06 Eylül, Cumartesi, Son güncelleme 21.16

Kadın Bu Hafta Medyada Mal, Seksi, Apolitik

Medyayı tararken karşılaştığımız ve yorumunu okura bıraktığımız demeçleri derlemeye karar verdik. İşte kadınla malı karıştıranlar, toplumsal cinsiyetin politikliğini görmezden gelenler, eşcinsel vekil istemeyenler, pamuklu çamaşır sevmeyenler...

BİA Haber Merkezi - İstanbul

30 Mart 2007, Cuma

Medyada kadın haberlerini izler ve yaparken, kelimelerin yetersiz kaldığı noktalar olduğunu fark ettik. "Ne söylesek, nasıl söylesek?" dediğimiz yorumlar, demeçler, olaylarla karşılaştık. Bu haftadan itibaren, bir hafta boyunca bize böyle dedirten olayları, haberleri biriktirecek, onlardan bir seçki yapacağız.

Bu hafta seçkimize takılanların arasında, kadını bedenden ibaret gören bakışla, güzel-çirkin ayrımı yapanlar, kadına kota tartışmasını "mal" ekseninde tartışanlar, toplumsal cinsiyetin politikliğini göz ardı edenler, farklı cinsel yönelimleri yok sayanlar, kadın cinselliğini magazin malzemesi yapanlar var...

Açılış aslında geçen haftadan, bize bu seçkiyi yapma ilhamı veren haberden...

"Aysel Tuğluk'tan Leyla Zana Çıkmaz"

* Hakan Aygün: Tuğluk, tipik bir 12 Eylül öncesi "solcu bacı" tiplemesi. Fazla "kadınsal ozellikler" taşımıyor. Ve "eksik taraf"ını "kendini gerçekleştirme" gereksinimiyle kapatmaya çalışıyor. Tuğluk, şimdiden "popüler" olmaya başladı. Sık sık gözaltına alınacağını da şimdiden görmek mümkün. Çünkü, Tuğluk "gözaltına alınmak" için elinden geleni ardına koymayacak. Bütün derdi en az bir dönemin Leyla Zana'sı kadar popüler olmak. Bir zamanların Leyla Zana'sı gibi ilk bakışta dikkat çeken "hoş" bir hatun olmadığı için de, "kadınlık açığını" sık sık içeri düşüp, efsaneleşerek kapatacak. Kısacası, "siyasi" değil "kadınsal bir psikiyatrik vaka"yla karşı karşıyayız! DTP'lilerden tek ricam var! Lütfen kimse bu kadına "çirkin" diye "pozitif ayrımcılık" yapmaya kalkmasın!

"Kadın mal mı ki kota veresin?"

* Başbakan Recep Tayyip Erdoğan: "Kusura bakmayın, mal mı ki bu, kota veriyorsun? Böyle saçmalık olmaz. Bazı dernek çıkmış diyor ki; kota koyun. Affedersiniz, erkeklerin ianesine mi teslim edeceğiz biz hanım kardeşlerimizi? Bu işte tabii ki ehliyet, liyakat arayacağız, onlarla beraber bu yola koyulacağız. 'Nasıl olsa kota var, bunu buraya koymamız lazım' dediğiniz zaman olmaz. Ondan sonra yarın bunun bedeli de ayrı bir şekilde ödetilir."

Kadınlar ve siyaset

* Köşe Yazarı Nuray Mert: Yine, tekrar edeyim, kabul edilmesi zor olan, siyasetin temeli, fikir, görüş, tutum ayrılıklarıyken, cinsiyet gibi bir kategoriyi 'siyasi' kategori olarak algılamak. Hemen 'Biyolojik cinsiyet değil, 'toplumsal cinsiyet'ten (gender) bahsediyoruz' demeye kalkmayın. Biliyoruz ve artık 'gender' meselesini bilmeyen okur yazar kalmadı. Bu kavram kadınların toplumsal, tarihsel serüveni ve konumu hakkında değerlendirmeler açısından son derece zihin-ufuk açıcı ancak, 'kadın'ı siyasal kategori olarak tarif etmeye yetmiyor. Dahası, 'gender' kavramını dahi, biraz zorladığınızda, kadın konusunu, bir yandan 'özcü'lüğe (essensialism), diğer yandan, ondan kaçarken, toplumsal belirlenmeciliğe savrulan, tuhaf bir çıkmaz sokağa sürüklüyor. Feminizm çalışan kadın arkadaşlarımız bu tartışmaları iyi bilirler, öyle değil mi

"Eşcinsel vekil olmamalı"

* Manken Tuğba Özay: Meclis'te eşcinsel olmadığı ne malum? Nereden bileceksiniz bunu. Bu tip şeyler çok gözönünde yaşanmaz. Şarkıcıdan, artiste, işadamına kadar cinsel tercihi farklı olup da bunu kendi içinde yaşayan bir sürü insan var... Neden Meclis'te de böyle insanlar olmasın ki... O insanların özel hayatını nereden bileceksiniz?.. Ayrıca bunun gizli kalması daha iyi... Bizim vekiller sadece ve sadece erkek olmalı. Kadını kadın, erkeği erkek olmalı. Eşcinsel olanlar da saklamalı. Çünkü biz toplum olarak Amerika ve Avrupa'dan çok farklıyız. Onlar bu konularda çok rahat davranabiliyorlar. Biz bir takım duyguları bastıran bir toplumuz böyle olması bence daha iyi."

"Tercihim ince kenarlı kadın çamaşırı"

* Müzisyen Kenan Doğulu: İnsanları etkilemek için değil, kendisi için giyinen ve yaratıcılığını gündelik hayata yansıtan kadınlardan hoşlanırım. Siyah ya da kahverengi külotlu çorap, zevksiz topuklular, çok kalın kıyafetler, yüksek belli kot ve kalın kenarlı iç çamaşırlarını kadında görmekten hoşlanmam. Güzel ayak seviyorum. Güzel ayağı kötü gösteren; kötü ayağıysa daha çirkin gösteren kötü ayakkabı seçimlerine kızıyorum. (AÖ/EZÖ)

Ana Sayfa | Yazarlar | Arşiv-Arama | Bilgi-Belge | Çocuk Sitesi | BİAMag | Kadının Penceresi | News in English
Haber Listesi | Galeriler | Linkler | Künye | BİA Kitaplığı | BİA Hakkında

Bu web sitesi IPS İletişim Vakfınca Avrupa Birliği İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı (SIDA) desteğiyle yürütülen, "Haklar İçin Habercilik, Haberciler İçin Özgürlük" -kısa adıyla BİA3 - projesi kapsamında yayınlanmaktadır. Web sitesinin yeniden düzenlenmesi masraflarına Uluslararası İfade Özgürlüğü Değişimi (IFEX) de katkıda bulunmuştur. Bu web sitesinin içeriği yalnızca IPS İletişim Vakfı'nın sorumluluğundadır ve hiçbir biçimde SIDA'nın tutumunu yansıtmamaktadır.