Uğur Kaymaz ve Babasını Öldürenlere Beraat

Mahkeme Ahmet Kaymaz ve 12 yaşındaki oğlu Uğuru öldüren dört polise meşru müdafaa gerekçesiyle beraat kararı verdi. Avukatlar kararı temyiz ediyor. Avukat Elçi Yargısız infazın yeterince delili vardı. Bugün bize Burada adalet aramayın dendi dedi.

Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi, Mardin'in Kızıltepe ilçesinde 12 yaşındaki Uğur Kaymaz ve babası Ahmet Kaymaz'ı öldürmekle suçlanan 4 polis için beraat kararı verdi.

Davanın müşteki ve müdahil avukatları kararın açıklanmasının hemen ardından temyiz için süre tutum dilekçesi verdiler. Yargılama bundan sonra Yargıtay'da sürecek.

Sanık polis memurları Mehmet Karaca, Yaşafettin Açıkgöz, Seydi Ahmet Döngel, Salih Ayaz, tutuksuz yargılanıyorlardı.

bianet'in görüştüğü davanın müdahil avukatlarından Tahir Elçi mahkemenin sanıkların Ahmet ve Uğur Kaymaz'ı öldürdüğünü tespit ettiğini, ancak Kaymazların ateş açtığı, polislerin eyleminin savunma sınırlarını aşmadığı, meşru müdafaa kapsamında olduğu gerekçesiyle beraat kararı verdiğini söyledi.

Kaymaz ailesinin avukatı Erdal Kuzu, şaşkın olduklarını söyledi; "Bize göre karar doğru değil. Temyiz hakkımızı kullanacağız. Gerekçeli kararı bekliyoruz" dedi.

Müdahil avukatlardan Heval Yıldız da davanın gidişatı düşünüldüğünde, bu kararın "beklenen ama arzu edilmeyen bir karar" olduğunu söyledi.

Elçi: Bugün bize "Burada adalet aramayın" dendi

Elçi, adli tıp raporlarının sanıkların savunmalarının gerçeği yansıtmadığını açıkça ortaya koyduğunu, sanıkların yargısız infaz gerçekleştirdiğine ilişkin bilimsel, teknik, maddi delillerin dava dosyasında yeterince olduğunu söyledi.

"Adil bir karar verilmesini bekliyorduk. Umudumuzu hep koruduk; inandık ve çaba sarf ettik. Ancak bugün burada bize 'Burada adalet aramayın' dendi. Ben bunu anladım."

Sanıkların tutuklu yargılanması talebi her seferinde reddedildi

Ahmet Kaymaz ve Uğur Kaymaz 21 Kasım 2004'te öldürülmüştü. Mardin Valiliği'nin açıklaması üzerine, olay basına ilk olarak "iki terörist öldürüldü" diye yansımıştı.

Kaymaz ailesinin avukatları ve müdahil avukatlar soruşturma sürecinin başından beri adil yargılamanın gerçekleşmesiyle ilgili kuşkularını dile getirmişlerdi.

Sanıkların tutuklu yargılanması talebi her seferinde reddedildi. İfadelerinin talimat yoluyla gıyaben alınmasına karar verildi. Sanık polisler İstanbul, Bursa, Kocaeli ve Mersin'e tayin edilerek göreve iade edildiler. Mardin'deki dava "güvenlik gerekçesiyle" Eskişehir'e nakledildi. Sanıklar ilk kez Eskişehir'deki duruşmaya katıldılar.

Avukatlar: Adil yargılama olanaksız

Avukatlar Eskiişehir'de yaratılan atmosfer nedeniyle adil yargılamanın olanaksız olduğunu söylediler.

Bu arada, Eskişehir Valiliği duruşmalar öncesinde kentte toplantı, gösteri yürüyüşü, basın açıklaması ve "benzeri faaliyetleri" yasakladı. İlk duruşmayı izlemek için Eskişehir'e gidenlerin büyük bölümü Adliye'ye giremedi. Eskişehir Valisi Kadir Çalışıcı, "davayı izlemek isteyenlerin amacının provokasyon" olduğunu söyledi.

Adli tıp raporları

İstanbul Adli Tıp Kurumu, davayla ilgili ilk raporda, Uğur Kaymaz'ın sırtındaki kurşunların art arda, birbirine çok yakın biçimde vücuda girdiğini belirtti; "12 yaşındaki Uğur Kaymaz'ın yara aldıktan sonra çatışması mümkün değil" dedi. Raporda ayrıca, sanık polislerin "yaşça büyük" iddiasının aksine "12 yaşındaki Uğur Kaymaz 1.60 boylarında orta yapıda bir erkek çocuğu" deniliyordu.

Müdahil avukatların keşif talepleri reddedildi; bunun yerine Emniyet'in olay yerinde çektiği görüntüler CD'den izlendi.

Adli Tıp Kurumu, müdahil avukatların soruları üzerine, Ahmet ve Uğur Kaymaz'ın ellerindeki barut izlerinin çatışma kanıtı olmayabileceğini gösterir raporunu mahkemeye gönderdi. Sanık avukatları, bu izlerin çatışma kanıtı olduğunu öne sürüyorlardı.

Adli Tıp son olarak hangi kovanın hangi silahtan ateşlendiğini ve silahın kime ait olduğunu gösterir raporu mahkemeye gönderdi. Müdahil avukatlar, bu raporun sanıkların iddialarını çürütür nitelikte olduğunu söylemişlerdi. (TK)

* Kaymazlar davasıyla ilgili bianet haberlerinin listesi için tıklayın.


Eskişehir - BİA Haber Merkezi

18 Nisan 2007, Çarşamba

Tolga KORKUT