14 Ekim Salı, Son güncelleme 01.03

Derin Futbol ve Diyarbakır

Diyarbakırspor - Konyaspor arasındaki husumetin temelleri 2000- 2001 sezonunda atıldı. O yıl Diyarbakırı 1. Lige yükseltmek için Konyanın hakkı yendi. Amaç Kürt gençlerin gözünü dağdan kente çevirmek enerjilerini başka bir yatağa akıtmaktı.

BİA Haber Merkezi - İstanbul

7 Mart 2006, Salı

Dedikodu gerçeklik payı barındırdığı ölçüde çarpıcı ve ilgi çekicidir. Diyarbakırspor’un Türkiye Birinci Ligi’ne çıktığı mevsim yükselen dedikodular arasında kulağa çarpan çok çarpıcı laflar var. Diyarbakır’da profesyonel anlamda oynanacak futbolun devlet açısından başlı başına ne kadar mühim olduğu düşünülürse, bu sözlerin de anlamı ortaya çıkar.

Diyarbakır’da futbol, asker ve polis için şu manaya geliyordu: “Dağa çıkacağıma tribüne gideyim” diyecek gençlerin tek uğraşı futbol olacak, sokakta yıllardır süren Kürt hareketi yerine futbol konuşulacak, hayat futbol topunun çapı kadar dönüp, birilerinin kalesinde gol olacaktı.” İşte o andan itibaren tek hedef kalmıştı: Diyarbakırspor’u birinci lige çıkarmak…

Diyarbakır Birinci Lig’de ama nasıl?

Elbette sportif etkinliklerin toplum hayatı içerisindeki önemini yere çalacak değilim. Ama futbolun aslında kendinden başka bir şeyleri ifade ettiğini anlatmak için karınca kararınca çalışan biriyim. Dahası Diyarbakır’ın, siyaset – futbol ve devlet – spor ekseninde düşünüldüğünde üniversitelerde ders olarak okutulabilecek bir vaka olduğu kanaatindeyim. İşte tam da bu yüzden bu mevzuya dair dedikodu ve tanıklıklara ayrı bir önem veriyorum.

Devlet Diyarbakır’ı Türkiye Birinci Futbol Ligi’ne çıkarmayı en önemli amaçlarından biri kılınca yıllarca süren savaşın izlerini sahte zafer sarhoşlukları ile örtmek için seferberlik ilan edildi. 2000-2001 sezonuydu. Diyarbakır ikinci ligde ilerliyordu. Ancak güçlü rakipleri vardı. Bunlar içerisinde en dişli olanı ise Konyaspor’du.

Gaffar Okkan ve Diyarbakırspor

Aynı yıl Diyarbakır hiç alışık olmadığı cinsten bir devlet görevlisi ile tanıştı: Daha sonra bir suikast sonucu öldürülen Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan. Abdullah Öcalan’ın yakalanması ve PKK’nın dağda mevzi kaybetmesinin ardından Okkan’ın ilgilenmesi gereken iki konu vardı: Biri Hizbullah meselesi, diğeri ise futboldu. Okkan, kısa sürede halkın kendisini çok sevmesini sağladı. Gerçekten sıcak kanlı bir adamdı. Kahvelerde oturuyor, halkla sohbet ediyor, polis ve halk arasındaki sınırı ortadan kaldırmanın yollarını arıyordu. Rütbeli - rütbesiz polis memurlarının tepkisini çekmesine karşın, hayata farklı bir “resmi bakış” getirmekte ısrarcıydı. Kendisini göstereceği en iyi yer de elbette stadyum oldu.

Okkan hemen her maçta stadın çıkış tünelinde kruvaze takım elbisesiyle dikiliyor, Diyarbakırsporlu futbolcular sahaya çıkarken sırtlarını sıvazlıyordu. Onlar ısınırken Okkan da atletizm pistinde bir tam tur atıp, taraftarla içli dışlı oluyor, hatırlarını soruyor, tribünler de Okkan için güzel tezahüratlar yapıyordu. İlk kez bir devlet görevlisi Kürt halkıyla bu denli içli dışlıydı. İlk kez bir polis, Diyarbakır’ın sportif başarısı için çaba sarf ediyordu. İlk kez bir Emniyet Müdürü takımın transfer politikasına bile doğrudan müdahale ediyor, takımın fahri başkanı oluyordu. İlk kez Diyarbakırspor’un sportif başarısı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bu kadar işine yarayacaktı.

Başarı için her şey mübah...

İlkler böyle devam etti. Dedikodu o ki ilk kez, takımın Birinci Lig yolundaki en güçlü rakibi Konyaspor kente konuk olduğunda, soyunma odasından çıkış tünelinin ağzına kadar çevik kuvvet ekipleri iki taraflı diziliyor, Yeşil –Beyazlı futbolcuların dizlerine postalların ucuyla vuruyordu. İlk kez, daha Konyasporlu futbolcular futbol oynamak için sahaya çıkmadan sakatlanıyor, maç yapamaz hale getiriliyordu. Ancak bunun bir de rövanşı vardı. Diyarbakırspor Konya’ya gittiğinde bu kez Konyalı taraftarlar Diyarbakır aleyhine bağırmaya, sahaya müdahale etmeye başlamışlardı. O sloganı Konyalı taraftar da avazı çıktığı kadar bağırmıştı : “Kahrolsun PKK”.

Husumetin temelinde devlet var

İki maç da büyük olaylara sahne oldu. Hatta birincisinde olayların sebebi dosdoğruca Knyaspor ile Diyarbakırspor arasındaki husumetin temelleri işte o zaman atıldı. Önceki hafta Diyarbakır’da oynanan maçta yaşananlar, çıkan olaylar o yüzden işin iç yüzünü bilenleri pek de şaşırtmadı.

Devlet uzun bir zamandır Diyarbakır’ın ligde kalmasına özel bir önem gösteriyor. Bunun sebeplerini daha fazla anlatmaya lüzum yok herhalde. Daha önce bianet’te yazdığım “Demokrasi Yok Futbol Verelim” başlıklı yazıda zaten bu konuya uzun uzun değinmiş, geçen yıl yine ligin son haftalarında Kırmızı - Yeşilli takımın ligde kalabilmesi için devlet adına kimlerin devreye girdiğini detaylarıyla anlatmıştım. Aslında Diyarbakır- Konya takımları arasındaki kavganın, taraftarların saldırganlığının sebebi sır değil.

Bir çarpıcı iddia daha

Yazıyı bir anekdot ile bitirerek, derin futbolun malzemesi haline getirilen Diyarbakırspor’a devletin ilgi ve merakının ne boyutlara geldiğine dikkat çekmek istiyorum. Yıl 2001… Diyarbakırspor’un birinci lige yükselmesi için Konya engeli aşılmış, son aşamaya gelinmiş. Rakip yine güçlü:İzmir’in köklü kulübü Altay Diyarbakır deplasmanında. Maç öncesi Futbol Federasyonu maçın yayınlanmayacağını, haber amaçlı hiçbir kameranın stada alınmayacağını duyuruyor. Medya şaşkın. Kameraların giremediği stadda, dedikodular daha büyük bir hızla yayılıyor. Buna göre, Altay’ın soyunma odasının penceresine çalışan bir vidanjörün egzost borusu dayanıyor. Altaylı futbolcular formalarını giyerken içeriye karbonmonoksit gazı doluyor. Takım soyunma odasından kaçar adımlarla çıkarken, eğer Diyarbakırspor’a yenilmezse başına gelecekleri anlıyor. Bütün bunları da o dönem Altay’ın teknik direktörü olan, ünlü spor yorumcularımızdan biri anlatıyor.

Diyarbakırspor, devletin bekası için derin futbola işte böyle malzeme ediliyor. (BD/EK)

Ana Sayfa | Yazarlar | Arşiv-Arama | Bilgi-Belge | Çocuk Sitesi | BİAMag | Kadının Penceresi | News in English
Haber Listesi | Galeriler | Linkler | Künye | BİA Kitaplığı | BİA Hakkında

Bu web sitesi IPS İletişim Vakfınca Avrupa Birliği İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı (SIDA) desteğiyle yürütülen, "Haklar İçin Habercilik, Haberciler İçin Özgürlük" -kısa adıyla BİA3 - projesi kapsamında yayınlanmaktadır. Web sitesinin yeniden düzenlenmesi masraflarına Uluslararası İfade Özgürlüğü Değişimi (IFEX) de katkıda bulunmuştur. Bu web sitesinin içeriği yalnızca IPS İletişim Vakfı'nın sorumluluğundadır ve hiçbir biçimde SIDA'nın tutumunu yansıtmamaktadır.