06 July, Sunday, Son güncelleme 00.00

12 Martın Yıldönümünde Demokrasi Çağrısı

İHD, 12 Martçı zihniyet ve uygulamaların insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasi ilkeleri ile aşılabileceğini vurguladı; dernek açıklamasında Geçmişle hukuksal hesaplaşma yaşanmadan demokrasi yolunda ilerleyemeyiz denildi.

BİA Haber Merkezi - Ankara

12 Mart 2003, Çarşamba

İnsan Hakları Derneği (İHD), 12 Mart muhtırasının 32. yıldönümünde darbelerin yasaklanmasını, darbe ile iktidar olanlara yasal ve siyasal meşruiyet tanınmamasını, darbe ile değiştirilen Anayasaların geçersizliğinin Anayasa hükmü haline getirilmesini istedi.

Hukukun üstünlüğü, demokrasi ilkeleri

"Geçmişle hukuksal hesaplaşma yaşanmadan ve her travmayı 'unutmaya' dönüştürerek demokrasi yolunda ilerleyemeyiz" denilen İHD açıklamasında "12 Martçı zihniyet ve uygulamaların, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasi ilkeleri ile aşılabileceği" vurgulandı:

"12 Mart'ların olmaması, devlet sisteminin insan hakları ve temel özgürlükler değerlerine dayalı olması ile gerçekleşebilir. Başka bir ifade ile sistemin demokratikleşmesi ile gerçekleşebilir."

Türkiye'de 12 Mart'lar

İHD'nin açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

* Türkiye 12 Mart 1971'de, bir muhtıra ile sarsıldı. O tarihlerdeki Genel Kurmay Başkanı Memduh Tağmaç'ın sözleriyle, "Toplumsal uyanış, ekonomik gelişmeyi aşmıştı." Bu sözlerin anlamı açıktı. Özgürlükler, düzeni tehdit ediyordu. O nedenle, sistemde, başta Anayasa olmak üzere çok önemli sınırlama yoluna gitmek gerekiyordu. Öyle de oldu.

* 12 Mart muhtırası ile başlayan süreçte, bilim insanları, gazeteciler, yazarlar, üniversite öğrencileri birer ikişer gözaltına alınacak, işkenceden geçirilecek ve Deniz Gezmiş,Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan idam edilecekti.

* 12 Mart cuntasının yarım bıraktığını, 12 Eylül cuntası tamamlayacaktı.

* 12 Mart 1995'te, İstanbul'da bir katliam yaşandı. "Gazi Olayları" olarak anılan olaylarda onlarca alevi ve sol görüşlü yurttaşımız, güvenlik kuvvetlerinin silahlarından çıkan kurşunlarla öldürüldüler.

* Yargı önüne çıkarılan kamu görevlileri korundular. Çıkarılmayanlar da vardı. Olay yeri İstanbul olmasına karşın, yıllarca müdahillerin hak arama yolları zorlaştırıldı. Yurttaşlar İstanbul'dan saatlerce süren otobüs yolculukları ile davanın görüldüğü Trabzon'a taşındılar.

Devlet içinde örgütlenmiş Susurlukçu zihniyet, örgütsel varlığını muhafaza etti.

* Pek çoğu kamu görevlerine devam etti. Resmi kayıtlarda aranan kişi durumunda olanlar devletten maaşlarını almaya devam ettiler. Pek çok davada devlet görevlilerine tebligatlar yapılamadı. Soruşturmaların derinleştirilmesi istekleri reddedildi. Sanki devlet içinde örgütlenmiş "çeteler" yokmuş gibi davranıldı. TBMM Araştırma Komisyonu raporları dikkate alınmadı.(BB/NK)

Ana Sayfa | Yazarlar | Arşiv-Arama | Bilgi-Belge | Çocuk Sitesi | BİAMag | Kadının Penceresi | News in English
Haber Listesi | Galeriler | Linkler | Künye | BİA Kitaplığı | BİA Hakkında

Bu web sitesi IPS İletişim Vakfınca Avrupa Birliği (AB) ve İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı (SIDA) desteğiyle yürütülen, “Haklar İçin Habercilik, Haberciler İçin Özgürlük” -kısa adıyla BİA3 - projesi kapsamında yayınlanmaktadır. Web sitesinin yeniden düzenlenmesi masraflarına Uluslararası İfade Özgürlüğü Değişimi (IFEX) de katkıda bulunmuştur. Bu web sitesinin içeriği yalnızca IPS İletişim Vakfı'nın sorumluluğundadır ve hiçbir biçimde AB ve SIDA’nın tutumunu yansıtmamaktadır.