12 Ekim Pazar, Son güncelleme 01.54

"21. Yüzyıl Çiftçi Mücadelelerinin Tarihi Olacak"

Boğaziçi'ndeki panelde konuşan tarım uzmanları ve sendikacılar, tarımda ulusötesi şirketlerin çıkarları doğrultusunda gerçekleştirilen dönüşümlere dikkat çekti, "Kooperatifleşme ve örgütlü mücadele hayati önemde" dedi.

BİA Haber Merkezi - İstanbul

18 Nisan 2008, Cuma

Boğaziçi Üniversitesi'nde (B.Ü.) gerçekleştirilen "Emek Haftası" etkililikleri kapsamında dün (17 Nisan) "Çokuluslu Şirketlerin Gıda Krizine Etkileri" başlıklı bir panel düzenlendi.

Kolaylaştırıcılığını B.Ü. Sosyoloji Bölümü'nden Yrd. Doç. Zafer Yenal'ın yaptığı panele B.Ü Tarih Bölümü'nden Prof. Dr. Huricihan İslamoğlu, Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, Üzüm Üreticileri Sendikası (ÜZÜM-SEN) Genel Başkanı Adnan Çobanoğlu ve Tütün Üreticileri Sendikası (TÜTÜN-SEN) Genel Başkanı Ali Bülent Erdem konuşmacı olarak katıldılar.

İslamoğlu: Sosyal demokrasinin söyleyecek sözü kalmadı

Bir süredir Türkiye'nin çeşitli bölgelerindeki tarımsal üretim sahalarında araştırma yürüten İslamoğlu, Türkiye tarımında 2000'den bu yana IMF, Dünya Bankası uzmanlarının önerileri ve Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikası doğrultusunda küresel piyasa düzeninin hakim kılındığını ileri sürdü.

Daha verimli bir tarımsal sektör vaadiyle ulusötesi şirketlerin tarladan sofraya üretim zincirine egemen olduğunu söyleyen İslamoğlu, bu sürecin Türkiye'de çoğunluğu oluşturan küçük ve orta büyüklükteki üreticiler için iflas ve açlık anlamına geleceğini savundu.

İslamoğlu yine de "Tütün ve mısır dışında olmuş-bitmiş bir şey yok" diyerek bu sürece karşı mücadelelerle sonuç alınabileceğini iddia etti. Türkiyeli çiftçilerin henüz mülksüzleşmediğini söyleyen İslamoğlu, "Çözüm bürokratik devlet denetimindeki eski ekonomik yapıya dönmekte değil. Küçük ve orta büyüklükteki çiftçiler üretim zincirine kendi örgütlenmeleriyle dahil olmalı" dedi.

Atalık: Krizin nedeni biyoyakıt üretimi

Atalık ise konuşmasında dünyadaki gıda krizinin birincil nedeni olarak gördüğü biyoyakıt üretimine değindi. Çokuluslu şirketlerin ve finans sektörünün yaklaşan ekonomik krize karşı hızla gıda sektörüne yatırım yapmaya başladığını vurgulayan Atalık, tarım alanlarının giderek artan oranlarda biyoyakıt üretimine ayrılmasının milyarlarca insanı açlık tehlikesiyle karşı karşıya bıraktığını savundu.

Atalık, tarımda kooperatifleşmenin, desteklerin arttırılmasının ve tarımsal altyapının geliştirilmesinin önemine de dikkat çekti.

Çobanoğlu: Çiftçi mücadeleleri yükseliyor

Hükümetin küçük üreticiliği tasfiye etmeye yöneldiğini ileri süren Çobanoğlu, uluslararası tekellerin gıda egemenliği çabalarına sahne olan bu sürecin üretici mücadelelerini de yükselttiğini vurguladı, "21. yy. dünyada çiftçi mücadelelerinin tarihi olacak" dedi.

Erdem: Çiftçi kendi toprağında işçileşiyor

Erdem ise sözleşmeli üreticiliğe dikkat çekerek çiftçilerin artık ananevi üretim biçimlerini sürdüremediğini, üretilecek ürünün cinsini, miktarını, ne zaman ve nasıl üretileceğini gıda tekellerinin dikte ettiğini söyledi. Bu durumun üreticiyi üretim sürecine ve ürününe yabancılaştırdığını savunan Erdem, sonucun çiftçinin kendi tarlasında işçileşmesi olduğunu ileri sürdü.

Konuşmaları kısaca yorumlayan Yenal da "Yeni dönemde tarım ve köy meselesi şehirlerden ayrı düşünülemez, kırsal ve kentsel sektörler iç içe" dedi. (KM/GG)

Ana Sayfa | Yazarlar | Arşiv-Arama | Bilgi-Belge | Çocuk Sitesi | BİAMag | Kadının Penceresi | News in English
Haber Listesi | Galeriler | Linkler | Künye | BİA Kitaplığı | BİA Hakkında

Bu web sitesi IPS İletişim Vakfınca Avrupa Birliği İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı (SIDA) desteğiyle yürütülen, "Haklar İçin Habercilik, Haberciler İçin Özgürlük" -kısa adıyla BİA3 - projesi kapsamında yayınlanmaktadır. Web sitesinin yeniden düzenlenmesi masraflarına Uluslararası İfade Özgürlüğü Değişimi (IFEX) de katkıda bulunmuştur. Bu web sitesinin içeriği yalnızca IPS İletişim Vakfı'nın sorumluluğundadır ve hiçbir biçimde SIDA'nın tutumunu yansıtmamaktadır.