
21 Kasım Cuma, Son güncelleme 14.20
Haberler
Gündemdekiler
4 Nisanda, dünyada ilk kez Mayın Bilinci Günü etkinlikleri düzenlendi. Avukat Aydın: Türkiyede gelişme yok. Mayınlı alanlar temizlenmiş değil. Risk altındakiler korunmuyor, bilgilendirilmiyor. Mağdurlara tedavi, iş, rehabilitasyon olanağı sağlanmıyor.
BİA Haber Merkezi - Diyarbakır
5 Nisan 2006, Çarşamba
Birleşmiş Milletler'in (BM) Mayın Bilinci Günü olarak kabul ettiği 4 Nisan'da dünya çapında mayına ve savaş artıklarına karşı etkinlikler düzenlendi.
Ancak, bianet'in görüştüğü Diyarbakır Barosu avukatlarından Cihan Aydın,"Türkiye'nin hâla bir mayın politikası yok" diyor.
Türkiye'nin Ottowa Sözleşmesi kapsamında sunduğu rapora göre, ülkedeki toplam mayın sayısı yaklaşık 2 milyon 900 bin.
Aydın, "Bu mayınların 2 milyona yakını sınır boylarında. 900 bini ise, ülke toprakları içinde" diyor. Türkiye'nin Ottowa Sözleşmesi'ne göre, depolanan mayınları bildirme, imha etme, döşenmiş olan mayınları saptama, çıkartma ve yok etme yükümlülükleri var. Ama, "Birkaç ay önce sözleşmeyle ilgili verilen rapora göre, Türkiye'nin imha ettiği mayın sayısı sadece 180 civarında" diyor Aydın.
Acil işler: Risk altındakileri korumak, mağdurlara olanak sağlamak
Aydın, hükümetin acil olarak yapması gerekenleri şöyle özetliyor:
* "Ülke içindeki mayınların öncelikli olarak etrafının çevrilmesi ve buralara uyarı konması gerek. En çok can kaybı, ülke içindeki savaş artıklarından, yani patlamamış el bombası, roket atar mermilerinden ve mayınlardan kaynaklanıyor. Çevrede yaşayan halk için de bilgilendirme çalışmaları yapılması gerek.
* "Mayın mağdurlarına rehabilitasyon, tedavi iş olanaklarının sağlanması gerek."
Aydın'ın saydıklarını, BM de,mayınlara karşı uluslararası eylemin vazgeçilmez ayakları olarak saptıyor. Aydın, bu eylemlerle ilgili Türkiye'deki durumu şöyle özetliyor:
Mayın ve savaş artıklarını çıkarmak, bunların bulunduğu alanları çevrelemek ve işaretlemek: "Bu konuda neredeyse hiçbir gelişme yok. 15 Mart'ta, Mardin'de, sınır boyundaki mayınlı arazinin temizliği için ihale yapılmaya çalışıldı. Sadece bir firma yeterli olduğu için ihale yapılamadı. Plan, sadece sınır boyundaki mayınların temizlenmesine odaklanıyor. Ülke içindeki mayınlı araziler için hiçbir girişim yok. Zaten yerleşim yerlerindeki mayınlı bölgelerin varlığı yarım ağızla kabul ediliyor. Bu konuda açıklanış bir envanter de yok. Devlet tarafından döşenmiş mayınları gösteren "alan mayınlıdır" diye hiçbir gösterge, levha da yok."
Risk altındakileri bilgilendirme: " Risk içinde olan gruplar için bilgilendirilme çalışmaları yapılması, Ottowa Sözleşmesi'nin hükümete getirdiği bir zorunluluk. Kısa vadede yapılacak işler arasında sayılıyor. Bir süre önce, Baro olarak, Genelkurmay'a ve İçişleri Bakanlığı'na bilgilendirme için ne yapıldığını sorduk. "Gereken yapılmaktadır, bilgilendirme seminerleri yapılmıştır" diye kısa bir açıklama geldi."
Mayın ve savaş artığı mağdurlarına tıbbi destek, rehabilitasyon hizmetleri, mesleki eğitim ve iş olanakları sağlanması: "Bırakalım iş olanaklarının sağlanmasını, mağdurların büyük kısmı protez bulamıyor. Protezi olanlara, 3 yıl dolmadan yeni protez verilmiyor. Protezin kırıldığında bantla yapıştırarak yaşayan mağdurlar var."
Türkiye'de mayın istatistikleri
Avukat Aydın'ın koordinatörlerinden olduğu, Diyarbakır Barosu'nun mayının sonuçlarıyla ilgili yürüttüğü projenin sonuçlarından biri de " Mayın " kitabı ve sergisi. Kitabı ve sergiyi, gazeteci Ahmet Şık hazırladı.
Kitaba göre, Türkiye'de mayınla ilgili bazı bilgiler şöyle:
| Ana Sayfa |
Yazarlar | Arşiv-Arama | Bilgi-Belge
| Çocuk Sitesi | BİAMag |
Kadının Penceresi | News in English Haber Listesi | Galeriler | Linkler | Künye | BİA Kitaplığı | BİA Hakkında Bu web sitesi IPS İletişim Vakfınca İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı (SIDA) desteğiyle yürütülen, "Haklar İçin Habercilik, Haberciler İçin Özgürlük" -kısa adıyla BİA3 - projesi kapsamında yayınlanmaktadır. Web sitesinin yeniden düzenlenmesi masraflarına Uluslararası İfade Özgürlüğü Değişimi (IFEX) de katkıda bulunmuştur. Bu web sitesinin içeriği yalnızca IPS İletişim Vakfı'nın sorumluluğundadır ve hiçbir biçimde SIDA'nın tutumunu yansıtmamaktadır. |