5 Aralık Cuma, Son güncelleme 12.20

Ekotopya'dan: "Gözaltında Su Vermediler, Avukatla Görüştürmediler"

Ekotopya Katılımcısı Sağ anlatıyor: Yaptığımız eyleme ve barışçıl protestomuza yapılan müdahale anlaşılır değil. Bu hakkımız çünkü. Kampın yurt dışından katılımcıları yaşadıkları karşısında polis devletinde yaşadığımızı düşünüyor.

BİA Haber Merkezi - İstanbul

26 Ağustos 2008, Salı

Sinop’ta düzenlenen Ekotopya Gençlik Kampı’na yapılan jandarma baskınını Sinop Valilik binasının önünde yere yatarak protesto etmek isteyen 33 kamp katılımcısı gözaltına alındı.

Yaklaşık 7 saat gözaltına tutulan ve bu sürede avukatlarıyla görüştürülmeyen, su ve yemek verilmeyen 33 kişiden biri olan Belit Sağ bianet’e Sinop’ta yaşadıklarını anlattı.

“Biz size izin veriyoruz, siz kötüye kullanıyorsunuz”

Çarşamba günü yaptığınız eylemde altı kişi gözaltına alındı. Sonrasında neler oldu?

Sinop’taki Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) önünde yaptığımız eylemin basına yansımasının ardından jandarma  ‘Biz size izin veriyoruz ama siz bunu kötüye kullanıyorsunuz’ uyarısında bulundu.

Cumartesi günü yapacakları eylemin iznini almak için emniyete gittik ancak polis talebimizi reddetti. Ardından kampa jandarma geldi ve üç saatimiz olduğunu belirterek kampı boşaltmamızı söyledi.

İmzalamamızı istedikleri bir belge gösterdiler. Valinin imzası olan bu kağıdı imzalamadık. Polis kampı boşaltmamamız durumunda zor kullanacaklarını söyleyerek bizi tehdit etti.

“Yabancılara bir şey olmaz ama...”

Baskını yapan jandarma görevlileri neler söylediler?

Jandarma bize “yabancılara bir şey olmaz ama sizin başınıza ne gelir bilemeyiz” dedi. Kampın çevresinde başından beri polis ve jandarma bulunuyordu. Ayrıca sivil görevliler de vardı. Sürekli bir abluka halindeydik. Bize sık sık kendini köylü olarak tanıtıp ‘Hangi gün, kaçta eylem yapacaksınız’ gibi sorular soruyorlardı.

Cuma günü iki jandarma aracı geldi. Ellerinde valilikten bir kağıt vardı. 'İmza atmak zorundasınız' dediler ve Cuma günü itibariyle de bu kampı boşaltmamız gerektiğini söylediler. Biz o kağıdı imzalamayı reddettik. Cumartesi sabahı kampı boşaltmamızı söylediler. Biz kampı boşaltmadık. Bu esnada polis ve jandarma sayısı giderek artıyordu.

Valilik önünde protesto: Nükleer ölümdür

Ertesi gün neler yaşandı?

Jandarmanın ve polisin kamptakilere yönelik baskıcı tavrını ve Valinin kampı boşaltmaları talebini protesto etmek için kamp katılımcısı 33 kişi eylem yapmaya karar verdik. 17:45’te başladı eylem. Üstümüzde “nükleer ölümdür” yazan kumaş parçaları sararak ölü insanlar olarak yere yattık. Bunun dışında başka bir şey yapmadık.

Polis ne kadar süre sonra müdahale etti size?

Biz yere yattıktan hemen sonra polis eyleme müdahale etti. İnsanları zor kullanarak gözaltına aldılar. Bu müdahaleden önce hiçbir uyarı yapılmadı.

Gözaltında ne kadar kaldınız?

Yaklaşık 7 saat gözaltında kaldık. Bu esnada talep ettiğimiz 'avukat ve çevirmen gelecek' denmesine rağmen gelmedi.

“Avukatımıza kendisiyle görüşmek istemediğimizi söylemişler”

Emniyette neler yaşadınız?

Avukatımız binada olmasına rağmen bizle görüştürülmedi. Avukata kendisini görmek istemediğimiz söylenmiş. Oysa ki biz en başından itibaren bunu talep ettik. Bize gözaltına alınmadığımız ve tutuklanmadığımız, bu nedenle de avukat talep etme hakkımızın bulunmadığı söylendi.

Çevirmen istediğimizi söylediğimizde resmi çevirmenden başka çevirmen gelemeyeceğini söylediler. Biz ısrar edince de su ve yemek vermeyeceklerini söylediler. İlerleyen saatlerde biz su ve yemek taleplerimizde ısrar edince kendi paramızla bize su ve yiyecek bir şeyler aldılar.

Daha sonra da hastaneye götürüldük, rapor aldık ve emniyete geri getirildik. Ardından da salıverildik. İmzalamamızı istedikleri kağıtları da birkaç kişi dışında hiç birimiz imzalamadık. Avukatımızı da serbest bırakılmadan 5 dakika önce görebildik.

SİNYAD’ın sokağında polis ablukası

Emniyetten çıktıktan sonra neler oldu?

“Karakoldan çıktıktan sonra Sinop Nükleersiz Kent ve Yaşam Derneği (SİNYAD) önüne geldik. Binanın etrafı polisler ve jandarma tarafından ablukaya alınmıştı. Kampa geri dönmemiz yasaklanmıştı. Bize açık bir şekilde Sinop’tan gitmemizi istediklerini söylediler. Gece 00:30’dan sonra tüm kamp katılımcılarının şehirden gitmesini beklediler. Tabii ki gidemezdik çünkü o saatte herhangi bir araba yok. Polis ayrıca bizim o sokaktan başka bir yere gitmemize de müsaade etmedi. Geceyi SİNYAD’da ve KESK lokalinde geçirdik. Sabah da şehirden ayrıldık.

"Polis devletindeyiz" 

Yurtdışından kampa katılanlar yaşananlar hakkında neler düşünüyorlar?

Öncelikle bir polis devletinin içinde olduklarını düşünüyorlar. Zaten jandarmanın devamlı kampta bulunması çok rahatsız ediciydi. Demokratik hakların kullanılamadığı bir ülkede bulunduklarını düşünüyorlar. Yaptığımız eyleme ve barışçıl protestomuza yapılan müdahale anlaşılır değil. Geldikleri ülkelerde barışçıl eylem yaptıklarında bırakın müdahaleyi insanlar da destekliyor. Bu hakkımız çünkü. Şiddetsiz bir eylem yapmak kadar doğal bir hak yok. Burada gösterilen tavır çok aşırı.

Başbakanın açıklamaları hakkında ne düşünüyorsun?

Komik. Ama madem başbakan en büyük çevreci, kendisinden çevre sorunlarını konuşacağımız bir görüşme talep ediyoruz. Çünkü kendisine söylemek istediğimiz iki çift lafımız var.(BÇ/EZÖ)

* Anayasaya göre gösteri ve yürüyüş izne tabi değil, bildirimi yapılan hiç bir gösteri ve eylem için izin almak gerekmiyor. 

Ana Sayfa | Yazarlar | Arşiv-Arama | Bilgi-Belge | Çocuk Sitesi | BİAMag | Kadının Penceresi | News in English
Haber Listesi | Galeriler | Linkler | Künye | BİA Kitaplığı | BİA Hakkında

Bu web sitesi IPS İletişim Vakfınca İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı (SIDA) desteğiyle yürütülen, "Haklar İçin Habercilik, Haberciler İçin Özgürlük" -kısa adıyla BİA3 - projesi kapsamında yayınlanmaktadır. Web sitesinin yeniden düzenlenmesi masraflarına Uluslararası İfade Özgürlüğü Değişimi (IFEX) de katkıda bulunmuştur. Bu web sitesinin içeriği yalnızca IPS İletişim Vakfı'nın sorumluluğundadır ve hiçbir biçimde SIDA'nın tutumunu yansıtmamaktadır.