4 Aralık Perşembe, Son güncelleme 00.39

Kuzey Irak'a Askeri Müdahale Olasılığı Var

Ankara krizi çözmek için diplomatik yollara başvuracağını söylese de askeri seçenek masada. Türkiye Kuzey Irak'a girebilir. Bu savaş değil, bir baskın şeklinde olur.

Le Nouvel Observateur - Paris

24 Ekim 2007, Çarşamba

Fransa'da yayınlanan haftalık Le Nouvel Observateur dergisi internet sitesinde, BİA koordinatörü Ertuğrul Kürkçü ile sınır ötesi operasyon olasılığı ve son çatışmalar konusunda bir söyleşi yaptı. Kısaltarak yayınlıyoruz.

Kuzey Irak'ta sekiz Türk askeri esir.  Ankara'nın PKK'nin "şartlı bir ateşkes" teklifini reddetmesini nasıl yorumluyorsunuz?

Sürpriz değil. Türkiye'de ne devlet ne ordu, ne medya ne de kamuoyu Kürtlerin bu teklifine inanıyor. Durum bu kez farklı da olsa, PKK bugüne dek en azından beş kez ateşkes ilan etti. Her ateşkesin ardından sistematik olarak yeni saldırılar oldu. Ankara krizi çözmek için diplomatik yollara başvuracağını söylese de askeri seçenek masada; bence, Ankara PKK'nin esir aldığı sekiz askeri geri almayı gerekçe göstererek Kuzey Irak'a girebilir. Bu savaş değil, bir baskın şeklinde olur. Bu operasyon belki hükümeti, askeri müdahale bekleyen kamuoyu karşısında zor durumda kalmaktan kurtarır ama hükümet PKK'ye karşı sert bir siyaset gütmekle övünüp, bunu bir propogandaya dönüştürerek kendi tuzağına da düşmüş oldu. PKK de esirleri geri verme karşılığında taleplerde bulunabilir.

Türkiye, PKK, Irak bu krizin baş rölünde, ABD de başrolde. PKK karşısında ABD'nin konumu nedir?

Şu andaki kriz ABD için bir tuzak. Türkiye ve Iraklı Kürtler ABD'ye sorunu çözme çağrısında bulunuyor. ABD her iki tarafla da ilişkilerini bozmak istemiyor. Türkiye, ABD'nin Irak'taki operasyonları için gerekli, öte yandan Irak bataklığındaki biraz sakin tek bölge olan Kürdistan'la da ilişkilerini bozmak istemiyor. Ama Irak Kürdistan bölgesel yönetimi PKK'yi destekliyor ve ABD'den, Avrupa'dan ve Türkiye'den farklı olarak PKK'yi bir terör örgütü olarak görmüyor. Bu Irak'taki durumu PKK için bir fırsat haline getiriyor. PKK'liler buradan elde ettikleri desteği Türkiye üzerinde bir baskı aracı olarak kullanıyor.  Türkiye ise ABD'yle bağları nedeniyle ayrılıkçıların saldırılarına karşılık vermeyi savsaklamak zorunda kalıyor. Pek çok politikacı ve entelektüel PKK'nin Kürt sorununu çözmesi için Türkiye'ye baskı yapan ABD'nin elinde bir araç olduğunu düşünüyor.

Bana göre bu çözümleme abartılı.

Öte yandan, Türkiye de ABD'nin PKK'ye müdahale etmesi için müttefiki üzerinde baskı kurmak üzere Meclis'ten tezkereyi geçirdi. Türkiye ABD'nin birşey yapmasını bekliyor. Washington'ın ise Ankara'yla bir çatışmaya girme lüksü yok.

Bu krizin çözümü nedir? Çözüm Türkler ve Kürtler arasında mı  yoksa uluslararası mı?

Çözüm hem Türklerle Kürtler arasında, hem de uluslararası bir düzenlemeyle olur. Çünkü Kürtler Irak, Türkiye, İran, Suriye olmak üzere dört farklı ülkeye dağılmış durumda. Ankara'ysa bir bağımsız Kürt devletinin kurulmasına yol açacağı kaygısıyla Irak'ın bölünmesi ihtimalinden korkuyor, öte yandan Kuzey Irak'la ekonomik ilişkilerini güçlendirmeye çalışıyor, bu Türkiye'yi ister istemez çelişkili bir konumda bırakıyor. 

Türkiye Kürtlere kendi kimliklerini ifade için bir alan yaratabilirse sorunun Türkiye'nin sınırlarının ötesine taşması olanağını zayıflatabilir. Ankara bunu yaparsa sorun büyük ölçüde çözülür. Türkiye'de en az 12 milyon Kürt var. Bu nüfusun yarısından fazlası bütün ülkeye dağılmış olarak yaşıyor. Bence en iyi çözüm onların kimliğini tanımak. Bu Irak'ın kuzeyiyle Türkiye arasındaki ilişkiyi de iyileştirir, uluslararası bir çözümü de kolaylaştırır. (NZ)

Ana Sayfa | Yazarlar | Arşiv-Arama | Bilgi-Belge | Çocuk Sitesi | BİAMag | Kadının Penceresi | News in English
Haber Listesi | Galeriler | Linkler | Künye | BİA Kitaplığı | BİA Hakkında

Bu web sitesi IPS İletişim Vakfınca İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı (SIDA) desteğiyle yürütülen, "Haklar İçin Habercilik, Haberciler İçin Özgürlük" -kısa adıyla BİA3 - projesi kapsamında yayınlanmaktadır. Web sitesinin yeniden düzenlenmesi masraflarına Uluslararası İfade Özgürlüğü Değişimi (IFEX) de katkıda bulunmuştur. Bu web sitesinin içeriği yalnızca IPS İletişim Vakfı'nın sorumluluğundadır ve hiçbir biçimde SIDA'nın tutumunu yansıtmamaktadır.