3 Aralık Çarşamba, Son güncelleme 00.00

Kadın ve Çocukları Vurun Emri Geri Alınsın

Taksim Gezi Parkındaki basın açıklamasına polisin kaba kuvvetle müdahale etmesini SDP, EMEP ve DTP protesto ediyor. Partiler Başbakanın Çocuk ve kadın da olsa gereken yapılacak açıklamasının çocuklara şiddeti teşvik ettirici etkisi olduğu görüşünde.

BİA Haber Merkezi - İstanbul

3 Nisan 2006, Pazartesi

Demokratik Toplum Partisi (DTP), Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) ve Emek Partisi (EMEP) dün (Pazar) yaşanan şiddet olaylarına yönelik hazırladıkları basın açıklamasına Taksim Gezi Parkı'nda polisin sert müdahalesini barışçı ve demokratik gösteri özgürlüğü hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle kınıyorlar.

Siyasi partiler Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Çocuk ve kadınlar da olsa terörün maşası haline gelmiş herkese karşı gereken neyse o yapılacaktır" sözlerinin kabul edilemez olduğunu ve şiddeti tetiklediğini açıkladı.

SDP:Erdoğan "Kadınları ve çocukları vurun" emrini geri almalı

Pazar günü Taksim Gezi Parkı'nda DTP, SDP, EMEP, Ezilenlerin Sosyalist Platformu (ESP), İnsan Hakları Derneği (İHD) ve demokratik kitle örgütlerinin basın açıklamasına polisin kaba kuvvetle müdahale etmesine tepkili olan SDP yazılı açıklamasında hükümeti uyarıyor:

"Hükümet varoşlarda ortaya çıkacak çatışmaların vatandaş savaşına dönüşme tehlikesini ciddiye almalı. Çare demokratik hakların özgürce kullanılmasının önündeki devlet şiddeti engelini kaldırmaktan ibaret"

SDP "Başbakan'ın maşa diye adlandırdığı kadın ve çocuklara bile silah kullanılabileceğine dair demeci en barışçı gösterilerde bile kan dökülmesi riskini arttırdı" diyor.

Başbakanı protesto ettiklerini açıklayan SDP'nin talepleri şöyle:

"Erdoğan 'Kadınları ve çocukları da vurun' emrini geri almalı ve İçişleri ve Adalet Bakanları istifa etmeli."

EMEP: Kürt sorunun çözümü halkların kardeşliğinden geçer

Başbakan Erdoğan'ın "Çocuk ve kadınlar da olsa terörün maşası haline gelmiş herkese karşı gereken neyse o yapılacaktır" sözlerine EMEP "Bu sözlerin sarf edildiği gün Kızıltepe'de çocukların da aralarında olduğu yeni ölümler yaşandı. Bir süre önce Kürt gerçeğini tanıdığını ve bugüne kadar uygulanan devlet politikasıyla yüzleşeceklerini söyleyen Başbakanın takındığı tavır gerçek yüzünü gösteriyor" diyor.

Türkiye böyle Başbakan hak etmiyor

Başbakanın açıklamalarının emniyet güçlerini güçlendirdiğini söyleyen EMEP Pazar günü yapmak istedikleri açıklamada yaşanan şiddete dikkat çekiyor.

Kürt sorununda şiddetin, baskı ve teröre dayalı yöntemlerin dışında çözüm politikasının oluşturulmamasına dair "Türkiye böyle bir başbakanı hak etmiyor" diyen EMEP halkın kullandığı otobüslerin yakılması veya kalabalığı hedef alan bombalı eylemlerin de kabul edilebilir yanının olmadığını söylüyor.

"İstanbul'da halka, kitle taşıma araçlarına yapılan saldırılara karşı çıkanlar ancak Diyarbakır, Batman'da ve Mardin'de yapılanlara, çocukları öldürmeye varan acımasızlığa karşı çıktıkları ölçüde inandırıcı olabilirler."

DTP: Kürt sorunu güvenlik sorunu değil

DTP İstanbul İl Başkanlığı, Erdoğan'ın "Kadın çocuk demeden gereğini yaparız" ifadesinin çocukların da içinde bulunduğu korumasız bireylerin güvenlik güçlerince öldürülmesini teşvik eder bir etki yarattığın görüşünde.

"Dün Taksim'de gerçekleştirilen saldırılar siyasi iktidarın, Kürt sorununu hala bir güvenlik sorunu olarak ele alan yaklaşımın sonucu oldu" diyor DTP ve ekliyor ""Yaşanan son olaylar Kürt sorununun hala demokratik siyasal bir çözüme kavuşturulmaması nedenine bağlı olarak yaşanmıştır" (EZÖ/EÖ)

Ana Sayfa | Yazarlar | Arşiv-Arama | Bilgi-Belge | Çocuk Sitesi | BİAMag | Kadının Penceresi | News in English
Haber Listesi | Galeriler | Linkler | Künye | BİA Kitaplığı | BİA Hakkında

Bu web sitesi IPS İletişim Vakfınca İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı (SIDA) desteğiyle yürütülen, "Haklar İçin Habercilik, Haberciler İçin Özgürlük" -kısa adıyla BİA3 - projesi kapsamında yayınlanmaktadır. Web sitesinin yeniden düzenlenmesi masraflarına Uluslararası İfade Özgürlüğü Değişimi (IFEX) de katkıda bulunmuştur. Bu web sitesinin içeriği yalnızca IPS İletişim Vakfı'nın sorumluluğundadır ve hiçbir biçimde SIDA'nın tutumunu yansıtmamaktadır.