
22 Kasım Cumartesi, Son güncelleme 19.08
Haberler
Gündemdekiler
Barış gazeteciliğinin genç meslektaşlarımızdan önce medyanın anlı-şanlı isimlerine anlatılması lazım. Barış gazeteciliği, yaratıcı çözümlerin ipuçlarını ortaya koyuyor, gündelik hayatımızda kullandığımız dilin de dönüştürülmesini hedefliyor.
Milliyet - İstanbul
20 Nisan 2007, Cuma
Önceki gün barış gazeteciliği üzerine kafa yoran 2 değerli akademisyen hemcinsimle tanıştım: Washington State University College of Liberal Arts Dekan Yardımcısı Dr. Susan D. Ross ve Kıbrıs Doğu Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Doç. Dr. Sevda Alankuş.
Ross ve Alankuş, genç gazetecilerimize barış gazeteciliğini anlatmak üzere, Uluslararası Basın Enstitüsü IPI'ın Türkiye şubesi olan Basın Enstitüsü Derneği'nin davetlisi olarak Türkiye'ye gelmişler.
Dernek Başkanı Ferai Tınç'tan öğrendiğime göre, 1-5 yıl arası deneyimi olan gazetecilere Boğaziçi Üniversitesi'nde 10'ar haftalık meslek içi eğitim kursları veriliyor ve bu dönem barış gazeteciliğini de müfredata koymuşlar. Medyamızın büyük bölümünün savaşkan gazetecilik konusunda birbiriyle yarış halinde olduğu bir ortamda barış gazeteciliğini gündeme getirmenin ne kadar isabetli olduğu aşikar.
Bana sorarsanız barış gazeteciliğinin, genç meslektaşlarımızdan önce medyanın anlı-şanlı isimlerine anlatılması lazım. Zaten Dr. Ross da, "Bugün yapılan savaş gazeteciliği; çünkü çelişkiler, sansasyon, çatışma satıyor," diyor.
Savaş gazeteciliği
Dr. Ross'a göre savaş gazeteciliği, bir tarafın sözcüsü gibi hareket eder ve savaşlarda propaganda aygıtına dönüşür. Barış gazeteciliği ise tüm tarafların yalanlarını açığa vuran, haberde doğruluk odaklı bir gazetecilik sergiler.
Savaşkan gazetecilik şiddet odaklıdır; ölü-yaralı sayıları, kim kazanıyor, kim kaybediyor üzerine vurgu yapar. Barış gazeteciliği ise şiddetin nasıl önlenebileceği üzerine kafa yorarken taraflar arasındaki fikir ayrılıklarına odaklanır; tüm farklı fikirlerin kendilerini duyurmalarına aracılık eder.
Savaş gazeteciliğinde 2 taraf vardır ve sonuçta biri kazanacak, öteki kaybedecektir. Barış gazeteciliği, kaybet-kazan anlayışına dayalı, bir tarafın mutlu öteki tarafın mutsuz olduğu çözümlerin yine şiddete yol açtığının bilincindedir; 2 tarafı da farklı amaçlar peşinde koşan pek çok küçük gruplara ayırarak, yaratıcı çözümlerin ipuçlarını ortaya koyar.
Biz ve ötekiler
Doğu Akdeniz Üniversitesi'nde Barış Gazeteciliği Merkezi kuran Doç. Alankuş, barış gazeteciliğinin sadece savaşa karşı değil, günlük hayatın tüm alanlarında gerekli olduğuna dikkat çekerken, her konuda haberlerin ikili karşıtlıklar kurularak verilmesine itiraz ediyor: Rumlar-Türkler, kadınlar-erkekler, biz-ötekiler... Barış gazeteciliği, gündelik hayatımızda kullandığımız dilin de dönüştürülmesini hedefliyor.
Özetle barış gazeteciliğinde kolaycılık yok. Hayatın karmaşıklığını, hiçbir şeyin siyah ya da beyaz olmadığını, grinin tüm tonlarıyla ve insan hikayeleriyle gözler önüne sermeyi hedefliyor.
Anglosaksonların "objektif gazetecilik" tanımına da itiraz var bu söylemde: Dr. Ross, ABD'nin Irak'ı işgalinin medyadaki yansımaları üzerinden anlatıyor:
"Haberleri devlet yetkililerinin ağzından yazıyoruz ve buna objektif gazetecilik diyoruz. ABD basını Irak Savaşı'nı destekledi, çünkü yetkililerin görüşlerine yer verdi. Savaşa karşı olanların seslerini yansıtmadı; taa ki Demokratlar Kongre seçimlerini kazanana kadar... Şimdi gidip onların ağzından savaşa karşı demeçler alıyorlar." (MT/TK)
* Meral Tamer'in yazısı 20 Nisan 2007'de Milliyet'te yayınlandı.
| Ana Sayfa |
Yazarlar | Arşiv-Arama | Bilgi-Belge
| Çocuk Sitesi | BİAMag |
Kadının Penceresi | News in English Haber Listesi | Galeriler | Linkler | Künye | BİA Kitaplığı | BİA Hakkında Bu web sitesi IPS İletişim Vakfınca İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı (SIDA) desteğiyle yürütülen, "Haklar İçin Habercilik, Haberciler İçin Özgürlük" -kısa adıyla BİA3 - projesi kapsamında yayınlanmaktadır. Web sitesinin yeniden düzenlenmesi masraflarına Uluslararası İfade Özgürlüğü Değişimi (IFEX) de katkıda bulunmuştur. Bu web sitesinin içeriği yalnızca IPS İletişim Vakfı'nın sorumluluğundadır ve hiçbir biçimde SIDA'nın tutumunu yansıtmamaktadır. |