3 Aralık Çarşamba, Son güncelleme 00.00

Yüreğimiz Tutuk, Göğsümüz Kafeste Bir Konser

Yüreğimizin tutuk, göğsümüzün kafeste olduğu bir gecede, aşk değildi derdimiz, ama ne yapalım, hep birlikte şarkı söyledik. Pek az kişiye nasip diyordu Sezen, hadi bakalım hep beraber demeden, kendiliğinden söylemek şarkıları, haklıydı.

BİA Haber Merkezi - İstanbul

27 Eylül 2002, Cuma

Yasakların gölgesi düştü konsere. Bulutsuz bir gecede, tepede dolunay vardı tabak gibi Açıkhavanın üstünde ama bu konser yetecek miydi yasakların ağırlığını hafifletmeye ? Hele etrafta onca aşırı gelişkin kaslı, üçgen vücutlu, siyah kostümlü, yukarıda, aşağıda her yerde korumalar beklerken ve dışarıda polis kalabalığı konserin 'güvenliğini' sağlarken, bu ağır günde, ruhumuz biraz hafiflese kuş olup uçacaktık. Her konser öncesi köftecisi, ciğercisi, mısırcısı ve bilumum seyyar satıcısı eksik olmayan Açıkhava'nın önünde sadece içeri girmek için sıra bekleyenler vardı bu defa. Bir de polis arabaları.

Ağzına kadar dolu Açıkhava

Los Paşaros Seferadis Müzik Topluluğu'nu, Feriköy Kilisesi Vartanants Ermeni Kilise Korosu'nu, Diyarbakır Belediyesi Çocuk Korosu'nu, Oniro Rum Müzik Topluluğu'nu ve Enderun Klasik Türk Müzik Topluluğu ile Sezen Aksu'yu 174 kişilik İzmir Devlet Opera ve Bale Orkestrasıyla dinleyecektik, demokrasinin sesinin yeniden kısıldığı bu günde.

Ülkenin üstündeki tüm bu karanlık ruh haline inat, Açıkhava doluydu ağzına kadar. Ve bir Ermenistan parçasıyla, Yerevan Yerepuni ile açıldı konser ve sanırım sadece biz Ermeniler değildik etkilenen bu parçanın duygusal tınısından.

Hemen ardından çıktı sahneye ve hepimizin yüreğine dokunan Gülümse'yi söyledi Sezen. Daha sonra 'Böyle yürek görek görmedim, böyle sevgi diyecekti, gizli bir ümide sarıldığını ve öfkeyle büyüyen çocukların yanlızlığını' haykıracaktı, biz duymaya ihtiyacı olanlara.

Şarkı söylemek lazım hep birlikte

'Ben içime sordum, içim dedi ki şarkı söylemek lazım, hep birlikte. Bu konserlerin amacı bu kadar basit' diyordu aklının söylediklerine kulak asmayarak.

Konserin ilerleyen saatlerinde kah, Oniro Müzik Topluluğuyla, Vartanants Korosuyla, Enderun Grubuyla birlikte Türkiye şarkıları söyledi kah, bizleri onlarla başbaşa bıraktı, arkada sahneden hiç ayrılmayarak. Koro elemanlarının arasına oturup onlarla ritm tutuyor, bir taraftan orkestradakilere selam çakıyordu. Açıkhava, Rumca, Jedeo Ispanyolca, Ermenice, Kürtçe ve Türkçe'yle zaman zaman hüzünlenip zaman zaman gülümsedi dün gece. Ama en çok da nasıl bölünmediğimize ve hatta 'bölünmez bütünlüğümüze' tanık oldu.

Yüreğimizin tutuk, göğsümüzün kafeste olduğu bir gecede, aşk değildi derdimiz, ama ne yapalım, hep birlikte şarkı söyledik. Pek az kişiye nasip diyordu Sezen, 'hadi bakalım hep beraber' demeden, kendiliğinden söylemek şarkıları, haklıydı. Tüm Açıkhava hep bir ağızdan ortak geçmişinden bir parça dillendirecek kadar 29 yıllık repertuardan, biliyordu bu şarkıları.

Yasaklar kötü bir şaka gibi

Önce 30 Ağustos Zafer Bayramı'na sonra 1 eylül Dünya Barış Günü'ne denk gelen konserin bu defa, 19 yıl sonra seçimlerin en yasaklı yapılacağının teyid edildiği bir güne denk gelmesi kötü bir şaka gibi. Murat Çelikkan'ın Efes konserinin ardından, Radikal'de yazdığı yazıyı okurken, ümitlenmiş ve herkesin bir ucundan tutabileceği üzerine küçük bir hayal kurmuştum. Tutulacak bir yanı olduğunu unutmamaya ihtiyacımız var. (TS/EK)

Ana Sayfa | Yazarlar | Arşiv-Arama | Bilgi-Belge | Çocuk Sitesi | BİAMag | Kadının Penceresi | News in English
Haber Listesi | Galeriler | Linkler | Künye | BİA Kitaplığı | BİA Hakkında

Bu web sitesi IPS İletişim Vakfınca İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı (SIDA) desteğiyle yürütülen, "Haklar İçin Habercilik, Haberciler İçin Özgürlük" -kısa adıyla BİA3 - projesi kapsamında yayınlanmaktadır. Web sitesinin yeniden düzenlenmesi masraflarına Uluslararası İfade Özgürlüğü Değişimi (IFEX) de katkıda bulunmuştur. Bu web sitesinin içeriği yalnızca IPS İletişim Vakfı'nın sorumluluğundadır ve hiçbir biçimde SIDA'nın tutumunu yansıtmamaktadır.