22 Kasım Cumartesi, Son güncelleme 12.12

Üç Puan İçin Değer miydi?

Futbol takımı Ailtonlu, Klebersonlu kadrosuyla İnönü Stadyumunda 1 puanı mütevazı Diyarbakırspordan zor kurtarınca Beşiktaş seyircisi, muhalif duruşunu yadsımaktan kaçınmadı ve en zorlu toplumsal sorunun üzerine körükle gitti.

BİA Haber Merkezi - İstanbul

30 Ağustos 2005, Salı

"Toplumsal histeri", bazen başarı açlığı ve hırsın hakimiyetine giren toplulukların karakterini, anlık olaylara vereceği tepkileri tanımlamak için yeterli -ve geçerli- bir ifade olabilir. Bir grup ya da aynı hedef altında bir araya gelmiş farklı gruplar, kimileyin kendi içlerinde çatışsalar da, sahibi olmak istedikleri, kendilerine ait gördükleri değerin "her şeye rağmen" daha iyiye gitmesini hedeflerler.

Genel çıkarları zedelenme raddesine geldiyse bir kez; önlerine çıkacak engelleri yıkmak ister, karşıdakini "öteki" belleyip toplumsal duyarlılıkları, kırılganlıkları ka'le almaksızın ortalığı yıkıp geçebilirler. Tıpkı geçen Pazar akşamı Beşiktaş taraftarının Diyarbakırspor karşılaşması sonrasında yaptığı gibi...

Pazar gecesi Beşiktaş - Diyarbakırspor futbol karşılaşmasında yaşananlar, Türkiye koşullarında yanlış toplumsal algılamalar ile spordaki başarı hırsının ne ölçüde iç içe geçtiğini göstermesi açısından manidardı.

Maç sonrasında, genellikle muhalif çıkışları, savaş karşıtlığı gibi özellikleriyle dikkat çekici bir tutum sergileyen Beşiktaş taraftarı "üç puan" için toplumsal bir yarayı kanatmak gibi büyük bir gaflete düştü.

Beşiktaş taraftarı Beşiktaş'ın golüne itiraz için hakeme "hücum eden" Diyarbakırspor'u protesto ederken önceki emsal "muhalif duruş"unu yadsıyor, çözüm bulmak için herkesin çaba gösterdiği "Kürt Sorunu" üzerine körükle giden bir tavır sergiliyordu.

O maça giderken...

Karşılaşma öncesinde trafik her zamanki gibiydi... Dolmabahçe'de BJK İnönü Stadı'nın çevresinde adım atmak imkansızdı. Sokaklarda, üzerinde Beşiktaş takımının formalarıyla her nedense sıkıntılı bir yüz ifadesiyle yürüyen çok sayıda taraftar vardı. Futbolseverler boğucu bir pazar akşamı, saat 21.15'te başlayacak Beşiktaş - Diyarbakırspor maçı için stadyuma geliyordu.

Gündemin sıkıntısı iklime yansımış gibiydi. Batman Beşiri'deki olayların üzerinden daha 24 saat geçmeden, Güneydoğu Anadolu'nun Süper Lig'deki tek temsilcisi Diyarbakırspor İstanbul'da Beşiktaş ile oynayacaktı. Kafamda binlerce soru dolaşıp duruyordu. Soru işaretlerinin hepsi birbirinden yakıcıydı.

Ama esas olarak "ya Beşiktaş yenilirse, ya maçta futbolcular arasında bir tartışma yaşanırsa taraftarın tepkisi ne olur?" diye aklımdan geçiriyordum. Seyircinin bu gibi durumlarda Diyarbakırspor'a vereceği reaksiyonu tahmin edebiliyordum. Hatta geçmişte başka takım taraftarlarının sergiledikleri örneklere bakarak ortaya koyulması olası tepkiden "adım gibi emin"dim. Bu kötü bir duyguydu.

Maçın favorisi

Maçın kesin favorisi Beşiktaş'tı. Kadrosunu dünyaca ünlü iki Brezilyalı futbolcu ile güçlendiren Beşiktaş gücünün sınırları eni konu belli bir Anadolu takımıyla karşılaşacaktı. Beşiktaş maça hızlı başladı. Üst üste birkaç atağın yarattığı korkuyu üzerinden atan Diyarbakır takımı neden sonra dengeyi kurdu, açık bir futbolla Beşiktaş kalesinde çok sayıda olmasa da tehlikeler de yarattı. Kleberson'un bir kafa şutu direkte patladı, Beşiktaş'ın gol umudu Da Silva Ailton şutlarını kaleciye nişanladı. 80'inci dakikaya gelindiğinde ise Diyarbakırspor bir kenar topundan başlayan atağın sonucunda golü buldu: 0-1

Beşiktaş taraftarı: "Kahrolsun PKK"

Beşiktaş tribünden bakınca "ofsayt"a benzeyen (ancak televizyondan izleyince öyle olmadığı görülen) bir gol bulup, 90+3'te durumu eşitledi. Golden hemen sonra da hakem karşılaşmanın son düdüğünü üfledi... Sonrası: Sahaya giren bir taraftar, Beşiktaşlı Okan'ı ittiren rakip takım antrenörü, sahaya atılan yabancı maddeler, neyse ki kimseye isabet etmeyen bir kebapçı şişi...

Yıllardır futbol maçlarına giderek olan biteni çıplak gözle ve yakından izleyen biri olarak, futbolcusu rakip takımın çalıştırıcısından şamar yediğinde taraftarın vereceği tepkiyi bilirim. Ancak bu defa farklıydı, maça gelirken düşündüklerim ne yazık ki gerçek oldu, ve koro hep bir ağızdan tragedyayı bağırmaya başladı: Kahrolsun PKK.

Kendiyle çelişen taraftar algıları

Ama ertesi günkü "Özgür Gündem" gazetesi, tribünlerin attığı sloganı görmezden gelerek maça başka bir taraftan bakıyordu: "Dün akşam Beşiktaş İnönü Stadyumu'nda oynanan ve 1-1 berabere biten Beşiktaş-Diyarbakırspor maçı sırasında Beşiktaş taraftarları tarafından 'Uğur Kardeşimiz Kalbimizdesin' yazılı pankart açıldı. Hatırlanacağı gibi 12 yaşındaki Uğur Kaymaz ile babası evleri önünde katledilmişlerdi."

Gündem gazetesi daha sonra da Beşiktaş Çarşı grubunun Grup Yorum'un 20'inci yıl konserinde yaptığı bir başka jesti aktarıyordu. Aynen okuyalım: " 'Çarşı' adıyla tanınan Beşiktaş taraftarları Grup Yorum'un 20. yıl konserinde de Grup Yorum'a Beşiktaş forması hediye etmişti."

Gündem gazetesine bir ek de biz yapalım. "Beşiktaş Kapalısı"nın "Çarşı, savaşa karşı/ Saddam affeder Çarşı affetmez" şeklindeki sloganını çok iyi hatırlıyoruz. Ancak Pazar akşamı olanlar bize siyasi tercihler ile takımın başarısı arasındaki bağın ne zaman kopabildiği hakkında önemli işaretler veriyordu. (BD/EK)

Ana Sayfa | Yazarlar | Arşiv-Arama | Bilgi-Belge | Çocuk Sitesi | BİAMag | Kadının Penceresi | News in English
Haber Listesi | Galeriler | Linkler | Künye | BİA Kitaplığı | BİA Hakkında

Bu web sitesi IPS İletişim Vakfınca İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı (SIDA) desteğiyle yürütülen, "Haklar İçin Habercilik, Haberciler İçin Özgürlük" -kısa adıyla BİA3 - projesi kapsamında yayınlanmaktadır. Web sitesinin yeniden düzenlenmesi masraflarına Uluslararası İfade Özgürlüğü Değişimi (IFEX) de katkıda bulunmuştur. Bu web sitesinin içeriği yalnızca IPS İletişim Vakfı'nın sorumluluğundadır ve hiçbir biçimde SIDA'nın tutumunu yansıtmamaktadır.