05 Temmuz, Cumartesi, Son güncelleme 00.41

İşçi Sınıfının Geri Dönüşü!

Hafta sonu İstanbul, Darphanede düzenlenen sempozyumda iki gün boyunca İşçi Sınıfının Değişen Yapısı ve sınıf mücadelesinde yeni arayışlar ve deneyimler tartışıldı. Tartışmaya katılan genç akademsiyen ve öğrencilerin çokluğu ve enerjisi dikkat çekti.

BİA Haber Merkezi - İstanbul

18 Ekim 2004, Pazartesi

İstanbul’da Topkapı Sarayı müştemilatı içinde yer alan eski Darphane binası’nın Tarih Vakfı’nın elinde bir düşünce fabrikası haline gelen salonları hafta sonu “Türkiye Sınıf Araştırmaları Merkezi”nin düzenlediği bir sempozyuma ev sahipliği yaptı.

Sosyal Araştırmalar Vakfı’nın şemsiyesi altında iki gün süren “İşçi Sınıfının Değişen Yapısı ve Sınıf Hareketinde Arayışlar Deneyimler” başlıklı sempozyumda 37 araştırmacı ve kuruluş temsilcisinin 9 başlık altında yaptığı sunuşlar ve tartışmalarda üretim tarzında ve emek sürecinde gerçekleşen değişimlerin toplumun ve işçi sınıfının bileşiminde, yapısında, örgütlenme ve mücadele biçimlerinde yol açtığı farklılıklar tartışıldı.

Açılış konuşmasını yapan Ankara Üniversitesi Siysal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Tülin Öngen’in son yirmi yılda neo-liberal iktisatçıların etkisi altında “sınıf” kavramını toplumsal çözümlemenin dışına atan “post-Marksist” akıma yönelttiği sert eleştirilerle başlayan sempozyumda emek araştırmalarıyla ilgilenenler ve emeğin hakları için mücadele edenler için büyük önem taşıyan konularda önemli gözlem ve müdahaleler vardı.

Katılımcılar

Sempozyumun en dikkat çekici yanı, genç akademisyen ve öğrencilerin düzenleyenlerin kaygılarını boşa çıkartacak şekilde iki gün boyunca enerjik bir biçimde tartışmaları izlemeleri ve sorularıyla canlandırmaları oldu.

Tarih Vakfı’nın Darphane’deki toplantı salonunun bütün sandalyeleri iki gün boyunca hiç boş kalmadı. İzleyenlerin yarıya yakınını, sempozyuma sunuşlarıyla katılanların üçte birini kadınlar oluşturuyordu.

Sempozyum’a taşınan sunuşların ortak özelliği “işçi sınıfı”nın etkin bir toplumsal ve politik güç olma niteliğinin neden ve nasıl yitirildiği ve bunun geri kazanılması olanaklarının nerede bulunacağına ilişkin sorulara yanıt araması ve beliren olanaklara işaret etmesiydi.

Birinci günün ilk oturumu “İşçi Sınıfının Değişen Yapısı: Yeniden Oluşumu”nda Fuat Ercan, Nail Satlıgan, Metin Çulhaoğlu ve Tülin Öngen’in neo-liberal ve post-marksist teorisyenlerin “proletarya yok oldu” iddialarını çürüten sunuşlarının yanı sıra “sınıf”ın yeniden tanımlanması gereksinimine yanıt veren önemli müdahaleleri sempozyumun sonraki oturumlarında ele alınan konuların da birbirine bağlanmasına yardımcı oldu.

Özellikle Nail Satlıgan’ın “hizmet sektörü”nün istihdam ettiği ücretli çalışan oranının göreli artışının “işçi sınıfı”nın toplumsal alanını genişlettiğine ilişkin saptaması, öte yandan işçi sınıfı tanımını “iş arayanları” da kapsayacak şekilde “üretim araçlarının özel mülkiyetinden yoksun olan ve geçinmek için işgücünü satmaya çalışan”lar olarak genişletme önerisi ilgi çekiciydi.

Metin Çulhaoğlu’nun “işçi sınıfı”nın bir sınıf olarak var oluşunun, otomatik olarak egemen kültürü aşan bir “işçi sınıfı kültürü” meydana getirmeyeceği, “fabrika disiplini”nin “işçi sınıfı kültürü”nün bir göstergesi olarak tanınmasının, tersine, “egemen kültür” ögelerinin “sol” kültür içine taşınmasından başka bir anlam taşımayacağı uyarısı dikkatle dinlendi.

Sorunlar

Sempozyumun sonraki oturumlarında da saha araştırmalarına, anketlere, deneyim çözümlemelerine dayanan, önemli ve değerli sunuşlar gerçekleştirildi. Bununla birlikte sunuşlar için tanınan sürenin yirmişer dakikayla sınırlı olması, buna karşılık sunuş yapanların müdahalelerini bu süreye sığacak biçimde yoğunlaştıramamaları ve tartışmaya ayrılan sürelerin de gitgide kısılması verimin nispeten düşmesine yol açtı.

Kapsadığı konuların çokluğu ve çeşitliliği ile zamanın kısıtlılığı arasındaki çelişki sempozyum sonuna kadar” giderilemedi.

Ancak sempozyumun baştan sona ses kaydının yapılmış olması konuyla ilgilenenler için bir şans sayılabilir. Önümüzdeki aylarda işçi hareketinin kendisini yeniden değerlendirmesine olanak verebilecek pek çok esaslı düşünce ve deneyimin derli toplu bir biçimde sunulması katılma fırsatını kaçırmış olanlar ve sunuşlar üzerinde yeniden düşünme ihtiyacı duyanlar için önemli bir katkı olacak.

Yoklar

Sempozyumda tanıdık, tanınınmış yüzler pek azdı, katılanlar tersine çoğunlukla hemen hiçbiri medya tasallutuna uğramamış, genç öğretim üyeleri, görevlileri, öğrenciler ve sosyalistlerdi. Masaları yumruklayanlar, fikrini kabul ettirmek için haykıranlar da yoktu. Olgularla desteklenmiş, ayrıntılı çalışmaların ürünü olan sunuşlara yöneltilen kimi itirazlara hoşgörü ve bilgi yoksunu kükreyişlerle karşılık veren de.

Ancak Türkiye’de faaliyet halindeki çok sayıda “sosyalist”, “devrimci”, “emekçi” partisi ve grubundan bildik simalar da yoktu hafta sonu “Darphane”de; “sol”, “devrimci” günlük gazetelerin muhabirleri de! Solun ve işçi hareketinin solan etkinliğinin “İşçi Sınıfının Değişen Yapısı”nda aranması gerekebileceğinin onların da gündemine girmesi için Türkiye Sınıf Araştırmaları Merkezi’nin etkinliklerini artırarak sürdürmesi gerekecek(EK)

Ana Sayfa | Yazarlar | Arşiv-Arama | Bilgi-Belge | Çocuk Sitesi | BİAMag | Kadının Penceresi | News in English
Haber Listesi | Galeriler | Linkler | Künye | BİA Kitaplığı | BİA Hakkında

Bu web sitesi IPS İletişim Vakfınca Avrupa Birliği (AB) ve İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı (SIDA) desteğiyle yürütülen, “Haklar İçin Habercilik, Haberciler İçin Özgürlük” -kısa adıyla BİA3 - projesi kapsamında yayınlanmaktadır. Web sitesinin yeniden düzenlenmesi masraflarına Uluslararası İfade Özgürlüğü Değişimi (IFEX) de katkıda bulunmuştur. Bu web sitesinin içeriği yalnızca IPS İletişim Vakfı'nın sorumluluğundadır ve hiçbir biçimde AB ve SIDA’nın tutumunu yansıtmamaktadır.