ile İmar ve Şehircilik Müdürü Buğçe Sağlamer ve Fen İşleri Müdür Vekili Furkan Yiğit hakkında gözaltına alındı.</p>
<a href='/haber/atasehir-belediyesi-ne-operasyon-324064' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/03/atasehir-belediyesi-ne-operasyon.webp' alt='Ataşehir Belediyesi&#39;ne operasyon' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Ataşehir Belediyesi'ne operasyon</h5>
<div class='date'>3 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>Öte yandan Belediye Başkanı Lal Denizli'nin gözaltında olmadığı kaydedildi.</p>
<p>(FY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 07 Oct 2026 12:24:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA["Şiddet münferit değil, eğitim sisteminin koruyucu mekanizmaları işlemiyor"]]></title><link>https://bianet.org/haber/siddet-munferit-degil-egitim-sisteminin-koruyucu-mekanizmalari-islemiyor-324189</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/07/siddet-munferit-degil-egitim-sisteminin-koruyucu-mekanizmalari-islemiyor.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/siddet-munferit-degil-egitim-sisteminin-koruyucu-mekanizmalari-islemiyor-324189</guid><description><![CDATA[Eğitim Sen, Başakşehir’de bir öğrencinin yaşamını yitirdiği, yedi öğrencinin yaralandığı bıçaklı saldırının ardından yaptığı açıklamada, okul güvenliğinin yalnızca kamera, güvenlik görevlisi ve polisiye önlemlerle sağlanamayacağını belirtti.bu hale]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), İstanbul Başakşehir’de bir okulda meydana gelen bıçaklı saldırının ardından açıklama yayımladı.</p>
<p>Saldırıda bir öğrencinin yaşamını yitirdiğini, yedi öğrencinin yaralandığını belirten sendika, olayın okullardaki şiddet ve güvenli eğitim sorununu yeniden gündeme getirdiğini kaydetti. </p>
<p>Eğitim Sen, son yıllarda yaşanan şiddet olaylarının ardından Milli Eğitim Bakanlığı’nı (MEB) birçok kez uyardığını hatırlattı. Sendika, 18 Mart 2026’da yayımladığı “Şiddetsiz Okul Deklarasyonu”, 1 Temmuz’daki “Okulda Şiddet ve Güvenli Eğitim Raporu” ve 28 Eylül’deki açıklamasında okullardaki şiddetin “münferit” olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini ifade ettiğini belirtti. </p>
<a href='/haber/egitim-senden-siddetsiz-okul-deklarasyonu-318875' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/19/egitim-senden-siddetsiz-okul-deklarasyonu.png' alt='Eğitim Sen’den ‘Şiddetsiz Okul’ deklarasyonu' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Eğitim Sen’den ‘Şiddetsiz Okul’ deklarasyonu</h5>
<div class='date'>19 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Çocukları karşı karşıya koymak çözüm değil”</h3>
<p>Açıklamada, bir çocuğun başka çocuklara yönelik ağır bir şiddet eyleminin faili haline gelmesinin “toplumsal ve pedagojik bir sorun” olduğu belirtildi.</p>
<p>Eğitim Sen, çocukları yalnızca “fail” ve “mağdur” olarak ele alan yaklaşımın şiddetin nedenlerini anlamaya ve benzer olayların önlenmesine yetmeyeceğini savundu.</p>
<p>Sendikaya göre asıl incelenmesi gereken, çocukları şiddetle karşı karşıya bırakan koşullar ile eğitim sistemindeki koruyucu ve önleyici mekanizmaların neden işlemediği. </p>
<p>Açıklamada; ekonomik ve sosyal eşitsizlikler, yoksulluk, çocuk ihmali ve istismarı, dijital mecralardaki şiddet içerikleri, sınav ve başarı baskısı, rekabetçi eğitim sistemi, akran zorbalığı ve psikolojik danışmanlık hizmetlerindeki yetersizlikler okullardaki şiddetle birlikte değerlendirilmesi gereken başlıklar arasında sıralandı. </p>
<h3>“Okul güvenliği polisiye tedbirlere indirgenemez”</h3>
<p>Eğitim Sen, okul güvenliğinin okul kapılarına güvenlik görevlisi yerleştirmek, kamera sayısını artırmak veya polisiye tedbirleri çoğaltmakla sağlanamayacağını ifade etti.</p>
<p>“Okulları daha fazla baskı, denetim ve cezalandırmanın hâkim olduğu mekânlara dönüştürmek çözüm değildir” denilen açıklamada, şiddet ortaya çıkmadan önce devreye girecek sosyal, pedagojik ve kamusal mekanizmaların kurulması gerektiği belirtildi. </p>
<p>Sendika, tüm okullarda yeterli sayıda psikolojik danışman ve rehber öğretmen görevlendirilmesini; sosyal hizmet uzmanı, psikolog ve ilgili uzmanların da yer aldığı destek mekanizmalarının oluşturulmasını istedi.</p>
<p>Akran zorbalığı, çocuk ihmali ve istismarı, siber zorbalık ve şiddet eğilimlerinin erken aşamada belirlenmesine yönelik çalışmaların da sürekli hale getirilmesi gerektiğini kaydetti. </p>
<a href='/haber/cocuklari-degil-onlari-bu-hale-getiren-sistemi-konusun-318852' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/17/cocuklari-degil-onlari-bu-hale-getiren-sistemi-konusun.png' alt='“Çocukları değil, onları bu hale getiren sistemi konuşun”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>“Çocukları değil, onları bu hale getiren sistemi konuşun”</h5>
<div class='date'>17 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Sınıf mevcutlarının azaltılması çağrısı</h3>
<p>Eğitim Sen’in talepleri arasında sınıf mevcutlarının azaltılması, çocukların sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif faaliyetlere erişiminin artırılması ve öğrencilerin karar süreçlerine katılabileceği mekanizmaların güçlendirilmesi de yer aldı.</p>
<p>Sendika ayrıca sınav ve başarı baskısı yerine işbirliği, dayanışma ve eşitliği önceleyen bir eğitim anlayışının benimsenmesi gerektiğini ifade etti. </p>
<p>Açıklamada, incelemenin yalnızca olay anına ve bireysel sorumluluklara odaklanmaması, çocukları şiddete yönelten sosyal, psikolojik ve pedagojik süreçlerin de ele alınması gerektiği kaydedildi. </p>
<h3>Yayın yasağına tepki</h3>
<p>Eğitim Sen, olayın ardından getirilen yayın yasağını da eleştirdi.</p>
<p>Sendika, “Gerçekleri gizlemek, kamuoyunun bilgi alma hakkını kısıtlamak ya da yaşananları yayın yasaklarıyla görünmez hâle getirmek, okullardaki şiddetin nedenlerini ortadan kaldırmayacaktır” ifadelerini kullandı. </p>
<p>Açıklamanın sonunda çocukların yaşam hakkı ve güvenli eğitim hakkının korunmasının devletin temel sorumluluklarından biri olduğu vurgulandı.</p>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 07 Oct 2026 11:36:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Barış Bildirisi’nde yargı çelişkisi: Danıştay “yetmez” diyor, istinaf “iltisak” sayıyor]]></title><link>https://bianet.org/haber/baris-bildirisinde-yargi-celiskisi-danistay-yetmez-diyor-istinaf-iltisak-sayiyor-324188</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/07/baris-bildirisinde-yargi-celiskisi-danistay-yetmez-diyor-istinaf-iltisak-sayiyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/baris-bildirisinde-yargi-celiskisi-danistay-yetmez-diyor-istinaf-iltisak-sayiyor-324188</guid><description><![CDATA[Ankara Bölge İdare Mahkemesi, Danıştay’ın "İmza tek başına iltisak sayılamaz" kararlarına ve AYM içtihatlarına rağmen, KHK’li akademisyen Doç. Dr. Hakan Koçak’ın iade başvurusunu reddetti. Koçak, istinaf kararını değerlendirirken Barış Akademisyenlerinin yargı sürecinin başından beri siyasi nitelik taşıdığını söyledi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’nde öğretim üyesiyken 1 Eylül 2016’da yayımlanan 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamu görevinden çıkarılan Doç. Dr. Hakan Koçak’ın göreve iade talebine ilişkin davada istinaf kararı çıktı.</p>
<p>Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesi, Koçak’ın Ankara 25. İdare Mahkemesi’nin ret kararına karşı yaptığı başvuruyu 24 Eylül’de oyçokluğuyla reddetti.</p>
<h3>Mahkeme, imzayı “iltisak” için yeterli gördü</h3>
<p>İstinaf, dosyayı bildirinin yayımlandığı dönemin koşulları ve metnin içeriği üzerinden değerlendirdi.</p>
<p>Bildirinin “akademik bir çalışma ürünü olmadığını, belli bir perspektiften ve tek yanlı hazırlandığını” savundu. Ayrıca bildirinin güvenlik güçlerinin operasyonlarını sivillere yönelikmiş gibi gösterdiğini ileri sürdü.</p>
<p>Bildirideki ifadelerin de “terör örgütü üye ve sempatizanlarında nefret ve şiddete başvurma duygusunun güçlenmesine yol açabilecek nitelikte olduğunu” iddia etti.</p>
<p>Bildirinin örgüt lehine kamuoyu oluşturan bir metin olduğu belirterek, imzalamasının Koçak’ı örgütle “irtibatlı ve iltisaklı” hale getirdiği kaydetti.</p>
<p>Daire ayrıca Koçak’ın kamu görevlisi olması nedeniyle “Anayasaya sadakat yükümlülüğü” bulunduğunu belirterek bildiriyi imzalamasının bu yükümlülükle bağdaşmadığı görüşünü benimsedi.</p>
<h3>İfade özgürlüğü açısından "orantılı müdahaleymiş"</h3>
<p>İstinaf kararda akademik ifade özgürlüğü de ayrıca değerlendirildi.</p>
<p>Mahkeme, akademisyenlerin kendi uzmanlık alanlarının dışında kalan konularda da görüşlerini ifade edebileceğini kabul etmekle birlikte, Koçak’ın aynı zamanda kamu görevlisi olmasına vurgu yaptı.</p>
<p>Daire, kamu görevinden çıkarılmasının ifade özgürlüğüne bir müdahale olduğunu kabul etti ancak bu müdahalenin “milli güvenliğin ve kamu düzeninin korunması” amacıyla orantılı olduğunu savundu.</p>
<h3>AYM'nin Barış Akademisyenleri kararından ayrıldı</h3>
<p>Bölge İdare Mahkemesi kararında, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 2019 tarihli Füsun Üstel ve Diğerleri kararına da değindi.</p>
<p>AYM, aynı bildiriyi imzaladıkları gerekçesiyle “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan hapis cezası verilen akademisyenler açısından ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermişti. Bölge İdare Mahkemesi ise AYM kararının ceza yargılamasına ilişkin olduğunu, Koçak’ın durumunda ise kamu görevinden çıkarma şeklinde “olağanüstü bir idari tedbir” bulunduğunu belirtti.</p>
<p>Daire, kamu görevinden çıkarmanın hapis cezasına göre “daha hafif sonuçları” bulunduğunu savunarak, Koçak’ın ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin orantısız olmadığı sonucuna ulaştı.</p>
<a href='/haber/aym-baris-akademisyenleri-icin-hak-ihlali-karari-verdi-210902' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/210/902/original/AYMMM.jpg' alt='AYM, Barış Akademisyenleri İçin "Hak İhlali" Kararı Verdi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>AYM, Barış Akademisyenleri İçin "Hak İhlali" Kararı Verdi</h5>
<div class='date'>26 Temmuz 2019</div>
</div>
</a>

<h3>Karşı oy: Dosyada yeterli bilgi ve belge yok</h3>
<p>Karar oybirliğiyle alınmadı.</p>
<p>Heyet üyelerinden Fazilet Akgül Arman karşı oy kullandı. Üye hakim, Koçak’ın bir “terör örgütü ile irtibatı veya iltisakı” bulunup bulunmadığının değerlendirilebilmesi için dosyada yeterli bilgi ve belge olmadığını belirtti.</p>
<h3>Danıştay yolu açık</h3>
<p>Mahkeme çoğunluğu sonuç olarak OHAL Komisyonu’nun ret işleminde ve Ankara 25. İdare Mahkemesi’nin kararında hukuka aykırılık bulunmadığına hükmederek Koçak’ın istinaf başvurusunu reddetti.</p>
<p>Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde Danıştay’a temyiz başvurusu yapılabilecek.</p>
<h3>Koçak: 10 yıldır bir hukuk labirentinde dolaştırılıyoruz</h3>
<p>Hakan Koçak, istinaf kararını değerlendirirken Barış Akademisyenlerinin yargı sürecinin başından beri siyasi nitelik taşıdığını söyledi.</p>
<p><em>“Barış gibi Türkiye açısından son derece önemli, hatta kutsal sayılabilecek bir meselenin bu şekilde yıpratılması çok acı. Bu süreç, yarattığı mağduriyetin yanı sıra hukukun güvenilirliğini ve tutarlılığını da sarsıyor”</em> diyen Koçak, şöyle devam etti:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Barış Akademisyenlerinin hukuk süreci siyasi bir kararla başladı ve siyasi bir kararla bitirilmeye çalışılıyor. Bir gece yarısı KHK’siyle ihraç edildik. Şimdi mahkemelerde 11. yıla doğru gidiyoruz. Sürekli bir hukuk labirentinin içinde dolaştırılıyoruz.”</em></p>
<p>Koçak, dosyaların hukuki sürecin kendi içinde çözüme kavuşturulması yerine siyasi bir kararla sonuçlandırılması gerektiği görüşünde:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Bence en önemli mesele bunun siyasi bir kararla sonlandırılması. Bu sürecin muhataplarının da konuyu gündeme getirmesi gerekiyor. Kamuoyunda bu konuda yanlış bir algı var. Barış Akademisyenlerinin durumu, barış sürecinin toplumsallaşması açısından da en kritik ölçütlerden biri.”</em></p>
<div class="box-1">
<h3>Danıştay’dan aksi yönde kararlar</h3>
<p>Koçak’ın başvurusunu reddeden Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesi, “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisini imzalamasını PKK ile “irtibat ve iltisak” kurulması için yeterli görürken, Danıştay 5. Dairesi Barış Akademisyenlerinin çeşitli dosyalarında aksi yönde kararlar verdi.</p>
<p>Ağustos 2025’te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden ihraç edilen Ahmet Murat Aytaç hakkında verilen göreve iade kararını onadı. Böylece OHAL Komisyonu kararının iptali ile Aytaç’ın parasal ve özlük haklarının iadesine ilişkin karar kesinleşti.</p>
<p>Haziran 2026’da ise Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden ihraç edilen Doç. Dr. Halis Ulaş hakkındaki göreve iade kararı Danıştay tarafından onandı. Üniversite yönetiminin temyiz başvurusunun reddedilmesiyle Ulaş’ın göreve dönüşüne ilişkin karar kesinleşti.</p>
<p>Danıştay 5. Dairesi ayrıca, Prof. Dr. Serdar M. Değirmencioğlu hakkında KHK kapsamından çıkarılması, parasal ve özlük haklarının iadesi yönünde verilen kararı 24 Mart 2026’da oyçokluğuyla onadı. Kararın UYAP’a yüklenmesiyle Değirmencioğlu hakkındaki idari yargı süreci de lehine kesinleşti.</p>
<p>Danıştay’ın Barış Akademisyenlerine ilişkin ilk olumlu kararı ise Temmuz 2025’te Dr. Hafize Öztürk Türkmen dosyasında çıktı. Daire, bildiriyi imzalamanın tek başına örgütle “irtibat veya iltisak”ın delili sayılamayacağını, Türkmen’in PKK ile bağlantısını ortaya koyan somut bilgi veya belge bulunmadığını belirterek Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesi’nin kararını bozdu.</p>
<p>Ancak Türkmen dosyasında önemli bir ayrıntı var. Koçak hakkında da karar veren aynı istinaf mahkemesi Aralık 2025’te Danıştay’ın bozma kararına direnmişti.</p>
<h3>Danıştay: Yalnızca bildiriye imza atılması yeterli değil</h3>
<p>Danıştay 5. Dairesi, Mart 2026’da geniş heyetle verdiği bir başka kararda Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Barış Akademisyenlerine ilişkin kararlarına uyulmasının zorunlu olduğunu belirtti. Daire, yalnızca bildiriyi imzalayan akademisyenlerin mesleğe dönüşü konusunda farklı bir değerlendirmeye gerek bulunmadığı yönünde içtihat oluşturdu. Ayrıca devlete sadakat yükümlülüğüne aykırılık ile bir örgütle “iltisak”ın aynı şey olmadığına işaret etti.</p>
<a href='/haber/danistay-dan-baris-akademisyenleri-karari-aym-kararlarina-uyulmasi-zorunlu-317734' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/15/danistay-dan-baris-akademisyenleri-karari-aym-kararlarina-uyulmasi-zorunlu.jpeg' alt='Danıştay&#39;dan ‘barış akademisyenleri’ kararı: AYM kararlarına uyulması zorunlu' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Danıştay'dan ‘barış akademisyenleri’ kararı: AYM kararlarına uyulması zorunlu</h5>
<div class='date'>15 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<p>Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. Dairesi, Danıştay’ın bu yaklaşımına rağmen, bildirinin içeriğinden hareketle Koçak’ın PKK ile “irtibatlı ve iltisaklı” olduğu sonucuna vardı ve istinaf başvurusunu reddetti.</p>
<p>Öte yandan Koçak’ın Kocaeli Üniversitesi’nde birlikte mesai yaptığı akademisyenler Gül Köksal, Hülya Kendir ve Cengiz Erçin de 2026’da yargı kararlarıyla üniversiteye dönen isimler arasında. Fakat bu isimlerin dönüşleri Danıştay değil, Bölge İdare Mahkemesi kararlarına dayanıyor. Hülya Kendir ve Cengiz Erçin’in dönüşüyle Temmuz 2026 itibarıyla yargı kararıyla görevine dönen Barış Akademisyeni sayısı 16’ya çıkmıştı.</p>
<a href='/haber/sevincimiz-ancak-tum-meslektaslarimiz-donunce-tamamlanacak-322028' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/07/29/baris-akademisyeni-hulya-kendir-ve-cengiz-ercin-10-yil-sonra-gorevlerine-dondu.webp' alt='"Sevincimiz ancak tüm meslektaşlarımız dönünce tamamlanacak”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>KOCAELİ'NDE İKİ BARIŞ AKADEMİSYENİ İŞE İADE EDİLDİ</h6>
<h5 class='headline'>"Sevincimiz ancak tüm meslektaşlarımız dönünce tamamlanacak”</h5>
<div class='date'>29 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>
</div>
<div class="box-13">
<h3>Hakan Koçak hakkında</h3>
<p>Koçak, 11 Ocak 2016’da yayımlanan Barış Akademisyenleri’nin “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisinin imzacıları arasındaydı. Bildiriyi ilk aşamada 1.128 akademisyen imzalamış, daha sonra gelen desteklerle 2 bin 200’ün üzerinde imzacıya ulaşmıştı.</p>
<p>Barış İçin Akademisyenler’in 11 Ocak 2016’da yayımladığı “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisi, Kürt illerindeki sokağa çıkma yasakları ve çatışmalar sırasında yaşanan hak ihlallerine son verilmesi, yasakların kaldırılması ve Kürt meselesinin çözümü için müzakerelere dönülmesi çağrısı yapıyordu.</p>
<p>Bildiri sonrası akademisyenler KHK'ler ile işlerinden atıldı, örgüt propogandası iddiasıyla yargılandı. Koçak da onlardan biriydi.</p>
<a href='/haber/hakan-kocak-in-beyani-213145' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/213/145/original/mn.jpg' alt='Hakan Koçak&#39;ın Beyanı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>AKADEMİSYEN YARGILAMALARI</h6>
<h5 class='headline'>Hakan Koçak'ın Beyanı</h5>
<div class='date'>17 Eylül 2019</div>
</div>
</a>

<p>OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu, 4 Kasım 2021’te Koçak’ın göreve iade edilme talebini reddetti. İlk derece mahkemesi de 31 Ekim 2022’de ret kararı verdi.</p>
<p>Kocaeli Dayanışma Akademisi üyesi olan Koçak, Kocaeli Üniversitesi İİBF Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’nde öğretim görevlisiydi.</p>
<p>Akademik çalışmaları ağırlıklı olarak emek tarihi, kent ve mekan, çalışma sosyolojisi ve Türkiye işçi hareketinin gelişme dinamikleri üzerine yoğunlaşıyordu.</p>
</div>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 07 Oct 2026 11:25:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Figen Şakacı’nın yeni romanı “Tımbıllı” yayımlandı]]></title><link>https://bianet.org/haber/figen-sakacinin-yeni-romani-timbilli-yayimlandi-324187</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/07/figen-sakacinin-yeni-romani-timbilli-yayimlandi.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/figen-sakacinin-yeni-romani-timbilli-yayimlandi-324187</guid><description><![CDATA[Figen Şakacı, Günışığı Kitaplığı’nın Köprü Kitaplar koleksiyonu için kaleme aldığı “Tımbıllı”da, küçük bir kasabadan İstanbul’a taşınmaya hazırlanan bir çocuğun ayrılık, yas, özlem ve büyümeyle kurduğu ilişkiyi anlatıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Yazar Figen Şakacı’nın yeni romanı “Tımbıllı”, Günışığı Kitaplığı etiketiyle yayımlandı.</p>
<p>Semih Gümüş’ün editörlüğünü üstlendiği kitap, yayınevinin Köprü Kitaplar koleksiyonunun 30. kitabı. Günışığı Kitaplığı da bu yıl kuruluşunun 30. yılını kutluyor. </p>
<p>Romanın merkezinde, büyüdüğünde ressam olmak isteyen Çağla var. Çağla’nın ailesi, babaannesi Mamiş’in ölümünün ardından yaşadıkları küçük kasabadan İstanbul’a taşınmaya karar veriyor. Ancak Çağla; arkadaşlarını, öğretmenini, okulunu ve babaannesiyle ilgili anılarını geride bırakmak istemiyor. </p>
<p>Babaannesi, fazla alıngan olduğu için Çağla’ya “Tımbıllı” diye sesleniyor. Roman da buradan hareketle alınganlık ile duyarlılık arasındaki sınırı; ayrılık, unutmak, özlemek ve değişim gibi temalar üzerinden tartışıyor. </p>
<p>Çağla’nın yakın arkadaşı Nuriye, duygularını açıklayamadığı Mert ve sevdiği öğretmeni de hikâyenin karakterleri arasında. Kitapta taşınmanın yarattığı kaygı ve alışılmış hayatın değişmesi, Çağla’nın gözünden anlatılıyor. </p>
<figure class="image align-center"><img src="https://static.bianet.org/2026/10/adsiz-tasarim.png" alt="">
<figcaption>Tımbıllı - Figen Şakacı (112 Sayfa ) (4,5,6,7. Sınıflar)</figcaption>
</figure>
<a href='/haber/cocukla-ruh-hizasinda-konusmak-ne-demek-312659' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/10/17/cocukla-goz-hizasinda-degil-ruh-hizasinda-konusmak-ne-demek.jpeg' alt='Çocukla ruh hizasında konuşmak ne demek?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Çocukla ruh hizasında konuşmak ne demek?</h5>
<div class='date'>18 Ekim 2025</div>
</div>
</a>

<h3>Çocukluk, ayrılık ve büyüme</h3>
<p>“Tımbıllı”, Şakacı’nın çocukluk ve büyüme temalarını ele aldığı ilk çalışması değil.</p>
<p>1971’de İstanbul’da doğan Şakacı, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu. Gazete ve dergilerde muhabirlik ve köşe yazarlığı yaptı; senaryo ve tiyatro oyunları kaleme aldı. </p>
<p>Şakacı’nın <em>Bitirgen</em>, <em>Pala Hayriye</em>, <em>Hayriye Hanım’ı Kim Çaldı?</em>, <em>Kesekli Tarla</em> ve <em>HınçAhınç</em> adlı kitapları bulunuyor. Yazar, 2022’de yayımlanan <em>Herkes Bir Anda Büyür</em> kitabında da çağdaş edebiyattan 12 yazarın büyüme hikâyelerini bir araya getirmişti. </p>
<p>112 sayfalık “Tımbıllı”, yayınevi tarafından 4, 5, 6 ve 7. sınıflar için öneriliyor. Kitabın öne çıkan temaları arasında duygular, iletişim, sosyal ilişkiler, aile, arkadaşlık, okul yaşamı, değişim, kaygı ve öğretmen-öğrenci ilişkisi yer alıyor.</p>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 07 Oct 2026 11:10:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA["Türkiye'de uluslararası kaynaklara erişebilen örgüt sayısı az, ulaşabilenler ise hedef gösteriliyor"]]></title><link>https://bianet.org/haber/turkiye-de-uluslararasi-kaynaklara-erisebilen-orgut-sayisi-az-ulasabilenler-ise-hedef-gosteriliyor-324185</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/07/turkiye-de-uluslararasi-kaynaklara-erisebilen-orgut-sayisi-az-ulasabilenler-ise-hedef-gosteriliyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/turkiye-de-uluslararasi-kaynaklara-erisebilen-orgut-sayisi-az-ulasabilenler-ise-hedef-gosteriliyor-324185</guid><description><![CDATA[STGM’den Murat Özçelebi ve Betül Selcen Özer, “Finansal Güçlenme Programından Öğrendiklerimiz: Yapısal Zorluklar ve Çıkış Arayışları” raporunun bulgularını ve Türkiye’de sivil toplumun finansal sürdürülebilirliğinin önündeki engelleri bianet’e anlattı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de sivil toplum örgütlerinin finansal sürdürülebilirliğini mevzuat, insan kaynağı, yardım toplama süreçleri ve fonlara erişimde yaşanan sorunlar doğrudan etkiliyor. Sivil Toplum Geliştirme Merkezi’nin (STGM) Finansal Güçlenme Programı kapsamında hazırlanan “<a href="https://www.stgm.org.tr/yayinlar/finansal-guclenme-programindan-ogrendiklerimiz-yapisal-zorluklar-cikis-arayislari" target="_blank" rel="nofollow noopener">Finansal Güçlenme Programından Öğrendiklerimiz: Yapısal Zorluklar ve Çıkış Arayışları</a>” raporu, örgütlerin bu alandaki deneyimlerini ve karşılaştıkları yapısal sorunları ortaya koyuyor. </p>
<p>Raporda incelenen 109 örgütün 90’ının yazılı bir kaynak geliştirme stratejisi bulunmuyor. Son üç yılda yardım toplama iznine başvuran 18 örgütün 12’si ise ret, yanıtsız bırakılma ya da sürecin askıya alınması gibi sorunlarla karşılaştı. </p>
<p>Programı Betül Selcen Özer ile birlikte yürüten ve raporun hazırlanmasına katkı sunan Selin Berghan, “Ailem Güvende” operasyonları kapsamında tutuklu bulunduğu için söyleşiye katılamadı. Berghan’ın programın tasarımından örgütlerle yürütülen çalışmalara ve raporun ortaya çıkışına kadar sürece önemli katkı sunduğunu belirten STGM, emeğinin çalışmanın önemli bir parçası olduğunu vurguladı. </p>
<p>bianet’in raporun bulgularına ilişkin sorularını STGM’den Murat Özçelebi ve Betül Selcen Özer yanıtladı.</p>
<a href='/haber/selin-berghan-cocuk-haklarini-en-iyi-bilenlerden-biri-lgbti-hareketidir-323886' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/29/selin-berghan-cocuk-haklarini-en-iyi-bilen-hareketlerden-biri-lgbti-hareketidir.png' alt='Selin Berghan: Çocuk haklarını en iyi bilenlerden biri LGBTİ+ hareketidir' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Selin Berghan: Çocuk haklarını en iyi bilenlerden biri LGBTİ+ hareketidir</h5>
<div class='date'>29 Eylül 2026</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/tutuklanan-selin-berghandan-mesaj-onur-nisanesi-olarak-tasiyorum-323575' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/18/tutuklanan-selin-berghandan-mesaj-onur-nisanesi-olarak-tasiyorum.jpg' alt='Tutuklanan Selin Berghan’dan mesaj: Onur nişanesi olarak taşıyorum' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Tutuklanan Selin Berghan’dan mesaj: Onur nişanesi olarak taşıyorum</h5>
<div class='date'>18 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"Örgütler krizlere karşı kendi içinde tampon mekanizmaları yaratmış durumda"</h3>
<p><strong>Raporda sivil toplum örgütlerinin ayakta kalma biçimini “sessiz dayanıklılık” olarak tanımlıyorsunuz. Gönüllü emek ve kişisel kaynaklara dayanan bu model sürdürülebilir mi?</strong></p>
<p>Şimdi sorunuzun yanıtı için öncelikle söylememiz gereken şey, Türkiye’de sivil toplum örgütlerinin gerçekten çok güçlü bir ayakta kalma becerisinin olduğu. Örgütler, sınırlı kaynaklarla, zor koşullarda ve uzun süre faaliyetlerini sürdürebiliyorlar. Raporda bunu çok net gördük. Ama bu sürekliliğin nasıl sağlandığına yakından baktığımızda tablo biraz değişiyor. </p>
<p>Sessiz dayanıklılık derken, örgütlerin sahip oldukları sınırlı kaynakları insanların emeği, zamanı ve kimi zaman kişisel kaynaklarıyla tamamlayarak ayakta kalmasını tarif ediyoruz. “Sessiz” diyoruz çünkü örgütün devamlılığını sağlayan bu emeğin gerçek karşılığı çoğu zaman bütçede görünmüyor, faaliyet raporuna girmiyor, dışarıdan bakıldığında da fark edilmiyor. Bir çalışanın aylarca daha düşük ücretle devam etmesi, yöneticinin kendi cebinden bir gideri karşılaması, gönüllünün profesyonel emek gerektiren bir işi üstlenmesi ya da bir proje bittiğinde ekibin yeni bir kaynak bulunana kadar kurumu taşımaya devam etmesi gibi. Bütün bunlar örgütün yoluna devam etmesini sağlıyor ama bu sürekliliğin aslında ne kadar büyük bir emeğe dayandığını da görünmez kılıyor. </p>
<p>Raporu yazarken gördüğümüz şey tam olarak bu aslında. Pek çok örgüt krizlere karşı kendi içinde birtakım tampon mekanizmaları yaratmış durumda. Ama bunlar her zaman nakit rezervi, gelir çeşitliliği, güçlü insan kaynağı ya da kurumsal sistemler şeklinde değil. Çoğunlukla insanların özverisi, kişisel ilişkiler ve geçici çözümler üzerinden oluşuyor.  </p>
<p>Bizim için asıl mesele, örgütlerin bu sessiz dayanıklılığını dönüştürebilmek. Yani insanların sürekli daha fazla yük üstlenmesiyle ayakta kalan yapılardan, gelirini çeşitlendirebilen, bilgisini kurumda tutabilen, güçlü karar alma mekanizmaları olan, ilişkilerini yönetebilen ve değişen koşullara uyum sağlayabilen yapılara geçebilmek.</p>
<a href='/haber/kaynak-gelistirmede-deneyim-paylasimi-orgutler-ne-denedi-ne-ogrendi-323805' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/26/kaynak-gelistirmede-deneyim-paylasimi-orgutler-ne-denedi-ne-ogrendi.jpg' alt='Kaynak geliştirmede deneyim paylaşımı: Örgütler ne denedi, ne öğrendi?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Kaynak geliştirmede deneyim paylaşımı: Örgütler ne denedi, ne öğrendi?</h5>
<div class='date'>26 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"Türkiye'de bir örgüt kurmak ve bunu ayakta tutmak çok zor"</h3>
<p><strong>Rapor, örgütlerin kendi topluluklarından kaynak yaratmakta zorlandığını gösteriyor. Bu durumda fon bağımlılığını ne ölçüde örgütlerin tercihi olarak değerlendirebiliriz?</strong></p>
<p>En sonda söyleyeceğimizi en başta söyleyecek olursak, Türkiye’de bir örgüt kurmak ve bu örgütü ayakta tutmak çok zor. Finansal kaynaklara erişim ülkemizde STÖ’lerin kurumsal sürdürülebilirliğini etkileyen en temel faktörlerden biri. Ancak kaynak kısıtlılığı STÖ’lerin kapasitelerini ve faaliyetlerini olumsuz etkiliyor.  </p>
<p>Türkiye’de ortalama bir sivil toplum örgütünün kaynak yaratmak için kullanabileceği araçlara baktığımızda seçeneklerin aslında çok geniş olmadığını görüyoruz: üyelik aidatları, bağışlar, yardım toplama, iktisadi işletme gelirleri, kamu destekleri ve hibe programları. Ancak bunların her birinin kendi sınırları var. Aidatlar birçok örgüt için oldukça sınırlı bir gelir kaynağı. Bağış ve yardım toplama konusunda mevzuat başlı başına bir engel, İktisadi işletme kurmak farklı bir kapasite ve yaklaşım gerektiriyor. Kamu kaynaklarına erişim hem sınırlı hem de her örgüt açısından aynı ölçüde mümkün değil. </p>
<p>Hibe programları, özellikle de uluslararası fonlar, böyle bir ortamda belirli bir dönem sivil toplum için önemli bir çıkış alanı yarattı. AB sürecinin de etkisiyle, özellikle hak temelli ve kaynak yaratması daha zor alanlarda çalışan örgütler açısından erişilebilir bir finansman imkanı sundu. Çünkü tabiri caizse zor konularda çalışan hak temelli örgütler faydalanabiliyor, seçim ve uygulama süreçleri de nispeten objektif.  </p>
<p>Dolayısıyla fon bağımlılığını yalnızca örgütlerin yaptığı bir tercih olarak değerlendirmek bence doğru değil. Ama bir de örgütlerin kaynak geliştirmeye nasıl yaklaştığına bakmamız gerekiyor. </p>
<p>Raporda ve program boyunca gördüğümüz en önemli konulardan biri şu oldu. Kaynak geliştirme birçok örgütte henüz sürekli ve stratejik bir çalışma alanı olarak görülmüyor. Daha çok kaynak azaldığında ya da bir proje sona erdiğinde gündeme gelen, yapılması gereken ama çoğu zaman zorunlu bir iş gibi ele alınıyor.  Bu durum örgütleri doğal olarak hibeye daha bağımlı hale getiriyor. Çünkü hibe başvurusu sivil toplumun bildiği, deneyimlediği ve daha aşina olduğu bir yöntem.</p>
<h3>"Bağımlılık sistem tarafından yeniden üretiliyor"</h3>
<p><strong>109 örgütten yalnızca 18’i yardım toplama iznine başvurmuş, başvuranların 12’si ret, yanıtsız bırakılma ya da sürecin askıya alınması gibi sorunlar yaşamış. Örgütlerin büyük bölümünün başvurmaması ve başvuranların yaşadığı sorunlar, sistemin işleyişi hakkında ne söylüyor?</strong></p>
<p>Sizin de tespit ettiğiniz gibi burada en çarpıcı veri sadece başvuranların yaşadığı sorunlar değil, örgütlerin büyük bölümünün hiç başvurmamış olması. Çünkü örgütlerin daha en baştan sürece dahil olmamayı tercih etmesi, bazen başvuruların sonucundan daha fazla şey söylüyor. </p>
<p>Görüşmelerde bu konuda örgütlerden duyduğumuz şey çok netti. Süreç zor ve uzun, sonuç belirsiz ve birçok örgüt daha baştan olumlu sonuç alamayacağını düşünüyor. Özellikle küçük ve gönüllülük temelli örgütlerde "Bu kadar emek vereceğiz ama sonunda izin çıkmayacak" düşüncesi başvuru motivasyonunu ciddi biçimde azaltıyor. Dolayısıyla mesele bir noktadan sonra yalnızca bürokratik sürecin zorluğu olmaktan çıkıyor. Sisteme ilişkin deneyimler ve algı, örgütleri daha baştan başvurmaktan vazgeçirecek kadar caydırıcı hale geliyor. </p>
<p>Bunun finansal sürdürülebilirlik açısından da önemli bir sonucu var. Bir taraftan örgütlere "gelirinizi çeşitlendirin, bireysel bağışçı bulun, kampanyalar yaratın" diyoruz, diğer taraftan bunu yapabilecekleri en temel mekanizmalardan birine erişimleri oldukça zor. Bu da aslında bir önceki soruda konuştuğumuz hibe bağımlılığıyla doğrudan bağlantılı. Alternatif kaynak yaratma yolları daraldıkça örgütler yeniden bildikleri ve erişebildikleri hibe kaynaklarına yöneliyor. Böylece kırmaya çalıştığımız bağımlılık bir anlamda sistem tarafından yeniden üretiliyor. </p>
<p>Dolayısıyla yardım toplama meselesini yalnızca teknik bir mevzuat konusu olarak değil, sivil toplumun kaynaklara erişimi, gelir çeşitliliği, bağımsızlığı ve sürdürülebilirliği açısından ele almamız gerektiğini düşünüyoruz.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/10/e1-1-1.jpeg" alt=""></p>
<h3>"Kaynak geliştirme kişilere bağlı olmaktan çıkıp kurumsal sürece dönüşmeli"</h3>
<p><strong>Rapora göre, 109 örgütün 90’ının yazılı bir kaynak geliştirme stratejisi bulunmuyor. Bunu nasıl yorumluyorsunuz? </strong></p>
<p>Kaynak geliştirme faaliyeti, bir sivil toplum örgütünün yaptığı "esas iş"ten ayrı bir konu değil. Ama sahada kaynak geliştirme hala biraz zorunlu, hatta zaman zaman “"stenmeyen" bir iş gibi görülüyor. Sanki asıl faaliyetlerimizi yapıyoruz, para bittiğinde de mecburen dönüp kaynak arıyoruz. Oysa böyle baktığımızda kaynak geliştirme stratejik bir çalışma olmaktan çıkıp, ihtiyaç olduğunda yapılan dönemsel bir işe dönüşüyor. </p>
<p>109 örgütün 90’ında yazılı bir kaynak geliştirme stratejisinin olmamasını biraz da bu açıdan okumak gerekiyor. Bunu sadece "örgütler yeterince bilmiyor" diye açıklamak doğru olmaz. Elbette bilgi ve uzmanlık ihtiyacı var ama bunun yanında ciddi bir zaman ve insan kaynağı sorunu da var.  </p>
<p>Kaynak geliştirme çoğu zaman bir kişinin asli sorumluluğu değil, mevcut işlerinin üzerine eklenen bir görev haline geliyor. Kaynak geliştirme bir kişinin işi değil ve sahipsiz de bırakılamaz. Yönetim kurulundan profesyonel ekibe kadar farklı aktörlerin rolleri olabilir. Önemli olan bu rollerin tanımlanması ve kaynak geliştirmenin kişilere bağlı bir iş olmaktan çıkıp kurumsal bir sürece dönüşmesi. </p>
<p>Kaynak geliştirmeyi "faaliyetlerimizi yapabilmek için mecburen para bulmak" olarak değil misyonumuzu nasıl sürdürülebilir kılacağız, kimlerle ilişki kuracağız, hangi kaynaklarla bağımsızlığımızı koruyacağız sorularının bütünü olarak görmemiz gerekiyor. </p>
<p>Bizim Finansal Güçlenme Programı’nda yaratmaya çalıştığımız dönüşüm de tam olarak bu "Para bitti, şimdi ne yapacağız?" noktasından, "Misyonumuzu uzun vadede nasıl sürdürülebilir kılacağız?" noktasına geçmek.</p>
<h3>"İdeolojik ve siyasal tercihler alanın şekillenmesinde belirleyici olabiliyor"</h3>
<p><strong>Rapor, örgütlere gelirlerini çeşitlendirmelerini ve kaynak geliştirme kapasitesi oluşturmalarını öneriyor. Ancak küçük örgütlerin bunu yapacak kaynağı yoksa, bu durum bir çıkmaz yaratmıyor mu?</strong></p>
<p>Ülkemizde STÖ’lerin kapasitesi kompleks bir sorun alanı olarak önümüzde duruyor. Bu noktada belki de en zor sorulardan biri "hangi sivil toplum?" sorusu. Bu noktada yerel örgütlenmeler, hemşeri dernekleri, cami yaptırma dernekleri, gençlik yapılanmalarından iş dünyası ile organik bağı olan örgütlenme yapılarına, dini nitelik taşıyan yapılanmalardan, kimi zaman bir holding gibi tanımlanabilecek büyük oluşumlara kadar çok farklı ve çeşitli bir alanı anlamaya çalışıyoruz. İdeolojik veya siyasi tercihler de bu alanın şekillenmesinde belirleyici olabiliyor. </p>
<p>Burada, hangi sivil toplum sorusunun cevabını vermek biraz zor. Ancak hak temelli çalışmalar yürüten küçük ölçekli örgütler açısından üyelerin aidatlarıyla ayakta kalmaya çalışan, mevzuattan kaynaklı sorunların da etkisiyle yardım ve bağış toplamakta zorlanan, iktisadi faaliyet yürütürken güçlüklerle karşılaşan, kamu fonlarından çok sınırlı ölçüde faydalanılabilen, uluslararası kaynaklara erişebilen örgüt sayısının az olduğu, ulaşabilenlerin ise hedef gösterildiği bir finansal ortam olduğunu görüyoruz.  </p>
<p>Bu durum zaten sivil toplumun önündeki en temel engel haline geldi. STGM’nin izleme raporlarında da vurguladığı gibi, içerisinden çıkmanın zor olduğu bir kısır döngü yaratıyor. Biraz ironik bir şekilde söylersek: kaynak yaratmak için çalışacak bir personeli istihdam edebilsek, kaynak yaratabileceğiz, ama kaynak yaratamadığımız için kimseyi işe alamıyoruz.  </p>
<p>Finansal dayanıklılık sadece STÖ’lerin çözmesi gereken bir mesele değil. Fon sağlayıcıların da burada önemli bir sorumluluğu var. Yalnızca proje faaliyetlerini değil örgütün insan kaynağını, sistemlerini, kaynak geliştirme kapasitesini ve temel operasyonel giderlerini destekleyen daha esnek ve uzun vadeli finansman modellerine ihtiyacımız var. </p>
<h3>"Ülkemizde sivil toplum için elverişli bir ortam yok"</h3>
<p><strong>Türkiye’de sivil toplumun finansal kırılganlığının başlıca nedenleri neler? Finansal sürdürülebilirlik için hangi alanlarda öncelikli değişikliklere ihtiyaç var?</strong></p>
<p>Öncelikle bu finansal kırıganlığından başlıca nedeni ülkemizde sivil toplum için elverişli bir ortam olmaması. Türkiye’de örgütlenme özgürlüğü alanının, mevzuattan kaynaklı olarak yaşanan sorunlar, siyasilerin ve idarenin tutumu ve hangi sivil toplum sorusuna seçmeci bir yaklaşımla cevap verilmesi, katılım süreçlerinin yapılandırılmaması, STÖ’lerin kaynak yaratma ve kapasite konusunda yaşadıkları sorunların beslediği bir yapısal sorunlar yumağı haline geldiği söylenebilir. Dolayısıyla finansal kırılganlığın nedenlerini yalnızca örgütlerin kendi kapasitelerinde aramak doğru olmaz. </p>
<p>Raporda gördüğümüz şey, sorunların birbirini beslediği. Bir tarafta son dönemde çok konuştuğumuz güven meselesi var. Sivil toplumun toplumla, bireysel bağışçılarla ve farklı destekçi gruplarıyla güvene dayalı, uzun vadeli ilişkiler kurabilmesi hala önemli bir ihtiyaç. Çünkü kaynak geliştirmenin temelinde de aslında güven ve ilişki var.  </p>
<p>Bunun yanında ekonomik belirsizlikler ve artan maliyetler örgütlerin hareket alanını daraltıyor. Fon kaynaklarının sınırlı ve çoğunlukla kısa vadeli, proje bazlı olması sürekliliği zorlaştırıyor. Yardım toplama mevzuatı ve doğrudan kaynak yaratmanın önündeki engeller de örgütlerin farklı kaynaklara yönelmesini güçleştiriyor. Bütün bunlara kaynak geliştirmenin henüz yeterince kurumsallaşmamış olmasını ve kurum içinde kimin hangi sorumluluğu üstleneceğinin çoğu zaman net olmamasını eklediğimizde, aslında tek tek sorunlardan değil, birbirini besleyen bir kırılganlık döngüsünden söz ediyoruz. </p>
<p>Biz yine de rapordan karamsar bir sonuç çıkarmıyoruz. Tam tersine, başvurularda ve görüşmelerde çok güçlü bir değişim arayışı gördük. Örgütler artık yalnızca “Hangi hibeye başvurabiliriz?” diye sormuyor. “Kendi topluluğumuzla nasıl ilişki kurabiliriz, başka hangi kaynaklarımız var, mevcut ilişkilerimizi nasıl güçlendirebiliriz, nasıl daha bağımsız ve dayanıklı olabiliriz?” diye de soruyorlar. </p>
<p>Bizce bundan sonrası için değişimin üç bacağı var: örgütler, fon sağlayıcılar ve kamu. Örgütlerin kaynak geliştirmeyi dönemsel bir para bulma işi olmaktan çıkarıp kurumsal stratejilerinin bir parçası haline getirmeleri, gelirlerini çeşitlendirirken destekçileriyle uzun vadeli ilişkiler kurmaları ve bu alanı kurum içinde sahiplenmeleri gerekiyor. Fon sağlayıcıların ise yalnızca projeleri değil, örgütlerin kendisini de destekleyen, daha esnek ve uzun vadeli finansman modellerine yönelmesi önemli. Kamunun da özellikle yardım toplama süreçlerinde daha açık, öngörülebilir ve kolaylaştırıcı bir ortam yaratması gerekiyor. Çünkü örgütlerden hibeye bağımlılıklarını azaltmalarını bekliyorsak, alternatif kaynaklara ulaşabilecekleri alanı da hep birlikte açmamız gerekiyor.  </p>
<p>Bizim için asıl mesele, örgütlerin sadece bugünü finanse edebilmesi değil yarın da kendi misyonları doğrultusunda, bağımsızlıklarını koruyarak yollarına devam edebilmeleri. Belki de bu yüzden finansal dayanıklılığı, misyonun en güçlü sigortası olarak görüyoruz. </p>
<p>(EG)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 07 Oct 2026 10:56:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Sürgünden dönen Serhat Bucak: Kürtlerin sineceğini sanmıştım ama Kürtler dimdik ayakta]]></title><link>https://bianet.org/haber/surgunden-donen-serhat-bucak-kurtlerin-sinecegini-sanmistim-ama-kurtler-dimdik-ayakta-324184</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/07/surgunden-donen-serhat-bucak-kurtlerin-sinecegini-sanmistim-ama-kurtler-dimdik-ayakta.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/surgunden-donen-serhat-bucak-kurtlerin-sinecegini-sanmistim-ama-kurtler-dimdik-ayakta-324184</guid><description><![CDATA[Serhat Bucak: “7 Haziran seçimleri oldu. O zaman da böyle büyük bir gelişme vardı ama Kürtler baskı altına alındı. Kürtlerin bu operasyonlarda sineceğini, sinmiş olabileceğini sanmıştım. Ama yanılmışım. Kürtler sinmemiş, dimdik ayakta.”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>1966’da babasının öldürülmesine tanık olan, 22 yıl sürgünde kaldıktan sonra dönen ve 2016’da yeniden Avrupa’ya gitmek zorunda kalan Kürt siyasetçi Serhat Bucak, 10 yıl sonra 3 Ekim’de Diyarbakır’a döndü.</p>
<p>Serhat Bucak, Diyarbakır Havaalanında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı olan kızı Serra Bucak tarafından karşılandı.</p>
<h3>“Kürtlerde geri çekilme yok”</h3>
<p>Serhat Bucak, 10 yıl sonra döndüğü Diyarbakır’daki ilk izlenimlerini bianet'e şu sözlerle anlattı:</p>
<p>“Şehir değişmiş. Koca koca binalar yapılmış. Eski Diyarbakır yok. Toplumda bir hareket var. Diyarbakır Kitap Fuarı’ndaki coşku, 18 yaşlarındaki gençlerin Selahattin Demirtaş’ın kitaplarına duyduğu ilgi… Kürtlerde geri çekilme yok. 10 yıl önce toplum dinamikti. 7 Haziran seçimleri oldu. HEP'ten itibaren HDP'ye kadar ilk defa Kürtler barajı aştı. O zaman da böyle büyük bir gelişme vardı ama Kürtler baskı altına alındı. Büyük baskılar uygulandı. Kürtlerin bu operasyonlarda sineceğini, sinmiş olabileceğini sanmıştım. Ama yanılmışım. Kürtler sinmemiş, dimdik ayakta. Süreci izliyorlar. Sürece olumlu bakıyorlar.”</p>
<h3>“Sürece yönelik olumsuz bakışı Türkiye solunda görüyorum”</h3>
<p>“Sürece yönelik olumsuz bakışı elit tabakada görüyorum. Aydınlarda görüyorum. Özellikle Türkiye solunda görüyorum” diyen Bucak, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“2013 süreci ile bu süreç arasında büyük farklar var. Kürtlerin taraf olması yasal olarak kabul edilmemişti. Hatta Sayın Öcalan’ın özellikle bir yasanın hazırlanması, Meclis’ten çıkartılması gerektiğini söylemişti. Şimdi bir yasa var. Her ne kadar bu yasa PKK'nin tasfiyesine yönelik bir yasa ise de özellikle Kürt tarafının varlığının ilk defa Meclis’te kabul edilmesi iyi bir gelişme. Bu süreç uzun bir süreç.”</p>
<h3>“Ben bir Kürt siyasetçisiyim, terörist değilim”</h3>
<p>Çerçeve yasayı eleştiren Bucak, “Meclis’te çıkarılan yasanın yürürlüğe girmesini beklemeden geri döndüm. Çünkü yasada bazı terimler var. ‘Terörizm, terörist, terörizmin tasfiyesine’ yönelik. Ben kendimi terörist görmedim. Ben terörist değilim. Ben bir hukukçuyum. Bir Kürt aydınıyım. Kürt siyasetçisiyim. Bu yüzden erken geldim. Yasanın yürürlüğe girişini beklemedim. Yasa terörizm kapsamında olduğu için insanlar rahatsız” dedi.</p>
<h3>“Siyasetçilerin yüzde 65’i dönecek”</h3>
<p>Avrupa’daki dönüşlere değinen Bucak, şunları söyledi:</p>
<p>“Avrupa'daki siyasetçiler yasanın yürürlüğe girmesini bekliyorlar. Bir kısmının hakkında davalar var. Eski İmralı heyetinde olan İdris Baluken hakkında kesinleşmiş hüküm var. Avrupa'daki siyasetçilerinin yüzde 65'i dönecek. Gönül isterdi hepsi dönsün. Ömürlerini, yaşamlarının geri kalan kısmını Türkiye'de demokratik siyaset içerisinde geçirsinler. AYM kararlarını uygulasalar yine çok sayıda kişi dönecek. Onlarca siyasetçi cezaevinde çıkacak. Selahattin Demirtaş’ı yakın gelecekte göreceğime dair umutluyum. Türkiye'de özellikle bir buçuk iki yıldır ne dağlardan ne ovalardan cenaze geliyor. Ne Türk anası ne de Kürt anası ağlıyor. Bu beni mutlu ediyor. İnşallah bu süreç böyle devam eder. Bu süreçte emek sarf eden, ter döken herkese minnettarım.”</p>
<h3>“Ben sürgüne gittiğimde kızım Gültan Kışanak’ın danışmanıydı”</h3>
<p>Serra Bucak için, "kızımla gurur duyuyorum" diyen Serhat Bucak, şöyle devam etti:</p>
<p>"Kızım belediye eş başkanı seçildiği zaman demişti ki 'babam gelip beni kutlayamayacak, maalesef sürgünde'. Ben gecikmiş olan o kutlamayı yakında yapacağım. Belediyede kendisini ziyaret edeceğim. Çayını kahvesini içeceğim. Kendisini belediyede ziyaret edeceğim. Çalışıyor, çabalıyor. Bir şeyler yapmak istiyor. Halk kendisinden memnun. Ben bunu görüyorum. Kendi çabasıyla kendi emeğinin neticesinde buraya geldi. İyi bir duygu. Ben Türkiye’den ayrıldığımda kızım Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nde birinci encümendi ve Gültan Kışanak'ın danışmanıydı. Ondan sonra kayyım süreci başladı, uzun bir müddet aldı. 2016-2026, yani 10 yıl. İkinci gelişimde kızım bu sefer Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı. Benim için gurur verici bir şeydi. İnşallah daha iyi yerlere gelir. Daha çok hizmet eder Diyarbakır halkına. Özellikle vaat ettiği projeleri gerçekleştirir.”</p>
<div class="box-1">
<h3><strong>Serhat Bucak kimdir?</strong></h3>
<p>Yusuf Serhat Bucak, 17 Ekim 1945’te Şanlıurfa’nın Siverek ilçesine bağlı Hadro köyünde doğdu. 1970’te hukuk fakültesinden mezun oldu ve yaklaşık 20 yıl avukatlık yaptı. Bunun 8,5 yılını Siverek’te, 13 yılını İstanbul’da geçirdi. Bucak’ın yaşamındaki en önemli dönüm noktalarından biri, hakim olan babası Faik Bucak’ın 1966’da öldürülmesi oldu.</p>
<p>Faik Bucak, avukat, eski hâkim ve Kürt siyasetinin önemli isimlerinden biriydi. Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi’nin (TKDP/KDP-T) kurucusu ve genel başkanıydı.</p>
<p>4 Temmuz 1966’da Siverek’te duruşmaya giderken içinde bulunduğu araç silahlı saldırıya uğradı. Araçta oğulları Serhat ve Sertaç Bucak da bulunuyordu. O sırada 20 yaşında olan Serhat Bucak saldırıda yaralandı. Faik Bucak ise ertesi gün hastanede yaşamını yitirdi. Saldırının arka planı ve ölümün koşulları bugün de tartışılmaya devam ediyor.</p>
<p>2026’da Faik Bucak’ın ölümünün 60. yılı nedeniyle Siverek’te düzenlenen anmaya Serhat Bucak telefon bağlantısıyla katıldı.</p>
<p><strong>Avukatlığı ve Kürt siyasal hareketi</strong></p>
<p>Serhat Bucak hukukçu kimliğinin yanı sıra Kürt siyasetinde de aktif rol aldı. HEP’in kurucuları arasında yer aldı ve daha sonra DEP’in kurucuları arasında bulundu. 1989’da, dönemin önemli Kürt aydınlarından Musa Anter’in avukatlığını yapan hukukçular arasında yer aldı. Sosyolog İsmail Beşikçi’nin de avukatlığını üstlendi.</p>
<p><strong>Sürgün yılları</strong></p>
<p>1990’ların başında hakkında açılan bir dava nedeniyle Türkiye’den ayrıldı. Davanın konusu, Sürgündeki Kürt Parlamentosu ve Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) ile ilişkili faaliyetlerdi. Bucak, bu kapsamda 31 kişiyle birlikte yargılandı.</p>
<p>Bucak’ın anlatımına göre Sürgündeki Kürt Parlamentosu 1995’te Lahey’de kurulmuştu ve kendisi bağımsız bir Kürt şahsiyeti olarak parlamentoya üye olmuş, 14 Mayıs 1999’da üyelikten istifa etmişti. Hakkındaki suçlamaları kabul etmedi.</p>
<p><strong>22 yıl sonra Türkiye’ye dönüş</strong></p>
<p>Bucak, Nisan 2014’te 22 yıl aradan sonra Türkiye’ye döndü. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, hakkında bulunan yakalama kararını kaldırdı ve üç ay içinde Türkiye’ye gelmesi halinde tutuklanmaması yönünde güvence verdi. Bucak bunun üzerine Türkiye’ye geldi ve Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ifade verdi. Ardından serbest bırakıldı.</p>
<p>O gün yaptığı açıklamada dönüşünü buruk bir sevinç olarak nitelendirdi. Annesi ve çok sayıda arkadaşını sürgün yıllarında kaybettiğini söyledi. Ayrıca “Türkiye’de güzel şeyler olacak, Türkiye’de barış olacak” diyerek çözüm sürecine katkı sunmak istediğini ifade etti.</p>
<p><strong>2015’te HDP’den aday adayı oldu</strong></p>
<p>Türkiye’ye döndükten sonra siyasal faaliyetlerini de sürdürdü. 2015 genel seçimleri öncesinde HDP’den Urfa milletvekili aday adayı oldu. Ancak 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından yeniden Avrupa’ya gitti. Yaklaşık 10 yıl Almanya’da yaşadı. Kızı, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Serra Bucak, 2024’te babasının siyasi nedenlerle Türkiye’ye dönemediğini ve Almanya’da yaşadığını açıklamıştı.</p>
<p><strong>2026: Yeniden Diyarbakır’da</strong></p>
<p>Urfa 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde sosyal medyada yaptığı bazı açıklamalar dolayısıyla Serhat Bucak hakkında yakalama kararı çıkartıldı. 100 bin lira teminat karşılığında Urfa 2. Ağır Ceza Mahkemesi yakalama kararını kaldırdı.</p>
<p>Bunun üzerine Serhat Bucak, 3 Ekim 2026’da yaklaşık 10 yıllık Avrupa yaşamının ardından Diyarbakır’a döndü. Diyarbakır Havalimanı’nda kendisini kızı Serra Bucak karşıladı. Böylece 2016’da yeniden ayrıldığı Türkiye’ye yaklaşık 10 yıl sonra dönmüş oldu.</p>
<p><strong>“Kürt Hâkim”</strong></p>
<p>Serhat Bucak’ın önemli çalışmalarından biri de babası Faik Bucak’ın hayatını anlattığı “Kürt Hâkim: Faik Bucak’ın Yaşamı” kitabı.</p>
<p>Avesta Yayınları tarafından 2021’de yayımlanan kitapta Faik Bucak’ın hâkimlik yılları, 27 Mayıs sonrasında yaşanan sürgün, 55’ler olayı, Kürt siyasi hareketindeki çalışmaları ve 1966’daki ölümüne kadar uzanan yaşamı ele alınıyor. Kitapta Faik Bucak’ın Kürtçe şiirleri ve aile üyelerinin yazıları da bulunuyor.</p>
</div>
<p>(FY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 07 Oct 2026 10:42:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[“Her şey şansa bırakılmış durumda”: Otizmli bir çocuğun eğitim ve bakım hikâyesi]]></title><link>https://bianet.org/haber/her-sey-sansa-birakilmis-durumda-otizmli-bir-cocugun-egitim-ve-bakim-hikayesi-324183</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/07/her-sey-sansa-birakilmis-durumda-otizmli-bir-cocugun-egitim-ve-bakim-hikayesi.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/her-sey-sansa-birakilmis-durumda-otizmli-bir-cocugun-egitim-ve-bakim-hikayesi-324183</guid><description><![CDATA[“Çocuğunuzu okula göndermeyin” diyen müdür, aksayan servis, belirsiz değerlendirme süreçleri ve özel eğitimin maliyeti… Şimal Dereci, otizmli kardeşinin eğitim yolculuğunu ve ailelerin sistem içinde yalnız bırakılmasını anlatıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>2026-2027 eğitim ve öğretim yılı başladı. Ancak Türkiye’de kaç otizmli çocuğun yaşadığına ve bunların kaçının eğitime erişebildiğine ilişkin güncel, bütünlüklü bir resmi veri hâlâ kamuoyuyla paylaşılmıyor. Sağlık Bakanlığı’nın en kapsamlı verilerinden biri 2018’e ait: O yıl Sağlık Net sisteminde 107 bin 834 otizm tanılı kişi kayıtlıydı; yaklaşık 99 bini 19 yaşın altındaydı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2023-2030 Otizm Eylem Planı ise otizme özgü istatistiklerin üretilmesini ve yıllık bir veri bülteni yayımlanmasını hedefliyor. </p>
<p>Bu veri boşluğunun ardında çocukların eğitime erişimden bakıma uzanan sorunları var. Biz de yedi yaşındaki otizmli bir çocuğun hikâyesinden yola çıkarak eğitim sistemindeki boşlukları, bakım emeğinin görünmezliğini ve toplumun otizme bakışını, ablası Şimal Dereci ile konuştuk.</p>
<p>Dereci üniversite öğrencisi ve yedi yaşındaki otizmli kardeşiyle aralarında 14 yaş var. Kardeşi dünyaya geldiğinde kendisi de çocuk olan Dereci, ailenin büyük kızı olarak bakım sorumluluğunun önemli bir bölümünü zamanla üstlenmiş.</p>
<p>Ailenin ilk dikkatini çeken ise kardeşinin geç konuşması olmuş. Bir dönem konuşmayı bıraktığını, yeniden konuşmaya başladığında ise ağırlıklı olarak İngilizce konuştuğunu anlatıyor.</p>
<p>Dereci, o günlerde otizme ilişkin bilgisinin sınırlı olduğunu, bir dönem kendisini bile suçladığını söylüyor:</p>
<p>“Acaba ben mi bakamadım? Benim yaptığım yanlış bir şey yüzünden mi böyle oldu? O zamanlar gerçekten hiçbir fikrim yoktu.”</p>
<p>Daha sonra otizm hakkında okumaya başlamış ancak Türkiye’de kendi deneyimlerine karşılık gelecek güncel ve erişilebilir kaynaklara ulaşmanın kolay olmadığını söylüyor.</p>
<h3>“Spektrumun genişliği hakkında bilinç yok”</h3>
<p>Ailenin yaşamının bir bölümü İstanbul’da, bir bölümü Rize’deki köylerinde geçiyor. Dereci, özellikle köyde otizmi anlatmakta zorlandıklarını ve kardeşinin durumunu bu nedenle herkese söylemediklerini belirtiyor.</p>
<p>Toplumdaki otizm algısının çoğu zaman hastalık fikri ve birkaç kalıp temsil üzerinden şekillendiğini düşünüyor:</p>
<blockquote>
<p>Otizm bulaşıcıdır denildiğini çok duydum. Buna bir hastalık gibi yaklaşılması çok oluyor. ‘Üç dört yıl özel eğitime göndeririz, sonra düzelir’ gibi. Bir de otizmle ilgili karakterizasyon çok uç tipolojilerle oluyor. Ya çok zeki, tuhaf bir dahi oluyorsunuz ya da takıntıları olan garip bir insan. Spektrumun genişliği hakkında hiçbir şekilde bilinç yok.</p>
</blockquote>
<p>Dereci’ye göre bu yaklaşım çocukların eğitimini ve toplumsal yaşama katılımını da etkiliyor.</p>
<h3>Okul müdürü: Çocuğunuzu göndermeyin</h3>
<p>Kardeşinin geçen yıl birinci sınıfa başlaması gerekiyordu. Ancak annelerinin sağlık sorunları nedeniyle tedavi görmesiyle bakım ve eğitim takibini sürdürmek aile için zorlaştı.</p>
<p>Aynı dönemde aile, çocuğun kaydının düştüğü Bayrampaşa’daki bir okulla görüştü. Dereci, okul müdürüne özel eğitim ve kaynaştırma hakkında bilgi almak için gittiklerini anlatıyor:</p>
<blockquote>
<p>Bize müdür dedi ki, ‘Çocuğunuzu göndermeyin. Kendin yapabiliyorsan özel eğitimle götür.’ Açıkçası okul müdüründen böyle bir şey duyacağımı düşünmedim. Uğraşmak istemiyordu ve oraya gelmesini istemiyordu.</p>
</blockquote>
<p>Dereci, müdürün akran zorbalığı ihtimalinden de söz ettiğini ve öğretmenin kardeşiyle yeterince ilgilenemeyebileceğini söylediğini aktarıyor; aile, zaten içine kapanık olan çocuğun zorbalık nedeniyle daha da içe kapanmasından kaygılanıyordu.</p>
<p>Aile bunun üzerine çocuğu okula göndermedi ve özel eğitime devam etti.</p>
<p>Kardeşini uzun süre haftada üç-dört gün özel eğitime götürdüklerini söyleyen Dereci, devletin karşıladığı eğitime ek olarak ailece ödeme yaptıklarını, ödemenin dönemine göre 1000-1250 lira arasında değiştiğini belirtiyor.</p>
<p>Özel eğitim kurumlarında çalışanların koşullarının kötü olduğunu ve öğretmenlerin sık değiştiğini de gözlemlediğini söylüyor.</p>
<h3>Rapor, eğitim ve para</h3>
<p>Ailenin karşılaştığı bir başka güçlük Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu (ÇÖZGER) süreci.</p>
<p>Dereci, kardeşinin raporunda “atipik otizm” yazdığını, bazı çocuk psikiyatristlerinin ise “Asperger olabilir” dediğini aktarıyor:</p>
<p>"Ben aslında kardeşimin ne tür bir otizm olduğunu bilmiyorum. Üç-dört defa doktora götürdük. ‘Asperger olabilir, olmayabilir’ gibi cevaplar aldım. Raporda atipik otizm diye yazıyor ama hiçbir şekilde net bir şey almadım."</p>
<p>Değerlendirme süreçlerinin otizmli çocukların ihtiyaçlarına ne kadar uygun olduğunu da sorguluyor. Bir hastane başvurusunda kardeşinden uzun süre dikkat gerektiren bir zekâ testini tamamlaması istenmiş ancak çocuk testi tamamlayamamış. RAM’daki bir değerlendirmede ise yaklaşık bir saat beklemek zorunda kalmışlar.</p>
<p>“O gün asla hiçbir şey çıkaramazdı. Çünkü çok darlanmıştı. Her şey çok kısıtlı ve her şey çok şans.”</p>
<p>Kardeşinin İngilizceyi Türkçeye tercih etmesi nedeniyle görüştükleri uzmanların kendilerini İngilizce eğitim veren okullara yönlendirdiğini anlatan Dereci, bunun ekonomik olarak mümkün olmadığını söylüyor:</p>
<blockquote>
<p>İnsanların hepsinden sadece bunu duydum: ‘İngilizce bilen bir yere gönderin.’ Param olsa göndereyim. Kendi şansınızı ne kadar yaratabildiğinizle alakalı. Paranız varsa bir şeyler yapabiliyorsunuz.</p>
</blockquote>
<h3>"Bu yıl okula başladı, bu kez servis sorunu çıktı"</h3>
<p>Yedi yaşındaki çocuk bu eğitim yılında ilkokul birinci sınıfa başladı ve özel eğitim sınıfında eğitim görüyor.</p>
<p>Dereci, kardeşinin öğretmenleri ve sınıfıyla şu ana kadar ciddi bir sorun yaşamadığını, hatta okula beklediklerinden daha kolay uyum sağladığını söylüyor.</p>
<p>Ancak bu kez servis sorunu ortaya çıkmış. Servisin kimi zaman gelmediğini ya da geç geldiğini anlatan Dereci, ilk hafta diğer aileler çocuklarını okula ulaştıramadığı için sınıfta yalnızca kardeşinin bulunduğunu söylüyor:</p>
<p>“İlk hafta kardeşimin sınıfında sadece kardeşim vardı. Resmen özel ders alıyor gibiydi. Çünkü diğer veliler çocuğu getiremiyordu. Ben taksiye atlayıp eve götürebiliyordum ama diğer veliler için böyle bir şey mümkün değildi.”</p>
<p>Aile servis sorunuyla ilgili Milli Eğitim’e yazılı başvuru yapmaya hazırlanıyor.</p>
<h3>“Otizm kardeşi olmak diye bir şey var”</h3>
<p>Dereci’ye göre bütün bu süreçteki temel sorunlardan biri, ailelere yol gösterecek kamusal bir danışmanlık mekanizmasının bulunmaması.</p>
<blockquote>
<p>Aklınıza gelip gelmeyecek herkesle konuştum, mail attım ki neyin ne olduğunu öğreneyim. İyi bir öğretmene denk gelebilirsin. İyi bir okula, iyi bir sınıfa, RAM’da iyi bir doktora denk gelebilirsin. Tamamen denk gelişler üzerine kurulu her şey.</p>
</blockquote>
<p>Hikâyenin diğer tarafında ise bakım emeği var.</p>
<p>Kardeşi doğduğunda 14-15 yaşlarında olduğunu, annesi çalıştığı için bakımın önemli bir bölümünü üstlendiğini anlatan Dereci, bugün de üniversite yaşamını zaman zaman kardeşinin ihtiyaçlarına göre düzenliyor.</p>
<p>“Arada anneme diyorum, ‘Anne bugün sen ilgilen, ben biraz kafamı dinleyeyim. Yarın ben ilgilenirim, sen dinlenirsin.’ Asla tek başına yapılabilecek bir şey değil. Bir sürü kadın bunu tek başına yapmak zorunda kalıyor. Otizm kardeşi olmak diye de bir şey var. Hayatınızı gerçekten çok etkileyen ama yeterince konuşulmayan bir şey.”</p>
<p>Dereci’ye göre eğitim, rapor, servis ve bakım süreçlerinde karşılaştıkları farklı sorunlar sonunda aynı yerde birleşiyor:</p>
<p>“İnsan bu durumlarla bu kadar tek başına uğraşmak zorunda kalmamalı. Hikâye günün sonunda yalnızlık hikâyesine dönüyor.”</p>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 07 Oct 2026 10:37:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Filistinli siviller tali hasar mıdır?]]></title><link>https://bianet.org/yazi/filistinli-siviller-tali-hasar-midir-324180</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/yazi/2026/10/07/filistinli-siviller-tali-hasar-midir.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/yazi/filistinli-siviller-tali-hasar-midir-324180</guid><description><![CDATA[NAZA belgeseli adını İsrail’in Filistinlilere karşı giriştiği soykırımda sivillerin tali hasar olarak görülmesinden alıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Atina’da halen sürmekte olan beynelmilel film festivalinde NAZA belgeselinin 1 Ekim’deki iki gösterimi de kapalı gişe gerçekleşti. Bu sene komşunun başkentinde 32. kez tertip edilen sinema buluşması öncesi, Yunanistan ile İsrail’in son zamanlardaki yakın ilişkisi yüzünden belgesel gösteriminin iptal edilme ihtimallerinden bile bahsediliyordu. Lakin, Venedik’te bomba etkisi yapan prömiyerinden sonra meselenin dünya gündemine tekrar yerleşmesine yarayan film fiyakalı etkinlikte gösterilmekle kalmadı, ertesi gün Atina ve Selanik sinemalarında vizyona girdi.</p>
<p>Belgeselin festival gişesinde nail olduğu başarıdan ve başkentin sokaklarında sık sık rastladığım Filistin’e destek grafitilerin yüksek sayısından dolayı, fazlasıyla kalabalık olacağına inandığım ilk halk gösterimine vakitlice yetişmem şarttı!</p>
<p>Lakin daha önce gitmediğim, başkentin merkezinden nispeten uzak ve bana sapa gelen bir semtindeki sinema salonuna bu durumda taksiyle gitmem beklenirken, Atina’da yaşanmakta olan “taxi” dehşeti yüzünden otobüsleri tercih etme gafletinde bulundum. Filmin başlamasına kısa bir süre kala kilometrelerce mesafeyi hızla yürüyerek katetmek, artık sadece cep telefonu marifetiyle rezervasyon alıp sıradan müşterilerini snobe eden şoförlerle muhatap olmaktan gene de iyiydi (Kaldırımlarda slalom yaparak yürümeme sebep olan köpek dışkılarının bolluğu da cabası!).</p>
<p>Fakat son anda yetiştiğim ilk gösterim için bırak gişenin önünde bulmaktan korktuğum hengâmeyi, işbu yazının da bir parçası olduğu, Filistin’e yönelik entelektüel pornografinin bazıları için festival ve sinema fetişizmiyle özdeşleştiğini hissettim; ne de olsa heyula gibi sinema salonunda yirmi kişi ha var, ha yoktuk! Hatta İngilizce altyazı olmadığını fark eden bir baba ve oğul etrafa asgari rahatsızlık vererek ortamı hızla terk ediverdi.</p>
<h3>Cellat daima ortalıkta</h3>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/10/naza-ic.jpg" alt=""></p>
<p>2026 Birleşik Krallık yapımı 80 dakikalık ödüllü <em>NAZA</em>’nın prodüktörleri arasında The Guardian olunca insan belgesele daha da güvenerek yaklaşıyor. Üstelik filmin yönetmen ve senaryo yazarları bir o kadar çarpıcı <em>Gidecek yer yok</em> belgeseline imza atanlardan İsrailli muhalifler <strong>Yuval Abraham </strong>ve<strong> Rachel Szor</strong>.</p>
<p>Lakin aralarında, Filistinlilere yönelik soykırım yapılmakta olduğunu kabul edeni dahil 24 asker ve istihbarat memurunun filmde ziyadesiyle gerçekçi ve inandırıcı itiraflarına rağmen İsrail devleti ve <strong>Netanyahu</strong> belgeseli tabii ki lanetlemekle meşgul. Filmi gerçekleştiren ekibe yönelik tehditler gırla gittiği gibi İsrail vatandaşlığından çıkarılma ihtimalleri de Kültür ve Spor Bakanı <strong>Miki Zohar </strong>tarafından kurcalanıyor.</p>
<p>Sözde ateşkese rağmen İsrail’in asla durdurmadığı Filistin’e yönelik ölümcül saldırılar dünya gündeminde her geçen gün daha az yer kaplarken umuyoruz ki NAZA belgeseli meselenin fail devlet halkı tarafından da sorgulanmasına yol açsın.</p>
<p>Ne de olsa bir ritüel gibi her akşam saat sekizde Channel 12 televizyon kanalının karşısına geçen sıradan vatandaşlar fazlasıyla taraflı ve sansürlü haberlere maruz kaldıkları için vaziyetin vahimliğinden de bihaber olabiliyorlar. Kasvetin ve sessizliğinin çökmüş olduğu, ışıltılı gökdelenlerle “süslü” Tel Aviv gecelerini biz ışıklandırılmamış çatılarda itiraflarda bulunan askerlerle geçiriyoruz. Kamera birer silüet şeklindeki itirafçıları bizden nispeten saklıyor; lakin etraftaki evlerde huzur içinde yaşayan insanları gündelik hayatlarını idame ettirirken uzaktan da olsa izleyebiliyoruz. Zaten her şey İsrail halkının korkmadan, konfor içinde yaşamını sürdürmesi için yapılmıyor mu?</p>
<p>Kamera sık sık, yaptığı kötülükler suratından okunan Netanyahu’nun muhtelif yuvalardaki televizyon görüntülerine odaklanıyor. Hakikatleri örtmek veya çarpıtmak üzere propaganda konuşmaları inatçı liderin çeşitli suçlardan hapse girmemek için uydurduğu gündem ve senaryolara çok uygun!</p>
<h3>Bilmediğimiz malumata ulaşabiliyor muyuz?</h3>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/10/naza-yapim.jpg" alt=""></p>
<p>Aslında monoton bir anlatım şekli seçmiş olan belgeselin yaratıcıları söylenenlere daha iyi konsantre olmamıza bu şekilde imkân tanıyor. Yapay zekâ marifeti  ve cep telefonları takip edilmek suretiyle İsrail tarafından öldürülen Filistinlilerin sayısının her gün nasıl arttığına vâkıf oluyoruz. Bilhassa gece eve döndükleri zaman sistem, potansiyel Hamas üyesi olarak damgaladıklarını yok etmeye daha meyilli. Ne de olsa “Baba nerede?” kodu, cep telefonları takip altında tutulan çocuklar aracılığıyla ulaşılan bilgiyi betimliyor ve gece herkes uykuya daldıktan sonra ev, tüm aile fertleriyle havaya uçuruluyor. Genelde yapay zekâ kararının insan tarafından sorgulanmasına ayrılan vakit çok kısa oluyor ve sistem kendi kendine harekete geçebiliyor.</p>
<p>İtirafçılar uzaktan sürdürdükleri ölümcül faaliyetlere gündelik bir ofis işi gibi bakabildiklerini aktarırken bazılarının meseleye video oyunu oynarcasına soğuk yaklaştıklarını duyuyoruz.</p>
<p>Filistinli aile fertleri arasındaki her türlü irtibatı cep telefonları üzerinden takip edebildiği için bir tane itirafçının kendini Tanrı gibi hissettiğini de öğreniyoruz.</p>
<p>Netanyahu’nun gerçekleşeceğine dair malumata önceden sahip olduğu ve önlem almadığı kesinleşmiş 7 Ekim Hamas saldırısı sonrasında Gazze’de hiç masum insan olmadığına dair çarpık kanı da itiraf ediliyor.</p>
<p>Dolayısıyla herhangi bir suçluluk hissine gark olmadan çocukların bile öldürülmesi ondan!</p>
<p>Hamas ferdi olduğu varsayılan bir kişiyi öldürmek için feda edilebilecek sivil Filistinli sayısı hedef alınan şahsın önemine göre değişiyor; tali hasar manasındaki NAZA’lar en üst seviyedeki hedef için beş yüz kişiye tekabül edebiliyor.</p>
<p><iframe title="YouTube video player" src="https://www.youtube.com/embed/G6zx7XfbUVk?si=Qm8hBrtbOGcI5UFR" width="560" height="315" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="allowfullscreen" loading="lazy"></iframe></p>
<p>İtirafçılardan biri şimdiye kadar Nazilerin gerçekleştirdiği soykırımı anlamakta zorluk çektiğini, lakin artık böyle bir gaddarlığın nasıl mümkün olabildiğini idrak ettiğini ifade ediyor. İsrail’in bir soykırım yaptığını kabul ediyor ve içindeki tüm insanları yok etmek üzere binayı bombaladıktan sonra normal hayata nasıl dönülebildiğini aktarıyor.</p>
<p>Belgeselin sonunda Tel Aviv’in konforlu yaşamlarından Gazze’nin yıkıntılarına geçiyor ve biz belgesel seyircileri rahat koltuklarımızda okkalı son darbeyi yiyoruz.</p>
<p>Jenerik akmaya başlıyor ve Atina’daki devasa sinema salonunu tüyler ürpertici bir sessizlik kaplıyor…</p>
<p>Şayet İsrail’in Filistin’e yönelik soykırımını her iki tarafın cep telefonlarından gerçekleşen dünyaya naklen yayın sırasında takip etmediyseniz NAZA sizi de şoke edebilir. Filmin İsrailli Yahudi  sinemacılar tarafından üretilmiş olması ve saygıdeğer festivallerde yer alıp ödüllere layık görülmesi bilhassa Batı dünyasındaki ana akım medyadan beslenenleri de ikna etmeye yarayabilir.</p>
<p>Umalım ki belgesel, İsrail’in ve İsrail’e destek verenlerin Filistin mezalimini sona erdirmelerinde ufak da olsa bir katkıda bulunsun.</p>
<p>Peki, suçluların günün birinde yargılanmasını beklemek fazla iyimser bir duruş mudur?</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 07 Oct 2026 09:36:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Esenyurt Belediyesine operasyon: 17 kişi gözaltına alındı]]></title><link>https://bianet.org/haber/esenyurt-belediyesine-operasyon-17-kisi-gozaltina-alindi-324177</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/07/esenyurt-belediyesine-operasyon-17-kisi-gozaltina-alindi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/esenyurt-belediyesine-operasyon-17-kisi-gozaltina-alindi-324177</guid><description><![CDATA[Esenyurt Belediyesine yönelik ihale ve rüşvet iddialarına ilişkin yürütülen soruşturmada 19 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kayyım yönetimindeki Esenyurt Belediyesine yönelik rüşvet ve ihaleye fesat karıştırıldığı iddialarına ilişkin soruşturmada 19 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.</p>
<a href='/haber/esenyurt-belediyesi-abluka-altinda-301490' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2024/11/06/esenyurt-belediyesi-abluka-altinda.jpg' alt='Esenyurt Belediyesi abluka altında' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Esenyurt Belediyesi abluka altında</h5>
<div class='date'>6 Kasım 2024</div>
</div>
</a>

<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, belediyedeki bazı ihalelere fesat karıştırıldığı ve bu kapsamda müteahhitlerden rüşvet alındığı iddia edildi. Hakkında gözaltı kararı verilen 19 kişiden 17’si düzenlenen operasyonda gözaltına alındı.</p>
<a href='/haber/esenyurt-belediyesi-ne-kayyim-atandi-301267' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2024/10/31/esenyurt-belediyesi-ne-kayyim-atandi.jpeg' alt='Esenyurt Belediyesi&#39;ne kayyım atandı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Esenyurt Belediyesi'ne kayyım atandı</h5>
<div class='date'>31 Ekim 2024</div>
</div>
</a>

<div class="box-11">
<h3><strong>Kayyım süreci</strong></h3>
<p>31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından tutuklanan ilk belediye başkanı Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer olmuştu. Özer’in tutuklanmasının ardından Esenyurt Belediyesine kayyım atanmıştı. Belediye halen kayyım tarafından yönetiliyor.</p>
</div>
<a href='/haber/esenyurt-belediye-baskani-ahmet-ozer-serbest-313465' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/11/11/ahmet-ozer.jpg' alt='Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer serbest' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>BİR  KUMPAS DAHA ÇÖKTÜ</h6>
<h5 class='headline'>Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer serbest</h5>
<div class='date'>11 Kasım 2025</div>
</div>
</a>

<p>(FY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 07 Oct 2026 08:55:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İçişleri Bakanlığı beş belediye yöneticisini görevden uzaklaştırdı]]></title><link>https://bianet.org/haber/icisleri-bakanligi-bes-belediye-yoneticisini-gorevden-uzaklastirdi-324176</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/07/icisleri-bakanligi-bes-belediye-yoneticisini-gorevden-uzaklastirdi.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/icisleri-bakanligi-bes-belediye-yoneticisini-gorevden-uzaklastirdi-324176</guid><description><![CDATA[İçişleri Bakanlığı, tutuklanan Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer'in de aralarında bulunduğu dört belediye başkanı ile bir belediye başkan vekilini görevden uzaklaştırdı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanlığı, haklarında yürütülen soruşturmalar kapsamında tutuklanan dört belediye başkanı ile bir belediye başkan vekilini "geçici tedbir" olarak görevden uzaklaştırdığını açıkladı.</p>
<p>Görevden uzaklaştırılan isimler şöyle:</p>
<ul>
<li>
<p>Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı <strong>Vahap Seçer</strong></p>
</li>
<li>
<p>Mersin Yenişehir Belediye Başkanı <strong>Abdullah Özyiğit</strong></p>
</li>
<li>
<p>Mersin Mezitli Belediye Başkanı <strong>Ahmet Serkan Tuncer</strong></p>
</li>
<li>
<p>İstanbul Eyüpsultan Belediye Başkanı <strong>Mithat Bülent Özmen</strong></p>
</li>
<li>
<p>İstanbul Ataşehir Belediye Başkan Vekili <strong>Murat Güneş</strong></p>
</li>
</ul>
<p>Bakanlık açıklamasına göre Özmen, Güneş ve Özyiğit 5 Ekim'de; Seçer ve Tuncer ise 6 Ekim'de sulh ceza hakimliklerinin kararlarıyla tutuklandı.</p>
<p>Bakanlık, beş ismin Anayasa'nın 127. maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 47. maddesi uyarınca görevlerinden uzaklaştırıldığını bildirdi.</p>
<a href='/haber/vahap-secer-adliyeye-sevk-edildi-324091' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/05/vahap-secer-adliyeye-sevk-edildi.jpg' alt='Vahap Seçer adliyeye sevk edildi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Vahap Seçer adliyeye sevk edildi</h5>
<div class='date'>5 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Bakanlığın açıkladığı suçlamalar</h3>
<p>İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasına göre Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen hakkında "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma", "rüşvet alma" ve "kamu kurum ve kuruluşlarının ihalesine fesat karıştırma"; Ataşehir Belediye Başkan Vekili Murat Güneş hakkında ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" ve "rüşvet alma" suçlamaları bulunuyor.</p>
<p>Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit'in "rüşvet alma", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "icbar suretiyle irtikap" ve "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlamalarıyla tutuklandığı belirtildi.</p>
<a href='/haber/mersinde-3-belediye-baskani-tutuklandi-324140' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/06/mersinde-3-belediye-baskani-tutuklandi.webp' alt='Mersin’de 3 belediye başkanı tutuklandı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Mersin’de 3 belediye başkanı tutuklandı</h5>
<div class='date'>6 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>Bakanlık, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer'in ise "resmî belgede sahtecilik", "kamu kurum veya kuruluşlarının ihalesine fesat karıştırma", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlamalarıyla tutuklandığını açıkladı.</p>
<p>Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer hakkındaki suçlamalar arasında ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "rüşvet verme", "icbar suretiyle irtikap", "rüşvet alma" ve "ihaleye fesat karıştırma" bulunuyor.</p>
<p>İçişleri Bakanlığı ayrıca Vahap Seçer'i Türkiye Belediyeler Birliği Başkanlığı, Ahmet Serkan Tuncer'i de Doğu Akdeniz Belediyeler Birliği Başkanlığı görevinden uzaklaştırdı.</p>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 07 Oct 2026 08:54:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Yirminci ve yirmi birinci yüzyılın 15’inci yılları]]></title><link>https://bianet.org/yazi/yirminci-ve-yirmi-birinci-yuzyilin-15inci-yillari-324175</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/yazi/2026/10/07/yirminci-ve-yirmi-birinci-yuzyilin-15inci-yillari.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/yazi/yirminci-ve-yirmi-birinci-yuzyilin-15inci-yillari-324175</guid><description><![CDATA[Zifiri karanlıklara rağmen inşa edebilmeyi hayal edebilenlerin, özetle azınlıkta olmayanların, hep birlikte yapabileceği çok şey var…]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Üç gün sonra <strong>10 Ekim katliamı</strong>nın 11. yıl dönümü. Toplumu korkutmak, sindirmek, seçim kazanmak, el koymak, iktidarlarını kalıcılaştırabilmek için bu topraklarda gerçekleştirilen ve maalesef yine “gerçek fail(ler)in” cezasız kaldığı katliamlardan birisinin daha yıl dönümü. Okumakta olduğunuz yazı hem 2015 yılında yaşananları, nedenlerini ve yaşatanların ittifakını hem de o yıldan bir asır önce yine bu topraklarda yaşanan ve halen tazeliğini koruyan acıları hep birlikte biraz olsun anımsayabilmek, bugünlerle karşılaştırdığımızda toplumsal umudumuzu koruyabilmek hatta yükseltebilmek için olanaksız olmadığımızı dile getirebilmek amacını taşıyor. Bu topraklarda neler yaşanmadı ki… Buna rağmen hâlen itiraz edenler, karşı çıkanlar mevcut. Ve bunların büyük bölümü de özetle insanlar için, tüm canlılar için dünyanın geleceği için “iyiyi, güzeli, doğruyu, dürüstlüğü, eşitliği, adaleti, barışı, refahı” inşa etmek iddiasındalar. Yeter ki hep birlikte görelim, duyalım ve anlamaya çalışalım birbirimizi. Azınlıkta değiliz. Hep birlikte dayanışalım, mücadeleyi ve inşayı hep birlikte planlayabilmek için kararlı adımları yine hep birlikte atalım. Evet, çok sayıda “hep birlikte” yazdım. Haklısınız. Siz de katılır mısınız, ustanın dediği gibi “yârin yanağından gayri her yerde”, her zaman hep birlikte olmaya gereksinimimiz var. Hem de her zamankinden daha da fazla…</p>
<h3>Bir asır sonra</h3>
<p>20. yüzyılın ve 21. yüzyılın 15. yılları, aralarında bir asır gibi uzun bir süre olmasına rağmen, bu topraklarda maalesef acı olayların yoğun yaşandığı yıllar olarak toplumsal hafızamızda ve tarihimizde yer alıyor. Hem 1915 hem de 2015 yılında Anadolu’nun kadim halklarına telâfisi mümkün olmayan acılar yaşatıldı. Yüzyıl sonrasında bile halen Ermeni ve Süryani büyük göçü mü? Tehciri mi? Soykırımı mı? Tartışmaları sürdürülürken, ölçeği farklı olsa da 2015’te de yine katliamlar yaşandı. Yolu, yöntemi öncekilerden büyük farklar taşımadan, katliamları engellemekle sorumlu olanların en hafif deyimiyle “görmezden gelmeleriyle”, insanlarımız topluca öldürüldü. Telafisiz acıların yaşanmakta olduğu bir yıl oldu 2015 yılı, 1915’ten yüzyıl sonra. İsteğimiz acıların daha da artmamasıydı. Hiç değilse bu kadarla kalmasıydı. Ancak, 2016 yılında da devam etti. Sonrasında da…</p>
<h3>Türkiye siyasetindeki bazı ilkler</h3>
<p>2015, Türkiye siyasi tarihinde önemli ilklerin yaşandığı bir yıl olarak da anılacak. 21. yüzyılın 15. yılında Türkiye siyasi tarihinde yaşanan <strong>ilklerden</strong> <strong>birincisi</strong>; 7 Haziran 2015 tarihinde yapılan genel seçimler sonrası hükümetin kurulamaması gerekçesiyle, Cumhurbaşkanı’nın <strong>yeniden</strong> <strong>seçim kararı</strong> almasıdır. Kasım 2002 genel seçimleriyle birlikte tek başına hükümet kuran AKP, 2007 ve 2011 genel seçimleri sonrasında tek başına hükümet kurarken, aynı zamanda iktidar da oldu. Çünkü dünya genelinde başlatılan kapitalizmin neoliberal ekonomik politikalarla yeniden düzenlenmesi sürecine, asker darbesiyle, 12 Eylül 1980’de resmen dahil edilen Türkiye’de AKP öncesinde tamamlanamayan “uyum süreci”, AKP hükümetleri döneminde sonuçlanabildi. Beraberinde, AKP kurucu kadroları yasama organında çoğunluğu almakla, yürütmede devamlılıklarını sağlamakla yetinmediler. Yargı organının kadroları da yapısı da bütünüyle değiştirildi. Bir dönem AKP yöneticiliği yapmış birçok avukat mahkemelere savcı, hâkim olarak pervasızca atandı. DSP, ANAP, MHP Koalisyon Hükümeti’nden devralınan ekonomik ve sosyal politikalar ulusötesi sermaye yararına daha da geliştirilerek, büyük bir titizlikle uygulanırken, diğer yandan devletin yeniden yapılanması sağlandı. Asker vesayeti bir süre sonra AKP vesayetine dönüştü.</p>
<h3>2015 yılının birinci ilki</h3>
<p>Gelin görün ki toplumsal huzursuzluklar da artmaya başladı. İlk olarak, Mayıs 2013’te Gezi-Haziran İsyanı ile İstanbul, Ankara, İzmir, Adana gibi iller başta olmak üzere, 80 ilde yaşanan hükümet karşıtı eylemler, Kürt meselesinin siyasi çözümüne yönelik yürütülen müzakerelerin sağladığı çatışmasızlık ortamının yarattığı olanaklarla birlikte toplumsal muhalefetteki hareketlilik, Mayıs 2015 tarihinde Bursa’da başlayıp diğer illere de yayılan otomotiv sanayi işçilerinin fabrika işgalleriyle devamlılık gösterdi. </p>
<p>Haziran 2015 seçim sürecine ülke büyük bir siyasi gerilimle birlikte girdi. 2013 yılında başladığı açıklanan Kürt meselesinin siyasi çözümüne yönelik müzakereler, Mart 2015’te Cumhurbaşkanı’nın doğrudan müdahalesiyle sonlandırıldı. Türkiye’de henüz rejim değiştirilmemiş, “partili cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi”ne geçilmemişken, seçim sürecinde “partisiz” Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan, hemen hemen her hafta, Başbakanlığı döneminde inşaatını başlattığı sarayında, mahalle ve köy muhtarlarını toplayarak, neredeyse bütün illerde açılış adında mitingler düzenleyerek, HDP öncelikli olmak üzere, muhalefet partilerini bir bir karaladı. AKP’ye oy istedi. Öyle ki AKP Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, seçim döneminde Cumhurbaşkanı’nın gölgesinde kaldı.</p>
<p>Muhalefet ise seçim propagandasını özellikle ekonomik ve sosyal alanlar üzerinden yürüttü. Demokratik, toplumsal haklar ve emeğin talepleri öne çıktı. Muhalefet için 2014 yılı sonunda görünür hale gelen ve kabineden dört bakanın adının; Zafer Çağlayan, Egemen Bağış, Muammer Güler ve Erdoğan Bayraktar, doğrudan içinde yer aldığı yolsuzluk olaylarının üstünün kapatılmasının engelleneceği, Kürt meselesinin çözülebileceği, Suriye’deki savaşın durdurulması için çaba gösterileceği yönündeki söylemler muhalefet için sürecin önemli başlıklarıydı. </p>
<p>Toplumsal muhalefetin açık desteğiyle, 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde “hedeflenen” gerçekleşti. Genel seçimlere ilk defa katılan HDP, yüzde 10’luk seçim barajını aştı. Ve AKP üç seçim sonrasında, özellikle bölge illerinde, büyük kayıplara uğradı. Yaklaşık 13 yıl sonra tek başına hükümet olma olanağını kaybetti. Bununla birlikte, Cumhurbaşkanı’nın siyasi “ustalığı”, MHP’nin açık desteği ve diğer muhalefet partilerinin öngörüsüzlüğü vb. faktörlerin etkisiyle, seçimde TBMM’ye giren siyasi partiler tarafından hükümet kurulamadı. Ve Cumhurbaşkanı genel seçim sonuçları sonrasında hükümet kurulamadığı için <strong>yeniden seçim kararı</strong> aldı. Başka bir ifadeyle “seçimlerin yenilenmesi kararı” verdi. Siyasi tarihimizde 2015 yılında yaşanmış olan bir ilkin hikayesi kısaca böyle.</p>
<h3>2015 yılının ikinci ilki</h3>
<p>İlklerden ikincisi ise seçimlerin yenileneceği tarihe kadar görev yapacak olan 62. Hükümet’in ‘<strong>Geçici Hükümet</strong>’ olarak 29 Ağustos 2015 tarihinde kurulması aşamasında gerçekleşti. AKP o kadar hazırlıksızdı ki parti milletvekilleriyle birlikte bağımsızlardan da bakan atanması gereken kabinede yer alabilmeleri için üç AKP’li partilerinden istifa ettirilip, kabineye alındı. Nerede siyasi etik, nerede siyasi ahlak? Ne “kimseler” böyle bir şeyi “biliyordu” ne de bilenler “ne oluyor” diye sordu, sorguladı! </p>
<h3>Haziran’dan Kasım’a muhalefetsiz seçim çabası</h3>
<p>AKP’nin 7 Haziran seçimleri sonrasında dördüncü defa hükümeti kurma beklentisi gerçekleşmeyince ne olduysa bundan sonra oldu. İlk önce 20 Temmuz 2015’te, ülkenin çok farklı illerinden Kobaneli Kürt çocuklara kütüphane kurmak için gelen ve çoğunluğu sosyalist gençlerden oluşan gruba canlı bomba ile saldırı düzenlendi. Kürtlerle dayanışma kararlılığındaki büyük çoğunluğu gençliğinin baharındaki 33 devrimci Urfa’nın Suruç ilçesinin kent merkezinde canlı bombayla katledildi. Henüz tetikçinin kimliği dışında hiçbir faile ulaşılmadı. Ceylanpınar’da iki polis memuru evlerinde uyurken öldürüldü. O günlerde ülke gündemini değiştirebilmek için resmi görevliler tarafından iddia edilenin aksine, yıllar sonra faillerin PKK’li olmadığı mahkeme tarafından da ortaya kondu. Ancak, bu iki katliam sonrasında taraflar arasındaki “düşük yoğunluklu savaş” yeniden başladı ve 2013 yılı öncesindeki gibi hemen hemen her gün ölüm haberleri almaya başladık. Çatışmalar çok kısa süre içinde şiddetlendi ve bölgedeki kent merkezleri de şiddetin yaşandığı alanlara dönüştü. Geçici Hükümet’in kurulması ve 1 Kasım’da seçimlerin yenilenmesi kararlarıyla yeniden başlayan seçim süreci, birkaç ay öncekinden farklı olarak siyasal ortamın tümüyle ortadan kaldırılıp, yerine “<strong>güvenlik sorunu</strong>”nun oturtulduğu bir atmosferde ilerlemeye başladı. </p>
<p>2015 yılının yaz aylarında yaşadıklarımıza bu topraklarda daha önceden tanıklık etmiş olan kimse olmadığını biliyoruz. Çünkü şiddetin hem içeriği hem mekânı daha önceden yaşatılanlar gibi değildi. Önceki yıllarda çoğunlukla kırsal alanda devam eden silahlı çatışmalar ve bombalamalar artık kentlerde yaşanmaya başlandı. Silahlı unsurların birbirlerini hedef aldığı çatışmaların ve şiddetin büyük oranda asıl hedefi mahallesinde, sokakta oynayan çocuklar, evinde oturan kadınlar, hastaya, yaralıya ulaşmaya çalışan sağlık emekçileri gibi siviller oldu. Kimisi roketle, bombayla, kimisi uzaktan kumandalı patlayıcılarla, kimisi de dürbünlü, uzun namlulu suikast silahlarıyla metrelerce uzaktan hedef alınarak katledildi. Pervasızlık gün be gün arttı. Her bir ölüm haberi yalnızca geldiği evdekileri değil, toplumun büyük bölümünü acılara boğdu. Vicdan sahibi hemen herkesin içi yandı, yürekleri için için kanadı.</p>
<h3>Halkların başarısı</h3>
<p>En büyük tehlike de acılara karşı gelişebilecek duyarsızlaşma, acılara alışma haliydi. Unutmamalıyız ki o tarihlerde yoğun olarak devletin her türlü aracıyla ürettiği ve yaygınlaştırdığı nefret söyleminin Türkiye halkları tarafından yaygın biçimde içselleştirilmesi sağlanamadı, birbirimizin acısını duyumsamamamızın, ilgisiz kalmamızın önü açılamadı. <strong>Halklarımız birbirlerinin üzüntüsüne, acısına kayıtsız kalmadı, düşmanlaşmadı</strong>. Bu topraklarda yüzyıllar öncesinde doğup, gelişmiş olan halkların dostluğuna yönelik yapılmakta olan bu “suikast girişimi” yine halklar tarafından önlenebildi, engellenebildi. Verilen tepkilere tanıklıklarımız ve ulaşılan sonuç bugünlere yönelik de olsa umudumuzu pekiştirdi. </p>
<h3>Patronlar bildiğimiz gibi</h3>
<p>Bununla birlikte, halkların büyük çoğunluğunun bu ortak iradesini engellemeye, toplumu kamplara bölmeye hizmet edebilecek girişimlere de tanık olduk. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin (<strong>TOBB</strong>) öncülüğünde, Türk Sanayicileri ve İş Adamları Derneğinin (<strong>TÜSİAD</strong>) de aralarında yer aldığı 14 “sivil” kuruluş, <strong>Sivil Dayanışma Platformu</strong> adıyla bir araya gelerek Ankara ve İstanbul’da “Teröre Hayır Kardeşliğe Evet” mitingi düzenlediler. “Bayrağını al da gel” sloganı ile çağrı çıkartılan ve Ankara’da 17 Eylül 2015’te gerçekleştirilen miting, düzenleyenlerde hayal kırıklığı yarattı. Hem katılım beklediklerinin çok gerisinde oldu hem de basına yansıdığı kadarıyla, bayraklarla gelenlerin önemli bir bölümü miting sonrasında bayraklarını miting alanında bırakıp döndüler.</p>
<h3>Devlet mitingi</h3>
<p>Sivil Dayanışma Platformu’nun 20 Eylül, İstanbul mitingi ise platformun “Şer ittifakına İstanbul’un cevabını göstereceğiz, bütün İstanbul halkını bayraklarıyla beraber omuz omuza, kol kola olmaya, Yenikapı’ya davet ediyoruz.” çağrısı ve Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı ve Başbakan’ın katılımıyla sivil olmaktan çıktı, devlet mitingine dönüştü. Mitingin konuşmacısı da olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “<em>1 Kasım seçimlerinde hangi partiden olursa olsun, TBMM’ye 550 tane yerli, milli, bedeniyle, kalbiyle bu ülke için çalışacak milletvekili göndermenizi istiyorum. Herhalde ne demek istediğimi anlıyorsunuz değil mi?</em>” ve ardından Başbakan Davutoğlu, <em>“... 1 Kasım’a kadar çok çalışacaksınız, bunları baraj altında bırakacaksınız. AKP’yi yeniden tek başına iktidar yapacaksınız.</em>” çağrısı yaptılar. Ancak “o” partiyi baraj altına indirmeyi o seçimde de sonrasında da başaramadılar.</p>
<p>Eylül 2015 Türkiye’sinde tanık olduğumuz yaşananların “<strong>akıl tutulması</strong>” olarak tanımlayabiliriz. Bu ülkede, şiddeti-terörü önlemekle, güvenliği sağlamakla ödevli-görevli, sorumlu, yetkili Türkiye’nin Cumhurbaşkanı-Başkomutanı ile Genelkurmay Başkanlığı, Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri ile Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve MİT’in emrinde bulunduğu Başbakan, halka şiddete-teröre karşı slogan attırıyorlar. Bu nasıl bir iştir? Demokrasinin kurumlarının işlediği, hukuk devletinin egemen olduğu bir ülkede bu yaşanan örnekler olabilir mi?</p>
<h3>Bir büyük katliam daha</h3>
<p>Birilerinin amaçları için gerçekleştirilen mitingler de yeterli olmadı ki DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin çağrısıyla 10 Ekim 2015 Cumartesi günü Ankara’da yapılan Emek, Demokrasi, Barış mitingi Ankara Garı önündeki toplanma alanında patlatılan iki canlı bomba ile kana bulandı. Çok sayıda yaralanma ve sakatlanmanın yanı sıra, 100’den fazla katılımcı katledildi. Bu saldırı da diğerleri gibi, engellemekle ödevli olanlar tarafından en azından biliniyordu. Sanki, öncelikle mitingin düzenleyicilerine, “sıra size de geldi” mesajı veriliyordu. Bugüne kadar süren yargılamada “gerçek failler” ortaya konmadı. Tümü korundu, saklandı. Halkların yüreğindeki yargılamada dönemin başbakanından başlayarak tüm yetkilileri hüküm giydi. Öyle ki “yalnızlığa mahkûm edilen” dönemin Başbakanı Davutoğlu geçtiğimiz günlerde siyasetten çekildiğini açıklamak zorunda kaldı.</p>
<h3>Ekim 2026</h3>
<p>Geçtiğimiz yıllarda görünür hale gelen üniversitelerde derslere girilmeden, sınavlardan geçilmeden “kayırmayla, rüşvetle” düzenlenen diplomalar ve devlet bürokrasisindeki onlarca sahibi, 1984 yılından görevden alındığı Ekim 2017’ye kadar Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Gökçek için hâlâ başlatılamayan soruşturma, önce DEM Parti ardından butlansız CHP ve sonrasında da Yeni Parti belediyelerine karşı yürütülen operasyonlar ve kayyım atamaları, son günlerde patlak veren AKP’li üst düzey yöneticilerin, yüksek bürokratların bizzat katıldıkları “fon soygunu”na ve bunlarda da yargılamaların yapılmayacağı, yapılanlarda da hak edilen cezaların verilmeyeceği beklentilerinin vb. iktidar tutumlarının yarattığı toplumsal karamsarlık gittikçe yaygınlaşıyor ve dozu artıyor. Beraberinde her geçen gün daha da artan geçim sıkıntısı, işsizlik ve kayırmalar. Madenlerde, atölyelerde, fabrikalarda, özel okullarda hakkını arayan emekçilere-işçilere-öğretmenlere uygulanan fiziksel şiddet. Ve yasaklamalar. Şubat 2023 depremlerinde, tren “kazası”nda, Bolu Kartalkaya’daki otel yangınında yakınlarını kaybedip de yargı organlarında adalet bulamayanların bakanlık önlerindeki, parklardaki nöbetleri. Bugünün toplumsal tablosu her ne kadar karanlık olsa da duygu olarak, fiziksel ve zihinsel olarak toplumsal yorgunluklar daha da artmış olsa da toplumsal muhalefet için koşullar 2015’teki gibi zifiri karanlıkla kaplanabilmiş değil.</p>
<p>Karşı çıkanlar, itiraz edenler ve inşa etmek isteyenler buluşalım!</p>
<p>AKP’nin yaşattıklarına rağmen, itiraz edebilmeye, karşı çıkmaya devam edenlerin, zifiri karanlıklara rağmen inşa edebilmeyi hayal edebilenlerin özetle azınlıkta olmayanların hep birlikte yapabileceği çok şey var…</p>
<p>(OH/NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 07 Oct 2026 08:43:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[KPSS lisans sonuçları açıklandı]]></title><link>https://bianet.org/haber/kpss-lisans-sonuclari-aciklandi-324174</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/07/kpss-lisans-sonuclari-aciklandi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/kpss-lisans-sonuclari-aciklandi-324174</guid><description><![CDATA[ÖSYM, eylül ayında yapılan 2026 Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) lisans oturumlarının sonuçlarını açıkladı. Adaylar sonuçlarına ÖSYM’nin internet sitesi üzerinden erişebilecek.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 2026-KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür ve Alan Bilgisi sınavlarının değerlendirme işlemlerinin tamamlandığını duyurdu.</p>
<p>Genel Yetenek-Genel Kültür oturumu 6 Eylül’de, Alan Bilgisi oturumları ise 12-13 Eylül’de yapıldı.</p>
<a href='/yazi/bir-neslin-bitmeyen-sinav-yolculugu-320541' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2026/06/15/bir-neslin-bitmeyen-sinav-yolculugu.jpg' alt='Bir neslin bitmeyen sınav yolculuğu' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Bir neslin bitmeyen sınav yolculuğu</h5>
<div class='date'>16 Haziran 2026</div>
</div>
</a>

<p>Adaylar, sınav sonuçlarına bugün (7 Ekim) saat 06.00’dan itibaren ÖSYM’nin Sonuç Açıklama Sistemi üzerinden T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle ulaşabilecek.</p>
<p>ÖSYM’nin Aday İşlemleri Sistemi’nde KPSS kapsamındaki diğer sınavlara ilişkin süreçler de devam ediyor. 4 Ekim’de yapılan 2026-KPSS Ön Lisans sınavının temel soru kitapçığı 14 Ekim saat 23.59’a kadar adayların erişimine açık olacak.</p>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 07 Oct 2026 07:40:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA["Fon Krizi" dışarıdan nasıl görünüyor?]]></title><link>https://bianet.org/haber/fon-krizi-disaridan-nasil-gorunuyor-324173</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/07/fon-krizi-disaridan-nasil-gorunuyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/fon-krizi-disaridan-nasil-gorunuyor-324173</guid><description><![CDATA[Uluslararası haber mecraları Türkiye’deki “Fon Krizi”ni  düzenleyici gözetim, piyasa manipülasyonu ve siyasi bağlantılar açısından bir güven sorunu olarak ele alıyor. Ankara “sistemik risk yok” dese de, dünya basını yapının neden bu kadar büyüdüğünü ve müdahalenin neden geciktiğini sorguluyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası ekonomi basını Türkiye’deki “Fon Krizi”ni birkaç kötü yönetilen yatırım fonunun çöküşü olarak değil, piyasa gözetimi, düzenleyici kurumların etkinliği ve siyasi bağlantılar bakımından daha geniş bir sorun olarak ele alıyor.</p>
<h3>Reuters: "Merkez Bankası olağanüstü tedbirler aldı" </h3>
<p>Reuters, 131 fonun tasfiyesinin 500 binden fazla yatırımcıyı ve yaklaşık 20 milyar dolarlık varlığı etkilediğini belirterek krizi Türkiye sermaye piyasalarının en büyük sarsıntılarından biri olarak tanımlıyor. Ajansın değerlendirmesinde, yüksek enflasyon ve değer kaybeden TL'nin yatırımcıları olağanüstü getiri arayışına itmesi, bazı fonların düşük hacimli hisselerin fiyatlarını şişirmesi ve düzenleyicilerin manipülasyon uyarılarına rağmen müdahalenin gecikmesi öne çıkıyor.</p>
<p>Merkez Bankası ise uluslararası piyasalara farklı bir mesaj vermeye çalışıyor. Başkan Fatih Karahan, krizin finans sistemine bulaşmadığını ve “sistemik risk” oluşturmadığını söyledi. Ancak Merkez Bankasının repo fonlamasını 300 milyar liraya çıkarması, bankaların borçlanma limitlerini on kat artırması ve tahvil alımlarını hızlandırması, krizin likidite üzerindeki etkisini sınırlamak için olağanüstü tedbirler alındığını gösteriyor. Karahan’a göre fonlardan çıkan paranın önemli bölümü banka mevduatlarına yöneldi ve mevduatlar yaklaşık 800 milyar lira arttı.</p>
<h3>Financial Times: "Alarm zilleri daha önce çalmalıydı"</h3>
<p>Financial Times daha sert bir çerçeve kullanıyor. Gazete bazı fonlarda uygulanan yöntemi <strong>“Ponzi benzeri”</strong> olarak tanımlıyor; düşük likiditeli ve bağlantılı şirket hisselerinin fonlar tarafından karşılıklı biçimde alınarak değerlerinin ve fonların net aktif değerlerinin şişirildiğini yazıyor. FT, bazı fonlarda görülen olağanüstü getirilerin çok daha önce alarm zillerini çaldırması gerektiğini vurgularken Türkiye’deki vakayı yalnız bir dolandırıcılık dosyası olarak değil, <strong>d</strong>üzenleyici gevşekliğin ve piyasa denetimindeki boşlukların örneği olarak ele alıyor. </p>
<p>Reuters da benzer şekilde, sorunun yalnızca fon yöneticileriyle sınırlı olmadığını belirtiyor. Ajans, piyasa manipülasyonuna ilişkin uyarıların 2025 sonuna kadar uzandığını, buna rağmen balonun büyümeye devam ettiğini aktarıyor. Borsa İstanbul’un kriz sırasında BIST-100 endeksindeki şirketlerin dörtte birinden fazlasını değiştirmesi ve endekse giriş koşullarını sertleştirmesi, düzenleyici kurumların piyasanın yapısında sorun gördüğünün bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. </p>
<h3>Euronews, daha çok krizin <strong>siyasi bağlantıları</strong> üzerinde duruyor</h3>
<p>Euronews, AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın hisse işlemleriyle ilgili iddiaların ardından görevinden ayrılmasını, bazı malvarlığı tedbirlerinin kaldırılmasını ve muhalefetin “siyasi ilişkilerin araştırılması” taleplerini dosyanın finansal boyutuyla birlikte ele alıyor. Böylece kriz, uluslararası haberlerde yalnızca yatırımcı zararları ve fonların tasfiyesi üzerinden değil, iktidar çevreleriyle piyasa aktörleri arasındaki ilişkiler ve soruşturmanın bu ilişkilere ne ölçüde uzanacağı sorusu üzerinden de izleniyor.</p>
<p>Dışarıdan bakıldığında yan yana iki farklı anlatı var: Ankara, “bulaşma yok, sistem ayakta ve zarar kontrol altında” mesajı verirken; uluslararası ekonomi basınının temel olarak, bu kadar büyük ve görünür bir spekülatif yapının nasıl bu kadar uzun süre büyüyebildiği ve düzenleyici müdahalenin neden daha önce gelmediğini sorguladığı görülüyor.</p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 07 Oct 2026 01:02:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ali Emre Ballı'nın ölümüyle ilgili soruşturma başlatıldı]]></title><link>https://bianet.org/haber/ali-emre-balli-nin-olumuyle-ilgili-sorusturma-baslatildi-324172</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/07/ali-emre-balli-nin-olumuyle-ilgili-sorusturma-baslatildi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ali-emre-balli-nin-olumuyle-ilgili-sorusturma-baslatildi-324172</guid><description><![CDATA[“Fon krizi” soruşturmasında adı geçen iş insanı Ali Emre Ballı’nın Çekmeköy’de aracında ölü bulunmasının ardından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı olayın intihar mı cinayet mi olduğunun belirlenmesi için soruşturma başlattı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, “Fon krizi” soruşturmasında adı geçen iş insanı Ali Emre Ballı’nın ölümüyle ilgili soruşturma başlattı.</p>
<p>Finansal Kurumlar Birliği Başkanı ve Adil Varlık Yönetim Kurulu Başkanı Ballı, 6 Ekim’de saat 15.40 sıralarında Çekmeköy’ün Sırapınar Mahallesi’nde boş bir arazide bulunan aracının içinde başından silahla vurulmuş halde ölü bulunmuştu.</p>
<p>Başsavcılık, ihbar üzerine başlatılan soruşturmada araçtaki kişinin Ali Emre Ballı olduğunun tespit edildiğini belirterek, “Olayla ilgili tüm deliller ivedi toplanmaya başlanmış olup soruşturma titizlikle devam etmektedir” açıklamasını yaptı.</p>
<p>Savcılık, ölümün intihar mı, cinayet mi olduğuna ilişkin henüz herhangi bir değerlendirme açıklamadı.</p>
<p>Ballı’nın adı, son iki haftada 85 kişinin tutuklandığı “Fon krizi” soruşturmasında geçmişti. Kamuoyuna yansıyan haberlerde Ballı’nın, AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı ile ortaklığı bulunduğu da belirtiliyordu.</p>
<h3>Savcılıklardan 14 milyar liralık iddiaya yalanlama</h3>
<p>Ballı’nın ölümüyle ilgili soruşturmanın başlatıldığı gün, “Fon krizi” dosyasındaki başka bir iddiaya ilişkin İstanbul ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılıkları da açıklama yaptı.</p>
<p>Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Ahmet Şık, sosyal medya hesabından aktardığı bir iletide, Emre Tezmen’in 2026 Haziran veya Temmuz’da Erdin Özel’in şirketinden 14 milyar lirayı usulsüz biçimde aldığı ya da zimmetine geçirdiği iddiasıyla savcılığa suç duyurusunda bulunup bulunmadığını sormuştu.</p>
<p>Şık, böyle bir başvuru yapılmışsa adli işlem başlatılıp başlatılmadığını, yapılmış olmasına rağmen kayıtlarda görünmüyorsa suç duyurusunun “yok edilip edilmediğini” gündeme getirdi.</p>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, “Tera patronu Emre Tezmen aylar önce Erdin Özel’in 14 milyar TL’yi şahsi hesabına aktardığını belirleyince savcılığa başvurdu” şeklindeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını ve Başsavcılığa bu yönde bir müracaat bulunmadığını açıkladı.</p>
<p>Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı da kayıtların incelendiğini belirterek Emre Tezmen’in Erdin Özel hakkında 14 milyar liralık iddiayla herhangi bir başvuru veya şikâyette bulunmadığını bildirdi.</p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 07 Oct 2026 00:42:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Almanya: BSW ve CDU Saksonya-Anhalt'ta Parlamento Başkanlığını AfD'ye teslim etti]]></title><link>https://bianet.org/haber/almanya-bsw-ve-cdu-saksonya-anhalt-ta-parlamento-baskanligini-afd-ye-teslim-etti-324171</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/07/almanya-bsw-ve-cdu-saksonya-anhalt-ta-parlamento-baskanligini-afd-ye-teslim-etti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/almanya-bsw-ve-cdu-saksonya-anhalt-ta-parlamento-baskanligini-afd-ye-teslim-etti-324171</guid><description><![CDATA[AfD adayı Tobias Rausch, 48 oyla Landtag Başkanı, AfD'li Hans-Thomas Tillschneider de 44 oyla başkanvekili oldu. BSW 5 oyunu AfD'lilere vereceğini açıklamıştı. Gizli oylamaya karşın 4 fazla oyun CDU'dan geldiği, partinin 15 vekilini çekimser oy kullanmaya çağırmasına karşın sadece 5 çekimser oy sayılmasından anlaşılıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Saksonya-Anhalt eyaletinde 6 Eylül seçimlerini yüzde 43,8 oyla kazanan AfD, bir ay sonra eyalet parlamentosunun Başkanlığını ve 2 başkanvekilliğinden birini alarak İkinci Dünya Savaşı sonrasında bir eyalet parlamentosunun başına geçen ilk protofaşist parti oldu. </p>
<p>AfD parlamento grup başkanı ve eyalet teşkilatı genel sekreteri Tobias Rausch, salı günü 83 üyeli yeni Landtag’ın (eyalet parlamentosu) açılış oturumunda kullanılan 82 geçerli oyun 48’ini alarak ilk turda Landtag Başkanı seçildi. 29 milletvekili hayır oyu kullandı, 5 milletvekili çekimser kaldı. </p>
<p>AfD’nin Landtag’ta 39 milletvekili var. 5 milletvekilli BSW seçimden önce Rausch’u destekleyeceğini açıklamıştı. İki grubun toplamı 44 oy ediyor. Rausch’un aldığı 48 oy, AfD ve BSW dışından en az 4 milletvekilinin daha kendisine oy verdiğini gösteriyor.</p>
<p>BSW’nin beş milletvekili Rausch’a açık destek verirken, AfD ile BSW’nin toplam 44 sandalyesine karşı Rausch 48 oy aldı. SPD, Yeşiller ve Sol Parti’nin karşı oy kullanacaklarını açıklamış olması, dört fazla oyun CDU sıralarından geldiği konusunda kuşkuya yer bırakmıyor. </p>
<h3>BSW desteğini gizlemedi</h3>
<p>BSW’nin tutumu açıktı. Parti yönetimi seçimden önce en büyük grubun Landtag Başkanlığını almasını doğal bulduğunu ve Rausch’u destekleyeceğini duyurmuştu.</p>
<p>Böylece BSW’nin seçimden sonra AfD ile görüşmeye başlamasının ardından ilk somut parlamenter işbirliği Landtag Başkanlığı seçiminde gerçekleşti. AfD yönetimi, bunu partinin yıllardır karşılaştığı dışlamanın kırılması olarak yorumladı ve CDU’ya “yangın duvarı” politikasından vazgeçme çağrısı yaptı.</p>
<p>Yeşiller ve Sol Parti ise özellikle BSW’nin tutumunu eleştirdi. CDU cephesi de Rausch’un AfD ve BSW toplamından daha fazla oy almasını siyasi açıdan sorunlu buldu ancak dört ek oyun kendilerinden çıktığı tespitini doğrulamadı.</p>
<h3>AfD başkanvekilliğini de aldı</h3>
<p>Landtag Başkanlığı AfD’nin gün içindeki tek kazanımı olmadı.</p>
<p>AfD’nin sertlik yanlılarından Hans-Thomas Tillschneider, başkanvekilliği seçiminde 44 evet, 38 hayı<strong>r</strong> oyuyla seçildi; çekimser oy çıkmadı. AfD ile BSW’nin toplam sandalye sayısı da 44. Sonuç iki grubun birlikte hareket etmiş olmasıyla tam olarak örtüşüyor.</p>
<p>Tillschneider, AfD’nin olası eyalet hükümeti program taslağını kaleme alanlar arasında. Programda göç ve “remigrasyon” (göçmenlerin geldiği yere gönderilmesi) politikalarının sertleştirilmesini öngören başlıklar da bulunuyor.</p>
<p>Diğer başkanvekilliğine SPD adayı Armin Willingmann'ı geçen CDU’lu Carsten Borchert seçildi. </p>
<h3>Landtag Başkanı yalnızca oturum yönetmiyor</h3>
<p>Rausch’un seçilmesinin  önemi yalnızca sembolik değil. Landtag Başkanı oturumları yönetiyor, parlamentoyu dışarıya karşı temsil ediyor ve Landtag idaresinin başı. Parlamento personeli üzerinde idari yetkiye sahip.</p>
<p>Daha önemlisi, Saksonya-Anhalt Anayasası başkana Landtag binalarında “Hausrecht und Polizeigewalt”, yani bina üzerindeki yönetim ve polis yetkisini veriyor. Polis ve savcılığın parlamento binasındaki bazı işlemleri de başkanın iznine bağlı.</p>
<p>Bu yetkiler sınırsız değil; başkan anayasa, yasalar ve içtüzükle bağlı ve üçte iki çoğunlukla görevden alınabiliyor. Ancak AfD artık parlamentonun gündelik işleyişinin merkezindeki kurumsal bir makamı elinde tutuyor.</p>
<h3>4 fazla oy Aralık için neden önemli?</h3>
<p>Günün siyasi açıdan en önemli bilinmeyeni Rausch’a verilen 4 fazla oy. Bu durum özellikle aralıktaki başbakanlık seçimi açısından önemli AfD’nin eyalet lideri Ulrich Siegmund başbakanlığa aday olacağını açıkladı. AfD’nin 39 sandalyesi buna yetmiyor. </p>
<p>Landtag Başkanlığı için verilen fazla oylar AfD’nin gizli oylamalarda kendi grubu dışından oy alabildiğini ilk kez ölçülebilir biçimde gösterdi.</p>
<h3>Üçüncü turda çekimserler belirleyici olabilir</h3>
<p>Saksonya-Anhalt Anayasasına göre başbakan seçiminde ilk iki turda mutlak çoğunluk gerekiyor. Bu sağlanamaz ve erken seçim kararı da çıkmazsa üçüncü turda kullanılan oyların çoğunluğunu alan aday seçiliyor.</p>
<p>Bu nedenle üçüncü turda yalnız “evet” oyları değil, çekimserler ve oylamaya katılmayanlar da önem kazanıyor. Yeterli sayıda milletvekilinin çekimser kalması, kazanmak için gereken oy sayısını aşağı çekebilir.</p>
<p>Bu, AfD’nin aralık stratejisinin mutlaka başka partilerden açık destek almak zorunda olmadığı anlamına geliyor. Diğer gruplardaki milletvekillerinin nasıl oy kullandığı kadar, oy kullanıp kullanmadıkları da sonucu etkileyebilir.</p>
<h3>AfD hükümeti kurmadı, ama parlamentonun tepesine yerleşti</h3>
<p>CDU, SPD, Yeşiller ve Sol Parti AfD ile koalisyon kurmayacaklarını açıklamış durumda. Yeni başbakan seçilene kadar CDU’lu Sven Schulze görevi vekâleten sürdürecek.</p>
<p>Ancak 6 Ekim'deki iki oylama yeni Landtag’ın aritmetiğine ilişkin ilk somut veriyi üretti. Oylamalarda yalnızca Almanya’daki ilk AfD’li Landtag Başkanı seçilmiş olmadı, aynı zamanda AfD ile BSW arasındaki kurumsal işbirliğinin ilk kez açık biçimde parlamentonun yönetimine yansıdı ve gönlü AfD'de olan CDU'luların mahcubiyet çıtasını da aşağı çekti. </p>
<p>Berlin seçimleri sonrasında Die Tagesspiegel gazetesinin konuştuğu Holokost tarihçisi Wolfgang Benz AfD'nin tırmanışını şöyle değerlendirmişti:</p>
<blockquote>
<p>"On yıllardır dünya genelinde şu mesajı verdim: 1933 yılı bir daha yaşanmamalı. Ancak AfD'nin baş döndürücü yükselişi beni tedirgin ediyor. NPD ve Cumhuriyetçiler (Die Republikaner) gibi selefleri sonunda kendi kendilerini bitirmişlerdi. AfD ise demokrasiyi, bizzat demokrasinin kendi kurallarıyla baltalamak istiyor.</p>
<p>"Bir tarihçi olarak Weimar Cumhuriyeti dönemine dönüp bakıyorum. Süreç, 1930'da Nazi Partisi'nin (NSDAP) Thüringen'de bir koalisyon hükümetine dahil olmasıyla başlamıştı. İki yıl sonra ilk eyalet başbakanlarını atadılar. Ardından demokrasinin kalesi konumundaki Prusya'nın yapısı dağıtıldı ve Sosyal Demokrat hükümet muhafazakârlar tarafından devrildi. 1933'te ise Hitler, Franz von Papen gibi muhafazakârlar tarafından iktidara getirildi. Elbette, benzer bir durum yeniden yaşanabilir. Nitekim bir yıl önce, Almanya'nın mevcut Şansölyesi, AfD'nin (Almanya için Alternatif) oylarıyla bir tasarıyı Bundestag'dan geçirmişti."</p>
</blockquote>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 06 Oct 2026 23:22:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Fransa: Liseliler yüz binleri yanlarına aldılar; hükümeti masaya oturttular]]></title><link>https://bianet.org/haber/fransa-liseliler-yuz-binleri-yanlarina-aldilar-hukumeti-masaya-oturttular-324170</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/06/fransa-liseliler-yuz-binleri-yanlarina-aldilar-hukumeti-masaya-oturttular.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/fransa-liseliler-yuz-binleri-yanlarina-aldilar-hukumeti-masaya-oturttular-324170</guid><description><![CDATA[Fransa'da salı günü  İçişleri Bakanlığı'na göre 256 bin, düzenleyicilere göre 450 bin kişi yürüdü. Öğretmenler, veliler, üniversiteliler ve sendikaların da katıldığı eylemlerde 6 bini aşkın kişi gözaltına alındı. Hükümet ilk geri adımı atıp öğrencileri masaya çağırdı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Fransa’da salı günü ülkenin dört bir yanında lise öğrencileri, üniversiteliler, öğretmenler, veliler ve sendikacılar sokaklara çıktı. İçişleri Bakanlığı ülke çapında 256 bin, Paris’te 56 bin kişinin yürüdüğünü açıkladı. Eylemlerin başlıca örgütleyicilerinden Lise Sendikaları Birliği (Union Syndicale Lycéenne – USL) ise toplam katılımı 450 bin, Paris’tekini 100 bin olarak açıkladı.</p>
<p>Eğitim Bakanlığı 891 lisede derslerin tamamen ya da kısmen aksadığını bildirdi. Öğrenci örgütleri  ise daha yüksek rakamlar veriyor.<br><br>21 Eylül’de Paris’in kuzeyindeki Saint-Exupéry Lisesi’nde öğretmen ve personel eksikliğine karşı başlayan protesto, üç haftadan kısa sürede son on yılların en büyük öğrenci hareketlerinden birine dönüştü.</p>
<p>Paris’te République’den Nation’a uzanan yürüyüşte polisle bazı göstericiler arasında çatışmalar çıktı; çevik kuvvet göz yaşartıcı gaz kullandı. Lyon, Rennes, Strasbourg ve başka kentlerde de müdahaleler yaşandı. İçişleri Bakanlığı yalnız salı günü 400’den fazla kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Hareketin başlangıcından bu yana gözaltına alınanların sayısı 6 bini aştı; bunların büyük bölümü reşit olmayan öğrencilerden oluşuyor.</p>
<h3>Bir lisede başladı, bütün ülkeye yayıldı</h3>
<p>İlk kıvılcım, Saint-Exupéry Lisesi’nde öğrencilerin, öğretmenlerinin, personel ve kaynak eksikliğine karşı yaptığı greve katılmasıyla çakıldı. Okula ek personel gönderilmesi üzerine grev Saint-Exupéry'de biterken, başka liselere çoktan sıçramıştı.</p>
<p>Öğrencilerin ortak sorunları; öğretmen eksikliği, boş geçen dersler, kalabalık sınıflar, bakımsız okul binaları, ağır ders programları ve üniversiteye geçiş sistemindeki eşitsizlikler üzerinde yoğunlaşıyor.</p>
<p>CNN’in aktardığı verilere göre ortaöğretimde bugün 2008’e kıyasla yaklaşık 250 bin daha fazla öğrenci bulunmasına karşın öğretmen sayısı daha düşük. Devlet okullarında sınıfların yüzde 70’inde 30’dan fazla öğrenci bulunuyor.</p>
<p>Üniversite öğrencileri de birçok kentte lise kortejlerine katıldı, bazı kampüslerde dersler iptal edildi. Öğretmen sendikaları, veli örgütleri ve büyük işçi konfederasyonları 6 Ekim yürüyüşlerini destekledi.</p>
<h3>Polis müdahalesi hareketin ikinci gündemi oldu</h3>
<p>Hareket büyüdükçe polis müdahaleleri de protestoların temel hedeflerinden biri oldu. </p>
<p>Başbakan Sébastien Lecornu’nun açıkladığı resmi bilançoya göre şimdiye kadar 215 öğrenci ile 85 eğitim çalışanı yaralandı; yaralanan polis ve jandarma sayısı 700’ü geçti.</p>
<p>En sert gelimelerden birinde Lens kentinde 15 yaşındaki bir öğrenci polis müdahalesi sırasında kullanılan bir bombanın patlaması sonucu elini kaybetti. Polis kaynakları, öğrencinin yere düşen patlayıcıyı eline aldığını ileri sürüyor; ancak savcılık, olayın oluş biçiminin henüz kesinleşmediğini belirtiyor.</p>
<p>Tours’da 16 yaşındaki başka bir öğrencinin bir gözü görme yetisini kaybetti. Saint-Ouen-l’Aumône’da 14 yaşındaki Eden’in yüzüne isabet eden göz yaşartıcı gaz mühimmatı da çenesinde iki kırığa yol açtı.</p>
<p>Polis müdahalelerine ilişkin 10 ayrı soruşturma açıldı. Veliler, öğretmenler, sendikacılar, insan hakları savunucuları ve bazı yerel seçilmişler salı günü beyaz kol bantlarıyla kortejlere katılarak öğrencilerle polis arasında “tampon bölge” oluşturmaya çalıştı.</p>
<h3>Hükümet masaya oturmak zorunda kaldı </h3>
<p>Salı günü, yüzbinler, başından beri hareketi sadece kamu düzeninin bozulması ve şiddet ekseninde ele alan hükümeti başlangıçtaki tutumunu değiştirmek zorunda bıraktı.</p>
<p>Eğitim Bakanı Édouard Geffray daha önce öğrenci temsilcileriyle görüşmüş, ancak anlaşmaya varılamamştı. Salı günkü velileri, sendikaları ve üniversitelileri de kapsayan kitlesel gösterilerin ardından Başbakan Lecornu, liselerde çarşambadan itibaren öğrencilerin taleplerinin doğrudan tartışılacağı toplantılar düzenlenmesini istedi. Öğretmen eksikliklerinin giderilmesi, okul günlerinin düzenlenmesi ve binaların yaşanabilirlik koşulları konusunda ekim sonuna kadar önerilerin hazırlanacağı açıklandı.</p>
<p>Hükümet ayrıca 2027 için fen liseleri ve hazırlık sınıflarında ödentilerin artırılmasını öngören yeni ücret planından da geri adım attı.</p>
<p>Ancak öğrencilerin temel talepleri olan yeni öğretmen ve personel istihdamı, bina yatırımları ve eğitim bütçesinin artırılması konusunda hükümet henüz bağlayıcı bir söz vermedi. </p>
<p>Lecornu, Ulusal Meclis’te “aşırı şiddet liselerimizin kapısına kadar geldi" derken, polise siyasi baskı talimatı verildiği suçlamasını reddetti. Hükümet, sokaktan gelen baskı karşısında ikili bir tutum izlemeye başladı: Bir yandan öğrencilerin dersleri durdurmasını ve üzerlerine polis gönderilmesine direnmelerini "çatışma" ve "şiddet" gibi güvenlikçi terimlerle tanımlıyor; öte yandan eğitim sistemindeki sorunları kabul ederek müzakere kanalı açıyor.</p>
<h3>Hareket yalnız liselilerin hareketi olmaktan çıktı </h3>
<p>Salı günü, öğretmenler, veliler, üniversite öğrencileri ve sendika delegeleri birçok kentte lise öğrencileriyle birlikte aynı kortejlerde yürüdü. Bazı demiryolu işçileri ve çiftçi grupları da eyleme katıldı.</p>
<p>Bu henüz birleşik bir işçi-öğrenci grevi değil. Ancak protestonun okul duvarlarını aştığı ve tek tek liselerde personel açığı kapatılarak yatıştırılabilecek bir hareket olmaktan çıkmaya başladığı görülüyor.</p>
<p>Üniversite örgütleri lise öğrencileriyle birlikte “10 acil önlem” platformu oluşturdu. Talepler arasında yükseköğretimde yeni kontenjanlar açılması, sosyal yardım kesintilerinin geri çekilmesi, öğrencilerden 1 avroluk yemek katkısı alınması sonlandırılarak ücretsiz öğrenci yemeği verilmesi ve eğitim kurumlarına yeni kaynak ayrılması yer alıyor.</p>
<h3>İlk sınav üniversitelerde</h3>
<p>Hareketin bundan sonra nereye yöneleceği, Yükseköğretim Bakanlığı ve öğrenci örgütleri arasındaki görüşmelerden çıkacak sonuçlara bağlı. Somut bir sonuç elde edilememesi halinde kampüslerde derslerin durdurulması da gündemde.</p>
<p>Üniversitelerin greve geniş çaplı katılması, hareketin niteliğini değiştirebilir. O takdirde lise merkezli eğitim protestosu, hükümetin yükseköğretim ve sosyal politika tercihlerini de hedef alan daha geniş bir gençlik hareketine dönüşebilir.</p>
<h3>Asıl çatışma alanı bütçe</h3>
<p>Hükümet kamu açığını gayrisafi yurtiçi hasılanın yaklaşık yüzde 5’ine düşürmeye çalışıyor. Artan borçlanma maliyetleri ve yüksek kamu borcu, yeni öğretmen, personel ve bina harcamalarını kısıtlıyor.</p>
<p>Öğrencilerin talepleri ise tam tersine yeni kamu harcaması gerektiriyor. Bu nedenle hükümetin öğrencileri dinlediğini göstermesi onların temel taleplerini yerine getirmeye hazır olduğu anlamına gelmiyor. </p>
<p>Önümüzdeki haftalarda hareketin geleceğini belirleyecek temel karar bu bağlamda ortaya çıkacak: Hükümet sınırlı tavizler ve okul bazında çözümlerle hareketi daraltmayı başaracak mı, yoksa bütçe tartışması liselerdeki hoşnutsuzluğu üniversiteler ve örgütlü emekle daha sıkı biçimde birleştirebilecek mi?</p>
<h3>Bir Trump eksikti: ABD Başkanı protestoları “İslam”a bağladı</h3>
<p>ABD Başkanı Donald Trump da salı günü olaylara müdahil oldu. Truth Social’da protestoların eğitimle ilgili olmadığını ileri sürerek yaşananları “kontrolden çıkmış kitlesel göç” ve “İslam’ın Fransa’yı ele geçirme isteği” ile ilişkilendirdi.</p>
<p>Ancak harekete ilişkin temel göstergeler ve kronoloji, sürecin öğretmen ve personel eksikliğin yönelik bir okul grevinden doğduğunu gösteriyor. Öğrencilerin talepleri öğretmen açığı, sınıf mevcutları, bina koşulları, üniversiteye giriş ve eğitim kaynakları üzerinde yoğunlaşıyor.</p>
<h3>Bu 1968 değil, ama artık bir okul protestosundan da fazlası </h3>
<p>Boyun Eğmeyen Fransa (La France Insoumise) lideri Jean-Luc Mélenchon hareketi “1968’den beri en güçlü lise ve üniversite gençliği hareketi” olarak nitelendirdi.</p>
<p>Mayıs 1968’de öğrenci protestoları milyonlarca işçinin genel greviyle birleşmişti; bugünkü hareket henüz o aşamada değil. Ancak 6 Ekim bir eşiği aştırdı: Üç hafta önce tek bir banliyö lisesinde başlayan protesto artık yüz binleri sokağa çıkarabiliyor, yüzlerce okulda eğitimi aksatıyor ve üniversitelileri, öğretmenleri, velileri ve sendikaları aynı hatta buluşturuyor.</p>
<p>Liselilerin hareketi hükümeti masaya oturttu. Hükümetin hiçbir mali taahhüt altına girmeyi telaffuz etmeyişi, masadan hareketin kalkış noktasındaki açıkları kapatmaya yetecek bir tavize yanaşabileceğine dair bir ihtimali işaret etmiyor. Yeni mücadele alanı, büyük ölçüde üniversite kampüsleri ve ve ekim boyunca bütçe kavgasının verileceği parlamento olacak. </p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 06 Oct 2026 21:50:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Mersin'deki pijamalı kadın görüntüsüne soruşturma açıldı]]></title><link>https://bianet.org/haber/mersin-deki-pijamali-kadin-goruntusune-sorusturma-acildi-324168</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/06/mersin-deki-pijamali-kadin-goruntusune-sorusturma.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/mersin-deki-pijamali-kadin-goruntusune-sorusturma-acildi-324168</guid><description><![CDATA[Zengin, konuyla ilgili Adalet Bakanlığı ile görüştüğünü belirterek İçişleri Bakanlığı’nın görüntüleri çeken kolluk görevlileri hakkında soruşturma başlattığını açıkladı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, Mersin’de belediyelere yönelik operasyon sırasında evine girilen bir kadının pijamalı görüntülerinin basına servis edilmesini TBMM gündemine taşıdı.</p>
<a href='/haber/kocyigit-ten-pijamali-goruntuye-tepki-goruntu-nasil-kamuoyuna-cikti-324113' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/05/kocyigit-sordu-kadinin-evindeki-mahrem-goruntu-nasil-kamuoyuna-cikti.jpg' alt='Koçyiğit&#39;ten pijamalı görüntüye tepki: Görüntü nasıl kamuoyuna çıktı?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Koçyiğit'ten pijamalı görüntüye tepki: Görüntü nasıl kamuoyuna çıktı?</h5>
<div class='date'>5 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>Emir’in gündeme getirdiği görüntülerle ilgili AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin açıklama yaptı. Zengin, olayın kendisini de rahatsız ettiğini belirterek görüntülerin çekilmesi ve paylaşılmasıyla ilgili soruşturma başlatıldığını söyledi.</p>
<h3>“Mahremiyeti çalınıyor”</h3>
<p>Zengin, Meclis’te yaptığı açıklamada, bir kadının kendi evinde görüntüsünün izni olmadan çekilmesinin ve yayımlanmasının suç olduğunu söyledi.</p>
<p>Zengin şöyle konuştu:</p>
<p>“Mersin'de bir kadının sabah çok erken bir saatte, hangi saatte olursa olsun, kendi evinde, kendini en rahat hissettiği yerde mahremiyeti çalınıyor ve onun izni alınmadan görüntüsü çekiliyorsa, yayınlanmasa bile görüntüsü çekiliyorsa ve bir de yayınlanıyorsa bu bir suçtur. Bunu takip etmek bizim vazifemizdir.”</p>
<p>Zengin, konuyla ilgili Adalet Bakanlığı ile görüştüğünü belirterek İçişleri Bakanlığı’nın görüntüleri çeken kolluk görevlileri hakkında soruşturma başlattığını açıkladı.</p>
<h3>“Görüntüyü çeken ve paylaşanlar yaptırımla karşılaşacak”</h3>
<p>Zengin, soruşturmanın sonucunda görüntüleri çeken ve paylaşan kişiler hakkında yaptırım uygulanacağını söyledi.</p>
<p>“İçişleri Bakanlığı bu görüntüleri çeken kolluk güçleriyle alakalı soruşturma başlattı. Bu soruşturma neticesinde görüntüyü çeken ve paylaşanlar muhakkak bir yaptırımla karşı karşıya kalacaktır.”</p>
<p>Zengin ayrıca Adalet Bakanlığı’nın olayın ardından yeni bir genelge yayımladığını belirtti. Genelgenin, soruşturma süreçlerinde kadınların ve ailelerin taraf ve müdahil olduğu durumlarda izlenecek usule ilişkin düzenlemeler içerdiğini söyledi.</p>
<a href='/haber/ozelden-mersindeki-goruntulere-tepki-o-sarlatani-ya-sen-durdur-ya-gelip-biz-durduracagiz-324042' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/02/ozgur-ozelden-mersindeki-goruntulere-tepki-o-sarlatani-ya-sen-durdur-ya-gelip-biz-durduracagiz.jpg' alt='Özel’den Mersin’deki görüntülere tepki: ‘O şarlatanı ya sen durdur ya gelip biz durduracağız’' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Özel’den Mersin’deki görüntülere tepki: ‘O şarlatanı ya sen durdur ya gelip biz durduracağız’</h5>
<div class='date'>2 Ekim 2026</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/mersinde-pijamali-goruntulerin-servis-edilmesine-esikten-tepki-324039' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/02/mersinde-pijamali-goruntulerin-servis-edilmesine-esikten-tepki.webp' alt='Mersin’de pijamalı görüntülerin servis edilmesine EŞİK’ten tepki' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Mersin’de pijamalı görüntülerin servis edilmesine EŞİK’ten tepki</h5>
<div class='date'>2 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 06 Oct 2026 17:27:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Politik mücadeleyi anlatan "Bozkır" tiyatroseverlerle buluşuyor]]></title><link>https://bianet.org/haber/politik-mucadeleyi-anlatan-bozkir-tiyatroseverlerle-bulusuyor-324167</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/06/politik-mucadeleyi-anlatan-bozkir-tiyatroseverlerle-bulusuyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/politik-mucadeleyi-anlatan-bozkir-tiyatroseverlerle-bulusuyor-324167</guid><description><![CDATA[Toplumsal baskı, iktidar arzusu ve bireyin içsel dönüşümünü sahneye taşıyan Bozkır, tek kişilik yapısıyla öne çıkarak, Doğukan Polat’ın derinlikli anlatımıyla izleyiciyi çarpıcı bir yüzleşmeye davet ediyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz sezonun en iddialı ve ses getiren yapımlarından biri olan “Bozkır", seyircinin yoğun ilgisiyle yeni sezona yarın "merhaba" diyor.</p>
<p>Bir Standarts Yapım prodüksiyonu olan oyun, sezonun ilk İstanbul gösterimini Baba Sahne’de yarın izleyici ile buluşuyor. </p>
<p>Yazarlığını ve yönetmenliğini Sertaç Sayın’ın üstlendiği tek kişilik yapımda, başarılı oyuncu <strong>Doğukan Polat</strong> sergilediği performansla izleyicileri büyüledi. Oyunculuğunun yanı sıra sahnede bağlama çalarağ sergilediği performansla da dikkat çeken Polat; beden dili, ses kullanımı ve yüksek enerjisiyle seyircileri derin bir yüzleşmeye davet ediyor.</p>
<p>Toplumsal baskı, iktidar arzusu ve bireysel dönüşüm temalarını odağına alan "Bozkır", ailesinin yıllardır sürdürdüğü gücü kaybeden Payidar Muhtar’ın hikâyesini anlatıyor. Kaybettiği iktidarı geri kazanmak adına Cumhurbaşkanı aday adayı olmaya karar veren Payidar, bu süreçte sadece politik bir yarışın içine girmekle kalmayıp kendi kimliğini de derinden sorgulamaya başlıyor. Güç, aidiyet ve benlik kavramları etrafında şekillenen bu yolculuk; masumiyet, aşk ve kırılganlık gibi insana dair temel duyguları katman katman sahneye taşıyor.</p>
<p>Yönetmen yardımcılığını Fatih Sevdi ve Tanıl Yöntem’in yaptığı oyunun arkasında güçlü bir mutfak ekibi yer alıyor. Eren Uğurhan’ın ışık tasarımı, Rabia Kip Telek’in afiş ile dekor tasarımı ve Serkan Kavurt’un dekor uygulamasıyla şekillenen sahneye; R. Dilara Akalın’ın kostümleri ve Seda Özgiş’in hareket tasarımı eşlik ediyor.</p>
<p>Yapımcılığını Mehmet Küçükgünaydın’ın, yapım amirliğini Salih Ronayi Gültekin’in ve koordinatörlüğünü Ece Şahin ile R. Dilara Akalın’ın üstlendiği projede müzik danışmanlığını Cem Erdost, repetitörlüğü Ozan Demir yürütüyor. Reji asistanlığında Seçil Aras ve Özlem Göksu Dura yer alırken; afiş fotoğrafları Mürsel Çoban, video çekim ve kurgu ise Berkan Karadede ile Renas Gültekin imzası taşıyor.</p>
<h3><strong>Oyun Programı</strong></h3>
<p>"Bozkır", önümüzdeki günlerde İstanbul, Bursa ve Sakarya’da tiyatroseverlerle buluşmaya devam edecek:</p>
<p>Ekim Programı:</p>
<ul>
<li>
<p>7 Ekim Çarşamba (20.30): Kadıköy Baba Sahne</p>
</li>
<li>
<p>11 Ekim Pazar (20.30): Kartal İBB Bülent Ecevit Kültür Merkezi</p>
</li>
<li>
<p>18 Ekim Pazar (20.30): Sahne Beşiktaş</p>
</li>
</ul>
<p>Kasım Programı:</p>
<ul>
<li>
<p>3 Kasım Salı (20.30): İstanbul Moda Sahnesi</p>
</li>
<li>
<p>13 Kasım Cuma (20.30): Bursa Podyum Sanat Mahal</p>
</li>
<li>
<p>17 Kasım Salı (20.30): Tuzla İBB İdris Güllüce Kültür Merkezi</p>
</li>
<li>
<p>20 Kasım Cuma (20.30): Sakarya Kale Sahne</p>
</li>
</ul>
<p>Aralık Programı:</p>
<ul>
<li>
<p>30 Aralık Çarşamba (20.30): İstanbul Moda Sahnesi</p>
</li>
</ul>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 06 Oct 2026 17:19:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İmamoğlu: Erdoğan’ın hayalindeki Türkiye operasyonlar ülkesidir]]></title><link>https://bianet.org/haber/imamoglu-erdoganin-hayalindeki-turkiye-operasyonlar-ulkesidir-324165</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/06/imamoglu-erdoganin-hayalindeki-turkiye-operasyonlar-ulkesidir.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/imamoglu-erdoganin-hayalindeki-turkiye-operasyonlar-ulkesidir-324165</guid><description><![CDATA[İmamoğlu, "Bu millet sandıkta 'sil baştan' diyecek, Türkiye'yi huzura kavuşturacak tek iradedir" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Görevden uzaklaştırılan tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Vahap Seçer'in tutuklanmasına tepki gösterdi.</p>
<p>İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi isimli X hesabından yapılan paylaşımında şöyle seslendi:</p>
<p>"Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Vahap Seçer'in tutuklanması, milli iradeyi gasp eden 'vurguncu' anlayışın çaresizliğinin geldiği son aşamadır. Erdoğan siyasetinin geldiği nokta 'operasyon bağımlılığıdır'. Erdoğan'ın hayalindeki Türkiye, 'operasyonlar ülkesidir.' Sandıktan ve milletten ümidini kesmiştir. Erdoğan millet iradesine, yanındakiler ise devletin ve milletin malına çökmeye bağımlı hale gelmiştir. Eyüpsultan, Yenişehir, Mezitli Belediye Başkanları ve Ataşehir Belediye Başkan Vekilinin tutukluluğu da bir yolsuzluk operasyonu değil; 'asrın soygunu fon vurgunu' faillerinin gündemi örtme çabasının, dengesini kaybetmiş yargı kollarının siyasi operasyonlarının devamıdır. Bu millet sandıkta 'sil baştan' diyecek, Türkiye'yi huzura kavuşturacak tek iradedir."</p>
<a href='/haber/mersinde-3-belediye-baskani-tutuklandi-324140' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/06/mersinde-3-belediye-baskani-tutuklandi.webp' alt='Mersin’de 3 belediye başkanı tutuklandı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Mersin’de 3 belediye başkanı tutuklandı</h5>
<div class='date'>6 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 06 Oct 2026 16:45:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Başakşehir’de ortaokulda bıçaklı saldırı: Bir çocuk hayatını kaybetti]]></title><link>https://bianet.org/haber/basaksehirde-ortaokulda-bicakli-saldiri-bir-cocuk-hayatini-kaybetti-324164</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/06/basaksehirde-ortaokulda-bicakli-saldiri-bir-cocuk-hayatini-kaybetti.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/basaksehirde-ortaokulda-bicakli-saldiri-bir-cocuk-hayatini-kaybetti-324164</guid><description><![CDATA[İstanbul Başakşehir’de bir ortaokula başka bir okulun formasını giyerek giren 15 yaşındaki lise öğrencisi, sekiz çocuğu bıçakla yaraladı. Yaralanan çocuklardan biri hayatını kaybetti. Saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen çocuk gözaltına alındı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’un Başakşehir ilçesindeki Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu’nda bugün (6 Ekim) sabah saatlerinde bıçaklı saldırı meydana geldi.</p>
<p>Yetkililerin açıklamalarına göre, başka bir lisede eğitim gören 15 yaşındaki bir çocuk, okul forması giyerek ortaokula girdi ve öğrencilere bıçakla saldırdı.</p>
<p>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, saldırıda ağır yaralanan çocuklardan birinin hayatını kaybettiğini açıkladı.</p>
<p>İstanbul Valisi Davut Gül ise saldırının ardından yaptığı açıklamada beş çocuğun hafif, iki çocuğun ağır yaralandığını, bir çocuğun da ameliyata alındığını söyledi.</p>
<p>Gül, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen çocuğun aynı mahallede yaşadığını ve başka bir okulda eğitim gördüğünü belirterek, “Okul kıyafetiyle içeri giriyor. Çocukları hedef gözetmeden bıçaklıyor” dedi.</p>
<p>Saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen çocuk polis tarafından gözaltına alındı.</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">BASIN AÇIKLAMASI 6 Ekim 2026 tarihinde İstanbul’un Başakşehir ilçesindeki bir ortaokulda meydana gelen olayda 8 öğrencimiz yaralanmış ve hastanelere sevk edilmiştir. Tedavi altına alınan öğrencilerimizden Eslem Sare Bulut, yapılan tüm müdahalelere rağmen vefat etmiştir. Yaralanan diğer 7 öğrencimizin tedavileri devam etmektedir. Olayın ardından güvenlik güçlerimizce derhâl çalışma başlatılmış; olayı gerçekleştirdiği belirlenen öğrenci kısa sürede yakalanmış ve hakkında gerekli adli işlemlere başlanmıştır. Hadisenin tüm yönleriyle aydınlatılması amacıyla Bakanlığımız tarafından 1 Mülkiye Başmüfettişi ile 1 Polis Başmüfettişi görevlendirilmiş; olayın öncesi ve meydana geliş sürecine ilişkin bütün hususlar hassasiyetle değerlendirilmektedir. Bakanlığımız, Millî Eğitim Bakanlığı ve ilgili kurumlarla koordinasyon içerisinde; benzer hadiselerin tekrar yaşanmaması amacıyla okullarda ve okul çevrelerinde uygulanan güvenlik tedbirlerini gözden geçirmekte, ihtiyaç duyulan ilave önlemlere yönelik çalışmalarını sürdürmektedir. Hayatını kaybeden evladımız Eslem Sare Bulut’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, eğitim camiasına ve aziz milletimize başsağlığı, tedavileri devam eden öğrencilerimize acil şifalar diliyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</p>
— T.C. İçişleri Bakanlığı (@TC_icisleri) <a href="https://x.com/TC_icisleri/status/2107453165696078018?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow">October 6, 2026</a></blockquote>
<h3>Okulda eğitime iki gün ara verildi</h3>
<p>Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), saldırının ardından okulda bugün ve yarın eğitime ara verildiğini açıkladı.</p>
<p>Bakanlık, olayla ilgili adli ve idari soruşturma başlatıldığını, iki eğitim müfettişinin görevlendirildiğini bildirdi.</p>
<p>Saldırıdan etkilenen öğrenciler, öğretmenler ve veliler için psikososyal destek çalışmalarının da başlatıldığı belirtildi.</p>
<a href='/haber/basaksehirde-bes-ogrencinin-yaralandigi-olayla-ilgili-yayin-yasagi-324144' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/06/basaksehirde-bes-ogrencinin-yaralandigi-olayla-ilgili-yayin-yasagi.jpg' alt='Başakşehir’de beş öğrencinin yaralandığı olayla ilgili yayın yasağı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Başakşehir’de beş öğrencinin yaralandığı olayla ilgili yayın yasağı</h5>
<div class='date'>6 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Yayın yasağı getirildi</h3>
<p>İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliği, saldırıyla ilgili yayın yasağı kararı verdi.</p>
<p>RTÜK’ün duyurduğu karara göre, soruşturma tamamlanıncaya kadar olayla ilgili haber, röportaj ve eleştiri yayınları yasaklandı.</p>
<p>(NÖ)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 06 Oct 2026 16:19:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bakırhan: Öcalan’dan sorumluluk bekleniyorsa koşulları da oluşturulmalı]]></title><link>https://bianet.org/haber/bakirhan-ocalandan-sorumluluk-bekleniyorsa-kosullari-da-olusturulmali-324162</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/06/bakirhan-ocalandan-sorumluluk-bekleniyorsa-kosullari-da-olusturulmali.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/bakirhan-ocalandan-sorumluluk-bekleniyorsa-kosullari-da-olusturulmali-324162</guid><description><![CDATA[DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, “Barışın terazisinin iki kefesi vardır. Bir kefeye silah bırakıldıysa diğer kefeye hukuk konulmalıdır” dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yeni yasama yılının ilk Meclis Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Konuşmasının önemli bölümünü iktidar ile PKK arasında yürütülen süreç ve Meclis’in sorumluluğuna ayıran Bakırhan, sürecin ilerlemesi için karşılıklı adımlar atılması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Bakırhan, “Barışın terazisinin iki kefesi vardır. Bir kefeye silah bırakıldıysa diğer kefeye hukuk konulmalıdır” dedi.</p>
<h3>Bakırhan’dan Öcalan çağrısı</h3>
<p>Süreç kapsamında kurulan komisyonların çalışmalarına başlamasını isteyen Bakırhan, somut adımların atılması gerektiğini söyledi.</p>
<p>“Gavek ji hezar gotina çêtir e” sözünü hatırlatan Bakırhan, bunun “Bir somut adım bin sözden iyidir” anlamına geldiğini belirtti.</p>
<p>Bakırhan, Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulu’nun etkin çalışmasının sürecin tamamlanması açısından “tarihi bir öneme” sahip olduğunu söyledi.</p>
<p>Kurulun Öcalan’ın koordinasyonunda çalışmaya başlaması gerektiğini belirten Bakırhan şöyle konuştu:</p>
<p>“Bu kurul bir an evvel Sayın Öcalan’ın koordinatörlüğünde çalışmalara başlamalıdır. Kurulun bu tarihi sorumluluğu yerine getirebilmesi için iktidarın ve devletin cesur, ciddi adımlar atmasının zamanı artık gelmiştir.”</p>
<p>Bakırhan, Öcalan’ın süreçte sorumluluk üstlenmesinin beklendiğini belirterek bunun için gerekli koşulların oluşturulması gerektiğini söyledi.</p>
<p>“Bugün Sayın Öcalan’dan böylesine ağır bir sorumluluk üstlenmesini bekliyorsunuz. O sorumluluğu yerine getirebileceği imkanları ve hukuku oluşturmak gerekmiyor mu? Ondan dolayı diyoruz ki; Sayın Öcalan’ın özgür çalışma, görüşme ve iletişim koşulları sağlanmalı. İlgili taraflarla düzenli temas kurabilmesinin önü açılmalıdır.”</p>
<h3>“Bir kefeye silah bırakıldıysa diğer kefeye hukuk konulmalı”</h3>
<p>Barış sürecinin karşılıklı adımlarla ilerleyebileceğini söyleyen Bakırhan, hukuki düzenlemelerin de sürecin bir parçası olması gerektiğini savundu.</p>
<p>“Barışın terazisinin iki kefesi vardır. Bir kefeye silah bırakıldıysa diğer kefeye hukuk konulmalıdır. Çünkü silahsızlanma, hukuki karşılığı olan bir meseledir. Demokratik hakların tanınmasının, hukuki güvencelerin sağlanmasının önünde bariyerler konulamaz.”</p>
<p>Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bir kefeye fesih konulduysa öbür kefeye hukuki güvence ve siyaset konulmalıdır. Tek kefesine yük binen bir barış doğru çalışmaz, doğru tartmaz. Eğer bir sorumluluk isteniyorsa o sorumluluğun yerine getirilebileceği koşullar da oluşturulmalıdır.”</p>
<p>Barış sürecinin ilerlemesinin demokratikleşme ve toplumsal sözleşme açısından da önemli olduğunu belirten Bakırhan, “Adım karşılığında adım üretir. Her karşılık yeni bir güven üretir. Güven arttıkça daha zor meseleler konuşulabilir hale gelebilir” dedi.</p>
<h3>“Meclis’in önünde ertelenmeyecek bir görev var”</h3>
<p>Meclis’in sürecin ilerlemesi konusunda sorumluluk alması gerektiğini belirten Bakırhan, Çerçeve Yasa’nın öngördüğü İzleme Komisyonu’nun kurulmasını istedi.</p>
<p>“Meclis’in önünde ertelenmeyecek bir görev var. Çerçeve Yasa’nın öngördüğü İzleme Komisyonu en kısa zamanda kurulmalı ve çalışmalarına başlamalıdır. Meclis, uygulamayı izlemeli, aksayan noktaları gündemine almalı, taraflarla görüşmeli, ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeler için harekete geçmelidir.”</p>
<p>DEM Parti olarak sorumluluk almaya hazır olduklarını söyleyen Bakırhan, diğer siyasi partilere de çağrı yaptı.</p>
<p>“Biz sorumluluk almaya hazırız DEM Parti olarak. Bütün partileri de bu tarihi süreçte sorumluluk almaya çağırıyoruz.”</p>
<h3>Kobanê davası: “Arkadaşlarımız özgürlüklerine kavuşmalı”</h3>
<p>Bakırhan, 6-8 Ekim 2014’te yaşanan Kobanê eylemlerinin yıl dönümüne de değindi.</p>
<p>Dönemi “çok karanlık bir dönem” olarak nitelendiren Bakırhan, yaşamını yitirenlerin faillerinin ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Kobanê davasında tutuklu bulunan siyasetçilerin serbest bırakılması çağrısı yapan Bakırhan, “Aradan geçen 12 yıla rağmen Kobanê Kumpas Davasında bir hukuk garabeti hâlâ devam ediyor. Arkadaşlarımız halen tutuklu. Yerel mahkemenin vermiş olduğu karara rağmen tutuklu olmalarını kabul etmiyoruz. Bunun izahı yok” dedi.</p>
<p>Bakırhan, “Bir an önce Kobanê Kumpas Davasında yargılanan arkadaşlarımızın artık özgürlüklerine kavuşması gerekiyor” diye konuştu.</p>
<h3>“Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgunu”</h3>
<p>Bakırhan’ın gündeminde “fon krizi” tartışmaları da vardı.</p>
<p>Yaşananları “Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgunu” ve “yüz yıllık vurgun” sözleriyle nitelendiren Bakırhan, milyonlarca kişinin geçim sıkıntısı yaşarken bazı kişilerin büyük miktarlarda para kazandığını söyledi.</p>
<p>“Bir yandan geçinemediği için hayatına son veren emekliler ve aile bütçesine katkı sunmak için çalışan çocuklar var. Diğer yandan birini bin yapan, milyonunu milyona çeviren vurguncular, hırsızlar var.”</p>
<p>Türkiye Futbol Federasyonu’nun son beş yılda 440 yöneticiyi bahis oynadıkları gerekçesiyle disipline sevk ettiğini söyleyen Bakırhan, bahis soruşturmalarının futboldaki ekonomik ilişkilerin de araştırılması gerektiğini gösterdiğini savundu.</p>
<p>Bakırhan, “Rantın milletin formasına, sevincine, futbol tutkusuna kadar sızdığını ortaya koyan bir rezaletle karşı karşıyayız” dedi.</p>
<h3>“İktidar hesap vermesi gereken bir muhatap değilmiş gibi davranıyor”</h3>
<p>Bakırhan, iktidarın fon soruşturmasındaki tutumunu da eleştirdi ve bazı isimler hakkında neden işlem yapılmadığını sordu.</p>
<p>“Vurgundan önceki son bir ayda birkaç ayda fonlardan yüklü miktarda para çekenler kimlerdir?” diye soran Bakırhan, Fatma Betül Sayan Kaya’nın mal varlığına ilişkin de soruşturma yürütülüp yürütülmediğini sordu.</p>
<p>Bakırhan ayrıca bazı AKP yöneticilerinin yakınlarının mal varlıklarına konulan tedbirlerin kısa süre sonra kaldırıldığını belirterek, “Niye koydunuz? Niye mal varlığına koyduğunuz tedbiri 2-3 saat sonra kaldırdınız?” diye konuştu.</p>
<p>SPK Başkanı’nın görevine devam etmesini de eleştiren Bakırhan, Hazine ve Maliye Bakanı’nın daha önce borsada haksız kazanç elde edenler bulunduğuna ilişkin açıklamalarını hatırlattı.</p>
<h3>Basına yönelik erişim engelleri</h3>
<p>Bakırhan, T24 ve Mezopotamya Ajansı’nın bazı sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerini de gündeme taşıdı.</p>
<p>T24’ün geçmiş yıllardaki haberlerinin incelenmesine tepki gösteren Bakırhan, “T24’ün 10 yıl öncesi haberlerini bu kadar titizlikle takip edeceğinize keşke vurgun yapan Terra’yı, bu fonlarda vurgun yapan insanların hesaplarını bir ay kontrol edebilseydiniz” dedi.</p>
<p>Dicle Fırat Gazeteciler Cemiyeti’nin eylül ayı raporuna atıf yapan Bakırhan, internet ve dijital medyada yaklaşık 4 bin içeriğe erişim engeli getirildiğini söyledi.</p>
<p>Eylül ayında 16 gazetecinin gözaltına alındığını, dokuz gazetecinin tutuklandığını belirten Bakırhan, “Fonda vurgun yapanlar soruşturmaya dahi çağrılmıyor. Haber yaptığı için gazeteci tutuklanıyor” dedi.</p>
<h3>Kadın cinayetleri</h3>
<p>Kadın cinayetlerine de değinen Bakırhan, son 10 günde altı kadının öldürüldüğünü söyledi.</p>
<p>“Bunlar birer rakam değil. Her birinin bir adı, bir hayat hikayesi var” diyen Bakırhan, kadın cinayetlerinin politik olduğunu savundu.</p>
<p>Bakırhan, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme ve kadınlara yönelik yasaların etkin uygulanmamasının failler üzerindeki etkisine dikkat çekerek, “Failleri cezasızlıkla cesaretlendirmek bu cinayetin sorumlularının kim olduğunu ortaya koyuyor. Buradan bir kez daha söylüyoruz: Kadın cinayetleri politiktir” dedi.</p>
<h3>KHK’liler ve Barış Akademisyenleri</h3>
<p>Bakırhan, KHK’lerle ihraç edilenler ve Barış Akademisyenlerinin yaşadığı sorunların da çözülmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>“Barış istedikleri için insanların çırasını döndürdüler. Evini barkını perişan ettiler” diyen Bakırhan, KHK’lerle işlerinden edilenlerin görevlerine dönmesi gerektiğini belirtti.</p>
<p>Bakırhan, “En basit adımlar bile atılmıyor” dedi.</p>
<h3>Varto’daki köylerin nöbeti</h3>
<p>Bakırhan, Varto’daki köylülerin güneş enerjisi santralı (GES) projesine karşı sürdürdüğü nöbete de değindi.</p>
<p>22 köyü kapsayan projeye karşı köylülerin yaşam alanlarını savunduğunu söyleyen Bakırhan, Bingöl İdare Mahkemesi’nin keşif ve bilirkişi incelemesine karar verdiğini aktardı.</p>
<p>Bakırhan, “Umuyorum ve diliyoruz ki heyet, mahkeme heyeti, bu talana son verecek. Köyler kazanacak, Varto kazanacak, doğamız kazanacak, suyumuz kazanacak, çiçekler kazanacak, su ve derelerimiz kazanacak” dedi.</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 06 Oct 2026 15:42:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Saç örme videosu nedeniyle yargılanan çocuk hakkında beraat kararı]]></title><link>https://bianet.org/haber/sac-orme-videosu-nedeniyle-yargilanan-cocuk-hakkinda-beraat-karari-324163</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/06/sac-orme-videosu-nedeniyle-yargilanan-cocuk-hakkinda-beraat-karari.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/sac-orme-videosu-nedeniyle-yargilanan-cocuk-hakkinda-beraat-karari-324163</guid><description><![CDATA[Saç örme protestolarına destek videosu nedeniyle 16 yaşındayken tutuklanan lise öğrencisine verilen 10 aylık hapis cezası istinafta bozuldu. Mahkeme, paylaşımın “örgüt propagandası” suçunun unsurlarını taşımadığına hükmederek beraat kararı verdi; savcılık kararı temyiz etti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Saç örme protestolarına destek amacıyla sosyal medya hesabından video paylaşan ve yargılama sürecinde 16 yaşında olan lise öğrencisi hakkında açılan “örgüt propagandası yapmak” davasında istinaf mahkemesi beraat kararı verdi.</p>
<p>İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 23 Eylül’de, İzmir 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nin 7 Mayıs’ta verdiği 10 aylık hapis cezası bozuldu.</p>
<p>Daire, suçlamaya konu paylaşımın Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2. maddesinde aranan cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemleri meşru gösterme, övme ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik etme niteliği taşımadığına hükmetti. Suçun yasal unsurlarının oluşmadığını belirten mahkeme, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-a maddesi uyarınca çocuğun beraatine karar verdi.</p>
<a href='/haber/sac-orme-videosu-paylastigi-icin-tutuklanan-cocuga-ciplak-arama-316632' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/02/12/sac-orme-videosu-paylastigi-icin-tutuklanan-cocugun-avukati-tutuklama-on-cezalandirmaya-donustu.png' alt='Saç örme videosu paylaştığı için tutuklanan çocuğa çıplak arama' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Saç örme videosu paylaştığı için tutuklanan çocuğa çıplak arama</h5>
<div class='date'>12 Şubat 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Savcılık temyiz etti</h3>
<p>İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı beraat kararını temyiz etti.</p>
<p>Başsavcılık, paylaşımın muhatap kitle üzerinde “açık ve yakın tehlike” oluşturduğunu ve örgütün şiddet yöntemlerini meşru gösterdiğini ileri sürdü.</p>
<p>Çocuğun avukatı Edhem Kuruş, bianet’e dosyanın Yargıtay’a gideceğini söyledi.</p>
<a href='/haber/sac-orme-videosu-paylastigi-icin-tutuklanan-cocuk-tahliye-edildi-317305' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/03/sac-orme-videosu-paylastigi-icin-tutuklanan-cocuk-tahliye-edildi.png' alt='Saç örme videosu paylaştığı için tutuklanan çocuk tahliye edildi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Saç örme videosu paylaştığı için tutuklanan çocuk tahliye edildi</h5>
<div class='date'>3 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<div class="box-1">
<h3>Ne olmuştu?</h3>
<p>İzmir’de yaşayan 16 yaşındaki lise öğrencisi hakkında, kişisel sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar gerekçe gösterilerek “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Suçlamaya konu içerikler arasında, Kuzey ve Doğu Suriye’de bir YPJ’linin saç örgüsünün kesilmesine karşı başlayan saç örme protestosuna destek amacıyla paylaştığı video ile Kürtçe şarkılar, fotoğraflar ve başka videolar yer aldı.</p>
<p>Soruşturma evrakında söz konusu içeriklere “açık kaynak araştırması” yoluyla ulaşıldığı belirtildi.</p>
<p>Çocuk, 5 Şubat 2026’da tutuklanarak İzmir Şakran Çocuk Cezaevi’ne gönderildi.</p>
<p>3 Mart 2026’da İzmir 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada tahliye edildi. Toplam 26 gün cezaevinde kaldı.</p>
<p>Tahliyesinin ardından bianet’e konuşan çocuk, cezaevinde darp, çıplak arama ve psikolojik baskıya maruz kaldığını söyledi.</p>
<p>İzmir 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi, 7 Mayıs’ta çocuğa “basın ve yayın yoluyla örgüt propagandası yapmak” suçundan 10 ay hapis cezası verdi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.</p>
<p>Avukat Edhem Kuruş'un istinaf başvurusu üzerine dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi ise bu hükmü kaldırarak çocuğun beraatine karar verdi.</p>
<p>Savcılığın beraat kararını temyiz etmesi üzerine dosya Yargıtay’a taşındı.</p>
</div>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 06 Oct 2026 15:32:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Erişim engeli dört saatte uygulanıyor, T24’ün itirazı beş gündür bekliyor]]></title><link>https://bianet.org/haber/erisim-engeli-dort-saatte-uygulaniyor-t24un-itirazi-bes-gundur-bekliyor-324161</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/09/30/t24un-internet-sitesi-ve-sosyal-medya-hesaplarina-kapatma-karari.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/erisim-engeli-dort-saatte-uygulaniyor-t24un-itirazi-bes-gundur-bekliyor-324161</guid><description><![CDATA[“LGBTİ+ propagandası” yaptığı iddiasıyla internet sitesi ve X hesabı erişim engeli getirilen T24’ün karara yaptığı itiraz beş gündür sonuçlanmadı. Oysa İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği'nin kapatma kararı 4 saat içinde uygulanmıştı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği’nin T24’ün internet sitesine ve X hesabına getirdiği erişim engeline karşı yapılan itiraz beş gündür sonuçlanmayı bekliyor.</p>
<p>Hakimlik, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine 30 Eylül’de T24’ün internet sitesini ve X hesabını “LGBTİ+ propagandası” yaptığı iddiasıyla erişime engelledi.</p>
<p>T24, 1 Ekim’de İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliği’ne gönderilmek üzere İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği’ne itiraz dilekçesi sundu. Aradan geçen beş güne rağmen hakimlik henüz itiraz hakkında karar vermedi.</p>
<div class="box-1">
<div class="box-13">5651 sayılı İnternet Kanunu’un 8/A maddesine göre erişim engeli kararlarının gereğinin, kararın bildirilmesinden itibaren en geç dört saat içinde yerine getirilmesi gerekiyor. T24 hakkındaki erişim engeli de bu hüküm kapsamında uygulanırken, kararın kaldırılması talebiyle 1 Ekim’de yapılan itiraz halen sonuçlandırılmadı.</div>
</div>
<a href='/haber/t24un-internet-sitesi-erisime-engellendi-323943' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/30/t24un-internet-sitesi-ve-sosyal-medya-hesaplarina-kapatma-karari.jpg' alt='T24’ün internet sitesi erişime engellendi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>T24’ün internet sitesi erişime engellendi</h5>
<div class='date'>30 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<h3>15 yıla yayılan 118 yazı gerekçe gösterildi</h3>
<p>Hakimlik, erişim engeli kararında T24’te “son bir yılda” yayımlandığı öne sürülen 118 yazıyı gerekçe gösterildi. Yazıların “aile yapısını bozacak nitelikte” olduğunu ileri sürdü.</p>
<p>T24’ün avukatları ise karara itiraz etti. Karara konu 118 içeriğin yalnızca 21’inin son bir yıl içinde yayımlandığını belirtti. Yazıların bir bölümü 15 yıl öncesine uzanıyor.</p>
<p>İtiraz dilekçesine göre, söz konusu 118 yazıyı kaleme alan 57 yazardan 22’si de yıllar önce T24’ten ayrıldı.</p>
<p>T24 avukatları Özlem Tekşen ve Gökhan Tekşen’in hazırladığı dilekçeye İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD) kurucusu ve hukukçu Kerem Altıparmak da görüşleriyle katkıda bulundu.</p>
<p>Avukatlar, erişim engelinin Anayasa’ya, 5651 sayılı Kanun’a, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) içtihatlarına aykırı olduğunu savundu.</p>
<h3>Savcılığın ilk talebi reddedilmişti</h3>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma kapsamında önce T24’ün tamamına erişim engeli getirilmesini istedi. İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği bu talebi 25 Eylül’de reddetti.</p>
<p>Savcılığın itirazının ardından aynı hakimlik bu kez erişim engeli kararı verdi.</p>
<p>T24’ün avukatları da hakimliğin ilk kararından neden döndüğünü açıklamadığını belirterek bunu gerekçeli karar hakkının ihlali olarak değerlendirdi.</p>
<p>Ayrıca URL bazında engellenen içerikleri pasife aldığını ve bunu yetkili makamlara bildirdiğini belirtti.</p>
<h3>“Sitenin bütününe engel hukuka aykırı”</h3>
<p>Avukatlar, tek tek içeriklere erişimin engellenmesi teknik olarak mümkünken sitenin tamamının kapatılmasının ölçüsüz olduğunu belirtti.</p>
<p>İtiraz dilekçesinde, 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesinin öncelikle ihlale konu içeriğe URL bazında erişim engeli getirilmesini öngördüğü hatırlatıldı. Kanuna göre sitenin tamamına ancak içeriğin engellenmesinin teknik olarak mümkün olmadığı veya bu yöntemle ihlalin önlenemediği durumlarda erişim engeli getirilebiliyor.</p>
<p>Avukatlar, T24 kararında URL bazlı engellemenin neden yetersiz kalacağına ilişkin somut ve teknik bir gerekçe gösterilmediğini kaydetti.</p>
<p>Dilekçede, <em>“Haber sitesinin tamamına erişim engeli getirmek orantısız, hakkın özünü zedeleyen, ölçülülük ilkesine aykırı, kanunun lafzına ve amacına aykırı, anayasal güvence altında bulunan ifade ve basın özgürlüğü başta olmak üzere mülkiyet hakkını da ihlal eden açık ve ağır bir müdahaledir” </em>denildi.</p>
<h3>“Aile yapısının nasıl zayıflatıldığı somutlaştırılmadı”</h3>
<p>Erişim engeli kararında hakimlik, karara konu yazıları “olgusal bilgi/haberden ziyade köşe yazarlarının fikirlerini yansıtan değer yargıları” olarak nitelendirdi.</p>
<p>T24’ün avukatları ise bu değerlendirmeye rağmen hakimliğin söz konusu yazıların “Türk toplumu ve aile yapısını” nasıl zayıflattığını ortaya koymadığını belirtti:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>"Anılan değer yargısı içeren köşe yazılarıyla, Türk toplumu ve aile yapısının ne şekilde zayıflatıldığı somutlaştırılmamış ve böylesine soyut kavramlarla 5651 sayılı Kanunun 8/A maddesinde belirtilen hukuki amaçlar arasında herhangi bir illiyet bağı kurulamamıştır. İlk derece mahkemesinin haber sitesine getirdiği erişim engeli kararındaki orantısızlık açık bir dijital tahakküm düzeni ve toplumsal sansürdür."</em></p>
<h3>AYM kararlarını hatırlattılar</h3>
<p>T24’ün itirazında Anayasa Mahkemesi ve AİHM’in erişim engellerine ilişkin kararlarına da yer verildi.</p>
<p>Avukatlar, AYM’nin 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesindeki yetkinin yalnızca “gecikmesinde sakınca bulunan” durumlarda başvurulabilecek istisnai bir tedbir olduğunu vurguladığını hatırlattı.</p>
<p>Dilekçede ayrıca AYM’nin “Keskin Kalem” pilot kararına atıf yapıldı:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>"Anayasa Mahkemesi, 'Keskin Kalem pilot kararında', internet ortamındaki yayınlara erişimin engellenmesine yönelik sulh ceza hakimlikleri tarafından uygulanan usulün sistematik ve yapısal hak ihlallerine yol açtığını kesin olarak tespit etmiştir. Mevcut uygulamanın basın ve ifade özgürlüğü üzerinde ağır bir sansür ve caydırıcı etki (chilling effect) yarattığını, erişim engeli mekanizmasının yapısal olarak ihlal ürettiğini vurgulamıştır.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Somut olayda hiçbir somut delil ve zaruret ortaya konulmadan bir gazetecinin tüm hesabının kapatılması, AYM'nin pilot kararında tespit ettiği yapısal ihlalin doğrudan bir tezahürüdür.”</em></p>
<p>AYM bu kararında, sulh ceza hakimliklerinin internet yayınlarına erişimin engellenmesine ilişkin uygulamalarının sistematik ve yapısal hak ihlallerine yol açtığını tespit etmişti.</p>
<a href='/haber/anayasa-mahkemesi-sansur-maddelerini-iptal-etti-290403' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2024/01/10/anayasa-mahkemesi-sansur-maddelerini-iptal-etti.jpg' alt='Anayasa Mahkemesi, sansür maddelerini iptal etti' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Anayasa Mahkemesi, sansür maddelerini iptal etti</h5>
<div class='date'>10 Ocak 2024</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/aym-502-internet-sansuru-icin-toplu-olarak-hak-ihlali-karari-verdi-291545' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2024/02/07/aym-502-internet-sansuru-icin-toplu-olarak-hak-ihlali-karari-verdi.jpg' alt='AYM, 502 internet sansürü için toplu olarak “hak ihlali” kararı verdi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>AYM, 502 internet sansürü için toplu olarak “hak ihlali” kararı verdi</h5>
<div class='date'>7 Şubat 2024</div>
</div>
</a>

<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 06 Oct 2026 15:21:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Gülistan Doku’nun avukatı Ali Çimen: Tuncay Sonel’in telefonu suç makinesi gibi]]></title><link>https://bianet.org/haber/gulistan-dokunun-avukati-ali-cimen-tuncay-sonelin-telefonu-suc-makinesi-gibi-324160</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/06/gulistan-dokunun-avukati-ali-cimen-tuncay-sonelin-telefonu-suc-makinesi-gibi.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/gulistan-dokunun-avukati-ali-cimen-tuncay-sonelin-telefonu-suc-makinesi-gibi-324160</guid><description><![CDATA[Çimen, “Gülistan’ın bedenine, bir mezar hakkına bile ulaşamamak bir facia. Gülistan’ın ailesinin yas tutma hakkı var. ‘Gülistan’ı istiyoruz’ çağrısı yapılmalı” diye konuştu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de Dersim’de kaybolmasına ilişkin soruşturma sürüyor.</p>
<p>Soruşturma kapsamında tutuklanan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in telefonu da inceleniyor.</p>
<p>Gülistan Doku’nun avukatı Ali Çimen, soruşturma kapsamında tutuklanan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in incelenen telefonundan yeni bulgular çıkmasını beklediklerini söyledi. </p>
<h3>“Detaylar paylaşılmalı"</h3>
<p>Sonel’in telefonunun incelenmesinin soruşturma açısından önemli olduğunu belirten Çimen, şöyle konuştu:</p>
<p>“Tuncay Sonel’in telefonu suç makinesi gibi. Yeni şeyler çıkacaktır. Bunların devlet sırrı niteliğinde olduğunu düşünmüyorum. Suçla ilgili detayların kamuoyuyla paylaşılması gerekiyor. Çok ciddi iddialar var. Gerekli tahkikat yapılmalı.”</p>
<p>Çimen, Sonel hakkında yürütülen soruşturmanın mal varlığına ilişkin boyutunun da araştırılması gerektiğini belirterek, “Mal varlığının kamuya teslim edilmesi gerekir” dedi.</p>
<h3>“Altı yıl boyunca örtbas edildi”</h3>
<p>Gülistan Doku’nun bulunması konusunda umutlu olduğunu söyleyen Çimen, soruşturmanın ilk döneminde delillerin karartıldığını ve kamu gücünün soruşturmanın üzerini örtmek için kullanıldığını vurguladı.</p>
<p>Çimen, “Örtbas etmek istediler fakat gerçek ortaya çıktı. Gülistan’ın bedenine ulaşılacağına inanıyorum. Erzurum ve Tunceli valilikleri Gülistan’ın bedenini ailesine teslim edecek” diye konuştu.</p>
<p>Doku’nun bulunamamasının aile açısından ağır bir sonuç yarattığını belirten Çimen, “Koruyamadıkları Gülistan’ın, koruyamadıkları bir yaşamın bedenini de vermiyorlar. Yas hakkı tanınmıyor” dedi.</p>
<p>Çimen, soruşturmanın altı yıl boyunca etkili yürütülmediğini de ileri sürerek, “Altı yıl boyunca organize bir örtbas yapıldı. Kamu gücünün araçsallaştırıldığı bir örtbas var” ifadelerini kullandı.</p>
<h3>“Teknolojinin gelişmesi soruşturmaya destek oluyor”</h3>
<p>Soruşturmanın Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütüldüğünü belirten Çimen, bazı zorluklarla karşılaştıklarını ancak teknolojik gelişmelerin delillere ulaşılması açısından önemli imkanlar sunduğunu söyledi.</p>
<p>Çimen, “Bazı zorluklarla karşılaşıyoruz ancak teknolojinin geliştiği aşamada bize destek oluyor. Onların örtbas sistemi çöktü” dedi.</p>
<p>Gülistan Doku dosyasının faili meçhul kadın cinayetleri açısından da önemli olduğunu belirten Çimen, “İki kadının cansız bedenine ulaşmak gerekiyor. Faili meçhul dosya sembol dosyadır. Adalet Bakanı’nın bir dosya oluşturması gerekiyor. Faili meçhul cinayetler öncelikli olmalı” diye konuştu.</p>
<h3>“Başından beri açıklanamayan bir durum olduğunu düşünüyordum”</h3>
<p>Doku’nun kaybolduğu ilk günden bu yana soruşturmaya ilişkin yanıtlanmamış sorular bulunduğunu belirten Çimen, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ben her zaman çok açıklanamayacak bir durumla karşı karşıya olduğumuzu görüyordum. Tatmin edici bir yanıt yoktu. 262 gün boyunca baraj oyunu oynanıyordu, deliller karartılıyordu. Ben o zaman da bunun arkasında açıklanamayacak bir durum var diyordum. Geldiğimiz aşamada bu sonuç ortaya çıktı.”</p>
<p>Çimen, soruşturmanın sonunda sorumluların ortaya çıkarılması gerektiğini belirterek, “Bu soruşturmanın sonunda kimse başarılı olmayacak. Sağ bir şekilde kaybolan bir insanın her halükârda ölümüne ulaşılmalı, gerçek ortaya çıkarılmalı” dedi.</p>
<h3>“Gülistan’ın ailesine yas hakkı tanınmalı”</h3>
<p>Çimen son olarak kadın örgütlerine ve kadın kurumlarına çağrı yaparak Doku’nun bedeninin bulunması ve ailesinin yas tutma hakkının tanınması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Çimen, “Gülistan’ın bedenine, bir mezar hakkına bile ulaşamamak bir facia. Gülistan’ın ailesinin yas tutma hakkı var. ‘Gülistan’ı istiyoruz’ çağrısı yapılmalı” diye konuştu.</p>
<a href='/haber/gulistan-doku-sorusturmasinda-2-kisi-daha-tutuklandi-323510' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/16/gulistan-doku-sorusturmasinda-2-kisi-daha-tutuklandi-tutuklu-sayisi-38-e-yukseldi.jpg' alt='Gülistan Doku soruşturmasında 2 kişi daha tutuklandı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Gülistan Doku soruşturmasında 2 kişi daha tutuklandı</h5>
<div class='date'>16 Eylül 2026</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/gulistan-doku-sorusturmasi-emniyet-personeli-dahil-11-kisi-hakkinda-gozalti-karari-323416' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/13/gulistan-doku-sorusturmasi-emniyet-personeli-dahil-11-kisi-hakkinda-gozalti-karari.png' alt='Gülistan Doku soruşturması: Emniyet personeli dahil 11 kişi hakkında gözaltı kararı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Gülistan Doku soruşturması: Emniyet personeli dahil 11 kişi hakkında gözaltı kararı</h5>
<div class='date'>13 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<div class="box-15">
<h3><strong>Ne olmuştu?</strong></h3>
<p>Munzur Üniversitesi Öğrencisi <a href="https://bianet.org/etiket/gulistan-doku-71239" target="_blank" rel="noopener">Gülistan Doku</a>, 5 Ocak 2020 tarihinde Dersim'de şüpheli şekilde kayboldu. Dosya ilk süreçte "intihar" tezi üzerinden yürütüldü ancak Doku ailesinin, avukatlarının, kadın örgütlerinin ve siyasi partilerin tepki ve takibi sonucu kentteki güvenlik kameraları kayıtlarının silindiği, ana şüphelilerin ifadelerindeki çelişkiler ve delil karartma şüpheleri gün yüzüne çıktı.</p>
<p>Savcılığın dosyayı "cinayet", "delilleri yok etme, gizleme" ve "kasten öldürmeye yardım" suçlamaları kapsamına almasıyla genişletilen operasyonlarda dönemin mülki idarecileri, kolluk görevlileri ve ilişkili kişiler gözaltına alınarak tutuklandı.</p>
<p>Soruşturma kapsamında ilk olarak Gülistan Doku'nun baş şüpheli durumundaki eski erkek arkadaşı olduğu ileri sürülen Zeinal Abakarov, onun ihraç edilen polis üvey babası Engin Yücer ve annesi Cemile Yücer tutuklandı. Ardından delil karartma ve yardım etme suçlamalarıyla Celal Altaş, Nurşen Arıkan ve Ferhat Güven cezaevine gönderildi.</p>
<p>Ardından dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, eşi Handan Sonel, oğlu Mustafa Türkay Sonel ve valinin yakın koruması Şükrü Eroğlu tutuklandı. Dijital verilerin ve kayıtların silinmesi iddiaları üzerine ise ihraç polis memuru Gökhan Ertok ile dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir tutuklanan isimler arasında yer aldı.</p>
<p>Kolluk kuvvetlerindeki ihmal ve karartma iddiaları kapsamında dönemin Tunceli Asayiş Şube Müdürü Ertuğrul Aslan, dalgıç polis Gürkan Gürdal, dönemin İl Jandarma Komutan Yardımcısı Ali Kahraman, eşi Burçin Hızlı Kahraman ile çok sayıda emniyet amiri, komiser ve polis memuru hakkında <a href="https://bianet.org/etiket/tutuklama-1633" target="_blank" rel="noopener">tutuklama</a> kararı verildi.</p>
<p>Son olarak Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yürütülen 6'ncı dalga operasyonunda adliyeye sevk edilen 5 kişiden 4'ünün daha tutuklanmasıyla birlikte dosyadaki toplam tutuklu sayısı 36'ya yükseldi.</p>
</div>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 06 Oct 2026 15:19:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Özgürlük İstiyoruz’dan 8 Ekim çağrısı: Altı kentte eş zamanlı açıklama]]></title><link>https://bianet.org/haber/ozgurluk-istiyoruzdan-8-ekim-cagrisi-alti-kentte-es-zamanli-aciklama-324159</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/06/ozgurluk-istiyoruzdan-8-ekim-cagrisi-alti-kentte-es-zamanli-aciklama.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ozgurluk-istiyoruzdan-8-ekim-cagrisi-alti-kentte-es-zamanli-aciklama-324159</guid><description><![CDATA[LGBTİ+’lara yönelik operasyonların ardından kurulan Özgürlük İstiyoruz Kampanya Grubu, 8 Ekim’de altı kentte eş zamanlı basın açıklamaları yapacak. Kampanya, “Şehir şehir, yan yana özgürlük istiyoruz” diyerek dayanışma çağrısında bulundu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Özgürlük İstiyoruz kampanyası, LGBTİ+’lara yönelik baskılara, tutuklamalara ve LGBTİ+ hareketini susturma girişimlerine karşı 8 Ekim Perşembe günü altı kentte eş zamanlı basın açıklamaları düzenleyecek.</p>
<p>Kampanya, LGBTİ+’ları, hak savunucularını ve kurumları açıklamalara çağırarak şöyle dedi:</p>
<p>“Bizi yalnızlaştırmaya, görünmez kılmaya ve hayatlarımızı baskı altına almaya çalışanlara karşı bulunduğumuz her yerde bir araya geliyoruz.”</p>
<a href='/haber/selin-berghan-cocuk-haklarini-en-iyi-bilenlerden-biri-lgbti-hareketidir-323886' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/29/selin-berghan-cocuk-haklarini-en-iyi-bilen-hareketlerden-biri-lgbti-hareketidir.png' alt='Selin Berghan: Çocuk haklarını en iyi bilenlerden biri LGBTİ+ hareketidir' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Selin Berghan: Çocuk haklarını en iyi bilenlerden biri LGBTİ+ hareketidir</h5>
<div class='date'>29 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Açıklamalar nerede, saat kaçta?</h3>
<p>Basın açıklamalarının kent, yer ve saatleri şöyle:</p>
<ul>
<li>
<p><strong>Ankara:</strong> 12.00 — Mülkiyeliler Birliği</p>
</li>
<li>
<p><strong>Diyarbakır:</strong> 12.30 — Diyarbakır Barosu</p>
</li>
<li>
<p><strong>İstanbul:</strong> 14.00 — İHD İstanbul Şubesi</p>
</li>
<li>
<p><strong>Mersin:</strong> 18.00 — İHD Mersin Şubesi</p>
</li>
<li>
<p><strong>İzmir:</strong> 18.30 — Kara Kedi Kültür Merkezi</p>
</li>
<li>
<p><strong>Çanakkale:</strong> 18.30 — İHD Çanakkale Şubesi</p>
</li>
</ul>
<p>Kampanya, çağrısını “Şehir şehir, yan yana özgürlük istiyoruz!” sözleriyle duyurdu.</p>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 06 Oct 2026 15:10:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Girne'deki gemi kazası: Bir kişinin daha cansız bedenine ulaşıldı]]></title><link>https://bianet.org/haber/girne-deki-gemi-kazasi-bir-kisinin-daha-cansiz-bedenine-ulasildi-324158</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/06/girne-deki-gemi-kazasi-bir-kisinin-daha-cansiz-bedenine-ulasildi.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/girne-deki-gemi-kazasi-bir-kisinin-daha-cansiz-bedenine-ulasildi-324158</guid><description><![CDATA[Kazanın ardından yürütülen arama çalışmalarında yaşamını yitirenlerin sayısı 22’ye yükselirken, 6 kişiyi arama çalışmaları sürüyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kuzey Kıbrıs’ın Girne kenti açıklarında 30 Ağustos’ta alabora olan teknede kaybolan kişilerden birinin daha cansız bedenine ulaşıldı. Kazada yaşamını yitirenlerin sayısı 22’ye yükseldi.</p>
<a href='/haber/filo-jet-sorusturmasi-su-gecirmez-kapilar-kapali-degildi-324050' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/02/filo-jet-sorusturmasi-su-gecirmez-kapilar-kapali-degildi.png' alt='Filo Jet soruşturması: “Su geçirmez kapılar kapalı değildi”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Filo Jet soruşturması: “Su geçirmez kapılar kapalı değildi”</h5>
<div class='date'>2 Ekim 2026</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/filo-jet-sorusturmasinda-gozalti-sureleri-uzatildi-can-kaybi-15e-yukseldi-323610' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/19/filo-jet-sorusturmasinda-gozalti-sureleri-uzatildi-can-kaybi-15e-yukseldi.png' alt='Filo Jet soruşturmasında gözaltı süreleri uzatıldı, can kaybı 15’e yükseldi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Filo Jet soruşturmasında gözaltı süreleri uzatıldı, can kaybı 15’e yükseldi</h5>
<div class='date'>19 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanlığı, Girne açıklarında meydana gelen kazaya ilişkin sürdürülen dip arama çalışmalarında bir kişinin daha cansız bedeninin bulunduğunu açıkladı.</p>

<p>Başbakanlığın yazılı açıklamasında, bulunan cansız bedenin kimliğinin belirlenmesi için işlemlerin başlatıldığı belirtildi.</p>
<p>Kazanın ardından yürütülen arama çalışmalarında yaşamını yitirenlerin sayısı 22’ye yükselirken, 6 kişiyi arama çalışmaları sürüyor.</p>
<div class="box-18">
<h3>Ne olmuştu?</h3>
<p>Kuzey Kıbrıs’taki Girne Limanı ile Mersin’deki Taşucu Limanı arasında sefer yapan Filo Jet adlı yüksek hızlı yolcu gemisi, 30 Ağustos Pazar günü Girne’den hareket ettikten kısa süre sonra ön bölümünden su almaya başladı.</p>
<p>Girne Limanı’na dönmeye çalışırken alabora olan gemiden 239 kişi kurtarıldı. Sekiz kişinin bedenine ulaşıldı, kayıp 20 kişi için arama çalışması başlatıldı.</p>
<p>Enkaz, Girne açıklarında 554 metre derinlikte bulundu. </p>
<p> Geminin batmasına ilişkin soruşturma, “tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet verme” suçlaması kapsamında devam ediyor. Gözaltındaki dokuz şüphelinin gözaltı süresi 25 Eylül’de yedi gün daha uzatılırken, polis soruşturmada geminin daha önce gördüğü hasar ve onarımlara ilişkin yeni bulgulara ulaştı.</p>

<p>Mahkemede bilgi veren polis ekipleri, ikinci kaptanın cep telefonunda tespit edilen 17 Haziran tarihli fotoğraflarda geminin bodoslama kısmında hasar bulunduğunun belirlendiğini açıkladı. Söz konusu hasarın kaptan ve tayfa tarafından Girne Limanı’nda onarıldığı ancak durumun Liman Başkanlığı'na bildirilmediği aktarıldı. Mühendisler ise bu hasarın ancak uzman kişilerce tersanede giderilebileceği yönünde görüş belirtti.</p>
</div>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 06 Oct 2026 14:55:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Hevsel’den kent sokaklarına: Diyarbakır’ın hafızasının izinde]]></title><link>https://bianet.org/haber/hevselden-kent-sokaklarina-diyarbakirin-hafizasinin-izinde-324157</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/06/hevselden-kent-sokaklarina-diyarbakirin-hafizasinin-izinde.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/hevselden-kent-sokaklarina-diyarbakirin-hafizasinin-izinde-324157</guid><description><![CDATA[Yıkıntılar Arasında’nın ücretsiz atölye programı, kentin farklı mekanlarında yapılacak yürüyüşler aracılığıyla hafıza, tanıklık, ekoloji ve dayanışma ilişkilerini birlikte düşünmeye çağırıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Yıkıntılar Arasında: Araştırma ve Sanat İnisiyatifi, Diyarbakır’ın doğal ve kültürel peyzajında kentin hafızasını, geçirdiği dönüşümleri, yıkım ve onarımın izlerini birlikte düşünmeye çağıran beş atölyelik bir program düzenliyor.</p>
<p>“Diyarbakır’ın Kent Peyzajında İz Sürmek: Onarıcı ve Dayanışmacı Atölyeler” başlıklı program, 17-18 ve 24-25 Ekim’de Diyarbakır’da yapılacak.</p>
<p>Program kapsamında yürüyüş, metin, görsel ve işitsel üretim yöntemleriyle kentin farklı mekânlarına yeniden bakılması; katılımcıların mekânla, insanlarla ve insan olmayan varlıklarla kurulan ilişkiler üzerine birlikte düşünmesi amaçlanıyor.</p>
<h3>Yıkım, dönüşüm ve dayanışma pratikleri</h3>
<p>Atölyeler, kentte yaşanan yıkımın izlerine, yıkımın ardından ortaya çıkan dönüşümlere, kentin kendini yeniden kurma ve onarma biçimlerine ve farklı dayanışma pratiklerine odaklanıyor.</p>
<p>Farklı güzergâhlarda yapılacak yürüyüşlerde, insan ve insan olmayanların tanıklık ve hafızasından izler taşıyan peyzajla karşılaşmak, kayıt tutmak ve birlikte üretmek hedefleniyor.</p>
<p>Programda yer alan beş atölye şöyle:</p>
<p><strong>Arkadaşımın Evi Nerede? Yürüyüş ve Ev Üzerine Melez Metin Yazım Atölyesi</strong></p>
<ul>
<li>Yürütücü: Eylem Ejder</li>
<li>17 Ekim Cumartesi, 12.00-16.00</li>
</ul>
<p><strong>Bir Yeri Düşünmek: Yürüyüş ve Katılımcı Performans Atölyesi</strong></p>
<ul>
<li>Yürütücü: Nejbir Erkol</li>
<li>17 Ekim Cumartesi, 16.30-18.00</li>
</ul>
<p><strong>Dinleyen Beden: Ses Yürüyüşü ve Katılımcı Haritalama Atölyesi</strong></p>
<ul>
<li>Yürütücü: Çisel Karacebe</li>
<li>18 Ekim Pazar, 12.00-16.00</li>
</ul>
<p><strong>Yamalı Peyzajlar: Yürüyüş ve Katılımcı Haritalama Atölyesi</strong></p>
<ul>
<li>Yürütücü: Servet Kaplan</li>
<li>24 Ekim Cumartesi, 12.00-16.00</li>
</ul>
<p><strong>Aktif Peyzajlar: Hevsel Bahçeleri’nde Hafıza Yürüyüşü Atölyesi</strong></p>
<ul>
<li>Yürütücü: Rozelin Akgün</li>
<li>25 Ekim Pazar, 12.00-16.00</li>
</ul>
<p>Atölyelere katılım ücretsiz ancak kayıt yaptırmak gerekiyor. Ayrıntılı bilgi ve kayıt için Yıkıntılar Arasında’nın Linktree sayfası ziyaret edilebilir: <a href="https://linktr.ee/yikintilararasinda" target="_blank" rel="noopener">https://linktr.ee/yikintilararasinda</a></p>
<div class="box-1">
<h3>Yıkıntılar Arasında hakkında</h3>
<p>İstanbul, Diyarbakır, Mardin ve Hatay’da faaliyet yürüten Yıkıntılar Arasında: Araştırma ve Sanat İnisiyatifi, farklı disiplinlerden araştırmacı, sanatçı ve kültür üreticilerini bir araya getiriyor.</p>
<p>Eleştirel mekan çalışmaları yürüten inisiyatif; politik şiddetin izlerini taşıyan yıkım alanlarına, insan ve insan olmayanların iç içe geçen ilişkilerine, hafıza ve tanıklık anlatılarına odaklanan araştırmalar ve sanatsal üretimler gerçekleştiriyor.</p>
</div>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 06 Oct 2026 14:39:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Meme Kanseri Farkındalık Ayı’nda İstanbul Modern pembe ışığa büründü]]></title><link>https://bianet.org/haber/meme-kanseri-farkindalik-ayinda-istanbul-modern-pembe-isiga-burundu-324156</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/06/meme-kanseri-farkindalik-ayinda-istanbul-modern-pembe-isiga-burundu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/meme-kanseri-farkindalik-ayinda-istanbul-modern-pembe-isiga-burundu-324156</guid><description><![CDATA[Caz müzisyeni ve eğitmen Asena Akan’ın 10 Ekim’de düzenleyeceği “Kendini Akort Etmek” atölyesinde nefes, ses ve titreşim üzerinden bireysel ifade ve birlikte üretme deneyimine odaklanılacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Modern, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında sanat ve dayanışmayı buluşturan bir programa ev sahipliği yapıyor. İstanbul Modern ve Estée Lauder Companies (ELC) Türkiye iş birliğiyle düzenlenen “Sanattan İlhamla: Sarılarak Saralım” programı, 6–11 Ekim tarihleri arasında sergi turları, atölyeler, söyleşi ve seminerlerle ziyaretçilerle buluşuyor.</p>
<a href='/haber/meme-kanseri-ne-kadar-farkindayiz-286722' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2023/10/21/meme-kanseri-ne-kadar-farkindayiz.jpg' alt='Meme kanseri: Ne kadar farkındayız?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>MEME KANSERİ BİLİNÇLENDİRME VE FARKINDALIK AYI</h6>
<h5 class='headline'>Meme kanseri: Ne kadar farkındayız?</h5>
<div class='date'>21 Ekim 2023</div>
</div>
</a>

<p>Cumhuriyet’in haberine göre, Program kapsamında müzenin binası da 5 Ekim gecesi pembe ışıkla aydınlatıldı. </p>
<h3>Pembe kurdele ortak bir sanat çalışmasına dönüşüyor</h3>
<p>Programın merkezinde çağdaş sanatçı Sabire Susuz’un tasarladığı katılımcı bir sanat çalışması bulunuyor.</p>
<p>6–11 Ekim tarihleri arasında her gün 13.00–17.00 saatlerinde İstanbul Modern’in dış etkinlik alanında gerçekleştirilecek çalışmada ziyaretçiler, kendileri için hazırlanan pembe kurdelelerin üzerine kolaj ve çizimler yapacak, kısa notlar bırakacak.</p>
<p>Kolektif bellek ve aidiyet üzerine çalışmalar yapan Susuz’un tasarladığı yerleştirmede, mekânın üzerinde yükselen X formundaki konstrüksiyon, ziyaretçilerin katkılarıyla program boyunca dönüşecek. Böylece meme kanseri farkındalığının simgesi olan pembe kurdeleler, kolektif üretimle ortak bir sanat çalışmasına dönüşecek.</p>
<h3>Sanatın iyileştirici gücü konuşulacak</h3>
<p>Programın söyleşi bölümünde 6 Ekim’de İstanbul Modern Oditoryum’da “İyi Olma Hali için Sanat” başlıklı bir buluşma gerçekleştirilecek. Sabire Susuz’un katılacağı söyleşide sanatın paylaşım ve aidiyet duygusu yaratma, karşılaşma alanları oluşturma potansiyeli ile katılımcı sanat çalışmasının üretim süreci ele alınacak.</p>
<p>“Aynı Mavinin Altında” koleksiyon sergisi kapsamında düzenlenecek özel turlarda ise kadın sanatçıların yaşam öyküleri ve üretimleri arasındaki ilişkiye odaklanılacak. 6–10 Ekim tarihleri arasındaki turlarda yapıtlar yaratıcılık, dayanıklılık ve dönüşüm temaları üzerinden değerlendirilecek.</p>
<h3>Sanat tarihindeki kadınların izleri</h3>
<p>Programın seminerlerinde kadınların sanat tarihindeki yeri ve kadın sanatçıların dayanışma deneyimleri ele alınacak.</p>
<p>Sanat tarihçisi Doç. Dr. Ebru Nalan Sülün, 8 Ekim’de “Birlikte Güçlenmek: Sanatta Kadın Hareketleri ve Kolektifler” başlıklı seminerde kadın sanatçıların oluşturduğu dayanışma ağlarını ve feminist sanat hareketlerini anlatacak.</p>
<p>Sülün, 9 Ekim’de ise “Sanat Tarihinin Öncü Kadınları” başlıklı seminerde Rönesans’tan günümüze sanat tarihine yön veren kadın sanatçıların yaşamlarına ve üretimlerine odaklanacak. Frida Kahlo, Louise Bourgeois ve Yayoi Kusama gibi sanatçıların yaşam deneyimlerinin üretimlerine yansımaları üzerinden sanat, dayanıklılık ve dönüşüm arasındaki ilişki konuşulacak.</p>
<h3>Beden, ses ve ritimle sanat deneyimi</h3>
<p>Programın atölyelerinde ise beden, ses ve ritim üzerinden farklı sanat deneyimleri sunulacak.</p>
<p>Koreograf, çağdaş dans sanatçısı ve akademisyen Prof. Tuğçe Ulugün Tuna’nın 7 ve 11 Ekim’de gerçekleştireceği “Duyumsama ve Kinestetik Farkındalık” atölyesinde hareket, algı ve beden-zihin ilişkisi ele alınacak.</p>
<p>Caz müzisyeni ve eğitmen Asena Akan’ın 10 Ekim’de düzenleyeceği “Kendini Akort Etmek” atölyesinde nefes, ses ve titreşim üzerinden bireysel ifade ve birlikte üretme deneyimine odaklanılacak.</p>
<p>Programın son gününde müzisyen Hilal Özcan’ın gerçekleştireceği “Ritimle Yenilenmek” atölyesinde ise katılımcılar ritim ve perküsyon aracılığıyla birlikte üretmenin yollarını deneyimleyecek. Atölyeye katılım için önceden bir bilgi ya da deneyim gerekmiyor.</p>
<p>6–11 Ekim tarihleri arasında İstanbul Modern’de düzenlenecek program kapsamındaki etkinlikler tüm müze ziyaretçilerine açık ve ücretsiz.</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 06 Oct 2026 14:33:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Eğitim-Sen: Üniversiteler iktidarın aile politikalarının uygulama alanı değil]]></title><link>https://bianet.org/haber/egitim-sen-universiteler-iktidarin-aile-politikalarinin-uygulama-alani-degil-324154</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/06/egitim-sen-universiteler-iktidarin-aile-politikalarinin-uygulama-alani-degil.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/egitim-sen-universiteler-iktidarin-aile-politikalarinin-uygulama-alani-degil-324154</guid><description><![CDATA[Eğitim-Sen, YÖK’ün üniversitelere “Aile ve Nüfus On Yılı” kapsamında faaliyetler düzenlenmesi, “Evlilik Öncesi Eğitim Programı” ve “Aile Eğitim Programı” gibi uygulamaların yaygınlaştırılması yönünde yazı göndermesine tepki gösterdi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen), Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK), Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile yürüttüğü çalışmalar kapsamında üniversitelere gönderdiği yazıya ilişkin açıklama yaptı.</p>
<p>Sendikanın aktardığına göre YÖK, üniversitelerden “Aile ve Nüfus On Yılı” doğrultusunda faaliyetler gerçekleştirilmesini, “Evlilik Öncesi Eğitim Programı” ve “Aile Eğitim Programı” gibi uygulamaların yaygınlaştırılmasını istedi.</p>

<p>Eğitim-Sen, söz konusu uygulamaların üniversitelerin bilimsel, demokratik ve özerk yapısıyla bağdaşmadığını belirterek, yükseköğretimin “belirli bir aile modelinin ve yaşam biçiminin yaygınlaştırılmasının aracı haline getirildiğini” savundu.</p>
<h3>“Öğrencilerin temel sorunları görmezden geliniyor”</h3>
<p>Sendika açıklamasında, üniversite öğrencilerinin barınma, beslenme, ulaşım ve eğitim giderleri gibi temel sorunlarla karşı karşıya olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>Yurt kapasitesinin yetersizliği, yüksek kiralar, artan yaşam maliyetleri, burs ve kredilerin yetersizliği ile yemekhane ücretlerinin öğrencilerin eğitim hakkını doğrudan etkilediğini belirten Eğitim-Sen, çok sayıda öğrencinin öğrenimini sürdürebilmek için çalışmak zorunda kaldığını ifade etti. </p>
<p>Açıklamada, gençler arasında geleceksizlik kaygısının arttığı, mezuniyet sonrası işsizlik ve güvencesiz çalışmanın yaygınlaştığı bir dönemde YÖK’ün önceliğini “evlilik” ve “aile eğitimi” olarak belirlemesinin yükseköğretimin temel sorunlarından uzaklaşmak anlamına geldiği belirtildi.</p>
<a href='/haber/yokten-universitelere-aile-ve-nufus-on-yili-duzenlemesi-324065' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/03/yokten-universitelere-aile-ve-nufus-on-yili-duzenlemesi.webp' alt='YÖK’ten üniversitelere “Aile ve Nüfus On Yılı” düzenlemesi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>YÖK’ten üniversitelere “Aile ve Nüfus On Yılı” düzenlemesi</h5>
<div class='date'>3 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Üniversitelerin işlevi gençlere nasıl yaşayacaklarını öğretmek değil”</h3>
<p>Eğitim-Sen, üniversitelerin gençlerin özel yaşam tercihlerini belirleyecek kurumlar olmadığını vurguladı:</p>
<p>“Üniversitelerin işlevi gençlere nasıl yaşayacaklarını, ne zaman evleneceklerini, nasıl bir aile kuracaklarını ya da geleceklerini hangi yaşam modeli üzerinden şekillendireceklerini öğretmek değildir.”</p>

<p>Sendika, gençleri tek tip bir aile ve yaşam anlayışına yönlendiren yaklaşımların üniversitelerin özgür, çoğulcu ve eleştirel niteliğiyle çeliştiğini belirtti.</p>
<p>Açıklamada üniversitelerin, öğrencilerin bilimsel bilgiye erişebildiği, eleştirel düşünebildiği, kendisini özgürce ifade edebildiği ve kendi geleceği hakkında karar verebildiği kamusal alanlar olması gerektiği kaydedildi. </p>
<h3>Kadınların bakım emeğine dikkat çekti</h3>
<p>Eğitim-Sen açıklamasında aile politikalarının kadınlar açısından sonuçlarına da değindi.</p>
<p>Kadınların bakım emeğini büyük ölçüde üstlenmek zorunda bırakıldığını ve eğitim ile çalışma yaşamında ayrımcılıkla karşılaştığını belirten sendika, kadınları öncelikle evlilik, annelik ve aile içindeki roller üzerinden tanımlayan politikaların mevcut eşitsizlikleri yeniden ürettiğini söyledi. </p>
<a href='/haber/egitim-sen-den-okullarda-artan-siddete-iliskin-cagri-acil-ve-kalici-cozum-uretilmelidir-323881' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/29/egitim-sen-den-okullarda-artan-siddete-iliskin-cagri-acil-ve-kalici-cozum-uretilmelidir.jpg' alt='Eğitim Sen&#39;den okullarda artan şiddete ilişkin çağrı: Acil ve kalıcı çözüm üretilmelidir' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Eğitim Sen'den okullarda artan şiddete ilişkin çağrı: Acil ve kalıcı çözüm üretilmelidir</h5>
<div class='date'>29 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<h3>YÖK’e çağrı</h3>
<p>Sendika, YÖK’ün önceliğinin öğrencilerin özel yaşamlarını biçimlendirmek değil, eğitim hakkının önündeki engelleri kaldırmak ve yükseköğretim emekçilerinin çalışma koşullarını iyileştirmek olması gerektiğini belirtti.</p>
<p>Açıklamada barınma, beslenme, ulaşım ve ekonomik sorunlara çözüm üretilmesi; akademik özgürlük ile ifade ve örgütlenme özgürlüğünün güvence altına alınması; üniversitelerde ayrımcılık, taciz ve şiddete karşı etkili mekanizmalar kurulması ve ücretsiz, nitelikli, kamusal kreş hizmetlerinin yaygınlaştırılması talep edildi. </p>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 06 Oct 2026 14:09:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Gürlek: Fon soruşturmasında yurt dışındaki paraların iadesi için süreç başlatıldı]]></title><link>https://bianet.org/haber/gurlek-fon-sorusturmasinda-yurt-disindaki-paralarin-iadesi-icin-surec-baslatildi-324153</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/06/adalet-bakani-gurlek-fon-sorusturmasinda-yurt-disindaki-paralarin-iadesi-icin-surec-baslatildi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/gurlek-fon-sorusturmasinda-yurt-disindaki-paralarin-iadesi-icin-surec-baslatildi-324153</guid><description><![CDATA[Adalet Bakanı Gürlek, fon soruşturmasında 85 kişinin tutuklandığını, 220 kişi hakkında işlem yapıldığını ve TMSF’de gönüllü iade hesabı açıldığını söyledi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Gürlek, başta fon soruşturması olmak üzere hakemlere yönelik bahis soruşturması, “Terörsüz Türkiye” süreci ve süresiz nafaka düzenlemesine ilişkin değerlendirmeler yaptı.</p>
<a href='/haber/ozgur-ozel-fon-sorusturmasinda-adi-gecenleri-acikladi-324148' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/06/ozgur-ozel-fon-sorusturmasinda-adi-gecenleri-acikladi.jpg' alt='Özgür Özel, fon soruşturmasında adı geçenleri açıkladı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Özgür Özel, fon soruşturmasında adı geçenleri açıkladı</h5>
<div class='date'>6 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Fon soruşturması</h3>
<p>AA'daki habere göre, fon soruşturmasına ilişkin bilgi veren Gürlek, şu ana kadar 85 şüphelinin tutuklandığını, 220 kişi hakkında işlem yapıldığını ve çok sayıda kişinin mal varlığının dondurulduğunu söyledi.</p>
<p>Gürlek, soruşturma kapsamında kısa sürede sisteme dahil olan ve yüksek miktarlarda para çektiği belirlenen kişilerle ilgili de çalışma yürütüldüğünü belirtti.</p>
<p>Gürlek, “17 Eylül itibarıyla fonların tasfiyesine karar verildi. Karar verildiği an biz verilen soruşturma izinleri kapsamında bütün önleyici tedbirleri aldık” dedi.</p>
<p>Soruşturmanın sürdüğünü belirten Gürlek, “İyi niyetli yatırımcılarımızın, hisselerimizin, şirketlerimizin özellikle bu süreçten etkilenmemesi lazım” diye konuştu.</p>
<p>TMSF bünyesinde gönüllü olarak para iadesi yapmak isteyenler için hesap açıldığını söyleyen Gürlek, TMSF Başkanı ile görüştüğünü ve beş kişinin bu hesaba ödeme yaptığını aktardı.</p>
<p>Yurt dışına çıkarılan paraların geri getirilmesi için de adli süreç başlatıldığını belirten Gürlek, İsviçre'ye gönderilen paraların Türkiye'ye getirilmesi için çalışmaların sürdüğünü söyledi.</p>
<p>Gürlek, fon soruşturmasında zarar miktarının iki katını karşılamanın etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebileceğini ancak bunun soruşturmanın veya dosyanın kapanması anlamına gelmediğini belirtti.</p>
<p>“Üzerimize ne düşüyorsa yapacağız. Hukuk çerçevesinde sonuna kadar sürecin takipçisi olacağız” diyen Gürlek, Maliye Bakanlığı ve Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) da çeşitli önlemler aldığını söyledi.</p>
<p>Devletin kurumlarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla koordinasyon içinde çalıştığını belirten Gürlek, “Ucu kime giderse gitsin, ismi ne olursa olsun, kararlılıkla mücadele ediyoruz” dedi.</p>
<h3>Hakemlere yönelik bahis soruşturması</h3>
<p>Türk futbolunun temiz olması gerektiğini söyleyen Gürlek, hakemlerin maçları herhangi bir kişi veya kuruma bağlı olmadan, kurallar çerçevesinde yönetmesini istediklerini belirtti.</p>
<p>Gürlek, soruşturma dosyasında MASAK raporları, HTS kayıtları ve WhatsApp yazışmaları gibi delillerin bulunduğunu söyledi. Hakemlerin bahis oynayıp oynamadığının da araştırıldığını belirten Gürlek, “Bizim amacımız tamamen futbolun temiz kalması” dedi.</p>
<h3>“Terörsüz Türkiye” süreci</h3>
<p>Gürlek, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin de açıklamalarda bulundu. Süreci provoke etmek isteyen oluşumlar olabileceğini söyleyen Gürlek, bunlara “göz açtırmayacaklarını” belirtti.</p>
<p>Sürecin tamamlanmasını temenni ettiğini söyleyen Gürlek, “Terörsüz Türkiye, insanlarımızın enerjilerini yatırıma, teşviğe yapması demek, gençlerimizin iş potansiyeline kavuşması demek” diye konuştu.</p>
<h3>Süresiz nafaka düzenlemesi</h3>
<p>Gürlek, süresiz nafakaya ilişkin yasal düzenlemenin de Meclis gündemine getirileceğini söyledi.</p>
<p>Meclis kapanmadan önce bu konuda bir çalışma yaptıklarını belirten Gürlek, “Meclis açıldı, bu konudaki paketi Meclis'e sunacağız” dedi.</p>
<h3>Kaşif Kozinoğlu soruşturması</h3>
<p>Gürlek, Kaşif Kozinoğlu soruşturmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. “Kurtlar Vadisi” dizisinin bir bölümünde Kozinoğlu'nun ölümünün canlandırıldığını hatırlatan Gürlek, senaryoyu yazan üç kişinin bilgi sahibi olarak dosyada yer aldığını söyledi.</p>
<p>Dizide cezaevindeki elektrik kesintisine kadar bazı ayrıntıların işlendiğini belirten Gürlek, soruşturma kapsamında bu konuların da incelendiğini aktardı.</p>
<p>Gürlek ayrıca Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmesinde, “Türk piyasası, Türk ekonomisi çok güçlü. Bizim gözbebeğimiz. Buradaki küçük bir kısımda meydana gelen hadiseyi genele yaymamak gerekiyor” dedi.</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 06 Oct 2026 14:07:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Basın örgütlerinden X'e "Türkiye'nin sansürüne ortak olmama" çağrısı]]></title><link>https://bianet.org/haber/basin-orgutlerinden-x-e-turkiye-nin-sansurune-ortak-olmama-cagrisi-324151</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/06/basin-orgutlerinden-x-e-turkiye-nin-sansurune-ortak-olamama-cagrisi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/basin-orgutlerinden-x-e-turkiye-nin-sansurune-ortak-olmama-cagrisi-324151</guid><description><![CDATA[IFJ, EFJ ve TGS, gazeteci ve medya kuruluşlarının X hesaplarına yönelik erişim engellerine tepki gösterdi: “X, bağımsız yargı kararı olmaksızın gazeteci ve medya kuruluşlarının hesaplarını erişime kapatmama ilkesini benimsemeli.”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ), Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye’de gazeteciler, medya kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinin sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engellerinin yaygınlaşması üzerine X yönetimine çağrı yaptı.</p>
<p>Üç basın örgütü, X’in Türkiye’den gelen erişim engeli taleplerini bağımsız ve denetlenebilir bir yargı kararı bulunup bulunmadığı açısından incelemesini, idari makamların taleplerini tek başına yeterli gerekçe olarak kabul etmemesini istedi.</p>

<p>Ortak açıklama yapan meslek örgütleri “Türkiye’de hukukun tarafsız karar verdiğine dair şüpheler hat safhadayken, bu kararların gerekçe gösterilerek yapılan erişim engelleri de keyfidir” dedi.</p>
<p>T24, Kısa Dalga, Sol Haber ve Evrensel ile İrfan Değirmenci, Can Bursalı, Fırat Fıstık, Ersin Eroğlu, Meral Danyıldız, Canan Kaya, Ali Tarakçı, Onur Dalar, Dinçer Gökçe ve Esra Tokat’a yönelik sansür kararlarını hatırlattı. Şunları ekledi:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Eylül 2026’da gazeteciler, haber kuruluşları, ekonomistler, akademisyenler, hukukçular ve diğer kullanıcıların yüzlerce X hesabı hakkında erişim engeli kararları alındı.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>İfade Özgürlüğü Derneğinin verilerine göre Eylül ayında erişim engeli kararı verilen 1270 hesaptan sadece 115’i ile ilgili bir mahkeme kararı var. 1155 hesabın hangi gerekçe ile kapatıldığı bilinmiyor. Bu hesapların toplam takipçi sayısı 35 milyonu aşıyor. Türkiye’deki bu uygulamaların kapsamı, basın özgürlüğünün yanı sıra milyonlarca insanın haber ve bilgiye erişim hakkını da doğrudan etkiliyor, engelliyor.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Üstelik X’in yönetim politikası düşünce ve ifade özgürlüğüne ilişkin belirli güvenceler öngörmesine rağmen yargı denetiminden yoksun erişim engeli taleplerinin karşılandığını, işbirliği yaptığını görüyoruz. X, resmi politikasında, içerik veya hesapların erişime engellenmesi yönündeki taleplerde mahkeme kararı gibi geçerli hukuki belgelerin kullanılabildiğini; elinde mahkeme kararı veya başka bir hukuki belge bulunan makamların bunu başvurularına eklemesi gerektiğini belirtiyor. X ayrıca, hukuki bir engel bulunmadığı sürece etkilenen kullanıcıların talepten haberdar edileceğini açıklıyor.”</em></p>
<h3>X’e altı talep</h3>
<p>IFJ, EFJ ve TGS açıklamanın ardından X yönetimine şu çağrıları yaptı:</p>
<ul>
<li>Türkiye’den gelen erişim engeli taleplerinde bağımsız ve açık bir mahkeme kararı bulunup bulunmadığının titizlikle denetlenmesi,</li>
<li>İdari makamların, kolluk birimlerinin veya diğer kamu kurumlarının tek taraflı taleplerinin, bağımsız yargı denetimi olmadan gazeteci ve medya kuruluşlarının hesaplarını kapatmak için yeterli gerekçe sayılmaması,</li>
<li>Taleplerin hukuki dayanağının ve kapsamının incelenmesi; genel, belirsiz ve orantısız taleplerin reddedilmesi,</li>
<li>Erişim engeli uygulanması halinde kullanıcıların ve kamuoyunun talebin kaynağı, hukuki dayanağı ve kapsamı hakkında mümkün olan en yüksek düzeyde bilgilendirilmesi,</li>
<li>Gazeteci ve medya kuruluşlarının hesaplarının bütünüyle kapatılması yerine, hukuken zorunlu olduğu ileri sürülen belirli içeriklerle sınırlı ve ölçülü tedbirlerin uygulanması,</li>
<li>Türkiye’deki erişim engeli talepleri ile X’in bu taleplere verdiği yanıtların şeffaflık raporlarında ayrıntılı biçimde açıklanması.</li>
</ul>
<h3>"Basın özgürlüğü yurttaşların bilgi alma hakkıdır"</h3>
<p>Basın özgürlüğünün yalnızca gazetecilerin çalışma hakkından ibaret olmadığını belirten basın meslek örgütleri, açıklamasını şöyle sürdürdü:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Basın özgürlüğü, yurttaşların farklı kaynaklardan bilgi alma, haberleri karşılaştırma ve kamu yararını ilgilendiren gelişmelerden haberdar olma hakkıdır.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Bir gazetecinin hesabının, bir haber kuruluşunun yayın kanalının veya bir medya kuruluşunun sosyal medya hesabının yargı denetimi olmaksızın erişime kapatılması, yalnızca o hesabın sahibini değil, o hesabı takip eden bütün yurttaşları etkiler.”</em></p>
<p>IFJ, EFJ ve TGS, X’i Türkiye’de erişim engellerini uygularken evrensel insan hakları ile ifade ve basın özgürlüğü standartlarını esas almaya çağırdı:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“X’i, bağımsız yargı kararı olmaksızın gazeteci ve medya kuruluşlarının hesaplarını erişime kapatmama ilkesini benimsemeye çağırıyoruz.”</em></p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 06 Oct 2026 13:34:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Özgür Özel, fon soruşturmasında adı geçenleri açıkladı]]></title><link>https://bianet.org/haber/ozgur-ozel-fon-sorusturmasinda-adi-gecenleri-acikladi-324148</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/06/ozgur-ozel-fon-sorusturmasinda-adi-gecenleri-acikladi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ozgur-ozel-fon-sorusturmasinda-adi-gecenleri-acikladi-324148</guid><description><![CDATA[YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, fon soruşturmasına ilişkin şunları söyledi: "Buradan milletimize arz ediyorum, soruşturmada adı geçenler, tutukluluk durumlarına göre ve atayan kişiye göre tam liste."]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM grup toplantısında gündeme ilişkin yaptığı açıklamada fon soruşturmasına değindi.</p>
<p>Özel, soruşturmada adı geçenleri okurken, atamaları kimlerin yaptığını da kürsüde açıkladı.</p>
<a href='/haber/fon-sorusturmasinda-dort-tutuklama-daha-324014' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/haber/2025/09/08/borsada-chp-dususu-bugun-de-suruyor.jpg' alt='Fon soruşturmasında dört tutuklama daha' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Fon soruşturmasında dört tutuklama daha</h5>
<div class='date'>2 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>Özel'in açıklamasında öne çıkan başlıklar şöyle:</p>
<p>-YENİ Parti kurulduğunda, eskiden şikayet edilen tüm alışkanlıkları terk etmenin sözünü vermiştik. Demokrasiyi kendi evinde kurmadan Türkiye'ye vadedemezsiniz. Toplam 820 ilçede şu ana kadar ilçe kongreleri tamamlandı. Tüm ilçelerde tüm üyelerimiz ilçe başkanı için sandığa gittiler. Türkiye çapında yüzde 62,5'lik bir katılım oranıyla Türkiye'de ilk kez denenen bir işi, ön seçimleri gerçekleştirdik.</p>

<p>-Bugün itibariyle YENİ Parti'nin üye sayısı bu sabah 753 bine ulaştı. Üye sayımız hızla artmaya devam ediyor. Sırada il başkanlığı seçimleri var. 81 ilde 18 Ekim günü üyelerimizin tamamı, yani düne kadar üye olmuş 753 bin kişi il başkanlığı için oy kullanacak.</p>
<p>-Yeni yasama yılına asrın soygununun yakıcı ortamında başlıyoruz. Milletimiz geçim derdiyle kıvranırken iktidarın açtığı yolda, iktidar partisinin mensuplarının içinde olduğu asrın dolandırıcılığıyla, asrın soygunuyla, asrın vurgunuyla tanıştık. Milletimiz buna muhatap oldu. Vatandaşın devlete emanet ettiği yatırımlarına resmen çöküldü. 800 milyar liralık vurgun çarkı; 3-5 kuruşunu enflasyondan korumaya, bir kenarda arttırmaya, belki biriken borçları bu vesileyle kapamaya çalışan küçük yatırımcının üzerine devrildi.</p>
<a href='/haber/arinc-fon-krizine-sahada-gerektigi-gibi-mudahale-edilemedigini-soyledi-ve-uyardi-secimler-kaybedilebilir-324007' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/01/arinc-fon-krizine-sahada-gerektigi-gibi-mudahale-edilemedigini-soyledi-ve-uyardi-secimler-kaybedilebilir.jpg' alt='Arınç fon krizine "sahada" gerektiği gibi müdahale edilemediğini söyledi ve uyardı: "Seçimler kaybedilebilir"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Arınç fon krizine "sahada" gerektiği gibi müdahale edilemediğini söyledi ve uyardı: "Seçimler kaybedilebilir"</h5>
<div class='date'>1 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>-455 bin tekil yatırımcı, 2 milyondan fazla doğrudan fondan etkilenen insan ve 5 milyona yakın toplamda bu işten zarar gören mağdur var. Erdoğan'ın atadıkları bu işin tam içinde, tam göbeğinde: Biri büyükelçi, biri cumhurbaşkanı başdanışmanı, biri istişare kurulu üyesi, biri Varlık Fonu yöneticisi; diğerleri Erdoğan'ın yardımcıları, milletvekilleri, bakanları, bakan yardımcıları, bürokratları. Fatma Betül Sayan Kaya; 163 milyon lira, 27 ev parası, 6 milyon liralık kabul ettiğimiz... Ortalama bir ev parasından 27 ev parasını bir yerlerden bulmuş, gitmiş fona koymuş. 5 ay sonra 'çık' dedikleri gün çıkmış ve 2.2 milyar TL, 367 ev parasıyla oradan ayrılmış. 27'sini koyup 340'ını gariban vatandaşın sırtından çarpıp 367 ev parasıyla oradan ayrılmış. Peki bu konuda Erdoğan ne diyor? 'Fatma Hanım şeytana uydu. Nefsine, nefsine yenik düştü' diyor.</p>
<p>-Fırından 20 liralık bir ekmeği görüp de nefsine yenik düşenler içeride; bayram sabahı evdeki çocukların nefsi körelsin diye zengin mahallesinden bir tepsi baklavayı alıp 6 evladına yediren adam 14 yıl hapisle içeride; ama devletin, İBB'nin burslarıyla büyümüş, bütün ailesi ayrı ayrı kayrılmış, kendi her makamlara gitmiş, her paraları kazanmış Fatma Betül Sayan Kaya nefsine uymuş 'yazık garibim' diye ifadeye bile çağrılmaksızın dışarıda! Bir tane tövbe hesabı açmışlar, bir tane etkin pişmanlık hesabı açmışlar; ana parayı ayırmış, faizini kaydırmış, bu meseleden kurtulmaya çalışıyorlar. İşte AK Parti'nin ikili hukuk sistemi.</p>
<a href='/haber/ozgur-ozel-den-videolu-fon-sorusturmasi-paylasimi-asrin-soygunu-323979' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/01/ozgur-ozel-den-videolu-fon-sorusturmasi-paylasimi-asrin-soygunu.jpg' alt='Özgür Özel&#39;den videolu fon soruşturması paylaşımı: &#39;Asrın soygunu&#39;' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Özgür Özel'den videolu fon soruşturması paylaşımı: 'Asrın soygunu'</h5>
<div class='date'>1 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>-Fatma Hanım elbette yalnız değildir. İşlemlerini kendisi söylemiş. Diyor ki, 'Ben eğer, ben eğer bilseydim' diyor, 'bu işleri kendi adıma yapar mıydım?' Onun bilmediği ama şu an Bakanlar Kurulu'nda bulunan en az bir, belki birden çok bakanın bildiği, bütün AK Parti bürokrasisinin bildiği bir şey var: Bu işleri çantacılara yaptırıyorlar. Ya da parayı Lüksemburg'a yolluyorlar. Orada bir off-shore hesabına koyuyorlar. Sonra yabancı yatırımcı, yani bıyıklı yabancı diyorlar bunlara, belki bu bakan için pis sakallı yabancı diye söylenebilir. Lüksemburg'daki off-shore hesaptan Türkiye'de yabancı yatırımcıymış gibi o TERA fonda taklaları atıyorlar, paraları kazanıyorlar. TERA fon için ileride daha çok konuşacağız. Bu fon sadece paraya para katılan bir yer değildir; dünyanın en büyük çamaşır makinesidir.</p>

<p>-FETÖ borsasının kirli parasının, İBB borsasının kirli parasının içinde tur atıldığı, üç ileri bir geri yıkandığı; ön yıkama, son yıkama, sıkma derken İBB borsasının parasının temizlendiği yerin adı TERA çamaşır makinasıdır. Çok yakında ya bu çamaşır makinasında aklanan, paklanan paraların, aklayan, paklananın peşine düşecekler ya da milletin merdanesinde millet tarafından sıkılıp bir tarafa atılacaklar! Hep birlikte göreceğiz. Tabii Fatma Hanım dili döndüğünce, üsturupla şunu söylüyor; diyor ki: 'Ben yalnız değildim.' Elbette yalnız değil. Yavaş yavaş ortaya dökülüyor, her gün yeni bir tanesi dökülüyor.</p>
<p>-Örneğin, kısaca hatırlayalım: Sayın Hayati Yazıcı'nın oğlu orada. Mal varlığına tedbir konuluyor, bir bakılıyor ki bu Yazıcı, bizim Hayati Başkan'ın oğlu Yazıcı. Ortağı da işin burasına kadar içinde ama Hayati Başkan'ın oğlunun mal varlığına konan tedbir bir saat içinde arkadaşlar, bir saat içinde kaldırılıyor.</p>
<a href='/haber/fon-krizi-paylasimlari-nedeniyle-147-x-hesabi-daha-erisime-engellendi-323953' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/30/fon-krizi-paylasimlari-nedeniyle-147-x-hesabi-daha-erisime-engellendi.png' alt='Fon krizi paylaşımları nedeniyle 147 X hesabı daha erişime engellendi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Fon krizi paylaşımları nedeniyle 147 X hesabı daha erişime engellendi</h5>
<div class='date'>30 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<p>-Bakın; İstanbul'da tutuklu belediye başkanlarımızın annesinin, babasının, oğlunun, kardeşinin hesaplarına, üç kuşaklık şirketlerine tedbir koydular. 18 aydır duruyor. Şirketten maaş ödenecek, o bile hâkim imzasına tabi. O şirketi üç kuşaktır işletenlere asgari ücret veriyorlar, 'Bununla geçineceksin' diyorlar. 18 aydır tedbirler kalkmıyor. İtirafçı olandan tedbiri kaldırıp, kendini salıp, malı iade edip; itirafçı olmayanın yedi sülalesine zulmediyorlar. Hayati Yazıcı'nın oğluna gelince bir saatte tedbir kaldırıyorlar. Hayati Bey'in, ben Hayati Bey'in oğluna da zulüm yapılsın demiyorum. Bir hukuk varsa herkese eşit uygulansın diyorum.</p>
<p>-Ayrıca iki dönem AK Parti'de milletvekilliği yapan Ertan Aydın. 'Türkiye Yüzyılı' kampanyasını yapan isim, öyle bir noktada ki şimdi yurt dışına çıkış yasağı getirilmiş ve bir köşede duruyor. Açılacak tövbe hesabına parayı koyarsa ona da hiçbir şey olmayacak inşallah. 'Türkiye Yüzyılı' dediler, yüzyılın soygununu yaptılar. Bundan sonra 'Türkiye Yüzyılı' yazısını gören, yüzyılın soygununu hatırlasın.</p>
<p>-Dün AK Parti'nin saadet zincirine bir isim daha eklendi: AK Partili bürokrat Osman Arıkan Nacar, şirket E-Data. Para 20 milyar lira. Yani çektiği para 20 milyar lira, Fatma Betül Sayan Kaya'nın tam 10 katını vurmuş. Peki kaç daire parası? Çünkü milyar deyince bazen kafa karışıyor. Buradan vurulan para 3 bin 333 apartman dairesi parası. Diyor ki bu parayı kim kazanmış? Osman Arıkan Nacar. Peki normal şartlarda bu salondan birinin, herhangi birinin, ailesinden, yedi sülalesinden birinin fondan vurgun yaptığı çıksa manşet olur, değil mi?"</p>
<a href='/haber/ozel-fon-sorusturmasinda-adi-gecenlerin-iktidarla-baglantilarini-siraladi-hepsi-erdogan-in-ekibi-323930' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/30/ozel-fon-skandalindan-cikan-gercek-ak-partinin-saadet-zinciri-oldugunu-gosteriyor.png' alt='Özel fon soruşturmasında adı geçenlerin iktidarla bağlantılarını sıraladı: "Hepsi Erdoğan&#39;ın ekibi"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Özel fon soruşturmasında adı geçenlerin iktidarla bağlantılarını sıraladı: "Hepsi Erdoğan'ın ekibi"</h5>
<div class='date'>30 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<p>-Peki bu kimmiş? 15 gün önce tatilini en yakın arkadaşıyla yapmış. Kimmiş? AK Parti Sözcüsü Sayın Ömer Çelik'miş. Bodrum'da tatil yapmışlar beraber! Parti sözcümüz dün açıkladı. Dünden beri kendinden tık yok. Tatil arkadaşından haber gelmiş: 'Efendim, bazı yerlerde firar etti diyorlar, İstanbul'dayım. Tatil yaptın mı Ömer Çelik'le? Yaptım, yakın arkadaşım'. 'Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim'. Ponzici Ömer.</p>
<p>-Ne diyorlardı: 'Biz üstüne gidiyoruz'. Kimin üstüne gidiyorsunuz? Fatma Betül Sayan Kaya'yı biz söylemesek tık yok! 'Türkiye Yüzyılı' Ertan Aydın'ı biz söylemesek tık yok! Hayati Yazıcı'nın oğlunu söylemesek tık yok! Ömer Çelik'i söylemesek tık yok! Ömer Bey geçip televizyonların karşısına kasım kasım etik anlatıyor rahmetlinin cenazesinde. Ömer Bey, etiği anlatmayacaksın, etiği yaşayacaksın! Önce temizliğe sağ kolundan başlayacaksın. Şimdi, tabii bu işin parti sözcüsü boyutu var, kabinede bakan boyutu var, genel başkan yardımcısı boyutu var, Saray'da yakın çalışma arkadaşları boyutu var; ama bu işin arkadaşlar bir de aile boyutu var. Bir de aile boyutu var.</p>

<p>-Şimdi bir bilgiyi de biz buradan paylaşalım. Bugünün bilgisi de bu olsun, sonra devam ederiz. Fon operasyonunun ilk dalgasında gözaltına alınan Lidya Holding var. Yönetim Kurulu Başkanı Enver Çevik. Bulls Yatırım var. Bulls Yatırım, AK Partililerin en iyi bildiği fonun yatırım şirketi. Kim var orada başında? Gizli sahibi kim? Kim özendirdi sizi oraya, hepiniz biliyorsunuz. Yönetim Kurulu Başkanı Bulls Yatırım'ın Kemal Akkaya. Bunlar savcılıktan serbest bırakıldılar. Bunlar tutuklanamayacak kadar büyükler. Bunlar nezaretin kapısından giremeyecek kadar büyük lokmalar! O yüzden bunlar savcılıktan serbest bırakıldılar.</p>
<a href='/haber/bankerlerden-gizli-fona-kazananlar-ve-kaybedenler-323929' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/30/bankerlerden-gizli-fona-kazananlar-ve-kaybedenler.png' alt='Bankerlerden &#39;gizli fona&#39; kazananlar ve kaybedenler' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Bankerlerden 'gizli fona' kazananlar ve kaybedenler</h5>
<div class='date'>30 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<p>-Bu şirketin yönettiği ve tasfiye edilen toplam 15 fon var. Bu isimler, Lidya Holding'in ortağı olduğu Bin Yatırımlar Holding şehir içinde skuter kiralama hizmeti sunuyor, adı BinBin. BinBin şirketi... Pay sahiplerinden biri Lidya Holding ve EC Yatırım Holding. Lidya ile bu şirketler doğrudan ortak. Peki BinBin var ya BinBin? 'Bin'den geliyor; BinBin. Sahibi, adı Usame. Bu genç yatırımcı Erdoğan'ın kardeşi Mustafa Erdoğan'ın oğlu Usame Erdoğan.</p>
<p>-Yani BinBin'i halka arz eden firma Bulls Yatırım. Ortağı firma Lidya Yatırım, Lidya Holding. Lidya, Bulls, BinBin doğrudan bağlantıda ve ortaklar. Lidya Holding hakkında şu bilgiye herkes çok şaşırmıştı: Gerçeğe aykırı olarak borsada aşırı yükselen şirketler konuşulurken, Lidya Holding'in kaç kat değer kazandığı görülünce 'Ne iş yapıyor?' diye bakılmıştı; çalışan sayısı kaçtı? Sıfır! Hiç çalışanı yok. Sıfır çalışanlı bu Lidya Holding'in içinde olduğu Usame Erdoğan, Tayyip Bey'e 'amca' diyor, öz amcası; kardeşinin oğlu Usame Erdoğan'ın, BinBin hissesi işler yolundayken Nisan 2024'te 200 lira! Rekorlar kırmış, para yatıran kazanmış, herkese 'Koşun, koşun' demişler, 'Usame'nin şirkete koşun. Mustafa Erdoğan'ın oğlu zarar mı eder? Paraları koyun.' Herkes koymuş, işi bilenler çekilmiş. Bugün 200 lira koyan zavallının hissesi 47 liradan işlem görüyor, parayı vuranlar kenarda oturuyorlar.</p>
<a href='/haber/erdogan-455-bin-yatirimcinin-parasinin-buhar-edilmesine-fon-piyasasinda-sinirli-bir-sorun-dedi-323879' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/29/erdogan-455-bin-yatirimcinin-parasinin-buhar-edilmesine-fon-piyasasinda-sinirli-bir-sorun-dedi.jpeg' alt='Erdoğan 455 bin yatırımcının parasının buhar edilmesine "fon piyasasında sınırlı bir sorun" dedi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>KABİNE TOPLANTISININ ARDINDAN</h6>
<h5 class='headline'>Erdoğan 455 bin yatırımcının parasının buhar edilmesine "fon piyasasında sınırlı bir sorun" dedi</h5>
<div class='date'>29 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<p>-Şimdi bu acizliğe güler misin, ağlar mısın? Ama şöyle bir şeyi görmek lazım, bu AK Partililerin saadet zinciri. Milleti soyup soğana çevirmişler. Borsadaki kayıp 3,5 trilyon, tasfiye fonlardaki para 800 milyar lira, soygunun ekonomiye doğrudan maliyeti 90 milyar dolar. "Ne diyorduk? Asrın felaketi 11 il yıkıldı; asrın felaketinin maliyeti 100 milyar dolar, devlet açıklıyor. Asrın soygununun maliyeti 90 milyar dolar! Neredeyse depremin 11 ilde yıktığı ve ortaya çıkardığı bütün kaybın yüzde 90'ını AK Parti'nin kara düzeninde, AK Parti'nin saadet zincirinden vurmuşlar. Şimdi Erdoğan diyor ki: 'İktisadi güvenliğe sabotaj düzenlendi'.</p>
<p>-Eğer bir sabotaj varsa, iktisadi güvenliğe sabotaj; bir ülkede yargı bağımsızlığını ortadan kaldıran, yani kendi bakan yardımcısını önce cumhuriyet başsavcısı atayan, siyasi operasyonlar yapan, sonra onu bakan atayan bu sabotajın başındadır. Eğer bir ülkede yargı bağımsızlığı ortadan kalktıysa, hukukun üstünlüğü ortadan kalktıysa; ekonomiye, iktisadi güvene sabotaj tam oradadır. Hele hele liyakatsiz, partizanca atamalar varsa sabotaj tam oradadır.</p>
<a href='/haber/fatma-betul-sayan-kaya-nin-istifasinin-ardindan-akp-den-ilk-aciklama-323825' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/27/fatma-betul-sayan-kaya-nin-istifasinin-ardindan-akp-den-ilk-aciklama.jpg' alt='Fatma Betül Sayan Kaya&#39;nın istifasının ardından AKP&#39;den ilk açıklama' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Fatma Betül Sayan Kaya'nın istifasının ardından AKP'den ilk açıklama</h5>
<div class='date'>27 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<p>-Şöyle bir çiteleme faaliyetiyle; nasıl bütün FETÖ'cülerin her isteğini yapıp da FETÖ sabunuyla elleri yıkayıp bir günahı yokmuş gibi kenara geçti beyefendi, şimdi Erdoğan'ın hiç bu işlerden haberi yok, bir yerlerde birileri iktisadi sisteme sabotaj yapmış, Erdoğan da bunu Zeynel Emre'nin yaptığı basın açıklamasıyla öğrenmiş! Böyle bir durumdayız.</p>
<p><strong>Buradan milletimize arz ediyorum; soruşturmada adı geçenler, tutukluluk durumlarına göre ve atayan kişiye göre tam liste:</strong></p>
<div class="box-1">
<p>Emre Alkın: Tera Yönetim Kurulu Üyesi, tutuklu. Bizzat Cumhurbaşkanı tarafından Cumhurbaşkanlığı Akademik İstişare Kurulu'na atanmıştı.</p>
<p>Kerem Alkin: Tera Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi, tutuklu. Türkiye'nin OECD Daimi Büyükelçiliğine Erdoğan tarafından atandı; Varlık Fonu ve Halkbank yönetimine Erdoğan tarafından atandı.</p>
<p>Emre Tezmen: Tera Yönetim Kurulu Başkanı, tutuklu. Fatma Hanım ve ailesiyle yakın ilişkili.</p>
<p>Erkan Kilimci: Tera'nın Genel Müdürü, tutuklu. Eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı. 200 liranın üzerinde imzası var, Erdoğan tarafından atandı.</p>
<p>Fecir Alptekin: Tera Yönetim Kurulu Üyesi, Cumhurbaşkanı Danışmanı, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu Üyesi, Erdoğan'ın imzasıyla atandı.</p>
<p>Abdulkadir Özkan: Tera Yönetim Kurulu Üyesi, tutuklu. Başbakanlık Başdanışmanı, Erdoğan tarafından atandı. Diyanet ve Millî Eğitim Bakanlığı Basın Müşavirliği yaptı.</p>
<p>Erdinç Özel: Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı, AK Parti Ekonomi İşleri Başkan Yardımcısı, Erdoğan tarafından atandı.</p>
<p>Muhammed Yarız: Pusula Portföy'de yönetici, tutuklu. Eski AK Parti İstanbul Gençlik Kolları Yönetim Kurulu Üyesi.</p>
<p>Özdemir Ataseven: Özata Yönetim Kurulu Başkanı, tutuklu. AK Parti Tuzla İlçe Başkan Yardımcısı.</p>
<p>İskender Balcı: Fonda yönetici, tutuklu. Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik'in damadı.</p>
<p>Ey Erdoğan. Atayan AK Partili, atanan AK Partili, soyan AK Partili, maalesef soyulan da AK Partili. Hakkını arayan da YENİ Partili. Hadi bakalım. Sen bu işin tam ortasındasın, tam ortasında.</p>
<p>Fon krizinde millet cevap bekliyor, iktidar soranın sesini kesiyor. Paranın izini süren gazetecinin, tehlikeyi önceden haber verenin ya da yaşandıktan sonra riskleri anlatan ekonomistin sosyal medya hesaplarına erişim engelleri geliyor.</p>
<p>İfade Özgürlüğü Derneği'nin tespitine göre yalnızca Eylül ayında 1270 X hesabına erişim engeli geldi. T24'ün sitesini ve sosyal medya hesaplarını erişime engellediler. Evrensel'in, Sol Haber'in, Kısa Dalga'nın hesaplarını engellediler. 7 bin üyeli Türkiye Psikiyatri Derneği'nin, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu'nun, Kadın Koalisyonu'nun sesini kıstılar. Sonunda hangi hesapların engelli olduğunu ilan eden, yorumsuz veren EngelliWeb'in web sitesini ve sosyal medya hesabını kapattılar. İnanmak güç ama İfade Özgürlüğü Derneği'nin kendi hesabını kapattılar.Bu meselenin hassasiyetini vurgulayarak hesabına erişim gelen gerçek kişileri, kurumları, kurumların yöneticilerini, bizimle birlikte Anayasa Mahkemesi'ne çeşitli yollardan başvuruda bulunmuş herkesi ve erişim engeline karşı sesini yükseltip Anayasa Mahkemesi'ni göreve çağırmak isteyen herkesi yarın 12.00'de Anayasa Mahkemesi'nin önüne bekliyoruz.Böyle bir hak ihlali varken Anayasa Mahkemesi'nin bir süredir terk ettiği yürütmeyi durdurma yetkisini, daha önceki içtihatlarıyla kazandığı, Anayasa Mahkemesi'ni Anayasa Mahkemesi yapan yürütmeyi durdurma yetkisini kullanmasını bekliyoruz.</p>
</div>
<p>(FY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 06 Oct 2026 12:35:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bahçeli seçim için tarih verdi, süreç yasası çağrısı yaptı]]></title><link>https://bianet.org/haber/bahceli-secim-icin-tarih-verdi-surec-yasasi-cagrisi-yapti-324147</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/06/bahceli-secim-icin-tarih-verdi-surec-yasasi-cagrisi-yapti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/bahceli-secim-icin-tarih-verdi-surec-yasasi-cagrisi-yapti-324147</guid><description><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yeni yasama yılındaki ilk Meclis Grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Partisinin Meclis grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "İhtiyaç duyulacak yeni yasal düzenlemelerin yapılması önümüzde duran en hayati konulardan birisi olacaktır" dedi. Bahçeli ayrıca, seçimlerin 2028'de yapılması gerektiğini ve Erdoğan'ın tekrar aday olabileceğini söyledi.</p>
<a href='/haber/arinc-fon-krizine-sahada-gerektigi-gibi-mudahale-edilemedigini-soyledi-ve-uyardi-secimler-kaybedilebilir-324007' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/01/arinc-fon-krizine-sahada-gerektigi-gibi-mudahale-edilemedigini-soyledi-ve-uyardi-secimler-kaybedilebilir.jpg' alt='Arınç fon krizine "sahada" gerektiği gibi müdahale edilemediğini söyledi ve uyardı: "Seçimler kaybedilebilir"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Arınç fon krizine "sahada" gerektiği gibi müdahale edilemediğini söyledi ve uyardı: "Seçimler kaybedilebilir"</h5>
<div class='date'>1 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Yasal adım çağrısı</h3>
<p>Bahçeli, "Milletimizin kararı nettir. Türkiye'ye yeni yasama yılıyla birlikte bir taraftan 'terörsüz Türkiye' hedefinin hukuki ve siyasi tabanının güçlendirilmesine diğer taraftan demokratik standartların geliştirilmesi hukuk devletinin kurumsal kapasitesinin arttırılması ve toplumsal bütünleşmenin kalıcı hale getirilmesi ile sosyo-ekonomik şartların iyileştirilmesine yönelik çalışmalarla milletimizin beklentilerini karşılayacaktır. 7595 sayılı kanun çerçevesinde oluşturulan komisyonların çalışması kanunun yürürlüğe gireceği şartların oluşturulması bunların takip ve tespiti aynı zamanda da ihtiyaç duyulacak yeni yasal düzenlemelerin yapılması, önümüzde duran en hayati konulardan birisi olacaktır" dedi.</p>
<a href='/haber/ozgur-ozel-erken-secim-istiyoruz-erdogan-kacmasin-318930' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/21/ozgur-ozel-erken-secim-istiyoruz-erdogan-kacmasin.jpg' alt='Özgür Özel: "Erken seçim istiyoruz, Erdoğan kaçmasın"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Özgür Özel: "Erken seçim istiyoruz, Erdoğan kaçmasın"</h5>
<div class='date'>20 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Seçim açıklaması</h3>
<p>Seçim tartışmalarına değinen Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı destekyeceklerini söyledi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bir kez daha aday olması ve üçüncü defa cumhurbaşkanlığına seçilmesi mümkün olacaktır. Zira üçüncü dönem, ülkemizde, bölgemizde ve dünyada birçok önemli gelişmeye gebedir ve öncelikli olarak bu zorlu süreci yönetecek dirayet ve tecrübeye ihtiyaç vardır. O tecrübe ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve Cumhur İttifakı kurumsallığında Sayın Erdoğan’dadır.</p>
<a href='/haber/omer-celik-erken-secim-soz-konusu-degil-302131' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2024/11/24/omer-celik-erken-secim-soz-konusu-degil.jpg' alt='Ömer Çelik: Erken seçim söz konusu değil' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Ömer Çelik: Erken seçim söz konusu değil</h5>
<div class='date'>24 Kasım 2024</div>
</div>
</a>

<p>Meclis'in alacağı karar çerçevesinde yenilenecek seçimlerin yine 2028 yılı içinde yapılması, istikrar ve öngörülebilirliği zedelemeyecek şekilde sistem ruhuna uygun işletilmiş olacaktır. Bu yönde bir iradenin tezahürüyle gereksiz tartışmalar bitecek, belirsizlikler ortadan kalkacak, ekonomik güven artacak, ülkemiz attığı tarihi adımlarla dolu dizgin yoluna devam edebilecektir."</p>
<p>(FY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 06 Oct 2026 12:10:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[AYM, Van'da Valiliğin bir yılda 18 kez eylem yasaklamasına "ihlal" dedi]]></title><link>https://bianet.org/haber/aym-van-da-valiligin-bir-yilda-18-kez-eylem-yasaklamasina-ihlal-dedi-324146</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/06/aymden-vandaki-genel-eylem-ve-etkinlik-yasaklarina-ihlal-karari.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/aym-van-da-valiligin-bir-yilda-18-kez-eylem-yasaklamasina-ihlal-dedi-324146</guid><description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi, Van Valiliğinin 2019’da il genelindeki tüm eylem ve etkinlikleri 15 gün süreyle yasaklayan kararının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiğine hükmetti. Valiliğin daha hafif tedbirleri değerlendirmeden “otomatik olarak yasaklama yoluna gittiğine” karar verdi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu, Van Valiliğinin 2019’da il genelindeki toplantı ve etkinlikleri 15 gün süreyle yasaklamasına ilişkin bireysel başvuruda hak ihlali kararı verdi.</p>
<p>Mahmut Kaçan’ın başvurusunu karara bağlayan AYM, Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti.</p>
<p>Mahkeme, toplantı ve gösterilerin tümüyle yasaklanabilmesi için kamu düzenini bozacak nitelikte somut bir tehlike ya da gerçek bir tehdidin bulunması gerektiğini belirtti. AYM’ye göre ayrıca bu tehlikenin daha hafif önlemlerle giderilemeyeceğinin ortaya konulması, yasağın doğuracağı dezavantajın kamu düzeninin korunması amacı karşısında haklılaştırılması ve bütün bu gerekçelerin yargısal denetime elverişli şekilde gösterilmesi gerekiyor.</p>
<h3>Valilik 15 günlük yasaklarla tüm yılı geçirdi</h3>
<p>Başvuruya konu olayda Van Valiliği, ilki 3 Nisan 2019’da sonuncusu da 24 Kasım 2019’da olmak üzere 18 kez kentte bazı spor faaliyetleri dışındaki tüm etkinlikleri yasakladı.</p>
<p>Gerekçe olarak PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın tecritine karşı Leyla Güven’in başlattığı açlık greviydi. Açlık grevleri Mayıs 2019’da son buldu.</p>
<p>Ancak Valilik açlık grevlerinin sona ermesinin ardından düzenlenebilecek etkinliklerin kamu düzeni ve güvenliği açısından risk oluşturabileceğini, etkinliklerin provoke edilebileceğini ve şiddet olayları yaşanabileceğini ileri sürdü.</p>
<p>“Milli güvenliğin sağlanması” için eylem ve etkinlikleri kopyala-yapıştır kararlarla yasaklamaya başladı.</p>
<div class="box-1">
<div class="box-13">Van’daki uzun süreli eylem ve etkinlik yasağı, 21 Kasım 2016’da başladı ve 27 Haziran 2022’ye kadar kesintisiz biçimde sürdü. Bu, 2 bin 45 gün, yani yaklaşık 5 yıl 7 ay demek. Yasak tek bir 5 yıllık karar şeklinde değil, çoğunlukla 15’er günlük kararların sürekli yenilenmesiyle devam etti. AYM kararına konu başvuru ise sadece 2019 içindeki yasakları konu alıyor.</div>
</div>
<a href='/haber/van-da-eylem-ve-etkinlik-yasaklarinda-999-gun-211756' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/211/756/original/v510.jpg' alt='Van’da Eylem ve Etkinlik Yasaklarında 999. Gün ' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Van’da Eylem ve Etkinlik Yasaklarında 999. Gün </h5>
<div class='date'>16 Ağustos 2019</div>
</div>
</a>

<p>Başvurucu Mahmut Kaçan ise yasaklama kararının soyut ve varsayımsal gerekçelere dayandığını, güvenlik riski bulunması halinde gerekli tedbirleri almanın devletin görevi olduğunu ve sistematik yasakların temel hakların kullanılmasını fiilen imkansızlaştırdığını belirterek işlemin iptali için dava açtı.</p>
<p>Van 2. İdare Mahkemesi davayı reddetti. Mahkeme, kararın kamu düzeninin ve güvenliğinin korunması ile suç işlenmesinin önlenmesi gibi meşru amaçlara dayandığı ve ölçülü olduğu sonucuna vardı. Erzurum Bölge İdare Mahkemesi de istinaf başvurusunu kesin olarak reddetti.</p>
<h3>"Muhtemel güvenlik riski yeterli değil"</h3>
<p>AYM ise Valiliğin yasaklama gerekçelerini anayasal ölçütler bakımından yeterli bulmadı.</p>
<p>Bir toplantı ya da gösterinin yalnızca örgüte müzahir yayın organları veya sosyal medya hesapları üzerinden duyurulmasının tek başına yasaklama için yeterli olmadığını belirtti.</p>
<p>Bir etkinliğin örgüt tarafından sahiplenilmesi, bazı gruplarca desteklenmesi veya ileride kutlama etkinliklerine dönüşebileceği yönündeki varsayımların, öngörülebilir bir şiddet tehdidi ya da açık ve yakın tehlike ortaya koymadığı sonucuna vardı.</p>
<p>AYM, Valiliğin etkinliklerin nasıl ve hangi somut olgular nedeniyle şiddete, provokasyona veya terör suçlarına yol açabileceğini açıklamadığını da kaydetti.</p>
<p>Kararda şu değerlendirmeye yer verdi:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Her ne kadar toplantı veya gösterilerde kamu düzeni, güvenlik ve başkalarının haklarının korunmasına yönelik tedbirler almak yetkili makamların yükümlülüğünde ise de idarenin yalnızca muhtemel güvenlik risklerine dayanarak tüm toplantı ve gösterileri yasaklaması anayasal açıdan yeterli kabul edilemez.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Kuşkusuz idarenin gerekçe sunma yükümlülüğü, idarenin kararında kamu düzeni ve güvenliğine ilişkin her türlü ayrıntıya yer vermesi anlamına gelmemektedir. Ancak bu durumda idarenin hakkın kullanılmasını temin etme şeklindeki pozitif yükümlülüğünün ortadan kalktığının ve müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ortaya konulması gerekmektedir.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Aksi hâlde soyut mülahazalarla kamu düzeni ve güvenliği gerekçesiyle hakka müdahale edilebilir ki bu durum, hakkın öngörülemez biçimde sınırlanmasına yol açabilir.”</em></p>
<p>Yüksek Mahkeme, idarenin güvenlik kaygısını “somut, spesifik ve yeterli şekilde” temellendirmediği sonucuna ulaştı.</p>
<h3>"Yasak son çare olmalı"</h3>
<p>AYM, devletin yalnızca kamu düzenini koruma yükümlülüğü bulunmadığını, barışçıl toplantı ve gösterilerin güvenli biçimde gerçekleştirilebilmesini sağlama konusunda da pozitif yükümlülüğü olduğunu hatırlattı.</p>
<p>Buna göre idare, önce somut tehlike ve tehditleri belirlemek ve bunları daha hafif tedbirlerle ortadan kaldırmaya çalışmak zorunda. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına doğrudan yasaklama yoluyla müdahale ise ancak “son çare” olarak gündeme gelebilir.</p>
<p>AYM, Van Valiliğinin daha hafif ve koruyucu tedbirleri değerlendirmeden doğrudan genel yasaklama yoluna gittiğini belirtti.</p>
<h3>"Yasak uzadıkça gerekçelendirme yükümlülüğü artar"</h3>
<p>AYM kararda ayrıca birbirini izleyen yasaklara ilişkin değerlendirme de yaptı.</p>
<p>Kamu makamlarının süregelen yasaklama kararları vermesi halinde her yeni müdahaleyi öncekinden daha ayrıntılı biçimde gerekçelendirmesi gerektiğine işaret etti.</p>
<p>Mahkemeye göre ilk yasaklamanın gerekçesi başlangıçta yeterli sayılsa bile, kısıtlama devam ettikçe temel hak üzerindeki müdahalenin ağırlığı da artıyor. Bu nedenle idarenin, tehdidin devam ettiğini söylemekle yetinmeyip “gerçek ve yakın tehdidin” varlığını daha belirgin biçimde ortaya koyması gerekiyor.</p>
<p>AYM ayrıca başvurucunun, Van’da süreklilik gösteren yasaklar nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının fiilen kullanılamaz hale geldiği yönündeki iddiasının derece mahkemeleri tarafından araştırılmadığını belirtti.</p>
<p>Mahkeme, şablon gerekçelerle birbiri ardına alınan yasakların hakkın kullanımını anlamsız veya imkânsız hale getirmesinin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını ihlal edebileceğini hatırlattı.</p>
<h3>İdare Mahkemesine de eleştiri</h3>
<p>AYM, Van 2. İdare Mahkemesinin yaptığı denetimi de yetersiz buldu.</p>
<p>Kararda, İdare Mahkemesinin yasağın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olduğu sonucuna varmasına rağmen bu sonuca nasıl ulaştığını yeterince gerekçelendirmediğini belirtti.</p>
<p>Yasaklamaya dayanak gösterilen risklerin neden somut bir tehlike veya gerçek bir tehdit oluşturduğunu ve bu tehlikenin daha hafif tedbirlerle neden giderilemeyeceğini değerlendirmedi.</p>
<p>Mahkeme, yasaklama kararında uzun açıklamalar bulunmasının tek başına “ilgili ve yeterli gerekçe” anlamına gelmeyeceğini de vurguladı. Kamu düzeni ve güvenliği yönünden açık ve yakın tehlikenin somut verilerle desteklenmediği sonucuna varan AYM, müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olduğunun ortaya konulamadığına hükmetti.</p>
<h3>Altı üyeden karşıoy</h3>
<p>AYM Genel Kurulu, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine oyçokluğuyla karar verdi.</p>
<p>Üyeler Recai Akyel, İrfan Fidan, Muhterem İnce, Yılmaz Akçil, Ömer Çınar ve Metin Kıratlı karara karşı oy kullandı.</p>
<p>Karşıoy gerekçesinde, başvurucunun yalnızca 29 Mayıs-12 Haziran 2019 tarihleri arasındaki yasaklama işlemine karşı dava açtığı, diğer yasaklara ilişkin başvuru yollarının tüketilmediği savunuldu. Karşıoy kullanan üyeler ayrıca Valiliğin örgüt bağlantılı eylemler ve olası şiddet olaylarına ilişkin yeterli gerekçe ortaya koyduğu görüşünü dile getirdi.</p>
<h3>Yeniden yargılama ve 50 bin TL tazminat</h3>
<p>AYM, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın Van 2. İdare Mahkemesine gönderilmesine ve yeniden yargılama yapılmasına hükmetti.</p>
<p>Mahkeme ayrıca başvurucuya net 50 bin TL manevi tazminat ve toplam 40 bin 487 TL de yargılama gideri ödenmesine karar verdi.</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 06 Oct 2026 11:48:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Başakşehir’de beş öğrencinin yaralandığı olayla ilgili yayın yasağı]]></title><link>https://bianet.org/haber/basaksehirde-bes-ogrencinin-yaralandigi-olayla-ilgili-yayin-yasagi-324144</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/06/basaksehirde-bes-ogrencinin-yaralandigi-olayla-ilgili-yayin-yasagi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/basaksehirde-bes-ogrencinin-yaralandigi-olayla-ilgili-yayin-yasagi-324144</guid><description><![CDATA[İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliği, Başakşehir’deki Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu’nda beş öğrencinin yaralandığı bıçaklı saldırıyla ilgili soruşturma tamamlanıncaya kadar yayın yasağı kararı verdi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’un Başakşehir ilçesindeki Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu’nda öğrenciler arasında çıkan ve beş öğrencinin yaralandığı bıçaklı saldırıyla ilgili yayın yasağı getirildi.</p>
<a href='/haber/basaksehirde-ortaokulda-bicakli-kavga-bes-ogrenci-yaralandi-324141' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/06/basaksehirde-ortaokulda-bicakli-kavga-bes-ogrenci-yaralandi.png' alt='Başakşehir’de ortaokulda bıçaklı kavga: Beş öğrenci yaralandı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Başakşehir’de ortaokulda bıçaklı kavga: Beş öğrenci yaralandı</h5>
<div class='date'>6 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), kararın İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliği tarafından bugün (6 Ekim) alındığını duyurdu.</p>
<p>Hakimliğin 2026/9304 D. İş sayılı kararında, yayın yasağının “olayın aydınlatılması sürecinin sekteye uğramaması, şüphelilerin yakalanması ve kamu düzeninin korunması” amacıyla getirildiği belirtildi.</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 06.10.2026 tarihli ve 2026/9304 D. İş sayılı kararı uyarınca; Başakşehir'deki Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu'nda meydana gelen bıçaklı saldırı olayına ilişkin yayın yasağı getirilmiştir. ​Karar, olayın aydınlatılması sürecinin sekteye uğramaması, şüphelilerin yakalanması ve kamu düzeninin korunması amacıyla alınmıştır. ​Karar gereğince; soruşturma tamamlanıncaya kadar olayla ilgili yazılı, işitsel, görsel basında, internet medyasında ve sosyal medyada her türlü haber, röportaj ve eleştiri yayını yapılması 5187 sayılı Basın Kanunu uyarınca yasaklanmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</p>
— RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (@rtukkurumsal) <a href="https://x.com/rtukkurumsal/status/2107372096200274172?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">October 6, 2026</a></blockquote>
<p>RTÜK’ün açıklamasına göre karar kapsamında, soruşturma tamamlanıncaya kadar olayla ilgili yazılı, işitsel ve görsel basın ile internet medyası ve sosyal medyada “her türlü haber, röportaj ve eleştiri yayını” yapılması yasaklandı.</p>
<p>Yayın yasağının 5187 sayılı Basın Kanunu kapsamında getirildiği bildirildi.</p>
<p>(NÖ)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 06 Oct 2026 10:59:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Cinsel saldırı sanığı tahliye edildi: "12 yıllık ceza ataerkil zihniyete takıldı"]]></title><link>https://bianet.org/haber/cinsel-saldiri-sanigi-tahliye-edildi-12-yillik-ceza-ataerkil-zihniyete-takildi-324143</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/06/cinsel-saldiri-sanigina-18-gunde-tahliye-yargitay-karari-eril-zihniyetin-urunu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/cinsel-saldiri-sanigi-tahliye-edildi-12-yillik-ceza-ataerkil-zihniyete-takildi-324143</guid><description><![CDATA[Avukat Özçoban, "Hâlâ bugün bile dosyaya 'olay tarihi civarında' diyerek, olay öncesine ait samimi pozları koyarak 'sevgiliyse, samimiyse rıza vardır' düşüncesi altında savunma yapıyorlar. Bunu kabul etmiyoruz" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Esenyurt’ta E.Ö.’ye yönelik nitelikli cinsel saldırı suçundan yerel mahkemece verilen 12 yıl hapis cezasının ardından, Yargıtay’ın bozma kararıyla sanık Y.Ş.’nin serbest bırakılmasına yönelik tepkiler artıyor.</p>
<p>E.Ö.’nün avukatı İrem Özçoban, karara ve yargılama sürecinde yaşananlara bianet'e konuştu. Ayrıca, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Sözcüsü Sera Kadıgil de konuyu Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelttiği soru önergesiyle TBMM gündemine taşıdı.</p>
<h3>"18 günde bozulan kararın gerekçesi hâlâ yazılmadı"</h3>
<p>Avukat İrem Özçoban, Yargıtay’ın tutuklu dosyaları hızlı incelemesine karşın, bu denli kısa bir sürede —4 Haziran 2026’da ulaşan dosyanın 22 Haziran 2026’da karara bağlanarak 18 günde— bozulması ve gerekçesiz şekilde tahliye kararı verilmesinin ciddi soru işaretleri yarattığını vurguladı.</p>
<p>Usul süreçlerindeki aksaklıklara dikkat çeken Özçoban, kararın tebliğname ve tarafların itiraz süreçleri dahi beklenmeden açıklanmasını eleştirdi. Normal şartlarda dosyanın Yargıtay Başsavcılığına görüş için gönderilip taraflara tebliğ edilmesi ve iki haftalık itiraz süresi tanınması gerektiğini belirten Özçoban, aradan geçen süreye rağmen gerekçeli kararın dosyaya eklenmediğini ifade ederek, yüzeysel bir incelemeyle usulsüz biçimde tahliye kararı verildiğini savundu.</p>
<h3>"Ataerkil savunma mekanizması kabul edilemez"</h3>
<p>Kararın gerekçesinde ve savunma tarafının tutumunda yer alan anlayışa tepki gösteren Avukat Özçoban, şöyle dedi: </p>
<p>"Gerekçe kısmında tamamen ataerkil sistemi koruyucu bir tutumla kararın bozulduğu açıkça ortada. Nitekim karşı taraf da savunmasında bunun üzerinde durmakta. Hâlâ bugün bile dosyaya 'olay tarihi civarında' diyerek, olay öncesine ait samimi pozları koyarak 'sevgiliyse, samimiyse rıza vardır' düşüncesi altında savunma yapıyorlar. Bunu kabul etmiyoruz. Kişilerin sevgili olması veya evli olması birliktelikte rıza kavramı olduğunu doğrulamaz. Bu ataerkil düşünce sistemine dayanan kararı da savunmayı da kabul etmiyoruz."</p>
<h3>Koruma kararı ihlallerine yaptırım uygulanmıyor</h3>
<p>Avukat Özçoban ve davayı takip eden kadın örgütleri, tahliye edilen sanık Y.Ş.’nin sosyal medya üzerinden mağduru ve yargı kararını hedef alan paylaşımlar yaptığına dikkat çekti. Uzaklaştırma ve koruma kararlarının ihlal edilmesine rağmen yapılan zorlama hapis ve yeniden tutuklama taleplerinin karşılık bulmadığını belirten Özçoban, sanık avukatının kamuoyunun davayı takip etmesini engellemek amacıyla gizlilik kararı talep ettiğini de hatırlatarak, yargının failleri cesaretlendiren bu cezasızlık politikasına karşı hukuki mücadeleyi sürdüreceklerini vurguladı.</p>
<h3>TİP Sözcüsü Sera Kadıgil’den Adalet Bakanı’na soru önergesi</h3>
<p>Süreçte yaşanan ihmaller ve skandallar zinciri Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşındı. TİP Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Saliha Sera Kadıgil, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi verdi.</p>
<p>Kadıgil önergesinde; yerel mahkeme ve istinafın 12 yıllık mahkûmiyet kararını Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin bozarak sanığı "en seri biçimde" tahliye ettirmesine rağmen mağdura haber verilmemesini, koruma kararı ihlallerine karşın zorlama hapsinin uygulanmamasını ve elektronik kelepçe talebinin reddedilmesini sert bir dille eleştirdi.</p>
<p>TİP Milletvekili Sera Kadıgil’in Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelttiği sorular şöyle: </p>
<p>*Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 22 Haziran 2026 tarihli bozma ve tahliye kararından E.Ö.'nün herhangi bir kamu kurumu tarafından haberdar edilmediği doğru mudur? Mağdura yapılmış bir bildirim varsa hangi tarihte ve hangi yöntemle yapılmıştır?</p>
<p>*Yargıtay'ın tahliye yazısında kararın ilgili yerlere “en seri biçimde” bildirilmesi istenirken, cinsel saldırı dosyasının mağduruna sanığın tahliyesinin bildirilmemesinin nedeni nedir?</p>
<p>*E.Ö.'nün Büyükçekmece 1. Aile Mahkemesine elektronik kelepçe ve koruma talebiyle başvurduğu tarihte sanığın tahliye bilgisinin sistemde görünmediği iddiası doğru mudur? Doğru ise bunun nedeni nedir?</p>
<p>*E.Ö.'nün Büyükçekmece 1. Aile Mahkemesine yaptığı başvurunun tarihi nedir? Elektronik kelepçe talebi hangi gerekçeyle reddedilmiş, 30 günlük koruma tedbirinin süresi ve kapsamı hangi risk değerlendirmesine dayanılarak belirlenmiştir?</p>
<p>*Elektronik kelepçe talebi değerlendirilirken sanığın mağdurun ev adresini bilmesi, yargılama sürecindeki tehdit iddiaları, mağdurun psikiyatrik tedavi geçmişi ve tahliye sonrasında duyduğu can güvenliği kaygısı göz önüne alınarak değerlendirilme yapılmış mıdır?</p>
<p>*E.Ö.'nün, başvurusu sırasında sanığın tahliyesinin kendi beyanına dayanılarak kabul edilemeyeceğinin ve sanığın yaklaşması hâlinde video kaydı almasının söylendiği yönündeki iddiası hakkında herhangi bir inceleme yapılmış mıdır?</p>
<p>*6284 sayılı Kanun'un koruyucu tedbirler yönünden delil ve belge aranmaması ve önleyici tedbirlerin geciktirilmeksizin verilmesi ilkeleri dikkate alındığında, mağdurun yeni bir yaklaşma veya temas eylemini ayrıca görüntülemesinin beklenmesi uygulaması kamuoyunun bilmediği bir kanun değişikliğine mi dayanmaktadır?</p>
<p>*E.Ö. vekillerinin 27 Temmuz 2026 tarihli zorlama hapsi başvurusu sanığın iki kez koruma tedbirlerini ihlal etmesine rağmen neden reddedilmiştir? Gerekçeli karar ne zaman açıklanacaktır?</p>
<p>*Mahkemece istenen tebliğ-tebellüğ belgesinin dosyaya gönderilmemesinden sorumlu olan memurlar hakkında herhangi bir işlem yapılmış mıdır?</p>
<p>*İlk ihlale ilişkin zorlama hapsi başvurusu sonuçlandırılmadan Y.Ş.'nin E.Ö.'ye sosyal medya üzerinden istek göndererek koruma kararını ikinci kez ihlal ettiği iddiası üzerine ne tür bir cezai yaptırım uygulanmıştır?</p>
<p>*E.Ö.'nün sanığın ev adresini bildiğini, koruma kararını iki kez ihlal ettiğini ve can güvenliğinden endişe ettiğini bildirmesinin ardından güncel bir risk değerlendirmesi yapılmış mıdır? Elektronik kelepçe dâhil daha etkili koruma tedbirlerinin yeniden değerlendirilmesi için herhangi bir süreç başlatılmış mıdır?</p>
<p>*E.Ö.'nün yargılama sürecinde sanık yakınlarınca tehdit edildiğini belirterek yaklaşık 27 kişi hakkında yaptığı şikâyetlerin kaçı hakkında soruşturma başlatılmış, kaçı kovuşturmaya dönüşmüş ve kaçı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir?</p>
<p>*E.Ö. dosyasında tahliyenin mağdura bildirilmemesinden başlayarak koruma kararının iki kez ihlal edildiği iddiasına, zorlama hapsi sürecindeki gecikmeye ve tüm bu süreç boyunca yaşanan hukuksuzluklara ilişkin Bakanlığınızca bir inceleme başlatılması düşünülmekte midir?</p>
<p>*Son beş yılda, tedbir kararı ihlali nedeniyle yapılan zorlama hapsi başvuru sayısı nedir? Bu başvurulardan kaçı, kollukça yapılması gereken tebligat veya tebellüğ işlemlerinin tamamlanmaması ya da buna ilişkin belgenin mahkemeye geç ulaşması ya da herhangi bir başka sebeple yapılamamış veya reddedilmiştir?</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 06 Oct 2026 10:41:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Başakşehir’de ortaokulda bıçaklı kavga: Beş öğrenci yaralandı]]></title><link>https://bianet.org/haber/basaksehirde-ortaokulda-bicakli-kavga-bes-ogrenci-yaralandi-324141</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/06/basaksehirde-ortaokulda-bicakli-kavga-bes-ogrenci-yaralandi.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/basaksehirde-ortaokulda-bicakli-kavga-bes-ogrenci-yaralandi-324141</guid><description><![CDATA[İstanbul Valiliği, Başakşehir’de bir ortaokulda öğrenciler arasında çıkan kavgada beş öğrencinin yaralandığını açıkladı. Yaralanan öğrenciler hastanede tedavi altına alındı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’un Başakşehir ilçesindeki Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu’nda öğrenciler arasında çıkan kavga sırasında beş öğrenci bıçakla yaralandı.</p>
<p>Bugün (6 Ekim) sabah saatlerinde öğrenciler arasında henüz bilinmeyen bir nedenle kavga çıktı. İhbar üzerine okula sağlık ekipleri sevk edildi.</p>
<p>Yaralanan öğrenciler ambulanslarla hastaneye kaldırıldı.</p>
<a href='/haber/cocuklari-degil-onlari-bu-hale-getiren-sistemi-konusun-318852' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/17/cocuklari-degil-onlari-bu-hale-getiren-sistemi-konusun.png' alt='“Çocukları değil, onları bu hale getiren sistemi konuşun”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>“Çocukları değil, onları bu hale getiren sistemi konuşun”</h5>
<div class='date'>17 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Valilikten açıklama</h3>
<p>İstanbul Valiliği olayla ilgili yaptığı açıklamada, kavganın saat 08.40 sıralarında meydana geldiğini belirtti.</p>
<p>Valiliğin açıklaması şöyle:</p>
<p>“06.10.2026 Salı günü saat 08.40 sıralarında Başakşehir İlçesi’nde bulunan bir ortaokulda öğrenciler arasında çıkan kavgada 5 öğrenci yaralanmıştır. Olay sonrası yaralılar, bölgeye sevk edilen sağlık ekipleri tarafından hastaneye kaldırılarak tedavi altına alınmıştır.”</p>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 06 Oct 2026 09:47:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Mersin’de 3 belediye başkanı tutuklandı]]></title><link>https://bianet.org/haber/mersinde-3-belediye-baskani-tutuklandi-324140</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/06/mersinde-3-belediye-baskani-tutuklandi.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/mersinde-3-belediye-baskani-tutuklandi-324140</guid><description><![CDATA[Mahkeme, 7 kişi hakkında ev hapsi kararı verirken, 1 kişiyi adli kontrol şartıyla serbest bıraktı. 35 kişinin adliyedeki işlemleri sürüyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Mersin Büyükşehir Belediyesi ile Yenişehir ve Mezitli belediyelerine yönelik yürüttüğü “yolsuzluk” soruşturmasında gözaltına alınan 60 kişi adliyeye sabah saatlerinde sevk edildi.</p>
<p>Savcılık işlemlerinin ardından mahkemeye çıkarılan şüphelilerden 17’si tutuklandı. Tutuklananlar arasında Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer de yer aldı.</p>
<p>Mahkeme, 7 kişi hakkında ev hapsi kararı verirken, 1 kişiyi adli kontrol şartıyla serbest bıraktı. 35 kişinin adliyedeki işlemleri sürüyor.</p>

<h3>1 Ekim’de operasyon düzenlendi</h3>
<p>Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer’in de aralarında bulunduğu 63 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı.</p>
<p>İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekipleri, 1 Ekim’de belediyelere operasyon düzenledi.</p>
<p>Operasyon kapsamında belediye binaları ile şüphelilerin adreslerinde arama yapıldı. Soruşturma dosyasında yer alan 4 kişinin daha önce tutuklandığı belirtilirken, 59 kişi gözaltına alındı.</p>
<p>Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler dün sabah saatlerinde adliyeye sevk edildi. Bu sırada soruşturma kapsamında bir kişi daha gözaltına alındı. Bu kişinin de adliyeye sevk edilmesiyle adliyedeki şüpheli sayısı 60’a yükseldi.</p>
<p>Soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen 60 kişiden 17’sinin tutuklanması, 7 kişi hakkında ev hapsi ve 1 kişi hakkında adli kontrol kararı verilmesinin ardından 35 kişinin işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.</p>
<div class="box-3">
<p>*31 Mart 2024 Yerel Seçimleri'nde Vahap Seçer (CHP) 625.102 oy (%59,52) alarak yeniden büyükşehir belediye başkanı seçildi. Cumhur İttifakı MHP adayı Serdar Soydan ise 326.041 Yüzde 31,04 oranında oy aldı.</p>
<p>*31 Mart 2024 Yerel Seçimleri'nde Mersin Yenişehir Belediye Başkanlığı seçiminde Abdullah Özyiğit (CHP), 88.227 oy (%62,26) alarak yeniden belediye başkanı seçildi. AK Parti adayı Kenan Peker de 23.892 Yüzde 16,86 oranında oy aldı.</p>
<p>*31 Mart 2024 Yerel Seçimleri'nde Mersin Mezitli Belediye Başkanlığı seçiminde Ahmet Serkan Tuncer (CHP), 72.742 oy (%63,30) alarak belediye başkanı seçildi. AK Parti adayı Mevlüt Ekmekci de 27.331 Yüzde 23,78 oranında oy aldı.</p>
</div>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 06 Oct 2026 09:38:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Türkiye ve Pakistan, Husilere karşı Suudi Arabistan'a askeri destek verecek]]></title><link>https://bianet.org/haber/turkiye-ve-pakistan-husilere-karsi-suudi-arabistan-a-askeri-destek-verecek-324142</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/10/06/turkiye-ve-pakistan-husilere-karsi-suudi-arabistan-a-askeri-destek-verecek.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/turkiye-ve-pakistan-husilere-karsi-suudi-arabistan-a-askeri-destek-verecek-324142</guid><description><![CDATA[Mekke Savunma İttifakı üyeleri Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan, askeri kuvvetlerin Suudi Arabistan'da konuşlandırılması kararı aldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Mekke Savunma İttifakı Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi Olağanüstü Toplantısı dün (5 Ekim'de) Riyad'da yapıldı.</p>
<p>Toplantıya Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu katıldı.</p>
<h3>"Suudi Arabistan'ın güvenliği..."</h3>
<p>Mekke İttifakı üyeleri tarafından yapılan ortak açıklamada, toplantıda Suudi Arabistan'ın karşı karşıya olduğu güvenlik risklerinin ele alındığı belirtildi:</p>
<p>"Komite, kolektif savunma taahhütlerinin uygulanmasına ivedilikle geçmeyi, bu çerçevede, tarafların ulusal mevzuatlarına uygun olmak kaydıyla, üzerinde mutabık kalınan askeri kuvvetler ile yeteneklerin uzlaşılan düzenlemeler çerçevesinde Suudi Arabistan'a sağlanmasına ve bunların hızla konuşlandırılmasına yönelik tedbirleri almayı, bu suretle tehditlerle mücadeleye yönelik hazırlık durumunu, askeri entegrasyonu ve kolektif kapasiteyi güçlendirmeyi kararlaştırmıştır."</p>
<p>Mekke İttifakı, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları da "en sert şekilde" kınadı: </p>
<p>"Taraflar, Mekke ve Medine'nin hedef alınması teşebbüsünü ve Suudi Arabistan'daki şehirler ile sivil ve ekonomik tesislere yönelik devam eden saldırıları en sert şekilde kınamış; Suudi Arabistan'ın güvenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik her türlü saldırı veya tehdidi kesinlikle reddettiklerini teyit etmişlerdir" ifadelerine yer verildi.</p>
<h3>Genel Sekreter atandı</h3>
<p>Toplantıda, Mekke Savunma İttifakı'nın kurumsal gelişiminin bir parçası olarak Komite, Pakistan İslam Cumhuriyeti'nden Emekli Korgeneral Nauman Mahmood'un üç yıllığına Genel Sekreter olarak atanması kararı da alındı.</p>
<h3>"Anlaşma TBMM'ye sunulmadan nasıl geçerli olur?"</h3>
<p>Mekke Ortak Savunma Anlaşması muhalefet partilerinin eleştirilerine neden oluyor. Yeni Parti İstanbul Milletvekili ve eski Büyükelçi Namık Tan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın hukuki statüsünün açıklanmasını istedi. Tan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Var olduğu iddia edilen 'Mekke Ortak Savunma Anlaşması' TBMM onayına sunulmadan nasıl geçerli olur, nasıl uygulanabilir? Eğer ortada bir 'ortak savunma anlaşması' değil de bir 'mutabakat muhtırası' veya 'mutabakat zaptı' hatta o bile değil yalnızca bir 'ortak basın açıklaması' varsa bu atılan adımların hukuksal zemini nedir?" sorularını yöneltti.</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Sözü uzatmadan tekrar tekrar soralım: Var olduğu iddia edilen "Mekke Ortak Savunma Anlaşması" TBMM onayına sunulmadan nasıl geçerli olur, nasıl uygulanabilir? Eğer ortada bir "ortak savunma anlaşması" değil de bir "mutabakat muhtırası" veya "mutabakat zabtı" hatta o bile değil yalnızca bir "ortak basın açıklaması" varsa bu atılan adımların hukuksal zemini nedir? Yineliyoruz ve uyarıyoruz bu yapılanlar anayasal suçtur. Dış politika açısından ise hele bu ortam ve bağlamda sözkonusu gözükara girişimler, tek adam rejimlerine özgü bir kıyamet günü senaryosu saplantısını ortaya koymaktadır. Yemen'e askerî kuvvet ve/veya yetenek sevki iddiası doğruysa bu saplantının apaçık bir dışavurumu, kanıtıdır.</p>
— Namık Tan (@NamikTan) <a href="https://x.com/NamikTan/status/2107191558176935985?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow">October 5, 2026</a></blockquote>
<h3>"Ortadoğu'nun NATO'su"</h3>
<p>Kararın ardından ABD'li Temsilciler Meclisi üyesi Joe Wilson, X hesabında bir paylaşım yaptı. Wilson şunları yazdı: </p>
<p>"Mekke Savunma İttifakı, Ortadoğu'nun NATO'su olma potansiyeline sahip. Husilerin İran destekli saldırganlığı karşısında ittifakı harekete geçirdikleri için müttefiklerimiz Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'a minnettarım."</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="en">The Mecca Defense Alliance has the potential to be the NATO of the Middle East. I am grateful to our allies Türkiye, Pakistan, and Saudi Arabia for activating the alliance in the face of Houthi Iranian-backed aggression.</p>
— Joe Wilson (@RepJoeWilson) <a href="https://x.com/RepJoeWilson/status/2107193990345089038?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow">October 5, 2026</a></blockquote>
<h3>Mekke Ortak Savunma Anlaşması</h3>
<p>Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman 7 Ağustos 2026 tarihinde Mekke'de Ortak Savunma için Mekke Anlaşması'nı imzalamıştı. Ancak anlaşma metni henüz kamuoyuna açıklanmadı.</p>
<p>Anlaşma kapsamındaki faaliyetlere yön vermek üzere Dışişleri ve Savunma Bakanları ile Genelkurmay Başkanlarından oluşan bir Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi oluşturulmuş, Komite ilk toplantısı Türkiye'nin ev sahipliğinde 31 Ağustos 2026 tarihinde İstanbul'da yapmıştı.</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Bugün Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman’ın nazik davetine icabetle Mekke-i Mükerreme’ye bir ziyaret gerçekleştirdik. Ziyaretimde aziz kardeşlerim Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’le bir araya geldik. Bu vesileyle üç ülke olarak Ortak Savunma Anlaşması imzaladık. Kolektif caydırıcılığı temel alan bu anlaşma, güvenlik ve savunma iş birliğimizin ilerletilmesine, savunma sanayisinde ortak projeler geliştirilmesine ve terörizmle mücadeleye katkı sağlayacaktır. BM Şartı’nın 51’inci maddesinde tanımlanan savunma hakkını da teyit eden anlaşma, hiçbir ülkeyi hedef almadığı gibi bölgemizin huzurunu, refahını ve istikrarını amaçlayan tüm kardeş ülkelerin katılımına açıktır. Türkiye, bölgesel sahiplenme vizyonu doğrultusunda çatışma ve krizlerin uluslararası hukuka saygı temelinde, diyalog ve diplomasiyle çözüme kavuşturulmasına yönelik ilkeli tutumunu kararlılıkla sürdürecektir. Ziyaretimizin, istişarelerimizin ve imzaladığımız anlaşmanın tüm bölgemiz için hayırlara vesile olmasını Rabb’imden niyaz ediyorum.</p>
— Recep Tayyip Erdoğan (@RTErdogan) <a href="https://x.com/RTErdogan/status/2085728451537862693?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow">August 7, 2026</a></blockquote>
<p>(FY)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Tue, 06 Oct 2026 09:37:00 +0300</pubDate></item></channel></rss>