16 Ekim Perşembe, Son güncelleme 01.05

Video

Polis Abdoullah Jamal'in Mülteciler Günü'nü Kafasına Çekiçle Kutladı

Bir yıl bir aydır Türkiye'de olan Abdoullah Mouhammed Jamal'le Mülteciler Günü'nden bir gün önce tanıştık, hikayesi şiddet içerikliydi: "Sivil polisler beni telefon kulübesinden aldılar Eminönü'ne götürüp çekiçle dövdüler, sonra sahile attılar."

BİA Haber Merkezi - İstanbul

19 Haziran 2008, Perşembe

Haberin videosunu izlemek için tıklayınız.  

Sıraselviler'den Cihangir'e doğru inerken Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin duvarının önünde siyah bir erkek yerde yatıyor: Kolu ve eli alçıda...

Alçıdan görünen parmak uçlarında kan kurumuş... Alnında küçük bir bandaj var, başında delikler açılmış...

Muhabirimiz Bawer Çakır ve ben duraladık, diyaframı inip çıkıyor, yani nefes alıyor... Oradan geçen onca insan arasından  yalnızca biri daha bu manzaraya bakıp,  geçip gidemedi, durdu... Hep birlikte uyandırdık, kim olduğunu ve ona ne olduğunu anlatmasını istedik.

Abdoullah Mouhammed Jamal dün Taksim'de bir telefon kulübesinden telefon ederken, “sivil polisler” gelip pasaportunu sormuşlar... Jamal'in bir pasaportu yok, ne yazık ki iki ay önce zamanı dolmuş olan polisin verdiği bir oturma izni var...

Jamal sivil polislere "Bana pasaportumu sormayın gerekiyorsa Kumkapı'daki Yabancılar Misafirhanesi'ne götürün" demiş.. Onlar da "vay sen misin bize böyle söyleyen" diye almışlar, Eminönü'ne getirmişler, öldüresiye dövmüşler, başına bedeninin her yerine çekiçle vurmuşlar...

Çekiç var ya, çekiçle dövdüler...

"Do you know hammer? They beat me with hammer"... (Çekiç var ya, çekiçle dövdüler beni).

Jamal bir yıl bir ay önce Türkiye'ye gelmiş. Pasaportu yok, polisin verdiği oturma izni nisanda bitmiş.

Kumkapı'ya giderse, hapise konulacağından korkuyor. "Polis sokakta yakalayınca dövüp bırakır" diyor...

Sahile bırakıp gitmişler

Abdoullah'ı telefon kulübesinde dövmeye başlayan polisler onu Eminönü'ne götürmüşler, orada dövmeye devam etmişler. Sonra da sahile atıp gitmişler. Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kendisi gelmiş dün akşam,  bugün de öğlen kontrol için gelmiş, onu bekliyordu.

Cami avlularında dilenerek yaşamını sürdürmeye çalışıyormuş. "Belki de polisler yalnızca Müslüman olduğum için beni öldürmeden bırakmışlardır" diye düşünüyor...

Onunla hastanenin bahçesine girdik, gölge bir yerde biraz oturduk, konuştuk... Oturarak duramıyordu, her tarafı ağrıdığı için, hastaneden ağrılarını dindirmek için bir ilaç da vermemişler... 

Onu, hukuki yolculuğunda gerekli desteği alabileceği sivil toplum kuruluşlarıyla ilişkiye soktuk ama hastane bahçesinde insanların "dışarıda tutan, yadırgayan" bakışlarından koruyamadık... Orada bırakıp işe dönmek zorunda kaldık. 

Öykünün güvenlik yetkililerini ilgilendiren tarafını yarın izlemeye devam edeceğiz. Bu, mülteciler gününde Sıraselviler'de uzanıp yatan yaralı, örselenmiş, hırpalanmış  bir mültecinin iniltisi yalnızca. (NZ/EZÖ)

* Fotoğraflar: Bawer Çakır 

Ana Sayfa | Yazarlar | Arşiv-Arama | Bilgi-Belge | Çocuk Sitesi | BİAMag | Kadının Penceresi | News in English
Haber Listesi | Galeriler | Linkler | Künye | BİA Kitaplığı | BİA Hakkında

Bu web sitesi IPS İletişim Vakfınca İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı (SIDA) desteğiyle yürütülen, "Haklar İçin Habercilik, Haberciler İçin Özgürlük" -kısa adıyla BİA3 - projesi kapsamında yayınlanmaktadır. Web sitesinin yeniden düzenlenmesi masraflarına Uluslararası İfade Özgürlüğü Değişimi (IFEX) de katkıda bulunmuştur. Bu web sitesinin içeriği yalnızca IPS İletişim Vakfı'nın sorumluluğundadır ve hiçbir biçimde SIDA'nın tutumunu yansıtmamaktadır.