<?xml version='1.0' encoding='utf-8'?><rss version='2.0' xmlns:atom='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' xmlns:content='http://purl.org/rss/1.0/modules/content/'><channel><title>bianet</title><link>https://bianet.org/</link><description>Son Haberler</description><language>tr-TR</language><ttl>300</ttl><lastBuildDate>Thu, 05 Nov 2026 15:34:44 +0300</lastBuildDate><image><title>bianet</title><url>https://static.bianet.org/logos/bianet-logo.svg</url><link>https://bianet.org/</link></image><atom:link rel='self' type='application/rss+xml' href='https://bianet.org/rss/bianet'/><item><title><![CDATA[Soma’da İmbat işçileri iş bıraktı, şirket üretimi süresiz durdurdu]]></title><link>https://bianet.org/haber/somada-imbat-iscileri-is-birakti-sirket-uretimi-suresiz-durdurdu-325125</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/05/somada-imbat-iscileri-is-birakti-sirket-uretimi-suresiz-durdurdu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/somada-imbat-iscileri-is-birakti-sirket-uretimi-suresiz-durdurdu-325125</guid><description><![CDATA[Ücretleri ve TİS’ten kaynaklanan alacakları için iş bırakma kararı alan İmbat Madencilik işçileri, jandarma engelinin ardından Soma’daki TKİ binası önünde eyleme geçti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Manisa’nın Soma ilçesinde faaliyet gösteren İmbat Madencilik’te işçiler, geciken ücretleri, ödenmeyen primleri ve toplu iş sözleşmesinden (TİS) kaynaklanan alacakları için iş bıraktı.</p>
<p>Bağımsız Maden-İş’in çağrısıyla dün gece maden sahası önünde eyleme başlamak isteyen işçilerin geçişi, maden yolundaki kantar noktasında jandarma tarafından engellendi. İşçiler bugün (5 Kasım) eylemlerini Türkiye Kömür İşletmeleri’ne (TKİ) bağlı Ege Linyitleri İşletmesi Müdürlüğü önüne taşıdı.</p>
<p>İşçilerin iş bırakma kararının ardından İmbat Madencilik yönetimi de üretim faaliyetlerinin ikinci bir duyuruya kadar durdurulduğunu açıkladı.</p>
<h3>Şirket servisleri de kaldırdı</h3>
<p>İmbat Madencilik Genel Müdürlüğü, gece vardiyasının başlangıcında işçilere gönderdiği duyuruda üretimin durdurulmasına gerekçe olarak “çalışma huzurunu ve iş barışını olumsuz etkileyen gelişmeleri” gösterdi.</p>
<p>Şirketin açıklamasında şöyle dedi:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Bugün 00.00-08.00 vardiyası başlangıcında işyerimizde çalışma huzurunu ve iş barışını olumsuz etkileyen gelişmeler yaşanması nedeniyle, ikinci bir duyuruya kadar işletmemizdeki üretim faaliyetleri görülen lüzum üzerine tarafımızca durdurulmuştur.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Bu kapsamda, belirlenen nöbetçi ekipler dışındaki çalışanlarımızın 08.00-16.00 vardiyası için işyerine gelmemelerini önemle rica ederiz. Bu süreçte servis araçları hizmet vermeyecektir.”</em></p>
<h3>Jandarma maden yolunda işçileri durdurdu</h3>
<p>Şirketin duyurusunun ardından sabah saatlerinde maden önünde toplanmak isteyen işçiler yola çıktı. Ancak işçileri taşıyan araçlar maden yolundaki kantar noktasında jandarma tarafından durduruldu.</p>
<p>Bağımsız Maden-İş, işçilerin geçişinin engellenmesine tepki göstererek, “Haklarını aramak isteyen işçileri engellemeyin, patronları kollamayın. Madencileri oyalamayı, kanunların ve yasaların etrafından dolanmayı sonlandırın, işverenlik sorumluluğunuzu yerine getirin” açıklamasını yaptı.</p>
<p>İşçiler daha sonra araçlardan inerek bir araya geldi ve eylemlerini sürdürdü.</p>
<h3>Eylem TKİ önüne taşındı</h3>
<p>Madenciler daha sonra Soma’daki TKİ Ege Linyitleri İşletmesi Müdürlüğü binası önüne yürüdü.</p>
<p>Bağımsız Maden-İş, TKİ’nin kömür üretimini özel şirketlere devretmesi nedeniyle işçilere karşı sorumluluk taşıdığını savunuyor. Sendika Genel Başkanı Gökay Çakır, TKİ ve Ege Linyitleri İşletmesi’ni işçilerin taleplerinin muhatabı olarak gösterdi.</p>
<p>Çakır, “Kış, soğuk demeden haklarımız için direneceğiz” diyerek şöyle devam etti:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“İşçilerin sorumluluğundan kaçmak için üretimi İmbat Madencilik’e taşere eden, üretim çıktısını kontrol edip kârdan pay alan ve hatta kömürün alıcısı olan kurumu yöneten gizli üst işverenlik Türkiye Kömür İşletmeleri ve Ege Linyit İşletmeleri önünde olacağız.”</em></p>
<p>İşçiler, TKİ önündeki eylemi hakları karşılanana kadar kesintisiz sürdürme kararı aldı.</p>
<h3>Şirketin Torku’dan 1.5 milyar lira alacağı var</h3>
<p>İmbat Madencilik ücretlerde yaşanan gecikmeyi, Soma B Termik Santrali’ni işleten Konya Şeker’den, Torku markası üzerinden yapılan kömür satışlarından kaynaklanan alacağını tahsil edememesine bağlıyor.</p>
<p>Şirket, 29 Ekim’de çalışanlara gönderdiği açıklamada Konya Şeker’den 1 milyar 475 milyon lira alacağı bulunduğunu bildirdi.</p>
<p>Soma B Termik Santrali ise Konya Şeker’in borçları nedeniyle icra yoluyla satışa çıkarılmış, ekim ayında yapılan ihale sonucunda TKİ’ye geçmişti.</p>
<p>Şirkette 4 bin 150 çalışan son 2 aydır maaşlarını, geriye dönük yevmiyelerini ve ikramiyelerini alamadılar. Toplam alacakları yaklaşık 650 milyon lira.</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 05 Nov 2026 15:13:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Pembe Hayat ücretsiz hukuki danışmanlık hizmetine yeniden başladı]]></title><link>https://bianet.org/haber/pembe-hayat-ucretsiz-hukuki-danismanlik-hizmetine-yeniden-basladi-325121</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/05/pembe-hayat-ucretsiz-hukuki-danismanlik-hizmetine-yeniden-basladi.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/pembe-hayat-ucretsiz-hukuki-danismanlik-hizmetine-yeniden-basladi-325121</guid><description><![CDATA[Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği, bir süredir ara verdiği ücretsiz hukuki danışmanlık hizmetini yeniden başlattı. Hizmetten başta translar olmak üzere LGBTİ+’lar yararlanabilecek.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği, hukuk departmanının yeniden hizmet vermeye başladığını duyurdu.</p>
<p>Dernek, ücretsiz hukuki danışmanlık kapsamında başta translar olmak üzere LGBTİ+’lara cinsiyet uyum süreçleri, hormonlara ve sağlık hizmetlerine erişim ile kimlik ve nüfus işlemleri konusunda destek verecek.</p>
<p>Danışmanlık hizmeti ayrıca ayrımcılık, şiddet, nefret suçları ve diğer hak ihlallerini de kapsayacak.</p>
<p>Pembe Hayat, duyurusunda, “Adalete erişimin güçlendirilmesi, cezasızlıkla mücadele ve eşit yurttaşlık haklarımızın güvence altına alınması için hukuki dayanışmayı büyütüyoruz!” dedi.</p>
<a href='/haber/pembe-hayat-son-uc-ayda-toplam-538-danismanlik-verdi-289162' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2023/12/11/pembe-hayat-son-uc-ayda-toplam-538-danismanlik-verdi.jpg' alt='Pembe Hayat, son üç ayda toplam 538 danışmanlık verdi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Pembe Hayat, son üç ayda toplam 538 danışmanlık verdi</h5>
<div class='date'>11 Aralık 2023</div>
</div>
</a>

<h3>Danışmanlığa nasıl ulaşılır?</h3>
<p>Ücretsiz hukuki danışmanlık salı, perşembe ve cuma günleri 12.00-18.00 saatleri arasında verilecek.</p>
<p>Danışmanlık almak isteyenler <a href="mailto:hukuk@pembehayat.org" target="_blank" rel="noopener">hukuk@pembehayat.org</a> adresine e-posta gönderebilir ya da 0312 433 85 17 ve 0549 100 06 88 numaralı telefonlardan derneğe ulaşabilir.</p>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 05 Nov 2026 13:45:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bir iddianame de İsmail Saymaz ve Murat Ağırel’e]]></title><link>https://bianet.org/haber/bir-iddianame-de-ismail-saymaz-ve-murat-agirele-325119</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/05/bir-iddianame-de-ismail-saymaz-ve-murat-agirele.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/bir-iddianame-de-ismail-saymaz-ve-murat-agirele-325119</guid><description><![CDATA[Fon soruşturmasına ilişkin iddiaları Sözcü TV’de tartışan gazeteciler İsmail Saymaz ve Murat Ağırel hakkında iddianame hazırlandı. İki gazeteci için 14 yıl 10’ar aya kadar hapis cezası isteniyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 7 Ekim'de Sözcü TV'deki yayında fon soruşturmasıyla ilgili bazı iddiaları dile getiren gazeteciler Murat Ağırel ile İsmail Saymaz hakkında iddianame hazırladı.</p>
<p>Ticaret Bakanlığı'nın 'ihbarcı', Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın da 'müşteki' olarak yer aldığı iddianamede Saymaz ile Ağırel hakkında 14 yıl 10’ar aya kadar hapis isteniyor.</p>
<p>Gazeteciler 'kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret, iftira', 'yanıltıcı bilgiyi alenen yayma', "verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme', 'ticari sır', 'bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi ve belgelerin açıklanması' ile suçlanıyor.</p>
<p>İddianamede iki gazetecinin somut bilgi ve belgeyle desteklenmeyen iddiaları kamuoyuna aktardığı, Bolat’ı fon soruşturmasıyla ilişkilendirerek onur, şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.</p>
<p>İki isim YENİ Partili milletvekillerinin Ticaret Bakanı Ömer Bolat hakkındaki iddialarını "Gazeteci Masası" programında tartışmıştı. Fon yolsuzluğuna ilişkin bazı iddiaları dile getirmiş, iktidar kanadından bazı isimleri dillendirmişlerdi.</p>
<p>Ticaret Bakanlığı'nın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptığı başvuru üzerine başlatılan soruşturmada iki gazeteci gözaltına alınmış ve ev hapsi kararı verilmişti. Murat Ağırel ise, daha sonra Mustafa Sarıgül ailesine yönelik soruşturma kapsamında tutuklanmıştı.</p>
<a href='/haber/omer-celik-in-fotografini-paylasan-iki-gazeteciye-29-yil-9-ay-hapis-istemi-325093' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/11/04/omer-celik-in-fotografini-paylasan-iki-gazetecilere-29-yil-9-ay-hapis-istemi.jpg' alt='Ömer Çelik&#39;in fotoğrafını paylaşan iki gazeteciye 29 yıl 9 ay hapis istemi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Ömer Çelik'in fotoğrafını paylaşan iki gazeteciye 29 yıl 9 ay hapis istemi</h5>
<div class='date'>4 Kasım 2026</div>
</div>
</a>

<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 05 Nov 2026 13:11:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi’nden soruşturmalara tepki]]></title><link>https://bianet.org/haber/barisa-ihtiyacim-var-kadin-inisiyatifinden-sorusturmalara-tepki-325118</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/05/barisa-ihtiyacim-var-kadin-inisiyatifinden-sorusturmalara-tepki.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/barisa-ihtiyacim-var-kadin-inisiyatifinden-sorusturmalara-tepki-325118</guid><description><![CDATA["Arkadaşlığımıza yönelik soruşturmalar derhal geri çekilsin. Gülistan'ın, Rojin'in, Rojwelat'ın ve kaybedilen-katledilen tüm kadınların akıbeti açıklansın."]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, kadın hakları savunucularına ve basın emekçilerine yönelik açılan soruşturmalara ve suç duyurularına tepki gösteren yazılı bir açıklama yayımladı.</p>
<p><em>"Gülistan'dan, Rojin'den, Rojwelat'tan, Birbirimizden Vazgeçmiyoruz"</em> başlığıyla paylaşılan metinde, kadın mücadelesinin cezasızlık politikaları ve yargı baskısıyla engellenmeye çalışıldığı vurgulandı.</p>
<p>İnisiyatif, 7 Haziran'da İstanbul, Ankara, İzmir ve Urfa gibi farklı şehirlerden yaklaşık 60 kadının katılımıyla Dersim’e bir ziyaret gerçekleştirdiğini belirtti.</p>
<p>Ziyaret kapsamında Dersimli ve Munzur Üniversitesi öğrencisi kadınlarla bir araya gelindiği; şiddet, taciz ve cinsel saldırı olaylarına ilişkin tanıklıkların dinlendiği ifade edildi. Açıklamada, kadınlara yönelik suçların ve kayıpların görünmez kılınmasına karşı ses çıkarmanın amaçlandığı kaydedildi.</p>
<p>Açıklamada, Dersim ziyareti sonrasında yapılan beyanlar ve açıklamalar gerekçe gösterilerek inisiyatif üyelerine ve basın emekçilerine yönelik art arda suç duyurularında bulunulduğu aktarıldı.</p>
<p>Eski milletvekili Cemal Enginyurt'un danışmanı olan ve fuhuş ile para aklama suçlamalarından tutuklu bulunan Cem Tekinoğlu'nun, inisiyatif üyesi Selin ile basın emekçisi Zilan hakkında suç duyurusunda bulunduğu belirtildi. Bu duruma tepki göstermek için karakol önünde okunan basın açıklamasını sunan Feride adlı üyenin de yine suç duyurusuna maruz kaldığı dile getirildi.</p>
<p>Açıklamada şöyle denildi:</p>

<p>Cinsel şiddetle, tacizle organize bir şekilde kadınları hedef alan suç şebekelerine karşı binbir emekle kurduğumuz ve yıllardır sürdürdüğümüz kadın dayanışmamızı kırmak için erkekler birbirini cesaretlendiriyor; erkek egemenliğine, devlete sırtlarını yaslayarak sonuç alacaklarını zannediyor. Bir kez daha söylüyoruz; Gülistan'dan, Rojin'den, Rojwelat'tan, birbirimizden vazgeçmeyeceğiz. Mehmet Zühtü Türkoğlu'nun Cem Tekinoğlu'nun ve cezasızlıkla ödüllendirilen bir çok erkeğin patriyarkadan aldığı bu cesareti kıracak gücümüz ve dayanışmamız var.</p>
<p>Cinsel şiddetle, tacizle organize bir şekilde kadınları hedef alan suç şebekelerine karşı binbir emekle kurduğumuz ve yıllardır sürdürdüğümüz kadın dayanışmamızı kırmak için erkekler birbirini cesaretlendiriyor; erkek egemenliğine, devlete sırtlarını yaslayarak sonuç alacaklarını zannediyor. Bir kez daha söylüyoruz; Gülistan'dan, Rojin'den, Rojwelat'tan, birbirimizden vazgeçmeyeceğiz. Mehmet Zühtü Türkoğlu'nun Cem Tekinoğlu'nun ve cezasızlıkla ödüllendirilen bir çok erkeğin patriyarkadan aldığı bu cesareti kıracak gücümüz ve dayanışmamız var.</p>
<p>Arkadaşlığımıza yönelik soruşturmalar derhal geri çekilsin.</p>
<p>Gülistan'ın, Rojin'in, Rojwelat'ın ve kaybedilen-katledilen tüm kadınların akıbeti açıklansın."</p>
<a href='/haber/guvende-degiliz-diyen-ogrencilerin-haberi-sansurlendi-325117' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/11/05/bianet-in-dersim-deki-taciz-ve-tehdit-iddialarini-anlatan-haberine-sansur.jpg' alt='“Güvende değiliz” diyen öğrencilerin haberi sansürlendi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>“Güvende değiliz” diyen öğrencilerin haberi sansürlendi</h5>
<div class='date'>Bugün  12:18</div>
</div>
</a>

<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 05 Nov 2026 12:55:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Gelibolu'ya 4 sondaj: “ÇED sürecinde beton döküldü” iddiası]]></title><link>https://bianet.org/haber/gelibolu-ya-4-sondaj-ced-surecinde-beton-dokuldu-iddiasi-325120</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/05/gelibolu-ya-4-sondaj-ced-surecinde-beton-dokuldu-iddiasi.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/gelibolu-ya-4-sondaj-ced-surecinde-beton-dokuldu-iddiasi-325120</guid><description><![CDATA[TPAO'nun Gelibolu'daki 4 sahada doğal gaz arama projeleri, ekolojik ve tarihî önemi nedeniyle tartışma yaratıyor. ÇED onayı verilen bir projenin dava açma süresi, 9 Kasım'da doluyor. Diğerinde ise ÇED süreci devam ederken betonlaşma yapıldığı iddia edildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://bianet.org/etiket/turkiye-petrolleri-anonim-ortakligi-125756" target="_blank" rel="noopener">Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı</a>’nın (<a href="https://bianet.org/etiket/tpao-6574" target="_blank" rel="noopener">TPAO</a>)  Gelibolu Yarımadası'nda dört sahada planladığı doğal gaz arama projelerinden Adilhan-1 için verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu kararına karşı dava süresi dolmak üzere. Ancak ÇED süreci sürerken Bolayır'ın Merkez Tabya mevkisindeki Çimpe-1 bölgesinde betonlaşma çalışmasının olduğu iddia edildi.</p>
<p>Adilhan, Bolayır ve Süleymaniye olmak üzere üç köyde planlanan toplam dört saha, Gelibolu Yarımadası'nın ekolojik çeşitliliği, tarihî ve askerî-stratejik önemi ile projelerin doğal ve kültürel miras üzerindeki olası etkilerini gündeme getirdi.</p>
<p>8 Ekim’de “ÇED Olumlu” kararı verilen Adilhan-1 faaliyet sahası, Evreşe–Kavak Ovası Sulama ve Arazi Toplulaştırma Projesi sınırları içinde bulunuyor.</p>
<p>Bağlardere'de 19 bin 525 metrekarelik alanda planlanan projeye verilen “ÇED Olumlu” kararına karşı dava açma süresi sona yaklaşırken, Çanakkale Barosu Çevre Komisyonu üyesi avukat Furkan Oğuz, sürenin 9 Kasım’da biteceğini kaydetti.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/11/betonlasma-2.jpeg" alt="">
<figcaption>Fotoğraf: Betonlu alan, Merkez Tabya'dan sahaya çıkan yolun altı. Tel örgü ve beton çalışmasının doğal gaz arama çalışmalarına ait olduğu iddia edildi.</figcaption>
</figure>
<h3>Sondaj sahasının yanında sulak alan var</h3>
<p>Sondaj sahasıyla çakışan sulama boru hattının korunması veya güzergâhının değiştirilmesi gerektiğini aktaran çevre örgütleri, Adilhan sondaj alanının yaklaşık bir kilometre güneydoğusunda bulunan Saros Körfezi'nin sulak alan niteliğine ve bölgenin kuş göç yolları üzerinde önemli bir konuma sahip olduğuna işaret etti.</p>
<p>Bölgenin biyolojik çeşitliliğine de değinen çevre savunucuları, “Mahalli Öneme Haiz Sulak Alan” koruma statüsündeki Kavak Deltası'nın yakın çevrede bulunduğunu belirtti.</p>
<p>Göçmen ve yerli kuşlar açısından önem taşıyan bölgede yaban hayatının korunması gerektiğini dile getiren çevre savunucuları, omurgalı hayvanların üreme dönemi olan Nisan-Haziran aylarında faaliyet yürütülmemesi gerektiğini kaydetti.</p>
<p>Söz konusu uyarı ve değerlendirmelerin, Adilhan-1 projesinin ÇED dosyasında yer alan Devlet Su İşleri (DSİ) ve Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Millî Parklar 2. Bölge Müdürlüğünün görüşlerinde de dile getirildiği vurgulandı.</p>
<h3>"ÇED süreci bitmeden çalışmalar başladı"</h3>
<p>Bolayır'ın Merkez Tabya mevkisinde 20 bin 17,70 metrekarelik alanda planlanan Çimpe-1 projesinin ÇED süreci henüz tamamlanmadan bölgede çalışma yapıldığı yönündeki iddialar da dikkat çekti.</p>
<p>ÇED Duyuru Sistemi kayıtlarına göre, Çimpe-1 projesinin ÇED başvuru süreci 17 Haziran 2026’da başladı. </p>
<p>Çevre savunucuları tarafından Çimpe-1 sahasına ait olduğu ileri sürülen görüntülerde ise bir bölgenin tel örgülerle çevrildiği ve zeminde betonlaşma olduğu aktarıldı. </p>
<div class="box-13">
<p>ÇED süreci henüz sonuçlanmayan projeye ait sahadan çekildiği iddia edilen görüntüler, çalışmaların söz konusu saha ile ilgili olup olmadığı, ne zaman gerçekleştirildiği ve hangi izinlere dayanılarak yapıldığı sorularını gündeme getirdi.</p>
<p>Konuya ilişkin bilgi almak üzere başvurulan Çanakkale Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yetkililerine ulaşılamadı.</p>
</div>
<p>Bolayır Köyü Muhtarı Celal Öztürk ise Merkez Tabya bölgesinde çalışma yapıldığını söyledi. </p>
<p>Fotoğraflarda görülen beton dökülmüş ve tel örgüyle çevrili alanın TPAO’ya ait olup olmadığına ilişkin ayrıntılı bilgi talebine ise telefonda yanıt vermek istemeyen Öztürk, köyde yüz yüze görüşerek açıklama yapabileceğini belirtti.</p>
<p>Tarla sahipleriyle sözleşmeler yapıldığını ve arazilerden elde edilmesi beklenen mahsulün bedelinin ödendiğini belirten muhtar Öztürk, doğal gaz bulunmaması durumunda beş yılın ardından betonun kaldırılarak arazilerin toprak halinde eski hâline getirileceğini ve sahiplerine teslim edileceğini söyledi. Çalışmanın ÇED süreci kapsamında nasıl değerlendirildiği ise açıklık bekliyor.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/11/betonlasma-1.jpeg" alt="">
<figcaption>Fotoğraf: Betonlu alan, Merkez Tabya'dan sahaya çıkan yolun altı. Tel örgü ve beton çalışmasının doğal gaz arama çalışmalarına ait olduğu iddia edildi.</figcaption>
</figure>
<p>Bolayır'da planlanan Çimpe-2 sahası da Koyun Dere mevkisinde yer alıyor. Yaklaşık 26 bin 456 metrekarelik alanda yapılması öngörülen proje ile birlikte iki kuyunun toplam proje alanı 46 bin metrekareyi aşıyor. </p>
<p>Süleymaniye köyünün Koru mevkisinde de yaklaşık 21 bin 770 metrekarelik alanda Bayramiç-1 sahasında doğal gaz arama ve çıkarma faaliyeti planlanıyor.</p>
<div class="box-15">
<h3>Gelibolu'nun neden korunması gerekiyor?</h3>
<p>Doğal ve kültürel varlıklarıyla öne çıkan Gelibolu Yarımadası, Çanakkale Boğazı'nın Avrupa yakasındaki stratejik konumuyla da önem taşıyor. Ege Denizi ile Marmara Denizi arasındaki geçişin kontrolünde tarih boyunca önemli rol oynayan yarımada, farklı dönemlere ait savunma yapılarına ev sahipliği yapıyor.</p>
<p>Osmanlı döneminden kalan Merkez, Yıldız ve Ay tabyaları ile İkinci Dünya Savaşı sırasında inşa edilen koruganlar, bölgedeki askerî mirasın parçaları arasında yer alıyor. Çimpe-1 sahasının planlandığı Bolayır köyündeki Merkez Tabya'nın, diğer adıyla Çimpe Kalesi'nin çevresinde de çok sayıda korugan bulunuyor.</p>
<p>Kültür Envanteri kayıtlarına göre, Bolayır'ın Orta Çardak mevkisindeki koruganlardan biri, Çanakkale Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararıyla tescil edildi. Kurulun 28 Ağustos 2023 tarihli ve 9182 sayılı kararıyla da yapının koruma alanı belirlendi.</p>
<p>Doğal sit alanı ve Saros Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi içinde bulunan korugan, mimari özellikleri ve Türk askerî tarihi açısından taşıdığı önem nedeniyle “Korunması Gerekli 1. Grup Anıtsal Mimarlık Örneği Taşınmaz Kültür Varlığı” olarak koruma altında.</p>
<p>Yarımada aynı zamanda Kavak Deltası, Suvla Tuz Gölü, kıyı kumulları, tarım alanları ve Korudağ ormanlarıyla ekolojik çeşitlilik barındırıyor. Bu kapsamda sivil toplum kuruluşları, sondajların yalnızca tek tek proje alanları bakımından değil, doğal ve kültürel çevre üzerindeki birikimli etkileri açısından da değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.</p>
</div>
<h3>Trakya'daki acele kamulaştırma kararı</h3>
<p>TPAO'nun Edirne, Tekirdağ, Kırklareli ve Çanakkale'ye uzanan petrol ve doğal gaz arama faaliyetleri kapsamında, 5 Eylül 2026'da yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı'yla, Trakya Petrol ve Doğal Gaz Arama ve Üretim Projesi kapsamında ihtiyaç duyulan bazı taşınmazların acele kamulaştırılması kararlaştırıldı.</p>
<p>Karar, sondaj alanlarının yanı sıra yollar, boru hatları, enerji nakil hatları ve üretim tesisleri için gerekli taşınmazları da kapsıyor.</p>
<a href='/haber/trakya-daki-petrol-ve-dogal-gaz-projesi-icin-tpaodan-yanit-geldi-veri-yok-324866' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/28/trakyada-petrol-projesinde-belirsizlik-suruyor-tpaodan-somut-veri-yok.jpeg' alt='Trakya&#39;daki petrol ve doğal gaz projesi için TPAO’dan yanıt geldi: Veri yok' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Trakya'daki petrol ve doğal gaz projesi için TPAO’dan yanıt geldi: Veri yok</h5>
<div class='date'>28 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>(SCİ/CA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 05 Nov 2026 12:52:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[“Güvende değiliz” diyen öğrencilerin haberi sansürlendi]]></title><link>https://bianet.org/haber/guvende-degiliz-diyen-ogrencilerin-haberi-sansurlendi-325117</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/05/bianet-in-dersim-deki-taciz-ve-tehdit-iddialarini-anlatan-haberine-sansur.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/guvende-degiliz-diyen-ogrencilerin-haberi-sansurlendi-325117</guid><description><![CDATA[bianet muhabiri Evrim Kepenek, Dersim’e giderek kadın öğrencilerin anlattığı taciz, tehdit ve şantaj iddialarını haberleştirdi. Erzincan Sulh Ceza Hakimliği 5 ay sonra haberi sansürledi. Kararın gerekçesini de bildirmedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Erzincan Sulh Ceza Hakimliği, bianet editörü Evrim Kepenek’in “<em>Gülistan Doku soruşturması sürerken Dersim’de yeni iddialar gündemde</em>” başlıklı yazısı hakkında erişim engeli kararı verdi ve içeriğin yayından kaldırılmasına hükmetti.</p>
<p>Siber Güvenlik Başkanlığı, bianet’e bir e-posta göndererek kararı bildirdi. Kararın 5651 sayılı İnternet Kanunu’nun  8/A maddesi kapsamında alındığını kaydetti. “Söz konusu kararın gereğinin derhal ve en geç dört saat içinde yerine getirilmesini” istedi. Ancak mahkeme kararını tebliğ etmedi. Bu nedenle sansür talebi re'sen mi yoksa mahkemeye gelen bir talep üzerine mi alındı bilinmiyor.</p>
<p>Söz konusu yasa maddesi “gecikmesinde sakınca bulunan hallerde” haber ile içeriklere erişimin engellenmesini, yayından çıkartılmasını öngörüyor.</p>
<p>Mahkemeler de yasa maddesindeki “yaşam hakkı ile kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması, milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi veya genel sağlığın korunması” hükmüne dayanarak haberleri sansürlüyor.</p>
<p>Ayrıca mahkemeler son dönemde sansür kararlarına gerekçe dahi yazmıyor.</p>
<p>Kepenek yazıyı 9 Haziran 2026'da kaleme almıştı.</p>
<h3>Yazıda öğrencilerin ve kadınların anlatımları vardı</h3>
<p>Kepenek’in yazısı, Gülistan Doku soruşturmasındaki son gelişmelerin yanı sıra Dersim’de üniversite öğrencileri, kadın hakları savunucuları ve kentte yaşayan kadınların dile getirdiği taciz, tehdit, şantaj ve baskı iddialarını konu alıyordu.</p>
<p>Yazıda, “Barışa İhtiyacım Var İnisiyatifi”nin çağrısıyla Dersim’e giden kadınların üniversite öğrencileri, Dersim Kadın Platformu üyeleri ve sendika temsilcileriyle yaptığı görüşmelerden aktarımlar bulunuyordu.</p>
<p>Görüşülen öğrencilerden biri, üniversitedeki ortamı anlatırken “Kendimizi güvende hissetmiyoruz” diyerek kampüs içinde askeri personelin varlığının arttığını ve bu duruma tepki gösteren öğrencilere soruşturma açıldığını öne sürüyordu.</p>
<p>Bir başka öğrenci ise bazı kamu binaları ve askeri birimlerin deprem riski gerekçesiyle üniversite kampüsüne taşındığını, özellikle kadın öğrenci yurtlarının çevresinde akşam saatlerinde uzman çavuşların görüldüğünü anlatıyordu.</p>
<p>Kepenek ayrıca yazıda Gülistan Doku dosyası hakkında konuşan bazı öğrencilere üniversite içinde baskı uygulandığı ve haklarında soruşturma açıldığı yönündeki iddialara yer vermişti.</p>
<h3>Taciz, tehdit ve şantaj iddiaları</h3>
<p>Bazı kamu personelinin de dahil olduğu öne sürülen bir ağın kadın öğrencileri taciz ve tehdit ettiği iddiası da yazıda yer almıştı.</p>
<p>Öğrencilerin, ilişkilerinin ailelerine açıklanacağı tehdidiyle susturuldukları, fotoğraflar üzerinden şantaja maruz bırakıldıkları ve bazı kişilerin öğrencilerin iletişim bilgilerini başkalarıyla paylaştığı yönündeki anlatımlar da yazıda yer alıyordu.</p>
<p>İnsan hakları savunucusu Gönül S. ise öğrenci kadınların kendilerine “seks işçiliği çetesi” olarak tanımladıkları bir yapıya ilişkin iddialar aktardığını söylüyordu.</p>
<p>Gönül S., öğrencilerin tehdit ve şantajdan söz ettiğini belirterek, “Bize gelen öğrenciler ‘ne yapacağımızı bilmiyoruz’ diyordu. Biz yanlarında olmaya çalışıyoruz ama korku devam ediyor” ifadelerini kullanmıştı.</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 05 Nov 2026 12:18:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Şehir plancı Evren Buçan: 16 aydır tutukluyum, savunmamı bugün yapabildim]]></title><link>https://bianet.org/haber/sehir-planci-evren-bucan-16-aydir-tutukluyum-savunmami-bugun-yapabildim-325115</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/05/sehir-planci-evren-bucan-16-aydir-tutukluyum-savunmami-bugun-yapabildim.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/sehir-planci-evren-bucan-16-aydir-tutukluyum-savunmami-bugun-yapabildim-325115</guid><description><![CDATA[Sanık ve avukatlarına mütalaaya karşı beyanda bulunmaları için birer dakika süre verilmesine bazı avukatlar itiraz etti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı’nın da aralarında bulunduğu 11’i tutuklu 53 kişinin yargılandığı davanın ilk duruşmasının yedinci gününde tüm sanıkların savunmaları tamamlandı. 16 aydır tutuklu bulunan sanık Evren Buçan, “Savunmamı bugün yaptım çok şükür. Mektubumdan önce aileme kavuşmak istiyorum” diyerek tahliyesini istedi.</p>
<p>İstanbul Anadolu 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma, sabah 10.15’te başladı ve gece 01.30’da sona erdi. Tutuklu sanıklar Ali Şafak, Evren Buçan, Aslı Kotan ve Özgür Kabadayı savunmalarını yaparak mahkeme heyetinin sorularını yanıtladı.</p>
<p>Savunmasında hakkındaki suçlamaları reddeden Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı, belediyedeki işlemlerin çoğundan haberi olmadığını, bazı iddiaları cezaevindeyken öğrendiğini söyledi. İmar işlemlerini bilerek yavaşlattığı iddiasını da reddeden Kabadayı, “Ben niye durdurayım bunları, niye ayağıma sıkayım?” dedi.</p>
<p>Kabadayı, belediye başkanı olarak idari kararlarında hata yapmış olabileceğini ancak suç işleme kastıyla hareket etmediğini belirterek tahliyesini istedi.</p>
<h3>Evren Buçan: Aileme kavuşmak istiyorum</h3>
<p>Duruşmada söz alan 16 aydır tutuklu Evren Buçan, savunmasını ancak yargılamanın yedinci gününde yapabildiğini söyledi. Buçan, “16 aydır tutukluyum, savunmamı bugün yaptım çok şükür. Mektubumdan önce aileme kavuşmak istiyorum. Dilleri karartacak herhangi bir durumum yok. Zaten dosyalar teslim edildi mahkememize. Bu hasrete son vermenizi istiyorum” diyerek tahliyesini talep etti.</p>
<p>Diğer tutuklu sanıklar da savunmalarının ardından tahliye istedi. Ali Şafak, kas hastası oğlunun tedavisinin aksadığını ve eşinin bakım sürecini tek başına yürütmekte zorlandığını anlattı. Aslı Kotan özgürlüğüne kavuşmak istediğini söylerken, Özgür Kabadayı da ailesine dönmek istediğini belirtti.</p>
<h3>Savcı tutukluluğun devamını istedi</h3>
<p>Tüm savunmaların tamamlanmasının ardından savcı, 11 tutuklu sanığın tutukluluk hallerinin devamını, diğer sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin sürdürülmesini talep etti.</p>
<p>Sanık ve avukatlarına mütalaaya karşı beyanda bulunmaları için birer dakika süre verilmesine bazı avukatlar itiraz etti. Mahkeme başkanı, saatin geç olmasını gerekçe göstererek süre sınırını uyguladı.</p>
<p>Saat 01.30’da sona eren duruşmaya cuma günü saat 14.00’te devam edilecek.</p>
<a href='/haber/esma-bucan-evren-onurlu-olmayi-secti-321264' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/07/07/esme-bucan-evren-onurlu-olmayi-secti.jpg' alt='Esma Buçan: Evren onurlu olmayı seçti' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>ŞEHİR PLANCISI EVREN BUÇAN BİR YILDIR İDDİANAME BEKLİYOR</h6>
<h5 class='headline'>Esma Buçan: Evren onurlu olmayı seçti</h5>
<div class='date'>7 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 05 Nov 2026 12:13:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[AB'nin 2026 Türkiye Raporu: Gerileme sürüyor]]></title><link>https://bianet.org/haber/ab-nin-2026-turkiye-raporu-gerileme-suruyor-325114</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/05/ab-nin-2026-turkiye-raporu-yargi-bagimsizligi-ve-temel-haklarda-gerileme-suruyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ab-nin-2026-turkiye-raporu-gerileme-suruyor-325114</guid><description><![CDATA[Avrupa Komisyonu, Türkiye'de yargı bağımsızlığı, ifade özgürlüğü ve temel haklarda gerilemenin sürdüğünü belirtti. AİHM kararlarının uygulanmasını istedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Komisyonu, 4 Kasım'da yayımladığı 2026 Türkiye Raporu'nda, ülkede demokratik standartların, hukukun üstünlüğünün ve temel hakların durumunun kötüleştiğini belirtti.</p>
<a href='/haber/mahkeme-bir-kez-daha-aihmnin-osman-kavala-kararini-tanimadi-324386' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/haber/2026/08/25/ecthr-osman-kavala-must-be-released-as-soon-as-possible.jpg' alt='Mahkeme bir kez daha AİHM’nin Osman Kavala kararını tanımadı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Mahkeme bir kez daha AİHM’nin Osman Kavala kararını tanımadı</h5>
<div class='date'>13 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>120 sayfalık raporda, seçilmiş siyasetçilere yönelik yargı süreçleri, muhalefet belediyelerine kayyım atanması, gazetecilere yönelik soruşturmalar ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmaması öne çıktı.</p>
<p>Komisyon, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) üyeliği hedefi ile siyasi kriterlerde yaşanan gerileme arasındaki farkın daha da açıldığını değerlendirdi.</p>
<p>Raporda, Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerinin 2018'den bu yana durma noktasında olduğu da hatırlatıldı.</p>
<h3>Yargı bağımsızlığı</h3>
<p>Komisyon, Türkiye'nin yargı ve temel haklar alanında AB'ye uyum bakımından hâlâ başlangıç aşamasında olduğunu belirtti.</p>
<p>Yürütmenin yargı üzerindeki etkisinin devam ettiği kaydedilen raporda, muhalefet siyasetçileri ve seçilmiş yöneticilere yönelik soruşturmalarla iktidar koalisyonundaki isimlere yönelik yargısal işlemler arasında farklılıklar bulunduğuna dikkat çekildi.</p>
<p>Komisyon, yargının bağımsızlığına ilişkin yapısal sorunların giderilmediğini, bazı mahkemelerin Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarını uygulamadığını ve AİHM kararlarının da yerine getirilmediğini vurguladı.</p>
<p>Raporda, Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) yapısının ve üyelerinin belirlenme yönteminin değiştirilmesi, yürütmenin kurul üzerindeki etkisinin sınırlandırılması istendi.</p>
<a href='/haber/avrupa-konseyi-demirtas-ve-yuksekdag-icin-derhal-serbest-birakma-cagrisini-yineledi-323609' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/19/avrupa-konseyi-demirtas-ve-yuksekdag-icin-derhal-serbest-birakma-cagrisini-yineledi.png' alt='Avrupa Konseyi, Demirtaş ve Yüksekdağ için ‘derhal serbest bırakma’ çağrısını yineledi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Avrupa Konseyi, Demirtaş ve Yüksekdağ için ‘derhal serbest bırakma’ çağrısını yineledi</h5>
<div class='date'>19 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Kavala ve Demirtaş</h3>
<p>Raporda, Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilen Osman Kavala'nın tutukluluğuna ilişkin AİHM kararlarına geniş yer ayrıldı.</p>
<p>Komisyon, AİHM Büyük Dairesi'nin Ağustos 2026'da verdiği kararda, Kavala'nın önceki tahliye kararlarına rağmen cezaevinde tutulmasını ağır bir adalet ihlali olarak nitelendirdiğini hatırlattı.</p>
<p>Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında verilen üç AİHM kararının da uygulanmadığı belirtildi.</p>
<p>Komisyon, Demirtaş hakkındaki AİHM kararının kesinleştiğini ve Eylül 2025'te hakkında yeni bir dava açıldığını kaydetti.</p>
<p>Raporda, eski HDP eş genel başkanları da dahil olmak üzere bazı eski milletvekillerinin bağlayıcı AİHM kararlarına rağmen cezaevinde tutulmaya devam ettiği ifade edildi.</p>
<a href='/haber/ahmet-turkten-bahceli-ye-kayyim-yaniti-somut-adim-yok-halkta-guvensizlik-gelisti-317048' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/02/24/ahmet-turkten-bahceliye-halk-somut-adimlarin-atilmasini-bekliyor.png' alt='Ahmet Türk’ten Bahçeli&#39;ye &#39;kayyım&#39; yanıtı: Somut adım yok, halkta güvensizlik gelişti' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Ahmet Türk’ten Bahçeli'ye 'kayyım' yanıtı: Somut adım yok, halkta güvensizlik gelişti</h5>
<div class='date'>24 Şubat 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Kayyım uygulaması</h3>
<p>Avrupa Komisyonu, seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınması ve yerlerine kayyım atanmasının yerel demokrasiyi zayıflattığını belirtti.</p>
<p>Rapora göre, 1 Eylül 2025'ten itibaren CHP'li 22 belediye başkanı görevden uzaklaştırıldı veya tutuklandı. Böylece 2024 yerel seçimlerinden bu yana görevden uzaklaştırılan veya tutuklanan belediye başkanlarının toplam sayısı 49'a ulaştı.</p>
<p>Komisyon, doğu ve güneydoğu illerinde 10 DEM Partili ve bir CHP'li belediye başkanının görevden alınarak yerlerine kayyım atandığını kaydetti.</p>
<p>Raporda, muhalefet belediyelerine yönelik idari, mali ve yargısal müdahalelerin sürdüğü; kayyım uygulamasının seçmenlerin siyasi hakları bakımından da sorun yarattığı belirtildi.</p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluğu ve hakkında yürütülen davalar da raporda yer aldı.</p>
<a href='/yazi/baris-anneleri-ankarada-baris-beklenmez-insa-edilir-325026' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2026/11/03/baris-anneleri-ankarada-baris-beklenmez-insa-edilir.jpg' alt='Barış Anneleri Ankara’da: Barış beklenmez, inşa edilir' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Barış Anneleri Ankara’da: Barış beklenmez, inşa edilir</h5>
<div class='date'>3 Kasım 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Kürt meselesi</h3>
<p>Komisyon, Kürt meselesinin çözümüne yönelik yeni siyasi sürecin geniş bir destek gördüğünü belirtti.</p>
<p>Raporda, TBMM bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmaları ile Ağustos 2026'da kabul edilen yasal düzenleme değerlendirildi.</p>
<p>Bununla birlikte Komisyon, sürecin daha kapsamlı demokratikleşme ve temel haklar alanına genişleyip genişlemeyeceğine ilişkin soruların devam ettiğini vurguladı.</p>
<p>Raporda, barış girişiminin özellikle güneydoğuda toplantı özgürlüğü ve kültürel haklar bakımından daha olumlu bir ortam oluşturduğu, ancak bu gelişmenin ülke genelinde eşit biçimde hissedilmediği ifade edildi.</p>
<p>Komisyon, 2016'dan bu yana kapalı bulunan Kürtçe medya kuruluşlarının ve kültürel haklar alanındaki kurumların büyük bölümünün yeniden açılmadığını belirtti.</p>
<p>Mart 2026'daki Newroz kutlamalarında bazı illerde sınırlı müdahaleler yaşanırken diğer illerde kısıtlamalar uygulandığı ve 200'den fazla kişinin gözaltına alındığı kaydedildi.</p>
<p>Kürt meselesi üzerine çalışan gazeteciler, siyasetçiler, barolar ve insan hakları savunucularına yönelik yargısal baskıların sürdüğü belirtildi.</p>
<a href='/yazi/86-bin-ogrenci-kurtceyi-secti-peki-ogretmeni-nerede-kitabi-nerede-324596' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2026/10/19/86-bin-ogrenci-kurtceyi-secti-peki-ogretmeni-nerede-kitabi-nerede.png' alt='86 bin öğrenci Kürtçeyi seçti: Peki öğretmeni nerede, kitabı nerede?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>86 bin öğrenci Kürtçeyi seçti: Peki öğretmeni nerede, kitabı nerede?</h5>
<div class='date'>20 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Kürtçe eğitim ve kültürel haklar</h3>
<p>Raporda, ilkokul ve ortaokullarda anadilde eğitimin önündeki yasal sınırlamaların devam ettiği belirtildi.</p>
<p>Devlet okullarında Kürtçenin iki lehçesinde seçmeli dersler sunulmasına rağmen en az 10 öğrenci şartı ve öğretmen eksikliği nedeniyle uygulamanın sınırlı kaldığı ifade edildi.</p>
<p>Komisyon, altı üniversitede Kürtçe eğitimiyle ilgili programların sürdüğünü kaydetti.</p>
<p>Raporda ayrıca 1990'lı yıllardaki zorla kaybetmelerle ilgili davaların beraat veya zamanaşımı kararlarıyla sonuçlandığı, kayıpların akıbetinin araştırılması ve yargısız infaz iddialarının bağımsız biçimde soruşturulması konusunda kapsamlı bir yaklaşım geliştirilmediği belirtildi.</p>
<a href='/haber/foncular-iceri-gazeteciler-disari-kadikoy-de-binlerce-kisi-sansure-karsi-yurudu-324764' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/24/foncular-iceri-gazeteciler-disari-kadikoy-de-binlerce-kisi-sansure-karsi-yurudu-1.jpg' alt='"Foncular içeri, gazeteciler dışarı”: Kadıköy&#39;de binlerce kişi sansüre karşı yürüdü' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>"Foncular içeri, gazeteciler dışarı”: Kadıköy'de binlerce kişi sansüre karşı yürüdü</h5>
<div class='date'>24 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Basın özgürlüğü</h3>
<p>Avrupa Komisyonu, Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğü alanındaki gerilemenin devam ettiğini belirtti.</p>
<p>Raporda, gazetecilerin terörle mücadele, dezenformasyon ve kamu görevlilerine hakaret gibi suçlamalarla soruşturma ve kovuşturmalara maruz kaldığı kaydedildi.</p>
<p>Komisyon, medya kuruluşlarına yönelik idari para cezaları, yayın yaptırımları ve internet erişim engellerinin özellikle bağımsız ve muhalif medya üzerinde baskı oluşturduğunu değerlendirdi.</p>
<p>Raporda, Ekim 2025'te TELE1'e kayyım atanması ve Ekim 2026'da Halk TV'ye yönelik müdahale de yer aldı.</p>
<p>Basın özgürlüğü alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının verilerine dayandırılan rapora göre, Eylül 2025-Eylül 2026 döneminde 74 gazeteci ve medya çalışanı gözaltı, tutuklama veya tutukluluğun devamı gibi süreçlerden etkilendi. Önceki karşılaştırma döneminde bu sayı 51 olarak kaydedilmişti.</p>
<p>Komisyon, tutuklu gazetecilerin serbest bırakılmasını ve basın özgürlüğünü sınırlayan yasal düzenlemelerin Avrupa standartlarıyla uyumlu hâle getirilmesini istedi.</p>
<a href='/haber/ap-turkiye-raportoru-sanchez-amor-ailem-guvende-artik-ifade-ozgurlugune-acik-saldiri-323955' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/30/ap-turkiye-raportoru-sanchez-amor-ailem-guvende-artik-ifade-ozgurlugune-acik-saldiri.jpg' alt='AP Türkiye Raportörü Sánchez Amor: “&#39;Ailem Güvende&#39; artık ifade özgürlüğüne açık saldırı"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>AP Türkiye Raportörü Sánchez Amor: “'Ailem Güvende' artık ifade özgürlüğüne açık saldırı"</h5>
<div class='date'>30 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Kadınların ve LGBTİ+'ların hakları</h3>
<p>Raporda, Türkiye'deki genel insan hakları durumunun daha da kötüleştiği belirtildi. Komisyon, kadın haklarının korunması ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için yasal ve kurumsal önlemlerin güçlendirilmesini istedi.</p>
<p>LGBTİ+ kişilerin ve hak örgütlerinin soruşturmalar, kolluk müdahaleleri ve dijital kısıtlamalarla karşı karşıya kaldığı kaydedildi.</p>
<p>Raporda, ayrımcılıkla mücadele edilmesi, kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi ve LGBTİ+ kişilerin temel haklarının güvence altına alınması gerektiği belirtildi.</p>
<a href='/haber/akin-gurlek-fon-yolsuzlugu-icin-devlet-mekanizmasina-sizan-sebeke-dedi-325036' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/11/03/akin-gurlek-fon-yolsuzlugu-icin-devlet-mekanizmasina-sizan-sebeke-dedi.jpg' alt='Akın Gürlek fon yolsuzluğu için “devlet mekanizmasına sızan şebeke” dedi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Akın Gürlek fon yolsuzluğu için “devlet mekanizmasına sızan şebeke” dedi</h5>
<div class='date'>3 Kasım 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Ekonomi</h3>
<p>Komisyon, Türkiye'nin işleyen bir piyasa ekonomisi oluşturma konusunda ileri düzeyde hazırlığa sahip olduğunu ve raporlama döneminde belirli ilerlemeler kaydettiğini değerlendirdi.</p>
<p>Bununla birlikte yüksek enflasyonun devam ettiği, ekonomik büyümenin yavaşladığı ve işgücü piyasasındaki yapısal sorunların sürdüğü belirtildi.</p>
<p>Raporda, genç işsizliğinin yüksekliği, kadınların işgücüne katılımının düşüklüğü ve kayıt dışı ekonomi önemli sorunlar arasında gösterildi.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın güvenilirliğini yeniden tesis etme yönünde ilerleme kaydettiği, ancak kurumsal bağımsızlığının yeterince güvence altına alınmadığı ifade edildi.</p>
<p>Komisyon, enflasyonla mücadelede sıkı ekonomik politikaların sürdürülmesini ve kırılgan hanelerin korunmasını önerdi.</p>
<a href='/haber/14-yasindaki-suriyeli-ali-sihap-adanada-calistigi-hurdacida-olduruldu-322849' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/08/27/14-yasindaki-suriyeli-ali-sihap-adanada-calistigi-hurdacida-olduruldu-1.jpg' alt='14 yaşındaki Suriyeli Ali Şihap, Adana’da çalıştığı hurdacıda öldürüldü' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>14 yaşındaki Suriyeli Ali Şihap, Adana’da çalıştığı hurdacıda öldürüldü</h5>
<div class='date'>26 Ağustos 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Mülteciler</h3>
<p>Raporda, Eylül 2026 itibarıyla Türkiye'de 2 milyon 218 bin 101 Suriyelinin geçici koruma kapsamında bulunduğu belirtildi. Ayrıca 87 bin 321 Suriyelinin kısa dönem ikamet iznine sahip olduğu kaydedildi.</p>
<p>Komisyon, Türkiye'nin dünyanın en büyük mülteci nüfuslarından birine ev sahipliği yapmaya devam ettiğini belirterek mültecilere yönelik destek çalışmalarını olumlu değerlendirdi.</p>
<p>Bununla birlikte ülkedeki mülteci sayısına ilişkin kapsamlı verilerin düzenli biçimde yayımlanmadığına dikkat çekildi.</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Avrupa Komisyonu 2026 Türkiye Raporu Hk. https://t.co/nAawlX1Wjq https://t.co/s8pKJptNy8</p>
— T.C. Dışişleri Bakanlığı (@TC_Disisleri) <a href="https://x.com/TC_Disisleri/status/2117994853015408678?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">November 4, 2026</a></blockquote>
<h3>Dışişleri Bakanlığı'ndan açıklama</h3>
<p>Türkiye Dışişleri Bakanlığı, 4 Kasım'da yaptığı açıklamada Avrupa Komisyonu'nun raporuna tepki gösterdi. Bakanlık, raporun AB'nin Türkiye'ye yönelik önyargılı ve adil olmayan yaklaşımını yansıttığını savundu.</p>
<p>Açıklamada, özellikle siyasi kriterler, yargı ve temel haklar alanındaki değerlendirmelerin kabul edilmediği belirtildi.</p>
<a href='/haber/hrw-den-cop31-oncesi-turkiye-ye-cagri-baskilar-son-bulmali-325107' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/11/05/hrw-den-cop31-oncesi-turkiye-ye-cagri-baskilar-son-bulmali.jpeg' alt='HRW&#39;den COP31 öncesi Türkiye&#39;ye çağrı: Baskılar son bulmalı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>HRW'den COP31 öncesi Türkiye'ye çağrı: Baskılar son bulmalı</h5>
<div class='date'>Bugün  10:46</div>
</div>
</a>

<div class="box-1">
<p><strong>Ne olmuştu?</strong></p>
<p>Türkiye, 1999 yılında Avrupa Birliği'ne aday ülke statüsü kazandı. Üyelik müzakereleri 2005 yılında başladı.</p>
<p>Ancak demokratik standartlar, hukukun üstünlüğü, temel haklar ve Kıbrıs meselesi başta olmak üzere çeşitli alanlarda yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle müzakereler 2018'den bu yana fiilen durmuş durumda.</p>
<p>Avrupa Komisyonu, her yıl yayımladığı ülke raporlarıyla aday ülkelerin AB üyelik kriterlerine uyumunu değerlendiriyor.</p>
<p>2026 Türkiye Raporu, 1 Eylül 2025 ile 1 Eylül 2026 arasındaki gelişmeleri esas alıyor. Raporda yargı bağımsızlığı, insan hakları ve basın özgürlüğünde gerileme tespit edilirken ekonomi, ticaret ve bazı teknik uyum alanlarında ilerlemeler de kaydediliyor.</p>
</div>
<p>Avrupa Komisyonu'nun yayımladığı 2026 Türkiye Raporu'nu <a href="https://enlargement.ec.europa.eu/turkiye-report-2026_en" target="_blank" rel="nofollow noopener">buradan</a> okuyabilirsiniz.</p>
<p>(FY)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 05 Nov 2026 12:07:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü: ABD seçimleri insan hakları konusunda dönüm noktası olmalı]]></title><link>https://bianet.org/haber/uluslararasi-af-orgutu-abd-secimleri-insan-haklari-konusunda-donum-noktasi-olmali-325112</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/05/uluslararasi-af-orgutu-abd-secimleri-insan-haklari-konusunda-donum-noktasi-olmali.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/uluslararasi-af-orgutu-abd-secimleri-insan-haklari-konusunda-donum-noktasi-olmali-325112</guid><description><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü ABD Direktörü Nadia Daar, seçimlerin ardından yeni seçilen temsilcilere insan haklarını, eşitliği ve hukukun üstünlüğünü savunma çağrısı yaptı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD’de Kongre, eyalet ve yerel yönetim düzeyinde yapılan seçimlerin ardından açıklama yapan Uluslararası Af Örgütü ABD Direktörü Nadia Daar, seçilmiş temsilcilere insan haklarını, demokratik ilkeleri ve hukukun üstünlüğünü savunma çağrısı yaptı.</p>
<p>Daar, seçim sonuçlarının ardından yaptığı açıklamada, ABD halkının yeni temsilcilerini belirlediğini ve seçilen tüm yöneticilerin büyük bir sorumluluk üstlendiğini söyledi.</p>
<p>ABD’de ve dünyada birçok kişinin yaşamının ve geçim koşullarının, seçilmiş temsilcilerin insan haklarını savunma konusundaki tutumuna bağlı olduğunu belirten Daar, yeni yöneticilerin Trump yönetiminin otoriter uygulamalarına, şirketlerin denetimsiz gücüne ve yolsuzluğa karşı mücadele etmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Kongre'nin yürütme erkinin yetkilerini kötüye kullanmasını denetleme ve bu uygulamalardan sorumlu kişilerin cezasız kalmasını önleme görevine dikkat çeken Daar, özellikle beyaz üstünlükçü politikalar izleyen ve insan hakları sistemini zayıflatan bir yönetim karşısında bu sorumluluğun daha da önem kazandığını kaydetti.</p>
<h3>“Tüm dünya seçilmiş temsilcileri izleyecek”</h3>
<p>Yeni milletvekillerinin sivil, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel haklara yönelik ihlallerle mücadele etmek için acilen harekete geçmesi gerektiğini söyleyen Daar, Kongre'nin elinde soruşturma açmak, yasa çıkarmak ve kamu kaynaklarının kullanımını değiştirmek gibi çeşitli araçlar bulunduğunu belirtti.</p>
<p>Daar, seçilmiş temsilcilerin yönetimin insan hakları politikalarını değiştirmek ve yetkililerden hesap sormak için bu araçları kullanması gerektiğini vurgulayarak şöyle dedi:</p>
<p>“Bütün dünya şu an seçim sonuçlarını izlediği gibi, seçilmiş temsilcilerin kendilerine verilen yetki ve sorumluluklarla ne yaptığını da izleyecek. İnsanların özgürce yaşayabildiği ve ihtiyaçlarının karşılandığı bir gelecek için çalışmalılar.”</p>
<p>Daar, açıklamasını yeni seçilen tüm yetkililere eşitlik, hesap verebilirlik ve insan haklarını esas alan bir yönetim anlayışını benimseme çağrısıyla tamamladı. ABD’de farklı bir yönetim yaklaşımının artık zorunlu olduğunu belirten Daar, cezasızlık yerine hesap verebilirliğin, ayrımcılık yerine eşitliğin ve gücün keyfi kullanımına karşı insan haklarının savunulması gerektiğini söyledi.</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 05 Nov 2026 12:02:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Fatma Betül Sayan Kaya ikinci kez adliyede]]></title><link>https://bianet.org/haber/fatma-betul-sayan-kaya-ikinci-kez-adliyede-325110</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/05/fatma-betul-sayan-kaya-ikinci-kez-adliyede.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/fatma-betul-sayan-kaya-ikinci-kez-adliyede-325110</guid><description><![CDATA[Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya, adliye girişinde gazetecilerin yatırım yapacak 163 milyon TL'yi nereden bulduklarına ilişkin soruları yanıtsız bıraktı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Fon yolsuzluğunda adı geçen AKP eski Genel Başkan Yardımcısı ve Aile ve Sosyal Politikalar eski Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, eşi İlyas Kaya ile Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) eski Başkanı Ömer Gönül ikinci kez ifadeye çağrıldı.</p>
<p>Fatma Betül Sayan Kaya ve İlyas Kaya saat 11.00 sularında Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne geldi.</p>
<p>Çift, bu kez C kapısındaki genel girişten giriş yaptı. Gazetecilerin “163 milyon TL’yi nereden buldunuz” soruları arasında asansörlere yöneldi.</p>
<p>Gazetecilerin sorularını yanıtsız bırakan çift, ifadeyi alacak olan savcının yanına çıktı.</p>
<p>Gazetecilerin Ömer Gönül’ü bekleyişi ise sürüyor.</p>
<h3>İlk ifadede görüntü vermemişlerdi</h3>
<p>Fon yolsuzluğuna ilişkin soruşturmada İbrahim Ömer Gönül 30 Eylül'de ifade vermiş ve serbest bırakılmıştı. Fatma Betül Sayan Kaya ve İlyas Kaya ise 7 Ekim'de adliyeye gelmiş, ayrı ayrı ifade vermiş ve bir saat sonra ayrılmıştı. Şüpheliler adliyeye giriş için arka kapıları kullanmış, görüntü vermemişti.</p>
<p>Özata Denizcilik hisselerindeki işlemlerine ilişkin soruları yanıtlayan İlyas Kaya, Nisan 2026'da hisseden yaklaşık 150 bin lot aldığını, hisselerin bir bölümünü ağustosta, kalanını ise eylülde sattığını söylemişti.</p>
<p>Fatma Betül Sayan Kaya ise Nisan 2026'da yaklaşık 250 bin lot Özata Denizcilik hissesi aldığını, hisselerin bir bölümünü ağustos ayında, kalanını ise eylül ayında sattığını, satıştan elde ettiği kazancı kısa süre Tera fonunda değerlendirdiğini, daha sonra fondan çıktığını ve kazanç olarak görünen tutarı TMSF tarafından belirtilen hesaba gönderdiğini belirtmişti.</p>
<div class="box-1">
<p>Fon soruşturmasının geldiği noktada 433 şüpheli bulunuyor. 112 kişi tutuklandı, 186 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı. 38 kişi ise firari konumda. 359 gerçek kişi ve 111 tüzel kişinin mal varlıkları ve banka hesapları da donduruldu.</p>
</div>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 05 Nov 2026 11:28:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İdris Baluken: İlk adım güven sorununu çözmek ve muhataplığı tanımaktır]]></title><link>https://bianet.org/haber/idris-baluken-ilk-adim-guven-sorununu-cozmek-ve-muhatapligi-tanimaktir-325108</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/05/idris-baluken-ilk-adim-guven-sorununu-cozmek-ve-muhatapligi-tanimaktir.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/idris-baluken-ilk-adim-guven-sorununu-cozmek-ve-muhatapligi-tanimaktir-325108</guid><description><![CDATA[Toplumda geçmiş yıkımlar nedeniyle derin bir güvensizlik olduğunu dile getiren Baluken, iktidar ve siyasilerin söylemlerindeki "yumuşama"nın somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini kaydetti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Eski HDP Grup Başkanvekili ve İmralı Heyeti Üyesi İdris Baluken, Türkiye'de yeniden gündeme gelen diyalog, "demokratik çözüm" ve İmralı ile temas tartışmalarına ilişkin bianet’e konuştu.</p>
<p>Geçmiş çözüm sürecinde diyalog masasında bizzat yer almış bir isim olan Baluken, yeni bir sürecin inandırıcı olabilmesi için geçmişin hatalarıyla yüzleşilmesi, hukuki güvencelerin sağlanması ve siyaset alanının özgürleştirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Yeniden diyalogdan söz edilmesini önemsediğini belirten İdris Baluken, geçmişte yaşananları yok sayarak yeni bir sayfa açmanın mümkün olmadığını söyledi.</p>
<p>Çözüm sürecinde büyük emekler verildiğini ve toplumda önemli bir umut oluştuğunu hatırlatan Baluken, sürecin sona ermesiyle insanların yaşamlarını kaybettiğini, kentlerin yıkıldığını ve toplumsal güvenin ağır yara aldığını belirtti.</p>
<h3>"Somut adımlar atılmalı"</h3>
<p>Bugün yeniden çözüm konuşulurken o dönem sorumluluk üstlenmiş siyasetçilerin hâlâ cezaevinde olmasının ciddi bir çelişki yarattığını vurgulayan Baluken, Kürt meselesinin çözümünde Öcalan’ın rolü ve demokratik çözüm perspektifinin temel önemde olduğunu, ancak bunun toplumsal karşılık bulabilmesi için siyaset alanının da özgürleşmesi gerektiğini ifade etti. Baluken, geçmişin en önemli dersinin barışın yalnızca siyasal aktörler arasındaki görüşmelere bırakılamayacağı olduğunu belirterek, hukuki ve kurumsal dayanakları olmayan süreçlerin siyasal dengeler değiştiğinde kolayca kırılabildiğine dikkat çekti.</p>
<p>Toplumda geçmiş yıkımlar nedeniyle derin bir güvensizlik olduğunu dile getiren Baluken, iktidar ve siyasilerin söylemlerindeki "yumuşama"nın somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini kaydetti.</p>
<p>İlk meselenin güven sorunu olduğunu vurgulayan Baluken, yasal ve siyasal çerçeveyi şöyle özetledi: "Yürüyen sürecin hukuki ve siyasi olarak tanımlanması, muhataplıkların resmen tanınması, İmralı’daki müzakere ve çalışma koşullarının normalleştirilerek Sayın Öcalan'ın müzakere statüsünün resmiyete kavuşturulması hayati önemdedir. Bununla birlikte AİHM ve AYM kararlarının uygulanması, siyasi tutuklulukların sona erdirilmesi, kayyım uygulamalarından vazgeçilmesi ve siyasal faaliyetlerin önündeki engellerin kaldırılması birer iyi niyet jesti değil, hukuk devleti olmanın gereğidir."</p>
<p>Kürt halkının kimlik, dil, kültür ve demokratik temsil taleplerinin anayasal güvenceye kavuşturulması gerektiğini söyleyen Baluken, bir annenin çocuğuna kavuşması, bir insanın anadilini konuşabilmesi ve seçilmiş bir belediye başkanının görevini yapabilmesinin birbirinden kopuk olmadığını, hepsinin kalıcı barışın ve eşit yurttaşlığın temeli olduğunu belirtti.</p>
<h3>"Hak ihlalleri ile yüzleşilmeli"</h3>
<p>Siyasetçi kimliğinin yanı sıra bir hekim gözüyle toplumsal tabloyu değerlendiren Baluken, doğru tedavi için önce doğru teşhisin konulması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Türkiye'de uzun yıllardır Kürt sorununun tarihsel ve siyasal nedenleri yerine sadece sonuçlarıyla mücadele edildiğini belirten Baluken; kimliklerin inkârı, eşitsizlik ve geçmişte yaşanan ağır hak ihlalleriyle yüzleşilmesi gerektiğini belirtti. </p>
<p>Bir hekim olarak insan yaşamının değerini siyasal kimliklere göre ayıramayacağını vurgulayan Baluken, bir Kürt annenin de bir Türk annenin de yaşadığı evlat acısının aynı insani karşılığa sahip olduğunu belirtti. Ancak acıları ortaklaştırırken sorumlulukların belirsizleştirilmemesi gerektiğini ifade eden Baluken, barışın tedavisinin inkârın yerine tanımayı, eşitsizliğin yerine eşit yurttaşlığı, baskının yerine özgür siyaseti koymaktan geçtiğini ve bazı yaraların iyileşmesi için önce neden açıldıklarının kabul edilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<h3>Cezaevinde 3 kitap</h3>
<p>Ağır baskılara, altı buçuk yıllık cezaevi sürecine ve kapatma davalarına rağmen umudunu koruduğunu belirten Baluken, umudu kişisel bir duygu olmanın ötesinde toplumun değişim iradesi ve mücadele deneyimiyle bağlantılı gördüğünü söyledi.</p>
<p>"Geleceğin geçmişin tekrarı olmak zorunda olduğuna inanmıyorum" diyen Baluken, Kürt sorununun demokratik çözümü için imkânların bulunduğunu ancak bunun siyasal iktidarın somut adımlar atmasına, hukukun işlerlik kazanmasına ve toplumsal güvenin kurulmasına bağlı olduğunu söyledi.</p>
<p>Cezaevinde insanın en çok dışarıdaki hayatın bir parçası olduğunu hissetmeye ihtiyaç duyduğunu belirten Baluken, umudu "henüz ulaşamadığınız bir gelecekle bağınızı koparmamak" olarak tanımladı.</p>
<p>Cezaevindeyken kaleme aldığı <em>Üç Kırık Dal</em>, <em>Oko</em>, <em>Hasbihalname</em> ve <em>Kırık Ayna</em> gibi eserleriyle edebiyat ile siyaset arasında kurduğu bağı anlatan Baluken, her iki alanın merkezinde insan olduğunu söyledi. Siyasette toplum, haklar ve özgürlükler gibi büyük kavramlardan bahsedilirken, edebiyatın bu kavramların arkasındaki tek tek insanların hayatlarına bakma imkânı verdiğini belirtti.</p>
<p>Büyük siyasal gelişmelerin insan hayatında bıraktığı küçük ama derin izlere odaklandığını ifade eden Baluken, <em>Üç Kırık Dal</em> romanında Kürt meselesi ve çatışmaların gündelik yaşamda yarattığı kırılmaları anlatmaya çalıştığını kaydetti. Yazmanın kendisi için cezaevi koşullarından kaçış değil, toplumla, geçmişle ve hayatın kendisiyle daha derin bir karşılaşma olduğunu vurguladı.</p>
<p>Son olarak cezaevlerindeki hak ihlallerine ve tecrit koşullarına değinen Baluken, mevcut cezaevi sisteminin mahpusun hayatı üzerinde tepeden tırnağa tahakkümü esas alan bir garabete dayandığını ve politik tutsaklar açısından çatışmanın kaçınılmaz hale geldiğini belirtti.</p>
<p>Bir hekim olarak ağır hasta mahpusların durumuna özel dikkat çeken Baluken, geciktirilen müdahalelerin geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurduğunu ve bürokratik kararların yaşam hakkının önüne geçilemeyeceğini söyledi.</p>
<p>Yaşamının son dönemindeki ağır hasta tutsakların ailelerinin yanında vedalaşmasına dahi izin verilmemesinin hukukun ötesinde insani değerleri tartışmaya açtığını vurguladı.</p>
<p>İnfazını tamamlamış mahpusların idari kararlarla içeride tutulmasını ve özgürlük karşılığında geçmişlerini inkâr etmelerinin beklenmesini "siyasal teslimiyet dayatması" olarak nitelendiren Baluken, tecrit uygulamasının insanı toplumsal ve siyasal yaşamdan koparma yöntemi olduğunu belirtti ve son olarak, "Bir insanı dört duvar arasına kapatabilirsiniz. Ama onun düşüncelerini, hafızasını ve yaşadığı haksızlığa ilişkin hakikati o duvarların arkasında asla tutamazsınız" dedi.</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 05 Nov 2026 10:55:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[HRW'den COP31 öncesi Türkiye'ye çağrı: Baskılar son bulmalı]]></title><link>https://bianet.org/haber/hrw-den-cop31-oncesi-turkiye-ye-cagri-baskilar-son-bulmali-325107</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/05/hrw-den-cop31-oncesi-turkiye-ye-cagri-baskilar-son-bulmali.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/hrw-den-cop31-oncesi-turkiye-ye-cagri-baskilar-son-bulmali-325107</guid><description><![CDATA[Human Rights Watch, Antalya'daki COP31 öncesinde Türkiye'ye ifade ve protesto özgürlüğünü güvence altına alma, hükümetlere ise iklim göçmenlerini koruma çağrısı yaptı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch - HRW), 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler (BM) 31. İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde hükümetlere çağrıda bulundu.</p>
<a href='/haber/iski-genel-muduru-basa-istanbul-un-suyu-bugun-yeterli-yarin-icin-risk-buyuyor-324841' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/27/iski-genel-muduru-safak-basa-istanbul-un-suyu-bugun-yeterli-yarin-icin-risk-buyuyor.jpg' alt='İSKİ Genel Müdürü Başa: İstanbul&#39;un suyu bugün yeterli, yarın için risk büyüyor' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İSKİ Genel Müdürü Başa: İstanbul'un suyu bugün yeterli, yarın için risk büyüyor</h5>
<div class='date'>28 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>Örgüt, 4 Kasım'da yayımladığı açıklamada, iklim krizi nedeniyle yerlerinden edilen toplulukların haklarının korunmasını, iklim finansmanının artırılmasını ve sivil toplum örgütlerinin konferansa özgürce katılabilmesini istedi.</p>
<p>Türkiye ile Avustralya'nın ortak başkanlığında düzenlenecek konferans öncesinde Türkiye'deki ifade, örgütlenme ve barışçıl toplanma özgürlüklerine yönelik kısıtlamalara dikkat çeken HRW, çevre savunucularının ve gazetecilerin güvenli katılımının sağlanması gerektiğini belirtti.</p>
<a href='/haber/iklim-kriziyle-birlikte-istanbul-da-sel-riski-buyuyor-324647' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/21/baris-onol-iklim-kriziyle-birlikte-istanbul-da-sel-riski-buyuyor.jpg' alt='"İklim kriziyle birlikte İstanbul&#39;da sel riski büyüyor"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>"İklim kriziyle birlikte İstanbul'da sel riski büyüyor"</h5>
<div class='date'>21 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“İklim krizinden etkilenenler dışlanıyor”</h3>
<p>HRW'nin açıklamasına göre, dünya genelinde yaklaşık 3,5 milyar insan iklim değişikliğinin etkilerine yoğun biçimde maruz kalan bölgelerde yaşıyor.</p>
<p>Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) değerlendirmelerine işaret eden HRW, sera gazı emisyonları hızla azaltılsa bile sıcaklık artışının bir süre daha devam edeceğini hatırlattı.</p>
<p>Deniz seviyesinin yükselmesi, aşırı hava olayları ve kıyı erozyonu nedeniyle çok sayıda topluluğun yaşadığı yerleri terk etmek zorunda kaldığını belirten HRW, iklim değişikliğinin özellikle yerli halkları orantısız biçimde etkilediğini vurguladı.</p>
<p>HRW Çevre Direktör Yardımcısı Maria Laura Canineu, iklim krizinin etkileri nedeniyle toplulukların yerlerinden edildiğini ancak bu toplulukların geleceklerini belirleyen kararlara yeterince katılamadığını söyledi.</p>
<p>Canineu, Antalya'daki müzakerelerde iklim krizinden doğrudan etkilenen toplulukların ihtiyaçlarının önceliklendirilmesi gerektiğini belirtti.</p>
<a href='/haber/cop31e-gunler-kala-antalyada-ev-baskinlari-3-gozalti-325050' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/11/03/cop31e-gunler-kala-antalyada-ev-baskinlari-3-gozalti.jpeg' alt='COP31’e günler kala Antalya’da ev baskınları: 3 gözaltı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>COP31’e günler kala Antalya’da ev baskınları: 3 gözaltı</h5>
<div class='date'>3 Kasım 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Yerinden edilen topluluklara finansman çağrısı</h3>
<p>HRW, Panama, Senegal, Filipinler ve Solomon Adaları'nda bazı toplulukların yükselen deniz seviyesi ve diğer iklim etkileri nedeniyle planlı biçimde daha güvenli bölgelere taşındığını hatırlattı.</p>
<p>Ancak örgüte göre, yerinden edilen toplulukların haklarını koruyan ulusal politikalara sahip ülke sayısı sınırlı. Uluslararası iklim finansmanı da bu topluluklara çoğu zaman doğrudan ulaşmıyor.</p>
<p>HRW, hükümetlerden ve uluslararası finans kuruluşlarından iklim değişikliğine uyum için ayrılan kaynakların artırılmasını istedi.</p>
<p>Örgüt, yer değiştirme kararlarının son çare olarak değerlendirilmesi, toplulukların özgür ve bilgilendirilmiş rızalarının alınması, barınma, sağlık, eğitim, gıda ve geçim kaynaklarına erişimlerinin güvence altına alınması gerektiğini belirtti.</p>
<p>Açıklamada, yerli halkların kendi geleceklerine ilişkin kararlara katılımının ve kültürel haklarının korunmasının önemine de dikkat çekildi.</p>
<h3>“Türkiye çevre savunucularını hedef aldı”</h3>
<p>HRW, Türkiye'de hükümeti eleştirenlerin, gazetecilerin ve çevre savunucularının karşı karşıya kaldığı yargısal ve idari baskıların, bağımsız sivil toplumun konferansa güvenli katılımı konusunda kaygı yarattığını belirtti.</p>
<p>HRW Avrupa ve Orta Asya Araştırma Görevlisi Deniz Bayram, Türkiye'de çevresel zararlara karşı mücadele eden yurttaşların hedef alındığını söyledi.</p>
<p>Bayram, “Çevrenin korunması gereğini görmezden gelen Türkiye hükümeti, yaşadıkları yerlerde çevreye verilen zarara karşı seslerini yükselten yöre halkından insanları hedef aldı” dedi.</p>
<p>COP31'e katılacak devletlere çağrıda bulunan Bayram, Türkiye'deki çevre savunucularına yönelik baskılara karşı çıkılmasını ve sivil toplumun iklim müzakerelerine katılımının güvence altına alınmasını istedi.</p>
<h3>“Sivil toplumun katılımı güvence altına alınmalı”</h3>
<p>HRW, önceki BM iklim konferanslarında sivil toplum temsilcilerinin kayıt engelleri, gözetim ve gözaltılarla karşı karşıya kaldığını hatırlattı.</p>
<p>Örgüt, Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme uyarınca, konferans alanının içinde ve dışında ifade, örgütlenme ve barışçıl toplanma özgürlüklerinin korunması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>HRW, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekretaryası ve konferansa katılacak hükümetlerden, Türkiye makamlarına bu hakların güvence altına alınması için açık çağrıda bulunmalarını istedi.</p>
<h3>Türkiye ve Avustralya'nın politikalarına eleştiri</h3>
<p>HRW, küresel sıcaklık artışının 1,5 dereceyle sınırlandırılması hedefinin yeni petrol, doğal gaz ve kömür projeleriyle bağdaşmadığını belirtti.</p>
<p>Buna karşın Türkiye ve Avustralya'nın COP31 ortak başkanlığı kapsamında ülkelere fosil yakıtlardan uzaklaşma çağrısı yapmadığına dikkat çekti.</p>
<p>Türkiye'de çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) kararlarının mahkemeler tarafından iptal edilmesine rağmen kömürlü termik santral genişletme planlarının sürdürüldüğünü belirten HRW, Avustralya'nın da kömür projelerini genişletmeye devam ettiğini ifade etti.</p>
<p>HRW, kömür kullanımından kaynaklanan hava kirliliğinin özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan kişilerin sağlığı açısından ciddi riskler yarattığını vurguladı.</p>
<h3>COP31'de yerinden edilme gündeme gelecek</h3>
<p>HRW, COP31 kapsamında iklim değişikliği nedeniyle yerinden edilmek zorunda kalan toplulukların deneyimlerini anlatan “Solwata” adlı 25 dakikalık karma gerçeklik belgeselini de sunacak.</p>
<p>Oyuncu ve insan hakları savunucusu Mark Ruffalo'nun anlatıcılığını ve yürütücü yapımcılığını üstlendiği belgesel, Solomon Adaları'ndaki Walande topluluğunun yaşadıklarını konu alıyor.</p>
<p>Yükselen deniz seviyesi ve kıyı erozyonu nedeniyle yaşadıkları adayı terk etmeyi planlamak zorunda kalan topluluğun hikâyesi, iklim krizinin barınma ve yaşam hakkı üzerindeki etkilerini ele alıyor.</p>
<div class="box-1">
<p><strong>Ne olmuştu?</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP), ülkelerin sera gazı emisyonlarının azaltılması, iklim değişikliğine uyum ve iklim finansmanı konularında müzakereler yürüttüğü yıllık toplantı.</p>
<p>Paris İklim Anlaşması kapsamında ülkeler, küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme kıyasla 2 derecenin oldukça altında tutmayı ve 1,5 dereceyle sınırlandırmak için çaba göstermeyi kabul etti.</p>
<p>Ancak iklim değişikliğinin etkileri, özellikle düşük gelirli ülkelerde ve kıyı bölgelerinde yaşayan topluluklar için yerinden edilme, geçim kaynaklarının kaybı ve temel hizmetlere erişim sorunlarını ağırlaştırıyor.</p>
<p>9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da düzenlenecek COP31, Türkiye ile Avustralya'nın ortak başkanlığında gerçekleştirilecek.</p>
<p>HRW, konferans öncesinde yayımladığı açıklamayla hem iklim krizinden etkilenen toplulukların haklarının korunmasını hem de Türkiye'deki sivil toplumun müzakerelere özgürce katılabilmesini gündeme taşıdı.</p>
</div>
<p>(FY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 05 Nov 2026 10:46:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Öğrencilerden Şam’a çağrı: Kürtçe eğitim hakkı güvence altına alınsın]]></title><link>https://bianet.org/haber/ogrencilerden-sama-cagri-kurtce-egitim-hakki-guvence-altina-alinsin-325113</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/05/ogrencilerden-sama-cagri-kurtce-egitim-hakki-guvence-altina-alinsin.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ogrencilerden-sama-cagri-kurtce-egitim-hakki-guvence-altina-alinsin-325113</guid><description><![CDATA[Hasekê, Qamişlo, Dêrik, Girkê Legê, Çil Agha, Amûdê ve Dirbêsiyê’de öğrenciler, Kürtçenin haftada üç dersle sınırlandırılmasına karşı eylemler düzenliyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kuzey ve Doğu Suriye’de öğrencilerin Kürtçe eğitim talebiyle başlattıkları eylemler sürüyor.</p>
<p>Öğrencilerin temel talebi, Kürtçenin haftada üç saat okutulan bir ders olarak müfredatta yer almasıyla sınırlı değil. Öğrenciler, daha önce olduğu gibi farklı dersleri de Kürtçe görmek ve anadilde eğitim hakkının eğitim sisteminin bütün kademelerinde güvence altına alınmasını istiyor.</p>
<p><em>Birleşik Krallık merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin (SOHR)</em> 28 Ekim’de Dêrik’teki eyleme ilişkin haberinde de öğrencilerin talebi, Kürtçenin “müfredattaki bir ders olmakla sınırlandırılmaması” ve farklı derslerin de Kürtçe okutulması olarak aktarılıyor.</p>
<p><em>Hasekê merkezli ANHA’nın (Hawar News Agency)</em> 4 Kasım tarihli haberine göre Girkê Legê’de sokağa çıkan öğrenciler de bütün derslerin ve müfredatın anadillerinde okutulmasını istedi. Öğrenciler, Kürtçe eğitimin devam edeceğine ilişkin güvence talep etti.</p>
<p>Hasekê’deki öğrenciler ise Eğitim Müdürlüğü önündeki eylemlerinde “Dilimizi istiyoruz” sloganları attı; Kürtçenin anayasal olarak tanınması ve eğitimlerini anadillerinde sürdürebilmeleri çağrısında bulundu.</p>
<a href='/haber/entegrasyon-sartlarimizdan-biri-kurtcenin-suriye-anayasasina-girmesi-314351' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/12/10/insanin-kendi-dili-ve-komsusunun-diliyle-ogretim-gorecegi-bir-model.png' alt='“Entegrasyon şartlarımızdan biri Kürtçe’nin Suriye Anayasası’na girmesi”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>ÖZERK YÖNETİM EĞİTİM KONSEYİ EŞ BAŞKANI SEMİRA HEC ELÎ</h6>
<h5 class='headline'>“Entegrasyon şartlarımızdan biri Kürtçe’nin Suriye Anayasası’na girmesi”</h5>
<div class='date'>9 Aralık 2025</div>
</div>
</a>

<h3>“On yıldır bu dilde eğitim görüyoruz”</h3>
<p>ANHA’nın 2 Kasım’da Dêrik, Girkê Legê ve Hasekê’deki eylemlere ilişkin haberinde öğrenciler, Kürtçe eğitimin ilkokuldan üniversiteye kadar sürdürülmesini; ders kitapları ve eğitim materyallerinin de Kürtçe hazırlanmasını istedi.</p>
<p>Hasekê’de eyleme katılan öğrenci Baran Luqman, yaklaşık 10 yıldır Kürtçe eğitim gördüklerini belirterek eğitim dilinin değiştirilmesine karşı çıktı.</p>
<p>Öğrenci Alin Boti de temel taleplerinin eğitimlerini anadillerinde sürdürmek olduğunu söyledi. Öğrenciler, kararın değiştirilmemesi halinde eylemlerini sürdüreceklerini belirtti.</p>
<p>Amûdê’de 4 Kasım’da öğrenciler ve ailelerin katılımıyla düzenlenen eylemde de benzer talepler dile getirildi.</p>
<p>ANHA’nın haberine göre eylemciler, haftada ayrılan ders sayısının dili öğrenmek için yeterli olmadığını belirterek okul müfredatının Kürtçe okutulmasını talep etti.</p>
<p>Kürt dili ve edebiyatı öğretmeni Beşir Mela Nevaf ise Kürtçenin Suriye Anayasası’nda resmi dil olarak tanınması çağrısı yaptı.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/11/editorial-poster-2026-11-05t121244-491.png" alt="">
<figcaption>Fotoğraf: ANHA</figcaption>
</figure>
<a href='/haber/haseke-ve-kobanede-ogrenciler-kurtce-egitim-talebiyle-siniflara-girmedi-323208' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/06/haseke-ve-kobanede-ogrenciler-kurtce-egitim-talebiyle-siniflara-girmedi.png' alt='Hasekê ve Kobanê’de öğrenciler Kürtçe eğitim talebiyle sınıflara girmedi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Hasekê ve Kobanê’de öğrenciler Kürtçe eğitim talebiyle sınıflara girmedi</h5>
<div class='date'>6 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Bakanlığın kararı ne getiriyor?</h3>
<p>Eylemlerin arka planında Suriye Eğitim Bakanlığı’nın 27 Ağustos’ta aldığı karar bulunuyor.</p>
<p><em>Şam merkezli Suriye’nin resmi haber ajansı SANA’nın</em> 28 Ağustos’ta yayımladığı karara göre Bakanlık, 13 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin uygulanmasına ilişkin düzenlemelerde değişikliğe gitti.</p>
<p>Buna göre Kürt nüfusun “kayda değer” oranda yaşadığı bölgelerdeki devlet ve özel okullarında Kürtçe bütün eğitim kademelerinde müfredata dahil edildi.</p>
<p>Ancak düzenleme, Kürtçeyi esas olarak haftada üç derslik bir dil dersi olarak öngörüyor. Kürtçe notu öğrencilerin toplam puanına dahil ediliyor. Buna ek olarak haftada bir etkinlik dersi bulunuyor.</p>
<p>Karar, geçiş sürecinin ilk eğitim yılı için sosyal bilgiler, tarih, coğrafya ve felsefe derslerinin Arapça veya Kürtçe görülmesine de imkan tanıyor. Ancak SANA’nın aktardığına göre bu uygulama yalnızca kararın yürürlüğe girmesinin ardından başlayan ilk eğitim yılıyla sınırlı.</p>
<p>Öğrencilerin itirazı da bu noktada yoğunlaşıyor: Kürtçenin bir ders olarak okutulması yerine, eğitim dili olarak kullanılmasını istiyorlar.</p>
<h3>Eylemler birçok kente yayıldı</h3>
<p>Kasım ayının ilk günlerinde protestolar Hasekê, Qamişlo, Dêrik, Girkê Legê, Çil Agha, Amûdê ve Dirbêsiyê’ye yayıldı.</p>
<p>Qamişlo’da 2 Kasım’da öğrenciler Osman Sabri Kavşağı’ndan Eğitim Müdürlüğü’ne yürüdü. Öğrenciler kararın geri çekilmesini ya da değiştirilmesini, derslerin Kürtçe okutulmasını ve Kürtçenin anayasal olarak resmi dil statüsü kazanmasını istedi.</p>
<p>Hasekê ve Dirbêsiyê’de 3 Kasım’da düzenlenen eylemlerde de öğrenciler Kürtçenin üç dersle sınırlandırılmasına karşı çıkarak anadillerinde eğitim hakkının güvence altına alınmasını istedi.</p>
<p><em>Mezopotamya Ajansı’nın 4 Kasım tarihli haberine göre</em> Girkê Legê’de yürüyüş düzenleyen öğrenciler, “anadilde eğitim hakkının sürdürülmesinin güvence altına alınmasını” talep etti. Çil Agha ve Amûdê’de de öğrenciler ve aileler Kürtçe eğitim talebiyle eylemler yaptı.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/11/editorial-poster-2026-11-05t121516-209.png" alt="">
<figcaption>Fotoğraf: ANHA</figcaption>
</figure>
<a href='/haber/kurtce-egitim-talebiyle-ders-boykotu-abdi-ve-ahmed-duzenlemeyi-yetersiz-buluyor-323277' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/08/kurtce-egitim-talebiyle-ders-boykotu-abdi-ve-ahmed-duzenlemeyi-yetersiz-buluyor.png' alt='Kürtçe eğitim talebiyle ders boykotu: Abdi ve Ahmed düzenlemeyi yetersiz buluyor' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Kürtçe eğitim talebiyle ders boykotu: Abdi ve Ahmed düzenlemeyi yetersiz buluyor</h5>
<div class='date'>8 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Hasekê’de öğrencilere saldırı</h3>
<p>Hasekê’de 4 Kasım’daki eylem sırasında ise öğrenciler saldırıya uğradı.</p>
<p>ANHA’ya göre öğrenciler Hamama Kavşağı’ndan Eğitim Müdürlüğü’ne, ardından valilik binasına doğru yürüdü. İlk haberde İç Güvenlik Güçleri’nin öğrencilerin valilik binasına ulaşmasına izin vermediği belirtildi.</p>
<p>Ajans daha sonra bir grubun öğrencilere taş ve kesici aletlerle saldırdığını, bazı öğrencilerin yaralandığını bildirdi. ANHA’ya konuşan öğrenciler, İç Güvenlik Güçleri’nin de gösteriyi dağıtmak amacıyla havaya ateş açtığını söyledi.</p>
<p>Saldırıya rağmen öğrenciler anadilde eğitim taleplerini sürdüreceklerini açıkladı.</p>
<p>Hasekê’deki olayların ardından Girkê Legê’de de öğrencilerle dayanışma eylemi düzenlendi. MA’nın haberine göre Girkê Legê Halk İnisiyatifi saldırıları protesto ederken öğrenciler yeniden Kürtçe eğitim hakkının güvence altına alınmasını istedi.</p>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 05 Nov 2026 10:05:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Mekke Anlaşması Meclis’te: İlk madde Genel Kurul'dan geçti]]></title><link>https://bianet.org/haber/mekke-anlasmasi-mecliste-ilk-madde-genel-kurul-dan-gecti-325106</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/05/mekke-anlasmasi-mecliste-ilk-madde-genel-kurul-dan-gecti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/mekke-anlasmasi-mecliste-ilk-madde-genel-kurul-dan-gecti-325106</guid><description><![CDATA[AKP, MHP ve CHP’nin desteklediği ortak savunma anlaşmasına YENİ Parti, DEM Parti, İYİ Parti ve Yeni Yol itiraz etti. Fuat Oktay, anlaşmanın askerin otomatik olarak yurt dışına gönderilmesi anlamına gelmediğini söyledi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın onaylanmasına ilişkin kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda görüşülüyor.</p>
<p>Genel Kurulda, teklifin tümü üzerinde görüşmelerin tamamlanmasının ardından maddelerinin görüşmelerine geçildi.</p>
<p>Teklifin ilk maddesi de gece saatlerinde kabul edildi. Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşime ara verdi. Diğer maddeler üzerindeki görüşmeler bugün 14.00’te devam edecek.</p>
<p>Ancak dün akşamki görüşmeler tartışmalı geçti. İktidar ve muhalefet partileri anlaşmanın Türkiye açısından nasıl askeri yükümlülükler doğuracağı ve ülkeyi bölgesel çatışmalara dahil edip etmeyeceği üzerinden tartıştı. </p>
<p>AKP ve MHP anlaşmanın bölgesel güvenliği ve caydırıcılığı güçlendireceğini savunurken, CHP de barış ve iş birliğine katkı sağlayacağı gerekçesiyle destek vereceğini açıkladı.</p>
<p>YENİ Parti, DEM Parti, İYİ Parti ve Yeni Yol ise Türkiye'nin üstleneceği askeri yükümlülüklerin belirsizliğine ve bölgesel çatışmalara dahil olma riskine dikkat çekti. Askerin yurt dışında görevlendirilmesi ve olası savaş riskleri üzerinden tartışmalar yaşandı.</p>
<h3>Genel Kurul görüşmelerinden öne çıkanlar</h3>
<p>AKP Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, anlaşmanın Pakistan ve Suudi Arabistan'la mevcut askeri iş birliklerini kurumsallaştırmayı amaçladığını belirterek, "Bu anlaşma hiçbir şekilde NATO'ya alternatif vesaire değil; bu tamamlayıcı bir birliktelik ve hiçbir ülkeye de karşı değil" dedi. Akar,  askerin yurt dışında görevlendirilmesinin söz konusu olması halinde bunun "mutlaka Meclisin iznine tabi" olacağını söyledi.</p>
<p>MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın da anlaşmanın "kolektif caydırıcılığı artıracağını" savunarak MHP grubunun teklife destek vereceğini açıkladı.</p>
<p>CHP Grup Başkanı Faik Öztrak ise anlaşmanın yeni çatışmaların değil, bölgesel barış ve iş birliğinin aracı olması gerektiğini söyledi. Öztrak, "Bu iş birliğinden doğan güç yeni savaşlar açmak için değil savaştan caydırmak, barışı sağlamak, sınırlarımızı korumak ve ticareti geliştirmek için kullanılmalıdır" diyerek CHP'nin anlaşmaya olumlu oy vereceğini açıkladı.</p>
<p>İYİ Parti ise anlaşmanın sınırlarının belirsiz olduğunu savundu. Grup adına konuşan Lütfü Türkkan, "Bizim itirazımız işbirliğine değil, belirsizliğedir, ortak savunmaya değil sınırları çizilmemiş yükümlülükleredir" dedi. Türkkan, Türkiye'nin askeri ve mali yükümlülükleri ile bölgesel çatışmalara taraf olma riskine karşı güvencelerin açıklığa kavuşturulmasını istedi.</p>
<p>DEM Parti Antalya Milletvekili Saruhan Oluç da Türkiye'nin yeni vekalet savaşlarına dahil edilmemesi gerektiğini belirterek, "Türkiye herhangi bir vekalet savaşının parçası olmamalıdır, bunu reddediyoruz" dedi. DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo ise partisinin "hayır" oyu vereceğini açıklayarak, "Gözümüz kapalı bir şekilde savaşa gitmeyi reddediyoruz" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Yeni Yol Grubu'ndan Hasan Karal, savunma iş birliklerinin güçlendirilmesini desteklediklerini ancak askeri yükümlülüklerin ve Meclis'in denetim yetkisinin açık biçimde belirlenmesi gerektiğini söyledi. Karal, "Bu konulardaki belirsizlikler giderilmediği için kanun teklifine mevcut haliyle olumlu yaklaşamadığımızı ifade ediyorum" dedi. Aynı gruptan Selçuk Özdağ da anlaşmaya ret oyu verdiklerini açıkladı.</p>
<p>YENİ Parti İstanbul Milletvekili Namık Tan ise anlaşmanın Türkiye'yi sınırları belirsiz askeri operasyonlara sürükleyebileceğini savundu. "Mehmetçik'in asli görevi Suudi vatanını değil, kendi vatanımızı korumaktır" diyen Tan, anlaşmaya karşı olduklarını söyledi.</p>
<p>TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay ise eleştirilere yanıt verirken anlaşmanın otomatik olarak asker gönderilmesi anlamına gelmediğini savundu. "Anlaşma onaylandığı takdirde, Suud çöllerine Türk askerini, Mehmetçik'i gönderiyoruz... Böyle bir uygulama da söz konusu değil, böyle bir şey de yok" diyen Oktay, olası adımların tarafların değerlendirmesi ve oydaşmasıyla belirleneceğini söyledi. Oktay'a göre destek; istihbarat ve tecrübe paylaşımından ekipman desteğine veya askeri karşılığa kadar farklı biçimler alabilecek.</p>
<p>Oktay ayrıca, anlaşmanın ilk 10 yılında çekilmeye getirilen sınırlamayı savunarak bunun uzun vadeli stratejik anlaşmaların doğasından kaynaklandığını söyledi. "10 yıl süre içerisinde de herhangi bir konuda oydaşma sağlanamazsa [...] Türkiye'nin arzu etmediği bir konunun uygulamaya alınması asla ve asla mümkün değildir" dedi.</p>
<a href='/haber/suudi-guvenligi-icin-uclu-askeri-ittifak-mekke-anlasmasi-komisyondan-gecti-324846' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/27/suudi-guvenligi-icin-uclu-askeri-ittifak-mekke-anlasmasi-komisyondan-gecti.jpg' alt='Suudi güvenliği için üçlü askerî ittifak: Mekke Anlaşması komisyondan geçti' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Suudi güvenliği için üçlü askerî ittifak: Mekke Anlaşması komisyondan geçti</h5>
<div class='date'>27 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<div class="box-1">
<p>Anlaşma metni şöyle:</p>
<p><strong>Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti Ve Suudi Arabistan Krallığı Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması</strong></p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti ve Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti (bundan böyle "Taraf", "Taraflar" veya "Çekirdek Taraflar" olarak adlandırılacaktır),</p>
<p>Egemenliğe karşılıklı saygı, Birleşmiş Milletler Şartı ilkeleri, uluslararası hukuk ve ilgili iç hukuk ilkelerini göz önünde bulundurarak; "Taraflar" arasındaki savunma ortaklığına yönelik mevcut işbirliği mekanizmalarını, koordinasyonu ve entegrasyonu bir ortak savunma anlaşmasına taşımak hususunda mutabık kalarak,</p>
<p>"Taraflar" arasındaki ilişkileri, ortak menfaatler doğrultusunda, silahlı kuvvetlerin birlikte çalışabilirliği, hazırlık düzeyi ve etkinliğini de kapsayan işbirliği, koordinasyon ve entegrasyon temelinde daha da geliştirmeye yönelik iradeyi teyit ederek, böylelikle "Taraflar" ve halkları arasında mevcut dostluk ve kardeşlik bağlarını pekiştirerek,</p>
<p>"Tarafların" birbirlerinin iç işlerine karışmama, egemen eşitlik, toprak bütünlüğü ve uluslararası kabul görmüş sınırların ihlal edilemezliği ilkelerinin önemini teyit ederek, bağımsızlıklarına, egemenliklerine ve toprak bütünlüklerine karşı silahlı saldırı durumunda gerekli karşılıklı destek tedbirlerinin uygulanmasının esas olduğunu beyan ederek,</p>
<p>Küresel ve bölgesel barış, istikrar ve güvenliğin temini için uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı'na uygun olarak ortak çaba ve eşgüdümün önemini belirterek,</p>
<p>Terörizmle mücadelede "Tarafların" yetkili makamları arasında mevcut işbirliğinin derinleştirilmesi arzusunu kaydederek,</p>
<p>Uluslararası konularda ortak bir duruş sergilemek maksadıyla bölgesel ve uluslararası kuruluşlarda "Taraflar" arasında mevcut işbirliğinin güçlendirilmesinin önemini vurgulayarak,</p>
<p>"Taraflar" arasında savunma ve savunma sanayii işbirliğinin daha da geliştirilmesinin gerekli olduğunu kaydederek,</p>
<p>Müteakip hususlarda anlaşma sağlamıştır:</p>
<h3>Madde 1</h3>
<p>"Taraflar" birbirlerinin bağımsızlığının, egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve uluslararası alanda tanınan hudutlarının ihlal edilemezliğinin sağlanması ve korunmasını teminen işbirliği yaparlar. "Taraflardan" herhangi birinin toprak bütünlüğünün, egemenliğinin ve uluslararası alanda tanınan sınırlarının tehdit edilmesi veya tehlikeye düşmesi durumunda, "Taraflar" bu tehdit(ler) veya tehlike(ler)i bertaraf etmek maksadıyla gerekli tüm yöntemleri kullanırlar.</p>
<h3>Madde 2</h3>
<p>"Taraflardan" herhangi birine yönelik dış kaynaklı bir silahlı saldırı, tüm "Taraflara" yönelik bir saldırı olarak kabul edilir. "Taraflardan" birinin başka bir ülke veya ülke grubu tarafından silahlı saldırıya veya askeri saldırganlığa uğraması halinde, "Taraflar" saldırıya uğrayan "Tarafa" birbirlerine sağlayabilecekleri karşılıklı yardım imkanlarının tamamını kullanarak derhal yardım edecektir. Bu amaçla "Taraflar", Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51'inci Maddesinin tanıdığı meşru müdafaa hakkının kullanılmasını teminen, ihtiyaç duyulan yardımın objektif değerlendirmesini müteakip sağlanacak desteğin kapsam ve niteliğine karar vererek; askeri imkân ve kabiliyetler de dahil olmak üzere mevcut imkanları çerçevesinde işbirliği yaparlar.</p>
<h3>Madde 3</h3>
<p>"Taraflar", işbu Anlaşma'nın 2'nci Maddesi gereğince savunma, savunma sanayii ve güvenlik alanlarında yakın işbirliği yapar; Silahlı Kuvvetleri arasındaki ilişkileri geliştirir ve savunma alanındaki işbirliğini güçlendirmeye yönelik mutabık kalınan faaliyetleri uygular.</p>
<h3>Madde 4</h3>
<p>"Taraflar" uluslararası güvenlik konularında düzenli olarak istişarelerde bulunurlar. "Taraflar" hayati çıkarlarını ve ulusal güvenliklerini korumak ve milli güvenliklerine karşı tehdit ve tehlikeleri bertaraf etmek maksadıyla ortak değerlendirmeler temelinde bireysel ve müşterek tedbirler geliştirmek üzere sürekli ve etkili bir şekilde birbirlerine yardım eder ve işbirliği yaparlar.</p>
<h3>Madde 5</h3>
<p>"Taraflar", bölgesel ve uluslararası istikrar ve güvenliği olumsuz etkileyen terörizmin tüm çeşit ve tezahürleriyle mücadelede operasyonel seviye de dahil olmak üzere mevcut işbirliğini ve müşterek çabaları güçlendirirler.</p>
<h3>Madde 6</h3>
<p>Savaşta ve barışta, "Taraflar", savunma yeteneklerini geliştirmek maksadıyla, savunma kurumları arasında karşılıklı personel değişimi, ortak eğitim programları ve tatbikatlar ile "Tarafların" Silahlı Kuvvetlerinin birlikte çalışabilirliğinin artırılmasına yönelik konuşlanma ve faaliyetleri teşvik ederler.</p>
<h3>Madde 7</h3>
<p>Savunma yeteneklerini güçlendirmek maksadıyla "Taraflar" karşılıklı mutabakat temelinde aşağıdaki alanlarda savunma sanayii kurumları arasında teknoloji paylaşımını, ortak teknoloji geliştirilmesini, ortak üretimi ve savunma sanayii kuruluşları arasındaki işbirliğini desteklerler:</p>
<p style="padding-left: 40px;">a) Savunma alanında ortak üretimin teşvik edilmesi,</p>
<p style="padding-left: 40px;">b) Uzmanlık gerektiren teknolojilerde ortak Ar-Ge projeleri ile savunma inovasyonunun hayata geçirilmesi,</p>
<p style="padding-left: 40px;">c) "Tarafların" topraklarında, herhangi bir "Tarafın" uzmanları vasıtasıyla insan kaynağının yetiştirilmesi ve askeri sanayinin desteklenmesi,</p>
<p style="padding-left: 40px;">d) Savunma sanayii ile savunma Ar-Ge ve inovasyonu alanlarında uzmanlık ve edinilen derslerin paylaşılması,</p>
<p style="padding-left: 40px;">e) "Tarafların" karşılıklı mutabakata varacağı diğer işbirliği alanları.</p>
<h3>Madde 8</h3>
<ol>
<li>
<p>"Çekirdek Taraflar", ortak savunmaya stratejik yön vermek, "Taraflar" arasındaki savunma ve güvenlik işbirliğini geliştirmek ve işbu Anlaşmanın uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek engelleri ele almak maksadıyla, "Tarafların" Dışişleri Bakanları, Savunma Bakanları ile Genelkurmay Başkanlarından oluşan "Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi"ni kurar. Komite "Taraflar" arasında dönüşümlü ev sahipliğiyle yılda iki defa toplanır. "Tarafların" liderleri, gerekli görüldüğü takdirde yılda bir kez toplanabilir.</p>
</li>
<li>
<p>"Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi", gerekli gördüğü takdirde, alt komiteler kurabilir.</p>
</li>
<li>
<p>İşbu Anlaşmada öngörülen işbirliği alanlarının uygulanması maksadıyla, gerektiğinde "Taraflar" arasında anlaşmalar veya protokoller müzakere edilir.</p>
</li>
<li>
<p>"Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi", "Çekirdek Tarafların" oydaşmasıyla, bu Anlaşmaya diğer "Tarafların" katılımına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve onaylamaya yetkilidir.</p>
</li>
<li>
<p>"Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi"ne hizmet vermek üzere, merkezi Suudi Arabistan Krallığı'nda bulunan bir Sekretarya ihdas edilir. Sekretarya, Suudi Arabistan Krallığı ile bir merkez anlaşması akdeder. Sekretaryanın işleyişi, teşkilat yapısı ve kuruluşuna ilişkin usul ve esaslar, "Çekirdek Tarafların" oydaşmasıyla bilahare kararlaştırılır.</p>
</li>
<li>
<p>Sekretaryaya, "Çekirdek Taraflar" arasında dönüşümlü olarak üç yıllık bir süre için görevlendirilen bir Genel Sekreter başkanlık eder. İlk Genel Sekreter Pakistan İslam Cumhuriyeti vatandaşı olacaktır.</p>
</li>
<li>
<p>Bu maddenin hükümleri, "Taraflar" arasında mevcut askeri işbirliği komitelerinin çalışmalarına halel getirmez.</p>
</li>
</ol>
<h3>Madde 9</h3>
<p>İstihbarat alanındaki işbirliğini derinleştirmek ve bu doğrultuda gerekli eşgüdümü sağlamak amacıyla "Taraflar", bilgi güvenliği, verilerin korunması ve gizliliğe riayet ederek, karşılıklı mutabakata varılan güvenli kanallar üzerinden istihbarat paylaşımında bulunacaktır.</p>
<h3>Madde 10</h3>
<p>"Taraflar", lojistik destek hizmetlerinin mevcudiyeti ve uyumluluğuna bağlı olarak, barışta, savaşta ve diğer olağanüstü durumlarda, silah, mühimmat, yakıt, yedek parça ve diğer teçhizat dahil olmak üzere birbirlerine lojistik destek sağlar.</p>
<h3>Madde 11</h3>
<p>Uluslararası hukuk ve "Tarafların" ilgili iç hukukları saklı kalmak kaydıyla, "Taraflar", bu Anlaşmanın hükümlerinin uygulanmasında işbu Anlaşmayı hukuki dayanak olarak kabul edecek ve ihtiyaç halinde ilave yasal düzenlemeler önerecektir.</p>
<h3>Madde 12</h3>
<p>İşbu Anlaşma, "Tarafların" daha önce akdetmiş oldukları uluslararası anlaşmalardan doğan hak ve yükümlülüklerine halel getirmez.</p>
<h3>Madde 13</h3>
<ol>
<li>
<p>"Taraflar", işbu Anlaşma kapsamında elde edecekleri gizlilik dereceli bilgi ve belgelerin mahremiyetine riayet ederler ve milli mevzuatlara saygı gösterirler.</p>
</li>
<li>
<p>Gizlilik dereceli bilgi ve belgeler, "Taraflar" dışındaki bir devlet, şirket ya da kişiyle paylaşılmaz.</p>
</li>
<li>
<p>Gizlilik dereceli bilgi ve belgelere erişimin "bilmesi gereken" prensibiyle ve sadece uygun seviyede güvenlik yetkisine sahip kişilere sağlanması temin edilir.</p>
</li>
</ol>
<h3>Madde 14</h3>
<p>İşbu Anlaşmanın yorumundan veya uygulanmasından doğacak herhangi bir anlaşmazlık, "Taraflar" arasında istişareler ve görüşmeler vasıtasıyla dostane bir şekilde çözülür.</p>
<h3>Madde 15</h3>
<p>İşbu Anlaşma "Çekirdek Taraflar" arasında istişareler ve oybirliğiyle tadil edilebilir.</p>
<h3>Madde 16</h3>
<ol>
<li>
<p>İşbu Anlaşma, her bir "Tarafın" tabi olduğu usuller uyarınca onaylanacak ve son onay belgesinin "Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi" Sekretaryasına tevdi edildiği tarihte yürürlüğe girecektir.</p>
</li>
<li>
<p>İşbu Anlaşma süresiz olarak yürürlükte kalacaktır.</p>
</li>
<li>
<p>Herhangi bir "Taraf", işbu Anlaşmanın yürürlüğe giriş tarihinden itibaren on yıl geçmesinin ardından, çekilme niyetini en az üç ay önceden diğer "Taraflara" diplomatik kanallardan yazılı bilgilendirme yapmak suretiyle Anlaşmadan çekilebilecektir.</p>
</li>
<li>
<p>İşbu Anlaşmanın sonlandırılması ya da Anlaşmadan çekilmesi, sona erme ya da çekilme tarihinden önce "Taraflarca" mutabık kalındığı üzere halihazırda devam etmekte olan hiçbir faaliyet ve projeyi etkilemez.</p>
</li>
<li>
<p>"Tarafların" gizlilik dereceli bilgi ve belgelerin korunması ve ifşasının önlenmesi konusundaki sorumlulukları, işbu Anlaşmanın sona ermesi ve Anlaşmadan çekilmesinden sonra da devam eder.</p>
</li>
</ol>
<p>İşbu Anlaşma, Türkçe, Arapça ve İngilizce dillerinde, her bir metin aynı derecede geçerli olmak üzere, üç asıl nüsha halinde imzalanmıştır. Metinlerin yorumunda farklılık bulunması halinde İngilizce metin esas alınır.</p>
<p>İşbu Anlaşma 7 Ağustos 2026 Cuma günü Mekke'de imzalanmıştır.</p>
</div>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 05 Nov 2026 09:54:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin Adli Tıp raporu: Savcılık itiraz edecek]]></title><link>https://bianet.org/haber/kozinoglu-nun-olumune-iliskin-adli-tip-raporu-savcilik-itiraz-edecek-325105</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/05/kozinoglu-nun-olumune-iliskin-adli-tip-raporu-savcilik-itiraz-edecek.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/kozinoglu-nun-olumune-iliskin-adli-tip-raporu-savcilik-itiraz-edecek-325105</guid><description><![CDATA[Adli Tıp, eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun kalp hastalığı nedeniyle öldüğünü bildirdi. Savcılık, rapordaki iki değerlendirmeye itiraz edecek.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) eski görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybetmesine ilişkin yeniden başlatılan soruşturmada Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu tamamlandı.</p>
<p>ATK 1. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ve Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilen raporda, Kozinoğlu'nun ölümünün kalp hastalığı sonucu meydana geldiği belirtildi.</p>
<a href='/haber/kasif-kozinoglunun-mezarindan-alinan-orneklerde-antimon-tespit-edildi-325027' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/11/03/kasif-kozinoglunun-mezarindan-alinan-orneklerde-antimon-tespit-edildi.jpg' alt='Kaşif Kozinoğlu’nun mezarından alınan örneklerde antimon tespit edildi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Kaşif Kozinoğlu’nun mezarından alınan örneklerde antimon tespit edildi</h5>
<div class='date'>3 Kasım 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Savcılık iki değerlendirmeye itiraz edecek</h3>
<p>Raporda, Kozinoğlu'nun darp veya başka bir travmatik etkiyle ya da zehirlenerek öldüğüne ilişkin tıbbi delil bulunmadığı kaydedildi.</p>
<p>Ancak Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, rapordaki iki değerlendirmeye itiraz ederek dosyayı Adli Tıp Genel Kurulu'na taşıyacak.</p>
<p>Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, ölümün kalp hastalığından kaynaklandığı ve zehirlenmeye ilişkin tıbbi delil bulunmadığı yönündeki değerlendirmelere itiraz edecek.</p>
<p>Savcılığın, Kozinoğlu'nun mezarından alınan örneklerde bazı ağır metallerin tespit edilmesine rağmen bunların neden zehirlenmeye ilişkin tıbbi delil olarak değerlendirilmediğinin yeterince açıklanmadığı görüşünde olduğu belirtildi.</p>
<p>Başsavcılık, eksik inceleme gerekçesiyle dosyanın Adli Tıp Genel Kurulu tarafından yeniden değerlendirilmesini isteyecek.</p>
<a href='/haber/kasif-kozinoglu-sorusturmasi-hasan-atilla-ugur-dahil-4-kisi-hakkinda-gozalti-karari-323544' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/17/kasif-kozinoglu-sorusturmasi-hasan-atilla-ugur-dahil-4-kisi-hakkinda-gozalti-karari.jpg' alt='Kaşif Kozinoğlu soruşturması: Hasan Atilla Uğur dahil 4 kişi hakkında gözaltı kararı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Kaşif Kozinoğlu soruşturması: Hasan Atilla Uğur dahil 4 kişi hakkında gözaltı kararı</h5>
<div class='date'>17 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Ağır metaller tespit edildi</h3>
<p>Adli Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesi tarafından yapılan incelemelerde, Kozinoğlu'nun mezarından alınan örneklerde molibden, kadmiyum, antimon, kurşun, kobalt, nikel, arsenik ve vanadyum tespit edildi.</p>
<p>Raporda, tırnak örneğinde antimon düzeyinin diğer örneklere göre yüksek bulunduğu ancak Kozinoğlu'nun uzun süreli antimon maruziyetine işaret eden organ ve doku hasarının belirlenmediği ifade edildi.</p>
<p>İncelemelerde uyuşturucu veya uyarıcı maddeler ile araştırılan ilaç etken maddeleri ve bazı zehirli kimyasallara rastlanmadığı kaydedildi.</p>
<p>Fizik İhtisas Dairesi'nin incelemesinde ise doğal radyasyon düzeyinin üzerinde radyoaktivite bulgusu tespit edilmedi.</p>
<p>ATK, mevcut bulguların zehirlenmeye bağlı ölümü desteklemediği sonucuna vardı.</p>
<a href='/haber/kozinoglu-sorusturmasinda-gozaltina-alinan-doktor-olu-bulundu-323828' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/28/kozinoglu-sorusturmasinda-gozaltina-alinan-doktor-olu-bulundu.jpg' alt='Kozinoğlu soruşturmasında gözaltına alınan doktor ölü bulundu' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Kozinoğlu soruşturmasında gözaltına alınan doktor ölü bulundu</h5>
<div class='date'>28 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Kaburga kırıkları...</h3>
<p>Mezardan alınan kemik örneklerinde göğüs kemiği ve kaburgalarda kırıklar tespit edildi. Adli Tıp raporunda, söz konusu kırıkların Kozinoğlu'na yapılan yeniden canlandırma müdahalesi sırasında meydana gelmiş olabileceği belirtildi.</p>
<p>Raporda, kemiklerde ölümün travmatik bir etki sonucu gerçekleştiğini gösteren başka belirgin bulgulara rastlanmadığı kaydedildi.</p>
<p>Kozinoğlu'na göğüs ağrısı şikâyeti üzerine verilen isosorbid dinitrat etken maddeli ilacın da ölümünde etkili olmadığı değerlendirildi.</p>
<h3>Soruşturmada dokuz kişi tutuklandı</h3>
<a href='/haber/kasif-kozinoglu-haberi-yapan-gazeteci-fatih-ergin-doktora-adli-tip-calisani-dedigi-icin-tutuklandi-323885' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/29/kasif-kozinoglu-haberi-yapan-gazeteci-fatih-ergin-doktora-adli-tip-calisani-dedigi-icin-tutuklandi.jpg' alt='Kaşif Kozinoğlu haberi yapan gazeteci Fatih Ergin, doktora “adli tıp çalışanı” dediği için tutuklandı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Kaşif Kozinoğlu haberi yapan gazeteci Fatih Ergin, doktora “adli tıp çalışanı” dediği için tutuklandı</h5>
<div class='date'>29 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<p>ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturma kapsamında bugüne kadar 30 şüpheli hakkında adli işlem yapıldı, dokuz kişi tutuklandı.</p>
<p>Tutuklananlar arasında dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören, dönemin cezaevi savcısı Necip Doğan ve eski MİT görevlisi Enver Altaylı da bulunuyor.</p>
<p>Altaylı hakkında “kasten öldürmeye azmettirme” suçlamasıyla tutuklama kararı verildiği belirtildi.</p>
<p>Soruşturma kapsamında cezaevindeki kamera kayıtları, sağlık müdahaleleri ve Kozinoğlu'nun ölümünden önceki saatlerde yaşananlar da incelemeye alındı.</p>
<div class="box-1">
<h3>Ne olmuştu?</h3>
<p>Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu, Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi'nde 12 Kasım 2011'de fenalaştı.</p>
<p>Silivri Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Kozinoğlu, 56 yaşında hayatını kaybetti. Ölümünün ardından yapılan ilk otopsi incelemelerinde kalp damar hastalığına bağlı ölüm değerlendirmesi yapıldı.</p>
<p>Ancak ailesi, Kozinoğlu'nun ölümünün şüpheli olduğunu belirterek olayın araştırılmasını istedi.</p>
<p>Ölümünün ardından başlatılan ilk soruşturma takipsizlikle sonuçlandı.</p>
<p>Yıllar sonra ortaya atılan zehirlenme ve cezaevindeki müdahalelere ilişkin iddialar üzerine dosya yeniden açıldı.</p>
<p>Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, ölümün doğal nedenlerle mi yoksa üçüncü kişilerin müdahalesiyle mi gerçekleştiğinin belirlenmesi amacıyla 2026 yılında yeni incelemeler başlattı.</p>
<p>12 Eylül 2026'da Kozinoğlu'nun mezarı açılarak kemik, diş, toprak ve diğer örnekler alındı. Örnekler Adli Tıp Kurumu'nun ilgili ihtisas dairelerinde incelendi.</p>
<p>4 Kasım'da tamamlanan raporda ölümün kalp hastalığı sonucu meydana geldiği değerlendirilirken, savcılığın itiraz hazırlığı nedeniyle soruşturmadaki adli inceleme süreci devam ediyor.</p>
</div>
<p>(FY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 05 Nov 2026 09:28:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Türkiye’nin iklim karnesi]]></title><link>https://bianet.org/yazi/turkiyenin-iklim-karnesi-325095</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/yazi/2026/11/04/turkiyenin-iklim-karnesi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/yazi/turkiyenin-iklim-karnesi-325095</guid><description><![CDATA[COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanan Türkiye’de emisyonlar artarken, fosil yakıt yatırımları sürüyor, mevcut enerji politikaları 2053 net sıfır hedefiyle uyumlu görünmüyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Antalya’da yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31’inci Taraflar Toplantısı’na (COP31) ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Türkiye’nin iklim ve enerji verileri iklim dostu bir tablo çizmiyor.</p>
<a href='/dosya/cop31-ve-iklim-adaleti-324828' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi-dizisi/2026/10/27/cop31-ve-iklim-adaleti.jpeg' alt='COP31 ve İklim Adaleti' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>COP31 ve İklim Adaleti</h5>
<div class='date'>27 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Seragazı emisyonları</h3>
<p>Türkiye, iklim değişikliğine neden olan küresel seragazı emisyonlarının yüzde 1,13’ünden sorumlu. 2025 yılında atmosfere bırakılan emisyonların yüzde 40’ından Çin (%29) ve ABD (%11) sorumluydu. Türkiye ise son yıllardaki emisyon artışıyla dünya sıralamasında 14’üncü sıraya<a href="#_ftn1" target="_blank" rel="noopener" name="_ftnref1">[1]</a> yükseldi ve COP31’in müzakerelerini yürütecek Avustralya’nın hemen önünde yer aldı. Fransa, Birleşik Krallık ve İspanya gibi birçok Avrupa ülkesi de geçen yıl atmosfere Türkiye’den daha az seragazı bıraktı. Tarihsel emisyonlarda Türkiye’nin payına bakıldığında ise Sanayi Devrimi’ne öncülük eden ve fosil yakıt kullanmaya daha erken başlayan bu ülkelerin birçoğu hâlâ Türkiye’nin önünde. Türkiye’nin 1751’den bu yana fosil yakıt ve sanayi kaynaklı küresel kümülatif CO₂ emisyonlarındaki payı ise yaklaşık yüzde 0,7. Bu payla, Türkiye tarihsel emisyon sıralamasında 24’üncü sırada yer alıyor.</p>
<p>TÜİK verilerine göre Türkiye’nin 2024 yılı toplam seragazı emisyonu 584,5 milyon ton CO₂ eşdeğerine ulaştı. Emisyonların yüzde 71,8’i enerji sektöründen, 12,9’u endüstriden, 12,6’sı tarımdan ve yüzde 2,6’sı da atıklardan kaynaklandı. Avrupa Komisyonu’na bağlı EDGAR’ın 2025 yılı tahminlerine göre Türkiye’de kişi başına düşen emisyon miktarı 7,09 ton karbondioksit eşdeğerine ulaştı ve AB-27 ortalamasının üzerine çıktı. Türkiye’nin emisyon artış hızı da dikkat çekiyor. Türkiye, 2023-2024 yılları arasında emisyonlarını yüzde 5,3 oranında artırmıştı.</p>
<h3>Isınma etkisi</h3>
<p>Küresel ortalama yüzey hava sıcaklığındaki artışın, 1850–1900 ortalamasının 1,47 °C üzerinde olduğu bir dünyada uluslararası müzakerelerin sonuç verdiğini söyleyemeyiz. Bu nedenle, Türkiye’nin iklim krizine artan etkisi, daha fazla sorumluluğa sahip ülkeler gerekeni yapmadığı için COP toplantılarının gündemine şimdilik gelmiyor. Türkiye de küresel ısınmadan payını alıyor. 2024 ülke tarihindeki en sıcak yıl oldu. 1964’ten bu yana görülen en kurak yıl 2025’ti. Türkiye’de görülen aşırı hava olaylarının sayısı da 2025’te bin 11 oldu. 2016 yılında bu sayı 654’tü.</p>
<h3>Enerji</h3>
<p>COP31’e başkanlık yapacak Türkiye’nin seragazı emisyonları 2004-2024 arasında yüzde 82 oranında arttı. Ülke emisyonlarının yüzde 71’inden sorumlu enerji sektörü emisyonları ise 1990’dan bu yana yüzde 192 arttı. 2024 yılındaki karbondioksit emisyonlarının yüzde 42’si kömür, yüzde 32’si petrol ve yüzde 24’ü gaz kaynaklıydı.</p>
<p>Buna rağmen halihazırda iki ilde mevcut kömürlü termik santrallara ek devasa üniteler eklenmesi planlanıyor. Çanakkale’de Cengiz Holding’e ait Cenal Termik Santralı’na, 1050 megavat (MW) büyüklüğünde adeta yeni bir dev santral eklenmesiyle, Afşin Elbistan A Santralı’na 688 MW büyüklüğünde iki ünite eklenmesi gündemde. Bu yıl içinde 852 MW’lık yeni bir gaz santralı da devreye alındı. Türkiye’nin pek çok bölgesinde de petrol ve gaz araması için çalışmalar sürüyor, kamulaştırma kararları çıkarılıyor. Enerji yatırımları Türkiye’nin 2053 yılı için taahhüt ettiği net sıfır emisyon hedefiyle uyuşmuyor.</p>
<p>Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynaklarından, özellikle de güneşten elektrik üretimi artsa da (2025 sonunda toplam üretimin yüzde 11’i) güneş enerjisi halka yayılamadı. Büyük santrallar ve şirketlerin güneş enerjisi kullanımı öne çıktı.</p>
<p>Hidroelektrik, rüzgâr, güneş, jeotermal ve biyokütle enerjisinden üretilen elektrik miktarı 2025’te ülke üretiminin yüzde 44’üne ulaştı. Bu rakamın, yağışlı geçen 2026 sonrasında daha da artması ve yüzde 50’nin üzerine çıkması bekleniyor. Elektrik üretiminde fosil yakıtların payı azalsa da elektrik dışındaki tüm enerji kullanımını gösteren birincil enerji arzında yenilenebilir enerji kaynaklarının payı sadece yüzde 17. Bu payın artması için yenilenebilir enerjiden üretilen elektriğin ulaşımdan ısınmaya daha fazla alanda kullanılması gerekiyor. Türkiye’nin COP31 Başkanı sıfatıyla yaptığı elektrifikasyon çağrısı da bu amacı taşıyor. Türkiye, küresel nihai enerji tüketiminde elektriğin payını 2035’e kadar bugünkü yüzde 24’ten yüzde 35’e çıkarmayı önermişti. Türkiye’de ise bu oran yüzde 22; dünya ortalamasının altında.</p>
<h3>Ulaşım</h3>
<p>Türkiye’de ulaşım nihai enerji tüketiminin yüzde 27’sinden sorumlu. Petrol tüketiminin büyük bir bölümü ulaşımla ilgili. Ulaşım kaynaklı emisyonlarında karayolu taşımacılığının payı yüzde 94’ü geçiyor. Onu son yıllarda payını artıran yurtiçi havayolu taşımacılığı yüzde 3,7 ile izliyor. Denizyollarının ulaşım emisyonlarına katkısı yüzde 1,1, demiryolu ise sadece yüzde 0,4. Türkiye’de yolcu taşımacılığında demiryollarını payı yüzde 1’in altında, yük taşımacılığında ise yüzde 5. Demiryolları karayollarına göre düşük karbonlu bir ulaşım aracı olsa da 2002-2024 yılları arasında Türkiye’de otoyolların uzunluğu yüzde121 oranında artarak 3796 km olurken, demiryolu ağının uzunluğu yüzde 27 artarak 13 bin 919 km’ye ulaştı. Köprü ve viyadüklerin toplam uzunluğu da 10 bin km’ye yaklaştı.</p>
<h3>Ulusal katkı beyanı</h3>
<p>2024 yılında toplam seragazı emisyonları 584,5 milyon ton karbondioksit eşdeğerine (Mt CO2e) ulaştı.<a href="#_ftn2" target="_blank" rel="noopener" name="_ftnref2">[2]</a> Türkiye’nin NDC’si 2035 yılında seragazı emisyonlarını 643 milyon tonun altında tutmayı hedefliyor. Özetlersek, Türkiye NDC’si emisyon azaltım hedefi içermiyor. Emisyonların ne zaman zirve noktasına ulaşacağı da belirtilmiyor, sadece daha az azaltma sözü veriliyor. Bu sözde durulsa bile 2053’e kadar kalan 18 yılda net sıfır emisyon hedefine ulaşmak için çok ciddi bir çaba harcanması gerekecek. Türkiye’nin Arazi Kullanımı, Arazi Kullanım Değişikliği ve Ormancılık (LULUCF) kaynaklı yutak alanlarının tutabildiği karbon miktarının 2024’te 67 milyon ton olduğunu da hesaba katarsak, net sıfır hedefine ulaşmak için bugünkü verilere göre 2053’e kadar yaklaşık 500 milyon ton civarında bir emisyon azaltım yapması gerekecek.</p>
<p><strong>Dipnotlar:</strong></p>
<p><a href="#_ftnref1" target="_blank" rel="noopener" name="_ftn1">[1]</a> EC, EDGAR</p>
<p><a href="#_ftnref2" target="_blank" rel="noopener" name="_ftn2">[2]</a> TUIK, Greenhouse Gas Emissions Statistics, 1990-2024.</p>
<div class="box-4"><strong>Bu yazı, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’nin (HBSD) finansal desteği ile üretilmiştir. Haberlerin içeriğinden yalnızca IPS İletişim Vakfı/bianet sorumlu olup HBSD’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.</strong></div>
<p>(ÖG/VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 05 Nov 2026 08:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Antalya Film Forum’da emeğin karşılığı]]></title><link>https://bianet.org/yazi/antalya-film-forumda-emegin-karsiligi-325092</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/yazi/2026/11/04/antalya-film-forumda-emegin-karsiligi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/yazi/antalya-film-forumda-emegin-karsiligi-325092</guid><description><![CDATA[Bir film projesinin seçilmemesi, değerlendirme sürecinin sorgulanamayacağı anlamına gelmez. Antalya Film Forum’un seçim ölçütleri, jüri işleyişi ve başvuran sinemacılara karşı sorumluluğu üzerine.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl Antalya Film Forum’a bir projemle başvurdum. Projem seçilmedi. Bunu yazının başında belirtmek istiyorum; çünkü eleştiriyi hangi konumdan yaptığımın bilinmesini önemsiyorum. Bir senarist ve yönetmen olarak, emeğimi teslim ettiğim değerlendirme sürecine ilişkin sorularım var.</p>
<p>Bir başvurunun kabul edilmeyebileceğini bilerek dosya gönderiyoruz. Her projenin seçilmesi mümkün değil. Jürilerin tercihleriyle aynı fikirde olmak zorunda da değiliz. Ancak başvurduğumuz kurumun, bu tercihlerin hangi yöntemle oluştuğunu açıklamasını bekleyebiliriz. Seçilmemiş olmak, bu beklentiyi geçersiz kılmaz.</p>
<p>Bir film projesi hazırlamak, formdaki boşlukları doldurmaktan ibaret değil. Hikâyenin yapısını kurmak, karakterlerin dünyasını anlamak, anlatım biçimini bulmak ve bunları bir dosyada ifade etmek uzun bir çalışma gerektiriyor. Değerlendiren kişinin önüne ulaşan birkaç sayfa, aylarca süren düşünmenin sonucu olabiliyor.</p>
<p>Bu emeği kabul eden kurumun da üstlendiği bir sorumluluk var.</p>
<p>bianet’in <a href="https://bianet.org/haber/altin-portakal-film-festivali-antalya-film-forumda-secki-tartismasi-324627" target="_blank" rel="nofollow noopener">20 Ekim 2026 tarihli haberinde</a>, Film Forum’a başvuran 18 sinemacının değerlendirme sürecine ilişkin itirazları yer aldı. Başvuru materyallerinin incelenmesi, seçim ölçütlerinin açıklığı ve yönetmeliğe uygunluk konusunda sorular yönelttiler. Yönetim bazı aksaklıkları kabul ederken kayırma ve çıkar çatışması iddialarını reddetti.</p>
<p>Tartışmanın benim için en önemli noktası, değerlendirme yöntemine ilişkin açıklamalar. Haberde Hüseyin Kuzu sinopsisleri, Ertan Tunç ise senaryoyu esas aldığını belirtiyor. Festival Direktörü Deniz Yavuz, ön jüriye ortak bir değerlendirme kriteri sunmadıklarını söylüyor.</p>
<h3>Değerlendirme sürecinin açıklığı</h3>
<p>Başvuru dosyalarının hangi ortak ölçütlerle değerlendirildiği açıkça ortaya konmalı. Jürinin estetik tercihlerini önceden ilan etmesini beklemiyorum. Fakat hangi materyallerin inceleneceği, değerlendirmenin hangi aşamalardan oluşacağı ve platformun projelerde ne aradığı açıklanabilir. Sanatsal kararın öznel olması, değerlendirme usulünün belirsiz kalmasını gerektirmez.</p>
<p>Örneğin mood videoların izlenmediği yönündeki itirazlar var. Bu materyalin isteğe bağlı olduğu ve izlenme istatistiklerinin tek başına kesin kanıt oluşturmadığı da aynı haberde belirtiliyor.</p>
<p>Bir yönetmenin görsel yaklaşımını anlatmak için sunduğu materyalin değerlendirmedeki yeri nedir? Ön eleme yalnızca yazılı metin üzerinden yapılıyorsa, bu yöntem başvurudan önce açıkça duyurulmalıdır. İnsanlar zamanlarını ve imkânlarını buna göre kullanabilmelidir.</p>
<p>Bir geliştirme platformunun neyi geliştirmeyi amaçladığı da anlaşılır olmalı. Hikâyenin mevcut olgunluğunu mu, taşıdığı potansiyeli mi, yönetmenin sinemasal yaklaşımını mı değerlendiriyoruz? İlk filmini gerçekleştirmeye çalışan bir yönetmene hangi aşamada, nasıl bir katkı sunmak istiyoruz? Bunların cevabı, seçkinin düşünsel temelini oluşturur.</p>
<h3>Yönetmelik ve uygunluk meselesi</h3>
<p>Yönetmelik meselesi ise daha somut. Festivalin <a href="https://antalyaff.com/tr/blog_detay/film-forumda-finalist-degisikligi/52" target="_blank" rel="nofollow noopener">23 Ekim tarihli resmî açıklamasında</a>, finalist projelerden birinin yönetmeliğe uygun bulunmadığı ve yerine yedek listedeki “Tanrının Yükü” projesinin alındığı duyuruldu.</p>
<p>Bu düzeltme gerekliydi. Ancak başvuranlar açısından soru hâlâ geçerli: Yönetmeliğe aykırılık neden finalistler açıklanmadan önce tespit edilemedi? Başvuru sahiplerinden koşullara eksiksiz uymaları beklenirken kurumun kontrol mekanizması nasıl işledi? Aynı hatanın tekrarlanmaması için ne değiştirilecek?</p>
<p>Jüri görevleriyle proje ilişkileri konusunda da açıklığa ihtiyaç var. bianet, festivalin farklı yarışmalarında ön jüri üyeliği yapan dört kişinin Forum’da finalist projelerde yer aldığını aktarıyor. Yönetim, kategorilerin bağımsız olduğunu belirterek çıkar çatışması oluşmadığını savunuyor.</p>
<p>Bu durumdan hareketle kimse hakkında kayırma hükmü veremem. Fakat kurumun hangi ilişkileri nasıl değerlendirdiğini, hangi durumlarda değerlendirmeden çekilme gerektiğini ve tarafsızlığı hangi kurallarla koruduğunu sorabilirim. Festivalin güvenilirliği, bu sorulara açık cevaplar verebilmesine bağlı.</p>
<h3>Eleştiri ve kurumsal sorumluluk</h3>
<p>Yönetimin eleştiri karşısındaki tutumu da önem taşıyor. Başvuran bir sinemacı, kurumun işleyişini sorgularken bir sonraki başvurusunu düşünmek zorunda kalmamalı. Eleştirinin mesleki ilişkileri zedeleyeceği endişesi, insanların sorularını kendilerine saklamasına yol açabilir. Festival yönetiminin sorumluluklarından biri de insanların rahatça soru sorabildiği ve cevap alabildiği bir ilişki kurmaktır.</p>
<p>Beklentim açık: Başvuru öncesinde ilan edilmiş değerlendirme yöntemleri, sonuçlardan önce tamamlanan uygunluk kontrolleri, çıkar çatışmalarına ilişkin anlaşılır kurallar ve sorulara gerekçeli cevaplar. Bir hata yaşandığında da bunun nasıl giderildiğini ve tekrarının nasıl önleneceğini bilmek istiyorum.</p>
<p>Bunlar, jürilerin her kararını herkese beğendirmek zorunda olduğu anlamına gelmiyor. Açık bir süreçte de kararlar tartışılır. Ancak tartışmanın zemini belli olur; başvuranlar neye katıldıklarını, nasıl değerlendirildiklerini ve itirazlarını nereye yöneltebileceklerini bilir.</p>
<p>Antalya’nın taşıdığı tarih, yönetimin sorumluluğunu büyütüyor. Festivalin sinemacılarla kurduğu ilişki, gösterim haftasının çok öncesinde başlıyor; sonuçlar açıklandıktan sonra da devam ediyor. O ilişkinin temelinde güven olmalı.</p>
<p>Bir senarist ve yönetmen olarak kendi çalışmamı sorgulamaya açığım. Başvurduğum kurumun da kendi işleyişini aynı açıklıkla sorgulamasını bekliyorum.</p>
<p>Dosyamı teslim etmek benim sorumluluğumdu. Nasıl değerlendirildiğini açıklamak da festivalin sorumluluğu.</p>
<p>(EA/VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 05 Nov 2026 08:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İsviçre: Kürt gazeteci Mehmet Kılıç ve ailesi sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya]]></title><link>https://bianet.org/haber/isvicre-kurt-gazeteci-mehmet-kilic-ve-ailesi-sinir-disi-edilme-riskiyle-karsi-karsiya-325102</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/05/isvicre-kurt-gazeteci-mehmet-kilic-ve-ailesi-sinir-disi-edilme-riskiyle-karsi-karsiya.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/isvicre-kurt-gazeteci-mehmet-kilic-ve-ailesi-sinir-disi-edilme-riskiyle-karsi-karsiya-325102</guid><description><![CDATA[Özgür Gündem ve Azadiya Welat gazetelerinde muhabir olarak görev yapan Mehmet Kılıç'ın İsviçre'ye iltica başvurusu reddedildi. Türkiye'de gazetecilik çalışmaları nedeniyle kovuşturma gözaltı riski bulunan  Kılıç, eşi ve iki çocuğuyla birlikte sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Özgür Gündem ve Azadiya Welat gazetelerinin eski saha çalışanı ve muhabiri Mehmet Kılıç, Türkiye'deki basın faaliyetleri nedeniyle tehdit edildiğini belirterek Eylül 2023'te ailesiyle İsviçre'ye sığınmıştı. İsviçre Devlet Göç Sekreterliği (SEM), 2025'te iltica başvurusunu reddettiği Kılıç'ın Türkiye'ye dönmesi halinde siyasi nedenlerle kovuşturmaya ya da güvenlik tehdidine maruz kalmayacağı görüşünü benimsedi.</p>
<p>İtiraz üzerine dosyayı inceleyen İsviçre Federal İdare Mahkemesi de geçen hafta ret kararını onadı. Bern'de yaşayan Kılıç, eşi Gülşen ve çocukları Deniz ile Delal'in artık sınır dışı edilme riski altında olduğunu belirtiyor. Türkiye'ye gönderilmesi halinde yeniden gözaltına alınabileceğini, tutuklanabileceğini ve tehditlerle karşılaşabileceğini söylüyor.</p>
<h3>Gazete dağıtımından haber takibine</h3>
<p>Mehmet Kılıç, 2000-2010 yılları arasında Adıyaman, Urfa ve Diyarbakır çevresinde Özgür Gündem ve Azadiya Welat için çalıştı. Gazete dağıtımı, mali işler ve zaman zaman muhabirlik yaptığını anlatan Kılıç, o yıllarda bölgedeki hak ihlallerinin kamuoyuna ulaşması için çalıştıklarını söylüyor:</p>
<blockquote>
<p>“Gazetelerin dağıtımını yapmak, aynı zamanda mali durumlarıyla ilgilenmek gibi görevlerimiz vardı. Zaman zaman saha muhabirliği de yapıyordum. Gazete çalışmalarımız kapsamında birçok faaliyet yürütüyorduk.”</p>
</blockquote>
<p>Kılıç, gazetelerin bölge halkının haber alma hakkı bakımından önemini şöyle anlatıyor:</p>
<blockquote>
<p>“Halkın başka bir haber alma kanalı yoktu. Gazeteyi ulaştırdığımızda doğru haber edinmeleri için bir kaynak oluşturuyorduk. Başka bir kanaldan doğru bilgiye ulaşamıyorlardı. Biz de o dönem bu görevi üstlenmek zorunda kaldık. Bir nevi toplumsal bir kimlik mücadelesi veriyorduk.”</p>
</blockquote>
<p>Basın çalışmalarının kendisini güvenlik güçlerinin hedefi haline getirdiğini öne süren Kılıç, sık sık durdurulduğunu, gözaltına alındığını ve tehdit edildiğini belirtiyor:</p>
<blockquote>
<p>“Dağıtım sırasında polis baskısıyla karşılaşıyorduk. Polis tarafından tehdit ediliyorduk. Bu işi yaparsanız geleceğiniz olmaz, yıllar geçse de bunlar karşınıza çıkar, çocuklarınızın önünde bile hayatınız tehlikeye girer diyorlardı.”</p>
</blockquote>
<h3>Gözaltı, dava ve işbirliği baskısı</h3>
<p>Kılıç'ın anlattığı olaylardan biri Adıyaman'ın Kömür bölgesinde yaşandı. Jandarma tarafından gözaltına alındığını ve tehdit edildiğini, bunun üzerine savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu söylüyor. Daha sonra şikâyet ettiği karakol komutanıyla karşılaştığını ve komutanın kendisine “Sen kimsin? Nasıl beni şikâyet edersin?” diyerek hakaret ettiğini aktarıyor.</p>
<p>Hakkında 2009'da örgüt propagandası suçlamasıyla dava açıldığını, Malatya Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki yargılama sonunda 5 yıl hapis cezası aldığını belirten Kılıç, bu süreçte kendisinden güvenlik güçleriyle işbirliği yapmasının istendiğini ileri sürüyor:</p>
<blockquote>
<p>“Bizimle işbirliği yaparsan sıkıntı yaşamazsın diyerek beni ajanlaştırmak istediler. Ama ben kabul etmedim.”</p>
</blockquote>
<p>Kılıç'ın bir diğer iddiası, aracına izleme ve dinleme cihazı yerleştirilmesiyle ilgili. Cihazın araç servisinde bakım sırasında fark edildiğini ve imha edildiğini anlatıyor. Ardından polislerin yolda kendisini durdurarak cihazı sorduğunu söylüyor:</p>
<blockquote>
<p>“‘Sende bir emanetimiz vardır’ dediler. Böyle bir emanet olmadığını söyledim. Bana hakaret ettiler ve bunun hesabını soracaklarını söylediler. Aynı zamanda bizimle işbirliği yaparsan gelecekte hiçbir sıkıntı yaşamazsın dediler. Elbette kabul etmedim.”</p>
</blockquote>
<p>Kılıç, gazetecilik çalışmalarını bıraktıktan sonra Adıyaman'da açtığı çocuk giyim mağazasının da sürekli denetlendiğini ve çeşitli gerekçelerle para cezaları kesildiğini belirtiyor. Bu nedenle üzerindeki baskının mesleki faaliyetlerini sona erdirmesiyle bitmediğini savunuyor.</p>
<h3>Depremden sonra da tehdit edildi</h3>
<p>6 Şubat 2023 depremlerinde Kılıç'ın kirada oturduğu ev ağır hasar gördü; kendisine ait iki katlı işyeri yıkıldı. Ailesiyle birlikte ağır ekonomik kayba uğradığını belirten Kılıç, deprem sonrasında yardım çalışmalarına katılmaya çalışırken de polis engeliyle karşılaştığını anlatıyor:</p>
<blockquote>
<p>“İnsanlara yardım etmek istiyordum. Ancak polis yolumu kesiyor, üzerimi ve çantamı arıyordu. Herhangi bir kamera ya da gazetecilik faaliyetine ilişkin bir şey olup olmadığını kontrol ediyorlardı. Televizyona demeç verirsen ya da haber yaparsan can güvenliğin olmaz diye tehdit ediyorlardı.”</p>
</blockquote>
<p>Depremden ancak yaklaşık 40 gün sonra çadır alabildiğini söyleyen Kılıç, geçim olanaklarını kaybetmesinin yanı sıra süren güvenlik kaygılarının da Türkiye'den ayrılmasında etkili olduğunu belirtiyor.</p>
<p>Kılıç, 2009'da Adıyaman'ın Kâhta ilçesinde 16 yaşındaki Medine Memi'nin öldürülmesiyle ilgili haber takibi sırasında da tehdit edildiğini ifade ediyor. Ailesinden şiddet gördüğü ve daha önce üç kez polise başvurduğu belirtilen Memi, 2 Aralık 2009'da evlerinin bahçesindeki kümeste gömülü halde bulunmuştu. Adli incelemede elleri bağlı halde canlı gömüldüğü belirlenmişti. Kılıç, olayın haberleştirilmesi nedeniyle bölgedeki bazı tarikat çevrelerinin hedefi haline geldiğini öne sürüyor.</p>
<h3>İsviçre'de belirsiz gelecek</h3>
<p>İsviçre'ye sığınmalarının üzerinden 3 yılı aşkın zaman geçtiğini belirten Kılıç, çocuklarının okula ve yaşadıkları ülkeye uyum sağladığını, dil öğreniminde ilerlediğini, kızı Deniz'in 2025 İsviçre Tekvando Şampiyonası'nda birincilik elde ettiğini; ancak spor kulübünün desteğine rağmen kimlik ve ikamet statüsü koşulları nedeniyle Avrupa'daki bir yarışmaya katılamadığını söylüyor.</p>
<p>İltica başvurusunun reddedilmesi ve itirazının da sonuçsuz kalmasının ardından Kılıç, İsviçre makamlarının Türkiye'ye geri gönderilmeleri halinde karşılaşacakları tehlikeyi yeterince değerlendirmediği görüşünde:</p>
<blockquote>
<p>“Biz ülkemizi keyfi olarak terk etmedik. Can güvenliğimiz olmadığı için ülkemizi terk etmek zorunda kaldık. İsviçre'nin hukuk devleti olduğuna inanarak buraya sığındık. Ancak sadece hukuk devleti olduğunu söylemek yetmiyor. Kendi tecrübelerimizden ve yaşadıklarımızdan çifte standartlı bir hukuk uygulandığını görüyoruz.”</p>
</blockquote>
<p>Kılıç, sınır dışı işlemlerinin durdurulmasını ve ailesine İsviçre'de oturum hakkı tanınmasını istiyor.</p>
<div class="box-1">
<h3>Geri gönderilenlerin karşılaştığı riskler</h3>
<p>İsviçre'nin Türkiye'ye yönelik geri gönderme uygulamaları, insan hakları örgütlerinin eleştiri konusu. İsviçre Mülteci Yardım Örgütü, Demokratik Hukukçular İsviçre ve İsviçre İltica ve Yabancılar Hukuku Gözlemevi'nin Ekim 2026'da yayımladığı araştırma, geri gönderilen bazı kişilerin Türkiye'ye varışlarında veya sonraki aylarda adli işlemlere maruz kaldığını ortaya koyuyor.</p>
<p>Araştırmada, Aralık 2024-Nisan 2026 arasında Türkiye'ye dönen ya da gönderilen 9 kişiden 5'inin havalimanında gözaltına alındığı, sorgulandığı veya adli makamlara sevk edildiği belirtiliyor. Bazı kişiler hakkında ise dönüşlerinden haftalar ya da aylar sonra gözaltı ve tutuklama kararları uygulandığı kaydediliyor.</p>
<a href='/haber/isvicre-nin-iade-ettigi-bahar-yalcinkaya-turkiye-de-tutuklandi-15-aylik-bebegiyle-cezaevinde-322270' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/08/06/isvicre-nin-iade-ettigi-bahar-yalcinkaya-turkiye-de-tutuklandi-15-aylik-bebegiyle-cezaevinde.jpg' alt='İsviçre&#39;nin iade ettiği Bahar Yalçınkaya Türkiye&#39;de tutuklandı, 15 aylık bebeğiyle cezaevinde' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İsviçre'nin iade ettiği Bahar Yalçınkaya Türkiye'de tutuklandı, 15 aylık bebeğiyle cezaevinde</h5>
<div class='date'>6 Ağustos 2026</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/zurih-ten-silivri-ye-isvicre-nihat-ozgun-u-iade-etti-turkiye-tutukladi-323910' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/30/zurih-ten-silivri-ye-isvicre-nihat-ozgun-u-iade-etti-turkiye-tutukladi.jpeg' alt='Zürih&#39;ten Silivri&#39;ye: İsviçre Nihat Özgün&#39;ü iade etti, Türkiye tutukladı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Zürih'ten Silivri'ye: İsviçre Nihat Özgün'ü iade etti, Türkiye tutukladı</h5>
<div class='date'>30 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<p>Kuruluşlar, siyasi faaliyetlerin, sosyal medya paylaşımlarının ve Kürt kültürel etkinliklerine katılımın Türkiye'de adli takibata konu olabildiğini vurgulayarak İsviçre'den Türkiye'ye geri göndermeleri durdurmasını ve risk değerlendirmelerini yeniden yapmasını istiyor.</p>
<p>Kılıç ailesinin başvurusu, İsviçre makamlarının Türkiye'ye dönüşte güvenlik riski bulunmadığı yönündeki değerlendirmesiyle, eski basın çalışanının geçmişte yaşadığını söylediği baskılar ve insan hakları kuruluşlarının uyarıları arasındaki çelişkiyi yeniden gündeme getiriyor. </p>
</div>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 05 Nov 2026 00:38:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bisiklete binebilen bir siyasetçi]]></title><link>https://bianet.org/yazi/bisiklete-binebilen-bir-siyasetci-325084</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/yazi/2026/11/04/bisiklete-binebilen-bir-siyasetci.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/yazi/bisiklete-binebilen-bir-siyasetci-325084</guid><description><![CDATA[Bisiklet elbette bir sembol, ama Sırbistan ve Brezilya'da yaşananlar gösteriyor ki, insanların kendisi ile empati kurabilen siyasetçilere ve kendini rahatlıkla ifade edebileceği bir ortama ihtiyacı var.]]></description><content:encoded><![CDATA[<div class="box-11"><em>José Alberto Mujica Cordano, 2010-2015 yılları arasında Uruguay'ın 40. Başkanı olarak görev yapan Uruguaylı siyasetçi ve çiftçidir. Mujica cumhurbaşkanlığı süresince makam arabası olarak eski arabasını kullanmaya devam etti. Mujica, mütevazı yaşam tarzıyla bilinir ve bu maaşın <strong>yüzde 90'ını</strong> (veya bazı dönemler yaklaşık yüzde 70-90 arasındaki kısmını) fakirlere yardım eden kuruluşlara ve sosyal konut projelerine bağışlamıştı.</em></div>
<p>Sokağa çıkıyorsunuz; insanların yüzü asık, en ufak şeyden kavga çıkıyor. Şiddet sarmalı çocukları dahi içine almış; umutları, geleceğe ilişkin beklentileri olmayan çocuklar geleceklerini çetelerde arıyorlar. Yıllar yılı mutsuz oldukları bir dünyada yaşıyorlar, değiştirmek için yol, yöntem bulamıyorlar; değişime ilişkin umutlarını yitiriyorlar.</p>
<p>Okulda ilk öğretilenlerden biridir:</p>
<p>– Demokrasi nedir?</p>
<p>– Halkın kendi kendini yönetmesidir.</p>
<p>Bunu hepimiz öğrendik ama kendimizi nasıl yönettiğimiz kısmı biraz muamma. On yıllardır insanların “iradesini” seçim sandığına yansıtması istenir. “Seçmen sandıkta hesap sorar” denilerek siyasal katılımın seçimden seçime sergilenmesi beklenir. İşin ilginci, bu hemen hemen tüm partiler için aynıdır. Kiminde bir kişi tüm adayları belirler, insanlar onlara oy verir ya da vermez. Kimi partilerde kotalar belirlenir, adaylar bu kotalara göre seçilir, ön seçim yapılır. Sol partilerde genelde bir ön seçim eğilimi vardır. CHP-SHP çizgisinde de var olan ön seçim, ufak ufak terk edildi, sonra tümüyle “merkez yoklaması” yöntemi benimsendi. Şimdilerde Yeni Parti yeniden ön seçime dönme düşüncesinde. Bu ön seçimlerde kimlerin aday olabildiği, adayların nasıl destek alabildiği sanırım ayrı bir yazı konusu olur.</p>
<p>Siyasal katılımı seçimden seçime sağlanan Türkiyeli seçmenler, tepkilerini de yine seçim turu yapan adaylara gösterir. Kimi alkışlanır, kimine “Yüzünüzü seçimden seçime görüyoruz” diye serzenişte bulunulur. Ancak sistemden rahatsız olan insanlar, bu sisteme dahil olup onu değiştirmeyi düşünmez ya da buna cesaret edemez.</p>
<p>Akan suyun tersine kürek çekmeye çalışan yok değil elbette. Siyasi iktidarlar değişse de bedel ödemeyi göze alarak hak savunuculuğu yapanların durumu değişmiyor. Burada işin kötüsü, hak alanı günden güne çeşitli bahanelerle daraltılırken hak savunucuları ancak mevcut hakları savunmak zorunda kalıyor. Hak alanını genişletmek çoğu zaman akıllardan bile geç(e)miyor.</p>
<p>Son günlerde özellikle Sırbistan ve Brezilya ile ilgili haberleri okuyup umutları yeniden yeşertebildik. Brezilya’da sokakta seferber olan Lula taraftarları kapı kapı dolaşıp bir seçimi kazandılar. Sırbistan’da ise gençliğin öncü güç olduğu bir siyasi katılım ile iktidar değişti. Önümüzdeki günlerde Sırbistan ve Brezilya bir süre daha gündemde kalacaktır. Sırbistan’da yaşanan değişim, her ne kadar Sırbistan Komünist Partisi (NKPJ) tarafından “Halk düşmanı iktidarın yerini halk düşmanı muhalefet aldı” başlıklı bildiriyle eleştirilse de önümüzdeki günlere bakmak gerekecek. Her iki seçim galibiyetinde öne çıkan iki nokta var bence: Sokak sokak gezerek yüz yüze kurulan iletişim ve halktan kopuk siyasiler yerine insanların “kendi” gibi gördüklerini tercih etmesi.</p>
<p>Türkiye’de bakanlardan filan hiç söz etmeyeceğim. Milletvekili seçilenler bile bir süre sonra toplu ulaşımı terk edip yeni aldıkları “çakarlı” araçlarıyla garip sesler çıkartarak seyahat etmeye başlıyor. Sadece onlar değil; “danışman” sıfatıyla onlara temas edenler, öğretim üyeleri, şirket yöneticileri, gazeteciler de bu tür araçlarla seyahat etmeye başlıyor. Bir de organize suç örgütü liderleri. Bu nedenle insan, arabayla giderken bu şekilde “yol isteyenlere” ister istemez yol verir. Korkar; yol vermemeye korkar, karşısına çıktığında soru sormaya, beğenmediği kararlar için tepki göstermeye korkar.</p>
<p>“Halkla buluşmaya” gittiklerinde de etraflarında resmî ve gönüllü koruma ordusu vardır. Ulaşılmaz olmayı severler. Arınırken de, yenilenirken de, alternatif olurken de her daim onlara ulaşmak pek mümkün olmaz.</p>
<p>Türkiye’de tüm partiler, eğer yeni bir siyaset, alternatif bir çizgi peşindeyse öncelikle siyaset yapmak bir ayrıcalık olmaktan çıkmalıdır. Hani hakkını savunana “siyaset yapma” derler ya hemen. Aksine, herkes gönül rahatlığıyla siyaset yapmalı. Siyasette “beyefendilerin”, “hanımefendilerin”, ağaların, paşaların, abilerin, ablaların, dedelerin değil, hak savunuculuğu yapanların sözü üstün olmalı.</p>
<p>Hayalim, bisiklet ile gidip gelen, gündelik hayatın içinde rahatça var olabilen, çarşıda, pazarda nsanların arasına çekinmeden karışabilen siyasetçileri görebilmek. Sokaktaki insanlardan korkmayan, zulmedenlere karşı en az onlar kadar pervasız olabilen siyasetçilere ihtiyacımız var.</p>
<p>(Mİ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Thu, 05 Nov 2026 00:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Arzoxlî'de de köylüler kazandı: Mahkeme GES projesinin yürütmesini durdurdu]]></title><link>https://bianet.org/haber/arzoxli-de-de-koyluler-kazandi-mahkeme-ges-projesinin-yurutmesini-durdurdu-325101</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/05/arzoxli-de-de-koyluler-kazandi-mahkeme-ges-projesinin-yurutmesini-durdurdu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/arzoxli-de-de-koyluler-kazandi-mahkeme-ges-projesinin-yurutmesini-durdurdu-325101</guid><description><![CDATA[İdare Mahkemesi, Diyarbakır'ın Sûr ilçesine bağlı Arzoxlî'de köylülerin iki haftadır protesto yürüttüğü GES projesi için yürütmeyi durdurma kararı verdi. Mahkeme, ÇED raporunun mera kaybı, hayvancılık, arkeolojik miras ve erozyon tehlikesi karşısında yetersiz kaldığını belirledi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi, Sûr ilçesinin Arzoxlî Mahallesi'nde yapılması planlanan Zenkar-2 Güneş Enerji Santrali (GES) ve Enerji Depolama Tesisi için verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararının yürütmesini durdurdu.</p>
<p>Mahkeme, proje kapsamında hazırlanan ÇED raporunun doğal çevreye, tarım ve hayvancılığa ve arkeolojik mirasa yönelik riskleri yeterince değerlendirmediğine hükmetti. Kararda, projenin uygulanmasının telafisi güç çevresel zararlara yol açabileceği vurgulandı.</p>
<p>Karar, mahalle sakinlerinin 14 gündür sürdürdüğü çadır nöbeti ve protestoların ardından geldi. Köylülerin 3 Kasım'da proje alanına doğru yürüyüşünün önü askerlerce kesilmişti. 4 Kasım'da da mahallelilerin alana yürümeye çalışmaları durdurulmuştu. </p>
<h3>31 hektarı aşkın mera alanı kalıcı olarak kullanım dışı kalacak</h3>
<p>Mahkemenin dayandığı bilirkişi raporuna göre proje, 804 bin 500 metrekarelik mera niteliğindeki bir alanı kapsıyor. Bunun 313 bin 60 metrekaresi, yaklaşık 31,3 hektarı, tesisin işletme aşamasında kalıcı olarak kullanılacak.</p>
<p>Kararda, meraların daralmasının hayvanların kalan otlaklara yönelmesine ve aşırı otlatmaya neden olabileceği; bunun da bitki örtüsünün azalmasına, toprağın çıplaklaşmasına, kaba yem açığının artmasına ve mera verimliliğinin düşmesine yol açabileceği saptandı.</p>
<p>Mahkeme, ÇED raporunda bölgenin otlatma kapasitesinin değerlendirilmediğini, hayvancılık üzerindeki olası zararları azaltacak yeterli önlemlerin de öngörülmediğini belirledi.</p>
<h3>Birinci derece arkeolojik sit alanı da tehlikede</h3>
<p>Mahkeme kararının bir başka önemli gerekçesi bölgenin arkeolojik niteliği oldu.</p>
<p>Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 20 Ocak 2026 tarihli kararıyla, proje alanındaki 118 ada 63, 70 ve 72 numaralı parselleri kapsayan alanın Girab Bajar Yerleşim Yeri adıyla birinci derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edildiği hatırlatıldı.</p>
<p>Mahkeme, ÇED raporundaki arkeolojik değerlendirmenin bu koruma statüsü karşısında yetersiz olduğuna hükmetti.</p>
<h3>Erozyon ve tarım arazileri için yeterli önlem yok</h3>
<p>Kararda, projenin kurulacağı alanın yamaç eğimi ve yerleşim yerlerine yakınlığı da incelendi.</p>
<p>Etüt ve kazı çalışmaları sırasında ortaya çıkacak hafriyatın kontrolsüz bırakılması halinde erozyona, toprak kaymasına ve aşağı kesimlerdeki tarım arazilerinin zarar görmesine yol açabileceği belirtildi.</p>
<p>Mahkeme, söz konusu riskleri önlemek için ÇED raporunda yeterli tedbir öngörülmediğini tespit etti.</p>
<p>Bu değerlendirmelerin ardından dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığına karar veren mahkeme, çevrede ve ekosistem dengesinde ortaya çıkabilecek zararların Anayasa'nın güvence altına aldığı sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkını ihlal edebileceğine dikkat çekti.</p>
<h3>İki haftalık direniş</h3>
<p>Arzoxlî sakinleri, şirketin jandarma eşliğinde proje alanına girmesinin ardından 22 Ekim'den bu yana çadır nöbeti tutuyorlardı.</p>
<p>Köylüler, temel geçim kaynaklarının tarım ve hayvancılık olduğunu belirterek meralarının enerji üretimine tahsis edilmesine karşı çıkıyordu.</p>
<p>3 ve 4 Kasım'daki yürüyüşlerde “Meralar bizimdir, bizim kalacak” ve “Hak, hukuk, adalet” sloganları atıldı.</p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 23:30:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[15 barodan tahliye başvurusu: "Kobanê davasında AİHM kararları uygulansın"]]></title><link>https://bianet.org/haber/15-barodan-tahliye-basvurusu-kobane-davasinda-aihm-kararlari-uygulansin-325100</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/04/15-barodan-tahliye-basvurusu-kobane-davasinda-aihm-kararlari-uygulansin.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/15-barodan-tahliye-basvurusu-kobane-davasinda-aihm-kararlari-uygulansin-325100</guid><description><![CDATA[4 Kasım 2016 operasyonlarının onuncu yılında 15 baro ve dava avukatları, aralarında Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın da bulunduğu 13 HDP'li siyasetçinin tahliyesini istedi. Ankara'daki istinaf başvurusunda kesinleşmiş AİHM ihlal kararlarının uygulanması  talep edildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ve diğer HDP'li siyasetçilerin tutuklanmasıyla başlayan 4 Kasım operasyonlarının onuncu yılında, 15 bölge barosu ve Kobanê davası avukatları Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi'ne tahliye başvurusunda bulundu.</p>
<p>Başvuruda Demirtaş ve Yüksekdağ'ın yanı sıra Ali Ürküt, Alp Altınörs, Nazmi Gür, Pervin Oduncu, Dilek Yağlı, Aynur Aşan, Zeynep Karaman, Günay Kubilay, Bülent Parmaksız, Zeki Çelik ve İsmail Şengül'ün serbest bırakılması istendi.</p>
<p>Başvurunun temel taleplerini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) kesinleşmiş ihlal kararları, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin 16 Eylül 2026 tarihli kararı ve Anayasa'nın 19 ile 90. Maddeleri'ne dayandırıyor. </p>
<h3>Avrupa Konseyi: "Demirtaş ve Yüksekdağ derhal serbest bırakılsın"</h3>
<p>Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 15-16 Eylül 2026 toplantısında Demirtaş ve Yüksekdağ hakkında verilen AİHM kararlarının uygulanmasını yeniden ele almıştı. </p>
<a href='/haber/avrupa-konseyi-demirtas-ve-yuksekdag-icin-derhal-serbest-birakma-cagrisini-yineledi-323609' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/19/avrupa-konseyi-demirtas-ve-yuksekdag-icin-derhal-serbest-birakma-cagrisini-yineledi.png' alt='Avrupa Konseyi, Demirtaş ve Yüksekdağ için ‘derhal serbest bırakma’ çağrısını yineledi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Avrupa Konseyi, Demirtaş ve Yüksekdağ için ‘derhal serbest bırakma’ çağrısını yineledi</h5>
<div class='date'>19 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<p>Komite, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 46. Maddesi uyarınca kesinleşmiş AİHM kararlarının uygulanmasının devletler için koşulsuz bir yükümlülük olduğunu hatırlatmıştı.</p>
<p>16 Eylül tarihli kararın dördüncü maddesinde, Türkiye makamlarına Demirtaş ve Yüksekdağ'ın mevcut bütün hukuki imkânlar kullanılarak derhal serbest bırakılmalarının sağlanması çağrısı yinelenmişti. </p>
<p>Komite, kararında Türkiye'de barış süreci kapsamında kabul edilen Ulusal Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmeyi Güçlendirme Kanunu'nun da kullanılabilecek araçlardan biri olabileceğini belirtti. Ayrıca söz konusu düzenlemenin AİHM kararlarından etkilenen başvuruculara uygulanıp uygulanamayacağı konusunda Ankara'dan açıklama istedi.</p>
<p>Ancak Komite'nin tahliye çağrısı yeni düzenlemenin uygulanmasına çıpalanmadı. Kesinleşmiş ihlal kararlarının gereğinin yerine getirilmesi, başlıbaşına Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nden kaynaklanan bir hukuki yükümlülük olarak vurgulandı.</p>
<p>Komite'nin doğrudan ve açık tahliye çağrısı Demirtaş ve Yüksekdağ'a ilişkindi.Barolar başvurusu Kobanê davasından hüküm giymiş diğer 11 siyasetçiyi de kapsıyor.</p>
<h3>AİHM kararında siyasi gerekçeler nasıl değerlendirildi</h3>
<p>Demirtaş ve Yüksekdağ hakkındaki AİHM kararları, tutukluluk süreleriyle sınırlı ihlaller tespit etmedi.</p>
<p>AİHM Büyük Dairesi'nin 22 Aralık 2020 tarihli Demirtaş kararı ile 8 Kasım 2022 tarihli Yüksekdağ Şenoğlu ve Diğerleri kararı, tutuklamalara dayanak gösterilen olguların makul bir suç şüphesi oluşturmakta yetersiz kaldığını ve siyasetçilerin özgürlüklerinden yoksun bırakılmasında siyasi amaçların rol oynadığını ortaya koydu.</p>
<p>Mahkeme, ifade özgürlüğü ve seçilme hakkı bakımından da ihlaller tespit etti.</p>
<p>Demirtaş hakkında 8 Temmuz 2025'te verilen ve 3 Kasım 2025'te kesinleşen bir diğer AİHM kararında ise 2019'da başlayan yeni tutukluluk dönemi değerlendirildi.</p>
<p>Mahkeme, tutukluluğun devamını haklı gösterecek yeterli gerekçelerin sunulmadığına ve özgürlükten yoksun bırakılmanın siyasi tartışmaları sınırlandırma amacı taşıdığına hükmetti.</p>
<p>Demirtaş'ın ilk tutukluluğuna ilişkin ihlal kararından sonra farklı bir dosya üzerinden sürdürülen tutukluluğu da AİHM denetiminde hukuka aykırı bulunarak iptal istemine konu oldu. </p>
<h3>Anayasa'nın 19 ve 90. Maddeleri ne diyor?</h3>
<p>Baroların başvurusunda Anayasa'nın iki hükmü özellikle öne çıkarıldı.</p>
<p>1. Madde kişi özgürlüğü ve güvenliğini koruyor; 90. Madde, temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası anlaşmalar ile kanunlar arasında aynı konuda uyuşmazlık bulunması halinde uluslararası anlaşma hükümlerinin esas alınmasını öngörüyor.</p>
<p>Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 46. Maddesi, kesinleşmiş AİHM kararlarına uyulmasını zorunlu kılıyor.</p>
<p>Baroların başvurusu, Kobanê davasındaki tutukluluğun bu hükümler ve AİHM'nin tespit ettiği ihlaller karşısında sürdürülebilir olup olmadığı sorusunu yeniden istinaf mahkemesinin önüne getiriyor.</p>
<h3>Hüküm verildi, istinaf incelemesi sürüyor</h3>
<p>Kobanê davasında Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi, 16 Mayıs 2024'te Demirtaş'a toplam 42 yıl, Yüksekdağ'a ise 30 yıl 3 ay hapis cezası verdi.</p>
<p>Davanın gerekçeli kararı 25 Haziran 2025'te açıklandı. Dosya halen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi'nde inceleniyor.</p>
<p>Türkiye hükümetinin Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'ne 5 Ekim 2026'da sunduğu bilgilendirmede, Demirtaş ve Yüksekdağ'ın istinaf incelemesi sırasında hükmen tutuklu bulundukları da belirtildi. Hükümet, daha önce yapılan tahliye başvuruları hakkında henüz karar verilmediğini bildirdi.</p>
<p>4 Kasım'daki yeni başvuru, bu hukuki durum sürerken yapıldı.</p>
<h3>Onuncu yılda Diyarbakır Adliyesi önünden çağrı</h3>
<p>Tahliye başvurusunun yapıldığı gün Diyarbakır'da da barolar, insan hakları örgütleri ve meslek kuruluşları adliye önünde ortak açıklama düzenledi.</p>
<p>Diyarbakır Barosu Başkanı Sertaç Buluttekin, AİHM kararlarının uygulanmamasının yalnızca hukuk sorunu olmadığını, barış ve demokratik toplum sürecine duyulan güveni de etkilediğini söyledi:</p>
<blockquote>
<p><em>“Kobanê Davası’nda devam eden tutukluluk halleri ve AİHM kararlarının uygulanmaması toplumsal çözüm noktasında güven duygusunu zedeliyor.”</em></p>
</blockquote>
<p>Ortak açıklamayı okuyan İHD Diyarbakır Şubesi Eşbaşkanı Ercan Yılmaz, 2016'da HDP milletvekillerine yönelik başlayan operasyonların 2020'de yeni tutuklama dalgalarıyla genişlediğini hatırlattı.</p>
<p>Yılmaz'ın verdiği bilgiye göre Kobanê dosyasında halen 14'ü tutuklu olmak üzere 108 kişi yargılanıyor.</p>
<p>Açıklamada, AİHM kararlarının gereği olan tahliyelerin gerçekleştirilmesinin hukuki güvenlik açısından zorunlu olduğu, aynı zamanda kalıcı bir barışın kurulmasına katkıda bulunacağı vurgulandı.</p>
<h3>Barış süreci ve uygulanmayan kararlar</h3>
<p>On yıl önceki operasyonlar, 2013-2015 çözüm sürecinin sona ermesini izleyen siyasi ve hukuki ortamda gerçekleştirilmişti. Bugün aynı dosyanın yeniden gündeme gelmesi ise yeni "çözüm" girişiminin devam ettiği bir döneme rastlıyor.</p>
<p>TBMM'de sürece ilişkin yasal düzenleme kabul edilmiş ve AİHM ile Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasının önemi parlamentoda da gündeme gelmiş olmasına rağmen Demirtaş ve Yüksekdağ'ın tutukluluğu sürüyor.</p>
<p>Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin Eylül kararında dikkat çekilen hukuki ayrım burada önem kazanıyor: Barış sürecinin yeni düzenlemeleri tutukluluğun sona erdirilmesi için kullanılabilir; ancak kesinleşmiş AİHM kararlarını uygulama yükümlülüğü bu düzenlemelerin sonuçlarına bağlı değil.</p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 21:58:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[ABD: Demokratlar Kongre'yi aldı, siyasi dengeler kökten değişti, Trump'ın partisi çatlıyor]]></title><link>https://bianet.org/haber/abd-demokratlar-kongre-yi-aldi-siyasi-dengeler-kokten-degisti-trump-in-partisi-catliyor-325099</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/04/abd-demokratlar-kongre-yi-aldi-siyasi-dengeler-kokten-degisti-trump-in-partisi-catliyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/abd-demokratlar-kongre-yi-aldi-siyasi-dengeler-kokten-degisti-trump-in-partisi-catliyor-325099</guid><description><![CDATA[Demokratlar, Kongre'nin iki kanadında da çoğunluğu aldı ve Trump ile yardımcısı JD Vance'in arası açıldı. Savaş ve hayat pahalılığından bıkan seçmenler, Teksas ve Güney Carolina gibi onlarca yıldır sağda olan eyaletleri Demokratlara teslim etti.  Dünya da Trump'a sırtını dönüyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p> ABD'de Cumhuriyetçi Parti'nin iki yıldır sürdürdüğü Kongre hâkimiyeti, 3 Kasım seçimlerinin sonuçları belli olurken sona erdi. Demokratlar hem 435 üyeli Temsilciler Meclisi'nde hem de 100 üyeli Senato'da çoğunluğu elde etti. Donald Trump, başkanlığının son iki yılında ilk kez muhalefetin egemen olduğu bir Kongreyle baş başa kaldı. </p>
<p>Seçimlerin sonucu, yalnızca Kongre'de çoğunluğun el değiştirmesiyle sınırlı değil. Demokratlar Cumhuriyetçilerin geleneksel "kaleleri"nde eyalet meclisleri ve valilik seçimlerini de kazanırken, Trump'a 2024 zaferini getiren seçmen koalisyonu da parçalandı ve yön değiştirdi. </p>
<h3>Kongre'nin iki kanadında da çoğunluk değişti</h3>
<p>Cumhuriyetçilerin Senato'da 53'e karşı 47 sandalyelik üstünlükle girdiği ara seçimlerin 4 Kasım'da açıklanan sonuçlarına göre Demokratlar Senato'da en az 54 sandalye elde ederken Cumhuriyetçiler 9 kayıpla 44 sandalyeye geriledi. Alaska ve Mississippi'deki yarışların sonuçları henüz kesinleşmedi. Bu iki eyaletteki sayımların kesinleşmesiyle Demokratların çoğunluğu daha da büyüyebilir.</p>
<p>Demokratlar'ın Cumhuriyetçilerden aldığı en az 7 Senato sandalyesi şöyle dağıldı:</p>
<ul>
<li>
<p>Teksas: James Talarico, Trump'ın desteklediği Ken Paxton'ı yenerek eyalette 1988'den beri seçilen ilk Demokrat senatör oldu.</p>
</li>
<li>
<p>Kansas: Adam Hamilton, Cumhuriyetçi Roger Marshall'ı yenerek 1932'den beri ilk Demokrat Senato zaferini kazandı.</p>
</li>
<li>
<p>Güney Carolina: Annie Andrews, Cumhuriyetçi Darline Graham'ı mağlup etti.</p>
</li>
<li>
<p>Ohio: Eski Demokrat senatör Sherrod Brown, Cumhuriyetçi Jon Husted'ı yenerek Senato'ya döndü.</p>
</li>
<li>
<p>Iowa: Josh Turek, Ashley Hinson'ı yenerek Demokratlara yeni bir sandalye kazandırdı.</p>
</li>
<li>
<p>Maine: Troy Jackson, Cumhuriyetçi senatör Susan Collins'in uzun süreli görevine son verdi.</p>
</li>
<li>
<p>Kuzey Carolina: Eski vali Roy Cooper, Cumhuriyetçi Michael Whatley'i yenilgiye uğrattı.</p>
</li>
</ul>
<p>Demokratlar Georgia'da Jon Ossoff'un ve Michigan'da partinin Senato sandalyesinin korunmasını da sağladı.</p>
<p>Temsilciler Meclisi'nde Demokratlar en az 231 sandalyeye ulaşarak 218 üyelik çoğunluk eşiğini geçti. Cumhuriyetçilerin elinden en az 25 seçim çevresini alan partinin sandalye sayısının kesinleşmesi için de sayımların tamamlanması bekleniyor. </p>
<h3>"Cumhuriyetçi eyaletler"de tarihsel değişim</h3>
<p>Seçimlerin en çarpıcı sonuçları tam anlamıyla eyalet valiliklerinde ortaya çıktı.</p>
<p>Teksas'ta Demokrat Gina Hinojosa, üç dönemdir görev yapan Cumhuriyetçi Vali Greg Abbott'ı yenilgiye uğrattı. Georgia'da Keisha Lance Bottoms ülke tarihinde vali seçilen ilk siyah kadın oldu. Ohio'da Amy Acton, Iowa'da Rob Sand ve Nevada'da Aaron Ford, Cumhuriyetçilerin elindeki valilikleri Demokratlara kazandırdı.</p>
<p>Demokratlar böylece 2010'dan beri ilk kez Cumhuriyetçilerden daha çok eyaletin valiliğini üstlenmiş  oldular. Eyaletlerin yasama meclislerinde de Demokratlar adına önemli değişiklikler yaşandı.</p>
<p>Seçimlerin başka bir tarihsel sonucu da Michigan'dan geldi: Abdul El-Sayed, ABD Senatosu'na seçilen ilk Müslüman oldu.</p>
<h3>Seçmen neden yön değiştirdi?</h3>
<p>Reuters'ın ABD genelinde yaklaşık 2.100 ilçenin sonuçlarını inceleyen çözümlemesine göre, Cumhuriyetçilerin oy oranı bu ilçelerin yüzde 99'unda Trump'ın 2024 başkanlık seçimlerinde aldığı oy oranının gerisinde kaldı. Ortalama düşüş yaklaşık yüzde 9'a vardı. </p>
<p>Değişimin temel nedeni ekonomik durum oldu. </p>
<p>Seçim sırasında yapılan sandık çıkışı yoklamalarında seçmenlerin yaklaşık onda dokuzunun oy verirken hayat pahalılığını önemli bir etken olarak gördüklerini belirttiler. Yaklaşık üçte ikisi fiyat artışlarından Trump'ı sorumlu tuttu. Dört seçmenden üçü ülkenin gidişatından memnuniyetsiz veya öfkeli olduklarını dile getirdiler. </p>
<p>Trump'ın gümrük tarifeleri, İran savaşının motorin ve benzin fiyatlarını yükseltmesi, artan enflasyon ve yönetime yönelik yolsuzluk iddiaları, Demokratların seçim kampanyasının başlıca konularını oluşturdu.</p>
<p>2024'te Trump'ın başarısında önemli rol oynayan Latin kökenli seçmenlerde de dikkat çekici bir değişim yaşandı. Cumhuriyetçilerin bu seçmenlerden aldığı destek, çıkış anketlerine göre yüzde 46'dan yaklaşık yüzde 33'e geriledi.</p>
<p>Cumhuriyetçilerin sonuçları kendi lehlerine etkilemek amacıyla seçim çevrelerini yeniden düzenleme girişimleri de beklenen sonucu vermedi ya da geri tepti. Demokratlar, Trump'ın 2024'te çift haneli farklarla kazandığı seçim çevrelerinde bile kazandılar. </p>
<h3>Demokratlar: Zaferin ardından yönetme sınavı</h3>
<p>Demokrat Parti'nin Temsilciler Meclisi lideri Hakeem Jeffries, seçim gecesi Washington'da yaptığı açıklamada seçmenlerin değişim talebinin karşılanması gerektiğini söyledi:</p>
<blockquote>
<p>“Bu, değişim seçimiydi. Temsilciler Meclisi Demokratları olarak köklü bir değişim gerçekleştirmemiz gerektiğinin farkındayız. İşler yolunda gitmiyor. Amerikan halkını her şeyin önüne koyan bir Kongre'ye ihtiyacımız var.”</p>
</blockquote>
<p>Jeffries, Trump yönetimi hakkındaki yolsuzluk iddialarının da yeni Kongre'nin gündeminde olacağını belirtti:</p>
<blockquote>
<p>“Bu ülkeyi daha önce görülmemiş ölçüde yolsuzluğa sürükleyenlerden hesap sorulmasını sağlayacağız. Çünkü üst düzey görevlerdeki insanlar kendilerini, ailelerini, arkadaşlarını veya bağışçılarını zenginleştirmeye odaklanmışlarsa Amerikan halkının yaşamını iyileştirmeye odaklanamazlar.”</p>
</blockquote>
<p>Seçimin ardından MS Now televizyonuna konuşan Jeffries, Demokratların önceliğini şöyle tanımladı:</p>
<blockquote>
<p>“Amerikan halkı bizden intikam almamızı değil, kendileri için iş yapmamızı istiyor. Hayat çok pahalı. Hayat pahalılığına karşı kampanya yürüttük, bu vaatle kazandık ve şimdi bu sorunu çözmek için yönetme görevi bizim.”</p>
</blockquote>
<p>Eski Başkan Barack Obama da sonuçların ardından yaptığı açıklamada seçmenlerin mesajını şöyle yorumladı:</p>
<blockquote>
<p>“Bu gece Amerikan halkı açık bir mesaj verdi: İnsanları ayrıştıran değil birleştiren bir siyaset ve karşı karşıya oldukları sorunlara somut çözümler sunan liderler istiyorlar.”</p>
</blockquote>
<p>Senato Demokrat Parti Grubu'nun lideri Chuck Schumer ise seçim gecesi konuşmasında Cumhuriyetçilerin oluşturduğu siyasi engellerin yıkıldığını savundu:</p>
<blockquote>
<p>“Amerikan halkı kırmızı tuğladan duvarı bir tuğla yığınına dönüştürdü. Böylece Senato'nun siyasi haritası kuşaklar boyunca etkili olacak biçimde yeniden şekillendi.”</p>
</blockquote>
<p>Schumer, partisinin sorumluluğunun da altını çizdi:</p>
<blockquote>
<p>“Amerikalılar değişim için oy verdi. Şimdi Demokratlar bunun gereğini yerine getirmek zorunda.”</p>
</blockquote>
<p>Teksas'ta Cumhuriyetçilerin 38 yıllık Senato üstünlüğüne son veren James Talarico ise Austin'deki zafer konuşmasında şunları söyledi:</p>
<blockquote>
<p>“Dünyanın bütün parasının Teksas halkının gücü karşısında hiçbir şey ifade etmediğini kanıtladık. Bölünme siyasetine karşı sevgi siyasetinin kazanabileceğini gösterdik.”</p>
</blockquote>
<h3>Trump yenilgiyi kabul etti, Vance savaşı suçladı</h3>
<p>Trump, seçim gecesi CBS News'a verdiği telefon röportajında Demokratları kutladı:</p>
<blockquote>
<p>“Demokratları tebrik ediyorum. Ülkemizin iyiliği için onlarla birlikte çalışmayı dört gözle bekliyorum.”</p>
</blockquote>
<p>Ancak yenilgiyi kendi politikalarının değil, Cumhuriyetçi adayların başarısızlığının sonucu olarak değerlendirdi:</p>
<blockquote>
<p>“Ben oy pusulasında değildim ve bunun için yapılabilecek bir şey yoktu. Eğer aday olsaydım kazanırdık.”</p>
</blockquote>
<p>Trump, Fox News'e yaptığı açıklamada ise seçim sonucunu kişisel bir yenilgi olarak görmediğini söyledi:</p>
<blockquote>
<p>“Demokratlar iyi iş çıkardı. On bir yıldır bunu bekliyorlardı ve sonunda başardılar. Ama ben bunu bana indirilmiş bir darbe olarak görmüyorum.”</p>
</blockquote>
<p>Başkan, Demokratların Kongre'deki çoğunluğuna karşı veto yetkisini kullanabileceğini de açıkça ifade etti:</p>
<blockquote>
<p>“Bana çılgınca yasalar gönderecekler, ben de veto edeceğim. Birkaç ay sonra arayıp ‘Bu işleri nasıl halledeceğiz?’ diye soracaklar. O zaman birlikte çalışacağız.”</p>
</blockquote>
<p>İran savaşının seçimlere etkisini ise kabul etmekle birlikte savaşı başlatma kararını savundu:</p>
<blockquote>
<p>“Bunda İran'ın da payı olduğunu düşünüyorum. Ama doğru olanı yaptım. Yine olsa aynı şeyi yapardım.”</p>
</blockquote>
<p>Cumhuriyetçiler içindeki en önemli farklılaşma ise Başkan Yardımcısı JD Vance'den geldi.</p>
<p>Vance, 4 Kasım'da X hesabından yaptığı açıklamada seçim yenilgisinin temel nedenini doğrudan İran savaşına bağladı:</p>
<blockquote>
<p>“Kaybetmemizin asıl nedeni hemen herkes için açık. Kaybetmemizin nedeni savaş. Başkan da dün gece bunu söyledi.”</p>
</blockquote>
<p>Vance, savaşın sürdürülmesini savunan Cumhuriyetçilere de seslendi:</p>
<blockquote>
<p>“Senato'yu önümüzdeki altı yıl için kaybetmemize değdiğini düşünüyorsanız bunu açıkça savunun. Bunun ödenmeye değer bir bedel olduğunu söyleyin. Katılırım ya da katılmam ama en azından dürüst bir tutum olur.”</p>
</blockquote>
<p>Başkan Yardımcısı, Cumhuriyetçilerin seçmenlerini sandığa götürememesinden çok, 2024'te Trump'a oy verenlerin bir bölümünün Demokratlara yönelmesinin belirleyici olduğunu da vurguladı.</p>
<p>Bu farklılaşma, Cumhuriyetçi Parti'nin dış politika ve 2028 başkanlık seçimi öncesindeki yönelim tartışmasının ilk işaretlerinden biri oldu.</p>
<p>Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, seçim yenilgisinin ardından yeni dönemde Cumhuriyetçi azınlık liderliğine aday olmayacağını bildirdi. Johnson, seçim sonucuna ilişkin açıklamasında şunları söyledi:</p>
<blockquote>
<p>“Bu ara seçimin sonucu umduğumuz ve uğruna mücadele ettiğimiz sonuç değil. Ancak yeni bir mücadele daha yeni başlıyor.”</p>
</blockquote>
<p>Senato Cumhuriyetçi lideri John Thune da Demokrat çoğunluğa karşı muhalefet mesajı verdi:</p>
<blockquote>
<p>“Demokrat Parti'nin aşırı sol, sosyalist kanadı gerçekleştirdiğimiz her şeyi geri almaya çalışırken Senato Cumhuriyetçileri elleri kolları bağlı oturmayacak.”</p>
</blockquote>
<h3>Trump'ı nasıl bir Kongre bekliyor?</h3>
<p>Yeni Kongre Ocak 2027'de göreve başlayacak. Demokratların her iki kanadı kontrol etmesi, Trump'ın yeni yasaları tek başına geçirmesini engelleyecek; bütçe, harcamalar, üst düzey atamalar ve yönetim hakkındaki soruşturmalar üzerinde muhalefetin etkisini artıracak.</p>
<p>Senato çoğunluğu, başkanın yargı ve yönetim kadrolarına yapacağı atamaları da engelleyebilir. Bu durum olası bir Yüksek Mahkeme üyeliğinin boşalmasında özellikle önem kazanacak.</p>
<p>Buna karşılık Trump'ın veto yetkisi sürecek. Demokratlar vetoyu aşabilecek üçte iki çoğunluğa sahip değil. Temsilciler Meclisi'nin bir azil suçlamasını kabul etmesi de başkanı görevden almak için yeterli olmayacak; bunun için Senato'da üçte iki çoğunluk gerekiyor.</p>
<p>Sonuçta seçimler başkanın görevine son vermedi, ancak yürütme ile yasama arasında iki yıl sürebilecek yeni bir güç mücadelesinin koşullarını yarattı.</p>
<h3>Avrupa'da ihtiyatlı iyimserlik</h3>
<p>ABD seçimlerinin uluslararası etkilerine ilişkin ilk açıklamaları farklı yönlere işaret etti. </p>
<p>İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, X hesabından yaptığı açıklamada seçim sonuçlarını Brezilya'daki gelişmelerle ilişkilendirdi:</p>
<blockquote>
<p>“Dün Amerikan toplumu, insanları yalnızca yoksullaştıran politikalara karşı oy verdi. Nefrete, cinsiyetçiliğe, iklim inkârcılığına ve seçkinlerin ayrıcalıklarına karşı oy verdi. Brezilya'da oldu. Şimdi ABD'de oldu. Yakında İspanya'da da olacak.”</p>
</blockquote>
<p>Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcısı Christel Schaldemose, seçim sonuçlarının Avrupa açısından ihtiyatlı bir iyimserlik yarattığını söyledi:</p>
<blockquote>
<p>“Her şeyin şimdi iyiye doğru değişeceği için değil; Ukrayna'ya desteğe, yeşil dönüşüme ve dünyanın geri kalanıyla ilişkilere yararlı olabileceği için iyimserim.”</p>
</blockquote>
<p>Schaldemose, Avrupa'nın bağımsızlığını güçlendirme hedefinden vazgeçmemesi gerektiğini de ekledi:</p>
<blockquote>
<p>“Avrupa Birliği daha güçlü olma ve kendi ayakları üzerinde durma yolunda ilerlemeye devam etmeli. Bu tartışma konusu değil.”</p>
</blockquote>
<p>Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre, Reuters'a yaptığı değerlendirmede sonuçların Amerikan siyasetinde yön değişikliğinin işareti olduğunu belirtti:</p>
<blockquote>
<p>“Bu, Amerikan seçmenlerinin yön değiştirdiğine ilişkin güçlü bir siyasi işaret. Amerikan siyasetinde artık iklim, çevre, dış politika ve kalkınma yardımları gibi konularda bize, başkanın ve yönetiminin temsil ettiği çizgiden daha yakın sesler yükseliyor.”</p>
</blockquote>
<h3>Almanya: AfD'den uzaklaşma mesajları</h3>
<p>Trump'la ideolojik yakınlıklarını daha önce öne çıkaran Avrupa aşırı sağının açıklamalarında ise belirgin bir değişiklik görüldü.</p>
<p>Almanya AfD Eş Başkanı Alice Weidel, Cumhuriyetçilerin yenilgisini Trump'ın dış politikasına bağladı:</p>
<blockquote>
<p>“Trump seçmenlerine müdahaleci bir dış politika izlemeyeceğine söz vermişti. Bu sözün tutulmaması şimdi Cumhuriyetçilerin karşısına çıktı.”</p>
</blockquote>
<h3>Fransa: Ulusal Birlik (RN) faturayı savaşa kesti</h3>
<p>Protofaşist RN lideri Jordan Bardella, İran savaşının ekonomik sonuçlarını değerlendirdi:</p>
<blockquote>
<p>“Donald Trump'ın ikinci dönemi, dış politika felsefesi bakımından ilk döneminden oldukça farklı. İran'a Amerikan müdahalesinin yalnızca ABD ekonomisi için değil, petrol fiyatlarının yükselmesi nedeniyle Avrupalıların satın alma gücü için de çok ağır sonuçları var.”</p>
</blockquote>
<h3><strong>İtalya: Lega Nord "hayat pahalılığı"na  bağladı </strong></h3>
<p>Protofaşist Kuzey Birliği lideri Matteo Salvini, seçim sonuçlarının uluslararası çatışmalar ve hayat pahalılığıyla bağlantısına dikkat çekti:</p>
<blockquote>
<p>“Amerikan seçimlerinin sonucu her şeyden önce savaşlardan, uluslararası gerilimlerden ve sonuçları doğrudan ailelere yansıyan hayat pahalılığından etkilendi.”</p>
</blockquote>
<p>Salvini, seçimlerin savaşların sona erdirilmesine katkıda bulunmasını umduğunu da belirtti:</p>
<blockquote>
<p>“Umarım bu oy, çatışmaların sona erdirilmesini ve barışa dönüşü hızlandırır.”</p>
</blockquote>
<h3>Almanya Sol Parti: "Küresel sağın yenilgisi"</h3>
<p> Sol Parti Eş Başkanı Ines Schwerdtner sonuçları daha geniş bir siyasi bağlama yerleştirdi:</p>
<blockquote>
<p>“Bu, küresel sağın ağır yenilgisidir.”</p>
</blockquote>
<h3>İran: "ABD savaşa hayır dedi" </h3>
<p>Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, X hesabından yaptığı açıklamada seçimleri İran savaşı açısından değerlendirdi:</p>
<blockquote>
<p>“Amerikalılar savaşa hayır dedi. Biz de bu mesajı destekliyoruz.”</p>
</blockquote>
<h3><strong>Rusya: Kremlin memnun olmadı </strong></h3>
<p>Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, Moskova'nın ABD seçimlerinden bağımsız bir dış politika izleyeceğini vurguladı:</p>
<blockquote>
<p>“Demokrat Parti yönetiminin Rusya'ya yaklaşımı son derece olumsuz. Bunda yeni bir şey yok. Ukrayna konusundaki tutumumuz ve genel olarak dış politikamız başka ülkelerdeki siyasi barometrenin dalgalanmalarına bağlı değil.”</p>
</blockquote>
<h3><strong>Çin: "ABD'nin iç işleri" </strong></h3>
<p>Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, Pekin'deki basın toplantısında seçimlere ilişkin soruyu yanıtladı:</p>
<blockquote>
<p>“ABD ara seçimleri bu ülkenin iç meselesidir. Çin, iki devlet başkanının vardığı önemli mutabakatları uygulamak, iletişimi güçlendirmek, görüş ayrılıklarını yönetmek ve işbirliğini genişletmek için ABD ile çalışmaya devam etmeye hazırdır.”</p>
</blockquote>
<h3><strong>Japonya: İttifak ebedi </strong></h3>
<p>Kabine Başsekreteri Minoru Kihara da Washington'la ilişkilerde süreklilik mesajı verdi:</p>
<blockquote>
<p>“Seçimlerin sonucu ne olursa olsun Japonya-ABD ittifakı, Japonya'nın dış ve güvenlik politikasının temel taşıdır.”</p>
</blockquote>
<h3><strong>Güney Afrika: Yeni bir dönem umudu </strong></h3>
<p>Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa ise seçimlerin uluslararası ilişkilerde değişim yaratabileceğini söyledi:</p>
<blockquote>
<p>“Demokratların hem Senato'da hem Temsilciler Meclisi'nde kontrolü ele geçirdiğini gördük. Amerikan halkı sözünü söyledi. Bunun dünya ilişkilerinde yeni bir dönemi başlatacağını düşünüyorum.”</p>
</blockquote>
<h3>ABD ara seçimlerinin uluslararası anlamı</h3>
<p>Sonuçlar, Washington'da bir iktidar değişikliği olmasa da; Trump yönetiminin Kongre'deki dayanağını kaybetmesi anlamına geliyor. Dış politika ve başkanlık yetkileri büyük ölçüde Trump'ın elinde kalırken, Demokratlar bütçe, denetim ve atamalar üzerinden yönetimi sınırlayabilecek.</p>
<p>İlk uluslararası tepkiler de bu ayrımı yansıtıyor: Demokratların başarısını memnuniyetle karşılayan hükümetler bile ABD'nin ticaret, güvenlik ve dış politika çizgisinde kendiliğinden köklü bir değişim beklemiyor.</p>
<p>Ancak seçimlerin ortaya çıkardığı temel olgu ABD toplumunun tabanındaki toprak kayması ve bunun uzun dönemli olası etkileri: Trump'ın 2024'te bir araya getirdiği seçmen koalisyonu çözülürken, İran savaşının yol açtığı küresel ve ekonomik maliyetler yalnızca ABD'de değil, Trump'a yakın uluslararası siyasi çevrelerde de tartışma konusu olmaya başladı.</p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 20:49:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Barış Anneleri, Numan Kurtulmuş ile görüştü]]></title><link>https://bianet.org/haber/baris-anneleri-numan-kurtulmus-ile-gorustu-325098</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/04/baris-anneleri-numan-kurtulmus-ile-gorustu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/baris-anneleri-numan-kurtulmus-ile-gorustu-325098</guid><description><![CDATA[Ankara'da nöbet tutan ve siyasi partilerle görüşen Barış Anneleri, Numan Kurtulmuş'a taleplerini iletti: “Barış gelene kadar sesimizi yükselteceğiz.”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Barış Anneleri, Ankara'da iki gün süren eylem ve siyasi parti görüşmelerinin ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş ile bir araya geldi. Görüşmenin ardından açıklama yapan anneler, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında somut adımlar atılmasını ve cezaevindeki siyasi tutukluların serbest bırakılmasını istedi.</p>
<a href='/yazi/baris-anneleri-ankarada-baris-beklenmez-insa-edilir-325026' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2026/11/03/baris-anneleri-ankarada-baris-beklenmez-insa-edilir.jpg' alt='Barış Anneleri Ankara’da: Barış beklenmez, inşa edilir' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Barış Anneleri Ankara’da: Barış beklenmez, inşa edilir</h5>
<div class='date'>3 Kasım 2026</div>
</div>
</a>

<p>Türkiye'nin farklı kentlerinden Ankara'ya gelen Barış Anneleri, 2 Kasım'da başlattıkları eylem kapsamında Kurtuluş Parkı'nda gece boyunca nöbet tuttu. Anneler, 3 Kasım'da Meclis'teki siyasi parti temsilcileriyle, 4 Kasım'da ise TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüştü.</p>
<p>Barış Annelerinden Hanife Akpolat, Müzeyyen Bütün ve Afife Kartal'ın katıldığı Kurtulmuş görüşmesinin ardından Meclis'in Dikmen Kapısı önünde basın açıklaması yapıldı.</p>
<h3>300'ü aşkın Barış Annesi Ankara'ya geldi</h3>
<p>Barış Anneleri, “Barış için Adım At” çağrısıyla 2 Kasım'da Ankara'da bir araya geldi. 24 kentten 300'ü aşkın Barış Annesi, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması, cezaevindeki siyasi tutukluların tahliye edilmesi ve devam eden barış sürecinde somut adımlar atılması taleplerini dile getirdi.</p>
<p>Meclis Parkı'nda açıklama yapan anneler, daha sonra Kurtuluş Parkı'na geçerek gece boyunca nöbet tuttu.</p>
<p>Eylem sırasında konuşan Barış Anneleri, çatışmalarda yakınlarını kaybettiklerini, yıllardır barış talebinde bulunduklarını ve yeni süreçte yalnızca açıklamalar değil, hukuki ve siyasi düzenlemeler görmek istediklerini belirtti.</p>
<a href='/haber/baris-anneleri-meclis-onunde-baris-icin-somut-adimlar-atilsin-325007' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/11/02/baris-anneleri-meclis-onunde-baris-icin-somut-adimlar-atilsin.png' alt='Barış Anneleri Meclis önünde: Barış için somut adımlar atılsın' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Barış Anneleri Meclis önünde: Barış için somut adımlar atılsın</h5>
<div class='date'>2 Kasım 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Meclis'te siyasi partilerle görüştüler</h3>
<p>Barış Anneleri, 3 Kasım'da DEM Parti'nin TBMM Grup Toplantısı'na katıldıktan sonra siyasi parti temsilcileriyle bir dizi görüşme gerçekleştirdi.</p>
<p>Anneler CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Yeni Yol Grubu Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen, MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç ve AKP Grup Başkanı Abdullah Güler ile görüştü. Heyet ayrıca Adalet Bakanlığı'nda temaslarda bulundu.</p>
<p>Görüşmelerde, Kürtçe ve Türkçe hazırlanan, barış sürecine ilişkin taleplerin ve önerilerin yer aldığı dosyalar parti temsilcilerine sunuldu.</p>
<p>Anneler, görüşmelerde Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması, siyasi tutukluların tahliyesi ve barış sürecinin ilerlemesi için yasal düzenlemeler yapılmasını istedi.</p>
<a href='/haber/baris-anneleri-cezaevleri-onunden-seslendi-yasal-duzenleme-yapin-319495' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/05/10/baris-anneleri-cezaevleri-onunden-seslendi-acinin-anneleri-olmak-istemiyoruz.jpg' alt='Barış Anneleri, cezaevleri önünden seslendi: Yasal düzenleme yapın' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Barış Anneleri, cezaevleri önünden seslendi: Yasal düzenleme yapın</h5>
<div class='date'>10 Mayıs 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Adalet Bakanlığı görüşmesi</h3>
<p>Barış Anneleri heyetinde yer alan Mürvet Demir, Adalet Bakanlığı'ndaki görüşmede İmralı'ya ziyaret gerçekleştirme talebinde bulunmadıklarını, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılmasını istediklerini aktardı.</p>
<p>Demir, taleplerinin Öcalan'ın toplumla doğrudan temas kurabileceği koşulların oluşturulması olduğunu belirtti.</p>
<p>Adalet Bakanlığı görüşmesine Barış Annelerinden Peyruze Kurt, Adalet Çay ve Hidayet Demir'in katıldığı bildirildi.</p>
<h3>Anneler siyasi partilerin yanıtlarını anlattı</h3>
<p>AKP ve CHP ile yapılan görüşmelere katılan Barış Annesi Amina Engüdar, temasların ardından parti temsilcilerinin açıklamalarını aktardı.</p>
<p>Engüdar, AKP temsilcileri barış sürecinde duraksama olmadığını, görüşmelerin devam ettiğini anlattığını belirtti. Barış Anneleri ise sürecin ilerlediğini gösterecek somut adımlar görmek istediklerini iletti.</p>
<p>CHP ile görüşmelerine ilişkin de bilgi veren Engüdar, parti temsilcilerinin Barış Annelerinin mücadelesine saygı duyduklarını ve barış çabalarını desteklediklerini aktardı.</p>
<p>Anneler, siyasi parti görüşmelerinde taleplerini ilettiklerini, ancak barış sürecinin ilerlemesi için açıklamaların ötesine geçilmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<h3>Kurtulmuş görüşmesi</h3>
<p>Barış Annelerinden Hanife Akpolat, Müzeyyen Bütün ve Afife Kartal, bugün (4 Kasım) TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile Meclis Başkanlığı makamında görüştü.</p>
<p>Görüşmenin ardından Meclis'in Dikmen Kapısı önünde konuşan Müzeyyen Bütün, temasların olumlu geçtiğini söyledi.</p>
<p>Bütün, “Görüşmeler iyi geçti. Umuyoruz ki bu süreç sonuca ulaşacak. Barış talebimizi tekrar tekrar ifade ettik” dedi.</p>
<p>Meclis Başkanı Kurtulmuş'a kendilerini kabul ettiği için teşekkür eden Bütün, görüşmede olumlu mesajlar aldıklarını belirtti.</p>
<p>Barış sağlanıncaya kadar taleplerini dile getirmeyi sürdüreceklerini söyleyen Bütün, asker ve polis annelerine de ortak mücadele çağrısı yaptı:</p>
<p>“Tüm asker ve polis annelerine de sesleniyoruz, gelsinler hep birlikte barışı talep edelim.”</p>
<h3>Çalıhan: Bu topraklara mezar değil, fidan ekilmeli</h3>
<p>Barış Annesi Zeynep Çalıhan da açıklamasında kadınlara ortak barış mücadelesi çağrısı yaptı.</p>
<p>Kendisini bir Türk annesi olarak tanımlayan Çalıhan, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılmasını talep etti.</p>
<p>Çalıhan, çatışmaların sona ermesini istediklerini belirterek şöyle konuştu:</p>
<p>“Artık bu topraklar kana doydu. O topraklara fidan ekilmesi lazım mezar değil. Türk kadınlarına da söylüyorum; buyurun gelin birlikte barışı inşa edelim. Biz barış istiyoruz, savaş değil.”</p>
<a href='/haber/baris-anneleri-siyasi-partileri-ziyaret-edecek-319374' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/05/06/baris-anneleri-siyasi-partileri-ziyaret-edecek.png' alt='Barış Anneleri siyasi partileri ziyaret edecek' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Barış Anneleri siyasi partileri ziyaret edecek</h5>
<div class='date'>6 Mayıs 2026</div>
</div>
</a>

<div class="box-1">
<p><strong>Ne olmuştu?</strong></p>
<p>Barış Anneleri İnisiyatifi, 1990'lı yıllardan itibaren çatışmalarda yakınlarını kaybeden ve Kürt meselesinin barışçıl yollarla çözülmesini isteyen kadınların yürüttüğü çalışmalarla ortaya çıktı.</p>
<p>İnisiyatif, yıllardır çatışmaların sona ermesi, yaşam hakkının korunması, cezaevlerindeki hak ihlallerinin giderilmesi ve Kürt meselesinin demokratik çözümü için açıklamalar, yürüyüşler ve oturma eylemleri düzenliyor.</p>
<p>22 Ekim 2024'te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Abdullah Öcalan'a yönelik çağrısıyla Kürt meselesinin çözümüne ilişkin yeni bir siyasi süreç tartışılmaya başlandı.</p>
<p>27 Şubat 2025'te Öcalan'ın PKK'ye silah bırakma ve örgütün feshedilmesi çağrısında bulunmasının ardından barış ve demokratikleşme sürecine ilişkin siyasi temaslar devam etti.</p>
<p>Barış Anneleri, bu dönemde yaptıkları açıklamalarda çatışmaların sona ermesinin yanı sıra sürecin yasal güvencelerle desteklenmesini ve siyasi tutukluların serbest bırakılmasını talep etti.</p>
<p>Ankara'da 2-3 Kasım'da düzenlenen eylem ve görüşmeler ile 4 Kasım'da TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile yapılan görüşme, Barış Annelerinin bu taleplerini siyasi kurumlara iletmek amacıyla gerçekleştirdikleri son temaslar oldu.</p>
</div>
<p>(FY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 17:37:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Ömer Çelik'in fotoğrafını paylaşan iki gazeteciye 29 yıl 9 ay hapis istemi]]></title><link>https://bianet.org/haber/omer-celik-in-fotografini-paylasan-iki-gazeteciye-29-yil-9-ay-hapis-istemi-325093</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/04/omer-celik-in-fotografini-paylasan-iki-gazetecilere-29-yil-9-ay-hapis-istemi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/omer-celik-in-fotografini-paylasan-iki-gazeteciye-29-yil-9-ay-hapis-istemi-325093</guid><description><![CDATA[Mustafa Balcı ve Şaban Sevinç hakkındaki suçlamalar "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "iftira" ve "kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret".]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fon soruşturmasında AKP Sözcüsü Ömer Çelik ile Osman Arıkan Nacar'ın aynı karede yer aldığı fotoğrafı paylaşan Sözcü muhabiri Mustafa Balcı ve gazeteci Şaban Sevinç hakkında iddianame hazırladı.</p>
<p>Savcılık, Balcı için 10 yıl 10 ay, Sevinç için 18 yıl 11 aya kadar hapis cezası istedi.</p>
<p>Balcı'ya "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "iftira" ve "kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret" suçlamalarını yöneltti.</p>
<p>Sevinç ise "zincirleme şekilde halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "zincirleme şekilde iftira" ve "kamu yöneticisine hakaret" ile suçlandı.</p>
<p>Her iki isim de 9 Ekim 2026'da gözaltına alınmış ve aynı gün tutuklanmıştı.</p>
<a href='/haber/fon-skandalinin-siyasi-ayagini-haberlestiren-gazeteciler-sevinc-ve-balci-tutuklandi-324284' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/09/fon-skandalinin-siyasi-ayagini-haberlestiren-gazeteciler-sevinc-ve-balci-tutuklandi.jpg' alt='Fon skandalının siyasi ayağını haberleştiren gazeteciler Sevinç ve Balcı tutuklandı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Fon skandalının siyasi ayağını haberleştiren gazeteciler Sevinç ve Balcı tutuklandı</h5>
<div class='date'>9 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Sosyal medya paylaşımları iddianamede</h3>
<p>İddianameye göre soruşturmanın merkezinde gazetecilerin X hesaplarından yaptıkları paylaşımlar ve bu paylaşımlara konu olan Limak Filarmoni Orkestrası'nın Bodrum'daki konserine ilişkin haberler var.</p>
<p>Savcılık, gazetecilerin Ömer Çelik'in konser katılımı ve konserin maliyetine ilişkin paylaşımlarının halkı yanıltıcı bilgi içerdiğini ve Çelik'e yönelik suç isnadında bulunduğunu ileri sürdü.</p>
<p>İddianamede, gazetecilerin paylaşımlarında kullandıkları ifadeler, yayımladıkları video ve fotoğraflar ile haberlerin içeriği değerlendirilerek suçlamalara dayanak oluşturuldu.</p>
<p>Savcılık ayrıca paylaşımların Çelik'in kamuoyundaki itibarı üzerinde etkili olduğunu iddia etti.</p>
<p>İddianameyi kabul eden İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesi 27 Kasım'da görecek.</p>
<div class="box-1">
<p>Osman Arıkan Nacar, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında adı geçen isimlerden biriydi. Basına yansıyan bilgilere göre, E-Data Teknoloji'nin ortaklarından Nacar'ın yaklaşık 20 milyar TL'lik fon hareketiyle bağlantılı olduğu ve soruşturma kapsamında yurt dışına çıktığı ileri sürülüyor. Şirketin diğer ortaklarından Ali Göl ise tutuklandı.</p>
<p>Nacar, Ağustos 2026'da Bodrum Antik Tiyatro'da düzenlenen Limak Filarmoni Orkestrası konserinde AKP Sözcüsü Ömer Çelik, Limak Holding Onursal Başkanı Nihat Özdemir ve Yıldırım Demirören'in bulunduğu karede yer aldı.</p>
<p>Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre de daha önce Çelik'e Nacar'la Bodrum'da tatil yapıp yapmadığını ve Ankara'ya birlikte dönüp dönmediklerini sormuştu.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/11/omer-celik-osman-arikan-nacar.jpg" alt=""></p>
</div>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 16:10:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Hatimoğulları Edirne'de, Bakırhan Kandıra'da açıklama yaptı]]></title><link>https://bianet.org/haber/hatimogullari-edirne-de-bakirhan-kandira-da-aciklama-yapti-325090</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/04/hatimogullari-edirne-de-bakirhan-kandira-da-aciklama-yapti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/hatimogullari-edirne-de-bakirhan-kandira-da-aciklama-yapti-325090</guid><description><![CDATA[DEM Parti eş genel başkanları, Demirtaş ve Yüksekdağ'ın tutuklanmasının 10’ncu yılında Edirne ve Kandıra cezaevlerini ziyaret etti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları tülay Hatimoğlulları ile Tuncer Bakırhan, Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın da aralarında bulunduğu siyasetçilerin tutuklanmasının 10’ncu yılında Edirne ve Kandıra cezaevleri önünde açıklama yaptı.</p>
<a href='/haber/idris-baluken-iktidar-ve-donemin-medyasi-4-kasim-icin-ozelestiri-vermedi-325086' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/11/04/idris-baluken-4-kasimin-en-agir-izi-hukukun-muhalefeti-sinirlandirma-aracina-donusmesidir.jpg' alt='İdris Baluken: İktidar ve dönemin medyası 4 Kasım için özeleştiri vermedi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İdris Baluken: İktidar ve dönemin medyası 4 Kasım için özeleştiri vermedi</h5>
<div class='date'>4 Kasım 2026</div>
</div>
</a>

<p>Hatimoğulları, Demirtaş'ın tutulduğu Edirne Cezaevi'ni, Bakırhan ise Yüksekdağ'ın tutulduğu Kocaeli'deki Kandıra Cezaevi'ni ziyaret etti.</p>
<p>Hatimoğulları'na DEM Parti heyeti eşlik etti. Ziyaretin ardından cezaevi önünde yapılan açıklamaya Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, siyasi parti temsilcileri ve yurttaşlar katıldı.</p>
<p>Hatimoğulları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) kararlarının uygulanmasını, Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başta olmak üzere Kobanî davasında tutuklu bulunan siyasetçilerin serbest bırakılmasını istedi.</p>
<a href='/haber/figen-yuksekdagin-yeni-fotografi-yayinlandi-325076' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/11/04/figen-yuksekdagin-yeni-fotografi-yayinlandi.jpeg' alt='Figen Yüksekdağ’ın yeni fotoğrafı yayınlandı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Figen Yüksekdağ’ın yeni fotoğrafı yayınlandı</h5>
<div class='date'>4 Kasım 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“AİHM kararlarına uymak hukuki sorumluluktur”</h3>
<p>Hatimoğulları, Demirtaş ve Yüksekdağ'ın tutukluluğunun devam etmesine tepki göstererek Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>AİHM kararlarının uygulanmasının siyasi bir tercih değil, hukuki bir zorunluluk olduğunu belirten Hatimoğulları, tutuklu siyasetçilerin serbest bırakılması çağrısını yineledi.</p>
<a href='/haber/icisleri-bakanligi-ahmet-turkun-goreve-donusunu-engelledi-325053' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/11/03/icisleri-bakanligi-ahmet-turkun-goreve-donusunu-engelledi.png' alt='İçişleri Bakanlığı, Ahmet Türk’ün göreve dönüşünü engelledi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İçişleri Bakanlığı, Ahmet Türk’ün göreve dönüşünü engelledi</h5>
<div class='date'>3 Kasım 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Kayyım uygulamaları bütün muhalefete yayıldı”</h3>
<p>Hatimoğulları, 4 Kasım 2016'daki tutuklamaların ardından belediyelere kayyım atanmasının yaygınlaştığını belirtti.</p>
<p>Kayyım uygulamalarının yalnızca Kürt illeriyle sınırlı kalmadığını belirten Hatimoğulları, bu yöntemin zamanla muhalefetin farklı kesimlerine de uygulandığını söyledi.</p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun ve diğer seçilmiş belediye başkanlarının tutukluluğuna da değinen Hatimoğulları, kayyım uygulamalarına son verilmesini istedi.</p>
<a href='/haber/uc-insan-haklari-orgutunden-aihm-ye-imamoglu-basvurusu-325075' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/11/04/uc-insan-haklari-orgutunden-aihm-ye-imamoglu-basvurusu.jpg' alt='Üç insan hakları örgütünden AİHM&#39;ye İmamoğlu başvurusu' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Üç insan hakları örgütünden AİHM'ye İmamoğlu başvurusu</h5>
<div class='date'>4 Kasım 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Demirtaş'tan sürece destek mesajı</h3>
<p>Hatimoğulları, cezaevindeki görüşmede Demirtaş'ın Türkiye halklarına selamlarını ilettiğini aktardı. Demirtaş'ın Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne cezaevi koşullarında da destek vermeyi sürdüreceğini söylediğini belirten Hatimoğulları, tutuklu siyasetçilerin barış çabalarından vazgeçmediğini ifade etti.</p>
<p>Hatimoğulları, bütün siyasi mahpuslar serbest bırakılıncaya kadar mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi.</p>
<h3>Bakırhan: On birinci yılda arkadaşlarımız bizimle siyaset yapmalı</h3>
<p>Kandıra Cezaevi önünde konuşan Tuncer Bakırhan ise kadınlara siyaset yapma çağrısı yapılırken siyaset yapan kadınların cezaevinde tutulmasını eleştirdi.</p>
<p>Bakırhan, “Kim inanır kadınların kadınlara ‘siyaset yapın’ diyenlere ve karşılığında fikirleri cezaevinde tutan bu mantığa, bu anlayışa?” diye sordu.</p>
<p>Siyasetin, hukukun ve demokrasinin gerçek anlamda tartışılacağı bir döneme ihtiyaç olduğunu söyleyen Bakırhan, şöyle konuştu:</p>
<p>“On yıldır cezaevlerinin kapılarında açıklama yapıyoruz. Yetmedi mi artık? On birinci yılda buralara gelip açıklamalar yapmak istemiyoruz. On birinci yılda artık arkadaşlarımız bizimle birlikte demokratik siyaset yapmalı. Figen Yüksekdağ, barış konusunda ortaya koyduğu iradeyi artık dışarıda göstermeli. Selahattin Demirtaş artık kendi halkıyla, yoldaşlarıyla birlikte siyaset yapabilmelidir.”</p>
<h3>“Yeni sayfanın ilk cümlesi adalet olmalı”</h3>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi kutuplaşmanın sona ermesine yönelik çağrısına da değinen Bakırhan, yeni bir dönemin ancak geçmişteki hukuksuzlukların giderilmesiyle başlayabileceğini söyledi.</p>
<p>Bakırhan, “Yeni bir sayfa, eski adaletsizliklerin, eski hukuksuzlukların üzerine yeni adaletsizlikler ekleyerek açılamaz” dedi.</p>
<p>Siyasi kutuplaşmanın sona erdirilmesinin seçilmişlerin ve toplumun iradesine saygı gösterilmesinden geçtiğini belirten Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Bir sayfa açacaksak açmalıyız. Biz buna inanıyoruz. Bu yağmurda burada bulunan siz yoldaşlarımız da buna inanıyorsunuz. O sayfanın ilk cümlesi adalet olmalıdır, hukuk olmalıdır. Bir sayfa açılacaksa bu sayfanın yanında önce özgür siyaset, önce demokrasi, önce adalet ve hukuk olmalıdır. Türkiye toplumunun buna ihtiyacı var.”</p>
<h3>“AİHM ve AYM kararlarının gereği yerine getirilmeli”</h3>
<p>Bakırhan, Demirtaş ve Yüksekdağ'ın yanı sıra cezaevinde bulunan diğer siyasi tutukluların da serbest bırakılması gerektiğini söyledi.</p>
<p>“Bunun için de önce Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Can Atalay ve cezaevinde bulunan bütün siyasi tutsaklar serbest bırakılmalıdır. AİHM ve AYM kararlarının gereği artık hiç tartışmasız yerine getirilmelidir.”</p>
<p>Bakırhan, Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu tutuklu belediye başkanları ve belediye yöneticilerinin tutuksuz yargılanmasının önünün açılmasını istedi.</p>
<p>Siyasi kutuplaşmanın sona ermesi için öncelikle cezaevlerindeki siyasetçilerin durumunun ele alınması gerektiğini belirten Bakırhan, “Önce on yıllık bu siyasi darbenin sonuçlarını ortadan kaldırmakla başlayabiliriz” dedi.</p>
<a href='/haber/figen-yuksekdag-barisin-akli-da-iradesi-de-kadindir-325074' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/11/04/figen-yuksekdag-barisin-akli-da-iradesi-de-kadindir.jpeg' alt='Figen Yüksekdağ: Barışın aklı da iradesi de kadındır' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Figen Yüksekdağ: Barışın aklı da iradesi de kadındır</h5>
<div class='date'>4 Kasım 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Barış süreci aynı zamanda demokratikleşme sürecidir”</h3>
<p>Bakırhan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin yalnızca çatışmaların sona ermesini değil, Türkiye'nin demokratikleşmesini de hedeflemesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>AİHM ve AYM kararlarının uygulandığı, kayyım atamalarının sona erdiği ve seçmen iradesine saygı gösterildiği bir Türkiye istediklerini belirten Bakırhan, şöyle konuştu:</p>
<p>“Artık on birinci yılda demokratik bir Türkiye, AİHM ve AYM kararlarının uygulandığı bir Türkiye, ekonomide adaletin olduğu bir Türkiye, siyasetçilerin sabahın dördünde kapıları kırılarak gözaltına alınmadığı bir Türkiye, kayyumların olmadığı, sandık iradesine saygı gösterilen bir Türkiye'nin olması gerekiyor.”</p>
<p>Bakırhan, sürecin demokratikleşmeyle birlikte ele alınması gerektiğini belirterek “Cezaevlerinin boşalması, Türkiye'nin demokratikleşmesi için gereklidir” dedi.</p>
<p>Kandıra Cezaevi önünde mücadelelerini sürdüreceklerini söyleyen Bakırhan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:</p>
<p>“Figenlerin, Selahattinlerin, Canların, Selçukların, Kavalaların, Bekir Kayaların, Ayşe Gökkanların, Leyla Güvenlerin yeri artık cezaevleri değil; halkının, toplumunun, yoldaşlarının yanıdır.”</p>
<a href='/haber/gabarda-mezarliga-saldiri-mezar-taslari-kirildi-cicekler-yakildi-325066' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/11/04/gabarda-mezarliga-saldiri-mezar-taslari-kirildi-cicekler-yakildi.png' alt='Gabar’da mezarlığa saldırı: Mezar taşları kırıldı, çiçekler yakıldı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Gabar’da mezarlığa saldırı: Mezar taşları kırıldı, çiçekler yakıldı</h5>
<div class='date'>4 Kasım 2026</div>
</div>
</a>

<h3>EMEP: Kayyıma son verilmeli</h3>
<p>Cezaevi önündeki açıklamada konuşan EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan da Demirtaş, Yüksekdağ ve diğer tutuklu siyasetçilerin serbest bırakılmasını istedi.</p>
<p>Aslan, kayyım atanan belediyelerde seçilmiş başkanların görevlerine dönmesi gerektiğini belirtti. Kürt meselesinin demokratik çözümü için somut adımlar atılması çağrısında bulunan Aslan, anadilde eğitim hakkının tanınması ve eşit yurttaşlık temelinde düzenlemeler yapılması gerektiğini söyledi. Aslan ayrıca siyasi tutukluları kapsayan genel af çağrısında bulundu.</p>
<h3>Konukçu: Barış talebi sahiplenilmeli</h3>
<p>DEM Parti İstanbul Milletvekili ve Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) Sözcüsü Kezban Konukçu ise barış sürecinin ilerleyebilmesi için ortak mücadele alanlarının genişletilmesi gerektiğini belirtti.</p>
<p>Ekonomik haklar, kadınların özgürlüğü, yaşam hakkı ve Kürt meselesinin demokratik çözümünün birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini söyleyen Konukçu, sosyalist ve sol kesimlere Kürtlerin barış talebini sahiplenme çağrısında bulundu.</p>
<p>Bakırhan da Kandıra'da konuştu</p>
<div class="box-1">
<p><strong>Ne olmuştu?</strong></p>
<p>4 Kasım 2016'da HDP'li milletvekillerine yönelik düzenlenen operasyonlarda, dönemin HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda siyasetçi gözaltına alındı.</p>
<p>Demirtaş ve Yüksekdağ, çıkarıldıkları mahkemelerce tutuklandı.</p>
<p>AİHM, Demirtaş'ın tutukluluğuna ilişkin kararlarında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ihlal edildiğine hükmederek serbest bırakılmasını istedi.</p>
<p>Demirtaş, Edirne Cezaevi'nde; Yüksekdağ ise Kocaeli'deki Kandıra Cezaevi'nde tutulmaya devam ediyor.</p>
</div>
<p>(FY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 14:40:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[DEM Parti eski PM üyesi sosyalist Nesrin Aslan hayatını kaybetti]]></title><link>https://bianet.org/haber/dem-parti-eski-pm-uyesi-sosyalist-nesrin-aslan-hayatini-kaybetti-325089</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/04/sosyalist-kadinlardan-nesrin-aslan-hayatini-kaybetti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/dem-parti-eski-pm-uyesi-sosyalist-nesrin-aslan-hayatini-kaybetti-325089</guid><description><![CDATA[Kadın kurtuluş mücadelesini ve sosyalizm idealini bir temenniden öte, ömrünü adadığı bir yaşam biçimi olarak benimseyen Nesrin Aslan, sarsılmaz iradesi, inancı ve direnciyle hafızalarda yer edindi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Yeşil Sol Parti, Türkiye sosyalist hareketinin ve kadın mücadelesinin emektar isimlerinden Nesrin Aslan’ın hayatını kaybettiğini duyurdu.</p>
<p>Siyasal yaşama gençlik yıllarında İGD/TKP saflarında adım atan Nesrin Aslan, 1978 yılında sivil faşistlerin Beşiktaş Halk Kooperatifi’ne düzenlediği saldırıda yaralandı. Yaşadığı tüm tehlikelere rağmen geri adım atmayan Aslan, 12 Eylül askeri darbesinin karanlık günlerinde illegal mücadeleyi kararlılıkla sürdürdü ve partinin yurt dışı kuryelik görevini üstlendi.</p>
<p>1990 yılında Moskova Parti Okulu’nda eğitim gören Aslan, TKBP’nin kuruluş çalışmalarında aktif rol aldı. Sosyalist hareketin birleşme ve büyüme süreçlerinde sorumluluk almaktan kaçınmayarak SBP, BSP, ÖDP, EDP ve Yeşil Sol Parti’de Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeliği yaptı.</p>
<p>Kürt özgürlük hareketi ve Türkiye solunun ortak mücadelesine de büyük katkılar sunan Nesrin Aslan, 2011’de HDK Yürütme Kurulu’nda görev aldı. 2019’da HDP Parti Meclisi (PM) üyeliğine, 2023 yılında ise DEM Parti PM üyeliğine seçilerek mücadelesini son anına kadar sürdürdü.</p>
<p>Nesrin Aslan’ın yaşamı, siyasi mücadelesinin yanı sıra ağır kişisel bedellerle ve dayanıklılıkla şekillendi. Bir dönem geçirdiği ağır trafik kazasının ardından üç ay boyunca yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren Aslan, hayata tutunmayı başardı.</p>
<p>Ancak hayatının en büyük ve en derin acısını 2016 yılında yaşadı. Üniversite öğrencisi kızı Şule İdil Dere, Kadıköy Yoğurtçu Parkı’nda yürüdüğü sırada İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait bir hafriyat kamyonunun altında kalarak yaşamını yitirdi. Kızının kaybının ardından adalet mücadelesinin de simge isimlerinden biri haline geldi.</p>
<h3>"Anısı önünde saygıyla eğiliyoruz”</h3>
<p>Kadın kurtuluş mücadelesini ve sosyalizm idealini bir temenniden öte, ömrünü adadığı bir yaşam biçimi olarak benimseyen Nesrin Aslan, sarsılmaz iradesi, inancı ve direnciyle hafızalarda yer edindi.</p>
<p>Tüm kırılmalara, kayıplara ve ödenen ağır bedellere rağmen yolundan dönmeyen Nesrin Aslan’ın mücadelesi ve anısı,bıraktığı onurlu mirasta yaşamaya devam edecek.</p>
<p>Ayrıca DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da  partinin önceki dönem PM üyesi Nesrin Aslan'ın hayatını kaybettiğini belirtti. Bakırhan, "Nesrin Aslan’ı emeği ve yoldaşlığıyla her zaman hatırlayacak, anısına bağlı kalacağız" dedi.</p>
<a href='/haber/sule-idil-dere-nin-ailesi-4-bilirkisi-raporu-da-kaza-degil-cinayet-dedi-201054' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/201/054/original/Şule_İdil_Dere.jpg' alt='Şule İdil Dere&#39;nin Ailesi: 4. Bilirkişi Raporu da Kaza Değil Cinayet Dedi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Şule İdil Dere'nin Ailesi: 4. Bilirkişi Raporu da Kaza Değil Cinayet Dedi</h5>
<div class='date'>21 Eylül 2018</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/sule-idil-derenin-ailesi-hukuk-davasi-sonuclandiginda-bir-kez-daha-aihme-basvurmakta-kararliyiz-295380' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2024/05/15/sule-idil-derenin-ailesi-hukuk-davasi-sonuclandiginda-bir-kez-daha-aihme-basvurmakta-kararliyiz.jpg' alt='Şule İdil Dere’nin Ailesi:  Hukuk davası sonuçlandığında bir kez daha AİHM’e başvurmakta kararlıyız' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Şule İdil Dere’nin Ailesi:  Hukuk davası sonuçlandığında bir kez daha AİHM’e başvurmakta kararlıyız</h5>
<div class='date'>14 Mayıs 2024</div>
</div>
</a>

<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 14:35:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Türkiye, hukukun üstünlüğünde dünyada sondan 27. sırada]]></title><link>https://bianet.org/haber/turkiye-hukukun-ustunlugunde-dunyada-sondan-27-sirada-325087</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/04/turkiye-hukukun-ustunlugunde-dunyada-sondan-27-sirada.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/turkiye-hukukun-ustunlugunde-dunyada-sondan-27-sirada-325087</guid><description><![CDATA[Türkiye, Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde bir basamak yükselerek 117. sıraya çıktı. Ancak bu yükselişe rağmen ülkenin genel puanı yüzde 0,4 geriledi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>World Justice Project (WJP), 2026 Hukukun Üstünlüğü Endeksi’ni yayımladı. Endekste Türkiye, 143 ülke arasından 0,41 puanla 117. sırada yer aldı.</p>
<p>Türkiye’nin genel puanı bir önceki yıla göre yüzde 0,4 düştü. Buna karşın Türkiye, küresel sıralamada bir basamak yükseldi.</p>
<p>WJP, Türkiye’yi Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgesinde değerlendiriyor. Bölgenin ortalama puanı 0,50 olarak hesaplandı. Türkiye’nin 0,41 puanı bölge ortalamasının altında kaldı. Bölgesindeki 15 ülke arasında 14. sıradaki yerini korudu.</p>
<div class="box-1">
<p>Endeks, hukukun üstünlüğünü sekiz başlıkta ölçüyor: Hükümet yetkilerinin sınırlandırılması, yolsuzluğun yokluğu, açık yönetim, temel haklar, düzen ve güvenlik, düzenlemelerin uygulanması, sivil adalet ve ceza adaleti. WJP, bu sekiz başlığı 44 alt faktör üzerinden değerlendiriyor.</p>
<p>Endeks, dünya nüfusunun yüzde 95'ini temsil ediyor. WJP, verileri 215 bini aşkın hanehalkı anketi ile 3 bin 400 hukukçu ve uzman anketinden derliyor.</p>
<p>Endekste puanlar 0 ile 1 arasında değişiyor. 1 en yüksek, 0 ise en düşük hukukun üstünlüğü düzeyini ifade ediyor.</p>
</div>
<p>Ayrıca alt başlıklardaki küresel sıralamalarda farklı değişimler gösterdi. Türkiye düzen ve güvenlik alanında Türkiye 79'unculuktan 67'nciliğe yükseldi. Buna karşılık açık yönetimde 110'unculuktan 116'ncılığa, ceza adaletinde 106'ncılıktan 110'unculuğa geriledi. Yolsuzluğun bulunmaması alanında 79'unculuktan 80'inciliğe, temel haklarda 134'üncülükten 135'inciliğe, düzenlemelerin uygulanmasında ise 118'incilikten 120'nciliğe düştü. Hükümet yetkilerinin sınırlandırılması ve sivil adalet alanlarındaki sıralaması değişmedi; sırasıyla 136'ncı ve 127'nci sırada kaldı.</p>
<p>Özgürlük göstergelerindeki yıllık değişim de dikkat çekti. 2025 endeksinde ifade ve düşünce özgürlüğünde gerileme kaydetmeyen Türkiye, 2026 endeksinde bu alanda gerileme yaşayan ülkeler arasında yer aldı. Toplantı ve örgütlenme özgürlüğünde ise tersine bir değişim yaşandı: 2025'te gerileme kaydeden Türkiye, 2026'da bu alanda gerileme yaşamayan ülkeler arasında yer aldı. Sivil katılım göstergesi ise iki yıl üst üste geriledi.</p>
<p>WJP, yargının hükümet yetkilerini sınırlama kapasitesinde de 2026'da gerileme tespit etti. Buna karşılık sivil adalete erişim ve bu adaletin maliyetini karşılayabilme göstergesinde iyileşme kaydetti. Ancak sivil adalet sisteminde ayrımcılığın önlenmesi alanında ilerleme sağlayamadı.</p>

<h3>İlk 10'da Avrupa ülkeleri öne çıktı</h3>
<p>2026 endeksinde ilk 10 sıranın tamamını Avrupa ülkeleri ile Yeni Zelanda aldı.</p>
<p>Danimarka 0,90 puanla ilk sırada yer alırken Norveç 0,89 puanla ikinci, Finlandiya 0,87 puanla üçüncü oldu. Onu İsveç, Lüksemburg, Almanya, Yeni Zelanda, İrlanda, Hollanda ve Estonya izledi.</p>
<p>Listenin son beş sırasında ise Venezuela (0,26), Afganistan (0,31), Haiti (0,31), Kamboçya (0,31) ve Nikaragua (0,32) yer aldı.</p>
<h3>Küresel ölçek de geriliyor</h3>
<p>Endeksin küresel sonuçlarına göre, 2026'da ülkelerin yüzde 62’sinde hukukun üstünlüğü geriledi, yüzde 38’inde iyileşti. Gerileme, dokuzuncu yıl üst üste iyileşme kaydeden ülke sayısını aştı.</p>
<p>WJP, sivil alanın daralmasını, ifade ve örgütlenme özgürlüklerine yönelik kısıtlamaları ve yargı sistemlerine hükümet müdahalesini küresel gerilemenin başlıca nedenleri arasında gösterdi.</p>
<p>Rapora göre, ülkelerin yüzde 64’ünde ifade özgürlüğü, yüzde 67’sinde toplantı ve örgütlenme özgürlüğü, yüzde 65’inde ise sivil katılım geriledi.</p>
<p>Yargı sistemlerine ilişkin veriler de gerilemeyi ortaya koydu. Sivil adalet ülkelerin yüzde 64’ünde, ceza adaleti yüzde 58’inde zayıfladı. Yargının hükümet yetkilerini sınırlama kapasitesi ise ülkelerin yüzde 63’ünde geriledi.</p>
<p>WJP İcra Direktörü Alejandro Ponce, bulguların otoriterleşmenin birçok ülkede kalıcı hale geldiğini gösterdiğini belirterek, “Otoriterlik artık yalnızca yükselen bir eğilim değil; dünyanın birçok yerinde yerleşik hale geldi” dedi.</p>
<p>Ponce, ülkelerin yüzde 86’sından fazlasının otoriter yönetime karşı güvencelerden en az birinde son beş yılda sürekli gerileme yaşadığını söyledi. Bu güvenceler hükümet yetkilerinin sınırlandırılması, açık yönetim ve temel haklardan oluşuyor.</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 14:06:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İdris Baluken: İktidar ve dönemin medyası 4 Kasım için özeleştiri vermedi]]></title><link>https://bianet.org/haber/idris-baluken-iktidar-ve-donemin-medyasi-4-kasim-icin-ozelestiri-vermedi-325086</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/04/idris-baluken-4-kasimin-en-agir-izi-hukukun-muhalefeti-sinirlandirma-aracina-donusmesidir.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/idris-baluken-iktidar-ve-donemin-medyasi-4-kasim-icin-ozelestiri-vermedi-325086</guid><description><![CDATA[Baluken, "Ne iktidar ve ilgili medya çevreleri bir özeleştiri yaptı ne de yargı mercileri onarıcı adalet adına anlamlı bir süreç yürüttü" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Demokratik siyasetin üzerindeki baskıların, yargı mekanizmalarının siyasal araçlara dönüştürülmesinin ve Kürt meselesinde barış arayışlarının en yakından tanıklarından biri olan HDP eski Grup Başkanvekili ve İmralı Heyeti Üyesi <strong>İdris Baluken</strong>, cezaevinde geçirdiği altı yılı aşkın sürenin ardından toplumsal hafızaya ve Türkiye siyasetine ışık tutmaya devam ediyor. </p>
<p>4 Kasım operasyonlarından Kobanê Davası kararlarına, cezaevlerindeki hak ihlallerinden yeni diyalog ve çözüm tartışmalarına kadar pek çok başlık üzerine bianet’e konuşan Baluken; bir siyasetçi, hekim ve yazar gözüyle adalet ile toplumsal barışın imkânlarını sorguluyor.</p>
<p>"4 Kasım'ı, Türkiye'de yaşanan rejim değişikliğinden bağımsız değerlendiremeyiz. Bana göre bu operasyon, otoriter tek adam rejimine geçişin önemli kilometre taşlarından, hatta başlangıç adımlarından biriydi” diyen Baluken mesajı tüm topluma:</p>
<p>"Bugün bir Kürt siyasetçinin ifade özgürlüğünü savunmuyorsanız, yarın başka bir muhalifin aynı hakkı ihlal edildiğinde göstereceğiniz tepkinin inandırıcılığı da zayıflar. Üstelik bir süre sonra sessiz kaldığınız o baskı mekanizmasının hedefi hâline gelmeniz de mümkündür."</p>
<p><strong>Bugün 4 Kasım operasyonlarının yıl dönümü. O gece Eş Genel Başkanlar ve milletvekilleriyle birlikte tutuklanmanızla başlayan süreç, 2024'teki Kobanê Davası kararlarına kadar uzandı. "Bu siyasi bir karardır" diyerek girdiğiniz cezaevinden 6 buçuk yıl sonra çıktınız. 4 Kasım’dan Kobanê Davası kararlarına uzanan bu hattı ve AİHM/AYM kararlarının uygulanmamasını düşündüğünüzde; yargının bu şekilde araçsallaştırılması Türkiye'deki hukuk rejiminde </strong><strong>nasıl bir kırılma yarattı?</strong></p>
<p>4 Kasım gecesi yaşananları sıradan bir yargı operasyonu olarak değerlendirmek mümkün değil. O gece parti genel merkezimizin ve evlerimizin kapısını çalan polislerdi ama bize göre operasyonun asıl kararı siyasal iktidarın merkezinde alınmıştı. Yargı da bu kararın uygulanmasında kullanılan bir araca dönüştürülmüştü.</p>
<blockquote>
<p>Asıl hedef yalnızca bizler değildik. HDP şahsında Kürt halkı ile Türkiye devrimci demokrasi hareketinin demokratik siyaset yoluyla elde ettiği kazanımlar ve temsil iradesi hedef alındı. Sandıkta engelleyemediğiniz bir siyasal iradeyi yargı eliyle etkisizleştirmeye çalıştığınızda, artık yalnızca bir partiyi değil, demokrasinin kendisini hedef almış olursunuz.</p>
</blockquote>
<p>Zaten 4 Kasım'ı, Türkiye'de yaşanan rejim değişikliğinden bağımsız değerlendiremeyiz.Bana göre bu operasyon, otoriter tek adam rejimine geçişin önemli kilometre taşlarından, hatta başlangıç adımlarından biriydi. Nitekim tutuklanmamızdan kısa bir süre sonra anayasa değişikliği teklifi gündeme geldi ve ardından 2017 referandumuyla parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişin yolu açıldı. Dolayısıyla 4 Kasım, yalnızca HDP'ye yönelik bir tasfiye operasyonu değil, Türkiye'nin siyasal rejiminin yeniden yapılandırılması sürecinde de önemli bir eşikti.</p>
<p>4 Kasım'dan Kobanê Davası'na uzanan süreçte gördüğümüz budur. Hukuk, siyasal iktidarın ihtiyaçlarına göre şekillendirildi. Ana muhalefet başta olmak üzere sistem içi muhalefetin önemli bir bölümü de bu sürece ya doğrudan destek verdi ya da sessiz kalarak dolaylı biçimde katkı sundu.</p>
<p>AİHM ve AYM kararlarının uygulanmaması ise bu hukuksuzluğun vardığı en ileri aşamalardan biridir. Çünkü mevcut anayasal düzen ve uluslararası yükümlülükler açısından bu kararların bağlayıcılığı tartışmaya açık değildir. Buna rağmen uygulanmamaları, meselenin hukuki gerekçelerden çok siyasal iktidarın tercihlerine bağlı hâle getirildiğini gösteriyor.</p>
<p>Belirttiğiniz gibi bu siyasi kararlar sonucunda ben de altı buçuk yıl cezaevinde kaldım. İnsan hayatından alınan bu yılların elbette telafisi yok. Ancak yaşadığımız mağduriyeti yalnızca kaybettiğimiz yıllarla ölçemeyiz. Bu süreçte zaten yaralı olan demokrasi ve toplumun hukuka duyduğu güven de ağır biçimde örselendi.</p>
<p>Sonuçta hukuk, iktidarı sınırlandırması gerekirken muhalefeti sınırlandırmanın aracına dönüştürüldü. 4 Kasım'ın Türkiye'nin siyasal ve hukuki hafızasında bıraktığı en ağır izlerden biri budur.</p>
<p><strong>Kobanê Davası’nda Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başta olmak üzere arkadaşlarınıza ağır cezalar verildi. Demirtaş, yıllardır üzerlerine yapıştırılmak istenen cinayet iddialarının tamamından beraat etti; cezalar konuşmalar ve siyasi faaliyetler üzerinden kesildi. Kamuoyuna sunulan "katil" algısı ile mahkemenin bu beraat kararı arasındaki tezat, uğranılan hak ihlalinin boyutunu nasıl ortaya koyuyor?</strong></p>
<p>Kobanê Davası'nın en çarpıcı yönlerinden biri, yıllarca sürdürülen siyasal linç kampanyası ile mahkemede ortaya çıkan sonuçlar arasındaki derin çelişkidir.</p>
<blockquote>
<p>Yaşamı boyunca eline silah almamış, hak mücadelesini demokratik yöntemlerle yürütmüş birçok arkadaşımız, yıllarca kamuoyu önünde cinayetlerle ilişkilendirildi. Siyasi kürsülerden, televizyon ekranlarından ve gazete manşetlerinden linç kampanyaları yürütüldü. Oysa hukukta suçluluğun ölçüsü siyasetçilerin açıklamaları değil, somut delillerdir.</p>
</blockquote>
<p>Selahattin Demirtaş ve diğer arkadaşlarımız hakkında cinayet suçlamalarından beraat kararları verilmesi, yıllarca oluşturulmaya çalışılan algının hukuki dayanağının çökmesi bakımından önemliydi. Yoksa bizim açımızdan bu kararlar zaten malumun ilanından başka bir şey değildi.</p>
<p>Ne var ki beraat kararları arkadaşlarımızın kaybettikleri yılları geri getirmediği gibi yaşanan hukuksuzlukların onarılması anlamına da gelmedi. Ne iktidar ve ilgili medya çevreleri bir özeleştiri yaptı ne de yargı mercileri onarıcı adalet adına anlamlı bir süreç yürüttü. Dolayısıyla toplumun zihnine yerleştirilen önyargıların da kendiliğinden ortadan kalktığından söz edemeyiz.</p>
<p>Burada yalnızca hukuki değil, ahlaki bir sorumluluk da var. İnsanları yıllarca en ağır suçlarla itham edenlerin, bu suçlamalar mahkemede karşılık bulmadığında hiçbir şey olmamış gibi davranması kabul edilemez.</p>
<blockquote>
<p>Öte yandan Kobanê protestolarının hangi koşullarda gerçekleştiğini de unutmamak gerekir. IŞİD'in Kobanê'ye yönelik saldırıları karşısında gelişen toplumsal tepki, dönemin siyasal ve insani koşullarından koparılarak değerlendirilemez. Protestolar sırasında yaşanan ölümler elbette bütün yönleriyle aydınlatılmalı, gerçek sorumlular ortaya çıkarılmalıdır. Bu konuda yaşamını yitirenler arasında hiçbir ayrım yapmadan, yaratılan algının aksine, hayatını kaybeden yurttaşların çoğunun HDP'li olduğunu da hatırlatmak isterim.</p>
</blockquote>
<p>Sonuçta,bu davada, siyasal faaliyetlerin ve açıklamaların, somut suçlarla bağlantıları ortaya konulmadan ağır cezalandırmalara dayanak yapılması, ifade özgürlüğü ve demokratik siyaset açısından son derece ciddi bir sorundur. AİHM'in özellikle Demirtaş ve Yüksekdağ dosyalarındaki kararları da bu yargılamaların hukuki niteliği ve ortaya çıkan hak ihlalleri bakımından son derece önemlidir.</p>
<p>Bizim açımızdan Kobanê Davası, başından itibaren siyasal sonuçlar elde edilmesi amaçlanan bir dava niteliği taşıdı. Yıllarca süren yargılamanın ardından ortaya çıkan tablo, bu değerlendirmemizi daha da güçlendirdi.</p>
<p><strong>Kobanê Davası sonrasında </strong><strong>Gültan Kışanak ve Sebahat Tuncel gibi simge isimler tahliye edilirken pek çok siyasetçi hâlen cezaevinde. Geçmişten bugüne bakıldığında; Türkiye muhalefetinin ve kamuoyunun bu yargısal tasfiye operasyonlarına ve hak ihlallerine yeterince ses çıkarabildiğine inanıyor musunuz? Yan yana durma konusunda nerede eksik kalındı?</strong></p>
<p>Bu konuda Türkiye muhalefetinin yeterince güçlü bir sınav verdiğini söylemek zor.Özellikle Kürt meselesi söz konusu olduğunda demokratik ilkelerle siyasal hesaplar arasında ciddi çelişkiler yaşanıyor. HDP'li siyasetçilere yönelik hukuksuzluklar karşısında kimi zaman çekingen dayanışmalar gösterilse de zaman içerisinde sessizliğin ve kanıksamanın öne çıktığını gördük. Bu tutumun, sonuçları itibarıyla hukuksuzlukların sürdürülmesine dolaylı bir onay anlamına geldiğini düşünüyorum.</p>
<p>Bence bu sessizliğin arkasında yalnızca korku değil, Kürt meselesine ilişkin tarihsel önyargılar da bulunuyor.</p>
<p>Türkiye'de siyasal muhalefetin önemli bir bölümü, Kürtlerin temel haklarını savunmak ile kendi seçmen tabanındaki milliyetçi hassasiyetleri gözetmek arasında sıkıştı. Bu da ortak bir demokrasi mücadelesinin gelişmesini zorlaştırdı.</p>
<blockquote>
<p>Oysa hukuk devleti yalnızca kendi siyasal çevremiz için talep edebileceğimiz bir düzen değildir. Bugün bir Kürt siyasetçinin ifade özgürlüğünü savunmuyorsanız, yarın başka bir muhalifin aynı hakkı ihlal edildiğinde göstereceğiniz tepkinin inandırıcılığı da zayıflar.</p>
</blockquote>
<p>Üstelik bir süre sonra sessiz kaldığınız o baskı mekanizmasının hedefi hâline gelmeniz de mümkündür. Bugün yaşanan gelişmelerin önemli bir yönünü böyle okumak gerekiyor.</p>
<p>Buradan dersler çıkarılmalı ve Kürt meselesinin demokratik çözümü ile Türkiye'nin demokratikleşmesi arasındaki ilişki açık biçimde ortaya konulmalıdır.</p>
<p>Demokratik dayanışma, herkesin aynı düşünmesi değil, farklılıklara rağmen ortak ilkelerde buluşabilmesidir. Türkiye muhalefetinin hâlâ aşmakta zorlandığı temel sorunlardan biri de budur.</p>
<p><strong>4 Kasım operasyonunun yıl dönümünde; hem yıllardır haksız şekilde cezaevinde tutulan mücadele arkadaşlarınıza hem de adalet ve barış arayışındaki Türkiye kamuoyuna vermek istediğiniz en temel mesaj nedir?</strong></p>
<p>4 Kasım'ın yıl dönümünde öncelikle arkadaşlarımızın hâlâ cezaevinde bulunuyor olmasını kabul edilemez görüyorum. Yıllardır ailelerinden, çocuklarından ve sevdiklerinden uzak yaşıyorlar. Her birinin hayatından geri getirilemeyecek yıllar eksiliyor.</p>
<p>Cezaevinde geçirdiğim yıllardan biliyorum; insan yalnızca kendi özgürlüğünden mahrum kalmıyor. Ailesinin hayatında da büyük boşluklar oluşuyor. Çocuklar büyüyor, anne babalar yaşlanıyor. Kimi zaman insanlar birbirlerine son kez sarılma imkânı bile bulamıyor. Geri dönüşü olmayan acı kayıplar yaşanıyor.</p>
<p>Bütün bunların siyasal kararlarla bağlantılı olduğunu düşündüğünüzde yaşanan haksızlığın ağırlığı daha da artıyor.</p>
<p>Ancak 4 Kasım'ı yalnızca mağduriyetlerimizin hatırlandığı bir gün olarak görmüyorum. O tarih, Kürt halkının demokratik temsil hakkının, siyasal çoğulculuğun ve hukuk devletinin neden vazgeçilmez olduğunu yeniden düşünmemiz gereken bir gün. Türkiye'nin geleceği, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünden bağımsız düşünülemez. Kürtlerin eşitlik ve özgürlük talepleri ile Türkiye toplumunun demokrasi ve adalet ihtiyacı birbirine karşıt değildir.</p>
<p>Cezaevindeki arkadaşlarımıza yönelik sorumluluğumuz, onların yaşadıklarını unutmamak ve özgürlüklerine kavuşmaları için daha büyük gayret göstermektir.</p>
<blockquote>
<p>Türkiye kamuoyuna ise şunu söylemek isterim: Geçmişte yaşanan acıları ve haksızlıkları görmezden gelerek kalıcı bir barış kuramayız. Ama geleceğimizi de sonsuza kadar bu acıların belirlemesine izin vermek zorunda değiliz.</p>
</blockquote>
<p>Bu ülkenin insanları, farklı kimlikleriyle eşit ve özgür yaşayabilecekleri demokratik bir geleceği hak ediyor.</p>
<p>4 Kasım'ın yıl dönümünde en büyük isteğim, bir daha hiçbir insanın düşünceleri, kimliği veya demokratik siyasal faaliyetleri nedeniyle özgürlüğünden mahrum bırakılmadığı bir ülkenin kurulabilmesidir.</p>
<a href='/haber/idris-baluken-kimdir-180384' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/180/384/original/baluken.jpg' alt='İdris Baluken Kimdir?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İdris Baluken Kimdir?</h5>
<div class='date'>4 Kasım 2016</div>
</div>
</a>

<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 13:35:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[50 kurumdan Türkiye ve Avustralya’ya: Kömürden çıkış için somut taahhüt verin]]></title><link>https://bianet.org/haber/50-kurumdan-turkiye-ve-avustralyaya-komurden-cikis-icin-somut-taahhut-verin-325082</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/04/50-kurumdan-turkiye-ve-avustralyaya-komurden-cikis-icin-somut-taahhut-verin.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/50-kurumdan-turkiye-ve-avustralyaya-komurden-cikis-icin-somut-taahhut-verin-325082</guid><description><![CDATA[İklim örgütleri, Türkiye ve Avustralya'nın COP31 başkanlıklarını kömürden çıkış konusunda somut taahhütlere dönüştürmesini istedi. Yeni kömür santrallerine ve madenlerine izin verilmemesi çağrısı yaptı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, Avustralya ve dünyanın farklı kömür bölgelerinde mücadele eden 50 kurum, COP31 Başkanlarına gönderdikleri ortak mektupta Türkiye ve Avustralya’yı kömürden çıkış konusunda somut ve bağlayıcı adımlar atmaya çağırdı.</p>
<p>COP31 Başkanı ve Türkiye Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile COP31 Müzakereler Başkanı ve Avustralya İklim ve Enerji Bakanı Chris Bowen’a yazılan mektupta, iki ülkenin kömürden çıkış konusunda diğer kömüre bağımlı ülkelere de güçlü bir örnek oluşturması çağrısı yapıldı. </p>
<h3>“Kömürden çıkışın merkezinde adil geçiş olmalı”</h3>
<p>Ortak mektupta, kömürden çıkış politikalarının yalnızca santrallerin ve madenlerin kapatılmasına odaklanmaması; kömür bölgelerinde yaşayan insanların geçim kaynaklarını, emeği ve yerel ekonomileri güvence altına alan adil geçiş planlarıyla birlikte yürütülmesi gerektiği ifade edildi.</p>
<p>Kurumlar, COP31 Başkanlığı kapsamında Türkiye ve Avustralya’dan hızlı ve adil bir kömürden çıkış için üç temel adım atmasını talep etti:</p>
<ul>
<li>Yeni veya kapasitesi artırılmış kömürlü termik santrallere izin verilmemesi ve kömürden elektrik üretiminin planlı biçimde aşamalı olarak sonlandırılması,</li>
<li>Yeni kömür madenlerinin açılmasının ve mevcut madenlerin genişletilmesinin durdurulması,</li>
<li>COP31 Başkanlarının kömürsüz bir geleceğe yönelik uluslararası iş birliğini ulusal ve uluslararası somut taahhütlerle hızlandırması.</li>
</ul>
<p>Mektupta, bu adımların yalnızca 1,5°C hedefinin canlı tutulmasına katkı sunmayacağını; aynı zamanda kömür bölgelerinde yaşayan topluluklar için temiz, adil ve dirençli bir gelecek kurulmasının önünü açacağı belirtildi. </p>
<p>Afşin Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu’ndan Mehmet Dalkanat şöyle konuştu: </p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Afşin-Elbistan’da 40 yıldır kömürle yaşayan insanlar, ağır kirliliğin ve kömürün bedelini yeterince ödedi. Yeni kömürlü termik santral projesinin ÇED kararının iptal edilmesi, yerel toplulukların yıllardır verdiği mücadelenin büyük bir zaferi ve kömürsüz bir geleceğe dair güçlü bir umut. Bölge artık kömürün yükünden kurtulmak, temiz, sağlıklı ve adil bir geleceğe kavuşmak istiyor. Bu ses yalnızca Afşin-Elbistan’ın değil, dünyanın dört bir yanındaki kömür bölgelerinin sesi. COP31 Başkanlığı, bu yerel zaferden güç alarak kömürden çıkışı hızlandırmalı ve adil geçişi hayata geçirmeli.”</em></p>
<p>Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nden Süheyla Doğan şunları söyledi:  </p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Çanakkale’de yeni bir santral yapılmak istenmesi Türkiye’nin COP31 Başkanlığı ile açık bir çelişki oluşturuyor. Kömür bölgelerinde yaşayan insanlar artık daha fazla kirlilik ve daha fazla kömür istemiyor; temiz, sağlıklı ve adil bir gelecek istiyor. Türkiye ve Avustralya, kömürden çıkış konusunda dünyaya liderlik etmek istiyorsa bunu önce kendi ülkelerinde göstermeli. COP31, yeni kömür projelerinin önünü açan değil, kömür çağını geride bırakacak somut taahhütlerin verildiği bir zirve olmalı.”</em></p>
<p>Yeni Güney Galler’de kömür madeni genişletme projelerine karşı mücadele eden People for the Plains temsilcileri şunları söyledi: </p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Yeni kömür madeni genişletme ve ömür uzatma projelerine moratoryum getirilmesini istiyoruz. Bölgemizin geleceği için hâlâ bir şansımız varsa, madenlerin mevcut kapanış tarihlerini esas alan ve bugünden başlayacak planlı bir kömürden çıkış süreci oluşturmalıyız. Bölgemiz, tarıma büyük ölçüde bağımlı olması nedeniyle iklim değişikliğinin etkilerine karşı son derece kırılgan. Avustralya Hükümeti’ni, kömür madeni genişletme ve ömür uzatma projelerine izin vermeyi derhâl durdurmaya ve bölgelerimizin daha temiz bir geleceğe geçişine destek olmaya çağırıyoruz.”</em></p>
<p>Sydney Knitting Nannas and Friends temsilcileri şunları söyledi:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Biz, Sydney Knitting Nannas ve dostları olarak eyalet ve federal hükümetlerden yeni kömür madenlerine izin verilmemesini, mevcut madenlerin genişletilmesine ve kapasitelerinin artırılmasına yönelik onayların derhal durdurulmasını talep ediyoruz. Geçtiğimiz yıl yaşanan aşırı hava olayları ve önümüzdeki yaz mevsimine ilişkin öngörüler, düzenli ve planlı bir geçiş için artık çok geç olduğunu gösteriyor. COP31, fosil yakıtları sona erdirecek bağlayıcı bir süreç oluşturmalı.”</em></p>
<p>İmzacı kuruluşlar şöyle:</p>
<p>·  Alberta Wilderness Association - Kanada</p>
<p>·  Adana Ekoloji Platformu - Türkiye</p>
<p>·  Afşin-Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu - Türkiye</p>
<p>·  Agrida Tarım ve Turizm Derneği - Türkiye</p>
<p>·  Akhisar Çevre Derneği - Türkiye</p>
<p>·  Antalya Beşkonaklılar Derneği - Türkiye</p>
<p>·  Antalya Ekoloji Ağı - Türkiye</p>
<p>·  Avdan Platformu - Türkiye</p>
<p>·  Bathurst Community Climate Action Network (BCCAN) - Avustralya</p>
<p>·  Bursa Su Kollektifi - Türkiye</p>
<p>·  Bushfire Survivors for Climate Action - Avustralya</p>
<p>·  Calgary Climate Hub Association - Kanada</p>
<p>·  Çan Çevre Derneği - Türkiye</p>
<p>·  Çevre ve Tüketiciyi Koruma Derneği - Türkiye</p>
<p>·  Climate Action Burwood/Canada Bay - Avustralya</p>
<p>·  Climate Action Monaro - Avustralya</p>
<p>·  Climate Cymru - Birleşik Krallık</p>
<p>·  Climate Justice Charter Movement (KwaZulu Natal branch) - Güney Afrika</p>
<p>·  Common Threads Indigenous Peoples Organisation - Avustralya</p>
<p>·  Coal Action Network - Birleşik Krallık</p>
<p>·  Denman Aberdeen Muswellbrook Scone Healthy Environment Group - Avustralya</p>
<p>·  Ege Çevre ve Kültür Platformu - Türkiye</p>
<p>·  Ekolojik Yaşam Hareketi Derneği - Türkiye</p>
<p>·  Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği - Türkiye</p>
<p>·  Friends of Sirhowy Valley Country Park - Birleşik Krallık</p>
<p>·  Free Bruno - Kolombiya</p>
<p>·  Güney Marmara Adaları Dernekler Platformu - Türkiye</p>
<p>·  Heartwood - ABD</p>
<p>·  Hunter Renewal - Avustralya</p>
<p>·  Idaho Conservation League - ABD</p>
<p>·  İda Dayanışma Derneği - Türkiye</p>
<p>·  Kanopi Hijau Indonesia - Endonezya</p>
<p>·  Karadam Karacahisar Mahalleleri Doğayı Doğal Hayatı Koruma Güzelleştirme ve Dayanışma Derneği - Türkiye</p>
<p>·  Karaman Ekoloji Derneği - Türkiye</p>
<p>·  Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği - Türkiye</p>
<p>·  Kazdağları Ekoloji Platformu - Türkiye</p>
<p>·  Montana Environmental Information Center - ABD</p>
<p>·  Mudgee District Environment Group - Avustralya</p>
<p>·  Muğla Çevre Platformu - Türkiye</p>
<p>·  Pacific Climate Warriors - Pasifik Bölgesi</p>
<p>·  Parents For Climate - Avustralya</p>
<p>·  People for the Plains Inc - Avustralya</p>
<p>·  RWE und Co. enteignen - Almanya</p>
<p>·  Şarköy Ekolojik Yaşam ve Kültür Derneği - Türkiye</p>
<p>·  Southcoast Health and Sustainability Alliance (SHASA) - Avustralya</p>
<p>·  SWC - Güney Afrika</p>
<p>·  Sydney Knitting Nannas and Friends - Avustralya</p>
<p>·  Trakya Toprağıma Dokunma Platformu - Türkiye</p>
<p>·  United Valleys Action Group (UVAG) - Birleşik Krallık</p>
<p>·  Wildsight - Kanada</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 11:50:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA["Suriye’de kadınların kaçırılmasını durdurun"]]></title><link>https://bianet.org/haber/suriyede-kadinlarin-kacirilmasini-durdurun-325081</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/04/ahrs-suriyede-kadinlarin-kacirilmasini-durdurun.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/suriyede-kadinlarin-kacirilmasini-durdurun-325081</guid><description><![CDATA[Suriye İnsan Hakları Topluluğu, Ocak 2025-Ağustos 2026 döneminde 101 kadın ve kız çocuğuyla ilgili kaçırma vakası belgelediğini açıkladı. AHRS’ye göre bunların 87’si Alevi; 32 kişinin akıbeti ise hâlâ bilinmiyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Suriye İnsan Hakları Topluluğu (AHRS), Suriye’de kadın ve kız çocuklarına yönelik kaçırma vakalarının bağımsız mekanizmalar tarafından soruşturulması için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) çağrı yaptı.</p>
<p>AHRS, İsveç merkezli<em> Anat for Justice and Human Rights (ANAT)</em> ile birlikte yürüttüğü ortak çalışmaya dayanarak, Ocak 2025-Ağustos 2026 arasında 101 kadın ve kız çocuğuyla ilgili kaçırma vakası belgelediğini açıkladı.</p>
<div class="box-13"><em>AHRS’nin dün (3 Kasım) TBMM’de paylaştığı verilere göre kayıt altına alınan kişilerin 87’si Alevi, dokuzu Sünni, üçü Şii, ikisi Hristiyan. Topluluk, 32 kişinin 18 yaşından küçük olduğunu, 32 kişinin ise hâlâ kayıp olduğunu açıkladı. AHRS ayrıca 66 kişinin geri döndüğünü, en az iki kişinin kaçırılmalarının ardından zorla evlendirildiğine ilişkin veri topladığını ve bir kişinin durumunu netleştiremediğini bildirdi.</em></div>
<a href='/haber/hts-rejiminin-azinliklara-yonelik-artan-saldirilarini-kiniyoruz-315512' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/01/12/hts-rejiminin-azinliklara-yonelik-artan-saldirilarini-kiniyoruz.png' alt='“HTŞ rejiminin azınlıklara yönelik artan saldırılarını kınıyoruz”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>SURİYE İNSAN HAKLARI TOPLULUĞU</h6>
<h5 class='headline'>“HTŞ rejiminin azınlıklara yönelik artan saldırılarını kınıyoruz”</h5>
<div class='date'>12 Ocak 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Milletvekilleri açıklamaya katıldı</h3>
<p>AHRS Yönetim Kurulu Üyesi Hamide Rencüs ile Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) temsilcisi Türkan Akbıyık’ın katıldığı TBMM’deki açıklamaya farklı partilerden milletvekilleri de eşlik etti.</p>
<div class="box-13"><em>Açıklamaya DEM Parti Mersin Milletvekili ve Toplumsal Özgürlük Partisi Sözcüsü Perihan Koca, DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, YENİ Parti Hatay Milletvekili Servet Mullaoğlu, EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan ve Yeni Yol Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca katıldı.</em></div>
<p>AHRS, TBMM üyeleri, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ve hükümetten Suriye’de kadın ve kız çocuklarına yönelik kaçırma vakalarına karşı harekete geçmelerini istedi.</p>
<a href='/haber/abonabout-bir-kesime-gore-aleviler-kafir-kadinlari-mubah-312743' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/10/21/abonabout-bir-kesime-gore-aleviler-kafir-kadinlari-mubah.jpg' alt='Abonabout: Bir kesime göre Aleviler &#39;kâfir&#39;, kadınları &#39;mubah&#39;' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>SURİYE'DE ARTAN KAÇIRMA VAKALARI</h6>
<h5 class='headline'>Abonabout: Bir kesime göre Aleviler 'kâfir', kadınları 'mubah'</h5>
<div class='date'>21 Ekim 2025</div>
</div>
</a>

<h3>Uluslararası soruşturma çağrısı</h3>
<p>AHRS, ABF’yle birlikte uluslararası kamuoyuna, Avrupa Birliği’ne, Almanya ve Türkiye’ye seslenerek şu talepleri sıraladı:</p>
<ul>
<li><strong>Şartlı destek uygulansın:</strong> Suriye Geçici Hükümeti’ni siyasi ve finansal olarak destekleyen başta Almanya ve Avrupa Birliği, tüm yardımlarını dini ve etnik azınlıkların korunması, kadın haklarının güvenceye alınması ve bu kaçırma şebekelerinin derhal tasfiye edilmesi şartına bağlamalıdır.</li>
<li><strong>Uluslararası soruşturma başlatılsın:</strong> BM Suriye Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu (CoI) ve Suriye için Uluslararası, Tarafsız ve Bağımsız Mekanizma (IIIM), bu raporda sunulan sistematik kaçırma vakalarını “insanlığa karşı suç” ve “savaş suçu” kapsamında acilen incelemeye almalıdır.</li>
<li><strong>Failler cezalandırılsın: </strong>Kaçırma, işkence ve zorla evlendirme eylemlerine göz yuman veya bu suçları bizzat işleyen askeri ve idari sorumlular hakkında uluslararası yaptırımlar uygulanmalı ve evrensel yargı yetkisi kapsamında hukuki süreçler başlatılmalıdır.</li>
<li><strong>Doğrudan temas ve yaptırım: </strong>Türkiye Cumhuriyeti, mevcut diplomatik ilişkilerini kullanarak kaçırılan kadınların serbest bırakılmasını sağlamalıdır. Ayrıca insan hakları ihlallerine ve kaçırma şebekelerine dahil olan kişilerin tespiti durumunda, bu kişilerin uluslararası yaptırım listelerine alınması için küresel girişimlerde bulunmalıdır.</li>
</ul>
<div class="box-13"><em>AHRS, kaçırma vakalarına ilişkin çalışmasını 25-27 Kasım tarihlerinde Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Sarayı’nda yapılacak olan BM Azınlık Sorunları Forumu’nun 19. Oturumu’nda gündeme getireceğini de açıkladı.</em></div>
<div class="box-1">
<h3>Uluslararası kuruluşlar da kaçırma vakalarını belgeledi</h3>
<p>Uluslararası Af Örgütü, 28 Temmuz 2025’te yayımladığı araştırmada Şubat 2025’ten itibaren Lazkiye, Tartus, Humus ve Hama’da en az 36 Alevi kadın ve kız çocuğunun kaçırıldığına ilişkin güvenilir bildirimler aldığını açıkladı. Örgüt bunlardan sekiz vakayı ayrıntılı biçimde belgeledi. Af Örgütü, sekiz vakanın yedisinde polis ve güvenlik görevlilerinin kişilerin akıbetini etkili biçimde soruşturmadığını bildirdi.</p>
<a href='/haber/af-orgutu-suriyeli-yetkililer-etkili-sorusturma-yurutmedi-309888' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/07/28/af-orgutu-suriyeli-yetkililer-etkili-sorusturma-yurutmedi.jpg' alt='Af Örgütü: Suriyeli yetkililer etkili soruşturma yürütmedi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>ALEVİ KADIN VE KIZ ÇOCUKLARININ KAÇIRILMASI</h6>
<h5 class='headline'>Af Örgütü: Suriyeli yetkililer etkili soruşturma yürütmedi</h5>
<div class='date'>28 Temmuz 2025</div>
</div>
</a>

<p>BM uzmanları, Temmuz 2025’te yaptıkları açıklamada şubat ayından itibaren Suriye’nin farklı bölgelerinde özellikle Alevi kadın ve kız çocuklarının hedef alınarak kaçırıldığına, kaybedildiğine ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddete maruz bırakıldığına dair vakaların arttığını bildirdi.</p>
<p>Uzmanlar, Lazkiye, Tartus, Hama, Humus, Şam ve Halep’te 38 Alevi kadın ve kız çocuğunun kaçırıldığına dair rapor aldıklarını açıkladı. Bazı vakalarda ailelerin tehdit edildiğini, soruşturma başlatmamaları veya kamuoyuna konuşmamaları için baskı gördüklerini belirtti.</p>
<a href='/haber/suriyede-alevi-kadin-ve-kiz-cocuklarina-hedefli-saldiri-kampanyasi-309817' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/07/25/suriyede-alevi-kadin-ve-kiz-cocuklarina-hedefli-saldiri-kampanyasi.jpg' alt='Suriye’de Alevi kadın ve kız çocuklarına hedefli saldırı kampanyası' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>BM UZMANLARI UYARDI</h6>
<h5 class='headline'>Suriye’de Alevi kadın ve kız çocuklarına hedefli saldırı kampanyası</h5>
<div class='date'>25 Temmuz 2025</div>
</div>
</a>

<p>Uzmanlar, bazı vakalarda faillerin Geçici Hükümet’e bağlı güvenlik görevlileri olduğunu belirterek kayıpların bulunması, vakaların bağımsız biçimde soruşturulması ve sorumluların yargılanması çağrısı yaptı.</p>
<p>Avrupa Birliği İltica Ajansı’nın (EUAA) Temmuz 2026 tarihli Suriye değerlendirmesi de kadınların ve kız çocuklarının çatışma, yerinden edilme, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve ayrımcı uygulamalar karşısındaki risklerine yer verdi.</p>
</div>
<p>(VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 11:45:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Keisha Lance Bottoms, ABD’nin ilk siyah kadın valisi oldu]]></title><link>https://bianet.org/haber/keisha-lance-bottoms-abdnin-ilk-siyah-kadin-valisi-oldu-325080</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/04/ilk-kadin-ve-ilk-siyah-vali-keisha-lance-bottomstan-tarihi-zafer.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/keisha-lance-bottoms-abdnin-ilk-siyah-kadin-valisi-oldu-325080</guid><description><![CDATA[Bottoms, üst üste iki dönem görev yaptıktan sonra koltuğu devreden Cumhuriyetçi Vali Brian Kemp’in yerini alacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD'deki ara seçimlere Atlanta'nın eski belediye başkanı Keisha Lance Bottoms, Cumhuriyetçi rakibi Rick Jackson'ı mağlup etti, Georgia'nın 84. valisi seçildi.</p>
<p>Böylece, Demokrat Keisha Lance Bottoms, ABD’de Georgia eyalet valiliğine seçilen ilk siyah kadın olarak tarihe geçti. Bottoms, ocak ayında yemin ederek göreve başlayacak.</p>
<a href='/haber/abd-oy-kullaniyor-yuksek-mahkeme-secmen-dislamayi-reddetti-trump-icin-hakikat-ani-325058' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/11/03/abd-oy-kullaniyor-yuksek-mahkeme-secmen-dislamayi-reddetti-trump-icin-hakikat-ani.jpg' alt='ABD oy kullanıyor: Yüksek Mahkeme seçmen dışlamayı reddetti, Trump için hakikat anı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>ABD oy kullanıyor: Yüksek Mahkeme seçmen dışlamayı reddetti, Trump için hakikat anı</h5>
<div class='date'>3 Kasım 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Eyalette 20 yıllık dengeleri değiştiren zafer</h3>
<p>Eyaletteki valilik koltuğunu 20 yıldan uzun süredir Cumhuriyetçiler yönetiyordu. Eski Atlanta Belediye Başkanı olan Bottoms, aynı zamanda geçmişte eski Başkan Joe Biden’ın kıdemli danışmanlığını yürütmüştü. İki dönemlik görev süresi dolan Cumhuriyetçi Vali Brian Kemp’ten koltuğu devralacak olan Bottoms’ın zaferi, siyah seçmenlerin ağırlıkta olduğu Georgia’da dengelerin Demokratlar lehine değiştiğini gösteriyor.</p>
<h3>Tarihi gece</h3>
<p>Seçim gecesi Amerikan siyasetinde siyah liderler açısından başka detaylara da sahne oldu:</p>
<ul>
<li>Stacey Plaskett,<strong> </strong>ABD Virjin Adaları valisi seçilerek bir ABD idari bölgesini yöneten ilk siyah kadın oldu.</li>
<li>Byron Donalds, Florida’nın ilk siyah valisi ve ABD tarihinde valiliğe seçilen ilk siyah Cumhuriyetçi oldu.</li>
</ul>
<p>Ayrıca, Bottoms’ın bu başarısı, 2018 ve 2022’de valilik yarışını kaybetmesine rağmen eyalette güçlü bir seçmen tabanı oluşturan Demokrat Stacey Abrams’ın açtığı yolun devamı olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Bottoms’ın zaferi, Demokrat Stacey Abrams’ın büyük bir ABD siyasi partisi tarafından valiliğe aday gösterilen ilk siyah kadın olmasından sekiz yıl sonra geldi. </p>
<p>Abrams, Georgia’da 2018 ve 2022 valilik yarışlarını kaybetmişti, ancak yürüttüğü kampanyalar Demokrat seçmen katılımını artıran, iki Demokrat ABD senatörünün seçilmesine katkı sağlayan ve onlarca yıl sonra ilk kez Georgia’nın seçiciler kurulu oylarını bir Demokrat başkan adayına kazandıran çok nesilli, çok ırklı bir koalisyonun kurulmasına yardımcı oldu.</p>
<div class="box-13">
<h3>Keisha Lance Bottoms hakkında</h3>
<p>Siyasi kariyerine 2010 yılında Atlanta Belediye Meclisi’nde adım atan Keisha Lance Bottoms, 2017 yılına kadar buradaki görevini başarıyla sürdürdü.</p>
<p>Ardından, 2018-2022 yılları arasında Atlanta’nın 60. Belediye Başkanı olarak kentin yönetimini üstlendi. Yerel yönetimdeki deneyimini ulusal düzeye taşıyan Bottoms, 2022-2023 yılları arasında ise ABD Başkanı Joe Biden’ın yönetiminde, Beyaz Saray Kamu Katılımı Direktörü olarak kritik bir sorumluluk üstlendi.</p>
<p>Bottoms’ın belediye başkanlığı dönemi, ciddi toplumsal çalkantılara da sahne oldu. 2020 yılında Atlanta polisinin müdahalesi sonucu hayatını kaybeden Rayshard Brooks’un ardından patlak veren kitlesel protestolar ve aynı yıl 8 yaşındaki Secoriea Turner’ın trajik bir silahlı saldırıda yaşamını yitirmesi, Bottoms yönetimine yönelik eleştirilerin odağı haline geldi. Deneyimli siyasetçi, 2022 yılında ikinci dönem için yeniden aday olmama kararı aldı.</p>
<p>Tüm bu çalkantılara rağmen Bottoms, imza attığı radikal reformlarla adından söz ettirdi.Görevi süresince Atlanta’nın ilk tam kadrolu Eşitlik, Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Ofisi’ni kurdu; adalet sisteminde tartışılan nakit kefalet uygulamasını sonlandırdı. Ayrıca, belediyenin tüm mali süreçlerini şeffaf bir şekilde kamuoyunun denetimine açan <em>Open Checkbook</em> platformunu hayata geçirerek yönetilebilirlikte yeni bir standart belirledi.</p>
<p>Georgia Valiliği için yürüttüğü kampanyada odağına doğrudan halkın ekonomik refahını alan Bottoms, özellikle yaşam maliyetlerini düşürme vaatleriyle ön plana çıkıyor. Demokrat siyasetçi; düşük gelirli yurttaşları kapsayan kamu sağlık sigortası Medicaid’in alanını genişleterek sağlık giderlerini azaltmayı,konut krizine çözümler üretmeyi ve Georgia’daki devlet okullarının finansal altyapısını güçlendirmeyi hedefliyor.</p>
<p>Bottoms’ın bu hamlesi, eyalet tarihi açısından da ayrı bir önem taşıyor. Georgia’da valilik yarışına giren ilk siyah kadın aday olmasa da (Demokrat Stacey Abrams 2018 ve 2022 seçimlerinde aday olmuş ancak kazanamamıştı), Bottoms bu tarihi görevi devralan ilk isim olma hedefiyle mücadelesini sürdürüyor.</p>
</div>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 11:16:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Diyadin’de öldürülen iki çocuk için 11 yıl sonra yeni başvuru]]></title><link>https://bianet.org/haber/diyadinde-oldurulen-iki-cocuk-icin-11-yil-sonra-yeni-basvuru-325079</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/04/diyadinde-oldurulen-iki-cocuk-icin-11-yil-sonra-yeni-basvuru.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/diyadinde-oldurulen-iki-cocuk-icin-11-yil-sonra-yeni-basvuru-325079</guid><description><![CDATA[Ağrı Barosu, Diyadin’de 2015’te öldürülen 15 yaşındaki Muhammed Aydemir ile 16 yaşındaki Orhan Arslan’ın dosyasındaki takipsizlik kararının kanun yararına bozulmasını ve delillerin karartılmasında sorumluluğu bulunanların yargılanmasını istedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ağrı Barosu, Ağrı’nın Diyadin ilçesinde 12 Ağustos 2015’te öldürülen 15 yaşındaki Muhammed Aydemir ile 16 yaşındaki Orhan Arslan’ın dosyası için Adalet Bakanlığı’na başvurdu.</p>
<p>Baro, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’na yaptığı başvuruda, Diyadin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararının Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasını talep etti.</p>
<p>Başvuruda ayrıca olayla ilgili delillerin karartılmasında sorumluluğu bulunanların yargılanması istendi.</p>
<h3>"Kamera kayıtları çocukların fırın işçisi olduğunu gösteriyor"</h3>
<p>Aydemir ve Arslan, 12 Ağustos 2015’te Diyadin’de bir ekmek fırınının odunluğuna sığındıkları sırada öldürüldü.</p>
<p>Ağrı Barosu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada kamera kayıtları, tanık beyanları ve HTS incelemelerinin iki çocuğun sivil fırın işçisi olduğunu gösterdiğini belirtti.</p>
<p>Baro, olay yerinde çocuklara ait parmak izi ve atış bulgusuna rastlanmadığını, savcı olay yerine gelmeden önce ise delillerin karartıldığını ifade etti.</p>
<p>Bu nedenlerle soruşturmanın 11 yıldır cezasızlıkla sonuçlandığını belirten Baro, Diyadin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın takipsizlik kararının Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına aykırı olduğunu savundu.</p>
<a href='/haber/agri-baro-baskani-iki-cocugu-kolluk-gucleri-oldurdu-166794' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/166/794/original/mr.jpg' alt='Ağrı Baro Başkanı: İki Çocuğu Kolluk Güçleri Öldürdü' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Ağrı Baro Başkanı: İki Çocuğu Kolluk Güçleri Öldürdü</h5>
<div class='date'>13 Ağustos 2015</div>
</div>
</a>

<h3>“Deliller karartıldı”</h3>
<p>Baro açıklamasında, dosyadaki delillerin çocukların sivil olduğunu ortaya koyduğunu belirterek, soruşturmanın etkin yürütülmediğine dikkat çekti.</p>
<p>Başvuruyla birlikte Baro, takipsizlik kararının kaldırılarak dosyanın yeniden ele alınmasını ve sorumlular hakkında yargı sürecinin başlatılmasını talep etti.</p>
<div class="box-1">
<h3>Ne olmuştu?</h3>
<p>12 Ağustos 2015 gecesi Ağrı’nın Diyadin ilçesinde İlçe Jandarma Komutanlığı ve Emniyet Müdürlüğü çevresinde silahlı çatışma yaşandı. Çatışmanın ardından bölgede özel harekât polislerinin katıldığı operasyon düzenlendi.</p>
<p>Fırında çalışan Muhammed Aydemir ile Orhan Arslan, çatışma sırasında çalıştıkları işyerinin odun deposuna sığındı. İki çocuk burada vurularak öldürüldü.</p>
<p>Ağrı Valiliği ilk açıklamasında öldürülenlerin güvenlik güçlerine saldıran kişiler olduğunu ve silahlarıyla birlikte “ele geçirildiklerini” öne sürdü. Yerel kaynaklar, görgü tanıkları ve çocukların aileleri ise Aydemir ve Arslan’ın silahsız siviller olduğunu söyledi.</p>
<p>Olayın ardından Diyadin’e giden Ağrı Barosu Başkanı Ali Artuk, bianet’e yaptığı açıklamada, yaptıkları görüşmeler ve incelemeler sonucunda iki çocuğun fırının odunluğunda kolluk güçleri tarafından öldürüldüğü kanaatine vardıklarını söyledi.</p>
<p>Aydemir’in babasının kolluk görevlileri ve yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunmasının ardından Diyadin Cumhuriyet Savcılığı soruşturma başlattı. Valilik ise daha sonra yaptığı açıklamada iki çocuğun sivil olmadığını savundu.</p>
<p>HDP’nin olayın ardından hazırladığı raporda da Aydemir ve Arslan’ın silahsız siviller olduğu ve saklandıkları yerde öldürüldükleri belirtildi.</p>
<p>Uluslararası Af Örgütü, Haziran 2016’da “Diyadin Çocukları İçin Adalet” adıyla küresel bir kampanya başlatarak soruşturmanın bağımsız ve tarafsız yürütülmesini, olayın tüm yönleriyle açığa çıkarılmasını ve sorumluların yargılanmasını istedi.</p>
</div>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 11:09:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Suriye'de 10 ayda 2 bin 635 kişi öldürüldü: Bin 818'i sivil]]></title><link>https://bianet.org/haber/suriye-de-10-ayda-2-bin-635-kisi-olduruldu-bin-818-i-sivil-325078</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/04/suriye-de-10-ayda-2-bin-635-kisi-olduruldu-bin-818-i-sivil.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/suriye-de-10-ayda-2-bin-635-kisi-olduruldu-bin-818-i-sivil-325078</guid><description><![CDATA[Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'nin verilerine göre, 2026'nın ilk 10 ayında yaşamını yitiren 2 bin 635 kişinin yüzde 69'unu siviller oluşturdu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Suriye'de 8 Aralık 2024'te Beşar Esad'ın ülkeden kaçması ve siyasi, askerî ve güvenlik bürokrasisinin çökmesinin üzerinden yaklaşık iki yıl geçti.</p>
<a href='/haber/suriye-nin-bir-yili-11-bin-439-can-kaybi-ve-hesap-verebilirligin-yoklugu-314331' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/12/09/suriye-nin-bir-yili-11-bin-439-can-kaybi-ve-hesap-verebilirligin-yoklugu.jpg' alt='Suriye&#39;nin bir yılı: "11 bin 439 can kaybı ve hesap verebilirliğin yokluğu"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>SURİYE İNSAN HAKLARI GÖZLEMEVİ RAPORU</h6>
<h5 class='headline'>Suriye'nin bir yılı: "11 bin 439 can kaybı ve hesap verebilirliğin yokluğu"</h5>
<div class='date'>9 Aralık 2025</div>
</div>
</a>

<p>Londra merkezli, muhalif Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), 1 Ocak-31 Ekim 2026 tarihleri arasında ülkede meydana gelen şiddet olaylarına ilişkin bilançosunu açıkladı.</p>
<a href='/haber/suriye-de-sel-felaketi-bir-kisi-oldu-rojava-da-yuzlerce-aile-yeniden-yerinden-edildi-324901' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/29/suriye-de-sel-felaketi-bir-kisi-oldu-rojava-da-yuzlerce-aile-yeniden-yerinden-edildi.jpg' alt='Suriye&#39;de sel felaketi: Bir kişi öldü, Rojava&#39;da yüzlerce aile yeniden yerinden edildi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Suriye'de sel felaketi: Bir kişi öldü, Rojava'da yüzlerce aile yeniden yerinden edildi</h5>
<div class='date'>29 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<p>Gözlemevinin 1 Kasım'da yayımladığı rapora göre, yılın ilk 10 ayında Suriye genelinde 2 bin 635 kişi hayatını kaybetti. Ölenlerin bin 818'i sivil, 817'si ise sivil olmayan kişilerden oluştu.</p>
<p>Rapora göre, toplam can kaybının yaklaşık yüzde 69'unu siviller oluşturdu. SOHR, askeri operasyonlar, güvenlik ihlalleri, cinayetler, savaş kalıntılarının neden olduğu patlamalar nedeniyle can kayıplarının devam ettiği belirtildi.</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="rtl" lang="ar">#المرصد_السوري 2635 قــتــيــلاً في سوريا منذ مطلع 2026.. المدنيون يدفعون الثمن الأكبر بـ1818 ضــحــية https://t.co/2AFDraVOFz</p>
— المرصد السوري لحقوق الإنسان (@syriahr) <a href="https://x.com/syriahr/status/2116923597378011273?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">November 1, 2026</a></blockquote>
<h3>En fazla can kaybı şubat ayında </h3>
<p>SOHR'un aylık istatistiklerine göre, </p>
<p><strong>Ocak: </strong>189'u sivil 289 can kaybı</p>
<p><strong>Şubat: </strong>211'i sivil 582 can kaybı</p>
<p><strong>Mart: </strong>188'i sivil 238 can kaybı</p>
<p><strong>Nisan: </strong>167'si sivil 245 can kaybı</p>
<p><strong>Mayıs: </strong>230'u sivil 287 can kaybı</p>
<p><strong>Maziran: </strong>159'u sivil 189 can kaybı</p>
<p><strong>Temmuz: </strong>202'si sivil 231 can kaybı</p>
<p><strong>Ağustos: </strong>157'si sivil 179 can kaybı</p>
<p><strong>Eylül: </strong>160'ı sivil 207 can kaybı</p>
<p><strong>Ekim: </strong>155'i sivil 188 can kaybı yaşandı.</p>
<a href='/haber/urdun-suriyeyi-bombaladi-sivil-kayiplardan-dolayi-uzgunuz-324827' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/27/urdun-suriyeyi-bombaladi-sam-koordinasyon-iddiasini-yalanladi.jpg' alt='Ürdün Suriye’yi bombaladı: “Sivil kayıplardan dolayı üzgünüz”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Ürdün Suriye’yi bombaladı: “Sivil kayıplardan dolayı üzgünüz”</h5>
<div class='date'>27 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Ekim ayında 30 çocuk öldü</h3>
<p>SOHR'un ayrıca yayımladığı ekim ayı raporuna göre, ay boyunca hayatını kaybeden 188 kişinin 155'i sivildi. Siviller arasında 30 çocuk ve 13 kadın bulunuyordu. Sivil olmayan 33 kişinin 25'i hükümet güçleri mensubu, altısı yerel silahlı kişiler, ikisi ise cihatçı grupların üyeleriydi.</p>
<p>Ekim ayında 65 kişi cinayetlerde, 16 kişi savaş kalıntılarının patlaması sonucu, 14 kişi rastgele açılan ateş nedeniyle, 12 kişi ise mezhepsel bağlantılı öldürme olaylarında hayatını kaybetti.</p>
<p>Toplu mezarlarda 13 kişinin kalıntılarına ulaşıldı. </p>
<p>Sekiz kişi silahlı gruplar arasındaki çatışmalarda,</p>
<p>Yedi kişi Ürdün hava saldırılarında,</p>
<p>Üç kişi hükümet güçlerinin ateş etmesiyle,</p>
<p>İki kişi İsrail güçlerinin ateş etmesiyle,</p>
<p>İki kişi Türkiye sınırındaki jandarma ateş etmesiyle yaşamını yitirdi.</p>
<a href='/haber/suriyedeki-akaryakit-zammi-protestolari-ne-anlatiyor-323552' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/09/17/suriyedeki-akaryakit-zammi-protestolari-ne-anlatiyor.jpg' alt='Suriye’deki akaryakıt zammı protestoları ne anlatıyor?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Suriye’deki akaryakıt zammı protestoları ne anlatıyor?</h5>
<div class='date'>17 Eylül 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Soruşturma çağrısı</h3>
<p>Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, sivillerin yüksek orandaki can kaybının ülkede güvenlik sorunlarının ve hak ihlallerinin devam ettiğini gösterdiğini belirtti.</p>
<p>SOHR, bütün öldürme olayları hakkında bağımsız ve şeffaf soruşturmalar açılması, bireysel ve kurumsal sorumlulukların belirlenmesi ve sorumluların yargı önüne çıkarılması çağrısında bulundu.</p>
<p>SOHR ayrıca mağdur yakınlarının hakikate ulaşma, adalet ve giderim haklarının güvence altına alınmasını istedi.</p>
<p>Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları kuruluşlarına da çağrı yapan Gözlemevi, Suriye'deki ihlallerin belgelenmesi, sivillerin korunması ve cezasızlığın önlenmesi için çalışmaların artırılmasını talep etti.</p>
<p>SOHR, sivil nüfusun korunmasının yalnızca şiddetin sona erdirilmesiyle değil, ihlallerin tekrarını önleyecek hukuki ve kurumsal güvencelerin oluşturulmasıyla mümkün olabileceğini vurguladı.</p>
<a href='/haber/suriyede-sekiz-ayda-yaklasik-10-bin-kisi-olduruldu-310210' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/08/07/suriyede-sekiz-ayda-yaklasik-10-bin-kisi-olduruldu.jpg' alt='Suriye’de sekiz ayda yaklaşık 10 bin kişi öldürüldü' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>SURİYE İNSAN HAKLARI GÖZLEMEVİ RAPORU</h6>
<h5 class='headline'>Suriye’de sekiz ayda yaklaşık 10 bin kişi öldürüldü</h5>
<div class='date'>7 Ağustos 2025</div>
</div>
</a>

<p>(FY)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 11:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Figen Yüksekdağ’ın yeni fotoğrafı yayınlandı]]></title><link>https://bianet.org/haber/figen-yuksekdagin-yeni-fotografi-yayinlandi-325076</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/04/figen-yuksekdagin-yeni-fotografi-yayinlandi.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/figen-yuksekdagin-yeni-fotografi-yayinlandi-325076</guid><description><![CDATA[Yüksekdağ, cezaevinde bulunduğu yıllar boyunca kişisel hayatında da ağır kayıplarla karşı karşıya kaldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Eski HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın uzun süren tutukluluk sürecinin ardından cezaevinden çekilen yeni bir fotoğrafı kamuoyuyla paylaşıldı. </p>
<a href='/haber/figen-yuksekdag-barisin-akli-da-iradesi-de-kadindir-325074' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/11/04/figen-yuksekdag-barisin-akli-da-iradesi-de-kadindir.jpeg' alt='Figen Yüksekdağ: Barışın aklı da iradesi de kadındır' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Figen Yüksekdağ: Barışın aklı da iradesi de kadındır</h5>
<div class='date'>4 Kasım 2026</div>
</div>
</a>

<p>1971 yılında Adana'nın Ceyhan ilçesinde çiftçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Yüksekdağ, lise yıllarından itibaren aktif siyaset ve kadın hakları mücadelesinin içinde yer aldı. </p>
<p>Gençlik hareketleri ve yayıncılık alanındaki çalışmalarıyla tanınan Yüksekdağ; <em>Özgür Gençlik</em>, <em>Atılım</em> ve <em>Sosyalist Kadın</em> gibi çeşitli dergi ve gazetelerde editörlük ile yayın kurulu üyeliği yaptı. Sosyalist platformlarda yürüttüğü mücadelenin ardından 2010 yılında Ezilenlerin Sosyalist Partisi'nin (ESP) kurucu genel başkanlığını üstlendi.</p>
<p>Siyasi kariyerinin en belirgin dönüm noktası ise 2014 yılında Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) katılması oldu. 22 Haziran 2014’te Selahattin Demirtaş ile birlikte HDP Eş Genel Başkanlığına seçilen Yüksekdağ, 25. ve 26. dönemlerde Van Milletvekili olarak TBMM'de görev yaptı.</p>
<p>4 Kasım 2016'da  yürütülen soruşturmalar ve operasyonlar kapsamında tutuklanarak Kocaeli Kandıra F Tipi Cezaevi'ne gönderildi ve ilerleyen süreçte milletvekilliği düşürüldü.</p>
<h3>Aile üyeleri hayatını kaybetti</h3>
<p>Yüksekdağ, cezaevinde bulunduğu yıllar boyunca kişisel hayatında da ağır kayıplarla karşı karşıya kaldı. </p>
<p>Tutukluluk süresi devam ederken ailesinden birinci derece yakınlarını kaybeden Yüksekdağ; babası Mevlüt Yüksekdağ, ablası Saniye Yüksekdağ ve ağabeyleri Hüseyin ile Mehmet Cavit Yüksekdağ’ın vefat haberlerini cezaevindeyken aldı. </p>
<p>Zaman zaman verilen özel izinlerle cenaze törenlerine katılan Yüksekdağ, cezaevi şartlarında ailesinin acı kayıplarını yaşamak zorunda kaldı.</p>
<a href='/haber/figen-yuksekdagin-agabeyi-cavit-yuksekdag-yasamini-yitirdi-318265' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/02/figen-yuksekdagin-agabeyi-cavit-yuksekdag-yasamini-yitirdi.png' alt='Figen Yüksekdağ’ın ağabeyi Cavit Yüksekdağ yaşamını yitirdi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Figen Yüksekdağ’ın ağabeyi Cavit Yüksekdağ yaşamını yitirdi</h5>
<div class='date'>2 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 10:44:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Her şey ortada olsa ne olur!]]></title><link>https://bianet.org/yazi/her-sey-ortada-olsa-ne-olur-325077</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/yazi/2026/11/04/her-sey-ortada-olsa-ne-olur.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/yazi/her-sey-ortada-olsa-ne-olur-325077</guid><description><![CDATA[Hiç beklenmedik şekilde yılın sinema hadisesi hâline gelen Her Şey Ortada, ABD’deki suçlu/ünlülere tapma kültürünün zirvelerinden biri daha.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Tıp alanında müthiş bir buluşla Theranos şirketi CEO <strong>Elizabeth Holmes</strong>’un bir anda milyoner olmasını sağlamıştı. Kan tahlilleri hususunda devrimci bir yenilik olarak pazarlanan teknolojinin daha sonra işlevsiz olduğu anlaşıldığında Holmes yargılanmış ve hapis cezası alıp garip bir tesadüf eseri mi ne, <strong>Epstein</strong>’ın işbirlikçisi <strong>Ghislaine Maxwell</strong>’in rahat etmesi için nakledildiği Texas Bryan’daki Federal Cezaevi Kampı’na kapatılmıştı.</p>
<p>Acaba Holmes’un nişanlısı<strong> Billy</strong> <strong>Evans</strong>’ın sağcı aktivist, girişimci ve medya şahsiyeti olan müteveffa <strong>Charlie Kirk</strong>’e hayranlık duyması hadiseler bütününü anlamamıza yarayacak bir ipucu olabilir mi?</p>
<p>Ne de olsa belgeselde yalanın bini bir para deyimine fazlasıyla uyan tavırlar, davranışlar ve ifadeler silsilesi ABD’deki ahlaki çöküşü sanki birebir yansıtıyor.</p>
<p><strong>Elon Musk</strong> misali gene gerçek olma ihtimali olmayan bir hayal pazarlanıyor; bilimsel açıdan geçersizliği, hukuksal açıdan da cezalandırılası bir suç teşkil ettiği bilinmesine rağmen aynı yanlışta ısrar etmek, revaçtaki gerçek ötesinin distorsiyon inadına ispat teşkil etmiyor mu? Bir de ağza bile alınmaması gereken, baştaki mutabakata aykırı olsa da belgeselden çıkarılması istenen tabu seviyesindeki kelimeler veya anekdotlar da cabası.</p>
<p><strong>Trump</strong>’ın yaşlılıktan kaynaklı problemlerle mücadele edip etmediği nasıl yeterince tartışılmıyorsa film kahramanlarının hangi psikolojik profile uyduklarının irdelenmemesi ayrıca acayip!</p>
<p>Karşımızda mantığın ele geçirdiği, sanki format atılmış duygusuz insanların soğuk evreni ve onu manipülasyonlarına alet ederek teşhirine soyunmuş, bir o kadar itici bir yönetmen var.</p>
<p>ABD’deki suçlu/ünlülere yönelik tapınma kültü tavan yapıyor, hiç inandırıcı olmayan o koca gözlerini dikerek bakan filmin esas kahramanı Elizabeth Holmes’a hem inanmamız isteniyor, hem de her fırsatta foyasının ortaya çıkması için azami çaba gösteriliyor. Karşımızda 3 saatlik gayet sıkıcı bir reality show, bilhassa ikinci bölümde sanatsal kaygıları olan girift bir canlandırma parodisi var.</p>
<p>Holmes kimliğini oynamaya birden fazla kere soyunmuş meşhur aktris <strong>Amanda</strong> <strong>Seyfried</strong>’in varlığı da belgeseli kurtarmaya yetmiyor.</p>
<h3>Duş sekansı</h3>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/11/you-can-see-everything.png" alt=""></p>
<p>2026 ABD yapımı 174 dakikalık <em>Her Şey Ortada (You Can See Everything)</em> belgeseli Telluride Film Festivalinden dünya prömiyerini gerçekleştirdikten sonra New York ve São Paulo Film Festivallerinde boy gösterdi; ABD’den iki hafta sonra sonra dünyada Ekim sonu itibarıyla vizyona girdiği ilk memleketlerden birinin Türkiye olması enteresan. Çekildiği ülkede gördüğü aşırı alaka bir yana sansasyonel film Torino, Amsterdam, Lizbon ve Stockholm’daki sinema şölenleri dışında bu ay ve Aralık’ta sinema severlerle gezegen çapında buluşuyor.</p>
<p>Belgeselin sesi ve görüntüsüyle seyirciyi bezdiren yönetmeni <strong>Nathan Fielder</strong> dışında bu sene <strong>Robert Pattinson</strong>’lu <em>Primetime</em>’a imza atmış <strong>Lance Oppenheim</strong> da filmin yönetmen hanesinde adını gördüğümüz diğer sinemacı.</p>
<p>Bilhassa filmin başında bize bir arzu nesnesi olarak sunulan “delikanlı” nişanlıyı daha sonraki bir duş sekansında “her şey ortada” hâliyle izliyoruz. Belgeselin genel anlatım tarzıyla pek bağdaşmadığı söylenen bu görüntüler ABD’de filmin eleştirilen taraflarındandı. Kameranın arkasındaki esas otorite olarak Oppenheim’dan bu hususta teferruatlı malumat istendiğinde sınırsız çıplaklığa kimin karar verdiğine dair muğlak cevabı manidar.</p>
<p>Adalet sistemine bir şekilde takık Oppenheim’ın eleştirildiği bir diğer husus da hangi suçluların aklanmaya değer, hangilerinin ise göz ardı edilmeye layık olduğu hususundaki tutarsızlığı.</p>
<h3>Diziden hâllice</h3>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/11/you-can-see-everything-afis.jpg" alt=""></p>
<p>Filmin zengin teknik altyapısının cilalı neticesi <strong>Ari Balouzian</strong> imzalı, televizyon dizisi misali müziğin zorla yaratmaya çalıştığı atmosferle çekilmez hâle geliyor. Kamera ısrarla kahramanlarına usul usul yaklaşıp çehrelerinin hafızamıza kazınmasına yol açarken asla büyütülecek bir tarafı olmayan hadiselerin bizde dramatik tesirler bırakması bekleniyor.</p>
<p>Karşımızda narsizme yenik düşmüş nesillerin fetişleştirerek yaratmaya ihtiyaç duyduğu idoller var. Hakikat ötesi bir evrende esas idol Holmes, sinemacı Fielder ve nişanlı Evans manipülasyon hususunda bize çeşit çeşit dersler veriyor; üstelik yapaylığını sorgulamadan edemediğimiz bu senaryolar bütününde sergilenen yavan performanslara da damardan inanmamız bekleniyor.</p>
<p>Hapse girmeden önceki kısa bir süre boyunca Holmes’un çocukları ve nişanlısıyla kiraladığı eve misafir ediliyoruz; okyanus kıyısındaki villanın müştemilatına yerleşmiş Fielder ve ekibi sayesinde aileyi yakından “dikizliyor”, saçma sapan bir hakikat avına dahil ediliyoruz.</p>
<p>İkinci bölümde ise, yalan söylediğini ve sahtekârlık yaptığını sonuna kadar inkâr etmeye meyilli insanlardan Elizabeth Holmes lüks sayılabilecek cezaevine kapatıldıktan sonra devreye Amanda Seyfried’in hem kendi bakış açısını yansıttığı hem de Holmes’u canlandırdığı sekanslar giriyor.</p>
<p>Yönetmenler bu arada coşup çok katmanlı, deyim yerindeyse oyuncaklı numaralara sırtını dayayarak filmin girift olma iddiası taşıyan imajını pekiştiriyor.</p>
<h3>Bize ne?</h3>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/11/you-can-see-everything-official.png" alt=""></p>
<p>Karşımızda çok yenilikçi belgesel iddiasını taşıyamadığı için aslında tökezlemiş, gayet bildik, hatta yüzeysel bir sinema örneği var. Üstelik ahlaki olarak da sorgulanabilecek, suçluyu övmese de onunla en azından empati kurmamız, hatta ona acımamız için kurgulanmış bir senaryo söz konusu.</p>
<p>Belgeselin kahramanı ve nişanlısı belgesel çekimi başlamadan önce prodüktörlerden para aldılar mı, almadılar mı? Bu onların ahlaksızlığını teyit edip muhteşem tıbbi aparatlarının da aslında milyonları aldatmak üzere tasarlanmış bir para tuzağı olduğunu ispatlamaz mı? Bu ve buna benzer anekdotlarla resmen vaktimiz çalınıyor desem yalan olmaz!</p>
<p>Adalet karşısında hesap verip suçlu bulunan medyatik bir kişiye sunulmuş, hikayesini baştan yazma ve cilalayarak aktarma imkanından bana ne de diyebilirsiniz kolaylıkla. Lakin ABD’de neredeyse sosyal bir fenomene dönüşmüş bu belgeselin geniş coğrafyadaki halkı niçin tesir altında bıraktığını da insan merak ediyor.</p>
<p><iframe title="YouTube video player" src="https://www.youtube.com/embed/HvW_N5p1q44?si=2O0E8p70M-mB7mWP" width="560" height="315" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="allowfullscreen" loading="lazy"></iframe></p>
<p>Fazlasıyla şişirilmiş bir balon olup olmadığını tartışabilirsiniz belki; lakin karşınızdaki karakterlerin zaten sağlam temelleri olmayan prensiplerini işlerine geldiği zaman nasıl unuttuklarına defalarca şahit olmak için üç saatinizi harcamaya değer mi?</p>
<p>Herhangi bir sıcaklık, samimiyet, canlılık ve derinlik olmadan sadece ısrarla baktığı için hakikati söylediğini iddia eden birinin bakışlarına inanmak zorunda ben muhakkak ki değilim.</p>
<p>Çok şükür, doğduğumdan beri içimde mücadele hâlinde olan mantık ile hislerden ikincisine ağırlık vermeye çalışarak içgüdülerimle mümkün olduğunca irtibat hâlinde kalabildim. İnsanlığın şu an sürüklendiği yön düşünülürse kapitalizmin vardığı noktada en fazla yok etmek istedikleri içgüdülerimiz değil mi zaten?</p>
<p>(RL/HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 10:41:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Figen Yüksekdağ: Barışın aklı da iradesi de kadındır]]></title><link>https://bianet.org/haber/figen-yuksekdag-barisin-akli-da-iradesi-de-kadindir-325074</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/04/figen-yuksekdag-barisin-akli-da-iradesi-de-kadindir.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/figen-yuksekdag-barisin-akli-da-iradesi-de-kadindir-325074</guid><description><![CDATA[4 Kasım tutuklamalarının 10. yılında DEM Parti, Edirne ve Kocaeli’deki cezaevleri önünde açıklama yapacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında bulunduğu HDP’li siyasetçilerin tutuklanmasının üzerinden 10 yıl geçti. 4 Kasım 2016’da düzenlenen operasyonlarda çok sayıda milletvekili ve siyasetçi gözaltına alındı; Demirtaş ve Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu isimler tutuklandı.</p>
<a href='/haber/dem-parti-kobani-hakikatiyle-yuzlesilirse-baris-ancak-mumkun-hale-gelir-312296' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/10/06/dem-parti-kobani-hakikatiyle-yuzlesilirse-baris-ancak-mumkun-hale-gelir.png' alt='DEM Parti: Kobani hakikatiyle yüzleşilirse barış ancak mümkün hale gelir' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>6-8 EKİM PROTESTOLARI</h6>
<h5 class='headline'>DEM Parti: Kobani hakikatiyle yüzleşilirse barış ancak mümkün hale gelir</h5>
<div class='date'>6 Ekim 2025</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/demirtas-ve-kobani-tutuklularinin-tahliye-talebi-reddedildi-309610' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/07/19/demirtas-ve-kobani-tutuklularinin-tahliye-talebi-reddedildi.png' alt='Demirtaş ve Kobani tutuklularının tahliye talebi reddedildi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Demirtaş ve Kobani tutuklularının tahliye talebi reddedildi</h5>
<div class='date'>19 Temmuz 2025</div>
</div>
</a>

<p>Kandıra Cezaevi’nde tutulan Figen Yüksekdağ, tutuklamaların 10. yılında İlke TV’den Sevda Çetinkaya’ya konuştu. 4 Kasım gecesini, tutukluluğunu, Kürt meselesinin çözümü için yürütülen süreci ve kadınların barış mücadelesindeki rolünü değerlendiren Yüksekdağ, yaşananları “apoletsiz bir darbe” olarak nitelendirdi.</p>
<h3>"Cehennemin kapısı açılıyor dedi"</h3>
<p>Dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla başlayan ve 4 Kasım tutuklamalarıyla yeni bir aşamaya geçen sürecin yalnızca HDP’yi hedef almadığını söyleyen Yüksekdağ, bunun muhalefetin tasfiyesine uzanan bir müdahale olduğunu belirtti.</p>
<p>“4 Kasım’da ‘Bakın bugün bize, yarın herkese’ dedik, o günden bu yana da diyoruz. Cehennemin kapısı açılıyor dedik, maalesef haklı çıktık. Bazıları duydu, çoğunluğu duymadı” diyen Yüksekdağ, baskıların bugün gazetecilerden kadınlara, emeklilerden ekoloji gönüllülerine kadar geniş bir kesimi etkilediğini söyledi.</p>
<p>Tutuklandığı geceyi de anlatan Yüksekdağ, 3 Kasım’ı 4 Kasım’a bağlayan gece saat 01.00’i geçerken kapısı çalındığında gözaltına alınmayı beklediğini belirtti.</p>
<p>“İlk düşündüğüm şey ‘Direne direne kazanacağız’ oldu. 10 yıldır görmediğim evimden çıkarken gözaltına almaya gelenlere, oradaki herkese de bunu söyledim yüksek sesle. Direne direne kazanacağız. Biz neyi mücadele etmeden, direnmeden kazandık ki” diye konuştu.</p>
<p>Yüksekdağ, “Bugün barış hakkını kazanmak için bile direnmek zorundayız” dedi.</p>
<h3>"Hayallerimizi öldüremediler"</h3>
<p>Tutukluluğunun ne kadar süreceğine ilişkin hiçbir zaman bir zaman sınırı koymadığını söyleyen Yüksekdağ, HDP’nin toplumsal değişim ve dönüşüm potansiyelinin ortadan kaldırılmak istendiğini belirtti.</p>
<p>“Bunu bir daha hayal bile edilemez hale getirmek istediler. Bunun için çok sert şeyler yaşandı. Ama hayaller ne engellenebilir ne yasaklanabilir” diyen Yüksekdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Ben hâlâ hayal kuruyorum. Sokakta kime sorsanız en darda olanı bile hayal kuruyordur. Bizim hayallerimizi öldüremediler. Beni 10 yıl boyunca ayakta tutan bu.”</p>
<p>Halkla kurdukları bağın kopmadığını söyleyen Yüksekdağ, “Barışla buluşmadan vademiz dolmadı herhalde” diye konuştu.</p>
<p><strong>‘Somut adımlar atılması gerek’</strong></p>
<p>Kürt meselesinin çözümü için yürütülen sürecin geldiği aşamayı değerlendiren Yüksekdağ, Abdullah Öcalan’ın sürecin başından bu yana önemli bir rol üstlendiğini söyledi.</p>
<p>“Sayın Öcalan sürecin en başından beri buzkıran rolü oynuyor. Kendi sözünün arkasında duruyor” diyen Yüksekdağ, sürecin durakladığı yönündeki değerlendirmelere ilişkin de şunları söyledi:</p>
<p>“Ama şimdi bir donma durumu var deniyor. Eğer varsa böyle bir donma durumu, bütün muhatapların, en başta Cumhur İttifakı’nın sözlerinin arkasında durması gerek. Somut adımlar atılması gerek.”</p>
<p>Türkiye halklarının barış için ortaya çıkan fırsatı bir kez daha kaçırmaması gerektiğini vurgulayan Yüksekdağ, bölgedeki gelişmelere dikkat çekti.</p>
<p>Kadınların bir araya gelerek barış mücadelesini büyütmesinin önemine dikkat çeken Yüksekdağ, konferansın yeni bir başlangıç olabileceğini söyledi.</p>
<p>“Bu bir başlangıç, önemli bir fırsat, genişlemek için… Çoğalmak için” diyen Yüksekdağ, kadınların barışın ve demokratik toplumun kurulmasındaki rolünü şöyle anlattı:</p>
<p>“Barışın ve demokratik toplumun kurucu aklı da iradesi de kadındır.”</p>
<p>Kadınların dayanışmasının yalnızca konferanslarla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Yüksekdağ, bu mücadelenin mahallelerden fabrikalara, atölyelerden okullara ve sokaklara yayılması çağrısı yaptı.</p>
<p>Dışarıdaki kadınlara ve tüm toplumsal kesimlere seslenen Yüksekdağ, “Herkes bugüne ve geleceğe güvenle baksın. Kendimize ve birbirimize güvenmek için çok sebebimiz var. Kendi gücümüzün farkında olalım, kopmayalım” dedi.</p>
<p>Yüksekdağ, “Bütün gadre uğrayanlar, ezilenler, itirazı olanlar… Ne kadar bağ kurabilirsek, bu çukurdan o kadar hızlı çıkabiliriz” dedi.</p>
<h3>Cezaevi önlerinde açıklama yapılacak</h3>
<p>4 Kasım tutuklamalarının 10. yılında DEM Parti, Edirne ve Kocaeli’deki cezaevleri önünde açıklama yapacak.</p>
<p>DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Edirne Cezaevi’nde tutulan Selahattin Demirtaş’ı ziyaret ettikten sonra saat 13.00’te cezaevi önünde konuşacak. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise saat 14.00’te Figen Yüksekdağ’ı ziyaret edecek ve ardından Kandıra Cezaevi önünde açıklama yapacak.</p>
<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Demirtaş’ın tutukluluğuna ilişkin kararlarında hak ihlalleri tespit etmiş ve serbest bırakılması gerektiğine hükmetmişti.</p>
<a href='/haber/figen-yuksekdag-kurt-hareketi-barisin-muhatabi-olmaktan-hic-vazgecmedi-312252' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/10/05/figen-yuksekdag-demokrasinin-onundeki-kilit-iktidarin-chp-taktigi.jpeg' alt='Figen Yüksekdağ: Kürt hareketi, barışın muhatabı olmaktan hiç vazgeçmedi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>CEZAEVİNDEN MEKTUPLA SÖYLEŞİ</h6>
<h5 class='headline'>Figen Yüksekdağ: Kürt hareketi, barışın muhatabı olmaktan hiç vazgeçmedi</h5>
<div class='date'>6 Ekim 2025</div>
</div>
</a>

<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 10:21:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Üç insan hakları örgütünden AİHM'ye İmamoğlu başvurusu]]></title><link>https://bianet.org/haber/uc-insan-haklari-orgutunden-aihm-ye-imamoglu-basvurusu-325075</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/04/uc-insan-haklari-orgutunden-aihm-ye-imamoglu-basvurusu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/uc-insan-haklari-orgutunden-aihm-ye-imamoglu-basvurusu-325075</guid><description><![CDATA[HRW ve iki hukuk örgütü, İmamoğlu'nun tutukluluğuna ilişkin AİHM'ye görüş sundu. Kuruluşlar, Demirtaş ve Kavala kararlarını hatırlattı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch - HRW), Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi ve Uluslararası Hukukçular Komisyonu, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluğuna ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) ortak görüş sundu.</p>
<a href='/haber/aihm-ekrem-imamoglu-davasinda-turkiyeden-savunma-istedi-318648' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/haber/2025/03/21/gozaltindaki-ekrem-imamogluna-bir-sorusturma-daha.jpg' alt='AİHM, Ekrem İmamoğlu davasında Türkiye’den savunma istedi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>AİHM, Ekrem İmamoğlu davasında Türkiye’den savunma istedi</h5>
<div class='date'>13 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>Üç kuruluş, 3 Kasım'da yayımladıkları açıklamada, Türkiye'de muhalif siyasetçilere yönelik tutuklama ve ceza kovuşturmalarının siyasi katılımı engellemek amacıyla kullanıldığına yer verdi.</p>
<p>Kuruluşların AİHM'ye sunduğu üçüncü taraf görüşünde (<em>amicus brief</em>), Türkiye'deki yargı bağımsızlığı sorunları, ceza hukukunun siyasi amaçlarla kullanıldığı iddiaları ve seçilmiş siyasetçilere yönelik tutuklamalar ele alındı.</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="en">The Turkish authorities are misusing powers of detention and prosecution to prevent opposition politicians from participating effectively in politics. Ekrem İmamoğlu’s detention is part of a larger wave of arrests, detention, and prosecutions carried out since 2025 targeting the CHP. #Türkiye https://t.co/jIdUpzLdqk</p>
— Human Rights Watch (@hrw) <a href="https://x.com/hrw/status/2117670429485605086?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">November 3, 2026</a></blockquote>
<h3>AİHM üç ayrı hak ihlali iddiasını inceleyecek</h3>
<p>İmamoğlu'nun AİHM'ye yaptığı başvuruda, tutukluluğunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin üç ayrı hükmünü ihlal ettiği belirtildi.</p>
<div class="box-12">Başvuru kapsamında özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5. madde, haklara getirilen sınırlamaların öngörülen amaçlar dışında kullanılmasını yasaklayan 18. madde ve serbest seçim hakkını güvence altına alan Ek 1 No'lu Protokol'ün 3. maddesi gündemde.</div>
<p>AİHM, 13 Nisan 2026'da İmamoğlu'nun başvurusunu Türkiye'ye bildirmiş ve hükümetten görüş istemişti.</p>
<a href='/haber/ekrem-imamoglu-hastaneye-sevk-edildi-310404' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/08/14/ekrem-imamoglu-hastaneye-sevk-edildi.png' alt='Ekrem İmamoğlu, hastaneye sevk edildi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Ekrem İmamoğlu, hastaneye sevk edildi</h5>
<div class='date'>14 Ağustos 2025</div>
</div>
</a>

<h3>"Siyasi rakiplerin tutuklanması alışıldık bir yöntem"</h3>
<p>Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi Direktörü Ayşe Bingöl Demir, İmamoğlu'nun başvurusunun Türkiye'de daha önce görülen siyasi tutukluluk davalarıyla benzer sorunları gündeme getirdiğini söyledi.</p>
<p>Bingöl Demir, siyasi rakiplerin ve muhalif görülen kişilerin siyasi yaşamdan uzaklaştırılmak amacıyla tutuklanmasının Türkiye'de tekrarlanan bir uygulamaya dönüştüğünü söyledi.</p>
<p>Üç kuruluş, ceza hukukunun muhalif siyasetçiler hakkında kullanılmasının yalnızca tutuklanan kişilerin haklarını değil, seçmenlerin siyasi temsil hakkını da etkilediğini vurguladı. Açıklamada, tutuklama kararları ve ağır suçlamaların siyasi çoğulculuk üzerinde caydırıcı etki yaratabileceğine dikkat çekildi.</p>
<a href='/haber/ekrem-imamoglu-hakkinda-acilan-dava-ve-sorusturmalar-308449' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/06/16/ekrem-imamoglu-hakkinda-acilan-dava-ve-sorusturmalar.jpg' alt='Ekrem İmamoğlu hakkında açılan dava ve soruşturmalar' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Ekrem İmamoğlu hakkında açılan dava ve soruşturmalar</h5>
<div class='date'>16 Haziran 2025</div>
</div>
</a>

<h3>Demirtaş ve Yüksekdağ kararları hatırlatıldı</h3>
<p>Üç kuruluş, İmamoğlu'nun tutukluluğunu 2016 ve 2017 yıllarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) yöneticileri ve milletvekillerine yönelik gözaltı ve tutuklamalarla karşılaştırdı.</p>
<p>Açıklamada, AİHM'nin eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile diğer 15 siyasetçinin tutukluluklarına ilişkin değerlendirmeleri hatırlatıldı.</p>
<p>Mahkemenin bu davalarda tutuklamaların siyasi çoğulculuğu ve demokratik tartışma özgürlüğünü sınırlandıran amaçlar taşıdığı yönünde tespitlerde bulunduğu belirtildi.</p>
<p>HRW Kıdemli Hukuk Danışmanı Aisling Reidy, İmamoğlu'nun tutukluluğuna ilişkin başvurunun Demirtaş ve diğer Kürt siyasetçilerin davalarıyla benzerlikler taşıdığını söyledi.</p>
<p>Reidy, AİHM'nin önceki kararlarında siyasi saikli tutuklamaların hem seçilmiş siyasetçilerin hem de seçmenlerin haklarını ihlal ettiğini tespit ettiğini hatırlattı.</p>
<a href='/haber/ekrem-imamoglu-turkiye-operasyon-cumhuriyetine-dondu-324391' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/14/ibb-davasi-halk-tv-ye-ozgurluk-slogani-atiliyor.jpg' alt='Ekrem İmamoğlu: Türkiye, operasyon cumhuriyetine döndü' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Ekrem İmamoğlu: Türkiye, operasyon cumhuriyetine döndü</h5>
<div class='date'>14 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<h3>AİHM'nin kararları gündemde</h3>
<p>Üç kuruluşun AİHM'ye sunduğu görüşün önemli başlıklarından birini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 18. maddesi oluşturuyor. Bu madde, sözleşmede tanınan haklara getirilen sınırlamaların öngörülen amaçlar dışında kullanılmasını yasaklıyor.</p>
<p>HRW'nin açıklamasına göre AİHM, 2019'dan bu yana HDP'li siyasetçiler ve insan hakları savunucusu Osman Kavala hakkında verdiği sekiz kararda Türkiye'nin 18. maddeyi ihlal ettiğine hükmetti.</p>
<p>Kuruluşlar, İmamoğlu'nun tutukluluğunun da siyasi amaç taşıyıp taşımadığının bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Açıklamada, AİHM'nin Gürcistan, Azerbaycan ve Ukrayna hakkında verdiği kararlarda da ceza soruşturmalarının siyasi muhalefeti sınırlandırmak amacıyla kullanılmasını incelediği hatırlatıldı.</p>
<a href='/haber/imamoglu-iki-cumhurbaskani-adayi-biri-edirne-de-biri-silivri-de-324419' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/10/14/imamoglu-iki-cumhurbaskani-adayi-biri-edirne-de-biri-silivri-de-1.png' alt='İmamoğlu: İki cumhurbaşkanı adayı biri Edirne&#39;de biri Silivri&#39;de' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İmamoğlu: İki cumhurbaşkanı adayı biri Edirne'de biri Silivri'de</h5>
<div class='date'>14 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Yargı bağımsızlığına ilişkin eleştiriler</h3>
<p>Üçüncü taraf görüşünde, Türkiye'de yargı bağımsızlığının zayıfladığı ve bazı alt derece mahkemelerinin Anayasa Mahkemesi kararlarına uymadığı yönündeki değerlendirmelere de yer verildi. Kuruluşlar, bu durumun muhalif siyasetçilerin iç hukukta etkili bir hukuki korumaya erişmesini güçleştirdiğini belirtti.</p>
<p>Uluslararası Hukukçular Komisyonu Avrupa ve Orta Asya Programı Direktörü Temur Shakirov, Türkiye'de hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı alanında yaşanan sorunların demokratik çoğulculuğu ve serbest seçim hakkını etkilediğini söyledi.</p>
<p>Shakirov, AİHM'nin muhalif siyasetçilere yönelik tutuklama ve kovuşturmaları sıkı biçimde incelemesi gerektiğini ifade etti.</p>
<a href='/haber/imamogluna-yeni-youtube-ve-x-hesabina-erisim-engeli-talebi-321572' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/07/17/imamogluna-yeni-dijital-abluka-karari-youtube-ve-x-hesabina-erisim-engeli-talebi.jpg' alt='İmamoğlu’na yeni  YouTube ve X hesabına erişim engeli talebi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İmamoğlu’na yeni  YouTube ve X hesabına erişim engeli talebi</h5>
<div class='date'>17 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<div class="box-1">
<p><strong>Ne olmuştu?</strong></p>
<p>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında 19 Mart 2025'te gözaltına alındı.</p>
<p>İmamoğlu, 23 Mart 2025'te “suç örgütü kurmak ve yönetmek”, “rüşvet almak” ve “kamu ihalelerine fesat karıştırmak” gibi suçlamalarla tutuklandı. Belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırıldı.</p>
<p>İmamoğlu, tutukluluğunun siyasi amaç taşıdığını ve temel haklarını ihlal ettiğini savunarak AİHM'ye başvurdu.</p>
<p>AİHM, 13 Nisan 2026'da başvuruyu Türkiye hükümetine bildirdi.</p>
<p>Son olarak üç insan hakları ve hukuk kuruluşu, 3 Kasım 2026'da İmamoğlu'nun başvurusuna ilişkin ortak üçüncü taraf görüşünü mahkemeye sundu.</p>
<p>AİHM'nin İmamoğlu'nun tutukluluğuna ilişkin esas incelemesi devam ediyor. Mahkeme henüz başvurunun sonucuna ilişkin karar vermedi.</p>
</div>
<p>(FY)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 10:08:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[LGBTİ+’lardan Barış Anneleri’ne dayanışma ziyareti]]></title><link>https://bianet.org/haber/lgbti-lardan-baris-annelerine-dayanisma-ziyareti-325073</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/04/lgbti-lardan-baris-annelerine-dayanisma-ziyareti.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/lgbti-lardan-baris-annelerine-dayanisma-ziyareti-325073</guid><description><![CDATA[Özgürlük İstiyoruz Kampanyası ve Ankara Pride, barış talebiyle Ankara’ya gelen Barış Anneleri’ni ziyaret etti. Görüşmede savaş politikaları, ayrımcılık ve LGBTİ+’ların hedef gösterilmesi konuşuldu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Özgürlük İstiyoruz Kampanyası ve Ankara Pride, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Ankara’ya gelen Barış Anneleri’ne dayanışma ziyaretinde bulundu.</p>
<p>Ziyaretin ardından yapılan açıklamada, barış mücadelesi ile LGBTİ+ hakları mücadelesinin ortaklaşan yönlerine dikkat çekildi.</p>
<p>Özgürlük İstiyoruz Kampanyası’nın açıklamasında, “Barışı hep beraber inşa etmek için mücadeleye devam edeceğiz” denildi.</p>
<p>Açıklamada, görüşmeler sırasında aile politikaları ve LGBTİ+’lara yönelik ayrımcı söylemlerin de gündeme geldiği belirtilerek şu ifadeler kullanıldı:</p>
<blockquote>
<p>Görüşmelerimizde bir kez daha gördük ki ailelere tehdit LGBTİ+’lar değil, savaş politikaları ve ayrımcılıktır.</p>
</blockquote>
<a href='/yazi/baris-anneleri-ankarada-baris-beklenmez-insa-edilir-325026' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2026/11/03/baris-anneleri-ankarada-baris-beklenmez-insa-edilir.jpg' alt='Barış Anneleri Ankara’da: Barış beklenmez, inşa edilir' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Barış Anneleri Ankara’da: Barış beklenmez, inşa edilir</h5>
<div class='date'>3 Kasım 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Barış Anneleri Ankara’da</h3>
<p>24 kentten yaklaşık 300 Barış Annesi, barış sürecinde somut adımlar atılması talebiyle 2-3 Kasım’da Ankara’da bir araya geldi.</p>
<p>Barış Anneleri, TBMM önündeki parkta yaptıkları açıklamada sürecin ilerlemesi için yasal düzenlemeler yapılmasını istedi.</p>
<p>Program kapsamında oturma eylemi düzenleyeceklerini, DEM Parti’nin grup toplantısına katılacaklarını ve Meclis’te siyasi parti temsilcileriyle görüşeceklerini duyurdular.</p>
<p>Barış Anneleri ayrıca Adalet Bakanı ile görüşme talebinde bulundu.</p>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 10:02:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İspanya Ulaştırma Bakanı, tren faciasından altı gün sonra istifa etti]]></title><link>https://bianet.org/haber/ispanya-ulastirma-bakani-tren-faciasindan-alti-gun-sonra-istifa-etti-325070</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/04/ispanya-ulastirma-bakani-tren-faciasindan-alti-gun-sonra-istifa-etti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ispanya-ulastirma-bakani-tren-faciasindan-alti-gun-sonra-istifa-etti-325070</guid><description><![CDATA[İspanya'da iki hızlı trenin çarpışması sonucu 69 kişinin öldüğü kazanın ardından Ulaştırma Bakanı Oscar Puente görevinden ayrıldı. Puente, istifasını siyasi sorumluluk, tutarlılık ve mağdurlara duyduğu empatiyle açıkladı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İspanya Ulaştırma ve Sürdürülebilir Hareketlilik Bakanı Oscar Puente Santiago, 28 Ekim'de Toledo kenti yakınlarında iki hızlı trenin çarpıştığı ve 69 kişinin öldüğü kazanın ardından istifa etti.</p>
<p>Bakan Puente, tren kazasıyla ilgili mecliste yaptığı konuşmada istifasını açıkladı.</p>
<p>İstifasının nedenini "siyasi onur, tutarlılık ve mağdurlarla empati" olarak açıklayan Puente, bu kararın, "partisinin ve kendisinden önce gelenlerin belirlediği, daha adil ve eşitlikçi bir ülke ve toplum vizyonuna hizmet etmek için her şeyini verenlerin standartlarına uygun olmak amacıyla alındığını" söyledi.</p>
<p>Bir ulaştırma bakanının, "bir yıldan kısa bir süre içinde bu büyüklükte iki kaza yaşanmışken görevine devam edemeyeceğini" belirten Puente, 29 Kasım'daki erken genel seçimlerdeki adaylığını da geri çektiğini duyurdu.</p>
<p>Puente, Sosyalist İşçi Partisi'nin Valladolid'den liste başı adayıydı.</p>
<p>Valladolid kentinde 2015-2023 yıllarında belediye başkanı olan 58 yaşındaki Puente, 2023'ten bu yana Ulaştırma ve Sürdürülebilir Hareketlilik Bakanı olarak görev yapıyordu.</p>
<p>Toledo yakınlarında 28 Ekim'de meydana gelen hızlı tren kazasının ardından koalisyon hükümetinin küçük ortağı Sumar ittifakı ve muhalefetteki tüm siyasi partiler Puente'nin istifasını istemişti.</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 09:34:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Tera ve Pusula dini uygunluk belgesi almış]]></title><link>https://bianet.org/haber/tera-ve-pusula-dini-uygunluk-belgesi-almis-325068</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/04/tera-ve-pusula-dini-uygunluk-belgesi-almis.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/tera-ve-pusula-dini-uygunluk-belgesi-almis-325068</guid><description><![CDATA[Tera ve Pusula’nın da aralarında bulunduğu dört portföy yönetim şirketine ait 10 yatırım fonu İslami finans ilkelerine uygunluk belgesi aldı. Belgelerden bazılarında Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu üyesi Prof. Dr. Servet Bayındır’ın imzası var.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Fon yolsuzluğunda yönetim kurulu başkanları ve üyeleri tutuklanan Tera, Pusula, Hedef ve Atlas Portföy’e ait 10 yatırım fonuna İslami finans ilkelerine uygunluk onayı verildiği ortaya çıktı.</p>
<p>Serbestiyet’ten Gökhan Korkmaz’ın <a href="https://serbestiyet.com/haberler/ozel-haber-i-tera-ve-pusula-fetva-da-almis-caizdir-diyen-cumhurbaskanligi-ekonomi-kurulu-uyesi-ilahiyat-profesoru-ders-cikaracagiz-252768/" target="_blank" rel="nofollow noopener">haberine göre</a> fonlar için düzenlenen icazet belgelerinde faiz, kumar ve diğer haram kabul edilen işlemler yasaklanırken, fonların yatırım yapabileceği finansal araçlar belirlendi. Bazı belgelerde danışma komitelerine fonları denetleme ve icazeti iptal etme yetkisi de tanınıyor.</p>
<p>Belgeler İKTİSAT İslam İktisadı Araştırmaları Vakfı Danışma Komitesi ile İSFA İslami Finans Danışma Komitesi tarafından düzenlendi.</p>
<p>İKTİSAT tarafından verilen bazı belgelerde Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu üyesi ve ilahiyatçı Prof. Dr. Servet Bayındır’ın da imzası da var.</p>
<h3>Tera’nın iki fonuna İKTİSAT’tan icazet</h3>
<p>İKTİSAT Danışma Komitesi, 1 Nisan 2024’te Tera Portföy Çatı Katılım Gayrimenkul Yatırım Fonu’na, 3 Temmuz 2024’te Atlas Portföy Katılım Hisse Senedi Serbest Fonu’na ve 1 Ocak 2026’da Tera Portföy Konut Alfa Katılım Gayrimenkul Yatırım Fonu’na fıkhi uygunluk görüşü verdi.</p>
<p>Tera Portföy Çatı Katılım Gayrimenkul Yatırım Fonu için hazırlanan belgede fonun gayrimenkul satın alabileceği, bunları taksitle satabileceği veya kiralayabileceği belirtiliyor.</p>
<p>Ayrıca fonun hisse senetleri, sukuk, kira sertifikaları ve katılım finans ilkelerine uygun diğer yatırım araçlarına da yatırım yapabileceği de yer alıyor.</p>
<p>Ancak fonun faaliyetleri için de “faiz, kumar ve diğer haram nitelikli işlemlerden kaçınma” şartı getiriyor.</p>
<p>Komite sonuç bölümünde, Tera’nın söz konusu fonu “faizli işlemlere kesinlikle başvurmadan” belirtilen kurallar çerçevesinde işletmesinin “fıkhi açıdan bir mahzur içermediği” görüşünü bildirdi.</p>
<h3>Pusula’ya krizden 45 gün önce icazet</h3>
<p>Tera ve Pusula’nın fonlarına dinî uygunluk görüşü veren diğer kuruluş İSFA İslami Finans Danışma Komitesi.</p>
<p>İSFA, 8 Ocak 2024’te Pusula Portföy Katılım Serbest (TL) Fonu’na, 6 Mayıs 2025’te Pusula Portföy İkinci Denge Katılım Serbest Fonu’na icazet verdi.</p>
<p>16 Aralık 2025’te Tera Portföy Para Piyasası Katılım (TL) Fonu, 22 Ocak 2026’da Hedef Portföy Katılım Hisse Senedi (TL) Fonu ve 16 Nisan 2026’da Tera Portföy Katılım Serbest (Döviz) Fonu için de belgeler düzenlendi.</p>
<p>1 Mayıs 2026’da Pusula Portföy Altın Katılım Fonu’na verilen onayın ardından 3 Ağustos 2026’da Pusula Portföy İkinci Katılım Hisse Senedi Serbest Fon’a da icazet verildi.</p>
<p>Son belge, fon krizinden 45 gün önce düzenlenmişti. Pusula’nın 3 Ağustos tarihli belgesinde şu şart yer alıyordu:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Fon Varlıklarının hiçbir surette türev ve kaldıraçlı işlemlerde kullanılmaması.”</em></p>
<p>6 Mayıs 2025 tarihli diğer belgede ise fon varlıklarının Pusula Portföy’ün ve portföy saklayıcısının kendi mal varlıklarından ayrı tutulması şart koşuluyordu:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Fon portföyündeki varlıkların, Pusula Portföy Yönetimi A.Ş.’nin ve portföy saklayıcısının mal varlıklarından ayrı tutulması.”</em></p>
<p>İSFA’nın belgelerinde Abdullah Köker, Dr. Mustafa Dereci, Prof. Dr. Osman Güman, Doç. Dr. A. Numan Ünver, Yaşar Yalçın ve Doç. Dr. M. Emin Durmuş’un isimleri bulunuyor.</p>
<h3>Bayındır: Tera'dan bağış aldık ama...</h3>
<p>Prof. Dr. Servet Bayındır ise fonlara verilen icazetin fonların fıkhi durumuyla sınırlı olduğunu söyledi:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Bizim uzmanlık alanımız konunun fıkhi (dinî) durumudur. İktisadi yönü uzmanlık alanımız dışındadır. Ancak fıkhi karar, işlemin iktisadi yapısına bağlı olarak verileceğinden otomatik olarak iktisadi yön de gündeme gelmektedir. Bununla birlikte fonun muhtemel getiri oranı, getiri garantisi ve ileride karşılaşacağı iktisadi-finansal riskler bizim uzmanlığımız dışındadır; bu konuda görüş beyan etmemiz söz konusu değildir.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Dolayısıyla fonların hangi iş ve işlemleri yapacağına dair SPK’ya başvurulup onaylatılan ve yayımlanan içtüzük, izahname vb. belgeler esas alınarak görüş verilmektedir.”</em></p>
<p>Bayındır, İKTİSAT’ın Tera’ya verdiği icazetlerin kapsamına ilişkin şunları söyledi:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“TERA’ya Vakfımız Danışma Komitesi tarafından bugüne kadar sadece iki fon için icazet verilmiştir. Bu icazet, katılım esaslarına aykırılık teşkil eden işlemlere başvurulmaması kayıt ve şartıyla ilk defa 2024 yılında verilmiş ve dönem sonlarında sadece bu iki fon güncellenmiştir. Bunlar da Konut Alfa Katılım GYF ve Çatı Katılım GYF’den ibarettir. Bu fonlar dışında TERA’ya ait fonlar için Vakfımızın icazeti söz konusu değildir.”</em></p>
<p>Bayındır, denetim ve belge iptaline ilişkin de şu açıklamayı yaptı:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“İcazet verilen fonlarda yatırımcı, kamuoyu veya başka kanaldan bir duyum ya da bilgi gelmesi durumunda inceleme yapılıp gerekli durumda belge iptal edilmektedir.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Ancak bahse konu iki fonla ilgili günümüze kadar herhangi bir bulgu tarafımıza ulaşmamıştır. Nitekim TERA’ya ait tasfiyeye konu fonlar içinde Vakfımız tarafından icazet verilen fonlar yer almamaktadır. Aksi durumda tereddüt edilmeden belge iptaline gidilir.”</em></p>
<p>Bayındır, İKTİSAT’ın fetvalar karşılığında Tera’dan bağış aldığını da açıkladı:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“İKTİSAT için bu belgeler karşılığında TERA’dan sembolik kabul edilebilecek düzeyde vakıf hesabına bağış alınmıştır. Alınan bağışlar yaklaşık beş yıldır düzenli olarak lisans ve lisansüstü düzeyde öğrencilere burs olarak dağıtılmaktadır. Nitekim bu yıl burs verilmesi kararlaştırılan ve ilk bursları yatırılan öğrenci sayısı, lisans düzeyinde 15, lisansüstü düzeyde 8 olmak üzere toplam 23’tür.”</em></p>
<p>Cumhurbaşkanlığı’ndaki göreviyle fetvalar arasında ilişki bulunmadığını belirten Bayındır, şöyle konuştu:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“İKTİSAT Vakfı bir STK’dır. Bu kapsamda beyan edilen görüşler konunun uzmanı akademisyen kimliğiyle verilmekte, imza bu sıfatla atılmaktadır. Görüşler fıkhi içerikli olup sahip olunan başka görevlerle ilişkisi bulunmamaktadır.”</em></p>
<p>Bayındır, fon skandalının ardından bu icazetler için pişman olup olmadığı sorusuna da cevap verdi:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Dikkat edilirse Vakfımızca şirketin tüm fonlarına icazet verilmemiştir. Sadece katılım esaslarına uygun olarak gayrimenkul ticareti ile iştigal etmek üzere kurulduğu SPK onaylı belgelere dayanılarak iki GYF için icazet verilmiştir.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>‘Bir musibet bin nasihat’ atasözünden herkes gibi Vakfımız da gerekli dersi çıkaracaktır.”</em></p>
<h3>Durmuş: Fiilî işlemlerin gözetimi bizim görevimiz değil</h3>
<p>İSFA Danışma Komitesi üyesi Doç. Dr. Muhammed Emin Durmuş, icazetlerin hangi esaslara dayanılarak verildiğini anlattı:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Danışma Komitelerinin gerek ülkemizde gerekse uluslararası uygulamalarda temel görevi, yatırım fonlarının ilgili dokümanlarını Katılım Finans İlke ve Esasları çerçevesinde değerlendirmektir.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Bu kapsamda, fonların kuruluş aşamasında izahnameleri incelenerek yatırım yapılabilecek varlık türlerine ilişkin fıkhi uygunluk kriterleri belirlenmektedir. Örneğin, pay senedi işlemlerinde Borsa İstanbul tarafından yayımlanan Katılım Endekslerinin esas alınması, kira sertifikası gibi sermaye piyasası araçlarında ise ilgili ihraççı kuruluş tarafından ihraç özelinde icazet belgesi temin edilmiş olması gerektiği belirtilmektedir.”</em></p>
<p>Durmuş, fonların gerçek yatırım işlemlerinin denetimine ilişkin şu açıklamayı yaptı:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Fonların hangi şirketlere veya kıymetlere fiilen yatırım yaptığı, fon varlıklarının hareketleri ve portföy işlemlerinin mevzuata uygunluğunun gözetimi ise Danışma Komitesinin fıkhi değerlendirme görevi kapsamında olmayıp ilgili portföy yönetim şirketlerinin ve mevzuatla yetkilendirilmiş portföy saklama kuruluşlarının görev ve sorumluluk alanındadır.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Dolayısıyla tarafımızca gerçekleştirilen incelemeler, fonların ilgili dokümanlarının Katılım Finans İlke ve Esaslarına uygunluğunun değerlendirilmesiyle sınırlıdır.”</em></p>
<p>Durmuş, fon skandalının ardından danışmanlık ilişkisini sonlandırdıklarını da açıkladı:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Bununla birlikte, kendisine icazet verilen şirketlerde İslam ahlakı ve ilkeleri ile bağdaşmayan durumların ortaya çıkması durumunda, herhangi bir ticari menfaat gözetmeksizin ve gerektiğinde mali yükümlülükleri de üstlenerek iş ilişkilerimizi sonlandırdığımız firmalar oldu. İlgili süreçte de aynı ilkesel yaklaşım doğrultusunda hareket ederek danışmanlık ilişkimizi sonlandırdık.”</em></p>
<p>Durmuş, açıklamasında hangi şirketle danışmanlık ilişkisinin sonlandırıldığını ve verilen icazet belgelerinin ayrıca iptal edilip edilmediğini belirtmedi.</p>
<p>İSFA’nın şirketlerden ücret alıp almadığına ilişkin soruyu Durmuş şöyle yanıtladı:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“İSFA da gerek ülkemizde gerekse uluslararası alanda faaliyet gösteren diğer Danışma Komiteleri gibi, sunduğu uzmanlık ve danışmanlık hizmetleri karşılığında hizmet sözleşmeleri kapsamında ücret almaktadır. Alınan ücret, olumlu bir dinî görüşün karşılığı değil; ilgili sözleşmelerin ve dokümanların Katılım Finans İlke ve Standartları çerçevesinde incelenmesi, değerlendirilmesi ve gerekli teknik çalışmaların yürütülmesi kapsamında sunulan uzmanlık hizmetinin karşılığıdır. Dolayısıyla icazet belgelerinin ticari bir ürün olarak alınıp satılması söz konusu değildir.”</em></p>
<p>Durmuş, İSFA’nın ticari ilişkileriyle komitenin ilmî değerlendirmelerinin birbirinden bağımsız yürütüldüğünü de belirtti.</p>
<p>Ayrıca fon skandalından etkilenen yatırımcıların mağduriyetlerinden üzüntü duyduğunu belirterek şöyle konuştu:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Öncelikle, yaşanan süreçten etkilenen tüm yatırımcıların mağduriyetlerini üzüntüyle karşılıyor, ilgili kurumlar tarafından yürütülen çalışmaların en kısa sürede hakkaniyetli bir sonuca ulaşmasını temenni ediyorum.”</em></p>
<p>Katılım esaslı fonların tasfiye kapsamına alınmasına ilişkin ise şunları söyledi:</p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>“Bu noktada önemli bir hususun altını çizmek isterim. Sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelerin katılım finans sistemiyle özdeşleştirilmesini doğru bulmuyorum. Nitekim tasfiye kapsamına alınan fonların önemli bir bölümü konvansiyonel fonlardan oluşmaktadır. Katılım esaslı fonlarda ise faizli ters repo işlemleri, Katılım Finans İlke ve Esasları gereğince gerçekleştirilememektedir.</em></p>
<p style="padding-left: 40px;"><em>Dolayısıyla esasında tasfiye edilen katılım esaslı fonlar, fıkha aykırı işlem yaptıklarından dolayı değil, ilgili şirketlerin genel olarak yapmış olduğu uygunsuz işlemlerden ötürü dolaylı olarak tasfiye edilmişlerdir. Bir nevi kurunun yanında yaşın da yanması durumu söz konusu olmuştur. İcazet belgeleri, ilgili finansal ürün ve dokümanların Katılım Finans İlke ve Esasları yönünden değerlendirilmesinin sonucudur; yatırımın finansal güvenliğine, getirisine veya portföy yönetim şirketinin faaliyetlerine ilişkin bir garanti niteliği taşımamaktadır.”</em></p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 09:06:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Dilovası İşçi cinayeti davasında iki sanık tahliye edildi]]></title><link>https://bianet.org/haber/dilovasi-isci-cinayeti-davasinda-iki-sanik-tahliye-edildi-325067</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/04/dilovasi-yangini-davasinda-iki-sanik-tahliye-edildi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/dilovasi-isci-cinayeti-davasinda-iki-sanik-tahliye-edildi-325067</guid><description><![CDATA[Bir sonraki duruşma 23 Mart 2027’ye bırakıldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde Ravive Kozmetik’e ait parfüm dolum tesisinde çıkan ve üçü çocuk yedi kişinin hayatını kaybettiği yangına ilişkin davanın beşinci duruşması, Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Kocaeli Cezaevi’ndeki duruşma salonunda görüldü.</p>
<p>MA’nın haberine göre, Aralarında yedi kamu görevlisinin de bulunduğu 23 kişinin yargılandığı duruşmayı, hayatını kaybedenlerin yakınları, avukatlar, sendikalar ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri izledi.</p>
<h3>Tanık, kuzeninin dosyanın savcısı olduğunu söyledi</h3>
<p>Duruşmada tanık olarak dinlenen dönemin Dilovası Belediyesi zabıta memuru Ömer Kocabay, yangından 15-20 gün ya da bir ay önce tesise denetim için gittiğini ve tutanağı kendisinin yazıp imzaladığını söyledi.</p>
<p>Kocabay, Cumhuriyet savcısı Ahmet Kocabay’ın kuzeni olduğunu belirterek dosyanın savcısının da akrabası olduğunu sonradan öğrendiğini aktardı.</p>
<h3>Aileler adalet istedi</h3>
<p>Yangında yaralandıktan sonra yaşamını yitiren Tuncay Yıldız’ın eşi İlknur Yıldız, bütün sanıklardan şikâyetçi olduklarını belirterek adaletin bir an önce sağlanmasını istedi.</p>
<p>Yaşamını yitiren Tuğba Taşdemir’in annesi Saliha Taşdemir ise kızının yanarak hayatını kaybettiğini hatırlatarak, “Adalet istiyorum. Her gün acı çekiyorum” dedi.</p>
<p>Esma Dikan’ın eşi Aytekin Dikan, duruşmanın Gebze’ye taşınmasını isterken Cansu Esetoğlu’nun babası İbrahim Esetoğlu da belediyenin denetim yapmadığını savunarak serbest bırakılan sanıkların tutuklanmasını talep etti.</p>
<h3>Avukatlardan tutuklama ve banka kayıtları talebi</h3>
<p>Ailelerin avukatlarından Onur Fırat Kaynun, sanık Aleyna Oransal’ın yeniden tutuklanmasını istedi. Kaynun, bazı sanıkların tutukluluk durumlarına ilişkin değerlendirmelerin yeniden yapılması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Avukat Mürsel Ünder ise yangının yaşandığı gün Altay Ali Oransal’ın hesabında toplam 5 milyon liralık para hareketi görüldüğünü belirterek banka kayıtlarının eksiksiz biçimde dosyaya getirilmesini talep etti.</p>
<h3>İki sanık tahliye edildi</h3>
<p>Savcılık, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamını istedi. Sanıklar ve avukatları ise tahliye talebinde bulundu.</p>
<p>Mahkeme heyeti, Ali Osman Akat ve Abdurrahman Bayat’ın yurt dışına çıkış yasağıyla tahliyesine karar verdi. Diğer sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmeden mahkeme, davayı mali bilirkişi raporunun hazırlanması için 23 Mart 2027’ye erteledi.</p>
<h3>Ailelerden karara tepki</h3>
<p>Kararın ardından aileler, sağanak yağmur altında açıklama yaptı. Mahkemenin tahliye kararına tepki gösteren aileler, hukuka güvenlerinin kalmadığını belirterek bütün sanıkların sırayla tahliye edileceği endişesini dile getirdi.</p>
<a href='/haber/dilovasi-faciasinda-7-kamu-gorevlisi-hakkinda-iddianame-321720' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/haber/2025/11/09/dilovasi-ndaki-yanginda-gozalti-sayisi-11e-yukseldi.jpg' alt='Dilovası faciasında 7 kamu görevlisi hakkında iddianame' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Dilovası faciasında 7 kamu görevlisi hakkında iddianame</h5>
<div class='date'>21 Temmuz 2026</div>
</div>
</a>

<div class="box-13">
<h3>Ne olmuştu?</h3>
<p><a href="https://bianet.org/etiket/dilovasi-5405" target="_blank" rel="noopener">Dilovası</a>’ndaki Ravive Kozmetik Fabrikası’nda 8 Kasım 2025’te çıkan yangında Tuğba Taşdemir (17), Nisanur Taşdemir (15), Cansu Esetoğlu (15), Hanım Gülek (52), Esma Gikan (31), Şengül Yılmaz (59) ve daha sonra hastanede tedavi gören Tuncay Yıldız hayatını kaybetmiş, 7 işçi de yaralanmıştı. Olay sonrası iş yeri sahipleri dahil 7 kişi tutuklanmış, bazı belediye görevlileri görevden uzaklaştırılmıştı.</p>
<p>Soruşturma sürecinde aileler ve avukatlar Gebze Kent Meydanı’nda adalet nöbeti başlattı. Dosyada yer alan iddialar arasında, iş yerinin eksiklere rağmen ruhsatlandırılması, düzenli denetim yapılmaması ve faaliyetlerin bilindiği halde işlem uygulanmaması yer aldı. Mahalle sakinleri ve çalışanlar da zabıta ekiplerinin fabrikadan zaman zaman ürünlerle ayrıldığına dair beyanlarda bulundu.</p>
<p>Soruşturma devam ederken kamu görevlilerine yönelik gözaltı kararı dün sabah saatlerinde uygulandı ve 8 kişi gözaltına alındı. Sorgu sürecinin ardından 7 kişi tutuklandı.</p>
</div>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 08:33:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Gabar’da mezarlığa saldırı: Mezar taşları kırıldı, çiçekler yakıldı]]></title><link>https://bianet.org/haber/gabarda-mezarliga-saldiri-mezar-taslari-kirildi-cicekler-yakildi-325066</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/04/gabarda-mezarliga-saldiri-mezar-taslari-kirildi-cicekler-yakildi.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/gabarda-mezarliga-saldiri-mezar-taslari-kirildi-cicekler-yakildi-325066</guid><description><![CDATA[Şırnak’ın Gabar Dağı’ndaki Basret köyünde bulunan ve PKK’lilerin defnedildiği mezarlığın tahrip edildiği ortaya çıktı. MEBYA-DER yöneticisi Fırat Duymak, saldırıyı yapanların belirlenmesini istedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Şırnak’ın Gabar Dağı’ndaki Basret köyünde bulunan “Goristanê Şehîd Binevş Mezarlığı” tahrip edildi. Mezarlıkta bazı mezar taşlarının kırıldığı, ailelerin bıraktığı yapay çiçekler ile sarı, kırmızı ve yeşil tülbentlerin yakıldığı belirlendi.</p>
<p>Mezopotamya Ajansı'nın aktardığına göre, mezarlığın tahrip edildiği, 17 Nisan 2007’de Gabar’da yaşanan çatışmada hayatını kaybeden HPG’li Evren Akkuş’un arkadaşlarının mezarlığı ziyaret etmesi sırasında fark edildi.</p>
<p>Diyarbakır’ın Çınar ilçesinden gelen Akkuş’un arkadaşları, Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Aileler ile Yardımlaşma Dayanışma Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER) üyeleriyle birlikte mezarlığa gitti. Ziyaret sırasında mezar taşlarının kırıldığı ve mezarlara bırakılan eşyaların yakıldığı tespit edildi.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/11/editorial-poster-33.png" alt="">
<figcaption>Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı</figcaption>
</figure>
<a href='/haber/oluye-saygi-inisiyatifi-olulere-yonelik-siddete-itiraz-ediyoruz-283525' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/283/525/original/kutucan12.jpg' alt='Ölüye Saygı İnisiyatifi: Ölülere yönelik şiddete itiraz ediyoruz' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Ölüye Saygı İnisiyatifi: Ölülere yönelik şiddete itiraz ediyoruz</h5>
<div class='date'>4 Eylül 2023</div>
</div>
</a>

<h3>“Kimin yaptığını bilmiyoruz”</h3>
<p>MEBYA-DER Şırnak Yöneticisi Fırat Duymak, 1 Kasım’da ailelerle birlikte mezarlığı ziyaret ettiklerini, iki gün sonra yeniden geldiklerinde ise mezarlığın tahrip edildiğini gördüklerini söyledi.</p>
<p>Duymak, şöyle konuştu:</p>
<blockquote>
<p>Aileler 20 yıldır çocuklarının mezarlarını arıyor. Bulduktan sonra gelip ziyaret ediyorlar ancak karşılaştıkları manzara bu. Bu kabul edilebilir bir durum değil. Kimin yaptığını bilmiyoruz. Barış süreci başlamışken talebimiz, mezarlıkların yeniden yapılmasıdır. Bu saldırıyı kim gerçekleştirdiyse ortaya çıkarılmalı ve hesap vermelidir.</p>
</blockquote>
<p>Mezarlığı ziyaret edenler, kırılan mezar taşlarını bir araya getirerek mezarların yanına bıraktı. Ziyaret, duaların okunmasının ardından sona erdi.</p>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 08:26:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Devrimci Yol’un önderlerinden Nasuh Mitap anılacak]]></title><link>https://bianet.org/haber/devrimci-yolun-onderlerinden-nasuh-mitap-anilacak-325065</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/04/devrimci-yolun-onderlerinden-nasuh-mitap-anilacak.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/devrimci-yolun-onderlerinden-nasuh-mitap-anilacak-325065</guid><description><![CDATA[Tedavi gördüğü hastanede 3 Kasım 2014’te yaşamını yitiren Nasuh Mitap, aradan geçen 12 yıla rağmen yol arkadaşlarının hafızasında mücadelesi ve düşünceleriyle yaşamaya devam ediyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Devrimci Yol hareketinin önderlerinden Nasuh Mitap, ölümünün 12. yılında dostları ve yol arkadaşları tarafından anılacak. Kırklareli Şehir Mezarlığı’ndaki mezarı başında düzenlenecek anma, 8 Kasım Pazar günü saat 13.00’te başlayacak. Anmaya ülkenin farklı kentlerinden çok sayıda kişinin katılması bekleniyor.</p>
<p>1968 kuşağının devrimcilerinden Mitap, siyasi mücadelesini THKP-C saflarında sürdürdü. 12 Mart 1971 askeri darbesinin ardından bir süre cezaevinde kaldı. Tahliyesinden sonra da mücadelesine devam eden Mitap, DEV-GENÇ ve Devrimci Yol hareketinin örgütleyici önderleri arasında yer aldı.</p>
<p>BirGün'ün haberine göre, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından yakalanan Mitap, emniyette ve Mamak Askeri Cezaevi’nde ağır işkencelere maruz kaldı. İşkencelere rağmen siyasi tutumundan vazgeçmeyen Mitap, darbe döneminin askeri mahkemelerinde de devrimci duruşunu sürdürdü.</p>
<p>Mitap’ın devrimciliği “insanın insanlığa hizmet etmesi” sözleriyle tanımlaması, yol arkadaşları tarafından bir yaşam felsefesi olarak benimsendi. Sosyalizm anlayışını ise şu sözlerle anlatıyordu:</p>
<p>“Halkıma ve bütün insanlara sömürüsüz, baskısız, özgürlük, bolluk ve mutluluk dolu bir gelecek için mücadele etmeyi insanlığın ulaşabileceği en yüce ideal ve dava olarak görüyorum.”</p>
<p>Tedavi gördüğü hastanede 3 Kasım 2014’te yaşamını yitiren Nasuh Mitap, aradan geçen 12 yıla rağmen yol arkadaşlarının hafızasında mücadelesi ve düşünceleriyle yaşamaya devam ediyor. </p>
<a href='/haber/devrimci-yol-dergisi-nushalari-tustav-da-263629' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/263/629/original/dy_manşet.jpg' alt='Devrimci Yol Dergisi nüshaları TÜSTAV’da' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Devrimci Yol Dergisi nüshaları TÜSTAV’da</h5>
<div class='date'>22 Haziran 2022</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/devrimci-yol-onderlerinden-nasuh-mitap-hayatini-kaybetti-159679' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/system/uploads/1/articles/spot_image/000/159/679/original/nasuh_yeni.jpg' alt='Devrimci Yol Önderlerinden Nasuh Mitap Hayatını Kaybetti' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Devrimci Yol Önderlerinden Nasuh Mitap Hayatını Kaybetti</h5>
<div class='date'>4 Kasım 2014</div>
</div>
</a>

<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 08:22:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[MA muhabirine Mardin'de gözaltı]]></title><link>https://bianet.org/haber/ma-muhabirine-mardin-de-gozalti-325064</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/04/ma-muhabirine-mardin-de-gozalti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ma-muhabirine-mardin-de-gozalti-325064</guid><description><![CDATA[Gazeteci Haşim Abak ve beraberindeki iki kişi, İpekyolu üzerinde seyir halindeyken durdurularak gözaltına alındı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Haşim Abak, dün gece saatlerinde Mardin Nusaybin'de İpekyolu üzerinde aracıyla seyir halinde iken durduruldu. </p>
<p>Beraberindeki Necla Özgezer ve H.T. (16) ile birlikte gözaltına alınan Abak, sabah saatlerinde Mardin İl Emniyet Müdürlüğü’ne getirildi. </p>
<p>TEM şubeye götürülen Abak ve beraberindekilerin gün içinde ifadelerinin alınması bekleniyor. Suçlama bilinmiyor.</p>
<p>(HA)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 08:12:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bütçe 2027, bölüşüm ve sınıfın yelkeni]]></title><link>https://bianet.org/yazi/butce-2027-bolusum-ve-sinifin-yelkeni-325056</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/yazi/2026/11/03/butce-2027-bolusum-ve-sinifin-yelkeni.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/yazi/butce-2027-bolusum-ve-sinifin-yelkeni-325056</guid><description><![CDATA[2027 yılı bütçe gelirinin ana kaynağını önceki yıllarda olduğu gibi, yine “yaşayabilmek için emek gücünü satmak zorunda olanlarla, çalışmak zorunda olanlar”dan alınacak vergiler oluşturacak.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://bianet.org/yazi/butce-2027-akp-nin-sinifa-saldirisi-ve-erken-secim-sinyali-324838" target="_blank" rel="nofollow noopener">Geçen haftaki yazımda</a>, 2027 yılı “toplam bütçe gelirinin” (25,4 trilyon TL) kaynakları üzerinde durmuş, en büyük kaynağın vergi gelirleri olduğunu belirtmiştim. Toplam vergi (22,1 trilyon TL) gelirlerinin en büyük bölümü (9,3 trilyon TL), neredeyse yarıya yakını (yüzde 42,1) dolaylı vergilerle sağlanacak. İkinci sırada da yüzde 35,9 ile “gelir ve kazanç üzerinden alınan vergiler” (8 trilyon TL) yer alıyor. Şirketler, bu vergi grubunun yalnızca yüzde 29,8’ini (2,4 trilyon TL) kurumlar vergisi adı altında ödeyecek. Gelir ve kazanç üzerinden alınacak verginin yüzde 70’den fazlası (5,6 trilyon TL) ise emekçilerin maaş ve ücretlerinden peşin olarak kesilecek ve kendi hesabına çalışanlardan götürü usulü vergi olarak alınacak. Özetle, 2027 yılı bütçe gelirinin ana kaynağını önceki yıllarda olduğu gibi, yine “yaşayabilmek için emek gücünü satmak zorunda olanlarla, çalışmak zorunda olanlar”dan alınacak vergiler oluşturacak. Peki, toplanacak vergiler kimler için ve ne için harcanacak? Bu haftaki yazımda da bu soruyu ana hatlarıyla yanıtlamaya çalışacağım.</p>
<a href='/yazi/butce-2027-akp-nin-sinifa-saldirisi-ve-erken-secim-sinyali-324838' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2026/10/27/butce-2027-akp-nin-sinifa-saldirisi-ve-erken-secim-sinyali.jpg' alt='Bütçe 2027: AKP&#39;nin sınıfa saldırısı ve erken seçim "sinyali"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Bütçe 2027: AKP'nin sınıfa saldırısı ve erken seçim "sinyali"</h5>
<div class='date'>28 Ekim 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Bütçe açığı</h3>
<p>Başlarken belirtmekte yarar var. Türkiye’de rejim değişikliğiyle birlikte, 2019 yılı bütçesinden itibaren merkezi yönetim bütçe yasa tasarısı/teklifi de cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanıyor. Cumhurbaşkanlığının hazırladıklarının dokuzuncusu olan 2027 yılı bütçesi de yine “denk bütçe” olarak hazırlanamamış. <strong>Bütçe açığı 4,1 trilyon TL</strong>. Cumhurbaşkanlığı tarafından “planlanmış” olan bütçenin geliri giderinin ancak yüzde 84,8’ini karşılayabiliyor. O da hesaplar tutarsa. Patronlardan, şirketlerden vergi alabilirlerse. Gelir gider farkı kâğıt üzerinde yüzde 15,2. Başka bir ifadeyle, gelir giderden yüzde 15’den daha fazla eksik. Yani henüz harcama yapılmadan bile bütçedeki delik oldukça büyük. Bütçenin yama tutacak hali yok. Cumhurbaşkanlığının bütçe hazırlığındaki tutarlılığı bütçe açığını kapatmak için de benzer biçimde devam ederse ki edecek, toplanacak ek gelirin kaynağının kimler olacağını söylemek hiç de zor değil: İşçiler, emekçiler, emekliler, küçük esnaf, köylü ve ...</p>
<h3>Program ödenekleri</h3>
<p>Öncelikle, çok kısa bir not; bütçedeki “savunma ve güvenlik” başlıklarını “savaş” olarak anlamakta herhangi bir yanlışlık olmayacaktır. Hele ki NATO’nun üye ülkelerin milli gelirlerinin en az yüzde 5’ini savaş-silah için ayırmaları kararından ve NATO üyesi ülkelerin tek tek de olsa Orta Doğu’daki doğrudan ve/veya dolaylı hallerini göz önüne alırsak.</p>
<p>Şimdi bütçe teklifinde gider cetvellerinin en sonuna yer verilen “bütçe ödeneklerinin programlara göre dağılımı” sayfasındaki verilerden yararlanarak ilerleyelim. Gelecek yılın bütçesinin en az <strong>yüzde 12,3’ü</strong> yani 3,3 trilyon TL’den daha fazlası “<strong>savaş</strong>” için harcanacak. Oysa, 86 milyon kişiden daha fazla sayıdaki yurttaşın sağlığının korunması için bütçenin yüzde 2,2’si bile olmayan 586,9 milyar TL, hastalanan yurttaşların tedavisi için ise 1,5 trilyon TL (yüzde 5,6) ödenek ayırmışlar. Aynı sayfalarda yer alan sayılardan yükseköğretim için bütçenin yüzde 3,3’ünü, ortaöğretim için de yalnızca yüzde 2,6’sını ayırdıklarını öğreniyoruz. Bütçenin yüzde 10,6’sı sosyal güvenlik, sadece <strong>on binde</strong> <strong>7,3’ü</strong> (19,8 milyar TL) ise <strong>sanat ve kültür için</strong> ayrılmış.</p>
<h3>Diyanet’in bütçesi</h3>
<p>Bütçe ödeneklerinin programlara göre dağılımının ardından A-Cetveli’nde yer alan genel bütçeli kurumlardan bazılarına ayrılan “ödeneklere” ve bütçe toplamındaki paylarına bakabiliriz. Faaliyetlerinin, dolayısıyla harcamalarının tümü “Sünni Müslüman”lara yönelik olan Diyanet İşleri Başkanlığı için bütçeden ayrılan pay <strong>229 milyar 64 milyon</strong> <strong>666 bin TL</strong>’dir. Söz konusu bütçe Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (50,6 milyar TL) bütçesinin 4,5 katı, Dışişleri Bakanlığı (64,4 milyar TL) bütçesinin 3,6 katı, Kültür ve Turizm Bakanlığı (95,2 milyar) bütçesinin 2,4 katı, Ticaret Bakanlığı (104,3 milyar TL) bütçesinin ise 2,2 katıdır.</p>
<p>Özel bütçeli kurumlar arasında yer alan ve neredeyse 25 yıllık iktidarı boyunca kendine özgün kültür ve sanat kadrolarını üretemeyen AKP tarafından “yoksullaştırılan” kurumlar arasında sayılan Devlet <strong>Tiyatro</strong>ları Genel Müdürlüğü (7,4 milyar TL) ve Devlet <strong>Opera ve Bale</strong>si Genel Müdürlüğü (6,8 milyar TL) bütçelerinin toplamının payı, toplam bütçenin yalnızca <strong>on binde 5,2</strong>’sidir. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan tarafından TBMM’ye iletilen 2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Yasası Teklifi’nde Diyanet İşleri Başkanlığı’na ayrılan bütçe bu iki genel müdürlüğün toplam bütçesinin <strong>16 katından daha fazla</strong>dır. Evrensel müzik ve sanattan uzakta “<strong>dindar ve kindar nesiller</strong>” yetiştirme hedefini yıllar önce açıklayanlar bu sayılarla da görünen haliyle “<strong>sözlerinin arkasında</strong> durmaya” devam ediyor.</p>
<h3>Yaşama ve sağlığa değil silaha ve savaşa</h3>
<p>Sağlık Bakanlığı için 2027 yılında ayrılan 1 trilyon 966 milyar 862 milyon 990 bin TL, merkezi yönetim bütçesi toplamının yalnızca <strong>yüzde 7,2</strong>’sini oluşturuyor. Buna karşın, Milli Savunma Bakanlığı, Savunma Sanayi Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü için bütçenin <strong>yüzde</strong> <strong>10,4</strong>’ünün (2 trilyon 841 milyar 585 milyon 635 bin TL) ayrıldığı görülüyor.</p>
<h3>Sınıf mücadelesi</h3>
<p>Türkiye’de sınıf mücadelesinin durumu pek çok parametrenin yanı sıra, 2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Yasası Teklifi’ne ek cetvellerde de görüldüğü gibi, emekçiler için olumsuz. Bütçe gelirinin en büyük bölümü, emeklerinin karşılığının oldukça gerisinde kalan maaş ve ücretlerinden kesilecek doğrudan vergilerle, vergilendirilmiş bu gelirleriyle emek gücünün yeniden üretimi için zorunlu olan beslenme, barınma vb. öğelerin sağlanması için yaptıkları harcamalardan alınacak dolaylı vergilerle sağlanacak. Buna rağmen, yukarıda paylaşılan rakamlardan da anlaşıldığı gibi bütçe geliri, bunu sağlayanların sağlık, eğitim, kültür, sanat hizmet ve faaliyetlerine ulaşabilmeleri için harcanmayacak.</p>
<p>Özetle, 2027 yılı bütçesinin gelir kaynakları da bölüşümü de emekçilerin aleyhine. Ancak sınıfın yelkenleri Avrupa’dan esen ve hızının en azından şimdilik de olsa her geçen gün daha da arttığını izlediğimiz rüzgarlarla dolma ve sınıfın gemisinin engin mavi denizlere açılması her zamankinden daha yakın bir olasılık olarak görünüyor. Böylesi bir dönemde söz konusu olasılığın gerçekleşebilmesi, “Bütçe 2027”ye yönelik eylemlerin sınıfın kendisinin, bütün parti, yapı, sendika, meslek ve demokratik kitle örgütlerinin birlikte, gerçek çözümü sağlayacak taleplerle bir araya gelmesi, meydanları, sokakları birlikte doldurmasıyla ve birlikte yol yürümesiyle olabilecek.</p>
<p>(OH/VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 08:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Demokratlar Senato yarışlarında öne çıktı, Trump sonuçları kabul etti]]></title><link>https://bianet.org/haber/demokratlar-senato-yarislarinda-one-cikti-trump-sonuclari-kabul-etti-325062</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/04/demokratlar-senato-yarislarinda-one-cikti-trump-sonuclari-kabul-etti.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/demokratlar-senato-yarislarinda-one-cikti-trump-sonuclari-kabul-etti-325062</guid><description><![CDATA[ABD ara seçimlerinde Demokratlar kritik kazanımlar elde etti. Trump sonuçları kabul edeceğini, İran’a saldırı için ise “acil bir plan” olmadığını söyledi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD’de 3 Kasım’da yapılan Kongre ara seçimlerinde oy sayımı sürerken Demokratlar, Cumhuriyetçilerin elindeki bazı kritik sandalyeleri kazandı.</p>
<p>Associated Press’in (AP) sonuçlarına göre Demokratlar, Texas, South Carolina, North Carolina ve Ohio’da Cumhuriyetçilerin elindeki Senato sandalyelerini aldı. Demokratlar ayrıca Georgia ve New Hampshire’daki koltuklarını korudu.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/11/cumhuriyetciler-hezimete-ugradi-trump-yenilgiyi-kabul-etti-png.jpg" alt="">
<figcaption>Grafik: Anadolu Ajansı</figcaption>
</figure>
<p>Texas’ta Demokrat James Talarico, Başkan Donald Trump’ın desteklediği Cumhuriyetçi Ken Paxton’ı yenerek Demokratlara 1988’den bu yana eyaletteki ilk Senato zaferini getirdi. North Carolina’da eski Demokrat Vali Roy Cooper, Cumhuriyetçi Michael Whatley’i; Ohio’da ise Sherrod Brown, Cumhuriyetçi Jon Husted’ı geride bıraktı.</p>
<p>South Carolina’da Demokrat Annie Andrews’ın Cumhuriyetçi Darline Graham’ı yenmesiyle eyaletin Senato koltuğu da 1998’den bu yana ilk kez Demokratlara geçti.</p>
<p>Temsilciler Meclisi yarışlarında da Demokratlar Cumhuriyetçilerin elindeki bazı bölgeleri kazandı. Ancak Kongre’nin iki kanadında çoğunluğun hangi partide olacağına ilişkin kesin tablo için oy sayımının tamamlanması bekleniyor.</p>
<div class="box-13">
<p>ABD'de oy sayımının sürdüğü ara seçimlerde, Georgia eyaletinde Demokrat aday Keisha Lance Bottoms, ABD'nin ilk siyahi kadın valisi seçildi.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/11/editorial-poster-30.png" alt="">
<figcaption>Fotoğraf: Anadolu Ajansı</figcaption>
</figure>
</div>
<a href='/haber/abd-oy-kullaniyor-yuksek-mahkeme-secmen-dislamayi-reddetti-trump-icin-hakikat-ani-325058' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/11/03/abd-oy-kullaniyor-yuksek-mahkeme-secmen-dislamayi-reddetti-trump-icin-hakikat-ani.jpg' alt='ABD oy kullanıyor: Yüksek Mahkeme seçmen dışlamayı reddetti, Trump için hakikat anı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>ABD oy kullanıyor: Yüksek Mahkeme seçmen dışlamayı reddetti, Trump için hakikat anı</h5>
<div class='date'>3 Kasım 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Trump: Demokratlarla çalışmaya hazırım</h3>
<p>Trump, seçim sonuçlarının ardından yaptığı açıklamada sonuçları kabul edeceğini ve Demokratlarla çalışmaya hazır olduğunu söyledi.</p>
<p>New York Times’a konuşan Trump, “Onlarla çalışmayı dört gözle bekliyorum. Muhtemelen beraber çalışmak için bir çözüm buluruz” dedi.</p>
<p>Trump, ilk değerlendirmesinde ise kendisinin oy pusulasında yer almadığını belirterek, aday olması durumunda Cumhuriyetçilerin daha iyi sonuç alacağını savunmuştu.</p>
<p>AP’nin seçim günü araştırmasına göre hayat pahalılığı ve ekonomi seçmenlerin başlıca gündemleri arasında yer aldı. Araştırmada seçmenlerin yaklaşık dörtte üçü ülkenin gidişatından memnun olmadığını belirtirken, yaklaşık yüzde 60’ı yüksek fiyatlarda Trump yönetiminin politikalarının etkili olduğunu söyledi.</p>
<h3>İran’a yeni saldırı için “acil plan yok”</h3>
<p>Trump, seçimlerin sürdüğü saatlerde Financial Times’a (FT) verdiği telefon röportajında İran’a yönelik olası yeni bir askeri harekât hakkında da konuştu.</p>
<p>ABD’nin İran’a saldırmak için “acil bir planı” olmadığını söyleyen Trump, buna karşın gerekmesi halinde askeri harekâta hazır olduklarını belirtti.</p>
<p>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun hafta içinde yeni bir saldırı olabileceğine ilişkin açıklamaları hatırlatılan Trump, “Ben hazırım, biz hazırız. Gerekirse harekete geçmeye hazırız ancak bunun için bir neden olmayabilir” dedi.</p>
<p>Trump ayrıca İran’la dolaylı görüşmelerin sürdüğünü söyledi. Görüşmelerin başlıklarından birinin İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoku olduğunu belirtti ancak olası askeri planlara ilişkin ayrıntı vermedi.</p>
<div class="box-13">ABD’nin İran’la yaşadığı gerilim, ara seçim kampanyasının ekonomi başlıklarından biri haline gelmişti. İran’la diplomatik görüşmelerde ilerleme sağlanabileceği beklentileri son günlerde petrol fiyatlarının gerilemesine yol açarken, yüksek enerji ve akaryakıt fiyatları seçim kampanyasında öne çıkan konular arasında yer aldı.</div>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:49:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA["Sarım Çayı Savunması" köylülerin zaferiyle sonuçlandı: Birsu HES'in "ÇED olumlu" kararı iptal]]></title><link>https://bianet.org/haber/sarim-cayi-savunmasi-koylulerin-zaferiyle-sonuclandi-birsu-hes-in-ced-olumlu-karari-iptal-325061</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/04/sarim-cayi-savunmasi-koylulerin-zaferiyle-sonuclandi-birsu-hes-in-ced-olumlu-karari-iptal-edildi-1.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/sarim-cayi-savunmasi-koylulerin-zaferiyle-sonuclandi-birsu-hes-in-ced-olumlu-karari-iptal-325061</guid><description><![CDATA[Bingöl İdare Mahkemesi, bölge halkının açtığı davada, Sarım Çayı üzerindeki Birsu Hidroelektrik Santrali projesine verilen “ÇED olumlu” kararını iptal etti. Mahkeme tesisin doğal, tarımsal, ekonomik ve biyoçeşitlilik kapsamındaki etkilerinin dikkate alınmadığına karar verdi]]></description><content:encoded><![CDATA[<p> Bingöl'ün Genç ilçesi ile Diyarbakır'ın Lice ve Kulp ilçelerinin kesiştiği bölgede yer alan Sarım Çayı üzerinde planlanan Birsu Hidroelektrik Santrali'nin (HES) çevresel etki değerlendirmesi kararı yargıdan döndü.</p>
<p>Silvan Elektrik Üretim Ltd. Şti. tarafından gerçekleştirilmek istenen projeye karşı bölge sakinleri adına avukat Barış Yıldırım'ın açtığı davada Bingöl İdare Mahkemesi, “ÇED olumlu” kararının hukuka ve kamu yararına aykırı olduğuna hükmetti.</p>
<p>Mahkemenin 17 Eylül'de verdiği karar, 13 Ekim'de kamuoyuna yansıdı.</p>
<h3>Su rejimi ve biyolojik çeşitlilik yeterince incelenmedi</h3>
<p>Yaklaşık 86 megavat elektrik üretim kapasitesi öngörülen Birsu HES projesi kapsamında regülatörler, bentler, iletim tünelleri ile idari ve teknik yapılar kurulması planlanıyordu.</p>
<p>Projede, çayın sularının önemli bir bölümünün tüneller aracılığıyla taşınması öngörülüyordu. Bu müdahalenin çayın doğal akışı ve çevresindeki canlı yaşam üzerindeki etkileri davanın temel konularının başında geliyordu. </p>
<p>Mahkeme, bilirkişi raporundaki bilimsel ve teknik değerlendirmeler doğrultusunda, ÇED dosyasının bir dizi önemli eksiklik içerdiğini belirledi.</p>
<p>Bunlar arasında su akışı verilerinin güvenilirliği, yaz aylarındaki kuraklık koşulları, yeraltı sularına olası etkileri, sucul yaşam, orman örtüsü ve arıcılık faaliyetleri yer alıyordu.</p>
<p>Mahkeme, projenin çevresel sonuçları yeterli bilimsel verilerle ortaya konulmadan verilen "olumlu" kararın hukuka uygun olmadığı sonucuna vardı.</p>
<h3>Bölge halkının mücadelesi sonuç verdi</h3>
<p>Sarım Çayı, Dicle Havzası'nın su kaynaklarından biri olmasının yanında çevre köylerin tarımsal faaliyetleri, hayvancılığı ve doğal yaşamı bakımından da önem taşıyor.</p>
<p>Çayın su rejiminde meydana gelebilecek değişiklikler yalnızca elektrik üretim tesisinin kurulduğu noktayı değil, suyun aşağı havzasındaki yerleşimleri ve doğal yaşam alanlarını da etkiliyor.</p>
<p>Bölge sakinlerinin açtığı dava, bu etkilerin proje onayından önce bilimsel olarak değerlendirilmesi gerektiği talebine dayanıyordu.</p>
<p>Mahkeme kararıyla 2023 yılında verilen “ÇED olumlu” işlemi iptal edildi. Bu sonuç, projenin yeniden düzenlenerek başka bir idari sürecin başlatılması olasılığını kendiliğinden ortadan kaldırmıyor; ancak mevcut ÇED onayına dayanan uygulamayı hukuk dışına çıkarıyor. </p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 01:26:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Mahkeme, TSK'de geçici görevlendirilen hekimin nöbet ücretlerinin faiziyle ödenmesine hükmetti]]></title><link>https://bianet.org/haber/mahkeme-tsk-de-gecici-gorevlendirilen-hekimin-nobet-ucretlerinin-faiziyle-odenmesine-hukmetti-325060</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/04/mahkeme-tsk-de-gecici-gorevlendirilen-hekimin-nobet-ucretlerinin-faiziyle-odenmesine-hukmetti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/mahkeme-tsk-de-gecici-gorevlendirilen-hekimin-nobet-ucretlerinin-faiziyle-odenmesine-hukmetti-325060</guid><description><![CDATA[Sakarya 2. İdare Mahkemesi, Genel Sağlık-İş'in açtığı davada TSK bünyesinde geçici görevlendirilen hekimin nöbet ücretlerinin ödenmemesini hukuka aykırı buldu; ücretlerin yasal faiziyle ödenmesine hükmetti. Sendika, kararın önemli bir örnek oluşturacağını belirtti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Hakkâri'de Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesinde iki ay geçici görev yapan bir hekimin ödenmeyen icap nöbeti ücretleri için başlattığı hukuki mücadele sonuçlandı. Sakarya 2. İdare Mahkemesi, ücretlerin ödenmemesine ilişkin idari işlemi iptal etti.</p>
<p>Genel Sağlık-İş Sendikası'nın 2 Kasım'da yaptığı açıklamaya göre, Sakarya'daki bir hastanede pratisyen hekim olarak çalışan sendika üyesi, Hakkâri'de TSK emrinde görevlendirildiği dönemde tuttuğu nöbetlerin ücretini talep etti. İdare başvuruyu reddedince sendikanın hukuk müşavirliği dava açtı.</p>
<h3>Kanuni hak idari işlemle sınırlandırılamaz</h3>
<p>Mahkeme, hekimin iki aylık görevlendirmesi sırasında nöbet ve icap görevleri üstlendiğini, bu görevler için ilgili mevzuat uyarınca ücret ödenmesinin zorunlu olduğunu belirledi.</p>
<p>Kararın gerekçesinde, kanunda öngörülen bir hakkın ancak kanunla sınırlandırılabileceği vurgulandı. Mahkeme, ücretlerin ödenmemesi işleminin hukuka aykırı olduğuna hükmederek işlemi iptal etti ve hak edişlerin yasal faiziyle ödenmesine karar verdi.</p>
<p>Sendikaya göre hekim, görevlendirme süresince hem nöbet tutmuş hem de gerektiğinde göreve çağrılmak üzere hazır bulunmuştu. Buna rağmen hak ettiği icap nöbeti ücretlerini alamamıştı.</p>
<h3>Sendikadan emsal vurgusu</h3>
<p>Genel Sağlık-İş, kararın benzer mağduriyetler yaşayan sağlık emekçileri açısından önem taşıdığını belirtti.</p>
<p>Sendika Genel Başkanı Derya Uğur imzasıyla yayımlanan açıklamada, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının gelir güvencesi ile mesleki haklarının korunması için hukuki mücadelenin sürdürüleceği belirtildi.</p>
<p>Sendika, karar, doğrudan davacı hekimin alacaklarına ilişkin olmakla birlikte, geçici görevlendirmelerin çalışanların mevzuattan doğan ücret haklarını ortadan kaldırmadığını ortaya koyması bakımından önem taşıdığını vurguladı. </p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 00:53:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Erkekler Ekim’de 20 kadını öldürdü]]></title><link>https://bianet.org/haber/erkekler-ekimde-20-kadini-oldurdu-325039</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/03/erkekler-ekimde-20-kadini-oldurdu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/erkekler-ekimde-20-kadini-oldurdu-325039</guid><description><![CDATA[Erkekler, Ekim’de en az 45 kadını yaraladı, dokuz kız ve oğlanı istismar etti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://static.bianet.org/2026/11/bianet-erkek-siddeti-cetelesi-infogram-kopyasi.png" alt=""></p>
<p>bianet'in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre, erkekler Ekim’de en az 20 kadını öldürdü. Erkekler, kadınların yanındaki en az üç erkeği de öldürdü.</p>
<p>Erkekler, Ekim’de en az 45 kadını yaraladı<strong>, </strong>dokuz kız ve oğlanı istismar etti, yedi kadını taciz etti. Erkekler, 45 <strong>kadını seks işçiliğine zorladı.</strong></p>
<p>Erkekler, 2026’nın ilk on ayında 242 kadını öldürdü.</p>
<p>Ekim’de en az 32 kadının ve dokuz çocuğun ölümü basına “şüpheli” olarak yansıdı.</p>
<div class="box-17">
<p><strong>Ekim’de</strong><strong> basına yansıyan şüpheli kadın ölümleri</strong></p>
<p>Aksaray (1), Antep (1), Antalya (2), Aydın (2), Batman (1), Burdur (2), Erzincan (1), Erzurum (1), Giresun (1), Hakkari (1), İstanbul (2), Kastamonu (2), Kocaeli (1), Malatya (1), Mardin (2), Maraş (1), Mersin (2), Muğla (2), Niğde (1), Sakarya (1), Siirt (1), Urfa (1), Zonguldak (2)</p>
</div>
<div class="box-17">
<p><strong> </strong><strong>Ekim’de</strong><strong> basına yansıyan şüpheli çocuk ölümleri</strong></p>
<p>Adıyaman (1), Amasya (1), Antep (1), Ankara (1), Aydın (1), Denizli (1), Maraş (1), Urfa (2)</p>
</div>
<div class="box-17">
<h3><strong>2026 Erkek Şİddeti</strong></h3>
<p><strong>2026’nın ilk on </strong><strong>ayında erkekl</strong><strong>er 24</strong><strong>2 </strong>kadını öldürdü, 167 kadını taciz etti, 184 çocuğu istismar etti, 492 kadına şiddet uyguladı, 15 kadına tecavüz etti. Erkekler en az 916 kadını seks işçiliğine zorladı. 404 kadının ölümü basına "şüpheli" olarak yansırken, erkekler, en az 17 çocuğu öldürdü.</p>
</div>
<p><strong>Cinayet</strong></p>
<p>Erkekler, Ekim’de 20 kadını öldürdü. Geçen yıl aynı ay bu sayı 22 idi.</p>
<div class="box-17">
<p><strong>Ekim’de</strong><strong> erkeklerin öldürdüğü kadınların isimleri</strong></p>
<p>Aleyna A., Asiye İ., Asiye K., Asliye A., Aynur Ekici, Canan Yıldırım, Ebru Serep, Elif K., Emel Bozkuş, Fadime Akbal, Füsun Yuluğural, Gökçe Alkan, Gülşah Oktay, Kumsal Kayan, Melek A., Özge Penbegül, Perihan A., Pınar Güneş, Sevda Dinler, Vennaz E.</p>
</div>
<p>Erkekler, on kadını ayrılmak istediği/barışmak istemediği için öldürdü. Bir kadını de sevgili olma teklifini reddettiği için öldürdü.</p>
<p>Erkeklerin dokuz kadını öldürme bahanesi basına yansımadı.</p>
<p>15 kadını kocası, sevgilisi, eski nişanlısı erkekler, bir kadını komşusu, dört kadını da baba/oğul gibi erkekler öldürdü.</p>
<p>Erkekler, 10 kadını ev içinde, 10 kadını ev dışında öldürdü.</p>
<p>Erkekler 14 kadını ateşli silahla, 2 kadını kesici aletle öldürdü. 2 kadını yakarak, 2 kadını darp ederek öldürdü.</p>
<div class="box-17">
<p><strong>Erkeklerin kadınları öldürdüğü iller</strong></p>
<p>Adana (1), Ankara (2), Antalya (1), Aydın (3), Bursa (2),  Erzurum (1), İzmir (3), Kırklareli (1), Kocaeli (1), Konya (2), Malatya (1), Osmaniye (1), Trabzon (1).</p>
</div>
<div class="box-17">
<p><strong>Hukuki Süreç</strong></p>
<p>Ekim’de 25 fail vardı. 17 fail tutuklandı. Bir fail gözaltına alındı. Altı fail intihar etti. Bir failin hukuki süreci basına yansımadı.</p>
</div>
<p><strong>Taciz</strong></p>
<p>Ekim’de erkekler <strong>en az yedi kadını </strong>taciz etti. Bu sayı geçen yıl aynı ay 14 idi.</p>
<p>Erkekler, altı kadını ev dışında, bir kadını ev içinde taciz etti. Üç kadını, yolcu, öğretmen, hastane çalışanı erkekler taciz etti. Üç kadını taciz eden erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.  </p>
<div class="box-17">
<p><strong>Erkeklerin kadınları taciz ettiği iller</strong></p>
<p>Adana (1), Aydın (2), İstanbul (2), İzmir (1), Kocaeli (1).</p>
</div>
<div class="box-17">
<p><strong>Hukuki Süreç</strong></p>
<p>Tacizleri taciz eden 12 fail vardı. Sekiz fail tutuklandı. Bir fail gözaltına alındı, iki fail serbest bırakıldı. Bir fail hakkında yasal süreç başlatıldı.</p>
</div>
<p><strong>Çocuk İstismarı</strong></p>
<p>Erkekler, Ekim’de <strong>en az </strong><strong>9 kız ve oğlan çocuğunu istismar etti. </strong>Geçen yıl aynı 14 ayda bu sayı 18 idi.</p>
<p>Bir çocuğu babası, bir çocuğu memur, bir çocuğu akrabası, bir çocuğu Kur’an kursu çalışanı, bir çocuğu marketçi, iki çocuğu ise hastane çalışanları istismar etti. Bir çocuğu istismar eden erkeğin kim olduğu bilgisi basına yansımadı.</p>
<div class="box-17">
<p><strong>Erkeklerin çocukları istismar ettiği iller</strong></p>
<p>Adana (1), Aydın (1), İstanbul (1), Sakarya (2), Urfa (4).</p>
</div>
<div class="box-17">
<p><strong>Hukuki Süreç</strong></p>
<p>Çocukları istismar eden 25 fail vardı. Beş fail tutuklandı. 17 fail gözaltına alındı. İki fail hakkında yasal işlem başlatıldı. Bir fail serbest bırakıldı.</p>
</div>
<p><strong>Cinsel Saldırı/Tecavüz</strong></p>
<p>Erkekler basına yansıyan bilgilere göre Ekim’de bir kadına tecavüz etti. Geçen yıl aynı ay bu sayı iki idi.</p>
<p>Bir kadına akrabası erkek tecavüz etti.</p>
<p>Erkekler bir kadına ev içinde tecavüz etti. Kadın zihinsel engelliydi.</p>
<div class="box-17">
<p><strong>Erkeklerin kadınlara tecavüz ettiği iller</strong></p>
<p>Samsun (1).</p>
</div>
<div class="box-17">
<p><strong>Hukuki Süreç</strong></p>
<p>Kadınlara tecavüz eden bir fail vardı. Tutuklandı.</p>
</div>
<p><strong>Şiddet / Yaralama</strong></p>
<p>Erkekler, Ekim’de en az 45 kadını yaraladı. Geçen yıl aynı ay bu sayı 79 idi.</p>
<p>En az altı kadın yaralı olarak hastaneye kaldırıldı.</p>
<div class="box-17">
<p><strong>Erkeklerin kadınlara şiddet uyguladığı iller</strong></p>
<p>Adana (2), Antalya (2), Antep (2), Aydın (2), Bursa (2), Edirne (23), Eskişehir (1), İstanbul (2), İzmir (1), Kocaeli (2), Malatya (3), Maraş (1), Ordu (1), Zonguldak (1).</p>
</div>
<p>En az 37 kadını, kocası, eski kocası, eşi, sevgilisi veya eski sevgilisi yaraladı. Bir kadını damadı, bir kadını ağabeyi, bir kadını arkadaşı, bir kadını müşterisi, bir kadını patronu yaraladı. En az üç kadını yaralayan erkeklerin yakınlık derecesi de basına yansımadı.</p>
<p>Erkekler, en az beş kadını <strong>“barışmak istemediği, ayrılmak istediği” </strong>için yaraladı. Erkeklerin 39 kadını yaralama “bahanesi” basına yansımadı.</p>
<p>Erkekler, 34 kadını ev dışında, 11 kadını ev dışında yaraladı.</p>
<p>Erkekler 36 kadını darp ederek, sekiz kadını kesici aletle ve bir kadını da balkondan atıp yaraladı.</p>
<div class="box-17">
<p><strong>Hukuki Süreç</strong></p>
<p>Kadınlara şiddet uygulayan 44 fail vardı. Bu faillerden 27’si hakkında yasal işlem başlatıldı, dört fail gözaltına alındı, sekiz fail tutuklandı. İki fail serbest bırakıldı. İki fail intihar etti. Bir failin hukuki süreci basına yansımadı.</p>
</div>
<p><strong> </strong><strong>Seks İşçiliğine Zorlama</strong></p>
<p>Erkekler Ekim’de 45 kadını seks işçiliğine zorladı. Geçen yıl aynı ay bu sayı 150 idi. Seks işçiliğine zorlananlar arasında çocuklar da vardı. 10 kadın Türkiye yurttaşı değildi.</p>
<div class="box-17">
<p><strong>Kadınların seks işçiliğine zorlandığı iller</strong></p>
<p>Eskişehir (19), Konya (10), Nevşehir (16)</p>
</div>
<div class="box-17">
<p><strong>Hukuki Süreç</strong></p>
<p>Kadınları seks işçiliğine zorlayan 50 fail vardı. 19 fail tutuklandı. 29 fail gözaltına alındı. İki fail de serbest bırakıldı.</p>
</div>
<div class="box-17">
<p><strong>Açıklama</strong></p>
<p><em>bianet'</em>in <strong>erkek şiddeti çetelesinde basına yansıyan ve sadece erkek şiddeti sonucu hayatını kaybeden kadınlara yer veriyoruz.</strong></p>
<p>Toplumsal cinsiyet temelli olmayan şiddet vakalarını ve cinayetleri çeteleye almıyoruz.</p>
<p><strong>Faili henüz belirlenememiş <a href="https://bianet.org/etiket/kadin-cinayetleri-11781" target="_blank" rel="noopener">kadın cinayetleri</a> ve şüpheli kadın ölümlerini sene boyunca aylık çetelelere not ediyoruz ancak başlıktaki sayıya eklemiyoruz.</strong></p>
<p>Sene sonunda, çetelelerde yer alan bu faili belirlenememiş cinayetler ve şüpheli ölümlerin akıbetini araştırarak, zaman içinde aydınlatılan vakaları eğer toplumsal cinsiyet temelli ise çeteleye ekliyoruz.</p>
<p>Masumiyet karinesi gereği resmi olarak evli çiftlerde kadının ve erkeğin soyadını kısaltarak yazıyoruz.</p>
<p>İntihar ve intihara teşebbüs vakalarını sadece kadın geçmişinde şiddet/sistematik şiddete maruz kaldıysa çeteleye dâhil ediyoruz.<strong> Bu intihar vakalarına ayrı bir kategoride yer veriyoruz ve başlığa taşıdığımız sayıya dâhil etmiyoruz.</strong></p>
<p>Ayrıca kadının doğrudan hedef olmadığı toplu cinayet haberlerini de, eğer tartışmaya sebep olan konu toplumsal cinsiyet temelli değilse çeteleye dâhil etmiyoruz.</p>
<p><strong>Çetelelerde yer alan meslek grupları, sadece şiddet olayının meslekle bağlantılı olduğu durumları kapsıyor.</strong></p>
<p>Örneğin, "Kadını, evinde, profesyonel asker olan kocası ateşli silahla öldürdü" gibi.</p>
<p>Erkeklerin, çocuklara uyguladığı şiddeti de şiddetin boyutlarının görünür olması açısından çeteleye ekliyoruz.</p>
</div>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 00:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Erkek şiddeti Ekim 2026]]></title><link>https://bianet.org/haber/erkek-siddeti-ekim-2026-325043</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/11/03/erkek-siddeti-ekim-2026.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/erkek-siddeti-ekim-2026-325043</guid><description><![CDATA[Basına yansıyan erkek şiddeti, kadın cinayetleri, çocuğa yönelik şiddet, cinayete teşebbüs, taciz, cinsel şiddet, tecavüz ve yaralama vakalarının gün gün tam listesi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><em>bianet</em>'in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre; erkekler Ekim’de en az 20 kadını öldürdü, 45 kadını yaraladı.</p>
<p><strong>1 Ekim</strong></p>
<p><strong>Şüpheli Ölüm</strong></p>
<p>Erzincan’da Neriman Y. (77) isimli kadın, balkondan düşerek yaralandı. Hastaneye kaldırılan kadın hayatını kaybetti. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Mardin’de Zekiye C. (47) isimli kadın, evinde ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şiddet / Yaralama</strong></p>
<p>Edirne’de hakkında uzaklaştırma kararı bulunan İ.T. isimli erkek, sevgilisi E.M. isimli kadını darp etti, tehdit ve hakarette bulundu. Erkek hakkında yasal işlem başlatıldı.</p>
<p>Edirne’de S.K. isimli erkek, tartıştığı karısı S.K. isimli kadını darp etti. Erkek hakkında yasal işlem başlatıldı.</p>
<p>Antalya’da N.K. (47) isimli erkek, eski karısı S.Ç. (38) isimli kadını sokakta bıçaklayarak yaraladı. Kadın hastaneye kaldırıldı. Kaçan erkek yakalanarak gözaltına alındı.</p>
<p><strong>2 Ekim</strong></p>
<p><strong>Şüpheli Ölüm</strong></p>
<p>Muğla’da Aysel D. (78) isimli kadın, evinde ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı. Kadının bileziklerinin ve küpelerinden birisinin olmadığı iddia edildi.</p>
<p><strong>Şiddet / Yaralama</strong></p>
<p>Aydın’da E.M.S. isimli erkek, eski karısı Y.G. (23) isimli kadını darp ve tehdit etti. Şikayetçi olunan erkek serbest bırakılınca tekrar kadını darp etti. Kadın KADES üzerinden yardım çağrısında bulundu. Darp raporu alıp şikayetçi olunmasına rağmen erkek tekrar serbest bırakıldı.</p>
<p><strong>Taciz</strong></p>
<p>Aydın’da E.S. (32) isimli erkek, S.Ü. (84) isimli kadının evine pencereden girerek taciz etmeye çalıştı. Kadının müdahalesiyle evden kaçan erkek gözaltına alındıktan sonra tutuklan. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Çocuk İstismarı</strong></p>
<p>Sakarya’da M.Y. (49) isimli erkek, kızını (12) istismar etti. Şikâyet üzerine gözaltına alınan erkek tutuklandı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Seks İşçiliğine Zorlama </strong></p>
<p>Konya’da 3 kişi, yabancı uyruklu 10 kadını seks işçiliğine zorladı. Gözaltına alınan şahıslardan 1’i tutuklandı, 2’si adli kontrolle serbest bırakıldı.</p>
<p><strong>3 Ekim</strong></p>
<p><strong>Şiddet / Yaralama</strong></p>
<p>Edirne’de Z.N. isimli erkek, eski karısı T.N. isimli kadını evinde darp etti, tehdit ve hakarette bulundu. Erkek hakkında yasal işlem başlatıldı.</p>
<p>Edirne’de hakkında uzaklaştırma kararı bulunan C.A. isimli erkek, boşanma aşamasında olduğu karısı N.A. isimli kadını evine gelerek tehdit etti. Kadın şikayetçi oldu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Seks İşçiliğine Zorlama </strong></p>
<p>Bursa’da 12 kişi, 21 kadını seks işçiliğine zorladı. Şahıslar gözaltına alındı.</p>
<p><strong>4 Ekim</strong></p>
<p><strong>Cinayet</strong></p>
<p>Bursa’da M.B. (24) isimli erkek, sevgilisi Gökçe Alkan (18) isimli kadını ormanlık alanda araç içerisinde bıçakla öldürdü. Kendisini yaralayan erkek hastaneye kaldırıldı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şüpheli Ölüm</strong></p>
<p>Kastamonu’da Dilruba A. isimli kadın, iş yerinde ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Kastamonu’da C.S. (52) isimli kadın, evinde ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>5 Ekim</strong></p>
<p><strong>Cinayet</strong></p>
<p>Bursa’da Asiye K. (60) ve kocası Vural K. (60) evlerinde ölü bulundu. Yapılan incelemede kesici alet ve başlarına sert bir cisimle vurularak öldürüldüğü belirlendi. Soruşturma başlatıldı. Gözaltına alınan komşuları K.S. isimli erkek kasten öldürme suçundan tutuklandı.</p>
<p>Konya’da İ.E. (55) isimli erkek, boşanma aşamasında olduğu karısı Vennaz E. (50) isimli kadını sokakta tabancayla yaraladı. Hastaneye kaldırılan kadın hayatını kaybetti. Kaçan erkek yakalanarak gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şiddet / Yaralama</strong></p>
<p>Edirne’de Y.T. isimli erkek, tartıştığı karısı D.T. isimli kadını darp etti, tehdit ve hakarette bulundu. Kadın şikayetçi oldu. Erkek hakkında yasal işlem başlatıldı.</p>
<p>Edirne’de T.D. isimli erkek, karısı S.T. isimli kadını darp etti, tehdit ve hakarette bulundu. Kadın, uzaklaştırma talep ederek şikayetçi oldu. Erkek hakkında yasal işlem başlatıldı.</p>
<p><strong>6 Ekim</strong></p>
<p><strong>Şiddet / Yaralama</strong></p>
<p>Samsun’da A.Ç. (38) isimli erkek, karısı A.Ç. (37) isimli kadını bıçakla yaraladı. Kadın hastaneye kaldırıldı. Kaçan erkek gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Çocuğa Şiddet</strong></p>
<p>Sakarya’da A.A. (54) isimli erkek, tanımadığı N.C. (17) isimli kız çocuğunu darp etti. Güvenlik kamerasına yansıyan olaya çevredekiler müdahale etti. Erkek gözaltına alındı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Taciz</strong></p>
<p>Adana’da Y.D. (47) ve E.N. (41) isimli 2 erkek, Amerikan vatandaşı astsubay kadını eğlence merkezinde taciz etti. Kadın şikayetçi oldu. Gözaltına alınan erkekler serbest bırakıldı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>İzmir’de öğretmen Y.H. isimli erkek, kadın velileri sözlü olarak taciz etti. Kadınlar şikayetçi oldu.  Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>7 Ekim</strong></p>
<p><strong>Cinayet</strong></p>
<p>Trabzon’da A.Y. (51) isimli erkek, eski karısı Gülşah Oktay (33) isimli kadını tabancayla sokakta yaraladı. Kadın hastanede hayatını kaybetti. Kaçan erkek gözaltına alındı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Aydın’da S.S. (45) isimli erkek, beraber yaşadığı Emel Bozkuş (40) isimli kadını tüfekle yaraladı. Kadın kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Kaçan erkek yakalanarak gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şüpheli Ölüm</strong></p>
<p>Sakarya’da İlkay A. (51) isimli kadın, evinde ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şüpheli Çocuk Ölümü</strong></p>
<p>Denizli’de L.B. (17) isimli kız çocuğu, evinde ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şiddet / Yaralama</strong></p>
<p>Edirne’de M.A. isimli erkek, boşanma aşamasında olduğu karısı D.A. isimli kadını tehdit etti, hakarette bulundu. Kadın şikayetçi oldu. Erkek hakkında yasal işlem başlatıldı.</p>
<p>Edirne’de B.A.K. isimli erkek, beraber yaşadığı eski karısı S.Ö. isimli kadını darp ve tehdit etti. Kadın olaya müdahale eden kızının da darp edildiğini bildirerek şikayetçi oldu. Erkek hakkında yasal işlem başlatıldı.</p>
<p>Adana’da O.H. isimli erkek, karısı F.H. isimli kadını sokakta bıçakla yaraladı. Kadın hastaneye kaldırıldı. Kaçan erkek yakalanarak gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>8 Ekim</strong></p>
<p><strong>Cinayet</strong></p>
<p>Aydın’da hakkında uzaklaştırma kararı bulunan K.K. (58) isimli erkek, eski karısı Fadime Akbal (47) isimli kadını evinin önünde tabancayla yaraladı. Kadın hastanede hayatını kaybetti. Kaçan erkek aynı silahla arabasında intihar etti. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Çocuk Cinayeti</strong></p>
<p>Antep’te H.G. (12) isimli oğlan, tartıştığı Muhammed S. (16) isimli oğlan çocuğunu bıçaklayarak yaraladı. Hastaneye kaldırılan çocuk hayatını kaybetti. Kaçan H.G. yakalanarak gözaltına alındı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şüpheli Ölüm</strong></p>
<p>Mersin’de Sezen T. (34) isimli kadın, 14. kattan düşerek hayatını kaybetti. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şüpheli Çocuk Ölümü</strong></p>
<p>Antep’te Müslüm Efe A. (4) isimli oğlan çocuğu, 5. kattan düşerek hayatını kaybetti. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şiddet / Yaralama</strong></p>
<p>Eskişehir’de M.İ. (22) isimli erkek, sokakta tartıştığı dini nikahlı karısı Z.A. (19) isimli kadını boğazını sıkarak darp etti. Olay çevredekiler tarafından görüntülendi. Gözaltına alınan erkek adli kontrolle serbest bırakıldı.</p>
<p>Antep’te bir erkek, marketteki kadın kasiyeri darp etti. Çevredekiler müdahalede bulundu. Olay güvenlik kameralarına yansıdı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Tecavüz</strong></p>
<p>Samsun’da A.A. (60) isimli erkek, akrabası zihinsel engelli Z.K. (20) isimli kadına cinsel saldırıda bulundu. Gözaltına alınan erkek tutuklandı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Çocuk İstismarı</strong></p>
<p>Urfa’da koruma evinde kalan çocukların istismara maruz kaldığı iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, müdür ile gece nöbetçisinin tedbiren görevden uzaklaştırıldığı bildirildi.</p>
<p><strong>9 Ekim</strong></p>
<p><strong>Cinayet</strong></p>
<p>Kocaeli’de E.B. isimli erkek, eski karısı Füsun Yuluğkural (58) isimli kadını sığındığı dükkânda tabancayla yaraladı. Hastaneye kaldırılan kadın hayatını kaybetti. Kaçan erkek yakalanarak gözaltına alındı. Soruşturma başlatıldı. Eski eşler arasında mal paylaşımı davası olduğu öğrenildi.</p>
<p><strong>Şüpheli Ölüm</strong></p>
<p>Denizli’de<strong> </strong>Yaşariye Ü. (79) ve kocası Tahsin Ü. (80) kaldıkları otelde ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.  Kükürt gazından zehirlenmiş olmalarından şüpheleniliyor.</p>
<p>Aydın’da Gözde Ç. (30) isimli kadın, evinde elektrik çarpmasından ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şiddet / Yaralama</strong></p>
<p>Edirne’de Y.Ç. isimli erkek, beraber yaşadığı M.D. isimli kadını annesinin evinde bıçakla yaraladı. Kadın şikayetçi oldu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Aydın’da hakkında uzaklaştırma kararı bulunana M.Ş. isimli erkek, boşanma aşamasında olduğu karısı S.Ş. isimli kadını evinde darp edip boğmaya çalıştı. Komşuların ihbarı üzerine eve gelen polisler erkeği gözaltına aldı. Kadın hastaneye kaldırıldı. Erkek tutuklandı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Antep’te C.K. (22) isimli erkek, karısını pompalı tüfekle yaraladı. Erkek aynı silahla intihar etti. Kadın hastaneye kaldırıldı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Çocuk İstismarı</strong></p>
<p>Aydın’da N.G. isimli erkek, yeğeni olan kız çocuğunu (13) ormanlık alanda istismar etti. Gözaltına alınan erkek tutuklandı. Soruşturma başlatıldı.  N.G. hakkında, yaklaşık 6 yıl önce, kız yeğeni henüz 7 yaşındayken taciz ettiği iddiasıyla dava açıldığı öğrenildi. Söz konusu davada N.G. ile küçük kızın babasının da yargılandığı, yargılama sonucunda delil yetersizliği nedeniyle beraat kararı verildiği belirtildi. Dosyanın istinaf aşamasında olduğu öğrenildi.</p>
<p><strong>10 Ekim</strong></p>
<p><strong>Şiddet / Yaralama</strong></p>
<p>Edirne’de T.Ö. isimli erkek, boşanma aşamasında olduğu B.Ö. isimli kadını darp etti. Kadın uzaklaştırma talep ederek şikayetçi oldu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Eskişehir’de KADES uygulamasında yardım isteyen kadın, boş arazide darp edilmiş halde bulundu. Kadın hastaneye kaldırıldı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>11 Ekim</strong></p>
<p><strong>Şüpheli Ölüm</strong></p>
<p>İstanbul’da Müyesser K. (48) isimli kadın, evinde ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şiddet / Yaralama</strong></p>
<p>Antalya’da T.Ç. (51) isimli erkek, tartıştığı kız kardeşi A.Ç.’yi (47) iterek balkondan attı. Erkek tabancayla intihar etti. Kadın hastaneye kaldırıldı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>12 Ekim</strong></p>
<p><strong>Cinayet</strong></p>
<p>Antalya’da T.T. (27) isimli erkek, beraber yaşadığı Canan Yıldırım (49) isimli kadını kaynar suyla yaktı, boğarak öldürdü. Kaçan erkek Konya’da teslim olduktan sonra tutuklandı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Faili Belirlenmemiş Cinayet</strong></p>
<p>Diyarbakır’da Canan B. (24) isimli kadın, evine düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybetti. Şüphelilerin yakalanması için soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şüpheli Ölüm</strong></p>
<p>Urfa’da Ezgi E. isimli kadın, rezidansta çıkan yangında hayatını kaybetti. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Muğla’da Gül D. (56) isimli kadın, evinde ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Mardin’de Naz A. (40) isimli kadın, evinde asılı olarak ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Aydın’da Meryem Ç. (33) isimli kadın, evinde çıkan yangında hayatını kaybetti.</p>
<p><strong>Şiddet / Yaralama</strong></p>
<p>Adana’da bir erkek, boşanma aşamasında olduğu karısını darp etti. Olay çevredekiler tarafından görüntülendi.</p>
<p>Kocaeli’de bir erkek, eski karısını bıçakla yaraladı. Kadın hastaneye kaldırıldı. Kaçan erkek gözaltına alındı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Taciz</strong></p>
<p>İstanbul’da bir grup erkek, oyuncu D.I. isimli kadını evine dönerken sözlü olarak taciz etti. Kadın sosyal medya üzerinden şikâyette bulundu.</p>
<p><strong>13 Ekim</strong></p>
<p><strong>Cinayet</strong></p>
<p>İzmir’de hakkında uzaklaştırma kararı bulunan A.K. (45) isimli erkek, eski sevgilisi Ebru Serep (51) isimli kadının evine benzin dökerek yaktı. Hastaneye kaldırılan kadın hayatını kaybetti. Gözaltına alınana erkek tutuklandı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şiddet / Yaralama</strong></p>
<p>Edirne’de S.Ç. isimli erkek, tartıştığı karısı B.Ç. isimli kadını darp etti. Kadın şikayetçi oldu. Erkek hakkında yasal işlem başlatıldı.</p>
<p>Kocaeli’de bir erkek, boşama aşamasında olduğu karısını kafede bıçakla yaraladı. Kadın hastaneye kaldırıldı. Kaçan erkek gözaltına alındı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>14 Ekim</strong></p>
<p><strong>Şüpheli Ölüm</strong></p>
<p>Antalya’da evinde rahatsızlanan Gamze T. (40) isimli kadın, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şüpheli Çocuk Ölümü</strong></p>
<p>İstanbul’da M.I. (14) isimli çocuk, su birikintisinde elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Taciz</strong></p>
<p>Kocaeli’de E. isimli erkek, yurtta kalan kız öğrencileri taciz etti. Kadınlar şikayetçi oldu. Erkek gözaltına alındı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Seks İşçiliğine Zorlama </strong></p>
<p>Nevşehir’de 29 kişi,16 kadını seks işçiliğine zorladı. Şahıslar gözaltına alındı.</p>
<p><strong>15 Ekim</strong></p>
<p><strong>Cinayet</strong></p>
<p>İzmir’de Y.U. (22) ve A.M. (17) isimli erkekler tartıştıkları Pınar Güneş (28) isimli kadını aracında tabancayla öldürdü. Kaçan erkekler yakalanarak gözaltına alındı. Soruşturma başlatıldı.  Y.U., Ö.A., G.C. ve A.M. isimli erkekler tutuklandı.</p>
<p><strong>Şüpheli Ölüm</strong></p>
<p>Antalya’da Hollanda vatandaşı Adrianus Franciscus Henricus G. (70) ile karısı Elisabeth Christina İsabella Antina C. (69) evlerinde ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şiddet / Yaralama</strong></p>
<p>İzmir’de bir erkek, boşanma aşamasında olduğu karısını iş yerinde darp etti, boğmaya çalıştı. Olay güvenlik kameralarına yansıdı. Kadın şikayetçi oldu. Gözaltına alınan erkek tutuklandı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Edirne’de B.A. ve N.A. isimli çift arasında yaşanan tartışmada B.A., eşinin kendisine hakaret ettiğini, kendisinin de eşine tokat attığını ve ardından eşinin başına kavanozla vurduğunu belirtti. N. A. da eşine hakaret ettiğini kabul ettiğini, eşinin kendisine tokat attığını ve kendisinin de bu yüzden eşinin başına kavanozla vurduğunu ifade etti. Taraflar birbirlerinden şikâyetçi oldu.</p>
<p><strong>Tehdit</strong></p>
<p>Bursa’da H.Ç. isimli erkek, annesi H.Ç. isimli kadını bıçakla evde alıkoydu. Erkek gözaltına alındı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Taciz</strong></p>
<p>Aydın’da M.U., İ.S., Ş.İ., S.D. ve E.S. isimli erkekler, zihinsel engelli bir kadına cinse tacizde bulundu. Erkekler gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>16 Ekim</strong></p>
<p><strong>Şüpheli Ölüm</strong></p>
<p>Burdur’da Dudu Ş. (85) isimli kadın, evinde çıkan yangında hayatını kaybetti. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şüpheli Çocuk Ölümü</strong></p>
<p>Amasya’da T.M.K. (16) isimli kız çocuğu, evinde ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>17 Ekim</strong></p>
<p><strong>Şüpheli Ölüm</strong></p>
<p>Eskişehir’de Yadigâr Y. (43) isimli kadın, komşusun evinde fenalaşarak hayatını kaybetti. Komşusu İ.G. ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Kocaeli’de ceviz toplamaya giden Emine Y. (82) isimli kadın, tarlada ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Antep’te Sibel B. (42) isimli kadın, evinde ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şüpheli Çocuk Ölümü</strong></p>
<p>Aydın'ın öğrenci yurdunda kalan Hamza B. (11) isimli çocuk, yatağında ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şiddet / Yaralama</strong></p>
<p>Edirne’de E.V. isimli erkek, karısı K.V. isimli kadını iş yerinde darp etti, tehdit ve hakarette bulundu. Kadın şikayetçi oldu. Erkek hakkında yasal işlem başlatıldı.</p>
<p>Edirne’de hakkında uzaklaştırma kararı bulunan E.B. isimli erkek, eski sevgilisi E.T. isimli kadını telefonla tehdit etti, hakarette bulundu. Kadın şikayetçi oldu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Çocuğa Şiddet</strong></p>
<p>Antep’te müdür yardımcısı M.A. isimli erkek, M.E.K. isimli oğlan çocuğunu darp etti. Darp raporu alan aile şikayetçi oldu.</p>
<p><strong>Çocuk İstismarı</strong></p>
<p>Urfa’da hastanede çalışan M.A. isimli erkek, 2 çocuğu (6-16) istismar etti. Şikâyet üzerine gözaltına alınan erkek tutuklandı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>18 Ekim</strong></p>
<p><strong>Şüpheli Ölüm</strong></p>
<p>Maraş’ta Sultan G. (86) isimli kadın, evinde ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Aksaray’da Dursun T. (70) isimli kadın, evinde ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Batman’da Esra I. (30) isimli kadın, balkondan düşerek hayatını kaybetti. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Çocuk İstismarı</strong></p>
<p>Sakarya’da yatılı Kuran kursunda görevli R.S. (38) isimli erkek, kursta kalan Y.Ç. (13) isimli oğlan çocuğunu istismar etti. Ailesi şikayetçi oldu. Gözaltına alınan erkek tutuklandı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>19 Ekim</strong></p>
<p><strong>Cinayet</strong></p>
<p>Konya’da M.A. (32) isimli erkek, tartıştığı karısı Melek A. (30) isimli kadını av tüfeğiyle öldürdü. İntihara teşebbüs eden erkek hastaneye kaldırıldı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Erzurum’da akrabalar arasında çıkan silahlı kavgada Asiye İ. (71) isimli kadın vurularak hayatını kaybetti. Soruşturma başlatıldı. K.İ. (68), Ş.İ. (62) ve E.İ. (25) gözaltına alındı.</p>
<p><strong>Şüpheli Ölüm</strong></p>
<p>Erzurum'da Alzheimer hastası Gülkız K. (75) isimli kadın, ormanlık alanda ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Burdur’da H.D. (87) isimli kadın, evinde ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şiddet / Yaralama</strong></p>
<p>Edirne’de M.B. isimli erkek, eski sevgilisi P.S.G. isimli kadını darp etti. Kadın uzaklaştırma talep ederek şikayetçi oldu. Erkek hakkında yasal işlem başlatıldı.</p>
<p>Edirne’de B.Ö. isimli erkek, karısı Z.Ö. isimli kadını darp etti, tehdit ve hakarette bulundu. Kadın şikayetçi oldu.</p>
<p><strong>20 Ekim</strong></p>
<p><strong>Şiddet / Yaralama</strong></p>
<p>Malatya’da F.D. isimli erkek, tartışma sonrası ailesinin evine dönen dini nikahlı karısı T.P. ve annesi G.P.’yi gizlice evlerine girerek bıçakla yaraladı. Kadınlar hastaneye kaldırıldı. Erkek gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Karaman’da M.Ş. (15) isimli oğlan, D.N.G. isimli kadını sokakta bıçakla yaraladı. Kadın hastaneye kaldırıldı. Kaçan çocuk yakalanarak gözaltına alındı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Çocuğa Şiddet</strong></p>
<p>Adana’da bir iş yerine düzenlenen silahlı saldırıda N.M. (16) isimli oğlan çocuğu yaraladı. Çocuk hastaneye kaldırıldı. Kaçan A.E. (17) isimli oğlan çocuğu yakalanarak gözaltına alındı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>İstanbul’da bir erkek, karısıyla tartışan kız çocuğunu darp etti. Olay çevredekiler tarafından görüntülendi. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Niğde’de berber S.G. isimli erkek, iş yerinde çalışan Y.E.D. (15) isimli oğlan çocuğunu darp etti. Darp raporu alan ailesi şikayetçi oldu. Erkek gözaltına alındı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>21 Ekim</strong></p>
<p><strong>Cinayet</strong></p>
<p>Adana’da G.F. isimli erkek, arkadaşlık teklifini reddeden Sevda Dinler (22) isimli kadını mesire alanında av tüfeğiyle öldürdü. Olay yerinde olan polis erkeği yakalayarak gözaltına aldı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Osmaniye’de S.A. (29) isimli erkek, tartıştığı karısı Aliye A. (27) isimli kadını tabancayla öldürdü. Ambulansı arayıp yardım isteyen erkek aynı silahla intihar etti.</p>
<p><strong>Şüpheli Ölüm</strong></p>
<p>Hakkari’de Beyza S. (20) isimli kadın, evinde hareketsiz bulunduktan sonra kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Giresun’da kayıp olarak aranan Leman K. (68) isimli kadın, dere kenarında ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şiddet / Yaralama</strong></p>
<p>Zonguldak’ta hakkında uzaklaştırma kararı bulunan E.D. (48) isimli erkek, boşanma aşamasında olduğu karısı B.D. (41) isimli kadınla sokakta tartışırken araya giren E.Ç. (27) isimli erkeği ve karısını tabancayla yaraladı. Kadın ve erkek hastaneye kaldırıldı. Kaçan erkeği yakalamak için soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Çocuğa Şiddet</strong></p>
<p>Tekirdağ’da iş yeri sahibi A.K. isimli erkek, F.K. (14) isimli çırağını darp etti. Olay güvenlik kameralarına yansıdı. Ailesi darp raporu alarak şikayetçi oldu. Gözaltına alınan erkek adli kontrolle serbest bırakıldı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Çocuk İstismarı</strong></p>
<p>Urfa’da 15 kişi, bir kız çocuğunu (16) istismar etti. Şahıslar gözaltına alındı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>22 Ekim</strong></p>
<p><strong>Cinayet</strong></p>
<p>İzmir’de polis memuru A.E. isimli erkek, tartıştığı nişanlısı Özge Penbegül (26) isimli kadını evinde tabancayla öldürdü. Erkek aynı silahla intihar etti. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Malatya’da hakkında uzaklaştırma kararı bulunan H.A. (63) isimli erkek, karısı Perihan A. (61) isimli kadını sokakta bıçaklayarak öldürdü. Kaçan erkek, yakalanınca boğazını keserek intihar etti. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şüpheli Ölüm</strong></p>
<p>Siirt’te Saniye E. (72) isimli kadın, damdan düşerek hayatını kaybetti. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Malatya’da Esra S. (19) isimli kadın, evinde asılı olarak ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şiddet / Yaralama</strong></p>
<p>Edirne’de M.Ö. isimli erkek, tartıştığı karısı M.Ö. isimli kadını darp etti, tehdit ve hakarette bulundu. Kadın şikayetçi oldu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Bursa’da M.U. isimli erkek, dükkânda tartıştığı hamile B.A. isimli kadını iş yerinde bıçakla yaraladı. Kaçarak bir bankaya sığınan kadın hastaneye kaldırıldı. Yakalanan erkek gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. Soruşturma başlatıldı. Erkeğin 2 hafta önce cezaevinden tahliye olduğu öğrenildi.</p>
<p><strong>Tehdit</strong></p>
<p>Edirne’de B.İ. isimli erkek, eski karısı E.U. isimli kadını tehdit etti. Kadın uzaklaştırma talep ederek şikayetçi oldu. Erkek hakkında yasal işlem başlatıldı.</p>
<p><strong>23 Ekim</strong></p>
<p><strong>Şiddet / Yaralama</strong></p>
<p>Edirne’de D.F. isimli erkek, karısı D.F. isimli kadını darp ve tehdit etti. Kadın, uzaklaştırma talep ederek şikayetçi oldu. Erkek hakkında yasal işlem başlatıldı.</p>
<p><strong>Tehdit</strong></p>
<p>Edirne’de hakkında uzaklaştırma kararı bulunan H.A. isimli erkek, eski sevgilisi S.K. isimli kadını tehdit etti, hakarette bulundu. Kadın şikayetçi oldu. Erkek hakkında yasal işlem başlatıldı.</p>
<p>Edirne’de D.Ö. isimli erkek, eski sevgilisi F.S. isimli kadını, iş yerine giderken önünü keserek tehdit etti. Kadın şikayetçi oldu. Erkek hakkında yasal işlem başlatıldı.</p>
<p><strong>Taciz</strong></p>
<p>İstanbul’da hastanede çalışan bir erkek, kadın çalışanları tuvalette gizlice kaydederek taciz etti. Telefonun flaşını fark eden kadın, erkeği yakalayarak şikayetçi oldu. Gözaltına alınan erkeğin telefonunda çok sayıda görüntü tespit edildi. Erkek tutuklandı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>24 Ekim</strong></p>
<p><strong>Şüpheli Ölüm</strong></p>
<p>Zonguldak’ta Feraye D. (74) isimli kadın, evinde ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şüpheli Çocuk Ölümü</strong></p>
<p>Maraş’ta Berfin M. (14) isimli kız çocuğu, 9. kattan düşerek hayatını kaybetti. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şiddet / Yaralama</strong></p>
<p>Edirne’de M.A. isimli kadın, boşanma aşamasında olduğu kocasının kendisini darp ettiğini bildirerek şikayetçi oldu.</p>
<p>Edirne’de H.Y. isimli erkek, karısı F.Y. isimli kadını darp etti. Kadın şikayetçi oldu.</p>
<p><strong>25 Ekim</strong></p>
<p><strong>Şüpheli Ölüm</strong></p>
<p>İstanbul’da Kazakistan vatandaşı Aisulu B. (26) isimli kadın, apartman boşluğuna düşerek hayatını kaybetti. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şüpheli Çocuk Ölümü</strong></p>
<p>Ankara’da tohum ekme makinesinden düşen Ayşegül G. (12) isimli kız çocuğu, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şiddet / Yaralama</strong></p>
<p>Ordu’da İ.B. isimli erkek, eski sevgilisi K.E.K. (19) isimli kadını bıçakla yaraladı. Kadın hastaneye kaldırıldı. Kaçan erkek gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Taciz</strong></p>
<p>İstanbul’da M.B.B. isimli erkek, takip ettiği M.S. isimli kadını taciz etti. Kadının tepki göstermesi üzerine çevredekiler müdahalede bulundu. Erkek, gözaltına alındıktan sonra tutuklandı.</p>
<p><strong>26 Ekim</strong></p>
<p><strong>Şüpheli Ölüm</strong></p>
<p>Çorum’da A.C. (25) isimli kadın, evinde ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şüpheli Çocuk Ölümü</strong></p>
<p>Urfa’da M.N.B. (16) isimli kız çocuğu, evinde silahla vurulmuş olarak ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şiddet / Yaralama</strong></p>
<p>Edirne’de S.S. isimli erkek, dini nikahlı karısı D.K. isimli kadını darp etti. Kadın şikayetçi oldu. Erkek hakkında yasal işlem başlatıldı.</p>
<p>Edirne’de cezaevinden yeni çıkan B.K. isimli erkek, boşanma aşamasında olduğu karısı Y.K. isimli kadını telefonla rahatsız etti. Kadın şikayetçi oldu. Erkek hakkında yasal işlem başlatıldı.</p>
<p>İstanbul’da M.G. isimli erkek, sevgilisi E.T. isimli kadını darp etti. Darp raporu alan kadın şikayetçi olduğunu sosyal medyadaki paylaşımında duyurdu.</p>
<p><strong>Seks İşçiliğine Zorlama </strong></p>
<p>Eskişehir’de 18 kişi, 19 kadını seks işçiliğine zorladı. Gözaltına alınan şahıslar tutuklandı.</p>
<p><strong>27 Ekim</strong></p>
<p><strong>Cinayet</strong></p>
<p>Aydın’da hakkında uzaklaştırma kararı bulunan V.D. (21) isimli erkek, tartıştığı eski sevgilisi Kumsal Kayan (20) isimli kadını tabancayla başından vurarak yaraladı. Kadın, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Kaçan erkek, intihara teşebbüs ederken yakalanarak gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. Soruşturma başlatıldı. Erkeğin suç kaydının olduğu öğrenildi.</p>
<p><strong>Şüpheli Ölüm</strong></p>
<p>Urfa’da H.B. (27) isimli kadın, evinde ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Mersin’de kayıp olarak aranan Nesrin C. (45) isimli kadın, ormanlık alanda ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Niğde’de B.R.Ü. (22) isimli kadın, bir binanın çatı katında ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şüpheli Çocuk Ölümü</strong></p>
<p>Urfa’da Enes Ç. (16) isimli çocuk, evinde pompalı tüfekle vurulmuş olarak ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şiddet / Yaralama</strong></p>
<p>İstanbul’da O.V. (44) isimli erkek, toplu taşımada bir kadını darp etti. Yolcuların müdahale etmesi üzerine otobüse biber gazı sıkıp kaçan erkek yakalanarak gözaltına alındı.</p>
<p><strong>28 Ekim</strong></p>
<p><strong>Cinayet</strong></p>
<p>Kırklareli’de S.A. isimli erkek, tartıştığı karısı Aleyna A. (23) isimli kadını tabancayla öldürdü. Erkek, aynı silahla intihara teşebbüs etti. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>29 Ekim</strong></p>
<p><strong>Şüpheli Ölüm</strong></p>
<p>Aydın’da Fadime B. (76) isimli kadın, evinde ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Zonguldak’ta E.G. (25) isimli kadın, 4. kattan düşerek hayatını kaybetti. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şüpheli Çocuk Ölümü</strong></p>
<p>Adıyaman’da Yunus Emre M. (7) isimli çocuk, inşaat alanındaki su dolu asansör çukuruna düşerek hayatını kaybetti. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şiddet / Yaralama</strong></p>
<p>Bursa’da işletme sahibi T.Ç. isimli erkek ve oğlu C.Ç., M.E. isimli kadın çalışanı darp etti ve hakarette bulundu. Kadın şikayetçi oldu.</p>
<p><strong>Tehdit</strong></p>
<p>Maraş’ta A.D. (27) isimli erkek, annesi N.D. isimli kadını bıçakla rehin aldı. Kaçan kadın şikayetçi oldu. Çatıya çıkarak intihar girişiminde bulunan erkek gözaltına alındı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Çocuk İstismarı</strong></p>
<p>Adana’da M.D. (47) isimli erkek, cinsel istismar şikayetinde bulunan kızı E.D.’yi hastanede tabancayla öldürmeye çalıştı. Erkek gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. Soruşturma başlatıldı. Kız çocuğu ise devlet koruması altına alındı.</p>
<p><strong>30 Ekim</strong></p>
<p><strong>Cinayet</strong></p>
<p>Ankara’da B.K. isimli erkek, hamile olduğu iddia edilen kızı Elif K. (19) ve beraber yaşadığı Ercan O. (53) isimli erkeği tabancayla öldürdü. Kaçan erkek, teslim oldu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Ankara’da D.Y. (56) isimli erkek, eski karısı Aynur Ekici (49) isimli kadını iş yerinde tabancayla öldürdü. Erkek aynı silahla intihar etti. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Şüpheli Ölüm</strong></p>
<p>Antalya’da kayıp olarak aranan Alman vatandaşı turist Friederike Elisabeth N. (33) isimli kadın, kayalık alanda ölü bulundu. Soruşturma devam ediyor.</p>
<p><strong>Şiddet / Yaralama</strong></p>
<p>Maraş’ta M.B. isimli erkek, eski karısı H.T. isimli kadın darp etti ve üzerine kaynar su dökerek yaraladı. Kadın komşularını arayarak yardım istedi. Erkek camdan atlayarak intihara teşebbüs etti. Kadın ve erkek hastaneye kaldırıldı. Erkek hastanede hayatını kaybetti. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p>Malatya’da M.G. isimli erkek, tartıştığı karısı M.G. isimli kadını tabancayla yaraladı. Kadın hastaneye kaldırıldı. Gözaltına alınan erkek tutuklandı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Çocuk İstismarı</strong></p>
<p>İstanbul’da market işletmecisi bir erkek, dükkâna gelen kız çocuğunu (14) istismar etti. Olay güvenlik kameralarına yansıdı. Kız çocuğu şikayetçi oldu. Erkek gözaltına alındı. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>31 Ekim</strong></p>
<p><strong>Şüpheli Ölüm</strong></p>
<p>Aydın’da Fadime D. (26) isimli kadın, evinde asılı olarak ölü bulundu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong>Çocuğa Şiddet</strong></p>
<p>Samsun’da bir iş yerinde 2 erkek, stajyer olarak çalışan E.K. (14) isimli oğlan çocuğunu darp etti. Darp raporu alan aile şikayetçi oldu. Soruşturma başlatıldı.</p>
<p><strong> </strong></p>]]></content:encoded><pubDate>Wed, 04 Nov 2026 00:00:00 +0300</pubDate></item></channel></rss>