3 Aralık Çarşamba, Son güncelleme 00.00

Anahtar Sözcükler

"Çoğalmak Yerine Savaşlar Olmasın, Çocuklar Ölmesin..."

Kadınlar, kadın hareket içinde yeralsın ya da almasın, bedenlerine tasarruf girişimine öfkeliler, Başbakan'dan aile içi şiddet, SSGSS, geçim derdine duyarsızlığının hesabını soruyorlar.

BİA Haber Merkezi - İstanbul

10 Mart 2008, Pazartesi

Kadınlara ve kadın örgütlerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın tam da 8 Mart'tan bir gün önce kadınlara en az üç çocuk doğurmayı ve "Türk milletinin kökünün kazınmasına engel olmayı" telkin etmesiyle ilgili his ve düşüncelerini sorduk... 

Kadınlar Başbakan'a öfkeli... Doğurmaya ya da doğurmamaya kendilerinin karar vereceğini ilan ediyorlar, Başbakan'a kadına yönelik şiddet, kadın istihdamıyla ilgili ne yapacağını soruyorlar... 

"Kafa sayısı artırmak için çocuk yapmak olmaz" 

Ebru Karaca (34, reklamcı): Biz doğuracağız o mu bakacak? Kediler köpekler üçer beşer doğurur ya... Bir tane çocuk doğurmayı düşünüyordum ama vazgeçtim ondan da, zaten beş tane de doğursam hiçbiri ona oy vermeyecek.

Ahu Sungur
(27, tiyatro oyuncusu, bir çocuğu var): Ben bir tane çocuk yaptım, üç değil. Beş, altı, yedi çocuk yapınca durmadan geriliyoruz. Bilinçli, eğitim düzeyi yüksek çocuklar yetiştirmek önemli. Dünyadaki mutsuzluklar nedeniyle bir çocuğa bile zor karar verdim.

Emel Karakuş Atmaca (öğretmen, 27, bir çocuğu var): Valla aynı diğer kadınlar gibi "Kendi doğursun Türkleri" diyorum. Irkçı şoven bir söylem. Üstelik kadını aşağılayan, ulus devlet kavramını yüceleştiren, geçim derdini yok sayan bir tavır. Üstelik kafa sayısını artırmak için çocuk yapmak olmaz.

"Çoğalın değil, savaş olmasın çocuklar ölmesin demeli" 

Rukiye Aras (48, işçi emeklisi, Bursa, iki çocuğu var): Kesinlikle katılmıyorum. Türkler çoğalacak diye çocuk doğuramam. İki çocuğum var. Çoğalmak için doğurmadım onları. İhtiyaçlarını karşılayamadıktan sonra, iyi bir gelecek ve güvenli bir ortam sunmadıktan sonra çocuk yapmanın anlamı yok. Çocuklar çok şey ister. Çoğalın demek yerine savaşlar olmasın çocuklar ölmesin demek gerekir.

Feminist aktivist Filiz Karakuş: Bu sözler Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) dayandığı dini muhafazakar ve milliyetçi  zihniyeti açığa çıkarıyor.  Kadının asıl kimliği olarak annelik görülüyor. Türk milletinin soyunu sürdürmek ve çocuk bakmak  kadınların esas işi görülüyor. Erdoğan'ın dört çocuğu var, kendisi başbakan, karısı ise hayatını dört çocuğu büyütmeye adamış ve maalesef Erdoğan'ın karısı olmak asıl kimliği.  Ama biz kadınların başbakan olmasını istiyoruz. 

Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi Kadınlar Hakları Komisyonu'ndan avukat Çiğdem Hacısoftaoğlu: Kadınlara biçilen geleneksel, toplumsal cinsiyet rolleri ve Başbakan'ın kotaya ilişkin tavrı ortada, başörtüsü komisyonunda hiç kadın yoktu. Kreşler kaldırılıyor işyerlerinde. Kadınlara "eve gidin çocuk bakın" denmek isteniyor.  Nüfus politikalarının da payı var bu sözlerde, daha önce doğurmamak teşvik edilirken şimdi doğurmak teşvik ediliyor.

"Bakacaksan sen doğur"

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı gönüllüsü Zelal Yalçın: Kadınların bedenleriyle ilgili devlet politikalarını reddediyoruz. Kadının çocuk doğurma hakkının gaspedilmesini de, kadını çocuk doğurmaya devletin teşvik etmesini de bir denetleme biçimi olarak görüyoruz.

Amargi: 8 Mart'ta Erdoğan'a "Bana bak Başbakan, tepemizi atttırma kendin yat kuluçkaya, bir Türkçük, iki Türkçük, üç Türkçük doğurmaya" demiştik. "Bedenimiz bizim" diyoruz devlet her zaman kadının doğurma hakkına tarih boyınca karışmıştır, çok şaşırmadık. (NZ/GG)

Ana Sayfa | Yazarlar | Arşiv-Arama | Bilgi-Belge | Çocuk Sitesi | BİAMag | Kadının Penceresi | News in English
Haber Listesi | Galeriler | Linkler | Künye | BİA Kitaplığı | BİA Hakkında

Bu web sitesi IPS İletişim Vakfınca İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı (SIDA) desteğiyle yürütülen, "Haklar İçin Habercilik, Haberciler İçin Özgürlük" -kısa adıyla BİA3 - projesi kapsamında yayınlanmaktadır. Web sitesinin yeniden düzenlenmesi masraflarına Uluslararası İfade Özgürlüğü Değişimi (IFEX) de katkıda bulunmuştur. Bu web sitesinin içeriği yalnızca IPS İletişim Vakfı'nın sorumluluğundadır ve hiçbir biçimde SIDA'nın tutumunu yansıtmamaktadır.