22 Kasım Cumartesi, Son güncelleme 00.00

Anahtar Sözcükler

Emniyet Mültecilere, Mülteci Diyemiyor

hYd'nin mültecilerin yaşadığı sorunlar üzerine hazırladığı rapora itiraz eden Emniyet, tanıklıkların "yasadışı göçmen"lere ait olduğunu söyledi. Oysa uluslararası hukuka göre bu insanlar mülteci olarak değerlendirilmeli.

BİA Haber Merkezi - İstanbul

4 Nisan 2008, Cuma

Helsinki Yurttaşlar Derneği'nin (hYd) mülteciler üzerine hazırladığı rapor, Türkiye'nin 1951 Mültecilerin Statüsü Üzerine Cenevre Sözleşmesi'ne koyduğu "coğrafi çekince"nin yarattığı sorunları bir kez daha ortaya çıkardı.

Dernek, "İstenmeyen Misafirler: Türkiye’de 'Yabancı Misafirhaneleri'nde Tutulan Mülteciler" başlıklı raporu açıklamadan önce görüşlerini almak üzere Emniyet Genel Müdürlüğü Yabancılar Hudut İltica Daire Başkanlığı'na gönderdi.

Önceki gün açıklanan ve farklı illerde gözetim altına alınmış 40 mültecinin tanıklığına dayanan rapor, mültecilerin şiddet gördüğünü, temel ihtiyaçlarının karşılanmadığını ve yasal hakları konusunda bilgi edinmek ve gerekli başvuruları yapmak konusunda engellerle karşılaştıklarını gösteriyor.

Emniyet'in itirazları 

Emniyet Genel Müdürlüğü, rapora ilişkin "gayri resmi" itirazlarını şöyle sıraladı:

  • Rapor mültecilerden değil yasadışı göçmenlerden alınan bilgilere dayanılarak hazırlanmış.
  • Rapora kaynak teşkil eden kişilerin kimlikleri açıklanmadığından öne sürdükleri iddialar güvenilir değil ve bir soruşturma konusu edilemez.
  • Raporda Türkiye'de gerçek anlamda bir mülteci misafirhanesi olmadığı söyleniyor ama Yozgat'ta böyle bir kurum var.

Derneğin cevapları 

hYd'nin bu itirazlara verdiği cevaplar kısaca şöyle:

  • Rapor Cenevre Sözleşmesi'nde belirtildiği üzere uluslararası mülteci tanımını kaynak alıyor. Buna göre "ırkı, dini, milliyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm göreceği konusunda haklı bir korku taşıyan ve bu yüzden ülkesinden ayrılan ve korkusu nedeniyle geri dönemeyen veya dönmek istemeyen kişi"lere mülteci deniyor.
  • Türkiye, sözleşmedeki çekince nedeniyle sadece Avrupa ülkelerinden gelenlere iltica hakkı tanıyor; diğer ülkelerden gelenlereyse sadece "geçici sığınma" hakkı veriyor. Dolayısıyla ortaya mülteci-sığınmacı diye bir ayrım çıkıyor.
  • Devlet adil bir prosedür sonunda kişinin mülteci olup olmadığını tespit eder. Fakat bu süreç içinde aksi kararlaştırılana kadar kişi mülteci konumundadır.
  • Yasadışı göçmen, bir ülkeye gerekli belgeler olmadan giren insanlara deniliyor. Fakat Cenevre Sözleşmesi mültecilik başvurusunda bulunan kişilerin ülkeye yasadışı yollardan girmek nedeniyle ceza görmeyeceğini söylüyor.  
  • İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü "yabancılar misafirhanelerinde" tutulmakta olan kişileri “yasadışı göçmen” olarak tanımlama eğiliminde olsa dahi, Türkiye devleti bu kişilerin keyfi olarak özgürlüklerinden mahrum bırakılmamalarını ve tutulma koşullarının uluslararası standartlara uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür.

Dernek ayrıca raporda yer alan görüşmelerin uluslararası standartlara göre yapıldığını, dolayısıyla ifadelerin güvenilir olduğunu belirtti.

Yozgat'taki merkezin de kısıtlı kaynaklara sahip ve tek olduğunu belirten dernek, orada sadece kendi talebi üzerine yerleştirilen insanların bulunduğunu, dolayısıyla bu merkezin zorla alıkonulanlar üzerine yapılan raporun konusu olmadığını belirtti. (EÜ/GG)

Ana Sayfa | Yazarlar | Arşiv-Arama | Bilgi-Belge | Çocuk Sitesi | BİAMag | Kadının Penceresi | News in English
Haber Listesi | Galeriler | Linkler | Künye | BİA Kitaplığı | BİA Hakkında

Bu web sitesi IPS İletişim Vakfınca İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı (SIDA) desteğiyle yürütülen, "Haklar İçin Habercilik, Haberciler İçin Özgürlük" -kısa adıyla BİA3 - projesi kapsamında yayınlanmaktadır. Web sitesinin yeniden düzenlenmesi masraflarına Uluslararası İfade Özgürlüğü Değişimi (IFEX) de katkıda bulunmuştur. Bu web sitesinin içeriği yalnızca IPS İletişim Vakfı'nın sorumluluğundadır ve hiçbir biçimde SIDA'nın tutumunu yansıtmamaktadır.