12 Ekim Pazar, Son güncelleme 01.54

Dink Soruşturması Adalete Güveni Artırmalı

Hrant Dink cinayetinin üzerinden iki ay geçti. Dink Ailesinin avukatı İlkiz, Önemli olan sanığın kısa sürede yakalanmasıydı. Yakalanmayan sanık varsa, bunu bekliyoruz dedi; cinayet soruşturmasının davaya dönüşme vaktinin geldiğini söyledi.

BİA Haber Merkezi - İstanbul

19 Mart 2007, Pazartesi

"Agos" gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesinin üzerinden iki ay geçti. 1999 yılından beri Türkiye'de yaşanan bu ilk gazeteci cinayeti kapsamında yürütülen ve halen de süren soruşturmada 30'un üzerinde kişi gözaltına alındı, bunlardan 11'i tutuklandı.

Cinayetten iki ay sonra soruşturmanın gidişatıyla ilgili bianet'in görüşlerine başvurduğu Dink Ailesi'nin avukatlarından Fikret İlkiz, Türkiye'de yaşayan herkesin kendisi ve çocukları için ülke geleceği bakımından huzurlu ve güvenli olma isteğinde olduğunu ifade ederek, "Soruşturmanın sonuçları ve bu soruşturmayla ortaya çıkacak olan gerçekler her kişinin kafasındaki adalet ve yargıya olan güveni daha da sağlamlaştırmalı" dedi.

"Siyasetçi, hükümet, Adalet Bakanlığı ve savcılar hassas"

Artık soruşturmanın iddianameye dönüşmesinin vakti geldiğini ifade eden Av. İlkiz, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) Türkiye'deki Faili Meçhul Siyasal Cinayetleri Araştırma Komisyonu raporunun kamuoyunda tartışılmamasını da eleştirdi.

İlkiz, "Hiçbir demokrasi, Türkiye'de yaşayan hiç kimse, bir kısmı karanlık ama bir kısmı aydınlatılmış gibi gözüken bir ülkede yaşamaya layık değildir" diye konuştu.

Kamuoyu açısından çok önemli olan bu soruşturmanın yargı açısından çok daha fazla önem taşıdığını söyleyen İlkiz, tüm siyasetçilerin, hükümetin özellikle de Adalet Bakanlığı'nın bu soruşturma konusunda hassas olduklarını, savcıların da hassasiyetlerine çok daha fazla özen katarak soruşturmayı yürüttüklerini kaydetti.

"Beklentimiz, yakalanamayan varsa yargı önüne çıkarılması"

İlkiz, yorum yapılmadan bu adalet ve güven duygusunu sağlayabilmek için görevini yapan herkesin daha çok kendisini görevli hissetmesi gerektiğini ifade etti.

"Önemli olan sanığın kısa sürede yakalanmasıydı" diyen İlkiz, soruşturmanın iddianameye dönüşme vaktinin geldiğini düşünüyor: "Daha da önemlisi, varsa yakalanamayan sanıkların bir an önce yargı önüne çıkarılması. O halde; bekliyoruz".

"Gün ışığında yönetime alışmakla demokrasi başlar"

"Dink cinayetinin daha önceki gazeteci cinayetlerinden bir farkı var mı?" şeklindeki bir soruya yanıt veren Av. İlkiz, TBMM'nin hazırlattığı Türkiye'deki faili meçhul siyasal cinayetleri araştırma komisyonu raporunun sadece Meclis'te tartışılmasını, kamuoyunda tartışamaya açılmamasını eleştirdi.

Artık Türkiye'nin bu tür raporları yazmaktan, bu tür olayları araştırmaktan kurtulması gerektiğini vurgulayan İlkiz, gün ışığında yönetime alışmakla ortaya çıkacak zihniyeti demokrasinin ilk adımı saymak gerektiğini ifade etti.

"Aydınlatılmamış her cinayet hukuk devleti için eksiklik"

Aydınlatılmamış her cinayetin, demokratik, laik hukuk devletinin kurulması yönünde eksiklik yaratacağını vurgulayan İlkiz, "Hiçbir demokrasi, Türkiye'de yaşayan hiç kimse, bir kısmı karanlık ama bir kısmı aydınlatılmış gibi gözüken bir ülkede yaşamaya layık değildir" dedi.

İlkiz sözlerini şöyle sonlandırdı: "Bu ülkenin gazetecileri ve aydınları, aydınlatılmamış faili meçhul siyasal cinayet kalmasın diye hayatlarını ortaya koyarak yazılar yazdılar. Yazıların gereği yerine getirilmelidir."

"Agos" gazetesi yayın yönetmeni Hrant Dink'in 19 Ocak'ta İstanbul'un Şişli İlçesi'nde öldürülmesiyle ilgili şu ana kadar 30'un üzerinde kişi gözaltına alındı; aralarında tetikçi olduğu iddia edilen 17 yaşındaki bir genç dahil 11 kişi tutuklandı.

Avukatlar: Demokratik düzeni tehdit eden bir örgüt var

Dink Ailesi'nin avukatları, 15 Mart'ta, soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na bir dilekçe sunarak, cinayet zanlılarıyla ilgili İstanbul dışında yürütülen soruşturma dosyalarının cinayet dosyasıyla birleştirilmesini talep etmişlerdi.

Avukatlar, cinayetinin arkasında Türkiye'nin demokratik düzenini değiştirmeyi amaçlayan bir terör örgütü bulunduğunu ve bu örgütün de zanlıların bir kısmının bağlı bulunduğu Trabzon'un Pelitli beldesiyle sınırlı olmadığını savunmuşlardı; zanlıların geçmişten bugüne kadar işledikleri suçları araştırmada ihmali görülen kamu görevlileri hakkında işlem yapılmasını talep etmişlerdi. (EÖ)

Ana Sayfa | Yazarlar | Arşiv-Arama | Bilgi-Belge | Çocuk Sitesi | BİAMag | Kadının Penceresi | News in English
Haber Listesi | Galeriler | Linkler | Künye | BİA Kitaplığı | BİA Hakkında

Bu web sitesi IPS İletişim Vakfınca Avrupa Birliği İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı (SIDA) desteğiyle yürütülen, "Haklar İçin Habercilik, Haberciler İçin Özgürlük" -kısa adıyla BİA3 - projesi kapsamında yayınlanmaktadır. Web sitesinin yeniden düzenlenmesi masraflarına Uluslararası İfade Özgürlüğü Değişimi (IFEX) de katkıda bulunmuştur. Bu web sitesinin içeriği yalnızca IPS İletişim Vakfı'nın sorumluluğundadır ve hiçbir biçimde SIDA'nın tutumunu yansıtmamaktadır.