
22 Kasım Cumartesi, Son güncelleme 19.08
Haberler
Gündemdekiler
Dr. Aktar, Büyükanıtın azınlık yaratma sözleri için Kimsenin azınlık yarattığı yok; azınlıklar zaten var. Azınlık hakları farklıların kendilerini yüzde yüz yurttaş hissetmesi için gerekli. Büyükanıt Müzakere Çerçeve Belgesini yanlış yorumluyor dedi.
BİA Haber Merkezi - İstanbul
12 Nisan 2007, Perşembe
Bahçeşehir Üniversitesi Avrupa Birliği (AB) Merkezi Başkanı Dr. Cengiz Aktar, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın "Türkiye'de azınlık yaratma çabaları"yla ilgili sözleri için, Türkiye'de kimse azınlık yaratmıyor; yurtdışından da kimsenin azınlık falan yarattığı yok; çünkü azınlıklar zaten var" diyor.
Büyükanıt "azınlık yaratma çabaları"nın Türkiye'yi sosyal bölünme, paralanma içine çekilmesi için çabalar arasında sayıp, Avrupa Birliği Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu raporlarını da bunlara örnek gösterdi.
Ancak Aktar, azınlık haklarının ne işe yaradığını şöyle açıklıyor: "Bütün farklıların aynı haklardan yaralanmaları ve eğer insanlar farklı etnik kökene, dine veya dile sahipseler, bu farklılıkların da her yurttaş gibi yaşanabilmesi için önemlidir azınlık hakları. Farklı insanların kendilerini yüzde yüz vatandaş hissedebilmeleri için gereklidir."
Sorunun Türkiye'de gayrimüslim azınlıkların Lozan uyarınca verilmiş haklarının dahi uygulanmamasında olduğunu söyleyen Aktar, "Türkiye'nin yasalarında ve siyasi felsefesinde, böyle bir kavram yok. Ama bu, sadece Türkiye'ye mahsus değil. Fransa ve Yunanistan'da da yok" dedikten sonra ekliyor:
"Ama bu, kendilerini azınlık ve farklı olarak gören yurttaşların grup bazında değil, birey bazında haklarından yararlanmamaları için bir engel de değil. İşte sorun orada."
"Büyükanıt Müzakere Çerçeve Belgesi'ni yanlış yorumluyor"
Büykanıt, bugün (12 Nisan) Ankara'daki basın açıklamasında AB Müzakere Çerçeve Belgesi'nin 10. maddesinin, Avrupa Parlamentosu (AP) kararlarının, hatta sözlü beyanların da Avrupa Birliği müktesebatına dahil olduğunu gösterdiğine söyledi; "Türkiye bunları uygularsa, paramparça oluruz" dedi.
Ama Aktar, "Yanlış yorumluyor" diyerek açıklıyor:
"Birincisi Avrupa pozitif hukukunda sözlü kavramı yoktur. Önemli olan yazılı olandır. Bu Gutenberg'den beri böyle. Bu tartışma, Müzakere Çerçeve Belgesi çıktığında AP'nin aldığı kararların da bu çerçeveye girdiğine dair bir savla ilgiliydi. Bunu CHP öne sürmüştü. AP kararları hiçbir şekilde müktesebatın parçası değildir. Parçası haline gelebilmesi için, AB Konseyi tarafından, yani AB 27 ülkenin siyasi temsilcileri tarafından onaylanması gerekir."
Aktar AB müktesebatında azınlıklarla haklarıyla ilgili düzenlemelerin nasıl yer aldığınıysa şöyle anlatıyor:
"Yargı ve Temel Haklar ve Adalet Özgürlük ve Güvenlik başlıklarında yer alır. Ayrıca, Kopenhag siyasi kriterleri içinde, azınlıkların haklarından layıkıyla yararlanmalarını ilgilendiren maddeler var. Bunlar yeni değil; 1999'dan beri Türkiye'ye söyleniyor.
"Ama, bunların ne olduğu da belli. İçinde, 'Ermeni soykırımını tanımak' diye bir şey yok. AB üye ülkelerinin ulusal meclisleri bu yönde karar alabilir. Ama bu, AB genişleme sürecinde Türkiye'nin üyeliği için yapması gereken işlerden değil."
"Irak'a operasyon beyanatları Türkiye'nin güvenilirliğini düşürüyor"
Aktar, Büyükanıt'ın Irak'a sınır ötesi askeri operasyon yapılmasını savunan sözleri için de "Türkiye'nin Irak'a gireceği yok; ABD askeriyle mi çarpışacaklar" diyor ve ekliyor:
"Ama bu tip beyanların iki zararı var. Birincisi hükümeti sıkıştırıyor, zor duruma sokuyor. İkincisi, uluslararası camianın gözünde, Türkiye'nin güvenilirliğini düşürüyor." (TK)
| Ana Sayfa |
Yazarlar | Arşiv-Arama | Bilgi-Belge
| Çocuk Sitesi | BİAMag |
Kadının Penceresi | News in English Haber Listesi | Galeriler | Linkler | Künye | BİA Kitaplığı | BİA Hakkında Bu web sitesi IPS İletişim Vakfınca İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı (SIDA) desteğiyle yürütülen, "Haklar İçin Habercilik, Haberciler İçin Özgürlük" -kısa adıyla BİA3 - projesi kapsamında yayınlanmaktadır. Web sitesinin yeniden düzenlenmesi masraflarına Uluslararası İfade Özgürlüğü Değişimi (IFEX) de katkıda bulunmuştur. Bu web sitesinin içeriği yalnızca IPS İletişim Vakfı'nın sorumluluğundadır ve hiçbir biçimde SIDA'nın tutumunu yansıtmamaktadır. |